biz kesmedik ermeniler kestiniz diye diye bir yüzyıl geçti.asıl kesen belgeleriyle belli ama bütün dünya türklerin ermeni katliamı yaptığı sanıyor ve öyle sanmaya devam edecekler bence.bizim elimizde nekadar belge olsada ermeniler yalan söylemekten vazmeçmeyek.ee nolcak bozacının şahidi şıracı,şıracının şahidi bozacı.çünkü biz müslüman bir ülkeyiz ermenilerin yalanına şahitlik yapan kim avrupa ve amerika
Ermeniler "bizim kiliselerimizi yıktılar" falan diye feryat figan ABD ve Avrupada ortalığı karıştıradursunlar, aslında sahiplendikleri kalıntıların bir kısmı kendilerinin değilmiş:
Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel El Sanatları Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tahsin Parlak tarafından yapılan araştırmada, daha önce Gürcü ve Ermenilere ait olduğu ileri sürülen Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki birçok kilesinin Kıpçak Türklerine ait olduğu ortaya çıktı.
07.12.2006 13:13
Parlak, 12. ve 14. yüzyılları arasında Çıldır Atabeylerinin hakimiyeti altındaki Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaptırılan menzil kiliseleri üzerine işlenen yazı, motif ve desenleri ile Orta Asya'da Türkler tarafından yapılan motif, desen, Göktürk ve Uygur yazıtlarıyla karşılaştırmasını yaptıklarını söyledi.
Bölgedeki Aksık-a, Banak, Parın-Ak, Hov-Ak, Ak-Pısor, Ak-Çur, Oşvan-Ak, Bibi Meryem Ana, Hahuli ve İşhan kiliselerinde Türklerin izlerine ulaştıklarını bildiren Parlak, şunları kaydetti:
“Kiliseler üzerinde çift başlı kartal ve güneş motifleri ile Uygur ve Göktürk alfabesindeki harflerin bulunduğunu tespit ettik. Bu motifler, Orta Asya'da Türkler tarafından binlerce yıl kullanılmıştır. Bu motiflere Türklerin tüm eserlerinde rastlamak mümkündür. Bugün bile güneş motifine Kazakistan'ın bayrağında yer verilmiştir. Daha önce böyle bir çalışma yapılmadığı için bölgemizdeki kiliselerin Gürcü ve Ermenilere ait olduğu sanılıyordu. Oysa bu motifler kiliselerin Türkler'in eseri olduğunu açıkça ortaya koyuyor.”
Orta Asya'da Aral Gölü'nün tabanından çıkan sütün başlığı ile Erzurum'un Oltu ilçesindeki Ban-Ak kilesinde bulunan koç başı motifinin bire bir benzeştiğine dikkati çeken Parlak, yine Tortum ilçesinde Hahuli Kilisesindeki süslemelerin Kazakistan'daki Berel Kurganı ile Doğubayazıt'taki İshak Paşa Sarayı'nda da bulunduğunu ifade etti.
“GÜRCİSTAN KAYNAKLARI DOĞRULUYOR...”
Kıpçak Türklerinin bölgede 300 yıl Hıristiyanlık inancıyla yaşadıklarına işaret eden Parlak, şöyle devam etti:
“Kıpçak Türkleri, inançları gereği kiliseler yaptırmıştır. Müslüman olduktan sonra kiliselerinin bir kısmını camiye dönüştürmüşlerdir. Fakat önemli bir kısmını da orijinal haliyle korumuşlar. Bunu doğrulayan belgeleri Gürcistan kaynaklarında da tespit ettik. Bu durum bizim tarihimizdeki zenginlik olarak değerlendirilmelidir.”
Parlak, Kıpçak Türklerine ait kiliselerin birçoğunun da bakımsızlık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu gözlemlediğini, bir an önce bakım ve onarımlarının yapılması gerektiğini kaydetti.
Tekrar Selamlar
Ermeni meselesi 1998'den beri ilgi alanımdır.
Askerliğim sırasında bir kaçı 1950-60lardan kalmış bir çok kitabı da kütüphaneden alıp okuma fırsatı bulmuştum. Kitaplardan ikisinde ilginç bir sav vardı. 1950 öncesi aslında bu konuyla ilgili bir miktar yayın yapılmış kitaplar basılmıştı. Ancak basım adetlerinin az olması nedeniyle daha çok kütüpheneler almış halkın elinde çok az kalmış.
