Jean Michel adlı Fransız tarihçi, Fransız meclisinin sözde soykrımı tanıyan ve aksini savunanlara ceza vermeyi amaçlayan çalışmasından ötürü "Zaten Türk vatandaşlığına geçmeyi düşünüyordum ama meclisin bu hareketi hızlandırıcı bir etki yaptı." diyerek Konya'daki Şeb-i Aruz törenlerinin gerçekleştiği günlerde Konya'da vatandaşlık başvurusunda bulunmuş.Adının Atakan Türk olmasını talep etmiş.
Ermeni meselesi üzerine internetteki başvuru adresleri:
Az önce Link Tavsiyeleriniz - [SİTE] başlığında konuyla ilgili referans olarak kullanabileceğiniz adreslerden birinci grup olarak bir miktar adres sıraladım:
Dikkat ettiyseniz Diyasporadaki Ermeniler için Ermeni olma kimliği Türk düşmanlığı ve Soykırım safsatası üzerine kurulmuş. Sedat Laçiner'in yakın zamandaki bir konferansında dinlemiştim. Adamlar fanatik bir şekilde bu konuyu takip ediyorlar. Çeşitli yabancı forumlarda çok organizeli bir adeta dizginini koparmış bir hınç ile bizlere hücum edildiğini kaç defa gördüm.
Yapılması gerekenlerden birisi hiç tereddüte düşmememiz, tarihimizi bilmemizdir. İkincisi İngilizce'yi iyi öğrenmemiz ve asla kabalaşmadan kendi görüşlerimizi her fırsatta ve yerde cesaretle açıklamalıyız. Adamlar bıkmıyor ama bizim arkadaşlar birkaç lafladıktan sonra işi bırakıveriyorlar. Devamı gelmiyor. Aslında bizim de bu konuda kendini savunmada ve doğruyu açıklamada fanatik seviyede kendini adamışlara ihtiyacımız var. Bu konuda çalışacak gönüllü hukukçulara, sosyologlara, tarihçilere çok ihtiyaç var.
Sedat Laçiner'in konuşmasında birisi Ermeni olayları ile ilgili acı aile hatıratlarından bahsetti: Sedat bey hemen sordu: bu anlattıklarını kitaplaştırdın ve bastırdın mı? İngilizceye çevirdin mi? Cevap henüz tamamlamadım oldu.... Arkadaşlar adamlar bilimsel olmayan binlerce kitap yazıyor hatırat diye milyonlarca bastırıyorlar. Amazon.com adresine gidin bakın tezimizi anlatan en fazla 5 kitap bulacaksınız İngilizce dilinde. (Not Sedat Laçiner kitabının birinin tercümesi için yardım istiyordu, kendisini tanıyanlar varsa duyurulur)
NOT: Doç. Dr. Sedat LAÇİNER : USAK(Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) Başkanı ve Uİ Uzmanı
www.usak.org.uk , ayrıca: Sedat Laçiner - Vikipedi : http://tr.wikipedia.org/wiki/Sedat_La%C3%A7iner
Sedat LAÇİNER, Yrd. Doç. Dr. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslar arası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi
Aşağıdaki liste eksiktir haberiniz ola....
Alıntı:
...
İngilizce kaynaklar (yabancı forum ve yabancılarla muhatap olurken kullanmak üzere) :
Ermenileri çok zeki ve bir o kadar da başarılı buluyorum. Bu başarılarından dolayı onları tebrik etmek lazım. Nasıl oluyor da 3 milyonluk Ermeni uydurduğu yalanı bütün dünyaya inandırıyor bunla da kalmayıp Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin meclislerinden bile kendi lehlerine olabilecek saçma sapan kararlar aldırabiliyor. Nasıl oluyor da o koskaca Avrupa devleri 80 milyonluk bir pazarı bir kenara bırakıp 3 tane Ermeninin dediğini yapabiliyor. Bunu analayan varsa bana izah ederse sevinirim.
Mürsel bey bu ermeniler ne zeki ne de başarılıdır. Onların nerdeyse tüm avrupayı ikna etmelerinin tek nedeni sadece Türk düşmanı olmalarıdır. Avrupanında Türkiye ye karşı dosthane duygular beslemediği açıkça ortadadır.
Biliyorsunuz avrupa devletleri 1. dünya savaşından sonra ülkemizi parçalamak bölüşmek istemişler fakat aziz Türk milletinin insan üstü bir direnişiyle karşılaşmışlar ve bunda başarılı olamamışlardı. Bu paylaşma faaliyetleri içinde ermenilerde vardı. 1. dünya savaşı sırasında Ermeniler fransızlarla birlikte hareket ediyordu. İşte avrupa devletleriyle ermenilerin kader birliği( ! ) 1. dünya savaşı yıllarına dayanmaktadır.
Lozan Barış Antlaşmasından sonra avrupa devletleri adına antlaşmayı imzalayan bir ingiliz generali şimdi istediklerini alamadıklarını ama ilerleyen zamanlarda tüm isteklerini Türkiye nin teker teker yerine getirmek zorunda kalacağını söylemiştir. İngiliz generalin istediklerinden kastettiği Sevr antlaşmasıdır. Yani avrupa Sevr antlaşmasını daha unutmamıştır. Sevr antlaşmasına görede Doğu Anadolu da bir ermeni devleti kurulması kararlaştırılmıştı. İşte ermeni diasporası bunu kendilerine amaç edinerek avrupada etkili olmaktadır. Yani ermenilerinde amacı Sevr antlaşmasını uygulamaya geçirmektir. İşte avrupayla ermenilerin birleştikleri nokta burasıdır. Amaç ve düşman bir olunca avrupayı ikna etmekte kolay olmaktadır. Avrupalı devletlerde biliyor böyle bir soykırımın olmadığını. Ama işlerine gelen tarafına inanıyorlar.
