İnkilap Vapuru: Mesela konuya vatandaş olarak bakarsak ve düşünce olarak değerlendirirsek, Barbaros Binicioğlu’nun düşüncesi mükemmel ve Yalova Sahiline yakışacak bir projeydi. Bunun birçok örneği olmakla birlikte hatta Yalova adını taşıyan bir gemide Samsun’da vardır. Sonra Binicioğlu’nun Belediye elinden gitti. Yakup Koçal önce sahip çıktı. İhaleye çıkardı ve Kat çıkılmasına bu belediye tarafından göz yumuldu. Sonra ne oldu ne bitti, Ardından gemi söküldü, yıkıldı. Şimdide kaldırılması için yine bu belediye tarafından çaba sarf ediliyor.
Yalova'nın en büyük sorunları olarak lanse edilen ve adeta mevcut yönetim tarafından ihaleye çıkartılıp sonra vazgeçilen İnkilap Vapurunun ise önümüzde ki günlerde oldukça tartışılacağı benziyor.
Başkan Koçal, İnkılap Vapuru ile ilgili mahkeme sürecinin başladığını da belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “İnkılap Vapuru ile ilgili konuyu mahkemeye taşıdık. Bursa Bölge İdare Mahkemesi’ne de yazı yazdık, duruşma istedik. Kısa zamanda duruşmalar olacaktır. Artık kararı mahkeme verecek.”
Aylardır Yalova kamuoyunu meşgul eden, huzursuz eden, mahkemelere taşınmış ve 1 trilyonu aşkın zararın kimden-nasıl tahsil edileceği belli olmayan, gelişi bir dert, gidişi bir başka dert olan İnkılap vapuru komedisi iyice çığrından çıktı..
İnsanlar birbirini iyiden iyiye aptal yerine koymaya başladı; Yalova'da..
Niçin mi böyle düşünüyorum?
Çok değil; geçtiğimiz ayın 8'inde Belediye Meclisi toplanıyor.. Konu; İnkılap vapuru.. Belediyece oluşturulan komisyonun raporları okunuyor.. Teknik inceleme ve tespitlerin, mahkeme kararlarının sonuçları üyelerle paylaşılıyor.. 'Kamu zararı' oluşacağından bahisle (sanki 1 trilyon 200 küsür milyar harcama kamu zararı değilmiş gibi), geminin yerinde sökülerek bertaraf edilmesi gündeme taşınıyor. Başkan Koçal, geminin sökülerek bertaraf edilmesini oylamaya sunuyor.. Sonuç; AK Parti'nin 'hukuki süreç sonuçlanana kadar yerinde kalması' gerekçesi ile kullandığı RED oyları, CHP'nin de 'çekimser' oyları neticesinde, oy çokluğu ile teklif kabul görmüyor..
Hemen sonrasında Yalova'da bir 'demeç' furyası başlıyor ve AK Parti grubu baskı altına alınmak isteniyor.. Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Sayın Mutlu, Yalova esnafının bir yığın sorunu varken çıkıyor, "Gemi oradan kalksın, Yalova kurtulsun!" diyor.. Yalova'da yapıların estetiği, binaların çirkinliği ayyuka çıkmışken Mimarlar Odası Temsilcisi Sayın Gültekin çıkıyor, "O geminin orada tutulması Yalova'ya ihanettir, o gemiyi orada tutanların plaketlerini çakmak lazım!" diyor.. O öyle diyor, bu böyle söylüyor derken aynı Belediye Meclisi tam iki hafta sonra, 21 Aralık 2011'de bir daha toplanıyor.. Konu aynı; İnkılap vapuru.. Yine aynı terane; kalksın mı kalkmasın mı? Ancak, ilginç bir meclis aritmetiği ortaya çıkıyor.. Adem Gülsün yurt dışında, Orhan Veli Döğüşçü yurt içinde seyahatte.. Bir de Neriman Aydın toplantıya katılmayınca AK Parti grubu kalıveriyor 9 kişi.. CHP'nin tavrı belli; 4 çekimser var.. Başkan ve ekibi toplam 10 kişi.. Yani; günlerdir-haftalardır sürdürülen 'VAPUR KALKSIN' kampanyaları, STK'ları dürtüklemeler, kamuoyu baskısı oluşturmalar v.s.. derken, Allah'ın kendilerine bir lütfu; istedikleri çoğunluk ortaya çıkıveriyor, kaldıracaklar parmakları, olacak-bitecek..
Ama heyhat!! Ne oluyor biliyor musunuz?
Başkan'ın ekibinden iki üye çıkıyor, AK Parti'nin 9 üyesi ile birlikte, "HAYIR, GEMİ KALDIRILMASIN" deyiveriyor ve sonuç..
11'e 8 oy çokluğu ile gemi aynı yerinde!!
Yukarıdaki tabloda gördüğünüz komiklikleri bir tarafa bırakalım, işin asıl vahim olan kısmına gelelim dilerseniz..
Belediye Meclisi'nde bu komiklikler yaşanırken, onca ağır eleştiriye, hatta ve hatta hakarete varan ağır ithamlara, suçlamalara hedef olan AK Parti..
Önce Başkan Yardımcısı Ahmet Özsümer'in çok ağır ithamlarla suçladığı AK Parti.. Ardından Başkan Koçal'ın inkılap vapurunu yerinde bırakan tavrından ötürü ciddi biçimde eleştirdiği AK Parti..
Son olarak yine Başkan'ın 'komik işler yapıyorlar' diyerek meclis üyeleri ve teşkilatlarıyla adeta alay ettiği AK Parti..
