Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Serdar OKAN
12 yıl önce - Sal 21 Tem 2009, 22:17
Malatya - Arslantepe (Aslantepe) Höyüğü


ASLANTEPE HÖYÜĞÜ

Aslantepe höyüğü Malatyanın yeşil ve şirin kasbası Orduzu Belediyesi sınırları içindedir.
Aslan tepe Höyüğü, binlerce yıl üstüste yığılan pek çok yerleşim tabakasından oluşmaktadır. M.Ö. 5 bin yıllarından M.Ö 712 tarihindeki asur istilasına kadar şehir olarak varlığını sürdüren tepe daha sonra uzunca bir süre terk edilmiştir. M.S. 5-6 yüzyıllar rasında ise Romalılar tarafından olarak kullanılmış ve daha sonra Bizans nekrapolü(mezarlık) olarak yerleşimini tamamlamıştır.

İlk kazılar 1930'lu yıllarında Fransız arkeologlar tarafından yapılmıştır. Kazılarda taş üzerine alçak kabartma ile dekore edilmiş avlu ve giriş kapısının iki yanında iki aslan heykeli ve karşısında devrilmiş bir kral heykeli ile Geç-Hitit Sarayı bulunmuştur. Bu eserler hala Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir.

1961 yılından günümüze kadar devam eden ve İtalyan ve Roma "La Sapianz Üniversitesi" arkeologları tarafından yapılmakta olan kazılar, Aslantepenin tarihini daha erken dönemlere taşıyark önem kazanmasını sağlamışlardır. Höyükte yapılan kazılar sonucunda M.Ö. 3300-3000 yıllarına ait bir kerpiç ssray M.Ö.3600 - 3500 yıllarına ait bir tapınak , binlece guzel mühür baskısı kaliteli metal eserler bulunmuştur.Elde edilen veriler göstermektedir ki; o dönemde Aslantepe , aristokrasinin doğduğu ve ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı resmi, dini ve kültürel bir merkezdir.

M.S. 5000 yılın sonundan M.S. 4000 sonuna kadar olan zaman süresi içinde güneydeki önemli tarihsel olayların da belirgin olarak yansıdığı Malatya'nın bu bölgesi, her ne kadar Yukarı Mezepotamya'nın bir parçasını oluşturmaktaysa da tam anlamıyla yerel özelliklerini yitirmemiştir.

M.Ö 2000 yılında Aslantepe, Fırat Nehrine doğru genişleyen Hitit İmparatorluğu'nun şehri olarak kullanılmış. Tepenin Kuzey Doğu yamacına açılan şehr kapısı ve galarisi ile Orta Anadolu Hitit kentlerine benzyen, etrafı toprak urla çevrili bir Hitit şehridir.

M.Ö 1200 yıllarında Hitit imparatorluğu'nun çöküşünde Doğu Anadolu Geç Hitit başkenti olarak Aslantepe Asur kralı Sargon tarafından tamamen yakılıp yıklımıştır.

Uzunca bir dönem terk edilen sonra, Malatya ovasına gelip Eski Malatya ya gelip yerleşen Romalılar, buluntulara göre höyük üzerinde basit bir yerleşim kurmuşlardır. Daha sonra Bizans döneminde höyük nekropol (mezarlık) alanı olarak kullanılmıştır.

Yeryüzünün İlk Medeniyeti Aslantepe mi?

Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği’nde bilim adamlarına ‘Anadolu ve Devletin Doğuşu’ başlıklı bir brifing veren İtalyan arkeolog Prof. Dr. Marcella Frangipane, “Bilinenin aksine ilk medeniyet Mezopotamya’da değil, Anadolu’da kurulmuştur.” diyor.

Yeryüzündeki medeniyetin kaynağının, tarihçilerin iddia ettiği gibi Mezopotamya değil, Anadolu olduğunu savunan İtalyan arkeolog Prof. Dr. Marcella Frangipane, bilim adamlarını ikna etmeye çalışıyor. 13 yıldır Malatya’nın Orduzu beldesindeki Aslantepe Höyüğü’nde çalışmalar yapan Prof. Dr. Marcella Frangipane, bulduğu eserlerin ilk medeniyetin Anadolu topraklarında kurulduğunu kanıtladığını söylüyor. Frangipane’a göre Aslantepe’de bulduğu kılıçlar ve saray, dünyada bulunanların en eskisi. Bu bulgular, tarih kitaplarında yer alan bugüne kadarki tüm kabulleri çürütüyor. Yani tüm tarih kitaplarındaki bilgilerin değişmesi gerekiyor. Frangipane, ikna turu çerçevesinde slayt gösterileri eşliğinde Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği’nde akademisyenlere ‘Anadolu ve Devletin Doğuşu’ başlıklı bir brifing verdi. İtalyan uzmanlar, sonuçları ‘çarpıcı’ bulurken konunun geniş bir bilimsel platformda tartışılmasını istedi. Frangipane’nın görüşleri hem İtalyan hem de dünya bilim çevrelerinde ilgi uyandırıyor. (Zaman)

