Çürük evi özel güvence şirketi güvence altına almaz. Uzman mühendisler önce deprem dayanımına göre primlerinizi belirler. Eviniz şüpheli ya da eski ise priminiz çok yeni ve iyi elden çıkmışsa düşük olur. Yani güvence sistemi evinizi sağlam yapmaya sizi zorlar.
her akşam televizyona çıkıp ölecek insanlara üzerine bahis yapmasalar artık. 7 yıl boyunca bir arpa boyu yol ya almışızdır ya da almamışızdır. Medya deprem oldukça çığırtkanlık yapmaya başlıyor. Halkı ne kadar huzursuz ederlerse o kadar reyting alacaklarını düşünüyorlar heralde. Birkaç tane inandığım güvendiğim deprem uzmanı diye nitelendirilecek insan vardı onlarda bu son depremde hiç beklemediğim tepkileri verdiler. şu bahisler sonlansa gerçekten neler yapabileceğimiz tartışılsa yol almaya başlıyacağız ama hala kaç kişi ölür sorusunun etrafında toplandık ne kadar insanı kurtarabiliriz yerine. Allah o acıları tekrar yaşatmasın.
Ama Veli Göçer'ede haksızlık yapıldığını da söylemek istiyorum.
Koca deprem de çöken bütün binaların suçu o adama atıldı. Evet o adam büyük katil ama ölen 50000 kişinin tek katili o değildi.O adam belki 500 kişinin ölümünden sorumlu.Ama diğer 49500 kişinin katilleri nerede? Nice katiller hala aramızda ve hala bina yapmakta belkide insanlarımıza sıcacık yuva diye yeni mezarlar hazırlamakta... Acı çok acı.
Valla diğerlerini bilmem fakat 18 Ağustos 1999 günü Yalova-Çınarcıkta Askerlerle birlikte kurtarma çalışmaları yapıyorduk,beton kütleleri kaldırırken tutamıyorduk çünkü elimizde ufalanıyordu,artık siz hesap edin.Hayatımda herhalde en çok küfürü o veli göçer denilen şerefsize etmişimdir.Allah önce kendisinden sora çoluğundan çocuğundan çıkartır inşallah.
Veli Göçer'in Moda'da Ofisi vardı.Aynen şimdikilerin yaptığı gibi maket üzerinden ev satıyordu hemde baya ucuza emsallerine göre.Türkiye'de sembolleşti deprem eşittir Veli Göçer diye.Adam ucuz ev satıyor üstelik soyadı Göçer.Adam baştan ilan etmiş zaten.Bizlerde buna rağmen almışız.Bu inşaatların altında kalanlara Allah rahmet eylesin.Fakat bu arada Yalovayı bilenler bilir çok ünlü isimlerin ev aldığı b ir site vardı AYDIN SİTESİ diye.Bizim bir yakınımız burada rahmetli oldu başkaları gibi.Fakat bunu yapan ünlü müteahhit ceza almadı bile.Neden soyadı GÖÇER değil ve sattığı yazlıklarda bir hayli PAHALI diye.saygılarımla...
Ardı ardına yaşanan 5.2 büyüklüğündeki depremler sonrasında kafalardaki soru işaretleri yeniden belirmeye başladı. Felaket kapımızda mı? Felaket kapımızda değil bizzat içimizde. Bugün Jeoloji Mühendisleri Odası üyelerinden Sayın Prof.Dr. Naci Görür’ün, Prof.Dr. Şükrü Ersoy’un ve Prof.Dr. Okan Tüysüz’ün de dediği gibi felaketi yanı başımızdaki faylarda değil aramızda uyuyan yöneticilerde ve toplumun kendisinde aramak gerekir. Hocalarımızın görüşlerine sonuna kadar katılıyoruz. Yapmamız gereken fayların nerden geçtiğini, hangi uzunlukta olduğunu, nereden yırtılacağını bilmek, öğrenmek değil, yaşam ortamlarımızı güvenilir hale getirecek önemli hamleleri yapmak için yetkili yerleri uyarmak olmalıdır. Toplum olarak bizler sorunu sahiplenmedikçe kimsenin özellikle de yönetimlerin sahiplenmesini beklememeliyiz. Unutmamak gerekir ki devletin kendisi halkın kendisidir. Bizler adım atmaya başladıkça, sistemi zorladıkça ve sorguladıkça taleplerimiz karşılanacaktır. _Ev alırken fayansına manzarasına bakmak yerine her bilinçli tüketicinin yapması gerekenleri yapmış olsaydık şimdi bulunduğumuz noktayı 1939 Erzincan depreminden sonra yakalamış olurduk. Uygun yer seçimi, uygun yapı tarzı, alınabilecek diğer önlemler ve kişisel donanımlar gibi konular ancak ve ancak aklımıza ülkemiz için milat niteliğinde olan Marmara Depremlerinin ardından gelmiştir. Maalesef sadece aklımıza gelmiş, eyleme geçmemiştir. Eyleme geçen kısım ise tabiri yerindeyse “devede kulak kalmaktadır”.