Mürsel Ersagun'un
"Nasıl oluyor da o koskaca Avrupa devleri 80 milyonluk bir pazarı bir kenara bırakıp 3 tane Ermeninin dediğini yapabiliyor? Bunu analayan varsa bana izah ederse sevinirim."
sorusuna tüm wowturkey üyelerine hitap ederek cevap vermeye çalışacağım.
Lütfen kendimize de pay çıkartalım....
Neden Ermeniler bize nazaran daha çok yol almış neden daha başarılı olmuştur.
1. Prensip: Yapmak zordur, yıkmak kolaydır.
Örnek: Onlarca inşaat işçisinin, kalfasının, ustasının müteahit ve mühendisler eşliğinde ortaklaşa çalışmları sonucunda birkaç ayda inşa ettikleri binayı bir serseri bir kibritle ateşe verebilir, bir terörist temeline koyacağı küçük bir bomba ile aniden yıkabilir.
Bu nedenle yaptığınız binayı ancak bu tiplerin binaya girişine engel olarak korursunuz. Bina girişinde alacağınız önlem binayı yeniden inşa etmeye göre daha ucuz olacaktır.
bu prensibin karşı davranışı, tedavisi ise birliktelik, (ittihat) ve ortak müspet harekettir. Yardımlaşma Milletimizin kanında var.
İkinci Prensip: Erken kalkan çok yol alır + baskın basanındır
Bu kapsamda 1970lerde ASALA teröre başladığında Türkiye (özellikle Dış işleri) zaten geç kalmış durumdaydı. Bir planı yoktu...
Bu nümayişler (Terör eylemleri) başladığında Türkiye tüm gücüyle bastırmak bir yana dursun "ne oluyor, bu delilerin derdi ne?" diye soruştururken epey zaman kaybetti, üstelik konuyu önemsemedi de. Olayların artmasına engel olacak birlikteliği yakalayamadık, toplumsal bilinç oluşturamadık, organize olamadık plan yapıp uygulayamadık. Bu ilk darbelerin etkisi geçmeye yüztutarken ardı ardına çeşitli meclislerden aleyhimize kararlar aldırdılar. Ama Şimdi işler geç de olsa değişiyor....
Bu prensibin karşı davranışı, tedavisi esnek olmak bunun yanısıra yeterli mukavemet ve güçtür. İkisi de milletimizde var. Bu millet ne darbeler görmüş, ne badireler atlatmıştır.
üçüncü Prensip: Adanmışlık, kendini bir konuya adayan insan o konu terör dahi olsa önemli başarı kaydedecektir. Ermeni diyasporası kendi varlığını Türk düşmanlığında gördüğü için kendini buna adamıştır. Ya biz? Kendimizi korumak için milletimize adanmaya hazır mıyız? Öğrenmeye, araştırmaya öğretmeye ve mücadeleye hazır mıyız?
Evet hazırız, azimle, yılmadan, sabırla doğruyu anlatmaya, dünyaya güzel örnek olmaya hazırız.
Biraz olayları Ermeni diyasporası açısından inceleyelim. Ermeniler 1900lü yılların başından başlayarak kimi kendi isteği ile kimi zorunlu göç sonrasında, ve işgal güçlerinin Anadoluyu terkinden sonra Avrupa ve ABD'ye gruplar halinde göç etmeye başladılar. Emeniler ticarette ve sanatta aktif insanlar olarak göç ettikleri toplumda belirli bir refaha kavuştular. AMA ... Milli bilinci, kendilerinin Ermeni olduklarını hatırlatacak bir şeyleri yok. Bir Türk gibi baskın tarihe sahip bir millet değiller, kendileri Hristiyan ama birsürü Hıristiyan anlayışı içnde bölünmüşler (Katolik, Protestan, Gregoryen, vs). Yani İlk göç edenlerin üzerinden bir iki nesil geçmeden ilk asimilasyon izleri başladı. Hani müslüman olsalardı azınlık olma duygusu ile belki varlıklarını daha rahat koruyacaklar ama...
Birinci adım:
Neyse diyaspora Ermenilerinin birkısmı Ermeni oldularını unutmamak ve varlıklarını asimile olmadan daha iyi korumak için ilk yaptıkları iş gettolaşmak oldu. Yani ilk göçedenler sonradan gelenleri kendilerine yakın yerlerde oturmaya ikna etti. Ermeni mahalleleri ve ermeni azınlığın yoğun olduğu şehir ve eyaletler oluştu zaman içinde.
İkinci adım
Birlikten güç doğar ilkesiyle bir arada yaşayan bu topluluk, birlikte ticaret yaptılar, birlikte sosyal varlık gösterdiler. ABD ve Avrupa toplumuna katılırken hıristiyan (iddialarına göre devlet olarak hristiyanlığı ilk kabul eden milletmişler, ve ırk olarak hazreti Nuh'un soyundan gelmişlermiş...) olmanın avantajı ile Müslümanlara ve özellikle de Türklere karşı olan önyargıyı çok iyi kullandılar. Zaten bu önyargıyı kışkırtıp Avrupa devletlerinin Osmanlı iç işlerine müdahelerini sağlamışlardı, çok önceden.. Göç edenler yaptıkları her işte biz mazlumuz edebiyatı içinde büyük yardımlar topladılar, dernekler kurdular, kilise etrafında mali kaynakları büyüdü, ticarette kendilerine ayrıcalıklar verenler oldu. Kısaca mali ve siyasi bir güç elde ettiler.
