Dün Atatürk'ün 1932'de meclise hitaben yaptığı konuşmaların videosu yayınlandı. İlk defa yayınlanaan görüntülerde ihracattan, dışa açılmadan, globalleşmeden ve liberal politikalardan bahsediyordu. Kemalistler bu konuşmAları duyunca ne yapacak acaba? Onların tanıdığı sevdiği Atatürk'le gerçek Atatürk arasında dağlar kadar fark var. Herkes kendi Atatürk'ünü yaratmış ona uyuyor. Taha Akyol soruyor; AMA HANGİ ATATÜRK. Balıkesİr'de hutbe okuyan Atatürk'mü, Hakimiyeti göklerden aldık diyen Atatürk mü?
En son Mehmet Kasım tarafından Prş 23 Tem 2009, 10:41 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sanılanın aksine Atatürk bu ülkenin en az bilinen şahsiyetlerinden biridir.
Adeta sisler arasından bir görünüp kaybolan gizemli bir varlıktır.
belli ki sistem böyle olmasına karar vermişitir.iyi bir komutan asker olduğu kesindir ama iyi bir siyasetçi ve devlet adamı olup-olmadığı tartışılır.
Hep uzak görüşlü olduğundan bahsedilir.gelmekte olan savaşı öngörmüş,ama demokrasinin yükselen değer olacağını ve bunun ülke içinde iyi olacağını öngörememişitir.
İstikbal göklerdedir demiş ama Uçak fabrikası onun devrinde kapanmıştır.
Benim bunu anlayabilmem de mümkün değildir.Kim bunu yapar,fabrikayı kapatır da"Ulu önder"olabilir?
Uluönder Atatürk’ün bu ülkede en az bilinen insan olduğunu iddia eden şahsiyetlere Dünya devlet adamlarının Atatürk hakkında söylediklerini okumalarını tavsiye ederim. Belki siz zahmet edip bulup okumazsınız o nedenle ben buraya bazılarını yazayım da siz okuyun.
Mustafa Kemal sosyalist değil, fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici ve iyi düşünceli, akıllı bir lider. Mustafa Kemal, soygunculara karşı bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve Sultan'ı da yaranı ile birlikte alt edeceğine inanıyorum.
LENİN
Kemal Atatürk için daimi bir anıt tesisi münasebetiyle Türkiye'ye tebriklerimi arz ile gurur duyuyorum. Onun gösterdiği yolda yürüyen büyük ulusunuz çok önemli başarılar elde etmiştir. Türk birliğinin ve ilerleyişinin mimarı Atatürk'ün hatırasını anmak için yapılan tören, dünyanın her tarafından hür insanlara ilham kaynağı olmuş çok yerinde bir saygıdır.
Dwight D. Eisenhower / ABD Başkanı, 1953
Kemal Atatürk veya bizim onu o zamanlar tanıdığımız ismiyle Kemal Paşa, gençlik günlerimde benim kahramanımdı. Büyük devrimlerini okuduğum zaman çok duygulandım. Türkiye'yi modernleştirme yolunda Atatürk'ün giriştiği genel çabayı büyük bir takdirle karşıladım. Onun dinamizmi, yılmaz ve yorulmak bilmezliği insanda büyük bir etki yaratıyor. O, Doğu'da modern çağın yapıcılarından biridir. Onun en büyük hayranları arasında bulunmakta devam ediyorum.
Jawaharlal Nehru / Hindistan Başbakanı, 1963
Yakın ve Orta Doğu'da ilk cumhuriyet, doğuşunu ona borçludur. Bu cumhuriyet, birçok ulusun milli özgürlük savaşalarına ışık tutmuştur. Atatürk'ün yönetimindeki Türkiye'nin uluslararası otoritesi yükselmiş ve ülkesi dünya siyasetinde önemli bir rol oynamaya başlamıştır.
Nikita S. Kruşçev / Sovyetler Birliği Başkanı, 1963
Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken Atatürk'ün bakışıyla cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik.
