Şu anda NTV Spor'da Hıncal ULUÇ ile Mehmet ASLAN 'ın Kırmız Çizgi programı var.
Mehmet ASLAN, oyunculara ve teknik ekibe verilen 28 milyon liralık ödülün adil olmadığını,daha da önemlisi oyuncuların ya profesyonel oyuncular olarak takımda olmasını ya da amatör ruhla '' Vatan millet sakarya '' edebiyatı yapmamalılar , ikisinden birini seçmeliler diyor.
Hıncal ULUÇ 'ta ondan aldığı pası daha da abartarak ileri götürüp '' 2 ay önce Nevin Yanıt'a verimeyen ödül bunlara neden veriliyor,Başbakan kendi cebinden veriyorsa tamam, devlet bütçesinden veriyorsa verilemez '' dedi.ABD maçındaki oyunu yerden yere vurmaya oyuncuları eleştirmeye devam ediyor.
Benim buna yorumum,
Hıncal Uluç ve Aslan bana kalırsa demogoji yapıyorlar.Farklı olmak gibi bir saplantısı olmaları yüzünden.
Mehmet Aaslan'ın dediğinden ne anlamamız gerekiyor ki.
Bu oyuncular profesyonel.Hepsi yılda en az milyon dolar alıyor.Barış ve Cenk muhtemelen bunun altında alıyordur.Hido ve Ersan ise bunların üzerinde.Ama bu çocuklar tek dinlenmek içi,n tek zamanları olan tüm yaz boyunca 2 aydır tatil yapmayıp kamp yapıyorlar.
Profesyonel olanlar Parker,Nowitzki ve benzerleridir.İstemiyorum gelmiyorum diyenlerdir.
Bizimkilerde elbette profesyoneldir ama maçlarda amatör ruhla ve vatan millet sakarya lafları ile motive olup maça çıkmalarına aksine seviniyorum ve takdir ediyorum.
Buna niye rahatsız oluyor anlamak imkansız.
Hıncal ULUÇ aldı gazı yerden yere vurmaya devam ediyor takımı.ABD ye oynayamadılar,sorumluluk almadılar falan diye.Yahu bir tane bilmediğimiz bişey söylesin bir kere.
Bak ben farklıyım,herkesin havalara uçup methiyeler düzdüğü takımı ben eleştiririm tavrı saplantıdır.
Murat Didin'de,İbo'da takımı eleştirdi ama makul bir çizgiyle.Sebep sonuç ilişkisine dayandırarak.
Bu şov yapıyor ayıp,bu millet keriz değil.
Nevin Yanıt'ın başarısı için biz bu sitede başlık açtık,çoştuk,günlerce yazdık.Biz bilmiyor muyuz Nevin'in büyük iş başardığını.Peki kaç kişi izledi o yarışmayı.
Bu şampiyona canı olarak 1 buçuk milyar insana ulaştı.
Final maçı yüzden fazla ülkede canlı yayınlandı.12 gün sürdü.
Dört yılda bir yapılıyor.Bu çocuklar 12 günde 9 maç yaptılar.9 x 40 :360 dakikayı oynadılar 12 günde.
12 kişiye bölsen ki biliyorum mantıklı değil ama aritmatiksel olarak ortalama adam başı 30 dakika yapar.En üst düzey takımlara karşı 360 dakika.
Yapılamamış birşeyi,dünyanın en çok ilgi çeken 2. sporunun en büyük organizasyonunda ikinci oluyorsun,sonra onlara verilen ödül adil değildir,Nevin'e verilmedi diyorsun.
Nevin'in yeri ayrı bu takımın yeri ayrı.Bunu kendisi bizden iyi biliyor ama aykırı olacak ya,ertesi gün tüm gaztelerde yer alaca ya.Şimdi bu yazıyı okusa belkide der ki
''Benim reklama ihtiyacım mı var ''.Tabiki yok.Onu kastetmiyorum,sizin aykırı olmak,gündem yaratmak ,sıradışı olmak gibi bir hastalığınız var.Bu olmazsa yaşayamazsınız.Derdiniz elbette para pul değildir bu yaştan sonra,konuşulmak,gündem yaratmaktır.
