Hadisler ışığında Mehdi ve çıkışını nasıl yorumlarsınız ?
Öncelikle Şunu bir belirteyim ...
Ben Hadis Külliyatından Şüphelerim üzerine DELİLİ NETLEŞTİRMEK İÇİN Onu Kuran'dan aradım .
Neden?
1- Çünkü Hadis Külliyatı Var diyordu ve ŞAM bölgesi Hadiseleri Suriye Savaşı sonrası Zamane işaretleri de Onun zamanına yaklaşıldığına ait verileri veriyordu Hadisi Şeriflerden .
2- Fakat Akademisyen İlahiyatçılar ve Bazı yeni TİP Ulemadan da İsrailiyyat ve Kab. El Ahbar ve bir diğer Yahudi alimin Müslümanlığı Kabulü sonrası Kendi İsrailiyyat bilgilerinin İslama anlatılarak Kaynaklarımıza girdiği belirtildiğinden .
KİŞİSEL ARAŞTIRMAM ve Kalbimi Mütmain Etmek için .
Vahye RUCU Etmem Şart olmuştu .
Gördüğüm Hadis Külliyatı SIHHAT Olarak bize SALİMEN ulaşmış .
Kuran bunu tasdik ediyor . Bir sürü yönlerle MEHDİ'ye Bakan AHİR ZAMAN AYETLERİ var ve BİZATİHİ İNAT ETMEYEN Herkes için Alenen bu bilgi Kuran'da görülüyor .
Peki Hadisi Şeriflerde anlatılan ...
Onun HAC'ca gitmesi ve Orada ÜMMETİN Birbirinden Habersiz Salih Alimlerinin Onu araması ve devamında anlatılan Külliyat doğru mu ?
Şimdi siz bu devirde yaşıyorsunuz ve Görüyorsunuz ki .
BEN MEHDİYİM Diyen dolu .
İstemem Yan Cebime Koy diyen Oktarcılar vs. gözünüzün önünde .
Olmayan Youtube'da MEHDİ benim diyen bir sürü İnsan var . BEŞER demiyorum . İnsan diyorum Bunlara .
Bu şartlarda MEHDİ Ben Mehdiyim DEMEZ .
Bu bir ONAY Gerektiren İşlerdendir .
Madden ve Manen Tescili GEREKİR .
Birileri Bunları Kullarının Karşısına Geçip Yapacak iken MEHDİ bu yolu seçmez .
MEHDİ A.S Ancak ve Ancak Rabbinin KENDİSİNİ O MEHDİ'DİR DEDİRTMESİ ŞARTI İLE görevi Kabul eder .
Ki .
Kendisi Değil SALİH ve SADIK Alimler Bunu HEM Ondaki İlmi görüp anlasın .
Hem de Manen O Kişinin işaretleri kendisine bildirilmiş olarak Rüya gibi şeylerle HAC zamanı Mekke'ye Gitsinler ve Onu arasınlar .
Sürecin bu şekilde Olacağı Zamane Halleri ve Etrafın durumu ile de MAKUL ve DÜNYEVİ PEREST Olarak Başlamamak açısından HÜSNÜ HALLERDEN ...
Onun için Ben Hadis Külliyatının DOĞRULUĞUNU DA görüyorum .
Ki Kuraniyyun ve Hadisi Şerifleri Yazıp Nakledenler arasında GEREKSİZ ABSÜRT bir Kavga var .
Ben Onlardan da Beri / Uzağım .
Vahyi bilene BATIL İşlemez .
Hadis Külliyatında Yazan Zamanla karışmış mıdır HAKİKATİ nedir meselesinde SIHHATLİ BİZE DİREKT Ulaştığını Çalıştığım bu şey ile ...
Verebirilim . Yüzde yüz hepsine KEFİL olur musun . Sadece bu doğru ise Diğerleri de doğru olmalı yönünde Kanaat veririm . Toplandığı devirde SIHHAT Yönünden O Var ise diğerleri de sıhhat yönünden SAĞ SALİM AYAKTA OLMALI diye düşünüyorum
Ki bir Başka Örnek daha vereceğim .
Bu Hadis Külliyatı ile KURAN Denkleminde bir Mesele ve Anladığım kadarı ile bunu AKADEMİK DÜZEYDE Henüz benim gibi Açıklayan var mı .