Muhammed İkbal / Pakistan Milli Şairi, 1958
Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu'nu yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıf halkın O'nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye'nin Ata'sına layık bir tezahürden başka bir şey değildir.
Winston Churchill / İngiltere Başbakanı, 1938
Kemal Atatürk yalnız bu yüzyılın en büyük liderlerinden biri değildir. Biz Pakistan'da O'nu, gelmiş geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz. O, yalnız sizin ulusunuzun sevgili önderi değildir. Dünyadaki bütün Müslümanlar gözlerini sevgi ve hayranlık duygularıyla ona çevirmişlerdir.
Muhammed Eyüp Han / Pakistan Devlet Başkanı, 1963
Bütün dünya 10 Kasım'da, biz Almanların da dostluk ve saygı ile bağlı olduğumuz bir insanın hayatını ve eserlerini takdirle anmaktadır. Atatürk, daima Türkiye ile Avrupa arasında sıkı bağlar kurmaya çalışmıştır.
Ludwig Erhard / Batı Almanya Başkanı, 1963
Atatürk adı insana bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk ulusuna ilham veren önderliğini, modern dünyayı anlayışındaki ileri görüşlülüğü ve bir askeri önder olarak kudret ve cesaretini hatırlatmaktadı r. Şüphesiz ki, Türkiye Cumhuriyeti' nin doğuşu ve o zamandan beri Atatürk'ün ve Türkiye'nin giriştiği derin ve geniş devrimler kadar bir ulusun kendine olan güvenini daha başarı ile belirten bir başka örnek gösterilemez.
John F. Kennedy / ABD Başkanı, 1963
O, güçleri birleştirmeyi, kırılmış cesaretleri yükseltmeyi bilmiş ve talihi zorlayarak, ülkenin milli bütünlüğünü tekrar kurmuş ve memleketinin bağımsızlık ve egemenliğini kazanmasını başarmıştır. Atatürk böylece, ölümü esirliğe tercih eden bir ulusun neler yapabileceğini hayretler içinde bulunan dünyaya göstermiştir. Bu örnek unutulmayacaktır.
Habib Burgiba / Tunus Cumhurbaşkanı
Çağımızda; uzak görüşlü, cesur, siyasi ve ekonomik reformlarla Türkiye'yi bugünkü modern cumhuriyet durumuna getiren Atatürk'tür. Aynı zamanda bugün Türkiye'nin Avrupa Ortak Pazarı'na girebilecek güce erişmesini sağlayan modern ekonominin temelini hazırlayan da yine odur.
Joseph Luns / Hollanda Dışişleri Bakanı, 1963
Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal'de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.
Sir Charles Townsend / İngiliz Generali, 1922
Atatürk, tarih boyunca gelip geçmiş en büyük devlet adamlarından biridir. Hiçbir zaman yaşadığı zamanın üzerinde durmamış, ileriyi görerek ona göre iş yapmıştır. Atatürk'ü Mussolini ve Hitler gibi yöneticilerden ayıran nokta işte bu niteliktir. Onlar her yaptıklarında kendilerini düşünerek hareket ediyorlardı. Atatürk, kendisinden ötesini, 20-30 yıl ilerisini görerek hareket ederdi.'
Lord Kinross / İngiliz Devlet Adamı, 1960
(Mustafa Kemal) Sert, dayanıklı ve mücadeleci. Bence harika bir subay. Kelimenin tam manasıyla mükemmel bir yönetici.
General Liman Von Sanders
Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir... Bu olağanüstü işleri yapan Mustafa Kemal, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmıştır. Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.
Eleftherios Venizelos / Yunanistan Başbakanı, 1933
Evet bütün Dünya tanırken maalesef bizim ülkemizde Hilafet/Saltanat meraklısı bir kesim tarafından tanınmamaktadır. Hatta İlkeleri yanlış yorumlanarak Uluönder Atatürk'ün değerini halkın gözünde düşürebileceklerini zannetmektedirler.
