1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 18  |
 |
EmirhanYılmaz
14 yıl önce - Sal 26 May 2009, 10:41
| Alıntı: |
Sorun siyasi ve kültüreldir. Uyguladığımız siyaset yanlıştır. İnakar siyaseti iflas etmiştir. Biz yanlış yaptığımız için Kürt sorunu istismara açık hale gelmiştir. Türkçülük tezi Kürtçülük anti tezini doğurmuştur. Kürtleri kimlik arayışına itmiştir. Ümmet anlayışını terketmenin sonucudur bu.
|
Sayın Orhan Bey.
Siz ümmet anlayışı derken sanırım Osmanlı döneminde orada fazla olay olmamasını örnek göstermeye çalışıyorsunuz. O dönemde Osmanlıcılık vardı ve o nedenle olay çıkmıyordu herkes halifeye bağlıydı gibi ifade ediyorsunuz.
Peki Osmanlı döneminde kürtlerden doğu sınırını korumaları karşılığında vergi alınmadığını biliyor muydunuz? Hatta bir çok Türk ailenin vergi vermememek için bizlerde kürdüz deyip asimile olduklarını biliyor muydunuz? Acaba o dönem kürtlerin isyan etmemiş olmamaları hilafete ya da ümmetçiliğe bağlı birşey mi yoksa beleş yaşamak hoşlarına gittiği içinmidir.
Acaba bugün doğuda herşeyi Devletten beklemek o dönemden kalan bir alışkanlık olabilir mi?
Ümmetçilik anlayışı bugün Türkiye'de ümmetçi geçinen bir çok cemaat ve tarikat birbiri ile anlaşamazken sen doğudaki terör sorununu ümmetçilik ile çözeceksin. Kulağa baya komik geliyor.
|
 |
MuratKandemir
14 yıl önce - Sal 26 May 2009, 12:46
| Alıntı: |
Orhan Kınık:
Alıntı:
Bu ülkede şu anda etnik temelli hiç bir sorun yoktur, var diyen olursa ''bölücü''dür.. Olsa olsa ekonomik temelli sorun vardır
Sorunu görmemezlikten gelerek inkar ederek sonuç alamazsınız. Bir zamanlar Türkiye sosyalistleri bu söylemi sıkca seslendiridi. Oysa teşhis yanlıştı. Geçiniz efendim bunları.
Sorun ekonomik değildir. Öyle olsaydı İç anadolu'da Karadeniz'de yoksul köyler, kasabalar var, onların da isyan etmesi gerekirdi.
Sorun siyasi ve kültüreldir. Uyguladığımız siyaset yanlıştır. İnakar siyaseti iflas etmiştir. Biz yanlış yaptığımız için Kürt sorunu istismara açık hale gelmiştir. Türkçülük tezi Kürtçülük anti tezini doğurmuştur. Kürtleri kimlik arayışına itmiştir. Ümmet anlayışını terketmenin sonucudur bu.
|
Sorunun kaynağını tartışanların çıkması bu başlık için sevindirici bir gelişme. Sorunun kaynağı her ikisi birden, ekonomik azgelişmişlik ve uygulanan yanlış inkarcı siddeti şiddetle bastırma politikalarıdır. Ekonomik az gelişmişlik, insanları dışlamış, bu dışlanmışlık da 80 öncesi ve sonrası yanlış yaklaşımlarla derinleştirilmiş ve mesele kısır bir döngüye sokulmuştur. Şimdi bu kısırdöngünün ucundan tutarak bant tersine sarılacaktır. Yani en başta uygulanan şiddeti şiddetle çözme politikasından vazgeçilecektir. Ateş ateşle söndürülmez. Benim şahsi görüşüm, bu konular pozitif ayrımcılık ve kimlik politikaları ile çözümlenemez, ilk başta bir rahatlama sağlar gibi görünsede, sonrasında talepleri arttırıcı etki yapar. Nitekim, bugün kürtler için televizyon kanalı açarsanız yarın 10 tane daha kanal açmanız gerekir. Bunu kamu eliyle yapmak yanlış bir adımdır. Kim istiyorsa kendi bunu imkanları ile yapabilir, sonuçta RTÜK gibi bir organınız var, denetlersiniz. Konuyu ümmet yaklaşımlıyla çözmeyi deneyebilirsiniz, ama o görüşde gene bir ayrıma yol açıyor. Kendini ümmet içinde görmeyen insanları napacaksınız? Yani ayrım yaratan bir meseleyi çözeyim derken yeni bir ayrım yaratacaksınız. Bu formül 100 yıl öncesinde işlemiş olabilir ama bugün işleyeceğine dair bir garanti yok. Hatta bu görüşü savunuyor görünen bugünkü iktidarın son yerel seçimlerde bölgede yaşadığı oy düşüşü bunun çalışmadığını net gösterdi.
