1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Kemal Tahir Mutlu
14 yıl önce - Sal 19 May 2009, 01:54
Ankara'nın İçinden Geçen Dere ve Çaylar
Avrupa'da bir çok şehir ırmakların kenarlarına kurulmuştur. Örneğin Budapeşte, Paris, Frankfurt (ki Almanya'da iki tane Frankfurt şehri vardır. Bizim bildiğimiz o büyük Frankfurt şehrinin tam adı Frankfurt am Main'dir. Anlamı da Main (nehri) kıyısındaki Frankfurt'tur. Eğer yanlışım varsa Almanya'da yaşayan üyelerimiz düzeltirse çok memnun olurum), Köln, Salzburg, vb. benim aklıma ilk gelen başlıca tarihi Avrupa şehirleridir. Zaten Tuna, Elbe, Main, Ren, Seine (Sen), Tagus, Po ırmakları ilk akla gelen başlıca Avrupa nehirleridir ve kenarlarında bir çok büyük şehir kuruludur.
Örneğin Budapeşte -ki bu şehir Tuna nehri kıyısında kurulu iki şehir olan Budin ve Peşte'nin birleşmesiyle yeniden adlandırılmış bir şehirdir ve tam ortasından Tuna nehri geçmektedir.
Avrupa'nın bir çok şehrinde de ırmak yoksa onlar da bu sorunu kanal yaparak çözmüşler. Örneğin Amsterdam, Roterdam, Brüksel, vb.
| Alıntı: |
| İmrahor - Kalan Son Vadi |
Ben dün Ankara sayfalarında bulunan üstteki başlığa yazı yazarken birazda araştırma yaptım yanlış bilgi vermeyeyim, insanları yanıltmayayım diye. Bir de baktım ki Ankara'da bir çok dere ve çay geçmektedir. Hem de tam ortasından. Onlar Avrupa'daki ırmaklar kadar büyük olmasa da yine de sularını Ankara'nın ortasından sessiz sedasız ve gizliden gizliye taşımaktadırlar. Gizliden gizliye çünkü hepsinin üzeri kapalıdır.
Eskiden bu dere ve çayların üzerlerinde köprüler varmış örneğin; Kolej köprüsü, Tuna Köprüsü, Harbiye köprüsü, vb. Acaba bunların üzerinden geçen ya da bunları bilen bir Ankaralı var mı?
Bu dere ve çayların Ankara'nın ortasından aktığını düşünün Avrupa'daki kanallar gibi, Eskişehir'deki Porsuk Çayı gibi. Çok güzel olmaz mıydı? Vallahi 40 yıllık Ankara'lı olarak bunu görmeyi çok isterdim. Burada, Avrupa'da bu ırmak ve kanallarda (ulaşım için kullanılmayanlarında) ördekler, kuğular, adını bilmediğim bir çok kuş yaşıyor. Hatta ben bunların birkaçında samur ya da kunduza benzer bir hayvan da gördüm.
Peki Ankara'dan geçen dere ve çayların adlarını biliyor muyuz? Ben eski bildiklerimle birlikte bu başlığı açarken araştırmam sonucunda öğrendiklerimi size yazayım.
İncesu Deresi, Çubuk Çayı, Hatip Çayı, Ankara Çayı (Çubuk ve Hatip Çaylarının Etlikte birleştikten sonra aldığı isim) Kirazlı Dere, Dikmen Deresi, Bayındır Deresi. Benim bildiklerim. Bir de yeni duyduklarım;
Kutlugün, Kepir, İğdeli, Macun, Ergazi, Söğütlü, Büyük Esat dereleri.
|
 |
mhkose
14 yıl önce - Pts 06 Tem 2009, 05:26
Eski zamanlarda dedem heryerde derelerin aktığını,hatta incesu deresinde yüzdüğünü bile anlatırdı..
şimdi ortada dere mere göremiyorum..Bir tek gördüğüm ankara çayı..oda bayağı kötü bir durumdaydı
|
 |
Kemal Tahir Mutlu
13 yıl önce - Sal 01 Eyl 2009, 06:52
Ankara'nın her tarafı dere ve çaylarla dolu ve biz bunları bilmiyoruz. Çünkü bu derelerin üstü kapatılmış. Avrupa'da gezdiğiniz hemen her ülkede ya doğal ırmak, dere ve çaylar ya da kendi yaptıkları kanallar var şehirlerin ortasında çok güzel görüntü veriyor. Hepsinini üzerinden gemiler geçiyor, geniş olan yerlerinde su sporları yapılıyor, üzerinde ördekler ve bilumum kuşlar yüzüyor, üzerlerinde martılar uçuyor denizlerden çok uzakta bile olsalar, kenarlarında ise insanlar balık tutuyor.