Aslantepe bir kompleks

Frangipane, Mezopotamya’da yazı icat edilmeden önce burada bürokratik sistemlerin kurulduğunu belirterek, “Yine burada kaliteli metaller bulduk. Metal işlemeyi çok iyi biliyorlarmış. Bazı kılıçlar gümüşten. O zamanlarda büyük metal teknolojisi olduğunu anlıyoruz. Bu, çok önemli. Kılıç ve mızrak ucu bulduk. Bulduğumuz kılıç dünyadaki en eski kılıç. Bundan sonraki en eski kılıç 600 sene kadar sonra Alacahöyük’te bulunuyor. Ama bu bulduklarımız, hemen hemen 1000 yıl daha öncesine dayanıyor. Bulunan 9 kılıç, olağanüstü bir şekilde tek parça halinde ve üzerleri işlemeli olarak çıkarıldı.” şeklinde konuşuyor. Höyükte bugüne kadar yapılan kazılar sonucunda M.Ö. 3300–3000 yıllarına ait bir kerpiç saray, M.Ö. 3600–3500’lere ait bir tapınak, binlerce mühür baskısı, kaliteli metal eserler bulunmuştu. Devam eden kazılarla, Aslantepe’nin bir kompleks olduğu fark edildi. Frangipane, Aslantepe’deki sarayın Yakın Doğu’da bilinen ilk saray tipi büyük bina olduğunu ileri sürüyor. Bulunan mühürler ise yazının kullanılmadığını belgeliyor. Frangipane’a göre burada yaşayanlar ticaret hayatını bu mühürlerle gerçekleştiriyordu.

Öte yandan Aslantepe’nin açık hava müzesi haline getirilmesi için de çalışmalar hızla devam ediyor. Aslantepe’deki çalışmalar, Malatya Belediyesi tarafından kitapçık haline getirildi. 3 bin adet basılan kitapçık 22 sayfadan oluşuyor. Malatya Belediye Başkanı M.Yaşar Çerçi, Aslantepe’nin Malatya için önemli tarihî bir değer olduğunu belirterek, bu değerin tanıtımının yeterince yapılamadığını ifade ediyor. Başkan Çerçi, “Aslantepe, açık hava müzesi haline getirilmeli.” diyor. (Zaman)

‘Aslantepe, Mezopotamya’dan önce değil’

Malatya Müze Müdürü Selahattin Aksu, Aslantepe’nin dünyanın ilk yerleşim birimlerinden biri, bulunan sarayın dünyanın ilk saraylarından biri ve kılıçların da yine ilk örneklerden olduğunu söylemenin doğru olacağını; ancak bunlara, ‘dünyanın ilkleri’ demenin yanlış olacağını ifade etti. Aksu, Aslantepe buluntuları ile tarihin yeniden yazılması diye bir durumun söz konusu olmadığının da altını çizerek, kazı başkanı Prof. Dr. Marchella Frangipane’nin açıkmalarının yanlış anlaşıldığını söyledi. Aksu, “Marchella Hanım bir yabancı ve Türkçeyi de tam anlamıyla doğru kullandığı söylenemez. Frangipane’nin ifadeleri, bulunan eserlerin hep ‘ilklerden’ olduğu yönündedir. Belki ifadeleri yanlış kullanmış olabilir. Aslantepe, Mezopotamya’dan önce değildir. ‘Anadolu mu erken Mezopotamya mı erken?’ tartışması yapmak da yanlıştır. Çünkü bu medeniyetler birbirine girmiş ve birbirleriyle kültürel alışverişte bulunmuşlardır.” dedi.


En son Serdar OKAN tarafından Sal 21 Tem 2009, 22:22 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Serdar OKAN
12 yıl önce - Sal 21 Tem 2009, 22:19

Açık Hava Müzesi Olacak

İtalyanların yaptığı kazılarda ortaya çıkan kalkolitik dönemden kalan saray

İlk kazıların 1932 yılında başladığı Malatya'daki Aslantepe Ören Yeri'nde, İtalyanların yaptığı kazılarda ortaya çıkan kalkolitik dönemden kalan saray bu yıl açık hava müzesi yapılıyor.
Fransız Arkeolog Louis Delaporte'un 1932 yılında ilk kazılara başladığı Aslantepe Ören Yeri'nde, bu kazılarda ortaya çıkan Geç Hitit dönemine ait olduğu bilinen bir aslan ve kral heykeli Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergileniyor.
Fransızların bıraktığı kazı çalışmalarını 1961 yılından bu yana İtalyanlar devam ettiriyor. Kazı Başkanı Piero Meriggi'nin başlattığı kazıları İtalyan La Spienza Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Aslantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Marcella Frangipane devam ettiriyor.
Geç Hitit dönemi ile özdeşleşen Aslantepe'de tunç çağı, kalkolitik dönem, Roma kalıntıları var. Hitit döneminde şehir merkezi olan Aslantepe'de daha sonra Asur kral Sargon'un işgali sonrası medeniyet bitmiş. Sonra Roma medeniyeti yaşanmış. Aslantepe sürekli yerleşim görmüş, bir medeniyet son bulurken, başka bir medeniyet kurulmuş.
Aralarında arkeolog, fotoğrafçı, mühendis, mimar ve restoratörün de bulunduğu 9 kişilik İtalyan bir ekiple çalışan Prof. Dr. Frangipane, Malatya merkeze 7 kilometre uzaklıktaki Orduzu beldesinde bulunan kazı alanında yaptığı çalışmalarda yerel halktan da destek alıyor.
Her yaz yapılan kazılarda Orduzu beldesinde ikamet eden 15 kişi, eline aldığı süpürge ve fırçalarla kazı yapıyor.