Sorunun çözülmesinde devletin başvurabileceği en etkili silah, BİREYSEL ÖZGÜRLÜKLER olacaktır. Kişiler istediği dili konuşup çocuklarına istediği ismi özgürce verebilmelidir. Bizim belki devletle çok fazla işimiz olmuyor, çocuğumuzu özel okula gönderebiliriz, sağlık hizmetini özel kurumlardan alabiliriz, özel sektörde çalışabiliriz ama bu insanların bu düzeyde bir seçim şansı henüz yok. Devlet hayatlarında çok önemli bir yer işgal ediyor. Bu yüzden devlet katında bu politikaların belirlenmesi lazım. Bunu sadece kürt vatandaşlar için değil her vatandaş için sağlamamız gerekiyor. Devlet, vatandaşın rahatça hizmet alabileceği bir kapı haline getirilmeli, buda büyük rahatlama sağlayacaktır.
Bunun üstüne, bireylerin ve onların haklarının yanında olduğu iradesini gösterecek adımları çok güçlü bir şekilde atmalıdır. Mesela töre cinayetlerine sıfır tolerans ile eğilmelidir. Kim yapıyorsa (mesela bir milletvekilinin ailesi) arkasında hangi güç olursa olsun bu durumu ortadan kaldıracak / önleyecek adımları var gücüyle hayata geçirmelidir.
Çocukların temel zorunlu eğitimlerini gene istisnasız uygulamalıdır. Uygulanması için her türlü modeli geliştirmelidir. İster özel okullara teşvikler vererek, ister YİBO modelini geliştirerek bir tek bile olsun eğitim görmeyecek çocuk kalmamalıdır. Direnen aileler karşısında gerek teşvikler gerek zorlamalar kullanmalıdır. Bu çocukların her birini kapasitesine bakmadan (kapasitesi olanlar ayrıca değerlendirilebilir) burslu çocuklar olarak görülmelidir. Ailelerle mesela 3 çocuğa kadar direk maddi eğitim yardımı yapılmalıdır (çocuk yapmayı özendirmeyecek düzenlemelerle). Aile danışma merkezleri ile bu yardımların ne derece doğru kullanıldığı izlenmelidir. Yardımdan yararlanmayı reddedenler de zorlanmalıdır. Bugün bir çocuğa burs sağlamak, yarın onu dağa çıkartmaktan ya da cezaevinde yatırmaktan daha az riskli yatırımlardır.
Ben bunları önerirken hep şunu düşünüyorum, öyle ya da böyle bu memlekette bu sorun yüzünden çekmeyen kalmadı. Kimisi canından oldu, kimisi sürekli ödediği vergilerinin o bölgede güvenlik için harcanması nedeniyle bunun bedelini ödedi ve ödemeye de devam ediyor hemde sonuna kadar. O zaman neden devlet birde yumuşak gücünü bu bölgede sonuna kadar kullanmasın? Neticede bu yol daha hiç kullanılmadı, hep siyasette arıyoruz çözümü evet, sorun bir bölümüyle siyasi ama devletin bu yönünü ortaya çıkartmamaya odaklı tüm siyasetler. İnsanın mutluluğunu ya da bireyi düşünen yok.
|
 |
raufkibar
14 yıl önce - Sal 26 May 2009, 13:15
| Alıntı: |
| Sorun siyasi ve kültüreldir. Uyguladığımız siyaset yanlıştır. İnakar siyaseti iflas etmiştir. Biz yanlış yaptığımız için Kürt sorunu istismara açık hale gelmiştir. Türkçülük tezi Kürtçülük anti tezini doğurmuştur. Kürtleri kimlik arayışına itmiştir. Ümmet anlayışını terketmenin sonucudur bu. |
Evet sorun bir bakıma bir bölümün ümmetçiliğin terk edilmesinden kaynaklanıyor.
