Ana Sayfa 930 bin Türkiye Fotoğrafı
hasancicek37

5 yıl önce - Sal 19 May 2009, 10:48
Kurtuluş Savaşı'nın Kahramanları


Bu bölümde hemen her şehrimizin Kurtuluş Savaşı mücadelesinde çıkarmış olduğu bir kahraman vardır..Onları bu bölümde tanıtabiliriz..Tarihimiz hakkında,atalarımız hakkında daha sağlıklı ve faydalı bilgiler edinmiş oluruz..

ŞERİFE BACI-KASTAMONU
Kurtuluş Savaşı'nda eli silah tutanların cephede olduğu sıralarda İnebolu'ya çıkarılan silah ve cephanelerin Kastamonu üzerinden Ankara'ya ulaştırılmasında yaşlı erkeklerle kadınların da insanüstü çalışmaları olmuş, tarihe geçmişlerdir. Bu tarihe geçen kadınlarımızdan biri de Seydilerli Şehit Şerife Bacı'dır. Şerife Bacı 1921 yılının çetin kış şartlarının hüküm sürdüğü Aralık ayında sırtında çocuğu, önünde kağnısı ile İnebolu'dan Kastamonu'ya cephane taşırken, Kastamonu Kışlası önüne kadar gelmiş, mermileri ve çocuğunu korumak uğruna donarak şehit olmuştur.
İnebolu sahilinde Kastamonu yolunun başladığı yerde arnavut kaldırımı döşeli bir parkın içindeki Şehit Şerife Bacı Anıtı bulunmaktadır. Anıtın plaketinde "Bu anıt İstiklal Savaşı şehitlerinden Şerife Bacı'nın anısını Cumhuriyet çocuklarına anlatmak için Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman tarafından armağan edilmiştir. 4 Aralık 2001" yazılıdır. Şehit Şerife Bacı adı Kastamonu'da Seydiler'de, İnebolu'da Kurtuluş Savaşı'nın kadın kahramanlarını simgeliyor.



Ruhu Şad Olsun...


ERHAN DEMİR
5 yıl önce - Sal 19 May 2009, 11:16

Halide Edip Adıvar (d. 1884 - ö. 9 Ocak 1964) Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir.

Halide Edip, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı'nda cephede Mustafa Kemal'in yanında görev yapmış, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı'nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır.

II. Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edip; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok yapıt veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Bir çok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır.

1926 yılından itibaren yurtdışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur.

İstanbul Üniversitesi'nde edebiyat profösörü olan Halide Edip, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950'de girdiği TBMM'de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir.

I.TBMM hükümetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar'ın eşidir.

HALİDE EDİP ADIVAR




NENE HATUN

Erzurum'daki Aziziye Tabyası'nın savunulmasında kahramanca çalışarak adını tarihe yazdıran Türk kadınıdır. Aziziye savunmasına 20 yaşlarında genç bir gelinken, küçük yaştaki oğlunu ve 3 aylık kızını evde bırakarak katılmıştır.

Nene Hatun 1857 yılında Erzurum'da doğdu. 1877 yılında 8 Kasım'ı 9 Kasım'a bağlayan gece, Osmanlı vatandaşı olan Ermeni çeteleri Erzurum'un Aziziye Tabyası'na girmeyi başarmışlardı. Tabyayı koruyan Türk askerlerini uykuda yakalayıp kılıçtan geçirdiler. Bu sırada arkadan gelen Rus askerleri ise hiçbir zorlukla karşılaşmadan tabyayı ele geçirdiler. Baskından yaralı olarak kurtulan bir er haberi Erzurumlulara ulaştırdı. Sabah ezanından hemen sonra "Moskova askeri Aziziye Tabyası'nı ele geçirdi" şeklinde minârelerden Erzurum halkına haber verildi. Bu haberin ardından Erzurum halkından silahı olan silahını, olmayanlar ise balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak Tabya'ya doğru koşmaya başladılar. Koşanlar arasında, erkeği cephede çarpışan Nene Hatun da vardı. Ağabeyi Hasan bir gün önce cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti . Nene Hatun üç aylık bebeğini emzirdikten sonra, "Seni bana Allah verdi. Ben de Ona emânet ediyorum." diyerek vedâlaştıktan sonra bir kaç saat önce ölen ağabeyinin tüfeğini alarak sokağa fırlamıştı.

