Benim en çok merak ettiğim konulardan birisi Ermenilerden kalan mal ve mülklere kimlerin sahiip olduğudur.
Tehcir Kanunu ve talimatnameler ile bu mallar tek tek geleneksel Osmanlı arşivciliği titizliğiyle kayıt altına alınmıştı, tek bir kuzuya, kiliselerde bulunan değerli el yazmalarına dek.. Bu konu kesin bilinen bir şey.. Ama ne ilginçtir o defterler asla bulunamadı. Talat Paşa'nın şöminede yaktığı söylenir ne derece doğrudur bilinmez..
Malların pek çoğu Müslüman eşrafın eline geçti,"gavur malı" savaş ganimeti olarak "helal"görüldü.. Batı bölgelerde hazine adına el konanlar yurtlarını kaybeden Balkan,Kırım,Kafkas göçmenlerine dağıtıldı. Doğu'da ise Ermenilerden boşalan köylere Kürtler iskan edildi.(Sason, Digor, Hınıs, Muş merkez).. Sivas-Kayseri dolaylarında ve Doğu Anadolu'da Ermenilerin yaşadığına kanıt sadece kiliseleri kaldı. Kars'ın aşağı taraflarında metruk kilisesi olan bir sürü köy var bizzat bildiğim..
Bu kayıt emrinin komik kısmı ise "Mal sahipleri eğer yurtdışındalarsa 4 ay, yurtiçindelerse 2 ay içinde" başvurmaları halinde mallarının geri verileceği konusudur..Türkçesi "Mallarınızı yağlamıyoruz"dur. O günkü savaş koşullarında, çöllerde yürümekten heba olmuş can derdine düşmüş insanlar 4 ay içinde nasıl başvursunlar mallarını almaya?
Kürtler'de "başlık parası" olduğu için, başlık parası toplamaktansa tehcir kafilelerine saldırıp Ermeni kızlarını kaçırıp karıları yapmaları daha cazip geliyordu, tabiiki zorla ve ırzlarına geçerek... Dost sohbetlerinde anlatılan "Bizin büyükanaanne Ermeniymiş, ölmeden hemen önce söylemiş" hikayeleri büyük oranda gerçektir.
Muş ovası neredeyse "homojen" sayılabilecek bir Ermeni yerleşimiydi,tamı tamına 105 Ermeni köyü vardı, 10-15 köy kadar da Türk köyü.. Kürtler ovanın çevresindeki dağlık alanlarda göçebe hayvancılık yaparlardı.. Haçin,Sason,Digor,Hınıs,Divriği gibi ilçelerde önemli nüfusa sahiplerdi. Ne oldu Muş Ermenileri "buharlaştı" da mı şu an yaşayanlar dağlardan ovaya indiler? Peki o tarlaların, taş evlerin parası ödendi de mi sahip olundu? Hayır.. İnsanlık adına acı bir şey ama ne yapalım.. İkinci bir "Balkanlar'ın kaybı"nı bu ülke kaldıramazdı..
Türkiye sadece "mal yağmalamak" ile suçlanabilirdi ama zaman aşımı denen bir şey var, hukuki açıdan hiç bir geçerliliği yoktur.. Soyrıkım meselesine gelince olayın soykırım olmadığı gün gibi ortadadır. Soykırımın amaçlanmadığını, tehcir zamanında muhacirlerin gözetilmesini emreden telgraflar kanıtlıyor.