İşte bomba burada : Gizli bir cemiyet (ermeni) organize bir biçimde Ermeni meselesini kendi aleyhlerinde içerikle işleyen hemen hemen tüm kitapları kütüphenelerden temizlemiş (ödünç almış, iade etmemiş, kütüphenede dolaşırken cebine atmış çalmış, kütüpheneciye rüşvet vermiş kitapları almış vs...) . 1950 öncesinde basılan 1. baskı orjinal birçok kitap şu an ancak birkeç sayılı koleksiyoncuda ve birkaçının da askeri kütüphenelere bağışlanması ile korunmuş.
Bir süredir Ermenistanın ARİ bir ırka dayalı bir memleket haline (Hitlerin rüyası) getirilmeye çalışıldığına dair farklı kaynaklardan haberler okumuştum. Bu kapsamda yok edilen, kovulan diğer unsurlara dair arkada kalan kültürel, tarihsel kalıntıların da yokedilmesi an meselesi diye düşünürken aşağıdaki haber geç kaldığımızı ikaz etti. BM, UNESCO, AB hep beraber Taliban budist heykellerini roketatarlar ile hazarlar iken dünyavı ayağa kaldırmıştı. Aynı cephe bu sefer Arabistandaki Osmanlı kalemiz Ecyad kalesi yıkılınca nasıl yurdum duymaz davrandıysa bu konuda da umarsız bir tavır içindedir .... Ermeni ve yardakçıları haksız oldukları bir mevzuda bas bas bağırırken bizim suskun kalabilme lüksümüz artık kalmamıştır. Bildiğiniz tüm yabancı forumlarda tezimizi savunalım (bakınız web kaynakları: http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=396996#396996 )
Türk Veziri Kuluhan tarafından kurulan ve tarihte nüfusunun büyük çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Erivan'da Türklerin izlerinin tamamen yok edildiği belirlendi.
Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Bilgili tarafından Ermenistan'ın başkenti olan tarihi Erivan'da Türk varlığı üzerine araştırma yapıldı. Araştırmanın sonuçlarıyla ilgili AA muhabirine açıklama yapan Doç. Dr. Bilgili, Erivan'da Türklerin tarihi ve kültür varlığının tamamen yok edildiğini tespit ettiklerini bildirdi.
Bilgili, Safevi Devleti Veziri Kuluhan tarafından köy statüsündeyken kent haline getirilen Revan'ın (Erivan), Osmanlı Devleti döneminde 16. ve 18. yüzyıllara ait tahrir defterlerine göre, nüfusunun çoğunluğunu Türklerin oluşturduğunun anlatan Bilgili, 1830'da Türklerin nüfus oranının yüzde 64 olduğu bu kentte 1942'de yüzde 6'ya düştüğüne, Ermenistan'ın son nüfus sayımına göre ise bölgede yaşayan bir Türk bile bulunmadığına dikkati çekti.
Erivan'ın 16. yüzyıl başlarında, Osmanlı hakimiyetine girmesiyle birlikte geliştirilerek önemli Türk kentlerinden biri haline getirildiğini belirten Bilgili, şunları kaydetti:
“Ermeni propagandalarının yoğun olduğu noktalardan biri de, gerek Anadolu ve gerekse Azerbaycan coğrafyalarındaki şehir ve köylerde, tarihi süreç içerisinde Ermeni nüfusunun umumiyetle çoğunluğu oluşturduğu ve bu toprakların her yönüyle Ermeni damgası taşıdığı yönündedir. Bu iddiaların ilmen gerçek olup olmadığının tespiti için, günümüzde Ermenistan Devleti'nin başkenti olan Erivan'ı, örnek saha alarak araştırdık. Araştırmamızda elde edilen bulgular, Osmanlı Devleti'nin yıkılış dönemine kadar nüfusunun çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu kadim bir Türk kenti olan Erivan'da, Rus ve Ermenilerin politikaları sonucu Türk varlığının yok edildiğini gösteriyor.”
Osmanlı Devleti döneminde Erivan'da çok sayıda cami, kervansaray ve türbeler yaptırıldığı ve yakın tarihe kadar Erivan'da mahallerinin isimlerinin bile Türkçe adlardan oluştuğunun tarihi belgeleri bulunduğunu dile getiren Bilgili, şöyle devam etti:
“Ermeniler ve Rusların baskı kurarak Erivan'dan Türkleri göçe zorladıkları gibi eserlerini ve Türkçe yer adlarını da ortadan kaldırmışlardır. Türklerin izi tamamen yok edilmiştir. 20. yüzyıla kadar bir Türk kenti olan Enivan'da ne bir Türk, ne de Türkler'e ait bir eser bırakılmış. Ermeniler Türklere ait ne varsa hepsini kasıtlı olarak yok etmiştir. Ortaya çıkan bu sonuçlar bizleri üzmüştür.”