Eğer Ankara'nın bu bol dere ve çayları Avrupa'da olsaydı, Ankara dere ve çaylarla bölünmüş bir kent olur, bunların kenarları ağaçlarla kaplı mesire yerleri şeklinde düzenlenirdi.
Aşağıdaki alıntıya bir bakar mısınız? Ankara'nın ortasında bir baraj varmış 1930'larda.
| Alıntı: |
| Hatip çayı, yüzyıllarca Ankara Kalesi ile Hıdırlık Tepesi arasındaki vadiden kıvrılarak Dışkapı'dan ovaya açılmıştır. Yağmurun bol olduğu mevsimlerde bendine sığmayan Hatip Çayı çevresine zarar verse de, şehrin sayılı yeşil alanlarından ve ağaçlıklı semtlerinden biri olması nedeniyle burası geçen yüzyıl mesire yeri olarak kullanılmaktaydı. Ayrıca eski Roma bendinin yeniden kazanımı düşünülerek Hatip Çayı üzerine beton takviyeli mini bir baraj yapılması planlanarak yapılmıştır. Daha sonra bu baraj kaldırılmış, Hatip Çayı'nın üzeri tümden kapatılarak, Dışkapı'yı Cebeci'ye bağlayan günümüzdeki yol yapılmıştır. |
Düşünebiliyor musunuz Ankara'nın sayılı mesire yeri Bentderesi'ymiş. Bentderesi yeşil ve ağacı bol ve suyu olan bir yermiş. Hafta sonu tatillerinde Ankara'lılar dere boyunca mesireye çıkarlarmış. Bentderesi'nde iki kıyıyı birleştiren bir tahta köprü ile birkaç taş köprü de varmış.
|
 |
Kemal Tahir Mutlu
13 yıl önce - Sal 01 Eyl 2009, 07:01
Acaba diyorum kendi kendime, bu derelerden birisinin üzeri açılarak ıslah edilemez mi? Çevresi de yeşillendirilerek, mesire yeri haline getirilemez mi? Belki birisi yapılırsa diğerlerinin üzeri de açılır ve ıslah edilirler.
Onca paralar dökülerek yapay göller, ucube haline dönüşen her tarafından borular fışkıran ve atıl duruma düşen fıskiyeler yapılacağına; kıvrıla kıvrıla Ankara'nın içinden akan , çevresi yemyeşil, insana ferahlık ve çevreye serinlik veren, içinde ördeklerin yüzdüğü, çevresinde balık tutmaya çalışan Ankaralıların olduğu bir yer yapılamaz mı?
|
 |
fatihdemirel
13 yıl önce - Sal 01 Eyl 2009, 09:31
Sizce bizim ülkemizde dereler tertemiz akmayı, görüntü kirliliği bir yana insanın içini açan mazaralar sunmayı, pet şişeleri, poşetleri, izmeritleri atacağımız doğal bir çöp kutusu olmaktan uzak salına salına akmayı başarabilirmi? Şehirlerimiz içinden geçen dereleri iyice bir araştırın.Yada Zeytinburnu'na bir geliniz derim. Bir elinizle burnunuzu kapatıp kaçsanız bile kokudan kurtulamazsınız.
|
 |
Kemal Tahir Mutlu
13 yıl önce - Sal 01 Eyl 2009, 22:18
Sayın Demirel,
çok güzel örneklerde var. Porusuk Çayı çok güzel bir örnek değil mi sizce? Hatta forumda dikkatinizi çektiyse yapay bir plaj bile yaptılar. İnsanlar kayıkla gezinti yapıyorlar. Diğer bir örnek Sivas'taki Mısmıl Deresi ve Kızılırmak Nehri Projeleridir. Özellikle Mısmıl Deresi -Aksu Pojesi- ile Sivas'ın Venediğ'e benzeyeceği söyleniyor. ( Çok bilgim yok forumlardan okuduğum kadarıyla biliyorum. Umarım yanlış bilgi vermiyorumdur.) Sanırım bayağı da ilerleme kaydedildi.
Bartın Çayı çok kötü değil. Devrek'ten geçen Filyos çayı da keza öyle pis değil. İnsanlar balık tutuyorlar.
Diğer şehirleri bilmiyorum. Bilen arkadaşlar varsa belirtirlerse sevinirim.