Bilmiyorum .
Ama İsabet eden Kardeşlerim Kesinlikle Kurana Bakarak , Hadisin Olamayacağını söyleyip cedelleşiyorlar .
Olay O değil .
Biraz başka .
2/ el-Bakara -33- (ALLÂH): "Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver" dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (ALLÂH): "Ben size, ‘Ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim’ dememiş miydim?“ dedi.
5/ el-Mâide -109- ALLÂH, Resûlleri topladığı gün:"Size ne cevap verildi?"der. "Bizim bilgimiz yok" derler, "gizlileri bilen yalnız Sen’sin, Sen!"
7/ el-A’râf -188- De ki, “ben kendi kendime ALLÂH'ın dilediğinden başka ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye mâlik değilim. Ben eğer gaybı bilseydim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı. Ben îmân edecek bir kavme müjde veren ve uyaran bir Peygamberden başka biri değilim. “
10/ Yûnus -20- Bir de "Ona Rabbinden daha başka bir âyet indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Gaybı bilmek ancak ALLÂH'a mahsûstur, bekleyiniz bakalım, ben de sizinle beraber bekleyeceğim şüphesiz."
11/ Hûd -31- Ben size "ALLÂH'ın hazîneleri benim yanımdadır" demiyorum ki. Ben size "Ben bir meleğim" de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükleriniz hakkında "ALLÂH onlara hiçbir hayır vermez" de demiyorum. Onların içlerindeki niyeti, en iyi ALLÂH bilir. (Bu söylediklerimin aksini iddiâ’ etseydim) asıl o zaman zalimlerden olurdum.
49- İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, âkıbet muhakkak müttakîlerindir.
16/ en-Nahl -77- Göklerin ve yerin gaybını bilmek ALLÂH'a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz ALLÂH her şeye kadîr’dir.
18/ el-Kehf -25- Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilâve etmişlerdir.
26- De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını ALLÂH daha iyi bilir." Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümrânlığına kimseyi ortak etmez.
27/ en-Neml -65- De ki: Göklerde ve yerde ALLÂH’dan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
14- Ne zaman ki Süleymân'a ölümü hükmettik, cinlere onun ölümünü sezdiren olmadı. Yalnız bir ağaç kurdu yere dayandığı asâsını yiyordu. Bu sebeple Süleymân yere yıkılınca ortaya çıktı ki, cinler eğer gaybı bilir olsalar o zilletli azab içinde bekleyip durmazlardı.
48- De ki: "Gerçekten Rabbim, hakk’kı yerli yerine koyar. O, gaybları hakkıyla bilendir."
41/ Fussilet -47- Kıyamet zamanını bilmek ancak ALLÂH'a havâle edilir. O’nun bilgisi dışında hiçbir meyve kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. ALLÂH onlara: "Bana koştuğunuz ortaklarım nerede?" diye seslendiği gün, onlar: "Senin ortağın olduğuna dâir bizden hiçbir şâhid olmadığını Sana arz ederiz" derler.
85- Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümrânlığı kendisine ait olan ALLÂH'ın şânı yücedir. Kıyamet saatinin bilgisi de yalnız O’nun yanındadır. Siz sadece O'na döndürüleceksiniz.
53/ en-Necm -35- Gaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor?
57/ el-Hadîd -25- Andolsun Biz Peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adâleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, ALLÂH'ın dinine ve Peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz ALLÂH kuvvetlidir.
67/ el-Mülk -25- (Onlar): "Doğru iseniz bu tehdîd ne zaman olacak?" diyorlar.
26- De ki: "(O'na ait) bilgi, ALLÂH'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
68/ el-Kalem -47- Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar?
*GAYBI TAŞLAMAKTAN İMTİNÂ ETMEK
18/ el-Kehf -22- Diyecekler ki, “Onlar üçtür; dördüncüsü köpekleridir.” Yine diyecekler ki, “Onlar beştir; altıncısı köpekleridir.” Bütün bunlar gaybı taşlamaktır. Yahud “Onlar yedidir; sekizincisi köpekleridir” diyecekler. Sen de ki: Onların sayısını en iyi bilen Rabbimdir. İnsanlardan ise pek azı onları bilir. Onun için, onlar hakkında açık olan delillerden daha ötesi için tartışmaya girme; hiç kimseden de onlar hakkında bir şey sorma!