Erzurumlular, ölüme gittiklerini bildikleri halde, Aziziye Tabyası'na doğru koşuyordu. Tabyaya yerleşmiş olan Rus askerleri, gelenlere yaylım ateşi açtı. Ön sıradakiler o anda şehit oldular. Arkadakiler, geri çekilmek yerine daha bir kararlı ve hızlı olarak ileri atıldılar. Demir kapılar kırılıp içeri girildi. Göğüs göğüse bir savaş başladı. Mükemmel silâhlarla donanmış Rus ordusu, baltalı-tırpanlı, taşlı-sopalı halk karşısında yarım saat tutunabildi. 2300'e yakın Rus askeri öldürülüp, Tabya geri alınmıştır. Türk tarafında ise 1000 kadar şehit verilmiştir.

Nene Hatun o günleri özetle şöyle anlatmıştır:

Ağabeyim Hasan cepheden ağır yaralı olarak bir gece önce eve gelmişti. Bir yandan ona bakarken, bir yandan da 3 aylık çocuğumu emziriyordum. Kardeşim o gece kollarımın arasında öldü. Sabaha karşı minarelerden 'Moskof Aziziye'ye girdi' diye haykırışlar başlayınca, kardeşimin alnını öpüp, 'Seni öldüreni öldüreceğim' diye and içtim. Yavrumu Allah'a emanet ettikten sonra, ağabeyimin tüfeğini ve satırımı alıp dışarı fırladım. Sel gibi Aziziye'ye akıyorduk. Tabyanın mazgallarından düşman ölüm yağdırıyordu. Düşmanda iyi silah vardı, bizde de iman. İleri atıldım. Dadaşlar arasına karıştım. Satırım durmadan kalkıp iniyordu.
Başka bir hikâyesinde cepheye babası kardeşi ve kayınbiraderi gider. Onlar gittikten hemen sonra Türkleri kılıçtan geçirmişler haberini alır ve küçük oğlunu bırakarak evden cepheye doğru yol alır. Cephede ilk önce babasının sonra kayınbiraderinin ve kardeşinin cesedini gördükten sonra eve geri döner ve bıraktığı 3 aylık oğlunun karnının ermeni askerleri tarafından deşilmiş olduğunu görür. Eline bir keskin bir budama makası alıp evden dışarı çıkar ve 17 ermeni askerini öldürür.

Tabya'nın geri alınmasının ardından, aralarında Nene Hâtun'un da bulunduğu yaralıların tedâvisine başlandı. Fakat bu sırada Nene Hâtun yaralı olmasına rağmen diğer yaralıların tedavisini yapmak için çalışmıştır. Nene Hâtun bu özverisiyle tanınıp, saygı ile sevilmiştir.

Nene Hatun'un vatan için gece başlayan mücâdelesi, tüm düşman Erzurum'dan kovuluncaya kadar devam etti. Erzurum'un her karış toprağında cephâne taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirerek, su dağıtarak, hizmetten hizmete koşarak destanlaştı. Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın zaferinde Nene Hâtun'un ve onun vatan aşkını paylaşan bütün insanların da payı vardı.

Ölümünden bir yıl önce kendisini ziyaret eden NATO'da görevli Amerikalı subayın bir sorusuna: "Ben o zaman gereken şeyi yapmıştım. Bugün de gerekirse aynı şeyi yaparım" cevabını vermişti.

1955 yılında yılın annesi seçilmiştir.

98 sene yaşadığı Erzurum'da 22 Mayıs 1955'de zatürre hastalığından dolayı 98 yaşında vefat etmiştir. Nene Hatun, kurtuluş mücadelesini verdiği Aziziye Tabyası'na defnedilmiştir. Türk Kadınlar Birliği tarafından ölümünden bir kaç ay önce yılın annesi seçilmiştir.

NENE HATUN



BİLGİLER: http://tr.wikipedia.org" adresinden alındı.