Gene başaraca,yarın gene tüm gazetelerde bir kaç sütün Hıncal şöyle dedi,böyle prim olurmu deid diye yazacak.İşte istediğin oluyor gene.
Hıncal Bey bırakın bu işleri,bir kerede bilmediğimiz bişey söyleyin bir sporla ,bir oyunla ilgili.
0 paranın içinde benimde payım var.Helal olsun hepsine.Gizli kapaklı mı verildi,adam mı kayrıldı,canlı yayında federasyon başkanına verildi.Adam başı 1 buçuk milyon lira,yani bir milyon dolar.
Ne verecektik,100 er bin lira mı.Bahşiş verir gibi.Yanlış anlaşılmasın ama bu çocuklar fakir fukara değiller,onlara ancak böyle bir ödül verilmeliydi.
Sırbistan grupta Litvanya'ya fena yenildi dedi Hıncal ULUÇ,haberi bile yok Litvanya İzmir'de Sırbistan Kayseri'deydi.Litvanya 5te 5 yaptı.Sırbistan 5 te 4 yaptı.Almanya'ya yenilmişti.
Dili sürçtü demeyin,o kadar herşeyi biliyorsan dilin sürçmeyecek.Bir tane sert takımla oynamadık diyor finale kadar.Sırbistan pamuk helvaydı zaten.
Yahu herşeye muhalif olmak durumunda mısın?
Basketbolu' da bırak koçlar konuşsun.Bekledim Tanjeviç için bişey diyecek mi diye.Yok ,tık yok.
Yahu yerden yere vurdun adamı.Bu adamla biz sonuncu oluruz dedin.Daha bir ay önce fiyasko olabilir,rezil oluruz dedin.Şimdi ikincilik başarı değildir,hiç bişeydir,birinci olmak önemli diyor Hıncal.
Biz bilmiyoruz dimi birinci olmanın önemini.
En son Bulut Turhan tarafından Sal 14 Eyl 2010, 23:25 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Burada verilen ödülün miktarından çok nasıl verildiği ile ilgiliyim. Hidayetin sürekli "kaptan" olduğunu vurgulaması ve beraberinde şirin görünme çabasıyla "maddi manevi" destek talebinde bulunması rahatsız edici bir kere.. Hepimiz onun bu paraya ihtiyaç duymadığını biliyoruz hatta bazıları kendisinden çok genç arkadaşları için istediğini düşünüyor. Fakat ne olursa olsun, bu destek talebinin canlı yayında yapılması "kaptan"a yakışmadı.
İkinci konu ise ödül miktarının duyurulması ve bununla ilgili tüm sürecin göz önünde olması. Ben bir vatandaş olarak üstteki çeki görmek durumunda değilim. Halkın ödediği vergilerle milli oyunculara ödül verilmesi kimilerince eleştirilse de, kime ne kadar ödeneceği beni çok fazla ilgilendirmiyor açıkçası. Ödenecek rakam tespitinin ezbere yapılmadığı, bu doğal reklam sonucunda bir kar/zarar değerlendirmesinin yapıldığını tahmin ediyorum.
Hidayetin sürekli "kaptan" olduğunu vurgulaması ve beraberinde şirin görünme çabasıyla "maddi manevi" destek talebinde bulunması rahatsız edici bir kere.. Hepimiz onun bu paraya ihtiyaç duymadığını biliyoruz hatta bazıları kendisinden çok genç arkadaşları için istediğini düşünüyor. Fakat ne olursa olsun, bu destek talebinin canlı yayında yapılması "kaptan"a yakışmadı.
Bu konuda sizinle tamamen aynı düşüncedeyim.Yakışmadı.10 senedir ABD de yaşıyor,orada bu işler böylemi acaba bilemiyorum?Başka biri bunu yapamazdı,utanır sıkılırdı sanki.
Yakışmadı kaptana bence de.
