Militarist kişilere "darbeci ve cuntacı" olarka nitelendiremezsiniz savunumuna basit ve herkes tarafından bilinebilecek birkç fotoğraf. Militarizmin üniversitelerdeki durumunun ne denli vahim olduğunu göstergesi.
En alttaki kof prof'un heyecanına bakarmısınız.
Çok şükür hevesleri kursaklarında kaldı.
Bu yobaz ve gericilerin saçma paranoyaları ve düzmece senaryoları pazara çıktı.
Bütün Türkiye bu yobazlara gülüyor artık.
Biliyorsunuz bazı kaynaklar o dönem milletvekili sayısını , Mahmut Goloğlu 390, Ali Fuat Cebesoy 442, Damar Arıkoğlu 318, Mazhar Müfid Kansu 399, Erik Jan Zürcher 324, Tarık Zafer Tunaya 338 olarak ifade etmişlerdir.
Seçimlerde iki aday yarışır.
Adaylardan Celaleddin Arif efendi 109 oy alır. Mustafa Kemal Paşa 110 alır. Fakat hu bilgileri TBMM'nin resmi sitesinde göremezsiniz. Katılan üye sayısını 120 kişi olarak verir. Arif efendiye çıkan oyları ve katılımcıları yok sayar.
Oysa vekil sayısının üçte biri ancak katılabilmiştir. Bu seçimlerde üyelerin bir kısmnın meclise sokulmadığı söylenir. Fevzi Çakmak'ın Genel Kurmaya ait Topları meclise çevirdiği rivayet edilir. Meclis üye sayısının yaklaşık 350 olduğu düşünülürse bu seçimde askerlerin tavrı nettir.
Önemli bir seçimde milletvekillerinin oylamaya katılmamasını başka türlü izah edemeyiz. Aynı şekilde İnönü için seçim yapılıp yapğılmadığı tartışmalıdır. Askeri vesayet gelenğini benimsemiş Atatürkçü Gençiliğin Ordu göreve demesine şaşmamak lazım.
Abdıullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilme sürecinde koparılan gürültünün altında yatan gerçeğin nedeni de bu idi.
Bir militaristin serzenişleri ( - Ferhan Şensoy`a tepki - )
06 Kasım 2006 09:22 - Kaynak Vatan - YeniŞafak - Haber7 - InternetHaber
`Büyükanıt darbe yapsa sabah davul çalar kutlarım` diyen komedyen Ferhan Şensoy`u kınayan meslektaşları, davul çalmak için ille de darbe yapılması gerekmediğini söylediler...
Ferhan Şensoy, Vatan Çikolata ekine verdiği röportajda, `Bütün askeri darbelere karşı olmuş biri olarak canım darbe istiyor. Yobazlıktan çok sıkıldım. Yarın askeri darbe olsa çok mutlu olurum. Atatürk ilkeleri nerede! Büyükanıt darbe yapsa, sabah erkenden kalkıp, davul çalıp kutlarım` diye konuşunca meslektaşlarından tepki aldı.
Kim ne dedi ?
Ali Poyrazoğlu: Böyle yorumlar yapmak ayıptır ve tiyatroculara da yakışmaz. Bir demokrat olarak, onun ağzına biber sürerim.
Nejat Uygur: Ben bir asker oğluyum, oynamak için illa darbe olması gerekmez, canı isteyen çıkıp göbek atar. Dramatik buldum. Hep komedi oynadı belki dram yapmak istemiştir.
Metin Serezli: Tiyatrocuların her söylediğinin doğru olduğu düşünülemez. Herkesin kendine göre bir görüşü vardır, bu da onun görüşüdür saygı duyuyorum. Bunun için görüşüm çok açık, darbe istemiyoruz. Ülkemizden hiç kimsenin de isteyeceğini tahmin edemiyorum.
(Hürriyet)
FERHAN ŞENSOY NELER SÖYLEMİŞTİ?