23- Hiçbir şey hakkında da “Ben yarın şunu yapacağım” deme.
24- Ancak ALLÂH’ın dilemesine bağlarsan müstesnâdır. Unuttuğun zaman da Rabbini an ve “Umarım, Rabbim beni bundan daha doğru bir yola iletir” de.
25- Yine bazıları, “Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar” dedi; bazıları da buna dokuz daha ilâve etti.
26- De ki: Onların ne kadar kaldığını en iyi Rabbim bilir. Göklerin ve yerin gizlilikleri O’na aittir. O ne güzel görür ve ne güzel işitir! Onlar için Ondan başka bir dost ve yardımcı yoktur. O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.
27- Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. Ne Onun sözlerini değiştirebilecek biri vardır; ne de sen O’ndan başka bir sığınak bulabilirsin.
*GAYBI YALNIZ ALLÂH BİLİR
6/ el-En’âm -50- De ki: "Size ALLÂH'ın hazîneleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?"
11/ Hûd -49- İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, âkıbet muhakkak müttakîlerindir.
12/ Yûsuf -3- Sana bu Kur'ân'ı vahyetmekle Biz, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktu.
72/ el-Cin -26- O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz.
27- Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar.
31/ Lokmân -34- Kıyamet saatinin ne zaman geleceğini yalnız ALLÂH bilir. Yağmuru da O indirir, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Her şeyi mükemmel tarzda bilen ve her şeyden haberdar olan ALLÂH’dır.
Bunca apaçık uyarı ihtara rağmen, mehdi uydurmasına inanan, duyduğu yalanı parlatıp hadis diye söyleyen, vahiy ile sıkı sıkıya kapatılmış kapıya çilingir arayan ! Bilsinki üzerinde hiç bir dini vecibe yoktur.! Zira sorumluluk akıl sahibinedir.!
En son Yusufkoca tarafından Sal 01 Arl 2020, 16:12 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Konu ...
Altın ve İpeğin NEBİ A.S tarafından Ümmetine HARAM edildiği Meselesi .
Bu konu 2 Cihetten Tartışılıyor .
1- RESUL A.S Helal ve HARAM Koyabilir mi .
Bu Konuda ARAF 157.AYET İLE Resülün buna yetkisi olduğu Yönünde bir KANNAT Oluşmuş alimlerde .
Bir şeyin TAYYİP veya Habis Olduğunu Resül İlan eder demişler .
Sonuçta O ALLAH'ın Elçisi .
Ve Kani olmuş Geçmiş Ulema ve bu Hadisi Şerife .
Diyanet Vakfı: Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resûle, o ümmî peygambere uyan kimselerdir. ... O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar.
Ki BU AYETİN sonunda .
KESİNLİKLE ONLAR KURTULUŞA ERENLERDİR ...
Diye Ayet bitiyor .
Bu sebeple ONA İTTİBA EDENLER KESİNLİKLE KURTULUŞA ERECEK YA .
ULEMA MECBUREN ŞİMDİ HADİS 'DE GELMİŞ Mİ ABİCİM SAHİH .
Ne Yapsın .
Altın ve İpek Haram demiş .
NOT: Bu Görüştekiler İctihaden HATA mı değil mi Sonradan Göreceğiz Benim Görüşümü . (Amma HATA olsa bile Affa Mazhar olurlar mı konusu da Bizi ilgilendirmez . SUİ Niyyet yok ise de AĞIR BİR Kusur görüyoruz . Onu da söyleyeyim . Affedip etmemek ALLAH'ın katındadır . Biz İlmi araştırırız . )
https://fetva.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/38273/erke ...irgyeb8%3d
Diyanet Fetva Hattı'da Halen Vahye değil .
Hadis ile AMEL etmeye yakın .
Ama bir taraftan da kıvranıyor . Nişan yüzüğü olabilir vs.
2- Kuranı Kerimden ARAF 31 ve 32.ayetleri Görenler ... (son devir Kuraniyyun Ekibi Mensupları ve A. BAYINDIR'ın Süleymaniye Vakfı Kesinlikle bu ayet ile Altın ve İpeğin Helal olduğunu söyler )
O ayetler nedir ?