Fransa'da yasayan biri olarak,ermeniler'in yaptiklarini cok iyi görüyorum her gün
Türkiye'yi lanet eden,Türkiye'ye karsi asiri irkci,Türkofob,Islamofob yapan Ermeniler aslinda cogu daha yeni Türkiye'den Avrupaya gelmis Ermenilerdir,yani sözde 1915'te alakasi olmayan Ermenilerdir,yani Türkiyeden dogan,Türkiye Cumhuriyetin'de okulun'a giden,Türkiye'de meslek ögrenen ve yetisen Ermenilerdir
Umarim Millî İstihbarat Teşkilatı'nin haberi vardir,yoksa yarin ülkeme haber edecegim,nedeni sorsaniz
JSS sitesi sionist bir sitedir ama forum'a cogu katilan irkci Türkiyeden gelmis Ermenilerdir,Türk kimligiyle Avrupaya gelmis Ermenilerdir ve mahalesef Türkiyeyi ve Türkleri düz küfür ediyorlar
messelah,Nemesis linkiyle hain
Simdi nemesis'in anlamini anlatacagim size, nemesis Talaat Pasa'ya karsi yapilan operasyondur ve Türk kimligiyle Fransa'da yasayan Ermeni nemesis acik acik diyor
"ben Türkiye'den yasayan Ermeniyim "ve Türkiye devletini rezilikle anlatiyor bu mesaj'da
"némésis says:
31/10/2010 at 19:40
turc,
tu essais de me faire avaler tes couleuvres! ça marche pas avec moi yarak, je suis de turquie. Tu crois que je ne connais pas la réalité du terrain ? En turquie, il y a 60 000 arméniens dans le meilleure des cas. Ce chiffre à été dénoncer comme falsifier depuis que Erdogan à menacer d’expulser les arméniens sans papier. Tout le monde à confirmer que la turquie compte à peine 10 000 arméniens sans papier et 60 000 résidants. Ce chiffre à été gonfler pour donner l’illusion d’une turquie ouverte et non hostile à l’arménie, alors arrête tes salades, TURC!
Ils sont heureux de travailler et d’envoyer de l’argent, bien sûr connard, puisque ton même gouvernement de merde islamiste exerce un blocus qui les empêches de manger et de vivre en Arménie. De plus, la quasi totalité des arméniens illégaux travaillent chez des arméniens de turquie comme femmes de ménages ou dans le batiment. Alors l’eldorado, garde le pour toi!
Les turcs ne sont pas arrivé en boat people ? Non, mais ils arrivent en masse, aujourd’hui alors que personne ne les a invités, puisque votre pays est misérable, vous vivez comme des porcs, avec des gecekundu qui poussent comme des champignons.
Encore aujourd’hui, vous lancez des expéditions pour retrouver l’or caché des arméniens qui fuyaient le génocide. Bande de rapace que vous êtes. Vous êtes des mendiants sans frontière.
Change de pseudo chien de turc, sinon, je change le mien avec celui de atatürk sefalet"
Tercumanligi
"sen bana yılanlar yutmak yapmak üzereyim! bana Yarak çalışmıyor, Türkiye'ye geliyorum. Seni yere gerçeği bilmiyorlar mi? Türkiye'de en iyi durumda 60.000 Ermeni vardır. Erdoğan kağıtsız Ermenilerin sınırdışı etmekle tehdit beri bu rakam sahte olarak ilan edilmişti. Herkes türkiye ancak 10.000 Ermeni ve 60.000 belgesiz sakinleri olduğunu onaylayın. Bu rakam, daha sonra Ermenistan için bir ve olmayan düşmanca açık Türkiye'nin yanılsaması vermek için, TÜRK için salatalar almak şişirilmiş oldu!
sizin yazdıklarınızı İslamcı hükümet, hatta yeme ve Ermenistan'da yaşayan onları engelleyen bir abluka vardır çünkü, çalışmak ve para göndermek, elbette pislik ve mutluyuz. Buna ek olarak, kapıcılar veya yapım işi olarak Ermenilerin Türkiye'de hemen hemen tüm kaçak Ermeni işçi. Eldorado, sizin için bakım devam ederken!
Türkler değildir tekne daha geldi? Hayır, ama geldikleri topluca bugün, hiç kimse ülke sefil olduğu için, size mantar gibi büyümek gecekundu ile, domuz gibi yaşamak, onları davet böylece.