Oguzhan34
5 yıl önce - Sal 19 May 2009, 13:59

KAZIM KARABEKİR PAŞA

KONYA KARAMAN Yöresinin yetiştirdiği büyük şahsiyetlerden biri olan Kazım Karabekir Paşa her cephede Türk Milleti için savaşmış, büyük başarılar kazanmış, emrindeki askeri birliklerle hiç tereddüt etmeden Atatürk'ün emrine girmiş İstiklal Savaşımızın önde gelen kahramanlarındandır .
Hayatı boyunca yurt ve millet sevgisini her şeyin üstünde tutmuş, kişisel ihtirastan uzak kalmış, vatanı sadece düşmanlardan temizlemek değil iyi eğitilmiş gençlerle kalkındırmayı da hedef edinmiş çok yönlü bir kişidir."Şark Fatihi" ve "Yetimler Babası" olarak anılması, askeri yöndeki başarısının yanı sıra şehit çocuklarını himaye etmesinden ileri gelmektedir.




Kurtuluş Savaşı'nın önde gelen kahramanlarındandır. İlk adı Musa Kâzım olan Kâzım Karabekir Paşa, miladi 1882 - Rumi 1298 İstanbul’da doğdu. Aslen Karaman’ın Gafariyat (diğer adı Kasaba. Şimdi Kazımkarabekir ilçesi) kasabasındandır.
Babası Kırım Harbine 16 yaşında gönüllü olarak yazılmış, Silistre ve Sıvastopol Muharebelerinde savaşıp yaralanmış, sonraları nizamiyeden jandarmaya geçmiş ve Osmanlı Ordusu'nda paşalığa kadar yükselmiş olan Karamanlı Mehmet Emin Paşa, annesi ise Hacı Havva Hanım'dır..

Fatih Askeri Rüştiyesi'nde ve Kuleli İdadisi'nde okudu. 1902'de Harbiye'den, 1905 'te Harp Akademisinden birincilikle mezun oldu. Bu tarihten itibaren, kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. 31 Mart Vakasını bastıran Hareket Ordusu'nda ve Arnavutluk isyanını bastıran kolorduda görev aldı. İmparatorluğun değişik bölgelerinde görev yaptıktan sonra Çanakkale Muharebelerine katıldı. Buradaki başarılarından dolayı albaylığa yükseldi. Irak Cephesinde görevlendirilen Kazım Karabekir , burada İngilizlerle savaştıktan sonra 1917 yılında II. Kolordu Komutanı, 1918 yılında da I. Kafkas Kolordusu Komutanı oldu. Kolordusu ile 1918 Şubatında Erzincan ve Erzurum'u, Rus askerleriyle takviye edilmiş, Ermeni ordusundan kurtardı. Sarıkamış'taki kolordumuzla birlikle, Kars ve Gümrü'yü aldı. Bu hizmetlerine karşılık, 1918 Temmuz'unda Mirlivalığa yükseldi. Kazım Karabekir , Ermeni ordusunu dağıttıktan sonra, İran Azerbaycanı'nı aldı ve burada İngilizleri yenilgiye uğrattı. Mütareke yapılıncaya kadar, İran Azerbaycanı ve bir kısım Ermenistan topraklarını hakimiyetinde tuttu.

Mondros Mütarekesi imzalanınca, İsanbul' a çağırılan Kazım Karabekir Paşa, İstanbul'da görev almanın, vatanın ve milletin yok edilmesine seyirci kalmak olduğunu anladı ve Atatürk'le anlaşarak Doğu'da görev istedi. 1919'da Erzurum'daki Şark Cephesi Komutanlığına atandı.

İstiklal Savaşı'nı başlatmak üzere Anadolu'ya gelen Atatürk'e en büyük destek, Kazım Karabekir Paşa'dan geldi. "Bütün kolordumla emrinizdeyim. Bütün emirleriniz, yine eskisi gibi, harfiyyen ve derhal yerine getirilecektir." diyerek eşi az bulunur bir vatanseverlik örneği sergiledi.

Kazım Karabekir , TBMM tarafından kendisine verilen bazı yerlerin kurtarılması görevini başarıyla yerine getirdi. Ermeni ordusunu bozguna uğratarak Kars, Ardahan ve Artvin'i, vatan topraklarına yeniden kattı. Gümrüi ve Kars Anlaşmaları, O'nun başkanlığında imzalandı. Bu başarılarından sonra "Şark Fatihi" olarak anılmaya başlandı.

