Rahmetli Mersin'de seçim zamanında partililerin '' efendim güzel bir büro tutalım seçim çalışmalarını ordan yürütelim '' demesi üzerine rahmetli Muhsin Başkan'ın '' Ben elimi şıklatsam heryerden para fışkırır , ama gereği yok kimseye gebe kalmak istemem '' demesi beni çok etkilemiştir.
Yeni veriler helikopter kazasında şüpheleri, meçhul bir jet uçağı üzerinde yoğunlaştırıyor. Çağrı işareti bilinmeyen askerî jet uçağı, kazadan yaklaşık 4 dakika önce Sivas Gürün civarında ortaya çıkıyor. Daha sonra radarda kayboluyor. Şüphelerin yoğunlaştığı da işte bu uçuş. Çünkü uçağın radarda kaybolmasının ardından, 15.03'te, Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopter düşüyor. Enkaz bölgesine yakın uçan söz konusu jetin izlediği rota tam olarak belirlenemiyor. Uzmanlar, hızı, irtifası ve güzergahı belli olmayan; radarda görünüp kaybolan bu uçağın akıllara soru işaretleri getirdiğini belirtiyor.
Habere şüpheli yaklaşıyorum, böylesine önemli birisinin kuşkulu ölümü üzerine kaza mahalline yakın, kazaya ait parçaların yakılması ve yok edilmeden oraya bırakılmasını aklım almıyor. Bu kadar basit olmamalı. Neymiş gitmişler bulmuşlar. Doğrudur belki ama bir bit yeniği var bunda.. Sanki başka şeyler örtülmek üzere ortaya çıkartılmış bir başka konu gibi... :(
Alıntı:
Zaman Gazetesi'nin haberine göre; Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopter 25 Mart 2009 tarihinde Keş Dağı'na düştü. Yazıcıoğlu'nun vefat ettiği olayda düşen helikopterle ilgili önemli bir ayrıntı ortaya çıktı. Kazadan iki ay sonra, karların erimeye başlamasıyla enkazın olduğu bölgeye çıkan Dr. Rafet Arslanoğlu ve beraberindeki ekip, kaza sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili çarpıcı bir görüntüyle karşılaştı. Ekip, enkazın bulunduğu yerin yaklaşık 200 metre güneydoğusunda bir kaya kovuğunun içerisinde yakılan helikopter parçalarını buldu. Zaman'ın ulaştığı fotoğraflarda yakılan parçalar içerisinde pilotun uçuş bilgilerini not ettiği bloknotun mahfazası da var. Kimi parçaların da tahribat dolayısıyla ne olduğu tam olarak anlaşılamıyor. Aynı bölgede bol miktarda konserve ve meyve suyu kutularının yer aldığı görülüyor. Yanan parçaları bulan ekip, malzemelerin üzerinin toprakla örtülü olduğunu belirtiyor. Görüntü ve fotoğraflar, DDK'nın raporunda, helikopterin bazı parça ve atıklarının yakılmış olabileceği yönündeki iddiaların en güçlü kanıtı oldu.
Ergenekon'dan tutuklanan Erol Ölmez, Yazıcıoğlu’nu susturma toplantısı yaptıklarını öne sürdü, İsmailağa'ya sızma girişimlerini, Bayram ve Hızır Ali Hoca cinayetlerini anlattı. Ergenekon'un eğitim yerlerini açıkladı
Muhsin Yazıcıoğlu’nun ‘suikast’ sonucu hayatını kaybettiğini iddia ettiniz. Silivri Cumhuriyet Savcısı Nejat Çakır, tanık sıfatıyla ifadenizi aldı. Tanık ifadenizde, Çerkez Ali ve bir milletvekiliyle toplantı yaptığınızı, Muhsin Yazıcıoğlu’nu susturmak için karar aldığınızı açıkladınız. Bu toplantı nerede gerçekleşti?..
Toplantı Ankara Dikmen’de oldu. Toplantıya katılan Çerkez Ali çok güçlü bir devlet adamıdır. Kontrgerillanın yapılandırılmasında yer almıştır. Çerkez Ali’nin yaptıkları asla sorgulanmamıştır. Kendisi şu an hâlâ aktiftir. Asker kökenlidir. Hiç kimse hesap soramaz. Özel yetkilere sahiptir. Kimse Çerkez Ali’nin ne amaçta olduğunu ve ne yaptığını bilemez. Çerkez Ali ile yaşadığım, ortak hareket ettiğim yaşananlar ne varsa, her şeyi açıklayacağım... 2007 yılında bir otelin lobisinde toplandık. Çerkez Ali kod adlı kişi ile ben ve şu an milletvekili olan şahısla, Muhsin Yazıcıoğlu’nun susturulması için toplandık. 10 milyon dolar para teklif edildi.