Tarihi kayıtlarda Erivan'da geçen yer adlarının, Revan'ın Türk kimliğinin en önemli göstergesi olduğunu vurgulayan Bilgili, “Toprağın milliyet kimliği hususlarında en önemli gösterge yer isimleridir. Bu yüzdendir ki, Ermeniler sürekli olarak bu tarihi yer adlarını bile değiştirerek, geçmişi unutturmaya çalışmaktadırlar” şeklinde konuştu.
* The Coercive Political Circumstances Necessitating the Relocation and Transfer of the Armenians
* The Report by Colonel Kâzım Karabekir, 1st Caucasus Army Corps Commander, Informing the Massacre Commited by the Armenians
* List of Armenians Serving in the Ottoman Army
* General Talat's Order of Arrest of Armenian Committees
* The Distribution of the People who were to be Relocated and Distanced
* Photographs
Pakistanlı yazar Aktar Şeyh, Ermeni tezleriyle mücadele için İngilizce kitap yazdı. Emekli general, Ermeni lobisine çok güçlü cevaplar verilmesini istiyor. Birçok konuda tezlerini güçlü bir şekilde savunamayan Türkiye, uluslararası arenada haklı iken haksız duruma düşüyor çoğu zaman. Geçtiğimiz aylarda yapılan uluslararası bir araştırmada en kötü imaja sahip ülkeler sıralamasında İsrail'den sonra ikinci olduk. Özellikle Ermeni lobisinin Türkiye aleyhtarı yayın ve faaliyetleri kuşkusuz bu olumsuz imajın esas âmillerinden biri. Türkiye, Ermeni lobisinin binlerce kitabına, yüzlerce web sitesine ve 2 milyona yakın internet atfına karşı cevap olacak eserleri dünya dillerinde üretemiyor.
İşte bu eksikliği gören Pakistanlı bir emekli general, kendi ülkesinde Ermeni lobisinin ortaya koyduğu 'soykırımcı Türkiye' imajına karşı savaş açtı. Pakistan medyası ve akademik çevrelerinde rahatça sesini yükseltebilen Ermeni tezlerinin yalan ve yanıltıcı bilgilerle dolu olduğunu tespit eden gazeteci-yazar emekli asker Mesut Aktar Şeyh, yüzlerce kaynağı inceleyerek yaptığı araştırmaları kitaplaştırdı. İngilizce olarak 250 sayfalık "Yalan, Yalan, Daha Çok Yalan" isimli kitabı hazırlayan emekli general, Ermeni meselesini belgeleriyle açıklığa kavuşturuyor.
Alıntı:
TANER AKÇAM'A 'SOYKIRIM' SORUŞTURMASI
09 Ocak 2007, Kaynak : Radikal
Ermeni tehcirinin 'soykırımla' sonuçlandığını savunan Minnesota Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Taner Akçam'a soruşturma açıldı. Akçam, Agos'un 6 Ekim tarihli sayısında yayımlanan yazısında, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink hakkında dava açılmasını eleştirdi. Yazıda, 'soykırım' ifadesini kullanarak Dink'e isnat edilen suça katıldığını belirten Akçam, yazıyı okuyanların da Dink ile birlikte olmalarını istedi. Yazı, avukat Kemal Kerinçsiz'in ekibinde yer alan Recep Akkuş'u harekete geçirdi. Akkuş, Akçam hakkında, TCK'nın 301. maddesine göre 'Türklüğü aşağılama', 214. maddeye göre 'Suç işlemeye tahrik', 215. maddeye göre 'Suçu ve suçluyu övme' ve 216. maddeye göre de 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme' iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerinde Akçam, 5 Ocak'ta Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ifade verdi.
Alıntı:
TÜRKLER'İN DİRİ DİRİ YAKILDIĞI FIRINA ANIT
09 Ocak 2007, Kaynak : Bugün
Adana'nın Kozan ilçesinde, Ermeniler’in Türkler’i diri diri yaktığı 5 fırından biri olduğu belirtilen fırının yakınına “Milli Mücadele ve Türk Soykırımı Anıtı” yapılacak. Çukurova Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Tarihçi Cezmi Yurtsever, arşivlerdeki belgelerin Ermeni çetelerinin 1906-1922 yılları arasında çok sayıda kadın ve çocuğun da aralarında bulunduğu binlerce Türk'ü katlettiğini ortaya koyduğunu hatırlatarak, “Katliamda hafızalarda kalan en önemli yerlerden biri, Kozan’daki 5 fırındır. Burada yüzlerce Türk’ün diri diri yakıldığı canlı şahitleriyle belgelenmiştir. O günlerde bu 5 fırından akan yağlar, yol üzerinde izler bırakmış. Böyle bir anıtın yapılması, bu zulmün gelecek kuşaklarca hatırlanmasını sağlayacak” dedi.
1. ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Nicholas Burns’ün Açıklamaları
Geçtiğimiz yılın Kasım ayında yapılan Temsilciler Meclisi seçimlerinin ardından, sözde Ermeni soykırımının tanınmasını siyasi programlarının önde gelen maddelerinden biri haline getiren Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde etmesi, Amerikan kamuoyunda Ermeni sorununu yeni bir boyuta taşımıştır. Özellikle yeni Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin açıklamaları bu yıl içerisinde sözde soykırımın tanınmasını öngören bir yasa tasarısının Temsilciler Meclisi’nin gündemine getirileceğinin sinyallerini vermektedir.
Önümüzdeki yıl yapılacak olan Başkanlık seçimlerinde Ermeni kökenli vatandaşların oylarını garanti altına almak isteyen Demokratlar ile bir dönem daha seçilme umudu taşıyan Cumhuriyetçiler arasında da Ermeni meselesi konusunda ilginç bir tartışma yaşanmaktadır. Demokratlar üstü kapalı olarak Bush yönetimini sözde Ermeni soykırımının tanınması konusunda bir çaba göstermemekle suçlamaktadırlar. Bush yönetimi ise bu suçlama karşısında kendini savunmaya çalışmaktadır. Bu savunma çabalarından sonuncusu ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Nicholas Burns’ün açıklamaları olmuştur.
ABD Dışişlerinin ikinci adamı olan Burns geçtiğimiz günlerde Associated Press’e yazdığı bir mektupta şu ifadelere yer vermiştir: “Bir takım iddialara rağmen, ne ABD’nin Ermenistan Büyükelçisi adayı Richard Hoagland ne de ABD yönetimi varlığının son dönemlerinde Osmanlı İmparatorluğu’nun bir buçuk milyon Ermeni’yi sınır dışı edip yok ettiğini reddetmekte tereddüt etmemektedirler.”
Bu ifadeler son derece talihsiz ifadelerdir. Zira her şeyden önce Bush yönetimi yaşanan olayları bir trajedi olarak nitelendirmekte ve soykırım sözcüğünü kullanmaktan özellikle kaçınmaktadırlar. Başkan Bush’un yaptığı 24 Nisan konuşmalarında da böyle bir üslup kullanılmaktadır. İkinci olarak, bir buçuk milyon rakamı son yirmi yıl içerisinde üretilmiş bir rakam olup bu rakamın bilimsel dayanağı bulunmamaktadır. Üçüncüsü Ermeniler sınır dışı (deport) edilmemiş, yalnızca tehcir (relocate) edilmiştir. Bilindiği üzere İmparatorluğun çeşitli bölgelerindeki Ermeniler yine İmparatorluğun başka bölgelerine sevk edilmiştir. Dolayısıyla Burns’ün açıklamaları tarihsel gerçeklere uymamaktadır.
Sonuç olarak, Nicholas Burns’ün açıklamaları, gelecek yıl yapılacak olan Başkanlık seçimleri öncesinde Ermeni kökenli vatandaşların oylarını kaybetmemek adına tarihi gerçeklerin gölgelenmesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra, seçim kaygısıyla Bush yönetimin Ermeni lobilerine bazı tavizler verebileceği, bunun sonucunda da Demokratların çoğunlukta olduğu bir Kongre’nin Ermeni soykırımı iddialarının tanınması hususunda daha cesur davranabileceği ihtimali de gözden kaçırılmamalıdır.
2. Amerika’da Yapılan Oruç Eylemi
Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosluğu son derece ilginç bir eyleme tanık olmaktadır. Ermeni Gençlik Federasyonu ve Birleşik İnsan Hakları Konseyi üyesi 19 genç Konsolosluğun önünde 2 Ocak tarihinden bu yana bir oruç eylemi düzenlemektedirler. Eylemin adını da “Hatırlama için Oruç: Adalet için Açlık” koyan eylemciler beş gün boyunca oruç tutarak sözde Ermeni soykırımı iddialarının Türkiye ve ABD tarafından tanınmasını talep edeceklerini bildirmişlerdir.