-KAZI ALANI MÜZEYE DÖNÜŞTÜRÜLECEK-

İtalyan kazı ekibinin yaptığı kazılarda ortaya çıkan, milattan önce 4 binli yıllara tarihlenen kalkolitik dönemden kalma kerpiç saray, bu yıl açık hava müzesine dönüştürülecek.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Malatya İl Özel İdaresinin ortaklaşa yürüttüğü ve 784 bin 443 bin TL ihale bedeli olan açık hava müzesinin projesini kazı ekibindeki mühendis Davide Pini hazırlamış.
Proje tamamlandığında höyükte bir taraftan kazılar yürütülürken bir taraftan da açık hava müzesine dönüştürülen saray, ziyaretçilerini ağırlayacak.
İtalyan kazı ekibi en çok söz konusu bu sarayda kazılar yaptı. Bu kazılarda ortaya çıkan kılıç, mühür ve diğer eserler de Malatya Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.
Kalkolitik dönemden kalan ve dünyanın ilk sarayı olarak nitelenecek olan sarayda yapılan kazılarda; tapınak, depo, koridor ortaya çıkarılmış, mühürler bulunmuştu. Bu mühürler kazı ekibine ilk bürokrasinin başladığı işaretini verdi.
Sarayın duvarları 2.5 metre yüksekliğinde. Medeniyet bittikten sonra saray da yıkıldığı için duvarların 2.5 metresi kalmış. Sarayın koridorunun ortasında dünyanın ilk kanalizasyonu diye tabir edilecek olan bir kanalizasyon geçiyor.

-''BİRİNCİ KAZI TAMAMLANDI, İKİNCİ KAZI AĞUSTOSTA''-

Bu yılki ilk kazı çalışmasını 1-30 Haziran tarihleri arasında yapan ekip, İtalya'ya geri döndü. İkinci ve esas kazılar ise 15 Ağustos-20 Ekim tarihleri arasında başlayacak.
İlk kazı çalışmaları açık hava müzesi yapılacak olan sarayın etrafında yapılmış. Sarayın çevresi toprak tabakasından arındırılmış, açık hava müzesine ve saraya gelecek toprak kütlesinin ve su baskınlarının önüne geçilmeye çalışılmış.
Bu yılki ilk kazılarda Bizans dönemine ait bir mezar, yine aynı döneme ait seramik parçaları ile erken Roma dönemine ait seramik ve kemik parçaları bulundu. Sarayın güney doğusunda yuvarlak planlı bir ev tabanı bulundu. Evin duvarları taşla örülmüş, toprakla sıvanmıştı. Yine aynı bölgede kerpiç bir duvar ve duvarın hemen yanında parçalanmış bir küp bulundu.
Sarayın güneyinde ise iki taş örgülü duvar ve büyük bir kuyu açığa çıktı.
Sarayın kuzeyinde de Roma dönemine ait iki taş duvar bulundu. Bu duvarın hemen altında tabakanın değiştiği geç tunç dönemine geçildiği görüldü. Bu tabakada bir taş temel kalıntısı ve depo ya da mutfak olarak kullanılmış bir mekan tespit edildi. Burada seramik ve kemik parçaları bulundu. Burasının daha önce bir yangın geçirdiği ortaya çıkan buluntulardan anlaşıldı.
Sarayın batısında Roma dönemine ait olduğu görülen iki duvar örneği tespit edildi. Yine aynı bölgede bir fırın parçası bulundu. Aynı bölgede toprak sıvalı bir taban daha ortaya çıktı.
15 Ağustos'ta başlayacak çalışmalarda duvarın inşası ile eteklerindeki köyün gelişimi arasındaki bağlantı açıklığa kavuşturulmaya çalışılacak.
Höyüğün kuzeyinde ortaya çıkarılan Hitit dönemine ait taban kaldırılarak tabanın altında kazılara devam edilecek.


Serdar OKAN
12 yıl önce - Sal 21 Tem 2009, 22:20








Serdar OKAN
12 yıl önce - Sal 21 Tem 2009, 22:22



(+)





(+)





(+)


Serdar OKAN
12 yıl önce - Prş 23 Tem 2009, 00:05



(+)





(+)




sayfa 1
123 ... 121314   sonraki »
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler