Okullarda Okutulan Tarihin Gerçek Olduğuna İnanıyor musunuz?
Evet
24.7%
[148]
Hayır
75.3%
[450]
Toplam Oy : 598
Misafir 776
8 yıl önce - Prş 20 Ksm 2014, 10:16
Kimseye fikir empoze etmek zorunda değilsin, çalışmaları sunarsın. Dileyen okur kabul eder.
Kemalist taktiği ders kitaplarından ideoloji aşılar gibi tarih aşılanamaz. Zaten Cumhurbaşkanı'nın da böyle bir derdi yok.
Ateistlerle Cemaatçiler kafa kafaya vermiş, araştırmadan-sorgulamadan Müslüman yapamaz propagandasına girişmiş. Amerikalı ecnebi bile bu duruma ihtimal veriyor, bilimsel değerlendirme yapıyor siz inkar ediyorsunuz. Anlamadım ki...
Kanit olmadan hic bir sekilde ispatlayamazsin. Bu nedenle kanit gerekir. Hatta piri reis bile o meshur haritasinda haritayi yaparken yabancilardan yararlandigini yazar. Su an elimizde olmasi gereken eski islam devletlerinin arsivinin birinde yeni bir yer(amerika) yazilmis olmasi.
Girit, Osmanlılar devrinde Girit adası halkının önce bağımsızlık, sonra Yunanistan'a katılma amacıyla ayaklanması, bu yüzden doğan olaylara verilen ad. Girit'in Rum asıllı halkı ilk olarak 1821'de Osmanlı yönetimine başkaldırdı. Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa bu ayaklanmayı bastırmakla görevlendirildi.
Yunanistan'ın Osmanlı devletinden ayrılarak bağımsızlık bir krallık oluşundan sonra Girit'te ikinci bir ayaklanma oldu. (1830), Mehmet Ali Paşa bunu da bastırdı (1831). Ancak, adadaki milliyetçilik akımının gelişmesi ve Yunanistan'ın giriştiği yoğun propaganda sebebiyle Girit'te huzur bir türlü sağlanamadı. 1840 Londra Antlaşmasından sonra burasının yönetimi Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'dan alındı. Yunan mültecileri tarafından çıkartılan bir isyan da Mustafa Naili Paşa tarafından kolaylıkla bastırıldı (1841).
En önemli ayaklanma 1866'da oldu. Asiler, Yunanistan'a katıldıklarını ilan ettiler. Osmanlılar bunu kabul etmediler. Sadrazan Ali Paşa işe el koydu. Sonunda üye çoğunluğunu Rumların teşkil ettiği bir meclisin kurulmasıyla ayaklanma bastırıldı. Daha sonra adanın Rum halkı çeşitli haklar istemeğe başladı. 1877-1878'de yapılan antlaşmalarla ada valisinin Rum, yardımcısının Türk olması, 80 üyelik meclise 50 Rum üyenin seçilmesi, resmi işlem ve yazışmaların hepsinde Rumca'nın kullanılması kabul edildi.
Girit meselesi 1897'de yeniden alevlendi. Yunan hükümeti ve Etniki Eterya cemiyetinin açık ve gizli kışkırtmaları sonucunda adada geniş bir çete faaliyeti başladı. Bu arada Yunanlılar Girit'e 1500 kişilik bir askeri kuvvet çıkardılar. İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya'nın desteğini kazanmak için her türlü yola başvurdular. Ancak Osmanlı hükümetinin iç işlerine yabancıların karıştırmamak konusundaki kararlı tutumu karşısında batılı devletler, Yunanlıların adadan kuvvetlerini çekmesi için donanmalarıyla Girit'i abluka altına aldılar.
Yunan hükümeti bu ablukaya da aldırmayınca Ethem Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu Makedonya, Alasonya üzerinden saldırıya geçerek Dömeke meydan savaşından Yunan ordusunu yenilgiye uğrattı, Atina'ya doğru ilerlemeye başladı. Ancak batılı devletlerin işe karışmaları sonucu bu harekat durduruldu.
Girit'te Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya'nın korumasında bir yönetim kurularak Yunan kralının oğlu Georgios, komiser olarak tayin edildi. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra (1908) Girit Meclisi Yunanistan'a katıldığını resmen ilan etti. 26 Temmuz 1909'da Rumlar Hanya kalesine Yunan bayrağını çektiler. 1911'de 25 Girit Rum milletvekili Yunan parlamentosu toplantılarına katılmak amacıyla Pire'ye doğru yola çıktılar. Fakat İngiliz donanmasına bağlı savaş gemileri bunu önleyerek Giritli milletvekillerini tutukladı.