Bu eylem derhal bazı siyasetçiler tarafından desteklenmeye başlamıştır. Özellikle Temsilciler Meclisi’nin Demokrat Partili bazı üyeleri eylemi övme yarışı içerisine girmişlerdir. Bunların başını da sözde soykırım iddialarının ABD Kongresi’nde tanınması için büyük çaba harcayan Kaliforniya Temsilcilerinden Adam Schiff çekmektedir. Adam Schiff yaptığı açıklamada şunları söylemiştir:
“Ben Ermeni soykırımının tanınması için Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosluğu önünde oruç tutan Ermeni Gençlik Federasyonu ve Birleşik İnsan Hakları Konseyi’nin yanındayım. Türkiye Osmanlı İmparatorluğu’nun doksan yıl önce gerçekleştirdiği soykırımı tanımak zorundadır. Biz de millet olarak Ermeni soykırımını tanımalıyız. Ben de en kısa zaman da Temsilciler Meclisi’ne kurbanları onurlandıran bir yasa tasarısı sunacağım. Kongredeki yeni yönetim sayesinde umuyorum en sonunda bu tasarıyı Kongreden geçireceğiz”
Eylemcilerden biri olan Vatche Tomasian da eylemin amacının Ermenilere ve bütün dünyaya Ermeni soykırımını anmanın sadece 24 Nisanlara has bir olay olmadığını ve her Ermeni için günlük bir vazife olarak algılanması gerektiğini göstermek olduğunu vurgulamıştır.
Eylemciler aynı zamanda eylem alanının önünden geçenlere dağıttıkları broşürlerle sözde soykırım iddialarının tarihsel arka planını ve bu iddiaların uluslararası camiada tanınması için ne gibi adımlar atılması gerektiğini anlatmaktadırlar. Eylem kalabalık bir Ermeni grubu tarafından da desteklenmektedir.
Sonuç olarak, bu ve benzeri eylemler sözde Ermeni soykırımı iddialarının Amerikan toplumu tarafından da benimsenerek Amerikan yönetimi üzerinde bir baskı oluşturmayı amaçlamaktadır. Ermeni lobisi Amerika’nın sözde soykırımı tanıması konusunda son derece uygun bir zemin elde etmiştir ve bu fırsatı kaçırmayarak bu yıl içerisinde Ermeni soykırımını tanıyan bir yasa tasarısının geçmesi için çaba gösterecektir. Bu gibi eylemler bu tasarının toplumsal zeminini hazırlamak açısından son derece dikkat çekicidir.
Hazırlayan: M. Serdar PALABIYIK
Bu seferki önemli başlıklar bunlar. Bir ara söylenen ancak sonradan unutulan uluslar arası mahkemelerde dava açma konusu sanırım ABD'de de bu yalan kabul ettirilince gündeme gelecek.
Soykırım yasasına Dışişleri'nden tepki
TÜRK Dışişleri Bakanlığı, Arjantin Cumhurbaşkanı Nestor Kirchner'in 'Ermeni soykırımı' ile ilgili yasa tasarısını onayladığını bildirerek, 'tarihi gerçeklerle hiçbir şekilde bağdaşmayan tasarının iç politika hesaplarına dayandığının gayet açık olduğunu' kaydetti. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 24 Nisan'ın 'Ermeni Soykırımı' adına 'halklar arasında hoşgörü ve saygı için eylem günü' olarak ilan edilmesi ve Ermeni asıllı öğrencilerle kamu kesimi çalışanlarının aynı gün izinli olmasını öngören ve 13 Aralık 2006 tarihinde kabul edilen yasa tasarısının Kirchner tarafından onaylandığının üzüntüyle öğrenildiği bildirildi.
Tasarının, aslında halklar arasında nefret uyandıracak haksız ithamlardan oluştuğuna dikkat çekilen açıklamada, 'Kendi tarihindeki olaylarla yüzleşmesi gereken bir ülkenin, başka bir coğrafyanın tarihine ilişkin bir dönem hakkında hüküm vermeye kalkışması ciddiyetten uzak ve etik olmayan bir yaklaşımdır' denildi.
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=64425,5
Sözde Ermeni soykırımını kabul eden Arjantin e (önceki kabul edenler gibi) nota verdik,işimiz bitti!!!Lobi faaliyetlerimiz nasıl,elçiliklerimiz ne kadar çalışıyor merak ediyorum.Ellerimizde belgeler var ama yetmiyor..Artık önceden hiç olmadığı kadar aktif olunmalı.Belgeler,kitaplar,konferanslar hep gündemde olmalı..
Olmayan soykırımı kabul eden ülkelerin açıklarını araştırmalı-gündeme getirmeli
İthalat yapılıyorsa boykot yapılmalı,v.b..
Onları; onların silahlarını kullanarak yenmeliyiz..
Konuşmakla , nota vermekle ve beklemekle malesef bu işler olmuyor..
Artık hareket ve çalışmak zamanı..