Uluönder Atatürk’ün büyük bir komutan, büyük bir asker olduğunu lütfen kabul etmişsiniz. Ama büyük bir devlet adamı, büyük bir siyasetçi olduğunu kabul edememişsiniz. Yükselen değerin Demokrasi olduğunu göremedi demişsiniz. Pardon bu ülkeye demokrasiyi Churchill’mi getirdi. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir lafından siz ne anlıyorsunuz. Bu ülkede saltanatı ve hilafeti kaldırarak Cumhuriyeti (demokrasiyi) Fransız devrimini yapanlar mı getirdi.
Siz zannedersem yükselen değerin demokrasi olduğunu anlayamadı derken tek partili demokrasiyi kastediyorsunuz. Fakat bu ülkede Atatürk döneminde Atatürk'ün isteği ile iki kere çok partili siyasete geçilmeye çalışılmış ama aynı bugün olduğu gibi eyvah hilafet elden gidiyor, eyvah saltanat gitti diyenlerin odak noktaları olduğu için kapatılmıştır. Size bunlar hiç tanıdık gelmiyor zannedersem. Ama bana çok tanıdık geliyor nedense.
Evet istikbal göklerdedir demiştir, ve bu söylemine de kesinlikle aykırı bir davranışta bulunmamıştır. Bu söylemine uygun olarak uçak fabrikasını yapmış/yaptırmış ve Türkiye o dönemde uçak ihraç eden bir ülke durumuna gelmiştir.
Uçak fabrikasının Atatürk’ün emri ile kapatıldığını söyleyen cahil cühela takımına da araştırmayı tavsiye ederim.
Türkiye’deki uçak fabrikası/fabrikaları Atatürk döneminde değil, 2. Dünya Savaşı sonrası kapanmıştır.
Saygılar
E.Y.
En son EmirhanYılmaz tarafından Prş 23 Tem 2009, 10:17 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Kemalizm kelimesi 1930 larda kullanılmaya başlanmış olup diğer adıda Atatürkçülüktür.Bu size göre çürük olan fikir veya"izm" olmasaydı Türkiye acaba bugün hangi durumda olurdu?
Japonya, Almanya, ABD, İngiltere, Fransa...vs. hep Kemalizm sayesinde geliştiler değil mi? Kemalizm olmasaydı bu ülkelerin durumu nice olurdu?!
Başlıkta Atatürke hakaret yokki, "Atatürk`ün yaptığı şu iş yanlıştı" demek hakaret etmek midir? Sadece övgüler mi düzmek gerekiyor, hiç eleştirilemeyecek mi?
Atatürk'ü eleştirmek hakaret etmek demek değildir ki. Her insan gibi Atatürk'te eleştirilebilir. Atatürk şimdiki Atatürkçüleri görse idi "ben tanrımıyım neden beni eleştirmeyip her dediğimi sorgusuz sualsız kabul ediyorsunuz, ben size bilimi ve aklı referans gösterdim, neden uymuyorsunuz" derdi.
Bir insan olarak Atatürk de hatalar yaptı elbet. Ancak "Kemalizm" bence bambaşka bir konu. Varsayalım ki "Atatürkçülük" ve "Kemalizm" aynı şey olsun, (ki bundan da emin değilim) Atatürk'ün yaptıkları ile alakasız bir ideoloji durumuna getirilmiş günümüzde.
Örneğin acaba Atatürk döneminde başörtülü bir kız üniversiteye gidip okuyamıyor muydu? Başörtülü diye bir kızı üniversiteye sokmasalar herhalde Atatürk o adamı orada astırırdı.
Gene Atatürk döneminde biliyoruz ki tek parti vardı ve Atatürk tüm diğer partileri kapatmıştı. Bence bu fena bir fikir değil. Hatta "parti" olayı tümden kaldırılabilir, partiye değil, direkt milletvekillerine oy verilir. Ancak günümüzde "Atatürkçüyüm" deyip de tek partili günlere geri dönülmesini savunan kimse yok. Demek ki günümüzde Atatürkçülük ideolojisi, Atatürk'ün kendi yaptıklarından farklı artık.
