Darbe hazırlığından tutuklanan Albay Dursun Çiçek'in oğlu Deniz, darbe karşıtı Genç Siviller'in kurucusu çıktı.
Deniz Çiçek ilk kez 2003 yılında "ordu karşıtı" kimliğiyle sahneye çıkmış, TBMM'de "19 Mayısları militarize gösterilerden kurtaralım" diye bildiri okumuştu.
BABASININ MASUM OLDUĞUNA İNANIYOR
Çiçek'in babasıyla ilgili yaptığı haberler nedeniyle Taraf Gazetesi'ne kızgın olduğunu söyleyen Yıldıray Oğur "Dursun Çiçek'le tanışmıyorum ama Deniz'le yakın arkadaştık. Kendisiyle bir süredir görüşmüyoruz ama babasının güvenilir ve masum olduğunu söylüyor. Taraf Gazetesi'ne de haberlerinden dolayı çok kızgın" dedi
İnsanın aklına binbir türlü şey geliyor yahu. İyice kafam karıştı.
Dursun Çiçek hakkındaki iddialar doğru ya da yanlış bilmiyorum ama özet olarak aklıma sadece bu söz geliyor.
Biraz da gülümseyerek "Bu devirde babana bile güvenme demişler"
Bırakalım da hukuk, bir an evvel şu işlerin içinden çıkabilsin. Çünkü, öyle dağıldılar ki nasıl toparlanacaklar merak ediyorum ve bir an evvel toparlanmalarını diliyorum.
Hukuk oldu BBG evi.
Kim kimi dinliyor, kim kimden belge topluyor belli deyil.
Aylardır darbeci albay diye tanıtılan albayın oğlu genç siviller örğütü kurucusu çıktı. 2003 yılnda zamanın milli eğitim bakanı oğlanı meclie getirmiş ve genç siviller adına mecliste konuşma yapmış.
Babası olan albay darbe planı yapıyor bu belge ortaya çıkıyor bizler hareretle olayı tartışıyoruz. Belge fotokopi çıkıyor ve albay 1 gün yatıp çıkıyor.
Aradan 5 ay geçiyor planın aslı bulundu diye lanse ediliyor. Tam ordu darbe yapacakmış genel kurmay başkanı istifa etsin diyoruz. Hatta bir öğretim üyesi başbakanın huzurunda Özal olsa genel kurmay başkanını görevden alırdı diye basbas bağırıyor.
Bu arada Albay tekrar tutuklanıyor. Tamam herşey bitti derken ertesi gün salınıyor.
Ortada gerçek bir belge varsa albayı niye saldılar. Ergenekon sanığı diye daha hakim huzuruna çıkmadan aylarca yatan kişiler var iken bu albay nasıl bir günde salınıyor.
Bu işten benin anlalığım şu.
Oğlu genç siviller gurubu kurucu olan albay aslında asker içine sızmış bir ajan
Askeri kötülemek için bir belge hazırlıyor ama altına sahte imza atarak kendisi ceza almaktan kurtuluyor ancak askerede darbeci damgasını vuruyor. O ortalıkta gezerken bizler asker darbecidir diye asker düşmanı oluyoruz.
Albay Dursun Çiçek'in serbest bırakılması hukuki olarak yargı sürecinin hakkındaki davadan beraat ettiği anlamına gelmiyor. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı belirtiliyor. Hakkında suç isnat edilen tüm bilgi, belge ve deliller yargı bünyesinde olduğundan "delilleri karartma ya da yok etme" gibi bir durumun söz konusu olmaması nedeniyle tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması mahkemenin verebileceği bir kararıdır.
Dün tutuklanma kararı ile bugün tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılma kararı ise, avukatının süresini iyi kullanarak verdiği itiraz dilekçesi gereğidir. Bu durum da yargılama sürecinde uygulanan ve olağan bir durumdur.
Bu süreçte sadece akılları karıştıran ve düşündüren nokta, halen hakimlerin elinde emin olunamayan kesin delil noksanlığı mı var şüphesidir. İfadesini almak üzere savcı ve hakim karşısına çıkan bir "zanlı" eğer suçlamaları reddetmişse ve karşılığında da tutukluluğuna yaptığı itiraz kabul edilmişse halen delil/deliller üzerinde bir tereddüt var demektir. İşte bu tereddüte yol açan çelişkiler de haliyle bizleri hukuk sistemindeki yaşanan tutarsızlıklar karşısında "hukuka güven" endişesine düşürüyor.