En son asan70 tarafından Pzr 14 Oca 2007, 21:14 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Eminim bir gün yalanlari ortaya cikacak.. Hükümetimiz Ermenilere tepki göstermiyormus gibi görülsede iyi darbe konduruyorlar
Alıntı:
Ermenilere ikinci darbe
2008’de açılacak TÜRKİYE ile dostluk yerine düşmanlık politikasını tercih eden Ermenistan yönetimi, Orta Asya petrolleri ve doğal gaz projelerinden sonra, ‘Raylı İpekyolu’ olarak adlandırılan demir yolu projesinden de dışlandı. 2008’de hizmete girmesi hedeflenen demir yolu hattı için Ulaştırma Bakanı Yıldırım’ın da katıldığı Tiflis’teki görüşmeler anlaşmayla sonuçlandı.
Tecrit ediliyoruz’
698 kilometre uzunluğundaki hattın maliyetinin 600 milyon doları bulacağı bildirildi. Bu arada, Ermeni yönetimi ABD ve bu ülkedeki lobilerini devreye sokarak projeyi durdurmaya çalıştı ancak başarılı olamadı. Endişelerini dile getiren Ermenistan Ulaştırma Bakanı Manukyan, “Türkiye, bu hattı devreye sokarak bizi yine tecrit ediyor” diye konuştu.
Türkiye’ye düşmanlığıyla ayakta kalmaya çalışan Ermenistan’a, petrol ve doğalgaz boru hatlarında devre dışı bırakılmasından sonra, bir darbe de demiryolu hattından geliyor. 2008 yılında hizmete girmesi öngörülen “Kars-Ahılkelek-Tiflis-Bakü Demiryolu Hattı” projesi, yakında hayata geçiyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı Tiflis’teki toplantıda varılan anlaşma uyarınca, demiryolunun Gürcistan bölümü olan 160 kilometre için Azerbaycan 150 milyon dolar, Türkiye de 50 milyon dolar ayırdı. Gürcistan hükümeti, ülkeyi Azerbaycan ve Türkiye’ye bağlayacak projenin inşaatını, bütün engellemelere rağmen bu yıl başlatacaklarını açıkladı. Dışişleri Bakanı Gela Bezhuaşvili, “Üç ülke tarihten gelen birlikteliklerini bu demiryolu hattı ile daha da pekiştirecek. Bu yönde yapılacak hiçbir muhalefete kulak asmayacağız” dedi.
Ticaret artacak
Azerbaycan Ulaştırma Bakanı Ziya Memedov, “Projeyi hayata geçirmeye kesin kararlıyız. Projenin maliyetini, biz ve Türkiye karşılayacak ama sonraki yıllarda taşınan yük ve yolculardan sağlanan kazançla kârımız katlanacak” şeklinde konuştu. Azerbaycan’ın Tiflis Büyükelçisi Namık Aliyev ise, daha fazla kaynak aktarmaya hazır olduklarını bildirdi.
Gürcistan’ın Ahılkelek kentinden Kars’a kadar uzanacak olan demiryoluyla, Batı ile Doğu arasında yeni bir ticaret koridoru oluşturulması hedefleniyor. Türkiye’nin doğusuyla Gürcistan’ın güneyini birbirine bağlayacak bu hat, Kafkaslar’ın ortasından geçen tren hattını tamamlayacak. Bölgede son yıllarda inşa edilen boru hatları gibi bu projede de, Ermenistan devre dışı bırakılacak. Uzunluğu 698 kilometre olan hattın maliyetinin, 600 milyon doları bulacağı tahmin ediliyor. Bu projenin ardından devreye girecek, 105 kilometre uzunluğundaki “Kars-Nahçıvan-İran Demiryolu Hattı” ile de, Kafkasya tamamen Avrupa’ya bağlanacak. Söz konusu hattın inşası, Ermenistan’da paniğe yol açtı. Ermeni lobisi, projenin engellenmesi amacıyla ABD’deki kulis faaliyetlerini hızlandırdı.
Paniklediler
Ermenistan Ulaştırma Bakanı Andranik Manukyan, “Biz hattın inşasından yana olan herkese, bunun doğru olmadığını kanıtlamaya çalışıyoruz. Hat uygun değil ve pahalı. Ayrıca hat yapılırsa, Ermenistan tecrit edilecek” diye feryat etti. Bu arada, ekonomik açıdan iyice köşeye sıkışan Ermeniler, Türkiye’ye daha yumuşak mesajlar göndermeye başladı.
Arkadaslar, artik zaten Ermenistanin su Karadag meselesini cösmekden baska bir cagresi kalmadi.
Cünkü Diaspora gönderdi paralar gitigce asalior, Ekonomi daha da batior ve insanlar gecinmekte zorlanior, isian edior.