Büyükanıt darbe yapsa sabah davul çalar kutlarım
Ferhan Şensoy`la Rejans`ta akşam yemeği yiyoruz. Ortaokul yıllarında babasıyla oturduğu masada.. O zamandan beri hep aynı masada otururmuş.. Yerini hiç değiştirmemiş. Bu masanın `asıl` özelliği ise aynı zamanda Atatürk`ün de yemek yediği masa olması.. Rejans 1930`lu yıllardan bu yana tarihe tanıklık ediyor. Atatürk`ün masasında, usta tiyatro adamı Ferhan Şensoy`la sanat, siyaset ve tiyatro üzerinde derin bir sohbete dalıyoruz..
. . . .
• Ocak`ta sahneleyeceğiniz oyununuz `Fername`de seyirciyi 1930`lu yıllara götürüyorsunuz...
Evet izle bak... Cumhuriyet kurulmuş, ortada tesettür yok türban yok. O zaman neymişiz, şimdi nereye gelmişiz. Yasak olan her şey bugün mevcut. Kılık kıyafet yasasını tekrar hatırlatayım diyorum. Bugünün gazetelerinden çok sıkıldım, o zamanlar daha güzel şeyler yazıyorlarmış. O günün gazetelerini okuyacağım, Türk halkına duyurulur.
• Anladım ben neye kızdığınızı...
Evet tam da ondan bahsediyorum. Sezer çok değerli bir cumhurbaşkanı dır. Bundan sonra bu kadar güzel bir cumhurbaşkanı olamayacağı konusunda endişelerim var. Yobazın biri Çankaya`ya çıksa çok üzülürüm.
Bu iktidarı Çankaya`da görmektense ölmeyi isterim
• Geldiğini varsayalım....
Hiç bir boka tepki göstermemiş bir millet olarak buna da tepki koymayacağız. Umarım ordu buna izin vermez. Bütün askeri darbelere karşı olmuş bir insan olarak canım darbe istiyor. Yobazlıktan çok sıkıldım. Yarın askeri darbe olsa çok mutlu olurum. Bunlar camilerine gitsinler, beni de askere alacaklarsa alsınlar anasını satayım. Arabistan`mıyız lan biz. Atatürk ilkeleri nerede! Büyükanıt darbe yapsa, sabah erkenden kalkıp davul çalıp kutlarım. Faşist olarak algılanmak istemiyorum ama bulunduğumuz duruma bakınca askeri düzene razıyım. Bunların hepsi hapse! Yarın sabah bile çok geç...
• Böyle bir şeyin olmayacağını bile bile...
Gerçeklerin ne olduğunu biliyorum, ama Çankaya`da başı bağlı, karısını, bacısını, kızını görmek istemiyorum. Ellerindeki aritmetik böyle olmasını gerektiriyor, ne yapalım susalım mı! Türkiye`de her şey darbeyle çözülmemiş mi, ne duruyorlar, laikliğin koruyucularını şimdi görmek istiyorum. Ecevit`i, Demirel`i adaya götürmüşlerdi. Erdoğan`ı Çankaya`ya mı çıkartacaklar. Bol miktarda boş adamız var. Bir yere atıverin, biz sizi sonra ararız deyiversinler. Askeri hükümet rica ediyorum. Başka kimse bu işi temizleyemez. Eğer bu iktidar Çankaya`ya çarşaflarıyla, türbanlarıyla çıkacaklarsa, ben bu Türkiye için boşu boşuna mı sanat yapmışım, öleyim daha iyi. Nerede bu ülkenin aydınları. Ben solcu olarak bunu söylüyorsam bir durun düşünün bakalım ülkede neler oluyor.
Bu yazıyı elbetteki copy paste yapacağım, konu hakkında direkt ilgili, yazılmış ve yayımlanmış başka birinin fikirlerini başka türlü buraya nasıl getirebilirim ki ?