Üçüncü adım
Zaman geçip artık ABD ve Avrupa toplumu eskisi kadar kendilerine itimat göstermemeye, mazlum edebiyatından sıkılıp illgi göstermemeye başlama trendine girdi. Bu ise Ermeni olma davasında bir gedik idi. Bu aşamada sadece hatıratlar, romanlar yazarak, kilisede vaazlar vererek işin canlılığını devam ettiremeyeceklerini gördüler. Arkadan gelen kendi nesilleri de bulundukları toplumun içinde erimeye başladı. Budurumda Türk düşmanlığı ile Ermeni olma duygusunu pekiştirmek ve solmaya başlayan Ermeni milliyetçiliğini canlandırmaları gerekliydi. Eski yönteme başvurdular. 1900'lü yıllardan beri Anadoluda çok kan döken anarşist yapıdaki fanatikler hala içlerinde barındırdıklarından ASALA'yı ortaya çıkardılar. Bir kere daha Terör kullanarak kendi davalarını dünyaya duyuracak eylemlere giriştiler. Terör uygulayıcıları müslümanlar olmadığı ve hedefin biz olmamız nedeniyle batı dünyası bu eylemlere Ermenilerin istediği tepkiyi verdi. Unutulmaya yüz tutan, batının ilgisi azalmış olan sanal bir Ermeni Meselesi yeniden ortaya çıktı.
Dördüncü Adım
Terör ile canlanan ateşi iyice alevlendirmek için yazılan kitap ve verilen konferansları, kurulan dernek vb STK'ların adedinde de ani artışlar oldu. Ermeni gençleri kilise yönlendirmesinde küçüklükten azılı Türk düşmanı olarak yetişmeye devam etti. Düşünün bekli de birkaç yüz bin Ermeni kendisi olabilmek için Türk düşmanı olmuş, bütün varı yoğu ile zaman, mesai harcayıp bir sanal / gerçek olmayan davaya sarılmış, hınçla organize biçimde uğraşıyor:
Siyasette etkinleşmeleri arttı: Dünyanın birçok ülkesindeki azınlıklar aynı amaç içinde biraraya geldi. Dünanın çeşitli ülkelerine dağılmış olan ermeni azınlık elde ettikleri mali ve siyasi nüfuzu kullanmaya başladı . Bulundukları şehrin senatolarında, belediye meclislerinde, şehirlerden sonda eyaletlerinde sonra da millet meclislerinde Nazi soykırımı olduğu gibi aynen Ermeni soykırımı da olmuştur kararları aldırdılar. ve helen bu çabaları devam etmekte. Arjantin den Fransaya, ABD'den Kanadaya birçok ülkede etkin bir siyasi güç omöayı başaran bu topluluk, uluslar arası bir kurumsal bilimsel araştırma yapılmasının önünü keserek, uluslar arası mahkeme kurulmasına karışmayıp Hukuksal bir konu olan "Soykırımı" politize ettiler.
Beşinci Adım
Hukuksal bir terim olan hukuku çerçevece yaptırlımı olan soykırımı meclislerde politize ettikten sonra, sıra bu politik manevradan çıkar elde etmekte: Ermenistan'a daha fazla yardım gönderilmesi + Türkiye'nin her alanda önünün kesilmesi .
Ozellikle ABD'deki karmaşık adli yapı nedeniyle "ver-kurtul, anlaş-kurtul" yaklaşımının tercih edilmesini fırsat bilip ABD ve Avrupada eski sigorta şirketlerine milyarlık davalar açıp NAZİ tazminatlarına benzer tazminat almak için ilk adımlar atıldı. Sigorta şirketleri adli işlerle fazla uğraşıp prestij kaybetme riskine girmektense anlaşıp kendilerince makul miktar olan milyonlarca doları Ermenilere soykırım nedeniyle ödenmemiş hayat sigortalarının tazminatı olarak verdiler. (OYAK ile ortak olan fransız AXA da bu sigorta şirketlerinden) Bu meyandaki sonraki aşama çeşitli devletlerin millet meclislerinde "Ermeni soykırımı olmuştur, bunun suçlusu Türkiyedir, tazminat ödemelidir, aksini dile getirmek ise suçtur" kararlarını aldırıp yasalaştırmak. İsviçre, kanada, birçok ABD eyaleti, Arjantin'de, Fransa'da bu konuda çok aşama katettiler.
Altıncı Adım
Uluslararası alanda Türkiye'nin köyeşe sıkışması (AB giriş meselesi gibi) sonucunda sözde hukuksal bir önyargılı, ve taraflı mahkeme toplamak ve NAZİ davaları gibi, Nürenberg davaları gibi bir sözde soykırım hükmü çıkarttırmak. Ancak bu mahkeme işi ters tepecek derecede riskli olduğundan jürinin, hakimin ve tüm mahkemenin %100 kendi taraflarına hükmedeceğine emin olmadan bu adımın adı bile anılmayacak. Bu başarılamaz ise, BM, NATO, AB gibi uluslararası güç odaklarına Soykırımı kabul ettirip Türkiyeyi tazminata zorlamak. Buda global çapta olmaz ise devletler bazında Türkiye'nin elini kolunu bağlamak. Öyle ki turist olarak bir ülkeyi ziyarete giden bir Türk'ün Soykırımı kabul etmediğine dair bir söz çıkarsa ağzından,
mahkemelik olacak, ticaretimiz bu konuya endekslenecek vs...
Ek açıklama: Nedir Bu Tazminat dediğim?
1. sözde soykırım kurbanlarının varislerine yoksa Ermeni kuruluşlarına maddi (€ $) tazminat
2. Zorla göçettirilenlerin arazi ve mülklerinin iadesi, mükün değilse eşdeğer mülk ve arazi tazminatı
3. Zorla göçettirilenlerin varislerine de TC kimliği verilmesi
4. Ermenistan sınırının koşulsuz açılması (Karabağ sorununu sineye çekmemiz)
5. 3. Maddeyi hiçbir diaspora ermenisi istemeyeceğinden, 2. maddenin yeterince işletilemeyeceğinden, 4. madde yeterli görülmeyeceğinden vs.. en iyisi doğu anadolunun Ermenistana ilhakı ...
Evet, Ermenilerin ve onlara destek verenlerin yegane gayesi Türkiyenin fakirleştirilmesi, uluslararası alanda yok varsayılacak derecede etkisizleştirilmesidir ve nihayet Türkiyenin bölünmesidir.
Çareler, önerilerim:
1. Her fırsatta bu konu ile ilgili tarih bilgimizi zenginleştirmeli ve çocuklarımıza konuyu militanlaştırmadan ama milli bilinci geliştirecek şekilde aktarmalıyız.
2. Konu ile ilgili basılan tüm kitapları almalı, yayın evlerine yazarlara özel teşekkür mesajları geçmeli, sonraki baskılar veyabancı dillere çevrilmesi için teşvik etmeliyiz. Evet, Türkiyede konu ilei ilgili tüm eserlerin yabancı dillere çevrilmesi büyük önem kazanmış durumda... Açıkçası uluslar arası kitap satış sitelerinde gerçeklerin anlatıldığı bizim eserlerimiz çoğunluğa çıkmadıkça soykırım çamurunu temizlemiz zor.
3. Tarih, psikoloji, sosyoloji, ekonomi, uluslararası ilişkiler vb anabilim dallarında bu konu master doktora ve lisans seviyelerinde daha çok incelenmeli, bu konudaki doktora master çalışmaları, (mümkünse Osmalı arşivleri de kullanılarak yapılmaya çalışılmalı) teşvik edilmeli, burslar temin edilmeli, özel şirketler dahil sponsorlar bulunmalı.
4. Üçüncü maddeyi Yabancı üniversitelerde burslu Türk öğrencilerimiz, konuk akademisyenlerimiz araştırmaya ve sunmaya hız vermeliler. Bu konuda çok miktarda yabancı akademisyenle samimi diyalog içine girip beraber çalışmaya girilmeli. Bu konuda objectif davranabilen her hristiyan akademisyenin çalışması bizim 10 akademisyenimize bedel olacaktır. Ermeniler bu konuyu iyi saptamışlar birkaç satılımş Türkçe isimli dönek insan bulup akademik liyakatleri olmamasına karşın topluma karşı uzmanmış gösterip kendi masallarını onların ağzından söyletiyorlar.
5. Akademisyenlerimiz, hukukçu ve sosyal bilimcilerimiz, politikacıalrımız bir araya gelip çok kapsamlı delilleri derleyip "Soykırım" konusunu politikadan uzaklaştırıp tekrar hukusal zeminine çekmeliler. Aleyhimizde rahatlıkla "sen soykırım yaptın " diyen parlamentolara büyük meblağlı davalar açmalılar. Ya soykırımı hukuk önünde delillerle ispatla ya da bana iftira attığın için tazminat öde denmeli. Bu konuda taraf ermenistan en son olmalı, yani ABD, Kanada, Fransa vs ülkeler önce "Soykırım" hukuku çerçecesinde attıkları iftiranın acısını çekmeliler ki daha fazla bu yalancılara itimat etmesinler. Ancak onun ardından Ermenistan ile aynı süreçten geçilmeli ve resmi olarak bizim sınırlarımızı tanıdığı sözü Ermenistandan alınmalı (bilmeyenler için: Ermenistan bizim doğu sınırlarımızı tanımıyor, doğu anadoluda hak iddia ediyor)
Bu çaplı görevler arasında, örneğin wowturkey bireylerine ne işler düşebilir:
1. İyi ingilizce ve yabancı dili olan kilişer bir araya gelip birkaç kitabın tercümesinde, maliyetine gönüllü çalışabilir (Maliyetine de olmak zorunda değil aslında, bedava da olabilir)
2. Yabancı dili iyi olanlar Ermenilerin boy gösterdiği hatta kendilerinin kurduğu forumlarda her yerde katılımcı olup, onlarla mücadele içine girebilir. Ancak yöntemince yapılmayacak her mücadelede bizler kaybederiz. Olar çirkinleşebilir ancak biz soğukkanlılıkla gerçeklere dayanan verilerle mücadele etmeliyiz. Kavga ve zıtlaşmaya çekileceğimiz muhakkak, ve bunu başardıklarında bizim sözümüzün kıymeti kalmıyor önyargılı batı karşısında. Müspet düşüneceğiz müspet hareket edeceğiz...
3. çeşitli Türk gruplarının kampanyalarını takip edip hepsine katılacağız.
4. Yukarıdakileri yapabilmek için iyi techiz edilmiş olmak gerekli. Mesela bu sene Ermeni meselesine dair en az 5-10 kitap okumalı, mail listelerine abone olup dünyada neler olup bitiyor takip etmeliyiz.
5. İşyerimiz müsait ise bu konudaki araştımalara sponsor olunması için şirket yöneticilere teklifler sunabiliriz. (bu tür destekler vergi matrahından düşülüyor benim bildiğim)
6. Kendi web sayfamıza konu ile ilgili makaleler koyabiliriz linkler verebiliriz. Bakınız: http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=397256#397256 mesajındaki adreslerin tamamını da daha fazlasını kendi websayfalarımıza koymayı öneriyorum. Google gibi arama motorları bizim görüşlerimizi öne çıkarmaya başlamalı artık, Ermeni yalanlarını değil.
7. Gönüllü Bilgisayar uzmanları (hackerler) Ermeni sitelerine karşı toplu harekat düzenleyebilir. Mesela kıramasalarda erişim yoğunluğu yapıp erişim zorluğu oluşturulabilir??
8. Yurtdışındaki öğrencilermiz, vatandaşlarımız birlikten güç doğar ilkesiyle hep birlikte hareket etmeyi ihmal etmemeli, Ermenilerin düzenleriği sözde soykırım toplantılarına toplu ca katılıp yasa ve edep sınırlarından taviz vermeden demokratik tepkimizi yeri gelince güzel sorularla, yeri gelince referans gösterebileceğiniz kaynaklarla itiraz ederek göstermeliyiz. Varsın salondan hakaretlerle darpedilerek atılalım. (Mümkünse böyle bir durumda hemen bu tavrı polise şikayet edip dava açmalıyız. ) Hak aramayacakcak bile bu tavır tarafsız olma eğilimi olanlar arasında Ermenileri saldırgan bizi mazlum durumunda gösterecek Ermeni propogandası etkisini gösteremeyecektir.
9. Özellikle Amazon.com gibi internet satışı yapan adreslerde kitap yorumları bölmleri var, buralarda kitaplar hakkında "yalan, iftira, gerçekten uzak, vb yorumları eklemeli" Bir inceleyin bizim görüşte yayınlanmış kitapların yorumlarında gruplar halinde kötüleyici sözler yazıyorlar. Aynı yorumları Aleyhte kitap basan yayınevlerinin e-mail adeslerine varsa kitap yorum sayfalarına da ekleyelim. Kendi tezimizi savunan kitapları alalım ve açıklayıcı güzel yorumlar yazalım. Yayın evlerine yazarlara teşekkür mesajları atalım. Aynı uygulamaları Türk internet satış sitelerinde, kitapçı ve yayın evlerine de uygulayalım.
10. Bilmem farkeden var mı: herkesin ekleme-çıkarma yapabileceği özgür web ansiklopedisi diye tanıtılan bir site: wikipedia, bu sözlük-ansikloledi aleyhimize organizeli saldırı altında. Sadece ermeni meselesi değil sanki bu ansiklopedideki tüm Türk varlığı hedef halinde. Türkçe sayfaları dahil. Dil bilenler genel kültürüne güvenenler bu sayfaları inceleyip düzeltmeler yapınız, sizi bekliyor yoksa hemen her arama motorunda bulunan bu adres aleyhimize bir kaynağa dönüşecek tümden... Bezer bir site (galiba) answers.com idi...
Bakınız: Wikipedia'da propaganda saldırıları arttı ve Wikipedia'ya el attım
11. Dünyaya Türkiye'nin güzelliklerini tanıtmaya azami gayretle devam edelim. iyi ki varsın wowturkey
Alıntı:
MürselErsagun
Nereden: Ankara
01:11 (dün)
Ermenileri çok zeki ve bir o kadar da başarılı buluyorum. Bu başarılarından dolayı onları tebrik etmek lazım. Nasıl oluyor da 3 milyonluk Ermeni uydurduğu yalanı bütün dünyaya inandırıyor bunla da kalmayıp Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin meclislerinden bile kendi lehlerine olabilecek saçma sapan kararlar aldırabiliyor. Nasıl oluyor da o koskaca Avrupa devleri 80 milyonluk bir pazarı bir kenara bırakıp 3 tane Ermeninin dediğini yapabiliyor. Bunu analayan varsa bana izah ederse sevinirim.
Erivan hattın siyasi şantaj aracı olduğunu öne sürüyor
Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'ı birbirine bağlayacak demiryolu projesinin inşaatına bu yıl içinde başlanıyor.
Kars'tan Gürcistan'ın Ahılkelek kentine uzanacak demiryolu, Batı'dan Doğu'ya yeni bir ticaret yolu açacak.
Türkiye'nin doğusuyla Gürcistan'ın güneyini birbirine bağlayacak yeni demiryolu, Kafkaslar'ın ortasından geçen tren hattını tamamlayacak.
Yeni hattın, Avrupa'dan Çin'e uzanacak bir ticaret koridoru yaratacağı umuluyor.
Ancak, geçtiği ülkelerin ekonomilerini canlandırması beklenen demiryolu hattının daha inşası başlamadan kavgası başladı.
Bölgede son yıllarda inşa edilen boru hatları gibi bu demiryolu da Ermenistan'ı by-pass edecek ve tecridini daha da artıracak.
Ermenistan, Dağlık Karabağ toprakları yüzünden Azerbaycan'la yıllardır yaşadığı sorun nedeniyle ekonomik açıdan sıkıntı çekiyor.
Bu sorun yüzünden Ermenistan'ın Türkiye ve Azerbaycan sınırları kapalı.
Ermenistan Hükümeti, yeni demiryolunu bir siyasi şantaj aracı olduğunu öne sürüyor.
Ancak Gürcü uzman Ghia Nodia, bunun abartılı bir yorum olduğu görüşünde.
Nodia, "Sorun Ermenistan'ın Türkiye ve Azerbaycan'la ilişkilerinin kötü olmasıdır. Gerçek sorun budur. Ermenistan, ilişkilerinin kötü olmasının bedelini ödüyor" dedi.
Demiryolu tartışmasına Amerika Birleşik Devletleri de dahil oldu. Güçlü bir Ermeni lobisinin olduğu Washington'da bir senatör, projeyi, "Ermenistan'a yönelik yasa dışı bir ekonomik abluka girişimi" diye niteledi.
ABD Senatosu, bir Amerikan bankasının projeye finansman sağlamasını engelledi.
Ancak Gürcistan ve Azerbaycan projeyi ilerletmekte kararlı.