Bizlen ve Aserbaycan la zaten hic bir Ticaret yok, Gürcistan bizden alir onlara kazik atip satar, Rusya uzak ve artik Karayol üzerinden ticaret de yapamior (Gürcistan la isler bozuldu) ve Iran kendisini bile dogru dürüst gecindiremior.
Yani kösede sikismis kalmis bizim Komsumus, yardim beklior.
Iyiki biz Türkhalki olarak yardimsever bir Millietis, Karadag cösülsün, ellerimizi yardim icin uzataris.
Cünkü biz gecmis seylere bakmayiz, gelecege bakariz.
Soykırım iddiaları çürüyecek
Adanalı bir tarih öğretmeni, Osmanlı arşivlerinden soykırım iddialarını çürütecek bir harita çıkardı...
ADANALI araştırmacı ve tarih öğretmeni Cezmi Yurtsever, 1832- 1896 yılları arasında Anadolu’daki Ermeni nüfusunun 1 milyon 200 bin olduğunu gösteren haritanın 1915'te 1.5 milyon Ermeni’nin soykırıma uğradığı iddialarını çürüttüğünü söyledi.
Hacı Ömer Sabancı Kültür Sitesi’nde lise öğrencilerine konferans veren Cezmi Yurtsever, “Osmanlı arşivlerinde yaptığım araştırmada ulaştım” dediği bir haritayı gösterdi. Yurtsever, “İtalya’nın Venedik kenti yakınlarındaki Saint Lazary Adası Mekhitarist Ermeni Manastırı’nda hazırlanıp, basılan haritada, 1832- 1896 yıllarında Anadolu’daki Ermeni nüfusu 1 milyon 200 bin olarak gösteriliyor. Dolayısıyla bu belge Anadolu’da 2.5 milyon Ermeni yaşadığını 1’inci Dünya Savaşı’nda bunlardan 1.5 milyonunun soykırıma uğradığı iddialarının yalan olduğunu ortaya çıkarıyor. Anadolu’daki Ermeni nüfusu o tarihlerde 1 milyon 200 bin ise geçen süreçte nüfusun 2- 3 katına çıkmış olması mümkün değil” dedi.
‘PAMUK’U PROTESTO EDİYORUM’
Yurtsever, sözde Ermeni soykırımına yönelik düşüncelerini ifade eden Yazar Orhan Pamuk’un da büyük bir yanılgı içine düştüğünü, özür dilemesi gerektiğini belirtti. Türk halkının ölüm- kalım savaşı verirken Fransız istihbaratının Ermenilerin soykırıma uğradığı şeklindeki gerçek dışı propagandasına Orhan Pamuk’un 85 yıl sonra alet olduğunu ileri süren Yurtsever, “Orhan Pamuk büyük yanılgı içine girmiştir. Büyük yanlış yapmıştır. Tarih adına sorgulanması ve özür dilemesi gerekir. Tarihin gerçeğine uzanmak için de belgelere ulaşmak ve görmek lazım. Bir tarihçi olarak belgelerden uzak görüşleri nedeniyle Orhan Pamuk’u protesto ediyorum” diye konuştu.
AA
------
lanetli ermenilerin bir turlu kulp uyduramadıkları, aydınlıga cıkaramadıkları nokta bu...ve farkındalarda ama diger ulkelerin hepsine at gozlugu gecırmıs olacaklar ki hepsi teker teker suru psikolojisinde bu ıgrenç oyunda saf tutuyorlar..bu haberi bu kanıtları geçen yıl istanbulda yapılan bir konferansata da dile getirmişlerdi fakat oylece kaldı..sanki bu meselenin halli için bi' zaman gozlenir gibi... gerçi bekleye bekleye bu hali alsada, eskiden yapılmış yarım yamalak işler neticesinde bu hali alsada bundan sonra hersey daha iyi olur umarım
Bu konuda tüm dünyaya pek yakina gecerli aciklamalar ve ispatlar sunulsun artik.
Sylvester Stallone bu konuyla ilgili bir film cekmeyi düsünüyormus. Aman gec kalmayin firsat dogdu Türkiyeyi kötülemeye yine!
Alıntı:
Rocky'den 'sözde soykırım' filmi 18 Ocak 2007
Rambo filmleri ile tüm dünyada üne kavuşan Sylvester Stallone, “sözde Ermeni soykırımı” konulu bir film yönetmeyi düşünüyor.
Yaratılacak tepkilerin farkında olan Stallone, film projesi için “Bu siyasi bir sıcak patates. Türkler, konuyu 85 yıldır öldürüyor” ifadesini kullandı. The İndependent gazetesi ise “Yanında Mel Gibson’nun Tutku: Hazret İsa’nın Çilesi’nin yarattığı gürültü çok yumuşak gibi gözükebilir” yorumunu yaptı.
