Orduyu yıpranacağı kadar yıprattılar Ordu mensupları.
Kimseyi başkaları yıpratamaz.
Akp'yi yıpratmak için türlü dalaveralar çevirenlerin nasıl ellerine yüzlerine bulaştı?
Ordu'da dolaplar dönmese bu işler başına gelmezdi.
Ordu 28 şubat'ta zaten yıprandı, gözden düştü.
Yeni planları, toplum mühendisliği çalışmaları sürdükçe, kendi ayağına sıkıyor diyeceğim fakat ülkenin bir Ordu'ya ihtiyacı olduğuna göre, bu pisliklerden Ordu'nun temizlenmesini istemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
Bu olay bana Kayseri Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığı'ndaki olayları hatırlatıyor. Karargah evlerine mesup subayların merkez komutanının bilgisi varmış gibi, askeri birliklere dışarıda yazılmış emirleri komutan adına havale etmelerini hatırlatıyor. Böyle bir belgede Genelkurmay komutanlığının habari varmış gibi el altından Genelkurmaya sokulmuş olabilir. Kaldıki bu belge Genelkurmaydan çıkmadı. Her zaman olduğu gibi emekli subaylara dayandırıldı. Bu belgenin gerçek olup olmadığı bile belli değildir. Taraf daha öncede bu tür belgeler yayınladı ama sonuçta sahte olduğuda ortaya çıktı.
Orduyu yıpratmak için ortaya atılan bu iddialar bence gerçek dışıdır. Bu gün bile bu konu hakında yayın yasağı olduğu halde Zaman gibi gazetelerin ısrarla bu konyu irdelemeleride düşündürücüdür. Ve sonuç ne olursa olsun tamamiyle ülkeye zarar vermektedir. Bu ülkenin ordusunu önlerindeki en büyük engel olarak görenler belliki bu görevi orduyu bitirene kadar devam edecekler. Aynen Dağlıca baskınından sonra ortaya atılan gerçek dışı iddialarda olduğu gibi yalan ve iftiralarına devam edeceklerdir.
Başlığa yazılan bütün mesajları hayretler içinde ve üzülerek okudum..
Ortada içeriği çok çirkin bir plan var. Bu plan ortaya çıkıyor. Sonra burada tartışılıyor.
Bir tarafta; AKP'yi savunanlar..
Diğerinde; Orduyu savunanlar..
AKP taraftarları 30 milyon, ordu taraftarları 70 milyon. Peki taraftar olmak herşeye göz yummak demek midir ? Yanlış tarafları görmezden mi geleceğiz ? Bu mudur orduyu sevmek, bu mudur milleti sevmek ?
Son günlerin meşhur lafları; oyuna gelmeyelim, orduyu yıpratmayalım..
Yazılarda sürekli iki kavram geçiyor: siz ve biz. Siz kim, biz kim ? Bölünmeyelim derken çoktan iki parça oluvermişiz de haberimiz yok
Oyunlar oynanmaya başlanalı çok oldu, biz de bunları izlerken zevk alıyoruz.
En son Deha S. tarafından Cmt 13 Hzr 2009, 10:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Bizim ordunun kafasının nasıl çalıştığını göstermesi bakımından da ibret verici.
Alıntı:
Ve, emrinde çalıştığı hükümete “şeriatçı” etiketini yapıştırıyor.
Alıntı:
Bir ordu böyle bir şey yapar mı?
Durduk yerde “silahlı terör örgütü” icat eder mi?
Onun bunun evinde silah bulunmasını “sağlamak” ordunun işi mi?
Gömdükleri mayını temizlemeyi beceremiyorlar ama evlerde silah bulunmasını “sağlamayı” beceriyorlar.
Alıntı:
Devletin ve ordunun suç işleme özgürlüğü yoktur.
Ordu bunu bir türlü anlamıyor.
Plan üstüne plan yapıyor.
Alıntı:
Ordu, ülkeyi savunur ve mümkünse kendi gömdüğü mayınları çıkartmayı becerir.
Alıntı:
Artık bizim ordu kendi işinin “askerlik” olduğunu kavrasa da Türkiye bir rahatlasa.
Yoksa bu ordu bu ülkeye rahat vermeyecek.
Bugünkü Taraf gazetesin’deki bir makaleden satırbaşları.
Henüz ispatlanmamış, kesinleşmemiş bir iddia üzerine Ahmet Altan adlı yazardan ordu üzerine inciler.
Taraf Gazetesinin yaptığı bu tür haberler yıllardır görmezden gelindi Taraf yayına başlamadan önce hiçbir basın kuruluşu bu tarz haberleri yazmaya cesaret edemezdi...
Bu gazete ortaya Genelkurmayın bile yalanlayamadığı toplumun belirli kesimlerini andıçlayan ve mevcut hükümetin yıpratılma çalışmalarını açıklayan bir plan ortaya çıkarıyor halkın bu tür kirli oyunları görmesini sağlıyor ve Ordu düşmanı ilan ediliyor...
Taraf yayına başlamadan önce hiçbir basın kuruluşu bu tarz haberleri yazmaya cesaret edemezdi...
Cesaretten ziyade, Ordumuzun Türk Milleti nazarındaki dokunulmazlığını göz önünde tutarak tepki almak istememişlerdir belki...
Bu nazar da asla değişmeyecektir. Bunu değiştirmeye uğraşanlar kaç defa genel, kaç defa kişisel darbe yaptılar da ancak TSK' yı kullanan "çürük yumurtaları" anlayabildik.
Ortada belgeler var, yalanlayan yok! Üstüne bir de soruşturma açıldı...
Siyasi partiyi bitirme çalışması; Cumhuriyete, sevilen bir sivil hareket olan cemaati bitirme çalışması da Demokrasiye darbe olacaktı ama olmadı. (çok şükür )
Şanlı Şerfli "bizim" Ordumuzdaki bizden olmayan "çürük yumurtalar" bir an önce temizlenmelidir!
Genel Kurmay başkanımızın tabiriyle ordusunu "Peygamber ocağı" olarak bir millet,millet vasfını elde ettiği günden bugüne kadar orduyu baş tacı yapmış ve toz kondurmamıştır.Bu milletin Asker sevgisinin geçmişi 2001'e yada 28 Şubat'a kadar değil tarihin bilinmeyen bir zamanına kadar uzanmaktadır.Biz askerimizi mevcut hükümete darbe yaparmı sevdasıyla değil "peygamber ocağının ve Türk milletinin asil mensupları olarak gördüğümüzden severiz.Savunucak bir tarafı olmayan bu gibi kokuşmuşlukları savunmak, o insanların orduyu neden seviyor gibi göründüklerini anlamamızı kolaylaştırıyor...
Ertuğrul Özkök'ün bugünkü yazısını hayretler içersinde okudum...Artık Özkök bile Genelkurmaya isyan etmiş ve bu ortaya çıkan andıçla ilgili orduya çok ağır eleştiriler yöneltmiş...
Alıntı:
Acaba Bülent Arınç haklı mıydı
Eğer bu belge gerçekse TARAF Gazetesi'nde dün yayımlanan belgeyi okuyunca, içimden gelen ilk ses şu oldu: "Acaba Bülent Arınç haklı mıydı?" Ne demişti Bülent Arınç? "İyi ki bu komutanlarla savaşa girmemişiz." Bu duygularımı, gazetede yayınlanan belge gerçekse kaydıyla söylüyorum. Şu ana kadar sahte olduğu konusunda bir bilgiye ulaşamadım. Genelkurmay İletişim Başkanı dün muğlak bir açıklama yaptı ve "Konu soruşturuluyor" demekle yetindi.
Yani hálá mı ders almadınız
Bu yazıyı şu şartla yazıyorum: "Eğer bu belge gerçekse..." Yeni ve feci bir andıç olayı ile karşı karşıyayız demektir. Belgenin tarihi Nisan 2009...
Yani iki ay önce hazırlanmış. Altında, Genelkurmay Harekát Başkanlığı'nda görevli muvazzaf bir subayın imzası var.
Eğer bu belge gerçekse; İnsan soruyor: "Yani hálá mı ders almadınız?"
Belgeyi baştan sona okuyorum. Birtakım kelli felli insanlar oturmuş, bir "Aksiyon Planı" hazırlamışlar. Amaçları, AKP hükümetini ve Fethullah Gülen'i yıpratmak. Yani alenen suç. Hem de ağır bir suç. Belgeyi okuyunca sadece iki şey söyleyebilirsiniz: Ya, "Vahim bir provokasyon." Ya da "Geri zekálılık örneği"...
Sızdırılmasına mani olamamak da beceriksizlik
Eğer bu belge gerçekse; Ve yaşanan bunca olaya rağmen Genelkurmay'da birtakım insanlar hálá böyle planlar yapma cüretini gösterebiliyorsa, ne diyelim... Olay feci, sızmasına mani olamamak ise başka açıdan feci. Bir Genelkurmay düşünün ki, en gizli belgelerin sızdırılmasına mani olamıyor. Yani bu eylem planını hazırlamak suç.
Sızdırılmasına mani olamamak da beceriksizlik.
Cüret mi, salaklık mı?
Vergi ödeyen vatandaşların şu soruyu sorma hakkı yok mu? Hálá bunları yapmaya hangi cüretle devam edebilirsiniz, nasıl mani olamazsınız?
Eğer bu belge gerçekse; Bu belgeyi bürosunda saklayan eski asker yeni avukat Serdar Öztürk'e ne diyeceğiz? Müvekkili böyle şeylerden içerdeyken, kendisi bu belgeleri niye saklar? Cüret mi, salaklık mı?
TSK düş kırıklığı yarattı
Ben, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sonsuz bir sevgi ve hayranlıkla büyüdüm.
En solcu yıllarımda bile, askere karşı hep sempati besledim. Bu duygularım hálá devam ediyor. Ama itiraf edeyim, son yıllarda tanık olduğum bu olaylar, bende derin düş kırıklığı yarattı ve yaratmaya devam ediyor. Sadece bazı subayların karıştığı olaylardan dolayı değil, en hayati sırlarını bile saklayamamalarından dolayı da derin bir düş kırıklığı yaşıyorum.
Ergenekon'da yargılanan bazı eski komutanları görünce, onların nasıl olup da bu kadar üst rütbelere yükselebildiklerine hayret ediyorum.
Diyebilirsiniz ki, bunların ortaya çıkması fena mı oldu? Elbette iyi oldu.
İyi oldu da, bu iyilikler benim bazı endişelerimi de dengeleyemiyor.
O soruları bir türlü aklımdan çıkaramıyorum. Bu sırları saklayamayan, koruyamayan bir ordu, askeri sırları nasıl saklayabilir?
Arınç'ın sözlerini komutanların da aklına takılsın
Tabii bir de Bülent Arınç'ın sözleri: "İyi ki bu komutanlarla büyük bir savaşa girmemişiz." Biliyorum çok ağır bir söz ama, ne yazık ki insanın aklına takılıyor. Bizim takılıyorsa, şu anda görev başında bulunan komutanların da takılmalıdır. O nedenle bu belge ile ilgili soruşturmanın sonucunu merakla ve ısrarla bekliyorum. Önce gerçek mi, değil mi?
Eğer gerçekse; Bunun sorumluları hakkında ne işlem yapılacak?
Taraf Gazetesinin yaptığı bu tür haberler yıllardır görmezden gelindi Taraf yayına başlamadan önce hiçbir basın kuruluşu bu tarz haberleri yazmaya cesaret edemezdi...
Siz tarafın arkasında ki güce ve bunları yazdıranlara bakın. Böyle bir gazetenin bu şekilde ayakta durması bile mümkün değil ama arkasındaki destekçileri onu ayakta tutuyor ve maşa olarak kullanıyorlar.