Örneğin Atatürk Türkiye'de masonluk tarikatini yasaklamış ama ölümünden sonra "Atatürkçüyüm" diyen birileri hemen geri açmış. Bugüne kadar bir daha da "Atatürkçüyüm" diyen hiç kimse masonluk tarikatini yasaklamaya çalışmamış.
Mustafa Kemal hayatı boyunca kendisi de tek bir ideolojiye bağlı kalmamış, dönem dönem çok farklı şeyler yapmış ve eski Mustafa Kemal ile çelişmiş. Bu yaptıklarının içinden bazılarını seçmece alıp, Atatürkçülük budur demek ve kendi çıkarları doğrultusunda bir ideoloji yaratıp, buna uymayanları da vatan haini ve Atatürk düşmanı ilan etmek maalesef adet olmuş günümüzde.
Burada bazı arkadaşlar Atatürk'ün tapılası bir varlık olduğu ve hiç hata yapmadığı şeklinde beyin yıkama operasyonuna maruz kalmış oldukları için en ufak bir eleştiride bile kısa devre yapmışlar. Atatürk hakkında bir film yapılmıştı, o zaman da böyle olmuştu.
Ben şahsen Atatürk'ün başarılı ve zeki bir insan olduğunu düşünüyorum. Hataları da olmuş tabi ama sanırım başka bir konu başlığı altında konuşulması lazım.
Gene Atatürk döneminde biliyoruz ki tek parti vardı ve Atatürk tüm diğer partileri kapatmıştı. Bence bu fena bir fikir değil. Hatta "parti" olayı tümden kaldırılabilir, partiye değil, direkt milletvekillerine oy verilir. Ancak günümüzde "Atatürkçüyüm" deyip de tek partili günlere geri dönülmesini savunan kimse yok. Demek ki günümüzde Atatürkçülük ideolojisi, Atatürk'ün kendi yaptıklarından farklı artık.
Bir başka mesajımda da yazmıştım. Atatürk Döneminde iki kere bizzat Atatürk'ün isteği ile çok partili sisteme geçilmek istenmiştir. Hatta o partileri Atatürk yakın arkadaşlarına kurdurmuştur.
Dünya'da demokrasi içine sindirmiş toplumlara bir bakarsak hepsine demokrasiye geçiş tabanın isteği ile olmuştur. Bugün çok savunduğumuz demokrasi bizzat Atatürk'ün istediği ile tepeden inmiştir. Evet o dönemde henüz halkımız tam olarak demokrasi kavramını bilmediği için biraz demokrasinin anlaşılması gerekiyordu. Daha tam anlaşılmamış olduğu için farklı partiler hilafet/saltanat meraklılarının ve yandaşlarının odak noktasi haline gelmişti.
O iki partinin kapatılma sebebi budur.
SİZE TANIDIK GELİYOR MU?
En son EmirhanYılmaz tarafından Prş 23 Tem 2009, 12:24 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sorun su ki Mehmet Bey, Atatürk'ü elestirenlerin ne kendileri ne de yaptiklari elestiriler bilim ve akil adina yapilmakta baska seyler adina yapilmaktadir. Bilim ve akil Türkiye'de hangi kesime bakarsaniz bakin son derece nadir kimselerin referansidir. Atatürk'e yapilan elestirileri, samimi ve art niyetsiz olarak göremiyorum acikcasi, zira bu elestirilere dayanarak, halkin ve toplumun referansi bilim ve akil olmayan seylere kaydirilmak istenmis ve basarilmistir. Süphesiz kendine Atatürkcü diyenlerin özellikle zengin olanlarin, uluslararasi firmalarin isvicredeki kokteyllerine katilanlarin, 6 ok babinda, kurucu amaclar bababinda ne kadar dogru bir yasam tarzina sahip olduklarini sorgulamalari gerekir. Bir Atatürkcüden bekleyecegim herseyden önce toplumculuktir her gece disari cikip oluk oluk para harcamak degil, her ay camasir degistirir gibi partner degistirmek degil, süphesiz. O zaman kendilerine Atatürkcü demesinler, zira Atatürkcü Atatürk'ü örnek ve referans alan demektir, ve Atatürk'ün hayatini adadigi toplumsal ve milli gelisme ve kalkinma icin artik laf disinda birsey üretemeyenler, lafta Atatürkcü, özde