Aslında güzel bir karşılaştırma, en azından karşılaştırılmayı kesinlikle ikiside hakeden büyük başarılar. Nevin Yanıt ile bu başarı karşılaştırılırken bulutturhan güzel saptamalar yapmışsın, ama bence Nevin'e haksızlık yapmışsın izlenme oranları ya da ortaya koyulan çaba üzerinden. Çaba konusunda ben bir defa kesinlikle Nevin'i 10 kere öne koyarım, çünkü başarısı ya da kötü performansı bire bir kendisinden soruluyor. Takım oyununda biri kötü oynarsa, başkası onu örter, bugün koç iyi oynatmadı denir. Ama Nevin pistte yanlız başına rakiplerine karşı mücadele veriyordu, ne devre arası vardı, ne de yoruldu diye değiştirilme şansı. Takoza girmeden önce nasıl mücadeleler ya da hazırlıklar sonrası geldiğini ise bir kendisi birde ailesi biliyordur.
İzlenme konusunda ise haklı olabilirsin, fakat bu genede Nevin'in başarısını örtmez, bizde izlenmiyor diye atletizm izlenmiyor gibi bir sonuç çıkartılmamalı. Atletizm, yüzme ve jimnastik bu sporların tüm dünyada ayrı bir izleyici kitlesi vardır ve olimpiyat almakda mesela bu branşlarda gösterilen başarıya çok bağlıdır, o ülkede gerçek spor sevgisinin olup olmadığını göstermesi açısından.
O zaman belki belirli spor dalları arasında sınıflandırma yapılarak (bireysel ve takım sporları / amatör ve profesyonel branşlar / desteklenmesi ve teşvik edilmesi gereken sporlar gibi; belirli katsayılar üzerinden) o alanda ilk başarı mı gelmiş yoksa o branşta zaten başarılı mıyız üzerinden ödüllendirme yapılmalıdır. Hepsinin ötesinde Nevin'in başarısı yeterli ilgiyi çekmemiş olsa bile bence basketteki başarı kadar değerlidir. Neden derseniz, Nevin daha önce hiç varlığımız olmayan bir branşta (bayan engelli koşu) şampiyon olmuştur.
elestirirkende, overkende kral dan cok kralcı bir milletiz. simdi ovme zamanı olunca ovuculer kantarın topuzunu kacırıyor, bence abd macına yapılan (ya da yapılması gereken) elestiriler haklıdır.
daha once yazdım ama ifade etmek istedigim su;
abd macındaki oyundan turk takımının amacının tum turnuva icin finalde kazanmak degil, abd ile final oynamak imis,,yani diger bir ifade ile sırp maci bu oyuncularda finaldi ve turnuva sırp macı son dudugu ile bitmistir, abd oyununda gordugum, maca cıkmamak, oyna(ya)mamak, kaybetmek vs vs hepsi aynı seyi ifade etmektedir, tum oyuncular ve hatta federasyon vs olusan ve olusturulan '' zaten abd ye kaybetmek allah ın emri dir '' havasına algısına yaslandılar..belki en az tanyevic bunu yaptı..
basketin temel ilkesi, yediginden fazla atmaktır, bunu da set uzerinden de dusunsen, bos donmeyecen, atacan, iyi savunup attırmayacan
24 sn yeleri oldur, abd potasından gel,bide hızlı hucum ye fark kapanırmı , atamamak baska, 24 sn yeyi oldurmek baska, kazanan taraf degilsinki , son 2-3 sn yeye kendini mahkum edip dengesiz atmalar veya hic atama malar, engin bizim potadan geldi, 20 sn dripling son 2-3 sn dengesiz attı,, ya sen ondemisin de boyle hovardalık yapıyosun, o set bos olunca sadece 2 puan degil yediginle 4 puan oluyor,
valla ben abd macında kaybedecez ama farkı az tutup son macta karizmayı cizdirmeyelim diyen turk takımı gordum, evin de yakısmaz abi, hem tekrar etmek istedigim bir sey daha tarafsız sahadaki turnuva olsatdı, yunanistan bizi eve gonderebilirdi, en kotu ihtimal sırplar 10-15 fark atardı
ama kral oldu, yasasın kazanan kral, haydi kazananların kralcıları meydana oldu,
elestirenlere yasama hakkı yok nerdeyse,
hıncal dogru soylemis
bu oyunu tatminkar bulanlara sorum sudur; ayni abd macının final degilde,, ceyrek finalde oynandıgını dusunun yani izlediginiz a mac ceyrek final macı olsaydı ,,o oyun sizi tatmin edermiydi, mucadeleyi yeterli gorurmuydunuz ?? yani, acaba final oynamanın tatmini bazı gercekleri gormemize engel olabilirmi? Ve bunu bilen oyuncular basta tum sorumlular bu hissiyata fazlasıyla yaslanmıs olabilirler mi? bunun neticesinde o pısırık oyun oynanmıs olabilirmi?