Çünkü bugün tarikat ve cemaatlerde şu yaygınlaştı .Ben Türküm ve Müslüman ım denmiyor sadece Müslüman ım deniyor Türküm kelimesi özellikle söylenmiyor .
Peki bu söylentiler de ayyuka çıktı. Hıristiyan lar bizim Hz.Muhammed in son peygamber oldu Kelime-i Şehadet in ikinçi kısmından den alınıyorlar ve birileri söylenmese de olur diyor, Benim Hıristiyandan ne farkım kalır o zaman ,Türklükten vaz geçtik Kürt alınmasın diye ,Pyganberimiz den vaz geçelim Hıristiyan alınmasın diye ve de Almanya örneği gibimi olalım damarlarımızdaki kanı alsınlar yerine bira mı zerk etsinler o zaman mı ırkçılık yapmayan Avrupa birliğine yakışır 4/4 lük insanlar olacağız ve Malezya gibi birilerine topraklarımızda ücretli çalışacağız bu mudur getirilmemiz istenilen yer. 68 kuşağının tüm Dünyada devlet sınırları kalksın dünya işçileri kardeştir dediğinde adamlara zinhar kominist bunlar deniyordu ,insan ayrımı yoktur herkes eşittir dendiğinde bunları katletmek vaciptir deniyordu,Dünya kaynakları tükendiğinde tüm insanlar elindekini paylaşacak dediklerinde haşa deniyordu, 68 kuşağının komimist leri Müslümanlık sosyalizim dir dediklerinde bak şu kafirin dediğine deniyordu, tam 68 kuşağı yol girmiş düzelirken şimdi dinciler mi 68 li oldu Kürt ayrımı kalksın demeye başladı ,insanlar kardeştir ayrım yoktur dinler arası diyologlar falan.
Bizde kominizm çöktü diyorduk Avrupasından, Müslümanına herkes sosyalist olmuş meğer.
Ya da müslümanlığı henüz kavrayabildiler. Hayırlı olsun başka ne denir.
BU BÖYLE İSE TAMAM KABULÜMÜZDÜR .AMAA... BİRİLERİ BU ÜLKEYİ BİRİLERİ ARACILIĞI İLE BÖLMEYE TÜRK HALKINI ALMANA ,JAPONA ,MALEZYAYA ÇEVİZMEYE KALKARSA O ZAMAN EN FAŞİST BİZ OLURUZ .Kİ DURUMDA BUDUR.
|
 |
AhmetcK
14 yıl önce - Sal 26 May 2009, 16:23
| Alıntı: |
| Peki Osmanlı döneminde kürtlerden doğu sınırını korumaları karşılığında vergi alınmadığını biliyor muydunuz? |
Kanaatimce Osmanlı'nın hatası şafi kürtlerine bir sınırı koruyor diye bu kadar imtiyaz tanıyıp, şeyh celal ayaklanmalarına sebebiyet vermesidir.
| Alıntı: |
| Acaba o dönem kürtlerin isyan etmemiş olmamaları hilafete ya da ümmetçiliğe bağlı birşey mi yoksa beleş yaşamak hoşlarına gittiği içinmidir. |
Genel anlamda mesajınıza katılmamak elde değil fakat katılmadığım tek nokta burası, Türk tarihinde kürtlerin tatminsizlikleri hep gizlenmiştir, kürtlerin bilmediğimiz o kadar çok isyanı var ki onları bu isyanları göz ardı edip passivist ilan etmek doğru değil. Ayaklanmalara sebebiyet vermiş finansal, toplumsal vb. nedenleri kategorize etmeyip kitaplara düşmüş isyanlara bakıvermek lazım. Zaza, babanzade, yezidi, şerefhan, koşgari vb. isyanlarını silip atmak mümkün değildir. Sonuçta bu isyanlar tarih kitaplarında yerini almış, o dönemin toplumunu, onların piskolojik, ekonomik vesaire halini gözler önüne seriyor.