Bakü ve Tiflis, yeni demiryolunun sadece ekonomik getirisi olmayacağını bölgenin stratejik önemini de artıracağını belirtiyor.
Bu haber Erivan ne derce paranoyak olduğunu birkez daha gösteriyor. Adamlar yaptığımız herşey karşı çıkmaya ve engellemeye çalışıyor ama nereye kadar? Demiryolunu "yasadışı abluka" olarak algılıyan şizofren zihniyet....
Diğer yandan bakınca bu yolun Türkiye' nin Doğuya açılması ve dolayısıyla Türki Cumhuriyetlere ve Asya'ya köprü oluşturması ile çok önemli olacağı kesin.
Teşekkürler.
En son umutyolu tarafından Çrş 03 Oca 2007, 11:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Ermeliler Sürekli olarak lobi faliyetleri yapmakta Haksız oldukları durumları yalanlar ıle haklı durumuna getirmeye çalışmaktadırlar..
Bir İspanyol yabancı dil sitesinde, Sözde Tercümelik yapılacak birkaç alıntı yazı var idi, Bu yazılarda, Türkiyeyi aşağılamaya çalışan, karalamaya çalışan yazılar yazılmakta, ve imla hataları ile sitede yayınlanmakta, Diğer kişilerde bu yazıları ve imla hatalarını düzeltmeye çalışmaktadırlar..
Bunların Hepsi tamamen düzmece yazılar, Amac ise İnsanların bu yazıları okumalarını sağlamaya calışmak ve Bunları yaygınlaştırmak...
Türkiye aleyhine yalan yazılar olduğu gibi, Kışkırtıcı oldugundan farklı göstermeye çalışan yazılarda oluyor..
Şu tür oyunlara asla gelmememiz gerekmektedir;
Geçtiğimiz günlerde Hürriyet veya benzeri Magazinsel ağırlığı olan gazeterlerde üstüne basa basa Türkiyede çocuk pornosunun Türkiyenin imajını karaladığı Türkiyede Bunların olduğu vurgulandı, Hatta bu haberlerin evveliyatına bakarsanız bu yazılara paralel Olan izmirde yaşananlar ile ilgili yazılarıda rahatlıkla görebilirsiniz..
Şimdi Şunu söylemek isterim, Bizleri Kültürlerimizden koparıp kendilerine benzetmeye calışmaktadırlar..
İstisna olan veya 70 milyonda 1 kişilik olayı Türkiyede boyle oluyor gibi lanse etmeye ve karalamaya çalışmaktadırlar.. Malesef Bizdeki basın ya bunlara alet oluyor, Yada gerçekten aralarında, Vatan ve ülke bütünlüğü için tehlikeli davrananlar var..
Tüm Türkiye bu şişiden oluşmamaktadır... Ama öyle yapılmaya çalışılmaktadır.. Benim Erzurumdaki, Tuncelideki, Diyarbakır, Kars, Edirnedeki Genc kardeşlerim daha internet yüzü bile görmemiştir.. Daha Kültürlerinden, gelenek ve göreneklerinden hiçbirşey kaybetmemiştirler..
Bu tür haberlere inanmayıp lütfen tepkiniz koyunuz..
AZERBAYCAN ULAŞTIRMA BAKAN YARDIMCISI: ABD'NİN KARARI, KARS-AHALKELEK-TİFLİS-BAKÜ PROJESİNİ ETKİLEMEYECEK
29 Aralık 2006, Kaynak : BYEGM
Azerbaycan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Musa Panahov, "ABD'de kabul edilen, Kars-Ahalkelek-Tiflis-Bakü demiryolu yapımının finanse edilmesini yasaklayan yasa, bu projenin hayata geçirilmesini etkilemeyecek. Ne Azerbaycan ne Gürcistan, ne de Türkiye kredi verilmesi konusunda Amerikan bankalarına başvurdu" açıklamasını yaptı.
Panahov'a göre, Azerbaycan ve Türkiye, bu projeyi gerçekleştirebilecek durumdalar. Panahov, Ermeni diasporası ve Ermeni yanlısı kongre üyelerinin tasarladıkları bu yasanın, istenen sonuçları vermeyeceğinin altını çizdi. Ona göre, Ermeniler bu tür talepler ileri sürmekle, kendilerini yalnızca bölgesel projelerden mahrum bırakacaklar. "Azerbaycan, demiryolunun Gürcistan üzerinden geçen kısmının inşaatı için 150 milyon dolar verecek. Bu rakam, Gürcistan'a 20-25 yıl gibi bir süreyle uzun vadeli kredi olarak verilecek" diyen Panahov, proje hazırlıklarının ocak ayında tamamlanacağını söyledi.
Geçtiğimiz günlerde, ABD Kongre Üyeleri Frank Pallone ve Joe Knollenberg, ABD'nin Güney Kafkasya'daki politikasının, tecridi değil, bölgesel işbirliği geliştirilmesini ve ilişkilerin iyileştirilmesini teşvik etmeyi amaçladığını açıkladılar.
ABD Başkanı George Bush ise, Kars-Ahalkelek-Tiflis-Bakü demiryolu projesinin Amerikan resmi kurumları tarafından finanse edilmesini yasaklayan yasa tasarısını onayladı. Kongre üyeleri ayrıca, Türkiye'ye, Ermenistan'a yönelik tecrit politikasını gözden geçirmesi, 13 senelik Ermenistan ablukasına son vermesi ve komşularıyla işbirliğini geliştirme yönünde adım atması çağrısında bulundu.