Yenilmek olasılıkdan biri % 50 , dolayısı ile ona lafımız yok ama, halk dahi buna %50 ihtimal verirken,oyuncularımız daha fazla oranda aleyhlerine sonucu kabullenmis gibi gelmedi mi size
Ersan dı galiba mac oncesi '' abd yi turnuvada yenebilecek tek takım biziz'' deyip.....
Brezilya nerdeyse yeniyodu ama..
Neyse uzattım dikkatim dagıldı ama, sırplar, litvanya, tarafsız gozle bakınca, yigidi oldur hakkını yeme ama dimi
Dünya Basketbol Şampiyonası'nda ikinci olan A Milli Basketbol Takımı oyuncuları ile teknik kadroya, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 28,5 milyon TL prim verilmesi işleminin, Anayasa'nın eşitlik ilkesiyle yasal gerçeklere aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açıldı.
Ankara Barosu avukatlarından Sedat Vural tarafından, Ankara 15. İdare Mahkemesinde açılan davanın dilekçesinde, Basketbol Milli Takımının başarısına karşılık, Başbakan Erdoğan'ın toplam 28,5 milyon TL'nin, Başbakanlık Örtülü Ödeneğinden ödenmesini sağladığı, bu tutarın çek olarak sporculara ve teknik kadroya ödendiği anımsatıldı.
Yapılan bu ödemenin, Anayasanın ''eşitlik'' başta olmak üzere temel ilkelerine aykırılık yanında, toplumsal vicdanda da ciddi sorgulama ve tartışmalara neden olduğu savunulan dilekçede, 5018 sayılı ''Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun'' 24. maddesinde, ''Örtülü Ödenek'' kapsamına giren harcamaların ne amaçla ve nasıl yapılacağının belirtildiği aktarılarak, ''Bu yasal hüküm içeriğinde de görüleceği üzere uluslararası spor karşılaşmalarında ilk 3 dereceye giren sporculara ödeme yapılacağı hüküm altına alınmamıştır'' ifadesi kullanıldı.
Dilekçede, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün ''Spor Hizmet ve Faaliyetlerinde Üstün Başarı Gösterenlerin Ödüllendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliği'' uyarınca Basketbol Milli Takım sporcuları ve teknik kadronun ''Cumhuriyet altını'' ile ödüllendirildiği belirtildi.
Prim verilmesi işleminin, ''hukuk devletine ve Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık taşıdığı'' ileri sürülen dilekçede, ''Davalı Başbakanlığın dava konusu kararının, yasalarımıza aykırılığı yanında idari işlemin unsurları, yani yetki, sebep, konu ve maksat yönünden de hukuka aykırı olduğu ortadadır. Bu nedenle de idari işlemin iptali ve yürütülmesinin durdurulması talebiyle idari yargıda dava açılması hukuksal bir zorunluluktur'' görüşü savunuldu.
Dilekçede, Başbakan Recep Tayip Erdoğan tarafından 14 Eylülde, Türkiye'de yapılan Dünya Basketbol Şampiyonasında ikinci olan basketbolcular ile teknik kadroya ''Örtülü Ödenekten'' 28,5 Milyon TL verilmesine ilişkin işlemin Anayasa'nın eşitlik ilkesi ile yasal gerçeklere aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmesinin durdurulması ile iptaline karar verilmesi talep edildi.