Balkan savaşından sonra Londra ve Bükreş Antlaşmalarıyla Girit'in Yunanistan'a ilhakı Osmanlı devleti tarafından resmen kabul edildi, böylece Girit sorunu kapandı.
İsmail bey tarihçi kimliğiyle yazılara karşılık vermiş gibi görünüyor ama üstte yazılanın ayestefanosu vermek değil, ayestefanosta yapılan anlaşmayla verilen topraklar olduğunu göremiyor yada abdülhamide yakıştıramadığı için görmek istemiyor, 2. abdülhamid Osmanlının tamamen sonunu hazırlayan, İngiliz sevdalısı bir sultandır, tüm politikası İngiliz güdümlüdür aksini söyleyenler bir tane ulusal yada türkçü kararını göstersin
s duru sana yanlış öğretmişler, meclisi mebusan dağılmadan önce son aldığı karar m. kemalin idam edilmesi ve İngiliz mandasının kabulüdür, zaten işgal altındaki boğazları kimse alın biz yiyemedik siz yiyin diye vermedi, halk mustafa kemali aynen söylediğin gibi bekliyordu, her yerde heyecan vardı, Çanakkale kahramanı mustafa kemal gelecek, yurdu direnişe götürüp kurtaracak diye, mustafa kemalin arkasında belki İstanbul hükümeti değil ama Anafartalar, cönk bayırı yani Çanakkale vardı, millet sırf bu yüzden onu bağrına basmak için bekliyordu, İstanbul hükümeti ve sultana gelince zaten onlar çanakkaledede başa alman generli geçirmemişmiydi, geçilemeyen çanakkaleyi daha sonra masa başında açmamışmıydı, tarihe birazda islam ve sultan gözünden değil, gerçekler gözünden bakın ve mustafa kemalide yüce Allahın bu millete armağanı olarak görün tarihi daha kolay anlarsınız
Aşağıda bir yazı paylaşacağım.
Önce lütfen okuyun:
Üstünde İnönü resmi basılı paralar.
Özetleyecek olursak...
"İnönü'nün, M. Kemal'e saygısı olsa para üstüne kendi resmini bastırır mıydı..." şeklinde bir soru...
Bilgide talihsizlik bir yana... Soru gerçekten güzel.
Bu konuda bilgisi olmayan dostlarım okusun.
İşte bu işin gerçeği..
O yıllarda ülkemizde para ve pul basacak matbaamız yoktu. Para ve pullarımızı İngiltere Londra'da büyük tesisleri bulunan Thomas De La Rue basıyordu. 1940 yılında İsmet İnönü hükümeti tarafından aynı yere 100 ve 50 kuruşluk olarak 20 milyon liralık banknot bastırıldı.
Basılan banknotlar Londra'dan New York Shine adlı gemiyle Türkiye'ye gönderildi. Gemi 2 hafta süren yolculuktan sonra yakıt almak için Yunanistan'ın Pire limanına uğradı.
Tarih 16 Nisan 1941'di. Alman uçakları Pire limanına saldırarak Türkiye' ye para getiren New York Shine gemisini batırdı.
Gemideki Türk paraları denize saçıldı ve Yunanlılar tarafından toplandı.
O dönem 20 milyon lira çok büyük paraydı, bu parayla Türkiye ekonomisi idare ediliyordu. Bu olay üzerine İnönü paraların Yunanlılar tarafından kullanılmasını önlemek amacıyla Atatürk resimli tüm banknot paraları tedavülden kaldırmak zorunda kaldı.
Ve yeniden para bastırılması gerekmekteydi... Bu kez paranın üzerine de (anlaşılacağı üzere farklılık olması için) İnönü resmi koyulmuştu.
Halk içinde infial olmaması için bu olay saklanmıştır.
Yıllar sonra bu paralar da tedavülden kaldırılarak yeniden Atatürk resimli paralar bastırıldı.
İşte Cumhuriyet Halk partisi, Atatürk ve İsmet inönü için yıllardır siyasi istismar konusu yapılan olay budur. Bütün bu yapılanlar gerçek devlet adamlığının göstergesidir. Atatürk ve İsmet İnönü, kurtuluş savaşında milyonlarca liraya ulaşan borçlarımızı zaman içerisinde akıllı politikalarla son kuruşuna kadar ödediler ve ülkeye büyük yatırımlar yaptılar.
Acaba bu yazıda geçen hadise doğru mu?
Bilgisi olan var mı?
Bana çok doğru gibi gelmiyor. Eğer böyle olsaydı duyulurdu bugüne kadar.