Gülriz Sururi’nin çağrısıyla toplanan sanatçılar Taksim’de biraraya geldi ve “laik cumhuriyet tehlikede” dedi
Taksim, dün öğlen saatlerinde kalabalık bir yürüyüşe sahne oldu. Tiyatro oyuncusu Gülriz Sururi’nin çağrısıyla toplanan 500 civarında sanatçı, “Laik Cumhuriyet Tehlikede” temalı yürüyüşte biraraya geldi.
Sabah 10.30’dan itibaren Galatasaray Lisesi’nin önünde ellerinde pankartlarla toplanmaya başlamıştı tiyatro, sinema, televizyon ve müzik dünyasının tanınmış simaları. Saatler 11.00’e geldiğinde Semaver Kumpanya’nın dansçı ve akrobatları ellerinde vurmalı sazlarıyla kalabalık sanatçı grubunun önüne geçti ve yürüyüş başladı. Ellerinde “Kul değil yurttaş olmak istiyoruz”, “Laik Cumhuriyet Tehlikede” yazılı pankartlar taşıyan grubun içinde Tarık Akan, Genco Erkal, Zuhal Olcay, Demet Evgar, Levent Kırca, Ferhan Şensoy, Haldun Dormen, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Rutkay Aziz, Müjdat Gezen, Selçuk Yöntem, Göksel Kortay, Ali Poyrazoğlu, Fazıl Say, Gürer Aykal gibi isimler vardı. Bu isimlerden bazılarıyla konuşma fırsatı bulduk.
Türkan Saylan’ın vefatından duyduğu üzüntüyü de ifade eden genç oyuncu Doğa Rutkay, bu eylemi ömrü boyunca unutmayacağını söyledi. “Çok isteyerek geldim buraya. Öncelikle başımız sağolsun, Türkan hanımı kaybettik. Onun kaybından sonra, herkes daha da duygulandı. Bu kadar kalabalık olmasının nedenlerinden birinin de bu olduğunu düşünüyorum. Sadece tiyatro, müzik değil çağdaş yaşam ve laik düzen konusundaki kaygıların da içiçe geçmesi duygusal bir patlama yarattı. Bizim kuşağımız bu tür kalabalık eylemlere alışkın değil. Ömrüm boyunca hatırlayacağım.”
Levent Kırca Türkiye’nin durumundan şu sözlerle şikâyet ediyordu: “Artık bu yürüyüşün yapılması gerekiyordu. Türkiye’de özgürlük adına pek çok şey yolunda gitmiyor. Demokrasi, özgür ve çağdaş eğitim tehlike altında. Eğitim görevlileri, laik Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk kazanımları ve sanat tehlike altında. Türkiye’nin durumu hiçbir zaman böyle kötü olmamıştı.”
Kortejin başında yürüyen ve çok duygulu olduğunu gözlemlediğim Dolunay Soysert, Saylan’a rahmet dileyerek başladığı sözlerine şöyle devam etti: “Türkan hanımın bize bir görev bıraktığını düşünüyorum. O görevi biz devam ettireceğiz.”
Cihan Ünal ise Türkiye’de başta sanat, kültür, hukuk, eğitim gibi çağdaşlığa yönelik herşeyde yozlaşma olduğunu söylüyor ve bu yozlaşmanın farkında oldukları için yürüdüklerini ifade ediyordu.
18 mayıs eyleminin yürüyüş metnini Taksim Atatürk Anıtı’nın önünde okuyan Gülriz Sururi ise, laik cumhuriyetin tehlikede olduğunu, cumhuriyet kazanımlarının ellerinden alınmaya çalışıldığını, Türkiye’nin geri kalması için içeride ve dışarıda çaba gösterenler olduğunu, bunlara seyirci kalmayacaklarını söyledi.