Kazım Karabekir , Kurtuluş Savaşımızın her kademesinde görev aldı. Her görevi üstün bir başarıyla yerine getirdi, Atatürk'le her zaman yan yana ve O'nunla birlikte olmuştu.

Kurtuluş Savaşı'nın bitmesinden sonra, 1924 yılında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu ve başkan seçildi. Bir süre sonra. Atatürk'e İzmir'de suikast düzenleyenler arasına adı karıştırıldı. İstiklal Mahkemesi'nde yargılanan Kazım Karabekir , elbette ki suçsuz bulundu. Ancak, ömrü boyunca, hemen her cephede Türk Milleti için savaşmış, büyük başarılar kazanmış, emrindeki askeri birliklerle hiç tereddüt etmeden Atatürk'ün emrine girmiş; İstanbul Hükümeti kararlarını dinlememiş bir kahramanın adının, böyle bir talihsiz olaya karıştırılması bağışlanmaz bir hata olmuştur

Nitekim bu duruma çok üzülen Kazım Karabekir siyasetten çekilmiştir. 1938 yılında İstanbul Milletvekili seçilmiş, 1946 yılında Meclis Başkanlığına getirilmiştir. 26 Ocak 1948'de Ankara'da vefat etmiştir.

Kazım Karabekir çok sayıda eser meydana getirmiştir. Eski yazıyla basılmış olan eserleri onaltıdır. Yeni yazıyla basılan eserleri ise;

İtalyan-Habeş (1935), İngiltere İlalya ve Habeş Harbi (1935), Cihan Harbine Neden Girdik, Nasıl Girdik Nasıl İdare Ettik (1937), Ülkümüz Kuvvetli Bir Türkiyedir (1947), İstiklal Harbimiz (1959), Çocuk Davamız (1965), istiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkanı (1967). ittihat ve Terakki Cemiyeti (1896-1909), Neden Kuruldu, Nasıl Kuruldu, Nasıl İdare Olundu (1982)'dur. Ayrıca basılmamış 34 eseri bulunmaktadır.



Kazım Karabekir Paşa anıtı ( Karaman - Merkez )


Oguzhan34
5 yıl önce - Cum 19 Hzr 2009, 02:01

YÖRÜK ALİ EFE

AYDIN bölgesi yörüklerinden, Sarı Tekeli aşiretine mensup olan Yörük Ali Efe, 23 yaşında millî mücadeleye katılmış, Kıllıoğlu Hüseyin Efe'yle birlikte Batı Anadolu Bölgesi'nde işgalci Yunan ordusuna karşı baskınlar yapmıştı. Yörük Ali Efe'nin öncülüğünde Millî Aydın Alayı adını alan milis kuvvetleri, Kurtuluş Savaşı'nda çok büyük yararlılıklar göstererek Batı Anadolu'nun Yunan işgalinden kurtarılmasında büyük rol oynamıştı.



Yörük Ali Efe 1895 yılında, Aydın İli Sultanhisar İlçesi Kavaklı Köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Sarıtekeli aşiretinden İbrahim oğlu Apti, annesi yine yörüklerin Atmaca aşiretinden Fatma’dır.

Yörük Ali 19 yaşına geldiğinde, Aydın dağlarında dolaşan Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin gurubuna katılmak istedi. Ağır bir sınavdan geçirilerek guruba alındı. Kısa zamanda Efe’nin ve tüm zeybeklerin güven ve sevgisini kazanarak gurupta ikinci adam konumuna yükseldi.

Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin Bozdoğan Kavaklıdere baskınında ölmesi üzerine Yörük Ali Efe olarak gurubun başına geçti. Dört yıldan fazla dağlarda dolaşan Yörük Ali Efe, bu süre içinde daima ezilenin mağdur edilenin, güçsüzün yanında oldu. Haklı olarak halk tarafından sevildi, itibar ve destek gördü.