|
 |
Gokhan Bayraktar
14 yıl önce - Sal 26 May 2009, 16:36
Kandil'deki terörist ağzındaki baklayı çıkardı
TÜRKİYE, YEREL PARLAMENTO KURMAMIZA İZİN VERSİN”
PKK terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan, sonunda “çözümden ne anladığını& açıkça söyledi.
Karayılan, İngiliz The Times gazetesinden Anthony Loyda Kandil dağında verdiği mülakatta, ;Türkiye, kendi yerel parlamentomuzu kurmamıza izin versin dedi.
Bir dönüm noktasındayız diyen Karayılan, şöyle konuştu;
Kürtler savaşa devam etmek istemiyorlar. Kürt sorununu daha fazla kan dökmeden çözebileceğimize inanıyoruz. Türkiye sınırları içinde, barışçı ve demokratik bir çözüme hazırız dedi.
İNGİLİZLER YAPTI, TÜRKİYE DE YAPSIN
PKK elebaşısı, çözüm önerisini ise şöyle açıkladı;
İngiltere, İskoçların isteğini, kendi parlamentolarını kurmalarına izin vererek kabul etti. Türklerin de bizimle yapmaları gereken bu. İrlanda tarihini okuyorum ve sürece dahil olan insanlarla temas halindeyim. Bu sorundaki gelişmeleri ve etapları biliyorum. Türkiyenin de sorunu, İngiltere&nin çözdüğü gibi çözmesine ihtiyaç var
PKK militanlarına Hazirana kadar pasif savunma içinde bulunmaları emrini verdiğini de söyleyen Karayılan, genel af ve Öcalan&ın serbest bırakılması konusundaki soruları ise şöyle yanıtladı;
Bir savaş var. Hem Türk, hem de Kürt halkları bundan zarar gördü. İki tarafın da birbirini affetmesi gerekiyor. Buna herkes, Öcalan da dahil olmalı. Affedebilmek barış için gerekli. Kürtler ve Türkler yeni beyaz bir sayfa açmalı
Karayılan şöyle devam etti;
Bir yol ayrımındayız. Türkiye, iki yoldan birini seçmeli. Eğer bizim barış teklifimizi seçmez ve bize saldırmaya devam ederse, tabii ki biz de elimizden gelen tüm imkanlarla kendimizi savunuruz. Buna, misilleme de dahildir. Bize istedikleri kadar terörist desinler. Türkiye sonunda PKKnın Kürt soruna çözümün gerçek parçası olduğunu kabil etmek zorunda
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/11729039.asp?gid=229
Biz ne yaparsak yapalım bu teröristler bu desteği gördüğü sürece kendi halklarına ihanet etmeye satmaya Türkiye`yi haince bölme çalışmalarına devam edecekler.Kendilerini batılılara haklı göstermeye çalışmaktalar ve desteği her zaman alıyorlar halbuki terörden en çok başı yanmış olan ülkelerden biride ingilteredir ama çıkarları için pkk`yi en çok destek verende onlardır.
En son Gokhan Bayraktar tarafından Çrş 27 May 2009, 01:49 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Uğur1
14 yıl önce - Sal 26 May 2009, 19:29
| Alıntı: |
| Bir yol ayrımındayız. Türkiye, iki yoldan birini seçmeli. Eğer bizim barış teklifimizi seçmez ve bize saldırmaya devam ederse, tabii ki biz de elimizden gelen tüm imkanlarla kendimizi savunuruz. |
Şuna bak yahu.. Özerk meclis istiyorlar, sonra da özerk devlet kuracaklar, sonra da güneydoğu devleti olacaklar.. Bunu barış teklifi olarak sunuyorlar.. Bu böyle olduğu müddetçe bu açılımlar tekrar kapanır.. Başka yolu yok.. Eğer bu açılımlar farklı yönlere saparsa da bu halk açılımları kapatmasını da bilir..