Öncelikle konuştuğum sanatçıların büyük çoğunluğunun yürüyüşe samimi duygularla katıldığı izlenimini edindiğimi söyleyebilirim. Ancak sanırım ortada bir yanılsama var. Türkiye’de çağdaşlık denince insanların aklına Batılı tarzda giysiler ve yaşam tarzı geliyor. Oysa çağdaşlık ve demokrasi bireysel haklara saygı göstermeyi gerektiriyor. Ne yazık ki Türkiye’de tehlike altında olan bir demokrasi bile yok. Keşke sanatçılar halkın oyuyla seçilen hükümet devrilmeye çalışıldığında, darbe planları ortaya çıktığında ve üniversite öğrencisi türbanlı kızların eğitim hakkı engellendiğinde de yürüselerdi.
paşaya göre halkımız cahilmiş, ülkemizi yamalı bohça koalisyon hükümetleri daha iyi yönetirmiş,istedikleri parti iktidara başkanlığında kurulacak olan koalisyon hükümetinin milli eğitim bakanı nur serter olmalıymış(allah korusun), bu ülkeye her 10 yılda bir demokrasi ayarı gerekiyormuş, demokrasi o ve onun gibilerinden sorulurmuş.
bu gibi zatlar paşa (general) oldu diye her keyifleri geldiğinde her 10 senede bir ortalığı karıtırıp ülkemizi kaos ortamına sürükleyip arkadan darbe yapmaya hakkı yoktur.
Ülkemiz 1945 yılından beri amerika tarafından ve TSKnın içinde konuşlandırdığı kuklaları her yıl ülkemizde irtica tehlikesi ve komünizm tehlikesi var diyerek ilkönce üniversiteleri sonra ülkeyi karıştırmakta ardından darbe yapmaktadırlar. darbe yaptıklarında Atatürk ilke ve devrimleri azaltılmaya çalışılıyor, rayından çıkan demokrasiyi rayına koyduk, komünizm ve irtica tehlikesi var diye hep aynı bildiri okunmaktadır. ordunu görevi siyaset yapmak değil, yurdumuzu korumaktır, ulu önderimiz Atatürk egemenlik kayıtsız şartsız milletindir demiştir ordunun değil ve cumhuriyeti ise biz gençlere emanet etmiş ve cumhuriyeti bizler kurduk koruyucusu ve ileri götürecek siz türk gençleri olacaksınız ordu değil demiştir.
ülkemizdeki militarizmi yönlendiren ve destekliyen Amerikadır, Amerika; cumhuriyet tarihinin en demokratik anayasasını yani 1961 Anayasasını içine sindiremiyordu ve anayasanın değişmesini, dönemin hükümetinin istifa etmesini ve iktidara istedikleri partinin gelmesini,meclisin değişmesini,istediği kişinin cumhurbaşkanı olmasını istiyordu, bunun için üniversiteleri karıştırdı, işçileri sokağa döktü, Atatürkçüleri komünist olmakla suçladı,ülkede 12 eylül 1980'e giden ve ülkedeki iç savaşı başlatacak terör olaylarının Türkiyeyi ürettiği Afyonla amerikan ve dünya gençliğini zehirlemekle suçluyordu(Aynı suçlama 1971'de süleyman demirele,1974'te bülen ecevite yapılmıştı) ,Amerikan güdümündeki generaller devlet düzenini yıkıp, meclisi kapatıp, Amerika güdümlü bir devlet kururmak, kapanan meclisin yerine görünüşte Atatürkçü gözüken bir devlet yönetimi ve meclis yerine geçecek subaylardan, yandaş gazetecilerden, akademisyenlerden, işadamlarından,sendika başkanlarından vb.'den oluşan bir konsey kurmak istiyordu. bunu gerçekleştirmek için 12 mart 1971 cuma günü dönemin süleyman demirel hükümeti verilen muhtıra ile düşürülmüş yerine cuntacıların seçtiği kişilere hükümet kurduruldu ve arkadan dönemin siyasi partilerine baskı yapılarak kara kuvvetleri komutanı faruk gürler cumhurbaşkanı seçtirilmek istendi fakat bülent ecevit süleyman demirelle elele vererek buna engel oldu.bu sonuçtan sonra cunta intikam için kendilerine muhalefet edenleri Atatürk düşmanı ve komünist olmakla suçlayarak tutuklamış ve ziverbey kökünde çeşitli işkenceler yapmıştır.