İŞTE O AK PARTİ'DEN 'ÇIT YOK'..
'Dostlar alışverişte görsün' türünden bir-iki ufak serzeniş oldu olmasına, ama açıklamalarda kullanılan lisan-üslup; kendilerine yöneltilen itham ve suçlamaların yanında fındık kabuğunu doldurmayacak türden, cılız açıklamalardı..
Soru şu: Başkan mı çok cesur,
AK Parti kadroları mı çok pısırık?
Acaba, Sayın Özsümer olsun, Sayın Koçal olsun; söyledikleri, iddiaları harfiyen doğru da, bu yüzden mi ses-soluk çıkmıyor? Yoksa, Sayın Koçal eninde sonunda AK Parti'de siyasetini devam ettirecek ve Başkan'ın böylesi bir gücü-kudreti görülüp kabul edildiği için mi sesler kesiliyor?
Birkaç hafta önceki yazımda dile getirmiştim; özetliyorum..
İki yol var AK Parti yönetimlerinin tercih edeceği..
Ya bu olup bitenler karşısında, varsa içinde eğri-büğrü insanlar, birtakım yanlışların içerisinde bulunup da ipleri Başkan Koçal'ın elinde olanlar, bu insanların partiyle ilişkileri kesilecek, istifaları alınacak ya da ihraçları sağlanacak ve AK Parti, adı üstünde, AK KADROLARLA, kimseye diyet borcu olmadan, kimsenin karşısında eğilip-bükülmeden yoluna devam edecek; aynı Başbakan Erdoğan'ın yaptığı gibi yapacak, safralarından kurtulacak..
Ya da.. Ya da her ağır ithamın, suçlamanın altında ezilip, sinip kalacaklar.. Böyle bir siyaseti, böylesi bir nefes alıp vermeyi içlerine sindirecekler..
Sonuç olarak; Başkan Koçal'ı ve ekibini tebrik etmek lazım.. 80 ilde gümbür gümbür esen AK rüzgarı Yalova'da önce papatya ardından zambak çiçeği ile istediği kıvama getirdi.. Tebrikler..
Yalova Belediye Başkanı Yakup Koçal'ın AK Parti Meclis Üyelerine karşı yapmış olduğu açıklamadan sonra AK Parti Belediye Meclisi Grup Başkan Vekili Kasım Avar bir açıklama yaptı.
"Gazetelerde, Yalova Belediye Başkanı Yakup Bilgin Koçal’ın, Ak Partili Meclis üyelerimiz hakkında yorumlarının yer aldığı haberleri kamuoyu ile birlikte ibretle okuduk.
Öncelikle Belediye Başkanı ve söylediklerinin, temsil ettiğimiz parti ve gurup adına, herhangi bir değer ve önem taşımadığını belirtmek isterim. Ancak, “Bir kişi için bile, bir acziyet görüntüsüne sebep olmama” hassasiyetiyle, arzu etmesek de cevap vermek mecburiyetinde kalmış bulunuyoruz.
Sayın Koçal her zamanki ciddiyetsiz üslubu ile meclis üyelerimizin kamu adına yapmış oldukları görevi hafife almakta, bizleri bilgisizlikle itham etmektedir.
Belediye başkanı ;Yalova kamuoyunu meşgul eden geçmiş dönem borçları başta olmak üzere , İnkılap vapuru [ olagan üstü meclis toplantısında kamuoyunda bize yüklenirken oylamada 9 kişi olmamıza ragmen ,meclis coğunlugu kendılerınde ıken nedense bır kısım meclis üyesi arkadaslar oylamada red kullandı], Yabeltaş’ın zarar uğratılması, Huzur Sokağın trafiğe açılması [görevini yerıne getırmeyerek alınan meclis kararını ragmen hala sokagı trafiğe acmamıstır.], Eski hükümet konağının yeri, Yalova sahili düzenleme projesi gibi daha sayacagımız bır cok konularda gerçekleri çarpıtarak, Yalova halkını yanıltmaya çalışmıştır.
Belediye meclis üyelerinin asli görevi, yapılan işlemleri kamuoyu adına denetlemektir. AK Parti gurubu üyeleri, bu görevlerini yapmaya, belediye başkanının engelleme gayretine rağmen devam edeceklerdir.
Sayın Koçal’ı, Yalova halkını yanıltmaya devam etme alışkanlığından vazgeçmeye kamuoyunu doğru bilgilendirmeye davet ediyoruz…"
Not: Sayın Başkan bu sitedeki arkadaşların hepsi bu vapurlara AŞKLA BAĞLANAN İNSANLAR nasıl DEĞİL dersin şaşırdım... Bana soracaksan tarihi korumayı siz aşıladınız kendiniz yaptınız. Şimdi o vapuru Mahkemeye vermek yerine onarmayı seçseydiniz size inanırdım ve inanırdık ama %90 yüksek sesle sökülecek deyip sonra yapılmasını isterdim abes olmuş. Her şeyin farkındayız tüm gerçekleri biliyoruz. Sizin dönemlerinizde siz istemediğiniz bir şey oldu mu yok etmek için her yolu yapacağınızı da biliyorum. O zaman o hükümet konağını da yıkmanız gerekiyor o ucube yapıyı. Ki size inanalım...
Mimarlar, Mühendisler ve plancıların ağzını bıçak açmıyor…
Konuşamazlar. Sonra…
Sonrasının ne olduğunu siz biliyorsunuz.
Fakat tacize uğramış, incitilmiş İnkılap Vapuru için demeç üstüne demeç…
Birden bire herkesin ilgi alanına giriyor.