Alıntı:
ARAF :31
Ey Âdemoğulları! Her namaz kılmak için Mescide yöneldiğinizde ZİYNETLERİNİZİ takınarak oraya gidin , yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.
32 -
De ki: "Allah’ın kulları için yarattığı süsü, temiz ve iyi rızıkları kim haram kıldı?" De ki: "Onlar dünya hayatında müminlere yaraşır; kıyamet gününde ise yalnız onlara mahsus olacaktır." İşte bilmek isteyen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.
Şimdi bir Hafıza Oluşmasını istiyorum ki .
BEN EVLENDİM NİŞAN YÜZÜĞÜ TAKMADIM .
BİR TANE ALTIN ZİYNET GİYMEDİM VE BİR SÜRÜ Kardeşimiz Hassas Oldu ise SIRF bu yüzden idi .
NEBİ A.S' ın ARAF 157. ayet ile ONU HABİS Tanımlaması olarak Gördük MANEN . Zühd ve Takva Yönünden HABİS anladık biz de . O görüşe göre de BELKİ DE EZBER KÜLTÜR araştırmadan vs.
Hooop ALTIN haram vs. gırla gitti .
İpeki giyme bu dünyada O Ümmeti Muhammed'e A.S yasak dendi .
Amma İş Ne imiş .
Öyle değil imiş .
KÖPEK OĞLU KÖPEK FETÖ DENEN Pİ..İN .
KURAN MÜSLÜMANLIĞI DENEN BİR SAPIKLIK ÇIKTI Hezeyanı ve Adiliğinin CEVABINI KURANIN MEHDİNE YAPIŞANLAR BULDU VE ÇIKARTTI BİİZNİLLAH . Ağzının Payını vermek ve HOCA müsveddesi O Adi herifin Bizi düşürmek istediği yerden Hem Nefsimizi Hem NUR Cemaatini Hem de Ümmeti Muhammedi KURTARMAK FARZI AYN .
Aksi HOCA'ların TEVRAT VE İNCİL EHLİNİN DİN ADAMLARI AHBARLARINI RAB EDİNMESİ GİBİ Rab edinilecekti ve Peşinden gidilip durulacaktı O KRİPTO Herifin .
Amma ALLAH Planlarını ve HOCA Müsveddesinin hayallerini mahvetti .
Elhamdülillah .
En son Ertuğrul MERTEL tarafından Çrş 02 Arl 2020, 10:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
NEBİ A.S Ümmetinin Erkeklerine Altın ve İpeğin Haram olduğunu İctihaden bildirmiş ve Hadis Külliyatında mevcut .
Konu bu .
Çünkü Kendisine Ümmetinin İleride Çok genişleyeceği ve Dünya ile İmtihanı olacağı belirtilmiş . O da ZÜHD VE TAKVAYA uygun olan bu İctihadını belirtmiş .
Sonuçta Manen HABİS ve dünya Ziyneti bu ve Ümmetim bunu üzerinde takacağına Ticarette kullansın . Çok zenginse fakir fukaraya DİN işlerinde cihada sevketsin . Ama üstünde taşımasın DÜNYA EHLİ Kullar gibi diye düşünmüş Allahu Alem .
Peki biz neyi biliyoruz .
NEBİ'NİN DİN ADINA Yaptığı TÜm hareketler ve Görüşler .
Önce Onun ağzından çıkar . Sonra VAHY'i gelir . Tenkid veya TASDİK yönünden Vahy inerken bu kesinlikle Şüpheden AZAD edilir . ama NEBİ A.S illa vahy gelmesini FETVAİ İşlerde beklemez .
Örnek .
Tahrim suresi ... Bedir Esirleri Ayetleri . Mücadele suresi .
Ve Sahabeden Bazılarının Şüpheye düştüğünden Onun İctihadının Uygulaması olan CUMA toplanmasını TASDİK için CUMA suresi ayetleri gibi .
Bu Hafızaya Sahip olmayan SİYERİ NEBİ'yi ve Vahyin ne şartlarda geldiğini RİVAYET Kaynaklarından Anlamadan / KÜNHÜNE VAKIF OLMADAN Eski tabirle .
KURAN SİZE MEHDİ OLMAZ .