Bir plan, bir ihbar mektubu ve bunların içerisinde geçen bir sürü isme rağmen eğer böyle bir karar çıkıyorsa, o zaman halen yerine oturtulamayan birşeyler var demektir. Yine de hukuki süreci izleyip sabır ve sağduyu ile beklemek gerekir. Bu iki ayrı karardan dolayı da mahkemelerin ayrı ayrı hukuku işlettiği kanısına varmayalım. Çünkü, avukatının zamanı içerisinde yaptığı itiraz gereği böyle iki ayrı karar çıkmıştır.
Bende diyorum,Bu albay niye jet hızıyla içeri girip çıkıyor diye.
Gerçi bu adam içeri girse ne olacak?İhanet belgesinde asıl imzası olanlar dışarıda duruyor hala..
Bende diyorum,Bu albay niye jet hızıyla içeri girip çıkıyor diye.
Gerçi bu adam içeri girse ne olacak?İhanet belgesinde asıl imzası olanlar dışarıda duruyor hala..
Sizin mantığınızla yaklaşırsak,D.Çiçek ve silivride tutuklu bulunanlarıda RTE ve adalet bakanının atadığı yargıçler ve savcılar tutukladı diyebilirmiyiz. Bu nasıl bir çarpık mantıktır.
Olay tam bir maça döndü. Bir taraf atıyor öbür taraf karşılık veriyor. Biri rövaşata çakıyor öbürü vole. Karşılıklı atılan goller ve ataklar. O zaman sıra Taraf'ta, yakın zamanda Taraf Gazetesi'nden bomba bir ihbar mektubu ve belgeler daha çıkar
Bu arada genelkurmay başkanı albayla yemek yemiş. Sanırım yemekte "oğlum merak etme, sana sahip çıkacağız" mı demiştir? Çünkü HSYK ile ilili olarak yargıçlarla bizzat Başbuğ'un görüştüğü ortaya çıkmıştı.
Karargah'taki Gelincik Salonu'ndaki yemek, Anıtkabir'deki 10 Kasım törenlerinin ardından, öğlen saatlerinde başladı. Çiçek'in yakın çevresinden alınan bilgiye göre, yemeğe Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un yanı sıra Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral A. Atila Işık katıldı. Çiçek yemeğe, yemek başladıktan bir saat sonra katıldı.
GENERAL MUAMELESİ
Yemekte Albay Çiçek'e 'general' muamelesi yapıldı. Yemek başladıktan bir süre sonra, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Aslan Güner de Gelincik Salonu'na geldi. Yemeğe ayrıca internet andıcında parafları olan birçok komutanda katıldı. Bir buçuk saate yakın süren yemekten sonra İlker Başbuğ, Genelkurmay 2. Başkanı'nı da yanına alarak kendi odasına geçti.
AVUKATI YALAN BEYANDA MI BULUNDU?
10 Kasım'da dikkat çeken bir başka olay da Savcı Zekeriya öz'ün çağırdık gelmedi açıklamasından sonra Avukat Mustafa Çevik, Çiçek'in kanser olan annesinin yanında, Tokat'ta olduğunu açıklamıştı. Oysa Çiçek o gün Ankara'da ve Genelkurmay Başkanı'yla birlikle yemekteydi.
[mış, miş, mi,mı ,tır, tir ....? taraf ve zaman birbirlerini referans gösteriyor , bozacı, ve şahidi Hukuk ne deMİŞ, neden bırakılMIŞ, ne suçla tutuklanMIŞ,
Alıntı:
Bu arada genelkurmay başkanı albayla yemek yemiş. Sanırım yemekte "oğlum merak etme, sana sahip çıkacağız" mı demiştir?
Geçen yıl Genelkurmay Başkanlığı bir tarihi konuşma yapmıştı, hatta milliyetçilik kavramının içini doldurmaya çalışmıştı bir nevi alt kimlik üst kimlik gibi.O konuşmada bundan sonraki hedefimiz cemaat türü yapılanmadır diye Genelkurmay Başkanı kendi ağzıyla söyledi.
Böyle bir planı kendileri yaptılar, cemaat tarzı dini oluşumların devlet yönetiminde olmasının sakıncaları tabiki olabilir bu sadece olasılıktır.
Saçmalık olan ise böyle bir plan yapıp uygulama safhasındaki yöntemler.Suçsuz insanları birbirine kırdırarak cemaat türü yapılanmaların önüne geçileceği gibi akla mantığa uymayan yöntemler geliştirmeleriydi.
Başbuğ da bu planı yapanların saçmaladığını görmüş ama bu emri kendi verdiğinden dolayı onları harcamaya gücü yetmemiştir.Albay Çiçek'i harcarsa, Çiçek'in yapacağı açıklamalarla, Başbuğ o konumda bir daha oturamaz.Görevden alınacağını kendisi bilir.