“ELİNDEKİ BİLGİLERİ SAVCI ÖZ’E SUNACAKTI”
Otelin ismi neydi?
Bu otelin adını vermem. Çerkez Ali, otel kayıtlarını da aldı. Bütün kayıtları da aldık. Muhsin Yazıcıoğlu çok şey biliyordu. Aynı zamanda elindeki bilgi ve belgeleri yavaş yavaş Savcı Zekeriya Öz’e sunacaktı. Yazıcıoğlu hedefteki adamdı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü tesadüflerle dolu değildir. Zaten planlanmıştı, bu bir gerçek. Helikopter düşmese, kafasına sıkacaklardı veya zehirleyeceklerdi.
Toplantıda, Muhsin Yazıcıoğlu hakkında ne karar aldınız?
Biz bu kararı aldık. 10 milyon doların zaten dörtte biri geldi. Bu para ismini vermek istemediğim milletvekili tarafından geldi. Şu anda milletvekili... Muhsin Yazıcıoğlu, Ergenekon bağlantılarını biliyor, Ergenekon içerisindeki yapılanmayı biliyor. Müthiş bilgilere sahipti. Helikopter düştüğü zaman, Muhsin Yazıcıoğlu’nun günlüğü nerede? 2007’de Muhsin Yazıcıoğlu’nun cep telefonu numarası bende mevcuttu. Kendisine uyarı yaptık ve konuştuk. Ciddiyete almadı. Kendine çok güveniyordu. Muhsin Yazıcıoğlu’nun susturulması, Ergenekon’un silahlı kanadı olan Atakurtlar Cumhuriyet Ordusu’na teklif edildi. Bu ordu, Ergenekon’un silahlı istihbarat kanadıdır. Ergenekon beyninin silahlı ve aynı zamanda istihbarat kanadıdır. Ergenekon yapılanması hâlâ aktiftir. Ergenekon yapılanmasının şu an içerideki olanların dışında, dışarıdaki olanlar da çok güçlü isimlerdir. Onlar alınmaya başladığı zaman zangır zangır bu ülke sallanmaya başlar. Arkada Amerika ve İsrail’in gücü var bu insanlarda. Ama askerî kanadın tek beyni Çerkez Ali’dir. Eğitim ondan geçer, her şey ondan geçer.
Büyük Birlik Partisi lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan helikopter kazasında Devlet Denetleme Kurulu raporunun açıklanmasından sonra farklı bir aşamaya gelinmişti.
25 mart 2009 günü helikopterin düştüğü duyulmasının hemen ardından BBP Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamalar olayın bir kaza olduğu yönündeydi.
Büyük Birlik Partisi Genel Merkezinin, Devlet Denetleme Kurulu Raporu açıklanıncaya kadar sürdürdüğü bu tutum, rapora göre olayın suikast olma ihtimali doğunca aniden değişiverdi.
16 Şubat tarihinde Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Yalçın Topçu ve partinin önde gelen isimleri, Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu’nu da alarak Kahramanmaraş Savcılığına gelip suç duyurusunda bulunmuştu.
Kahramanmaraş Başsavcılığına yapılan suç duyurusunun detayları belli oldu. Yazıcıoğlu’nun ailesi helikopterin bir terör örgütü tarafından düşürülmüş olabileceği iddiasında bulundu. Şikayet dilekçesinde arama kurtarmanın geciktirildiği, aramanın kasıtlı olarak yanlış yerde yapıldığı, helikopterin düştüğü yerin nokta olarak bildirilmesine rağmen bu bilgilere kasten itibar edilmediği öne sürüldü.
Suç duyurusunda, arama kurtarma çalışmalarındaki aksaklıklar nedeniyle Ulaştırma ve İçişleri Bakanları, Kahramanmaraş ve Kayseri Valileri ile 1 general, 1 albay, 2 yarbay, 2 genel müdür, 2 emniyet müdürü, 1 kaymakam, 2 istihbarat müdürü, 1 istihbarat amiri, 1 ilçe emniyet müdürü, 1 polis memuru, 1 jandarma personeli ve 4 amatör telsizcinin cezalandırılması istendi.
BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu ile Yazıcıoğlu ailesinin, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı özel yetkili savcı talebine, olumlu cevap geldi. Başsavcılık, talebi görüşerek, dosyayı Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı'na gönderdi. Dosya bugün savcıya ulaştı. Suikastin arkasında bulunanlar artık özel yetkili savcı tarafından araştırılacak.
ÖLDÜRÜLDÜLER Mİ?
Kahramanmaraş΄ta eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ile ilgili hazırlanan ve Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığına gönderilen fezlekede, ΄΄Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, terör örgütüne üye olmak ve yardım etmek, tasarlayarak birden fazla kişiyi öldürme΄΄ iddiasıyla 7 kişi hakkında iddialara yer verildi.
Kahramanmaraş΄ta, 25 Mart 2009΄da meydana gelen helikopter kazasının ardından yürütülen soruşturma kapsamında Cmumhuriyet Savcısı Uğur Koç tarafından hazırlanan fezleke tamamlandı. Hazırlanan fezleke, Ceza Muhakemesi Kanunu΄nun 250. maddesi gereğince Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı΄na gönderildi.
Hazırlanan fezlekede, ΄΄Yapılan şikayet dilekçeleri incelendiğinde helikopter düşme olayının basit bir helikopter kazası şeklinde değil, henüz üyeleri tespit olunamayan örgüt mensuplarınca yapılan sabotaj sonucu düşürülmüş olduğuna ilişkin iddialar ve helikopter düştükten sonra yapılan arama kurtarma faaliyetleri sırasındaki yaşanan gecikme ve olumsuzlukların kasıtlı olarak gerçekleştirilmiş bir faaliyet olarak nitelendirilmesi ve bu hususun taraflarca ileri sürülmüş olduğu belirtilmiştir΄΄ denildi.
Helikopter üzerinde bulunan ΄΄Argus 5000 CE΄΄ ve ΄΄Skymap 3΄΄ cihazlarının enkaz alanından kaybolduğu ifade edilen fezlekede, ΄΄söz konusu eylemlerin mevcudiyeti muhtemel örgütün mensuplarınca, örgütün amacına yönelik olarak gerçekleştirilmiş olma ihtimali nedeniyle, söz konusu eylem ve istinatların terör örgütü üyesi olmak ve bu kapsamda birden fazla kişiyi tasarlayarak öldürme ve terör örgütüne yardımcı olmak şeklinde şüphelerin oluştuğu, bu nedenden dolayı da soruşturmanın Ceza Muhakemesi Kanunu΄nun 250. maddesi kapsamında değerlendirilmesine karar verildiği΄΄ ifade edildi.
Yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan fezlekede, NTV Haber Koordinatörleri Mirgün Cabas ile Mustafa Hoş, Albay Sezai Akgün, Emniyet Amiri Dursun Özmen, helikopterin sahibi Mustafa Kemal Süler ile muhtarlar Yılmaz Tilki ve Abdullah Göllü΄nün şüpheli sıfatıyla yargılanması istenildi.
Hazırlanan fezlekede, şu iddialara yer verildi:
΄΄Söz konusu helikopterin şüpheliler Mirgün Cabas ve Mustafa Hoş΄un çalışanı oldukları bir ulusal televizyon kanalı tarafından ölen gazeteciye ait cep telefonu aranmak suretiyle sinyal vererek helikopterin düşürüldüğü ileri sürülmüştür. Ayrıca söz konusu helikopterin bölgede uçan Awacs uçakları tarafından yönü değiştirilerek düşürüldüğüne ilişkin haberler yer almıştır.
Ölenlerden Muhsin Yazıcıoğlu΄nun yakın akrabası olan tanık Rafet Arslanoğlu΄nun helikopterde bulunan şahıslara Çağlayancerit΄ten kalkışı esnasında bir poşet içerisinde dürüm verildiği ve dürüm nedeniyle zehirlenmiş olabileceklerini beyan ettiği, ayrıca helikopterde bulunan kişilerin karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu yaşamlarını yitirdiği ve helikopterin bu şekilde düştüğü ileri sürülmüştür.
Yine Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu΄nun hazırladığı raporda, ΄Transponderi açık olmayan veya alçaktan uçtuğu düşünülen bazı hava araçlarının kaza anındaki ve mahallindeki hareketlerinin varlığı gibi bazı tespit ve bulguların da muhtemel kaza nedeni olarak değerlendirilmesi ve araştırılması gerekiyor.΄΄