RİVAYET KÜLTÜRÜ VE BİR YAŞANMIŞLIK İLE O VAHYİN METNİ VAR .
İşte bu Hafıza ile ...
Gidin ARAF 31 . ve 32 ayetlere ( ) Yukarıda Verdim . Bir DAHA Bakın .
AYET GELİP ONUN ADEM OĞULLARI YÖNÜNDEN NESH EDİCİLİĞİNİ VERMİŞ .
Dikkat edin Bakın .
Kısıtlı MENSUH'luk var .
TAM bir Hüviyet ile .
Kaspayıcı SÖZ ile . YA EYYUHELLEZİYNE AMENU diye gelmiyor AYET .
Adem Oğluna HELAL diyor . Diğerlerine NEBİ^'nin Cİtihadı dorğudur demektir bu .
Fakat 32. AYETE BAKARSANIZ .
ADEM ONUN KULUDUR DEMEK 31'DE GİT HER MESCİDDE CAKA SATAR GİBİ SANA NE ZİYNET VERİLDFİ İSE GİY .
KİMSE SANA BUNU HARAM KILAMAZ . (Hani NEBİ'nin HARAM'dır Ümmetime demesi var ya )
BAK VAHYİ GETİREN HADİSİ KURAN İLE TASDİK ETTİ .
HADİS BİZE KADAR DOĞRU GELMİŞ'i Konu Vahye girdiğinden anlayabiliyoruz ...
AMMA VAHYİN ONU NESHETTİĞİ VE KISITLI KABUL ETTİĞİNİ DE ...
ULEMA ÇÖZEMEMİŞ ABİCİM İŞTE .
İmkanın VAR ve SEN Adem Oğlu isen diyor .
Git NEREDE BİR MESCİD var ise (Ki Mescidi NEBEVİ dibinde ve burada Resmen NEBİ'nin İctihadı zühd ve TAKVA yönünden Adem Oğlunun O devirde ve sonrasında Bundan MEN edilmesini HARAM Etmiştir .) Orada bunu üzerine TAK takıştır .
Fakat İNS-AN isen .
Sana bu ruhsat yok .
Nereden bileceğiz Takanın ADEM oğlu mu olduğunu İNS -AN mı olduğunu meselesi doğar buradan da .
Onu da düşünüyoruz .
ADEM oğlu olan MEVCUDATTA Tabiatta VAR olan tüm nesneleri bilir ve tanır . Ondan kendisine ZİYNET olacak şeyleri Çıkartacak TEKNOLOJİYE AİT altyapısı kendisinde olandır .
Yani bir NEV'İ Adem Oğlu Bilim adamı gibidir .
Baktığında bunu anlarsın .
İNS-AN ise KEndisinde bu kabiliyet olmayıp bir ADEM oğlunun Rehberliğinde buna ancak KALFA'lık ÇIRAK'lık edebilen kişidir .
Onlar için bu yasaktır .
İşin Ehli Adem Oğlu Olan USTA'lara NEBİ'NİN ÇEKİNCESİ Uygulanmaz . Çırak ve KALFA olan EHLİ USTA olur ve Adem oğlundan BERAT alırsa .
O'da takabilir .
Bu konu çok gündeme gelmeye başladı ama boş şeyler yazılıyor, hatta İstanbulda kendini mehdi olduğunu iddia eden birisi de var! Dinle ilğili konularda herkes kendi kafasına ve aklına gelen yorumları yapamaz çünkü doğru olmaz, bu konuda Ayet hadis ve diyanette konunun uzmanları olanların görüşüne itibar edilir.
Mehdi ile ilgili net ayet ve hadis yok ama farklı hadisleri çarpıtarak kendilerini haklı çıkarma gayreti içinde olanlar var. Kur’ân ve Sünnete olmayan şeyleri boş yere tartışmak boşa zaman kaybıdır.
Diyanette konunun uzmanı dediğin kisilerden birisi de Abdulaziz Bayındır idi .
2010 da ne demiş .
Aynı Bayındır bak 2017 lerde ne demiş .
Samimi isen videoyu sonuna kadar izle .
Sonra da ezbere dayalı DİN ile ,
delilsiz olarak asıl senin
Konuya egilip düşünüp incelemiş insanları küçümseyerek hareket ettiğini anla .