tüketimci-küreselci olmuslardir. Acikcasi bütün ülkelerde zengin ve sosyetik insanlarin cok nadiren toplumcu olabileceklerine inanirim. Avrupa bu konuda bir istisna, zira derin devleti büyük burjuvaziden cikmatadir. Yani devletin ve toplumun sorumlulugunu hissetmektedir bazi seckin aileler. Ama inanin ki Türkiye'de milyonlarca sessiz gercek Atatürkcü vardir, belki kendisinin Atatürkcü olarak nitelndirilebilecegini bile bilmez, kimisi köyde oturur ama Atatürkcü gibi calisir, kimisi üniversitede sessiz sedasiz dersini en iyi sekil anlatmaya calisir, kimisi maasiyla ancak gecinirken milyon dolarlik yolsuzluk davalarinda devleti yani bizlerin vergilerimizin hakkini savunmak icin köhne mahkeme salonlarinda ömür cürütür, kimisi ise ayrilikci köpeklerin dösedigi mayina basip bir gün ziyaretine gelindiginde bana gözlerimi verin görevime dönmek istiyorum demekten baska birsey demez.
Atatürkcülügün ve daha da ileri giderek Atatürk'ün karsisinda olanlar, O'nu ve degerlerini elestirmekten öte kücümsemek, halk nezdinde yipratmak ve anlamsizlastirmak isteyenlerin o düsünceler yerine koyduklari, önerdikleri düsüncelerin ve sistemlerin ne yazik ki ne Türk milletinin cikarlarini diger milletlerinkine karsi savunmak gibi bir dertleri var, ne de dünyanin acimasiz ve soguk orman kanunlarina göre dizayn edilmislikleri var. Ilginc bir ittifak var ülkemizde; toplumculuktan zerre kadar haz almayan, tüyleri diken diken olan liberal kapitalist bireyciler ile toplumculuk konusunda Atatürkcülerle sadece kapsama alani konusunda ayri düsen ümmetciler kol kola girmis "beton kemal" diyorlar, Mustafa diyorlar, demokratik cumhuriyet adi altinda dissiz, medya, para ve dinle tüm milli hisleri uyusturulmus bir toplum arzu ediyorlar. Elbetki bu olmayacak, doganin kurallarina aykiri ve o kurallar her zaman kendilerini er veya gec dayatirlar; Ancak büyük bir zaaf olusmustur. Bugün sözgelimi pkk/zortculuk gibi bir konuda hak kavramina dayanarak milli cikarlari görmezden gelerek, onlari cagdisi algilayarak bir takim cok zararli düsünceler ortaya cikmis ve propaganda edilmis. Düsmanin olsaydi bile hakki sizin neyinize? Doganin kurallarinda güclü olan haklidir. Bilimin ve aklin söyledigi budur hak konusunda. Hak yoktur güclü olan alir. Su kadar basit ve örneklerini hergün gördügümüz bir olguyu bile bilim ve akil babinda degil, semavi bir din acisindan veya yine bir cesit new-age din olan küreselcilik/bariscillik acisindan baktigimizda kendimizi timarhanede hissediyoruz. Bunlar soyut seyler degil, hergün cok da yakinimizda olan seyler; Irak'ta, Cecenistan'da, Uyguristan'da... Birisinin bir seye gücü yetiyorsa, onu o seyi yapmaktan hic kimse alikoyamaz. Bir ülkenin baska bir ülkenin soyunu genetik silahlarla kirmaya gücü yetiyorsa mesela, onu caydirabilecek tek sey, hedefte olan ülkenin ayni silahlara sahip olmasidir. Türkiye'ye uyarladigimizda, hergün sabah aksam elimizde tevsirler, risaleler falan degil, fizik, kimya, biyoloji kitaplari olmaliydi. Atatürkcülük herseyden bu gercegi kabul ederek politika üretir, zira akilcidir. Önce ben saldirilmaz olayim ondan sonra oturur baskalariyla baris antlasmasi müzakere edilir. Zira zügürtün bonkör olmasi, bekara kari bosamak gibi birseydir. Devamli, sivillikten demokrasiden dem vuranlar Türkiye'de tam da bu deli sacmasi bonkörlügü savunmakta olduklari icin, onlarin hicbir seyini asla samimi bulamam.
