Önemli birşey yazmıyor.
Bizde birilerinin "cemaat" dediği şeye orada "Sivil toplum Kuruluşu" denir.
Özellikle etnik gruplar ve azınlıklar ile iyi ilişkiler kurmaya ve herkese şirin görünmeye çalışıyorlar.
Müslümanlar da azınlık olduğu için, bir sivil toplum kuruluşu olarak o da listelenmiş.
Birlikte çalışarak toplumun çeşitli sorunlarını çözmeye çalışıyorlar.
Ayaklanmasınlar ve arkadan gizli işler çevirmesinler diye senin anlayacağın. Ellerinden geldiği kadar kontrol altında tutmaya çalışıyorlar, bunu da "bakın ne iyi işler yapıyoruz, sizlerin haklarınız için sizin yanınızdayız" diye lanse ediyorlar.
Benim anlamadığım madem akp nurculara ters gitmek istiyor peki niye zamanında fişlenen nurcular bugün hiç olmadığı kadar özgür ve fikirlerini rahatlıkla paylaşabilir durumda?
Tek kelimeyle fırıldaklık, paracılık ve yağcılık!, Amerikan direktiflerine uyum çerçevesi,Para nasıl yenir? sorunsunun cevabı,Yolsuzluk örtülü halen nasıl gelir in cevabı,para ya nasıl tapılır ın cevabı.
Hepsi hükümette var sormaya gerek yok herkez görüyor zaten.
Yanlız başlıktaki "VE" bağlacı farklı bir anlam kattığı için ve yerine "nin" gelmesi daha doğru olacaktır
En son Ertan Akyüz tarafından Cum 06 Arl 2013, 17:48 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
bazı fatih tezcan gibi sazanlar da bunu fbı cıa ajanlığına kadar götürüyor ve başkalarını da inandırmaya çalışıyor...
gerçi başbakan bile ta 15 yıl öncesine "furuat diyenler" diye gönderme yapıp çarpıtıyorsa bunlarınki normal..
furuat nedir..
Hocaefendi, hiçbir yazısında, tesettürün farz olmadığını, Allah'ın bir emri olmadığını söylemiş değildir! Diğer yandan, "tesettür furuattır" cümlesi eksik aktarılmış bir cümledir, aslı şu şekildedir:
"İman esasları yanında, tesettür furuattır."
Bu cümle aslında Ehl-i Sünnet İtikadının da bir prensibidir! Usul ilminde, gerek İbn-i Abidin ve diğer ülemanın İslam'ın Genel Hükümlerini (Akaid) ikiye ayırdığını görmekteyiz:
1) Usul'e ait hükümler: Buna göre "Lâ ilâhe illallah; Muhammedün Rasûlullah" başta olmak üzere, sair iman esasları akidede usûldür. İman esasları, muhakkikîn yaklaşımı ile dört asla irca edilebilir ki, bunlar; Allah'a, âhirete, peygamberlere iman; bir de ubudiyet veya adalettir. Yani, hayatî ehemmiyet arz eden esaslar, usûl kategorisine giren hususlardır
2) Furuata ait hükümler: Namaz, oruç, hac, zekât ve tesettür gibi diğer ibadetler, bu asıllar üzerine bina edilen ve asla göre fürûât sayılan amellerdir. Furuata ait hükümler, usule ait hükümler üzerine bina edilir. Bu açıdan denilebilir ki, usûlün olmadığı yerde, sistemli fürûdan bahsetmek mümkün değildir.