Verdiğiniz İstanbul örneği tabi ki çok güzel bir örnek değil. Ama orada da -en azından Haliç için- temizlik ve çevre düzenleme çalışmaları gayet iyi gidiyor diye biliyorum.
Bir de halkımız bilinçlendikçe ve çevrenin önemini kavradıkça daha duyarlı olacağına inanıyorum.
|
 |
fatihdemirel
13 yıl önce - Prş 03 Eyl 2009, 00:40
Kemal bey umutlu olmanız çok güzel. Ben de halkımızın her geçen daha bilinçli olduğu kanısındayım. Evet güzel projeler de var. Bu örneklerin iyi bir şehirciliğin ve belediyeciliğin eseri olduğunu kadar halkın da isteği oldunu düşünüyorum. İyi bir mahallede kötü görüntüleri hiç kimse istemez ve yönetimlerde bu durumu gidermek zorunda kalır. Bu bakımdan tesbitiniz çok güzel. Önemli olan vatandaşın ne istediği.
|
 |
Rauf
13 yıl önce - Prş 03 Eyl 2009, 01:27
Ben de gecen gun ayni seyi dusunuyodum ve basligi acan arkadas gibi bir arastirma yapip Ankara'nin ustu kapatilmis derelerle dolu oldugunu ogrendim ve sasirdim. Insallah bir gun derelerin islah edildigini ve tekrar Ankara'ya kazandirildigini da goruruz.
|
 |
Kemal Tahir Mutlu
13 yıl önce - Prş 03 Eyl 2009, 01:50
| Alıntı: |
| Ben de halkımızın her geçen daha bilinçli olduğu kanısındayım. |
Sayın Demirel,
ben size teşekkür ederim düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için. Barikayı hakikat müsademeyi efkardan doğar.
Yukarıdaki tespitinize katılıyorum halkımız çevre konusunda gittikçe bilinçleniyor. En güzel örneklerinin ise; Bergama Köylüleri ve Uşak'ın Eşme İlçesi'ne bağlı İnay Köyü ve çevre köylerinin altın madencilerine karşı verdikleri mücadeleler, son günlerde Doğu Karadeniz Halkının Fırtına Deresi üzerinde yapılmaya çalışılan hidroelektrik santrallarına karşı başlattıkları eylemler olduğunu düşünüyorum.
İnanıyorum ki bizim halkımız da daha güzel bir çevrede, insanca ve doğayla barışık olarak yaşamayı hak ediyor.
|
 |
Hakan_ank89
13 yıl önce - Prş 03 Eyl 2009, 02:01
| Alıntı: |
| Bergama Köylüleri ve Uşak'ın Eşme İlçesi'ne bağlı İnay Köyü ve çevre köylerinin altın madencilerine karşı verdikleri mücadeleler, son günlerde Doğu Karadeniz Halkının Fırtına Deresi üzerinde yapılmaya çalışılan hidroelektrik santrallarına karşı başlattıkları eylemler olduğunu düşünüyorum. |
Yanlış anlamayın ancak bence bunlar ile çevre bilincinin pek bir alakası yok, bana kalırsa çevre bilinci bir pikniğe gidince çöpünü orada bırakmamak ya da vapurdayken elindeki mısır koçanını denize atmamak olabilir. Bu sebeple ben halkımızın çevre bilincinin arttığını kesinlikle düşünmüyorum. Aksine toplumumuz daha da kötüye gidiyor. Buradaki halkın tepkisi başka birşey ile açıklanmalı.
Bu arada hidroelektrik santrale karşı çıkılıyor, Hasankeyf'te büyük bir tarih mirası var, doğu anadolu'da yeşillik var, güney doğuda DTP'liler karşı çıkıyor, Nükleer Enerji'ye de karşı çıkılıyor. Bu ülke nasıl enerji üretecek biri bunu açıklayabilir mi?
Bergama'daki altın aramalarında da özellikle Almanya'nın parmağı olduğunu düşünüyorum. Malum Almanya dünyadaki en büyük altın üreticilerinden biri ve bu pazarı başka ülkelere kaptırmak istemiyor.
Ankara içinden geçen derelere gelince, maalesef pek çok derenin üstü kapatılmış, şu an sanırım en aktif akarsuyumuz Ankara Çayı, onda da geç kalınmış da olsa temizlik çalışmaları sürüyor. Umarım birkaç yıl sonra Ankara Çayı da Porsuk Çayı güzel bir görünüme kavuşur.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> ANKARA - Haberler ve Sohbet
|