Senin dediğin kimselerin din ilimlerinde referans aldığı ölçüler dışında bir ölçü falan mı kullanıyoruz ve Allah beyni sadece bunlara mi verdi .
Adam fetva veriyor 2010. Da .
2017 de yav bunun Kuran da delili yok diyor .
Bayındır en azindan 2017 deki hali ile benden geride . Son görüşü zaten dedigim gibi olacak .
Kurani referansa baglı bir Mümin için başka bir gidişte olamaz .
Kissalar dinine verdiğin değerin daha fazlasını
Orjinal metin üzerinden emek verip çalışan ve
Sana Allahin Kitabından bila bedel anlatan Kardeşlerine vermen gerekmez mi idi ?
Islâm kolaylık dini,o kadar bidat ve hurafe doldurulmuşki
Asıl islam Allahın dini anlayasınız diye apaçık indirdim dediği hz.kurani okumak ve cidden sahih müçteitlerden anlaşılmayani öğrenmek yeter ...
Islâm kolaylık dini,o kadar bidat ve hurafe doldurulmuşki
Asıl islam Allahın dini anlayasınız diye apaçık indirdim dediği hz.kurani okumak ve cidden sahih müçteitlerden anlaşılmayani öğrenmek yeter ...
Tarikatlar: baska dinlerden ogrendikleri sapik kavramlar (bidat,lari) ve batil inanclari islami kelime ve kavramlarla susleyerek dine katip kirleten seytani yoldur.
Cemaatler: seytana tapan emperyalist hainlere usaklik yapip, dini kelime ve kavramlari onlarin istedigi sekilde yorumlayip, muslumanlari batil (tagut) duzenlere itaat ettiren seytani yoldur.
Sozde alimler,evliyalar ve ilahiyatcilar ise islami kelime ve kavramlarin yuce manalarini kucultup,daraltip sonra da basit ve ilkel din haline getiren insan kiligindaki seytanlardir.
Dinin anakaynagi KURAN,RASUL ve SAHABE,dir.
Cibril geldi ve Peygambere sordu...
Cebrail aleyhisselâm, Hz. Peygamber’in de aralarında bulunduğu bir sahabe topluluğuna insan suretinde gelmiş, iman, İslâm, ihsan ve kıyamet alâmetleri gibi bazı soruları Allah Rasûlüne sorarak cevaplarını almıştır...
Cibril geldi ve Peygambere sordu...
İşte Cebrail (a.s.)’ın bizzat soru sorarak ve cevaplarını tasdik ederek telkin ettiği bu hadise, “Cibril hadîsi” adı verilmiştir.
Abdullah b. Ömer’in, babası Hz. Ömer’den naklettiği bu hadis şöyledir:
“Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)’in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru Peygamber (s.a.s.)’in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve:
“Ya Muhammed! Bana İslâm’ın ne olduğunu söyle” dedi. Rasûlullah (s.a.s.): “İslâm; Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in de Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt’i hac etmendir” buyurdu. O zat: “Doğru söyledin” dedi. Babam dedi ki: “Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu.”
“Bana imandan haber ver” dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah’a, Allah’ın meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır” buyurdu. O zât yine:
“Doğru söyledin” dedi. Bu sefer:
“Bana ihsandan haber ver” dedi. Rasûlullah (s.a.s.):
“Allah’a O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da, O seni muhakkak görür” buyurdu. O zat:
“Bana kıyametten haber ver” dedi. Rasûlullah (s.a.s.) “Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir” buyurdular.
“O halde bana alâmetlerinden haber ver” dedi. Peygamber (s.a.s.):
“Câriyenin kendi sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir” buyurdu. Babam dedi ki:
Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Rasûlü bana: “Ya Ömer! O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?” dedi. “Allah ve Rasûlü bilir” dedim.
“O Cibrîl’di. Size dininizi öğretmeye gelmişti” buyurdular. (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1).
Allah'ın Peygamber efendimiz s.a.v e bile bildirmediği konular hakkında herkes bir yorum yapıyor! Eğer senin amelin düzgün değilse mehdi de gelse, deccal gelse sana bir faydası olurmu? Zaten olmayan boş şeylerle uğraşmakta bizim halkımız gibisi yok!