Yörük Ali Efe 1919 senesinde dağdan indi. O sıralar düşman İzmir’i, ardından Aydın ve Nazilli’yi işgal etmişti. Yörük Ali Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe ve bazı arkadaşları, Aydın İli’nin Çine İlçesi Yağcılar Köyünde toplanarak, Sultanhisar İlçesine iki kilometre uzaklıkta Malgaç demiryolu köprüsü yanındaki güçlü ve tam teçhizatlı düşman karakoluna baskın yaptılar. Tarih:16 Haziran 1919. karakol tümüyle imha edildi. Oldukça önemli cephane ve erzak ele geçirildi. Bu baskın Batı ve Güney Anadolu’da düzenli, bilinçli, ve milli şuurla düşmana yapılan ilk baskındır. Bu önemli başarı halka ümit ve cesaret vermiş, düşmanın yurttan kovulabileceğine olan inancını arttırmış ve Yörük Ali Efe’nin liderliğini perçinlemiştir. Düşman beklemediği bu baskın karşısında paniğe kapılmış, Nazilli’deki kuvvetlerini Aydın istikametine çakmıştır. Ne yazık ki çevreyi yakarak, yıkarak, masum insanları öldürerek...

Daha sonra 7. tümen kumandanı Şefik AKER’in başkanlığında kurulan halk meclisinde oy birliğince alınan karar uyarınca Aydın, Yörük Ali Efe emrindeki kuvvetler tarafından birinci kere kurtarılmıştır. Ancak takviye kuvvetlerle güçlenen düşman ordusu Aydın’ı ikinci kez işgal etmiştir. Artık kanlı savaşlar başlamıştır. Köşk, Umurlu ve Dörtyol cephesi kurularak olağanüstü cesaretle, donanımlı ve sayıca çok fazla olan düşman kuvvetleri büyük kayıplara uğratılmıştır.

Böylece düzenli ordu kurulana kadar yirmi aylık bir süre düşman kuvvetlerinin Aydın kanadından Anadolu içlerine ilerlemesi engellenmiştir. Düzenli ordunun kurulması üzerine Yörük Ali Efe, emrindeki savaş deneyimi çok iyi olan büyük bir gurubu her ferdinin istek ve sevgisiyle orduyla bütünleştirmiştir. Kendisi de Milli Aydın Cephesi Komutanı olarak savaş sona erene kadar vatani görevini sürdürmüştür.

Yörük Ali Efe alçak gönüllü bir insandı. Kurtuluş Savaşındaki rolü ile ilgili olarak yapılan övgülere verdiği şu yanıt her zaman hatırlanacaktır. “Bazı kimseler savaş zamanında yapılan işlerin birçoğunu bana ve başkalarına mal ederler. Bu yanlıştır. Bir kişinin, beş kişinin böyle büyük davalarda ne ehemmiyeti olur ki? Gönlünde vatan muhabbeti taşıyan her vatansever o günlerde bizim gibi düşünmüş, bizim gibi duymuş ondan sonra da bizimle beraber olmuştur. Milli mukavemette aslan payını kendine ayırmakta hata vardır. Bir elin şamatası olurmu ki?”

Kurtuluş Savaşından sonra altı sene İzmir’de yaşadı, 1928 senesinde, Kurtuluş Savaşında bir süre karargahı olan Yenipazar’a taşındı. 1951 senesinde vefat etti.

Yörük Ali Efe vasiyetinde Yenipazar’da toprağa verilmesini istedi. Ayrıca “Halkı iyidir, toprağı sever, toprağı seven insan sever. Ben orada rahat ederim dedi. Kuva’yı Milliye’nin bu değerli komutanı TBMM tarafından istiklal madalyası ile ödüllendirilmiştir.
Ayrıca Türk halkının onun adına yaktığı bir türkü de vardır.


