Fırat_444
5 yıl önce - Sal 27 Mar 2018, 20:22
Solasın eğinli yeğenim gözlerinden öperim..Aslında tarihimiz çok eskidir. o coğrafyada zamanın behrinde arapgir hep ön pilandaymış İstanbuldan sonra anadolunun en kalabalık kentiymiş ticaret merkeziymiş 54000 insan yaşıyormuş. Bakma kültürümüze ne kadar harput kültürü densede aslı öyle değil asıl olan başta ARAPGİR,EĞİN,AĞIN,DİVRİĞİ,KEBAN ÇEMİŞGEZEK VE ARGUVAN Denen bölge yani yukarı fırat havzası dediğimiz bu coğrafyanın kültürüdür.Harput ön plana çıkınca dolayısıyla genel konsepte Harput kültürü olarak geçiyor. Bu gün klarnet,cümbüş,keman,def,bizim yöresel çalgılarımızdır. Sonuçta ne olursa olsun memleketimizi seviyoruz Malatyayı Elazığı Kendi coğrafyamız olan yukarı fırat havzası bölgesinin tümünü ve toplumumuzun varlık sebebi insanlarımızı seviyoruz.En önemlisi TÜRKİYEYİ SEVİYORUZ.NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...
|
Fırat_444
5 yıl önce - Çrş 28 Mar 2018, 19:39
Ağın Kültürü
Çevremiz halk bilim kaynakları yönünden zengin bölgeler arasında yer alır. Ağın Folklörü Kemaliye (Eğin) ve Arapgir yöresi folklörü ile bazı ortak özellikler göstermektedir. Ancak Ağın İdari yapı olarak Elazığ'a bağlandıktan sonra kısmen de olsa Elazığ (Harput) folklörünün etkisi altında kalmıştır. Mahalli folklörün oluşumunda yöresel bazı etkinlikler rol oynamıştır. Çevremizdeki köylerin biribirine yakın olması, düğünlerde çalgıcıların her yöreye gidip düğün yapmaları; kız alıp, kız verme gibi adetler Ağın ve çevresinin folklorik yapısında ortak özellikler oluşturmuştur.
Ağın ağzı ile Kemaliye ve Arapgir ağızları arasında yakın benzerlikler vardır. Türk boylarının dil yapısı incelendiği zaman Ağın ve Eğin yöresine belli bir Türk boyunun yerleştiğini kuvvetlendirir. 1071 Malazgirt muharebesinden sonra Anadoluya gelen bir çok Türkmen boyları belli bölgelere gruplar halinde yerleşmişlerdir. Bu noktadan hareket ederek Ağın ve Eğin civarlarında aynı boya ait insanların gelip yerleştikleri ihtimalini kuvvetlendirmektedir.
Ayrıca Ağındaki yer ve mevki adları incelendiği zaman Kırgızca ve Uygurca bir çok kelimelere rastlamak mümkün olacaktır. Göçler esnasında belki bu bölgelere azda olsa değişik Türk boylarından yerleşenler olmuştur. Bu sebeple diğer Türk boylarınında özelliklerini taşıyabilir. Nitekim konuşma dilindeki lehçede Azeri özelliği arzeder. Bu çevrede rim eki birçok fiilin sonuna getirilerek söylenir. Mesala gelirim, oturirim, gedirim, oynirim gibi. Ağın ve çevresinde konuşulan kelimelerin hemen hemen çoğu hiç bozulmamış özbe öz Türkçe kelimelerdir. Oğuz ve Kıpçaklarda Y harfi yutularak okunur. Bu duruma Ağın ve çevresinde de rastlıyoruz. Yiğit yerine iğit, yürek yerine ürek gibi. Günümüzden 40-50 yıl öncesine kadar Ağın ve çevresindeki köylerde, varlıklı, hali vakti yerinde olan ailelerin evlerinde müsait büyük bir oda ayrılıp bu oda uzun kış gecelerinde mahalledeki ve köydeki erkeklerin bir araya gelmesi için açılırdı. Buna "oda açmak" ya da "oda yakmak" denirdi. Bu odalara oturmaya gelenler, beyaz toprak sıvalı duvarları, tavanı döşemelerle (ağaç) veya tahtayla kaplı, tabanına döşenmiş kalın minderler ve duvarların üç tarafına birden dizilmiş yastıklara yaslanarak, sohbet eder, günlük işlerini konuşurlardı.
MÜZİK
Elazığ, Eğin, Arapkir ve Ağın Yöresinin ortak sazları olan davul ve klarnetin çalış tekniği (stil-ağız) olarak farklılıklar vardır. Ağın ve Arapkir’de süsleme zenginliği hem davulda, hem de klarnette görülür. Türküler, belli bir yörenin gelenek ve göreneklerini, yaşayışlarını ve dil özelliğini yansıtan ve o yöre de yaygın bir bicimde söylenen halk ezgileridir.Türküler başlangıçta bir kişi tarafından yakılmış olsa bile halk arasında söylene söylene zamanla türkü yakanın adı unutulmuş ve dilden dile dolaşıp, değişik şekiller alarak anonimleşmişlerdir. Ağın idari yapı olarak 1954 yılına kadar Eğin’e bağlı kalmış bir bucak merkezi idi. Bu bağlılık idari ve ekonomik yapıda olduğu gibi Folklor ve kültürel alanda da olmuştur. Ağın ve yöresi, türkülerinde de Eğin’den etkilenmiştir.Eğin türkülerinin ana teması olan gurbet, hasretlik ve sıla özlemi Ağın ve çevresinide etkilemiştir. Bundan 75-80 yıl önce Ağın’lı bir ananın vatan savunması için cepheye gönderdiği oğlu geri dönmeyince acılarını yanık bir ezgiyle mısralara dökmüştür.
Size sorarım gartallar, guşlar, Bir yiğit yolladım nerede gışlar..
Alıntı..
|