Özerk devletmiş.. Sıkıyorsa kursunlar bakalım..
Şimdiye kadar 80 yıldır bu ülkede etnik temelli sorun olmadı, ne zamanki son yıllarda bu yüksek perdeden dillendirilmeye başladı, işte bin bir türlü taviz isteği ardı ardına çıkıyor..
Bu tavizlerin sonu olmaz.. O yüzden açılım falan hatadır.. Her şeyin de bir sınırı olmalı..
|
 |
Orhan Kınık
14 yıl önce - Sal 26 May 2009, 22:42
| Alıntı: |
| Peki Osmanlı döneminde kürtlerden doğu sınırını korumaları karşılığında vergi alınmadığını biliyor muydunuz? Hatta bir çok Türk ailenin vergi vermememek için bizlerde kürdüz deyip asimile olduklarını biliyor muydunuz? |
Bu bilgiler eksik. Genelleme yapmışsın. Kürtlerin yaşadığı bölgede, idari tarzı farklı 3 grup sancak vardı.
Osmanlıya vergi vermeyen Hükümet adı verilen sancaklardır. Ancak bu sancaklar kendi içinde kendi ihtiyaçları için vergi toplamaktaydı. Vergi cenneti değillerdi.
Kürt bölgelerinde 3 gurp sancak tarzı şunlardı.
1.Gurup sancak klasik Osmanlı sancağı idi. Diğer bölgelerde tatbik edilen idare usulu ile aynı idi. Diyarbekr Eyâleti'nde merkez Amid, Harput, Hasankeyf, Akçakale, Sincar, Zaho, Ergani ve Çemişkezek sancakları ile Van Eyaleti’ndeki Erciş ve Adilcevaz sancakları, bu tür sancakların başlıca örneklerini teşkil ederdi.
2.Gurup Sancak şekli Yurtluk ve ocaklık şeklinde olanlardı. Bu guruba Kürdistan sancakalrı da denmektedir. Başlarında mahalli hanedanlar beyler vardır. Araziler tımar sitemine tabidir. Diyarbekır Eyaleti’ne bağlı 13 ve Van Eyaletine bağlı olarak da 9 adet mevcut idi. Çermik, Pertek, Kulp, Mihrani, Siirt ve Atak Diyarbekir'e bağlı bu tür sancaklardandırlar. Müküs ve Bargiri de Van'a bağlı bu tür sancaklardandırlar.
3.Gurup sancaklar Hükümet adı verilmektedir. Buraların idaresi merkezi yönetimden bağımsızdır. Tımar sitemi yoktur. Askeri ve siyasi olarak Osmanlıya bağlıdır. Vergi vermeyen Sancaklar bunlardır. Ancak Sancak beyleri kendileri için vergi toplamaktadır. Diyarbakır, eyâletinde Hazzo, Cizre, Eğil, Tercil, Palu ve Genç sancakları; Van Eyaletinde ise, Bitlis, Hizan, Hakkari ve Mahmûdi sancakları bu mahiyette Osmanlı Sancaklarıdır. Kaynak:Prof. Ahmet Akgündüz. www.osmanli.org.tr/yazi-1-139.html - 52k
Dolayısya Kürtler vergiden muaf olduğu için vergi vermek istemeyen Türkler kendilerini Kürt göstererek asimile olmultuŞ teziniz tarihi gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Türk gurupları içinde Kürtleşen Türkler vardır ancak bunlar küçük oymaklar halinde Kürt aşiretleri içinde kaybolan Türklerdir. Sayıları da öyle çok fazla değildir.
Ümmetcilik konusuna gelince. Ümmetcilik diye bir şey yoktur. Ümmetin birliğine dirliğine karşı olanlArın yaftaladığı bir terimdir.
Ümmet vardır ama ümmetci yoktur.