Şimdi ne yapmalıyız, acaba geç mi kaldık? Evet geç kalıyoruz ve bu durağanlığımızla gün geçtikçe GECİKİYORUZ.
Kolları sıvamalı, sıvalı kollara destek olmalıyız. Depremleri ve afetleri unutmamalı UNUTTURMAMALIYIZ…
DOĞAYI KORUMALI, ASLA ONUNLA MÜCADELE ETMEMELİYİZ.
Ev sağlam değilse, sigorta ne yapsın. Sigorta yıkılanı öder. Öleni geri getirmez....
demişim,
Alıntı:
''Ev sağlam değilse, sigorta ne yapsın. Sigorta yıkılanı öder. Öleni geri getirmez....'' diyorsunuz..çok yanlış bence.çünkü sizin aile fertlerinden birinin kurtulması bile onun deprem sonrasında acısını bir parça olsun sarmasına yeter.
evi çürük olanlar nasıl olsa çürük diye yaptırmıyor.
evi sağlam olanlar da nasıl olsa benim ev sağlam bişey olmaz diye yaptırmıyor sigortayı.
demişsiniz…
Kimse evini sigorta yaptırmasın demiyorum. Okuyanlar böyle düşündüyse yanlış bir dil kullanmışım, afedersiniz. Yaptırsın da, önceliği sigortadan beklemesin. Eminim ki evinin sağlamlığı için yapacağı harcama, sigortaya yapacağı harcamaya göre daha ciddi bir yatırım. Çürük evin sigortasından bahsediyorum. Sağlam evde oturmak mı güven verir, çürük ama sigortalı bir evde oturmak mı..
Bakın ne demiş Kadir Topbaş..
Alıntı:
İSTANBUL - Gemlik ve Balıkesir depremlerinden sonra İstanbul’da olası bir depremin yaratacağı riskler yeniden gündeme geldi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, belediyenin çoğu risk taşıyan 1 milyon 600 bin yapıyı yenilemesinin mümkün olmadığını belirtti. Topbaş’a göre, kamu kuruluşlarının binaları, viyadük ve kavşaklar depreme hazır, ancak vatandaşların barındığı yapıların bir çoğu depreme hazır değil.
Bir laf vardı: Herkes kendi evinin önünü süpürürse bütün şehir tertemiz olur diye..
Her şeyi devletten beklememek lazım. Herkes kendi oturduğu binayı sağlamlaştırırsa, kendi üzerine düşeni yaparsa ya da evini yaparken masraftan kaçmazsa, hem kendi adına büyük bir iyilik yapmış olur hem de insanlık adına. Böylece olası bir depremi tüm şehir en az zararla kapatır… Sigorta ikinci planda. Zaten sağlam bina sizin sigortanız olmuştur artık..
En son begum_begum tarafından Pzr 29 Ekm 2006, 17:29 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
evet yalovadaki depremler dikkat çekici , bu olay büyük ihtimalle 5.2 büyüklüğündeki iki deprem sebebiyle oluşmuş bir olay. Çünkü o depremler fay zonlarını tetiklemese bile etkilemiştir. bu depremlerin en önemli tarafı yerleri , 17 ağustos kırığının bittiği yerde konuşlanmış olmaları. Bunlar büyük ihtimalle 17 ağustosun yarattığı kırığı tamamlayan depremler olabilir(bir nevi artçı=ana depremi dengeleyen depremler).
Ama dikkat çekilmesi gereken, istanbul depremini yaratacak olan fay bütününün de başında olmaları. Bu depremler mesela gölcükte olsa bu yazıyı bile yazmazdım.Ama depremlerin yeri 17 ağustos kırığının sonu , istanbulu etkileyecek olay fay hatlarının(veya fay kümesi çünkü o bölgede değişik tip faylar bulunuyor yani tek bir fay yok) başı olunca benimde düşünesim geldi.
Ayrıca durup dururken adamlar 3 gün boyunca yapılacak olan deprem tatbikatı çıkardılar. Bu da biraz düşündürücü geldi. Ama bu şüphem farazi olabilir oda ayrı.