Alıntı:
ELLERİNE FIRSAT GEÇSE (ARSLAN TEKİN)
29 Aralık 2006, Kaynak : Yeni Çağ
İsveç’in iç yüzünü ortaya koyan yayınların devlet televizyonundan yapılması üzerine bu ülkeyi savunan “Sabah”tan Yavuz Baydar ve “Zaman” dan Şahin Alpay (İkisi de İsveç’te çalışmıştır. Yani gâvurun ekmeğini yemişler gâvurun kılıcını çalıyorlar!), Nusaybin’de Ermenilere ait toplu mezar haberinden sonra İsveçlilerin hemen harekete geçtiklerini, iskeletlerin kimlere ait olduğunun ve ölüm sebeplerinin araştırılması için parlamentolarında karar çıkartmaya çalıştıklarını mutlaka biliyorlardır.
Bu iki yazarımız, dünyaya açık “aydınlar” olarak daha önce Anadolu’nun muhtelif yerlerinde ve çokluk Doğu Anadolu’da açılan, cesetlerin toplu gömüldüğü mezarlar için İsveçlilerin neden harekete geçmediğini sorgulama ihtiyacı duymuşlar mıdır?
(Ara not: Tabiî Murat Belge’nin de aklına gelmiş midir, demem gerekir. Murat Belge, aykırıların önündeki isimdir. Koruyucuları ve hocalarıdır. Birçokları onun işaretine bakar. Bu sıra bir başka “solcu” yla karşı karşıya... Özdemir İnce, “Hürriyet” te İsveç’in nasıl soykırımcı olduğunu bizzat Murat Belge’ye cavap olarak ortaya koyuyor. Bakalım İsveç’in kılıcını çalanlar ve “Helsinki Yurttaşları”nın başı M. Belge, “deliller” i çürütebilecekler mi? Yoksa CHP milletvekili Şükrü Elekdağ’ın Taşnakçıların iddialarını seslendiren M. Belge’yi silkelemesi üzerine, Belge’nin lâf gargarası yaparak işi demagojiyle geçiştirmesi gibi aynı yolda yürüyecekler mi?)
* * *
İsveçliler, Nusaybin’deki mezardan çıkarılan kemiklerin Ermenilere ait olabileceği haberi karşısında heyecana gark oldular. Önceki mezarlardan “Ermenilerin kestikleri” Türklerin kemikleri çıktığında ise kılları dahi kıpırdamamıştı.
Bunun sebebini İsveç-severler ve Helsinki Yurttaşlarının başı, İsveçlilere sormalıdırlar. Ancak, soracaklarına hiç ihtimal vermiyorum.
Onlar İsveçlilerin ekmeğini yediler. Şimdi ise Türklerin elinden karınlarını doyuruyorlar. Bu defacık olsun Türkler için sorsalar!
Romancı Orhan da önce Türk’ün ekmeğini yemişti. Sonra ne yaptığını gördük. Allah düşman başına vermesin.
İsveç-severlerin ve “Helsinki Yurttaşları” nın başının Taşnakçıların iddialarını nasıl dillendirdiklerinin belgelerini dosyalarımdan buraya taşısam, İsveçlilerin bile yaya kaldıklarını görürsünüz! Belki de İsveçlileri dolduranlar da “bizimkiler”... İçimizden birileri “düşman” iddialarını dillendiriyorlarsa, İsveçlilerin daha ileri gitmeleri tabiîdir!
İsveç hükûmeti siyasî Kürtçülüğü kollama ve beslemeyi kendisine vazife edinmiştir. PKK uzantısı partiye mensup belediye başkanlarına “Kürtçe” kitaplar göndereceklerine dair yazılar çıkmıştı. Pek çok PKK’lı da İsveç’in kanatları altında... Bunlara bir de Taşnakçılar eklensin, ne fark eder!
* * *
Nuseybin mezarlığı hakkında Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu konuştu, “Kesinlikle Ermenilerin mezarı dağil, Türklerin mezarıdır” dedi.
Bizde birileri bir iddia atar ortaya ve birileri hemen öyle değil, böyledir, diye bir telâş koşuşturur durur. Bunun sonu gelmez.
Tek bir şey buna son verir: Türk’ün birliği, dirliği ve gücü... Bu da çok çok uzakta...
İsveçlilerin refleksi düşündürücü... Türk’e düşmanlık için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar. Batı, birleşik kaplar gibidir. Birinde olan diğerine çok çabuk sirayet eder. Biri ne derse diğeri de onu tekrarlar... Hele Türk’e karşıysa, hınçları ortaktır.
İsveçlilerin mezardan çıkan kemiklere sarılıp “delil” bulduk diye oynamaları, Batının ellerine geçecek her fırsatta nasıl üzerimize çullanacağının bir başka işaretidir.
Alıntı:
İSVEÇ’İN PİS İŞLERİ (ÖZDEMIR İNCE)
AVUKAT Murat Belge Bey’e, müvekkili İsveç konusunda bilgi vermeyi sürdürüyorum:
İsveç’in Pandora kutusunu benden sonra Referans yazarı David Judson açmış ve benim o tarihe kadar değinmediğim bir yaranın kabuğunu kaldırmıştı. David Judson, 16 Kasım 2004 tarihli Referans Gazetesi’nde şöyle yazıyordu:
STOCKHOLM EMPERYALİZMİ
"Scanialıların dertleri birçok ülkedeki azınlıkların dertlerine benziyordu. Merkezi hükümet kimliklerini silmeye çalışıyormuş, lisanları yok oluyormuş. Okullarda ’iktidar kültürü’ baskınmış. Ve belki de en şaşırtıcı olanı Scania halkını zorla ’İsveçleştiriyormuş’.../... İşte burada takılıp kaldım. Avrupa ülkeleri arasında, İsveç en fazla insan hakları ve azınlıkların haklarını savunan ülke değil mi? En gelişmiş refah toplumlarından biri değil mi? Yani İsveç gibi, zengin, ilerici, medeni bir ülkenin ortasında böyle bir azınlık tartışması beklenir mi? Scania lideri Göran Hansson’dı. Telefonla buldum. ’Biz 800 senedir Stockholm emperyalizmi çekiyoruz ve yaşıyoruz ve temel haklarımız tanınsın istiyoruz’ dedi."