Sonuc olarak akli ve bilimi referans alan bir devlet, halkinin belki olan belki olmayan öbür dünyada olan veya olmayan cikarlarini degil, bu dünyada olan cikarlarini en üst seviyede gerceklestirme görevine sahiptir. Rejimi acikca deviremeyen islamcilar bunu küreselcilerin parasi ve teskilatlandirmasiyla, devletin komünizm korkusu nedeniyle tüm bunlara göz yummasiyla dipten, isik evlerinde, tarikatlarda, yesil sermayedar sosyal-aglarla bir nebze basardilar.
Bazilari buna yeniden dindarlasma diyor, bense gericilesme diyorum. Zira dinin referansi kendisidir, akil ve bilim degil. Akil ve bilimle celismedigi yerde akil ve bilime birsey demez, celistigi yerde kendisini büyük tehditler ve mistisizmle üstün ve baskin gösterir. Ama rakiplerimizin böyle takintilari olmadigi icin ayni egitim kurumlarina bile sahip oldugumuzu varsaydigimizda, onlar herzaman bize adim adim üstünlügü olacaktir. Biz dinen caiz degildiye biyolojik ve genetik silahlar üzerinde calisamazken, bundan kendimizi men ettigimizde onlarin coktan böyle silahlari olacak. Biz pozitivist milliyetcilerin derdi budur. Doga ve Dünya kurallarinin mistik kurallarin herzaman önünde oldugunu gördügümüz icin, en azindan devlet ve toplum islerinde mistik kurallarin hükümsüz olmasi gerektigini savunmamiz bundandir. Ama bu konuda bizi elestirirken bize lütfen baldir-bacak sosyetesini veya yolsuz anti-idealist bireyci liberal-kapitalist hedonistleri göstermeyin. Onlar aksini iddia etsede bizden degildir, onlari reddediyorum.
atatürk iyi ya da kötü yaptıklarıyla her zaman tartışılmıştır.demokrasi olan ülkelerde her şey tartışmaya açıktır,yalnız ölçülü ve seviyeli olmak lazım.atatürkün şahsını,devrimlerini hatta kurduğu cumhuriyeti bile sevmeyebilirsiniz,ama şu gerçekleride unutmamak lazım bu ülkenin bayrağı toprağı için savaşmış komutanlık etmiş,fikir ve düşünceleriyle bu ülkeye değer katmış bir insana saygı duymak lazım.sadece atatürkü değil dedelerimizi ninelerimizi ve bu ülke için savaşan ve mücadele eden bütün büyüklerimizi saygıyla ve rahmetle anmak lazım.
Attürk şimdi yaşasaydı neler düşünürdü acaba? Hala 6 okun tamamını aynı mantıkla savunurmuydu? Yada bazılarını çıkarıp bazılarını değiştirirmiydi? Revizyona tabi tutarmıydı. 21. YY'ın konjontürüne göre nasıl davranırdı. 1932 yılında ekonominin dışa açılmasından liberal politikalardan bahsediyordu Atatürk. Bundan hiç bahseden yok. Demek ki işine geldiği gibi davranıyor bazıları.
Kemalzim bambaşka bir şeydir ve sonradan kurgulanmıştır. Sosyalizm, komünizm, kapitalizm, emperyalizm gibi kavramalrın çok konuşulduğu soğuk savaş döneminde bizim romantik Atatürkçülerimiz bu izm rüzgarına kendilerini fazla kaptırarak vetartışmalar içinde kendilerine yer edinebilmek amacıyla kemalizm ideolojisini ortaya atmışlarıdr.