Herşeyin hayırlısı diyerekten , Allah bizi felaketlerden korusun temennileri ile...
biraz dikkat çekici..9 saat içinde 6 sallantı var yalovada..hayırdır inşallah.
Muhtemelen dar alanlı bir deprem fırtınası... (Yani, yüzlerce küçük şiddetteki depremlerden oluşan bir oturma hadisesi denilebilir). Gemlik depremiyle bir alâkası olduğunu zannetmiyorum. Çünkü ayrı fay doğrultularındalar. Ayrıca Marmara'nın güneyindeki faylar düşey atılımlı olmayıp, tümü de yatay atılımlı faylardır ve özellikleri gereği öncü deprem özelliği göstermezler (yani vurur geçerler, sonra artçıları olur), düşey atılımlı faylarda ise, tam tersine, giderek artan öncü depremler olur (Ege bölgesinde çoğunlukla görünen tiptekiler). Dün ortaya çıkan denizdeki kabarcıklar da belki bu deprem fırtınasının ilk adımlarıydı, kimbilir?... Benzer bir örneğini 17 Ağustos'un 4-5 gün sonrasında da yaşamıştık. Bütün bir gece sabaha kadar deprem fırtınası olup sona ermişlerdi... Allah bütün Türkiye'yi her türlü zelzeleden muhafaza etsin...
Marmara’da deniz kaynıyor !
Balıkçılar, denizden kabarcıkların çıktığını ve suyun kaynadığını gördü.. 29 Ekim 2006 16:11
Yalova'daki AKSA fabrikasının 800 metre açığında ağ atan 2 balıkçı, önce radarlarında denizden kabarcıkların çıktığını ve suyun kaynadığını gördü.
Yalova'daki AKSA fabrikasının 800 metre açığında ağ atan 2 balıkçı, önce radarlarında denizden kabarcıkların çıktığını gördü. Ardından su kaynamaya başladı. Kaynamanın 40-50 metre çapına ulaşması üzerine korkuya kapılan balıkçılar, ağlarını toplayıp karaya çıktı ve durumu yetkililere bildirdi.
Bölgeye giden TÜBİTAK heyeti incelemelerde bulundu. Olayı doğrulayan TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sedat İnan kaynamanın metan gazı sızıntısı olabileceğini söyleyerek, "Orta ve doğu Marmara'nın dibinde bir stres var ve bunu herkes biliyor. Önce bunu kabullenmekgerekir. Marmara bölgesindeki 23 istasyondan denizin dibindeki ve yeraltındaki hareketleri 24 saat boyunca izliyoruz. Ancak bizde öyle 6.5 veya 7 şiddetinde deprem oluşturacak bulgu yok" dedi.
Kaynamayı değerlendiren İnan "İhbar üzerine buraya geldik. Önce çevreden deşarj için denize verilmiş atıklardan olabileceğini düşündük. Ama bu bölgede öyle bir oluşum yok. Denizin dibindeki kaynama metan gazı sızması da olabilir. Kaynamayı gören balıkçıdan aldığımız bilgileri değerlendiriyoruz. Ayrıca kaynamanın bulunduğu yerden su örnekleri aldık ve bunları da inceleyeceğiz" diye konuştu.
Prof. Oğuz Gündoğdu az evvel balıkçıların gördüğü hadiseye açıklık getirdi. " Eğer biraz dikkatli bakarsanız Yalova iskelesinden biraz açıldıktan sonra sağ tarafta denizin üstünde bunu zaten gözlemleyebilirsiniz" dedi ve devam etti ; " yaklaşık 5 - 6 metre düşey atımlı enerji birikti , eğer bu sert gelirse sıkıntı çok büyük olur. Yaklaşık 7.5 şiddetinde bir deprem üretebilir" Prof. Gündoğdu 99 depreminden beri doğru tespitleri ve uyarıcı açıklamalarıyla tanıdığımız değerli bir bilim adamı. Ben şahsen onun açıklamalarını dikkate değer buluyorum. Kimseyi endişeye sevketmek değil amacım ama bir gerçek varki beklenen Marmara depremi kendini hissettirerek geliyor. Eğer bunun için endişelenmemiz gerekiyorsa tabiiki endişeleniriz , bundan kaçışımız yok. Gerekli önlemlerimizi artık biran evvel almak lazımdır. Bu iş adam sendecilikle olmuyor. Bize birşey olmaz mantığı bu ülkede resmen birtürlü açıklanamayan onbinlerin canına mal oldu.