Ümmet: Ana, Din, yol, familya nesil gibi anlamlara gelmektedir. Yaygın kullanımıyla Ümmet: Aynı yerde aynı zamanda bir dine bağlı insanlar topluluğudur. Müslumanlar Muhemmed (a.s) ümmetine tabidir. "Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz ve Allah'â inanırsınız" (Âlu İmran, 3/110)
Ben ümmet anlayışını pekiştirmek gerekir derken birliğimizi sağlayan ortak değerlerimizi ön plana çıkartalım diyorum. Kardeşlik hukukunu geliştirmek gerekiyor. Öte yandan tek başına bir ümmete sahip olmak yeterli değildir elbette.
Temel insan haklarının , özgürlüklerin , demokratik hukuk devletinin tesis edilmesi de gerekiyor.
|
 |
Uğur1
14 yıl önce - Sal 26 May 2009, 23:36
| Alıntı: |
Ben ümmet anlayışını pekiştirmek gerekir derken birliğimizi sağlayan ortak değerlerimizi ön plana çıkartalım diyorum. Kardeşlik hukukunu geliştirmek gerekiyor. Öte yandan tek başına bir ümmete sahip olmak yeterli değildir elbette.
Temel insan haklarının , özgürlüklerin , demokratik hukuk devletinin tesis edilmesi de gerekiyor.
|
Yalnız şunu da belirtmek lazım.. Hadi T.C ortak değerleri ve kurucu anayasası ilk maddeleri sizin dediğiniz paydaya çekildi diyelim , bunlar olsa bile ayrılıkçı Kürtler bunu kabul etmeyecekler, biz illaki ayrılmak istiyoruz diyeceklerdir..
Orhan bey, siz şunu anlamıyorsunuz, ayrılıkçıların derdi, ekonomik, siyasi, kültürel özgürlük değil ki, bunlar sadece sığındıkları elbisedir.. Asıl hedefi ayrılık olduktan sonra bu özgürlükleri versek de bir işe yaramaz..
Hem bu ülkede sadece Kürt etnik temelli Türkiye vatandaşları yaşamıyor.. Ben mesela anne tarafımdan çerkezim, ama hiç bir zaman Çerkez kültürünü ifade etmekte de zorlanmadım, hatta çoğu yerde de ifade ettim.. Bundan gurur duyarım.. Hiç bir T.C vatandaşı da bunu yadırgamaz.. Hiç bir Kafkas kökenli STK'nın federe devlet derdi de yoktur, herkes halinden memnun..
Ama nedense Kürt kökenli T.C. vatandaşı bu özgürlüğü istediğinde, yaptığında yadırganır, çünkü araya kaynamış bölücüler oldukça fazla maalesef..
|
 |
sem2000
14 yıl önce - Sal 26 May 2009, 23:49
eceli gelen köpek... bu atasözü murat karayılanın sözlerine ne kadar iyi uyuyor kendilerini ne zannediyo bunlar ya sizin o kaltak danimarkanız belçikanız fransanız veya israiliniz olmasa sen o lafları diyebilirmiydin bakayım sonunuz yakın demokratik hakları çok güzel vericez size bekleyin...
|
 |
Efe Kahraman
14 yıl önce - Çrş 27 May 2009, 06:01
| Alıntı: |
Bir savaş var. Hem Türk, hem de Kürt halkları bundan zarar gördü. İki tarafın da birbirini affetmesi gerekiyor. Buna herkes, Öcalan da dahil olmalı. Affedebilmek barış için gerekli. Kürtler ve Türkler yeni beyaz bir sayfa açmalı
Karayılan şöyle devam etti;
Bir yol ayrımındayız. Türkiye, iki yoldan birini seçmeli. Eğer bizim barış teklifimizi seçmez ve bize saldırmaya devam ederse, tabii ki biz de elimizden gelen tüm imkanlarla kendimizi savunuruz. Buna, misilleme de dahildir. Bize istedikleri kadar terörist desinler. Türkiye sonunda PKKnın Kürt soruna çözümün gerçek parçası olduğunu kabil etmek zorunda |
Ne savaşından bahsediyor bu şuursuz herif.İskoçya gibi istiyormuş bunu adam diye konuşturuyorlar.Türkiye'nin Kürtler konusundaki açılımında Pkk'lılar yoktur.Çünkü Pkk Kürt halkını savunmuyor...
|
 |
sayfa 18  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|