Bugün bile, siz soykırım kaçan altın gizli Ermeniler bulmak için seferler başlattı. Açgözlü bant sen. Eğer sınırları olmayan dilenciler vardır.
kullanıcı adı Türk köpek Değişim, aksi halde, ben Atatürk Sefalet o ile mayın değiştirmek"
Almanyada ölen-yakılan tüm nüfusa bakıldığında bunun;
%50 sinin Çingeneler,
%25 inin çok çirkinler, sakatlar ve ölümcül hasta Almanlar ve diğer ırklar (zenciler vs)
%25 ininde Yahudiler olduğu bilinir.
Fakat tüm haberlerde, yapılan filmlerde sanki bu olanların yalnızca Yahudilere yapılmış gibi gösterilir. Çingenelerinin tek suçu kendilerini savunacak kimsenin olmamasıydı. Yani en şanssızlardı.
Doğuda da bu böyleydi, techir sanki sadece Ermenilere yapılmış gibi gösterildi. Parsadan en çok Ermeniler sahiplendi. Aslında doğu karadeniz ve Doğu Anadoluda azımsanmayacak sayıda Rum techiri yaşandı bir çok limandan (En çoğuda Batumdan) Yunanistana kaçışlar oldu ve bu kaçışlar sırasında yaşanan kayıpları bilen yazan yok! Aslında Rumların şanslı yanı; Yunanistandan anadoluya edilen Türk göçleriyle yunanistanın batısında oluşan boş köylere buradan gelen Rumların yerleştirilmesiydi.
Yani Ermeniler bütün olayı sahiplendiler. Ama;
Hiçbiri çeteleri sahiplenmedi.
(Desteklemiş olsalarda)Hiçbiri asalayı sahiplenmedi.
Hiçbiri Asala biterken ortaya çıkan PKK yı sahiplenmedi.
Hiçbirimiz masum değiliz.
Amerikalı tarihçi Prof. Justin McCarthy, Türkiye'de Ermeniler konusunda yaşanan sorunların kaynağı olarak, İngiliz ve Amerikan yazılı basınında yer alan taraflı yayınları örnek gösterdi ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunun ''kurgu'' olduğunu söyledi.
Louisville Üniversitesinde tarih profesörü olan ve Osmanlı İmparatorluğu hakkında ayrıntılı demografik çalışmalarda bulunan McCarthy, London School of Economics (LSE) Üniversitesinde, ''Türk-Ermeni İlişkileri: Önyargı, Aldatma ve Ermeni Sorunu'' başlıklı bir konferans verdi.
McCarthy, özellikle 1890'lı yılları konu aldığı konuşmasında, Türkiye'de Ermeniler konusunda yaşanan sorunların kaynağı olarak, İngiliz ve Amerikan yazılı basınında yer alan taraflı yayınları örnek gösterdi. İngiltere ve Amerika'da yayınlanmış olan çeşitli makale ve haberlerde konuyla ilgili yazıların başlıklarını dinleyicilerle paylaşan McCarthy, aynı yayınlarda Türkiye ile ilgili yayınlanan çeşitli karikatür örneklerini de göstererek, Osmanlı ve Türk imajının oldukça negatif şekilde yansıtıldığına dikkati çekti.
