Mehmet DK
12 yıl önce - Cum 01 Nis 2011, 19:28
Osmanlı’nın büyük cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük aşk’ı Hürrem Sultan’dan bir kız çocuğu gelir Dünya’ ya .
Efsane bir aşk’ın meyvesidir bu çocuk ve bu yüzden belki efsane aşkların en temeline , en masalsı olanına ithafen ismi Mihrimah konulur Mihr-ü Mah Farsça da Güneş ve Ay demektir.
Zaman hızla geçmiş Mihrimah Sultan büyümüş 17 yaşına gelmiştir ki o zamanlar için evlendirilmesi uygun olan bir yaştadır. İki talibi olur, biri Diyarbakır valisi Rüstem Paşa, diğeri ise saray’ın baş mimarı Mimar Sinan… .
Padişah biricik kızını Rüstem paşa ile evlendirir , Sinan ise evlidir ve 50 yaşındadır ama bilinen odur ki Mihrimah Sultan’a da deliler gibi aşıktır…..
Mimar Sinan o derece derin bir tutku ile aşık olduğu Mihrimah Sultan’a malesef kavuşamamıştır, fakat o’na olan aşkını olanca güzelliğiyle, sanatına yansıtmıştır.
İstanbul’un en güzel yerlerinden birine ,Üsküdar’a Mihrimah Sultan adına bir Camii yapması istenir kendisinden. 1540 yılında inşa etmeye başladığı cami’yi 1548 yılında tamamlar. Camii inşa edilirken bir yandan kendi aşkını anlatır hiç şüphesiz ve eserine sanki “eteklerini giymiş bir kadın” siluetini verir.
Bahsi geçen bu cami 2 Minareli olup, padişah fermanı ile yaptırılan bir eserdir, ama Sinan bu büyük aşkı için, ki bu eserden 14 yıl sonra o güne kadar ilk defa, padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı da surların yakınına pek kimsenin ilgilenmediği, ıssız, yalnız ve İstanbul’un en yüksek tepesi olan, ( EDIRNE KAPI )'ya,aşkının gizli, ıssız ve yalnızlığını ama bir o kadar da büyüklüğünü haykırmak istermişcesine ikinci bir eser yapmaya koyulur.
Mihrimah Sultan’a ithafen….. ..
Derler ki; CamiMihrimah sultanın o duru, gösterişsiz ve bir o kadar asil güzelliğine istinaden küçücüktür ve sadece 38 mt bir minareye sahiptir. Bir adet incecik kubbesinin üzerindeki 161 pencere ise iç güzelliğinin ne kadar aydınlık ve berrak olduğunu temsil eder, bu sayede gün ışığının her köşede adeta dans ettiği kadınsı edalı. ( o tarihte bu açıklıktaki ve bu kalınlıktaki bir kubbeye o kadar pencere, dünya üzerinde sadece Mimar Sinan tarafından yapılabilirdi) cami içindeki pandatiflerde ve minare kenarlarındaki upuzun işlemelerde de Mihrimah Sultan”ın o çok güzel ayak topuklarını döven,upuzun saçları tasvir edilmiştir.,
Ve yine denir ki,Mihrimah Sultan’ın statüsü iki minareli cami yaptırmaya yetmesine rağmen, yalnızlığını simgelemesi anlamında tek minareli yapılmıştır bu cami.
Esas bundan sonraki verilen bilgiler çok enteresandır. Ben şahsen bu durumu daha önceleri hiç duymamıştım. Bayağı enteresan bir durum olduğu için paylaşayım istedim.
Ama Sinan aşk‘ını öyle sihirli bir tılsımla mühürlemiştir ki ,bu sırra şaşırmamak,osevdaların naifliğine imrenmemek elde değil. Sinan Usta”nın aşk”ının vesikasıdır sanki, iki caminin de yeri özenle seçilmiştir. Edirnekapı’daki Güneşin doğum ve batım yerleri tespit edilerek yapılmış camilerdir.Mihrimah Sultan Camii’ni aynı anda görebileceğiniz bir yer tespit edin.Günbatımında (elbette, yılın sadece bir gününde ki o gün 21 Mart gece ile günün birbirinre eşit olarak kavuştuğu gün’dür daha enteresanı, o gün Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür) göreceğiniz muhteşem manzara şudur:
Edirnekapı Camii’nin tek minaresinin arkasından güneş batarken, Üsküdar’daki caminin minareleri arasından ay doğmaktadır!
Yarabbim, bu nasıl bir hesaplama, bu nasıl bir estetik anlayışıdır ?? insanın aklı almıyor bir türlü..
|