En son filmi “Rocky Balboa”yı tanıtmak üzere Londra’da bulunan Sylvester Stallone’nun yeni projesi şimdiden tartışma yarattı. Stallone’nun, Avusturyalı yazar Franz Werfel’in 1934 tarihli “Ermeni Soykırımı” konulu kitabından esinlenen bir film yapmayı düşündüğü belirtiliyor. Filmin “bir uygarlığın tümüyle yok edilmesi”ni konu alacağı da belirtiliyor.
Sylvester Stallone’nun bu projesinin yaratacağı tepkilerin farkında olduğu belirtiliyor. Nitekim, Stallone bu konuda “Bu siyasi bir sıcak patates. Türkler, konuyu 85 yıldır öldürüyor” diye konuştu. Stallone’nin bu sözlerine yer veren İngiliz The İndependent gazetesi de tepkilerin şimdiden yükseldiğine dikkat çekerken, Asılsız Soykırımı İddiaları ile Mücadele Derneği Başkanı Savaş Eğilmez’in filmi önlemek için bir “öfkeli bir mektup kampanyası”nı başlattığını belirtti.
Eğilmez’in “Kitap yalanlarla dolu çünkü yazarı verileri milliyetçi ve radikal Ermenilerden elde etti” dediğini aktaran gazete, Stallone’nin projesinin yaratabilecek fırtına ile ilgili olarak Yahudileri öfkelendiren Mel Gibson’un İsa konulu filmi anımsatarak “Yanında, Mel Gibson’ın Tutku: Hazret İsa’nın Çilesi filminin yarattığı gültürü çok yumuşak gibi gözükebilir” değerlendirmesini yaptı.
Where’s my grandad to tell me the truth???
He was massacred by the Armenians
at the hight of his Turkish youth
Years of brotherhood, neighbourship
One day it was ruined
By a killing of a young boy
Like most of em believe
In the so called Diaspora
Does your kid still believe ?
It is our blood that had washed this land
White washed brains and poisoned minds
It’s only the truth open your eyes
Despicable tendencies of a screwed up band
ve are sick to death of these Armenian lies.
Like most of em believe
In the so called Diaspora
Does your kid still believe ?
It is our blood that had washed this land
ve were brothers and sisters for hundreds of years
Living within, sharing the cheers
Invaded one day by the allies
ve are sick to death of these Armenian lies.
Like most of em believe
In the so called Diaspora
Does your kid still believe ?
It is our blood that had washed this land
No matter what the race or religion is
ve call our selves –- Turks !!!
That is the pride and ve carry this
Rejoice all brothers and sisters
ve don’t want no alibis
As ve are sick to death of these Armenian lies
-Türkçe çeviri:
Bana gerçekleri söyleyecek büyükbabam nerede?
O Ermeniler tarafından katledildi!
Türk gençliğinin zirvesinde..
Kardeşçe komşuca yıllar..
Birgün hepsi yağmalandı..
Bir gencin ölümü ile..
Birçoklarının inandığı gibi..
Sözde ermeniler!
Çocuklarınız hala inanıyormu ?
Bu toprakları yıkayan bizim kanlarımız...
Beyaz yıkanmış beyinler ve zehirlenmiş akıllar
Bu tek gerçek, gözlerinizi açın!
İşe yaramaz bir grubun değersiz eğilimleri
Bu Ermeni yalanlarına tahammülümüz kalmadı
Birçoklarının inandığı gibi..
Sözde ermeniler!
Çocuklarınız hala inanıyormu ?
Bu toprakları yıkayan bizim kanlarımız...
Bizler yüzyıllar boyunca erkek ve kızkardeşlerdik..
İçiçe yaşayan mutluluğu paylaşan
Birgün dostlarınının hucumuna uğrayan
Bu Ermeni yalanlarına tahammülümüz kalmadı
Birçoklarının inandığı gibi..
Sözde ermeniler!
Çocuklarınız hala inanıyormu ?
Bu toprakları yıkayan bizim kanlarımız...
Ne ırkından veya dininden olduğu önemli değil
Biz kendimize Türkler deriz..
Bu taşıdığımız bize şeref verir
Sevinin kardeşlerim
Mazeret istemiyoruz...
System of a Down'un Türk versiyonu. Gayet başarılılarmış, dinledim; ama müzik türünden ötürü zevk almadım. Sözlerine gelince... gerçekten muhteşem olmuş. İnternette yavaşça yayılan bir şarkı ve gurup. Özellikle ABD ve Batı Avrupa'da talep artıyorken, Türkiye'de yeni yeni tanınıyorlar...
Ermeniler'e karşı güzel bir tokat attıklarını düşünüyorum...