Turnuvanın son günlerinde forumdan biraz uzak kaldım, o yüzden buradaki heyecanı paylaşamadım maalesef ama maçların heyecanını bir oteldeki az sayıda Türk olarak oldukça abartılı bir şekilde yaşadık onu söyleyebilirim. Litvanyalılar dahi bizle birlikte havalara fırladı. Bu Dünya Şampiyonası sanırım benim hayatımda görebileceğim en heyecan verici bir kaç andan birini bana verdi. Bir maç dahi olsa canlı canlı takımımızı izledim, ve bu takım dünya ikincisi oldu. Gerçi takım sporlarında ülkemizde düzenlenen turnuvalarda ayrı bir havamız oluyor orası kesin ancak hepsinde finalde kaybediyoruz. Eminim ki bir gün şampiyon olma seviyesine de ulaşabileceğiz.
Finalde ABD'yi yenebileceğimizi şahsen ben hiç düşünmedim. Oyunculara olan güvensizliğimden değil, ancak ABD gerçekten dönem dönem muhteşem oyuncular çıkarıyor. Bu şampiyonadaki ABD takımı bir "Rüya Takım" değildi belki ama muhteşem bir oyuncuya sahipti, Kevin Durant. Bu insanı tutacak başka bir insan göremedim ben daha henüz. Nitekim bizim takımımızda da kimse onu tutamadı. Çıkarın Kevin Durant'i o zaman bu ABD takımını rahatça yenebiliriz bile diyebilirim. Ama önümüzdeki 10-15 yılın süperstarı olacak bu çocuk (evet benden dahi küçük ) her şeyi alt üst ediyor. Onu izlemek de büyük zevk.
Bizde peki muhteşem oyuncular yok mu, tabi ki var. Özellikle Hidayet'in bu turnavadaki performansı beni çok mutlu etti. Onu sürekli eleştiren bir kısım insana da güzel bir cevap olmuştur sanırım. Bu kesim Mehmet Okur'u da eleştirir sürekli, bir cevap da o verse keşke 2011'de. Hidayet bu takımın lideri umarım yakın bir zamanda Milli Takım'ı bırakmaz. Bu jenerasyonumuz birkaç oyuncu dışında daha 6-7 sene daha devam edecek bir jenerasyon. Nitekim alttan da çok yetenekli gençler geliyor. Özellikle şu an Kentucky'de olan Enes Kanter'in dünya çapında bir yıldız olacağı günleri merakla bekliyorum. Bir de Karşıyaka'lı Furkan Aldemir var, onun da geleceği çok parlak. Kısacası bu seviyeye şu an çıkmış bulunuyoruz ama önemli olan burada kalmak, bir ekol oluşturmak. 2001'den bu yana bu başarının hasretini çekiyorduk ve sonunda bulduk, bunu iyi değerlendirmek gerek.
Bir paragraf da sanırım Bogdan Tanjevic'e yazmak gerek. Açık söylemem gerekirse Tanjevic'in oyun anlayışını yıllardır hiç beğenmeyen biriyim. Milli Takım'daki aşırı oyuna müdahaleci tavrı ve gereksiz değişiklikleriyle her zaman sinirimi bozmuştur. Ancak hakkını da teslim etmek gerekir ki bu turnuvada harika işler çıkardı. Başından geçen o talihsiz hastalık yüzünden fazla etkili olabileceğini düşünmüyordum ama o gerçekten canla başla mücadele etti tüm oyuncularımız gibi. Ona da bir teşekkür borçluyuz sanırım. Umarım o da Milli Takım'dan ayrılmaz, o hastalığı da başından defeder.
Son olarak da oyunculara verilen şu 28,5 milyon TL'lik prim hakkında bir iki şey söylemek lazım. Bir basketbolsever olarak bu para sonuna kadar helal olsun onlara. O kadar çok tartışma konusu oldu ki, gerçekten şaşırıyorum bazen. Bu oyuncular bu ülkeyi olabilecek en iyi şekilde temsil ettiler ve bence sonuna kadar da hakettiler. Futbola kaydırılan milyonlarca lira düşünülürse bu para hiçbir şeydir. Amatör dalların hepsinde böyle teşvik edici şeyler olması lazım, yoksa hala futbolla yatar futbolla kalkarız.
Biraz uzun oldu sanırım. Güzel bir ekran alıntısı ile son vereyim yazıma. Bu anı seyrettim ama hatırlamıyorum çünkü Kerem potaya yöneldiği anda bağırmaya başlamıştım sonrası bulanık.