PKK’LI EŞREF
Yukarıdaki alıntıyı yaparak 26.11.2004 tarihinde bir yazı yazdım (Bu yazıyı 22 ve 24 Aralık 2004 tarihli yazılarım izledi). İlk yazımı okuyan Skanların lideri Göran Hansson’dan bir mektup aldım. Şöyle diyordu:
"26 Kasım 2004 tarihinde gazeteniz Hürriyet’te yayımlanan, İsveç’le ve Scania’daki durumla ilgili köşe yazınızı İsveç gazetelerinde çeşitli gazeteciler ve yazarlar alıntıladılar. Bunlardan biri olan Eşref Okumuş, İsveç’in en büyük akşam gazetelerinden birinde, Sweden-Expressen/Kvallsposter’de bir yazı yayınladı.
Sizin sütununuzda sözünü ettiğiniz İsveç’in bölgesel politikalarıyla ilgili görüşlerinize Bay Okumuş katılmıyor. Sizi bilgisizlikle, İsveç konusunda neredeyle ’gülünç’ denecek görüşlere sahip olmakla suçluyor. Ayrıca Scania konusunda ’çıldırmış’ olmanız gerektiğini söylüyor.
Anlaşıldığına göre siz bu konuda İsveç yazarlarının çoğundan bilgilisiniz. Çünkü yaklaşık on beş yıldır Scania örgütleri Avrupa’daki uluslararası örgütlerin üyesidirler ve Scania kültürünün, mimarisinin ve dilinin korunması için kendilerine destek aramaktadırlar. Bu süre içinde bu gerçek, tek bir kelimeyle bile olsa İsveç gazetelerinde, başka kitle iletişim araçlarında yer almamıştır."
Böyle yazıyor Skanların lideri... Göran Hansson daha sonra e-posta ile sürekli olarak bana bilgi gönderdi, gönderiyor. Haa, Eşref Okumuş’a gelince: Bir PKK militanıdır! Göran Hansson, bütün aymazları ve İsveç avukatlarını utandıracak mektubuna devam ediyor:
MURAT BELGE ARASIN
"Bu mektubu neden Expressen/Kvallsposten’de söz konusu makaleyi yazan kişiye değil de size gönderdiğimi merak edebilirsiniz. Nedeni şu: İsveç medyasında bu konuda bir şey yazmanın bir anlamı yok. Kendi deneyimlerimden biliyorum ki İsveç medyasındaki merkezci görüşlere karşı çıkan eleştiriler ne dikkate alınır ne de yayınlanır. Çöp sepetine atılır." Türkiye mi özgür ve demokrat, yoksa İsveç mi?
Avukat Murat Belge, Göran Hansson ile (00 946 413 706 92) telefonla konuşabilir; (gha@scania.org) ile e-postalaşabilir; (www.scania.org) adresinden bilgi alabilir.
Ermeni meselesinde en ic acitici seylerden birisi yabanci dilde kaynagimizin olmamasidir. Butun kaynaklar Eski Turkce veya Turkce. Internetten arastirdigimizda Turklerin kurdugu Ermeni sorunu ile ilgili siteler yok denecek kadar azdir. Bu da dunyanin bu konuda hakkinda yaptiklari arastirmalari tek yonlu kiliyor.
Burada politika tartismaktan hic hoslanmasam da Polonyali siyasal bilimler okuyan bir genc ile tartismistim. Adami turlu ikna edememistim yek yonlu dusundugunu. Olayi tamamen anlatmistim ama ben dedigi tek sey ben boyle okumadim. Butun batili kaynaklar bizim aleyhimize. Bu cocuk da bu kaynaklari yutmus. Ben diyorum bir konu hakkinda nesnel bir bilgi edinmek istiyorsan bu konu ile ilgili butun farkli kaynaklari okumalisin. Cocuk hic bir Turk kaynagini okumamis. Cunku kaynagimiz yok. Kaynaklar sadece arsivlerden ibaret. Onlari internet ortamina yabanci bir dilde gecirmeliyiz.
Ben cocuga olayi her yonu ile anlattim ama ikna edemedim. Cocuga Osmanli arsivlerinin cok guvenilir oldugunu arsivlerde boyle bir sey olmadigini defalarca dile getirdim. Hatta 1.5 milyon Ermeni'nin oldurulmedigini, o devirde o kadar Ermeni'nin yasamadigini bile soyledim lakin kar etmedi.
Internetten arastirdik yabanci dilde Turk kaynagi bulamadik.
Ayrica butun Avrupa'da liselerde bu soykirim ders olarak veriliyor. Butun bunlardan sonra 10-0 basliyoruz ve biz de hic bir caba yok. Sadece hukumet boyle bir olay olamdi demekte ileri gidemiyor, gidecegini de zannetmiyorum.
Duyuramiyoruz kendimizi dunyaya, hatta duyurmuyoruz. Sacma sapan seylerle ugrasmaya devam ediyoruz.
Biz sarkicilarin selulitleri ile ugrasmaya devam edelim.
Ben birsey demek istiyorum,
Ermeniler kötu millet ya insan degiller bu düsmalik nerden geldigini de bilmiyorum
amma sunu biliyorum ki bu mesele bir an önçe çözulsun çünku bizim bu dûnyaya getirdigimiz cocuklari huzur için de buyusunler