Prof. McCarthy, Batı dünyasında Ermeni sorunu konusundaki yerleşik ön yargıları olanlar ile konu hakkında bilgi sahibi olmayanların kendilerine sunulan gerçek dışı bazı bilgileri kolaylıkla kabullenmeyi tercih ettiklerini de söyledi. McCarthy, anında bilgiye ulaşmanın mümkün olmadığı o yıllarda, yaşanan göçlerin ve yaşandığı iddia edilen olayların, henüz gerçekleşmeden batı medyasında yer aldığına da dikkat çektiği konuşmasında, bu bilgilerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
-''KENDİ HİKAYELERİNİ KENDİLERİ YAZIYORDU''-
Justin McCarthy, söz konusu yıllarda İngiliz ve Amerikan basınının, bölgede muhabirleri olmadığından Ermeni kaynaklardan aldığı bilgilere göre yayınlarını yaptıklarını, Osmanlı tarafından bilgi alınmadığı için tek taraflı yayın yapmış olduklarını da hatırlattı. Prof. McCarthy, bu yayınların, yazanların kendi hayal güçlerini kullanarak yazıldığını ve Türk-Ermeni sorununun ''kurgu'' olduğunu söyledi. Konuşmasında misyonerlere de değinen McCarthy, Ermeni misyonerler tarafından yayınlanan çeşitli kitaplarda yer alan çoğu bilginin gerçeği yansıtmadığını anlattı. Bazı misyoner kitaplarında yer alan sayısal verilere değinen McCarthy, kapsamlı bir şekilde verilmiş olan bu verilerin özellikle de o dönemde edinilmesinin oldukça zor olduğuna dikkati çekerek, ''Kendi hikayelerini kendileri yazıyordu'' dedi. McCarthy, neler yaşandığına dair hiçbir fikri olmayan kişilerin bu konuda yazdıklarının yanlış ve taraflı yayınlar olduğunu söyledi.
O dönemde yazılı basında yayınlanmış çeşitli haritaları da konferansı izleyenlere gösteren McCarthy, haritalarda yapılmış olan büyük yanlışlıklara değindi.
Bu arada toplantıyı izleyen bazı Ermeniler konferansın sonundaki soru-cevap kısmında, McCarthy'e yönelik ağır eleştirilerde bulundu.
İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen konferansa, Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz, Londra Başkonsolosu Ahmet Demirok, KKTC Londra Temsilcisi Kemal Köprülü, İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu yönetimi ve üyeleri, araştırmacı yazar Andrew Mango ile 250'nin üzerinde kişi katıldı. Konferans, LSE'nin Türk çalışmaları masası Başkanı Prof. Şevket Pamuk tarafından yönetildi.
MehmetYıldız
ermeniler buharlaştımı diyorsun.peki doğuda ki yoğun türk nüfusu ne oldu.şuan doğu anadoluda 30 milyon türk nüfusu olmalıydı.bu sayı bugün ne kadar.tabii ki daha az demek ki soykırım var.burada ki en büyük sorun osmanlının doğu anadoluda ki azınlık ermeni nüfusunu koruyamaması değil yoğunlukta olan türk nüfusunu koruyamamasıdır.osmanlı döneminde ermeniler bir avuçtu.eğer ermenilere soykırım yapılsaydı günümüzde ermeni diye bir ırk kalmazdı.osmanlı döneminde türklerin nüfusu çinliler gibiydi.soykırım türklere yapıldı
tarihte doğu anadoluda ki devletler ne devletiydi ermeni devletimi yok.urartu devleti,karakoyunlu devleti,selçuklu devleti bunların hepsi türk devletiydi.ermenilerin doğu anadoluda tarihi nedir.osmanlı döneminde yerleştiniz hemen doğu anadolu oldu ermenilerin eskiden yaşadığı bölge.doğu anadoluda türk varken ermeni diye bir terim yoktu
Sevgili dostlar,
Hepinizin hassasiyetini, (konuyu yakınen bilen ve takip eden bir Öğretim Görevlisi olarak) saygıyla karşılıyorum.
Ama, bu konuları bu kadar detaylı bir şekilde, wow Turkey sayfalarında yazmak yanlış mekanda gezmek olmuyor mu ?
Burası bir fotograf sitesi değil mi ?
Sanırım: çok foto, az bilgi bu sitenin amacı dır.
Saygılar..
Malatya'daki Ermeni mezarlığında yaşananlar, "Türkiye'de Ermeni olmak" gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Belediyenin gelecek tepkilerden çekinerek, sözlü onay verdiği son dua yeri inşaatı, kentte tepki çekti. Belediyeye, "Kilise yapıyorlar" diye yüzlerce dilekçe yağdı ve yapı yıkıldı.