Yörük Ali Efe heykeli (Yörük Ali Efe evi ve Müzesi bahçesi) Aydın - Yenipazar


Ahmet Bey
4 yıl önce - Prş 21 Oca 2010, 17:49

Nurettin Paşa (1873 - 1932)

Kurtuluş Savaşı komutanlarından Nurettin Paşa, 1873 yılında Bursa'da doğdu. 1893'de Harbiye'yi bitirdi. 9. Piyade Alayı komutanı olarak Balkan Savaşı'na katıldı. I.Dünya Savaşı'nda Irak Cephesi komutanıydı. İzmir ve Aydın valiliklerinin yanı sıra 17. ve 25. Kolordu komutanlıklarında bulundu. TBMM'nin ilk İstanbul Hükümeti ile Anadolu'yu uzlaştırmaya çalışan Nurettin Paşa, Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere 1920 Anadolu'ya geçti ve Yunan cephesinin güneyinde, Konya dolaylarına komutan oldu.

1920 yılının sonlarına doğru Orta Anadolu Merkez Ordusu'na komutan olarak atandı. 1922'de 1. Ordu komutanlığına atandı ve bu görevle Büyük Taarruz' a katıldı. Zaferden sonra korgeneralliğe yükselen Nurettin Paşa Mudanya Mütarekesi'nin ardından 1. Ordu'yla İzmit'e gitti. İran Barış Antlaşması imzalandıktan sonra, 1. Ordu'nun lağvedilmesi üzerine Yüksek Askerî Şûra üyeliğine 1924'de atandıysa da, Bursa milletvekili seçilmesiyle üyelikten çekildi. 1925'te askerlikten istifa etti.


rahmibedir

1 yıl önce - Çrş 22 May 2013, 13:32

Nene hatun tam olarak tarihte 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Erzurum savunmasının kahramanıdır. Kurtuluş savaşında Kara Fatma diye bilinen Erzurumlu Fatma Seher hanım kahramanlık yapmıştır. Kurtuluş savaşına katılan tüm şehitlerimizin ve de sonrada bu mertebeye erişebilen gazilerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun.


Misafir aad

2 ay önce - Pts 22 Eyl 2014, 22:30

Sütcü imamı ne çabuk unutmussunuz

Vural Demir

1 ay önce - Sal 21 Ekm 2014, 18:19
Kahramanmaraşlı Sütçü İmam Ali







(+)



Sütçü İmam, (asıl adı İmam [1][2] ,süt satarak geçimini sağladığı için "Sütçü" lakabı verilmiştir[2]) (d. 1871, Kahramanmaraş – ö. 25 Kasım 1922). Uzunoluk semtinde süt satarak geçimini sağlıyordu. 31 Ekim 1919 günü hamamdan çıkan 3 Türk kadına Fransız-Ermeni lejyonerleri “Burası artık Türk memleketi değildir. Fransız müstemlekesinde peçe ile gezilmez!” diyerek kadınların peçelerini zorla açmak istemişlerdir.[2] Olaya ilk müdahale eden Çakmakçı Sait; “Gâvur oğulları! Dokunmayın bacılarıma!” diyerek Fransız-Ermeni Lejyonerlerinin üzerine yürüdü. Üzerinde silahı olmayan Çakmakçı Sait silahlarıyla karşılık veren işgalciler tarafından yaralanmıştır.[2] Bunu gören Sütçü İmam yanındaki silahıyla ateş açmış ve bir Fransız-Ermeni Lejyoner askerini öldürmüş, bir diğerini de yaralamıştır.[2] Çakmakçı Sait ile Ermeni askeri ölmüştü. 1 Kasım 1919 tarihinde ölen Ermeni için büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Ermeni ve Fransız askerleri Sütçü İmam'ı aramaya başlayınca Sütçü İmam bir atla Ağabeyli köyüne gitti. Ermenilerin ve Fransızların bütün çabalarına rağmen Sütçü İmam bulunamadı.[2] 31 Ekim 1919'da düşmana ilk kurşunu atan Sütçü İmam, Kahramanmaraş'taki Kurtuluş hareketini başlatmıştır.[2]


Misafir 4d2

1 ay önce - Çrş 22 Ekm 2014, 21:19

Kurtuluş Savaşı'nın kahramanları arasında "telgrafçılar" unutulmaması gereken kahramanlardandır.
Hepsini Rahmetle saygıyla anıyorum.


Misafir 5d4

3 hafta önce - Çrş 26 Ksm 2014, 16:20

Hiç bir şey bulamadım ben nene hatun ile sütçü imamın konuşmalarını araştısıracağım o gitmiş başka bir şey yazıyor.


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET