Bence doga, erkek cinsini sertlik, dayaniklilik, kendine hakimlik kapasiteleri ile donatmis. Bu kalitelerin ortaya çikmasi için biraz ugrasmak lazim.
donatan bence Allah´tir, doga degil...
ayrica o kalitelerin ortaya cikmasi icin bircok metod var, ama bu devirde kimse ugrasmak istemiyor nefsini terbiye etmekle...
Alıntı:
Oysa ben diyorum ki : Kadin degil patika, otoban kadar yol dahi açsa; erkegin seçimi herseyi belirleyecektir.
Erkegin secimi herseyi belirlemesi oldugu dogrudur, ama günah yine de HER IKI cinse verilir, cünkü kadin da IZIN veriyor... sanki siz de azicik erkege fazla yüklenir olmussunuz... ne ifrat ne tefrite gidelim, itidalde kalalim
Nefis zaten seytandan beter, evliyalar nefsi 72 basli bir ejderhaya benzetmislerdir (kötülügü emredici GÜC acisindan), bir de kadin tesvik edici olmasin bir zahmet (bunu kendine hakim olmak icin ugrasanlar adina söyledim)
Nefis hakkinda Hz. Yusuf (a.s.)´in Kuran-i Kerim´de cok güzel bir ifadesi var, hepimize ders niteliginde:
53-Nefsimi temize de çıkarmıyorum, çünkü nefis kötülüğü emreder; meğer Rabbim rahmetiyle bağışlaya, çünkü Rabbim çok bağışlayan, çok merhamet edendir." (Yusuf Suresi, 53.Ayet)
Bir Nebi bile nefsini temize cikarmiyorsa, biz hicbir sekilde nefsimizi temize cikaramayiz... kadin da suclu erkek de suclu... cünkü her Insanin bir nefsi vardir...
ayrica su ifadenizle ilgili bir sey daha söylemek istiyorum
Alıntı:
Oysa ben diyorum ki : Kadin degil patika, otoban kadar yol dahi açsa; erkegin seçimi herseyi belirleyecektir.
bir gün şeytan hz.İsa'ya gelir ve:
-"Sen,kişiye Allah'ın takdir ettiğinden başkasının isabet etmeyeceğini söylüyorsun.Öyleyse şu dağa çık da kendini aşağı at!Kurtulman takdir edilmişse kurtulursun"der.
İsa (as)da şeytana:
-"Ey mel'un!Allah kullarını imtihan edebilir.Kulların ise Allah'u tealayı imtihan etmeye hakları yoktur"karşılığını verir.
Teşbihte hata olmaz derler, kadin gidip de erkekte nefis oldugunu bile bile, acaba zina eder mi diye, otoban gibi yol acmamali, yani erkegin koynuna cirilciplak girmeye kalkismamali (otoban diyince böyle yorumladim), cünkü sonucta melek degil ki... nefis var adamda... bir tek meleklerin nefsi yoktur ve günah isleyemez... ama bizlerde var... kadinda da var... herkes kendi önlemini almali...
Oysa ben diyorum ki : Kadin degil patika, otoban kadar yol dahi açsa; erkegin seçimi herseyi belirleyecektir.
Eğer böyle bir şey olursa suçu erkekte değil zaten kadında ararız. O kadar açılıp erkeği tahrik ederse hem na-mahrem yerini göterdiği için, zina yaparsada zina yaptığı için kadın daha çok suçludur.
erkekte dayanamayıp zina yaparsa o da suçludur. Fakat dediğiniz yinede mantıklı çünkü; eğer öyle bir şey olursa erkek arkasına bakmadan uzaklaşmalıdır. Sonuçta erkek uzaklaşırsa, kadın istediği kadar açılsın.. Uzaklaşırsada savaba girer. Neden?
Biri, haram işlemeye niyet edip, Allah’tan korktuğu için vazgeçerse, niyetinden dolayı günaha girmez. Nefse ve şeytana uymadığı, Allahü tealaya itaat ettiği için büyük sevaba da kavuşur. Eğer o haramı işlemeyişi Allah korkusundan değil de, insanlardan utandığı için ise, sevaba kavuşamaz. Hatta böyle düşüncenin de günah olduğunu söyleyen âlimler vardır. Zaten Allah'da "Zinaya yaklaşma" buyurur çünkü asıl tehlike o otoban kadar açılınca, ona yaklaşmakta ve yaklaştıktan sonra günaha girmekte..
Önceki sayfalarda okurken bir arkadaşımızda Kadın ulu orta abdest alırsa, başını felan açarsa günah olur mu demiş..
Zaten abdest camilerde veya evlerde yani ibadethanelerde olur. Kadınlar genelde evde kılar. Ama camiye gidenler ise kadınlar için ayrılan cami yerinde abdest alır. Eğer o camide kadınlar için özel blüm yoksa zaten orada kadının ne işi var tek başına?
Zaten bunların dışındada nerede namaz kılabilir? namazda heryerde kılınmaz. Buna göre Ya evde kendi özel mekanında yada kadınların camideki özel yerinde abdest alır. Sonuçta günah felan olmaz.
İslam kadar, kadına önem veren onu değerli kılan bir din daha yoktur... Evet yoktur!
İslam; kız çocuğu olduğunda utançtan milletin yüzüne bakamayan, bu utançtan kurtulmak için kız çocuklarını diri diri gömen birilerinin olduğu dünyaya gönderilmiştir. Ve Cenneti dahi ayaklarının altına sermiştir.
Birileri çıkıp hala, İslam' da kadının yapması gerekenlerin "aşşağılayıcı" olduğunu söyleyebiliyor.
Yazık...
Kadın-erkek eşitliğini savunanlar, siyah ve beyazın aynı renk olduğunu savunmak kadar kördürler.
Yasalar, ilahi huzur önünde eşit olabilirler ancak fiziki ve ruhi özellikler bakımından farklı yaratılmış insanlarda eşitlik gözetmek saçmalık, dayatma olur.
Allah kadına merhameti, merhametin getirdiği naifliği bahşetmiştir. Ve cennete yaraşır bir güzellik vermiştir. Bu güzelliği ise her iki cins varlığa kurallar koyarak; "imtihan" meselesi haline getirmiştir.
Yani kadın nefsine hakim olacak güzelliğini, değerini kapatacak, erkek nefsine hakim olacak bakmayacak...
"Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur."
Bu ayetler nâzil olunca Müslüman kadınlar, bulundukları yerden ayrılmadan, etekliklerinin uygun yerlerini yırtarak başörtülerini bununla bağlamışlar ve bundan sonra hiç aksatmadan bu emri yerine getirmişler, Hz. Peygamber (s.a.) de bu âyetin uygulanmasını titizlikle takip etmiştir. Bütün bu karîne, delil ve işaretler, konumuz olan örtünme emrinin bağlayıcı olduğunu kesin olarak ortaya koymaktadır. Bu emir âdete de bağlı değildir; çünkü o zaman cârî olan âdeti olduğu gibi bırakmak için değil, değiştirmek ve ıslâh etmek için gelmiştir, başörtülerini omuzlarından arkaya atarak boyun ve göğüslerini açıkta bırakan cahiliye kadınlarına yeni bir örtünme şekli öğretmiş, İslâmî örtüyü tarif etmiştir.”
Güçlünün güçsüzü ezdiği, kanun nizam diye hiçbir şeyin bilinmediği, çöl kanunu adı verilen kaba kuvvetin hüküm sürdüğü, insanların canavarlardan daha da ileri giderek kendi cinslerini parçaladığı bir zamanda, bundan tam 1400 küsur yıl önce, insanlığın yaratıcısı ALLAH (c.c) tarafından bir peygamber, bir kitap ve bir din gönderildi. Daha önce de defalarca uyarılmasına rağmen unutuyordu insanoğlu. Bunu pek iyi bilen yüce Yaratıcı son kez bir daha uyardı, koruyup yasattığı kulunu. Hem de en büyük bir peygamberle ve korumayı garanti altına aldığı muhteşem bir kitapla.
Herşey bundan sonra oluverdi. Sanki bu yeni din sihirli bir değnekti. Gelişinden elli yıl dahi geçmeden, büyük peygamberin toprağı henüz kurumadan, en büyük, en medeni, en güçlü bir millet oluşuverdi. Artık insan yaratanının emrine girmiş, elinde onun verdiği reçete, her işi yerli yerinde, rızasına uygun bir şekilde yapıyordu. Bu işten memnun olmayan tek kişi vardi. Zaten o insanın ilk yaratıldığı gün memnuniyetsizliğini isyanıyla açığa vurmuştu.
Evet şeytan bu işten memnun olmamış hemen harekete geçerek -başarısının bir tek sebebi olarak keşfettiği- Müslümanları dinlerinden uzaklastirmaya çalışmış ve Nefs'in de yardımıyla başarmıştır. Bu arada insan unsurunun ikinci ve temel varlığı olan kadın oldukça kullanılmış ve istismar edilmiştir. islam nasıl olur da kadina değer vermez, islâm'da kadın, ya anadır, ya bacıdır, ya hanımdır. Namusu ve dini için yasayan Müslümanın bu değerler yegâne varlık sebebidir.
BENIM BACIM
Şurası unutulmamalıdır ki, benim bacım, paha biçilmez değerdeki varlığını, şeytani gözlerin iğrenç bakışlarından korumak için giyindiği simsiyah çarsafıyla, imanla atan kalbiyle, irfanla çalışan aklıyla ve tavizsiz vakur karakteriyle eşsiz bir âbidedir.
Arkasına sığındığı örtü onun esaret zinciri değil, hürriyet belgesidir. Evinde oturup sokaklara çıkmaması, açılıp saçılmaması onun kokuşmuşluğuna değil, korunmuşluğuna, asaletine ve temizliğine delalettir. Kocasının getirdiği parayı yemesi, onun kapıdan karşılayıp güleryüzle içeri alması ekonomik bir zillet değil bilakis, ideal işbölümünün gereklerini yerine getirmesidir. O, alacağı bir kaç kuruş için, yolda, otobüste perişan olan; işyerinde ezilen, bazan da süflîlesen çağdaş kadından çok daha farklıdır. Onun oturuşu miskince bir bekleyiş değil büyük bir istikbale hazırlanıştır. Geleceğin mücahid erlerine ana olma istikbaline. O, Rabb'inin kendisine verdiği haklardan memnun ve fazlasıyla razıdır. Kafirlerin daha büyük değerlerini elinden çekip almak için yem olarak önüne sürdükleri sahte hürriyetlere, haklara ihtiyacı yoktur. Çünkü o, hiç bir sistemin yapamiyacaği kadar hür, hiç bir mükafatin edemiyeceği kadar mutludur. O benim bacımdır. Onun namusunu korumak ve islâm'ın koyduğu ölçüler dahilinde muhafaza etmek benim görevimdir. O, benim bacımdır. Onun namusunun dokunulmazlığı vardır. Namusunun ve namusuna gelinceye kadar en ufağından en büyüğüne bütün değerlerinin... Onun dokunulmazlığının garantisi kalbimizdeki sönmez inancımızdır.
Örtünme, kitab, sünnet ve icmâ-i ümmetle sabit kati bir emirdir. Bu katiyyeti anladiktan sonra Müslüman kadinin ALLAH'in emrettiği sınırlar dahilinde örtünmekten başka yapacağı bir şey yoktur. Ne cahiliyye liderlerinin horlamalari ne de Müslüman görünen münafikların islâm'da örtünme yoktur diye bağırıp çağırmaları onu ilgilendirir. Bu emir ALLAH'in emridir. Onu beğenmeyen, islâm'i beğenmiyor, onun sâr-i olan ALLAH'ı reddedip ona savaş açıyor demektir. Örtü hakkında Kur'ân'daki nas, iddiaların aksine oldukça açıktır. Şimdi biz bu naslardan örtünmenin farziyetini ve mahiyetini en açik bir biçimde izah eden iki tanesini bazı meal ve tefsirlere istinaden açıklayacağız. Bu açıklamamızı da herkesin tahkikine açık olması için mümkün olduğu kadar yüzeysel tutmaya çalışacağız. Bu satırları okuduktan sonra tesettür hakkında hala bir tereddüde kalan olursa, derhal kaynaklara müracaatla hakikati öğrenebilir. Ondan sonra da tatmin olamazsa, ona düsen tek şey kendisini sorguya çekerek imanını kontrol etmesidir.Ilk zikredeceğimiz delil Ahzab sûresinin 59. âyetidir. Ömer Nasuhi Bilmen bu âyet-i kerimenin mealini şöyle yapmaktadır. "- Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına de ki: Üzerlerine feracelerini sıkı sıkı örtsünler. Bu onların tanınmamaları ve eza edılmemelerine en yakın -en muvafik bir sebepdir. Ve ALLAH çok magfiret edendir, çok merhametli olandır." Burada, Ömer Nasuhi metinde geçen "cilbab" kelimesini "ferace" olarak terceme etmiştir. Bilindiği gibi ferace çarşafın tam karsılığıdır. Yine istanbul eski müftü vekillerinden, -umumen itibar gören bir meal sahibi- A. Fikri Yavuz da bu ayetin mealini söyle yapmıştır:"-Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, (kendilerini baştan aşağı örten) elbiselerini giyinip örtünsünler, işte böyle giyinmeleri (iffetli) tanınıp da ahlaksızlar tarafindan) eziyet edilmemelerine daha elverişlidir. ALLAH gafurdur, rahimdir." Bu meale göre de "cilbab", kadının vücudunu baştan aşağı örten, onları kim oldukları tanınmayacak kadar kapatan elbiseler olarak tarif edilmiştir.. Meshur Celaleyn Tefsirinde ise "cilbab" kelimesi şöyle açıklanmıştır:"Cilbab, kadının vücudunu kaplayan bir çeşit çarşaftır. Kadınlar bir ihtiyaçları için dışarıya çıktıklarında, onun (çarsafın) bir kısmını da yüzlerine çekerler. Böylece gözlerinden baska hiçbir uzuvlari gözükmez." Tefsir ve meâllerdeki: cilbab, mülâa, ferace, ve bürük malum çarsafın karsılığıdır. Peçe ve yaşmak ise yaklaşık manada yüzü örtmeye yarayan örtü anlamında kullanılır. Işte, Müslümanları dinlerinden ayırmak isteyen sahte din adamları bu ayeti saptırarak örtünün farziyetini gizlemek istemişlerdir. Fakat ayet hakikati arayan bir kişi için hiç bir yorum kabul etmeyecek kadar açıktır. Kafirler istese de istemese de ALLAH emirlerini insanlara iletecek, dinini ebedi kılacaktır.
Meseleye mükemmel bir şekilde açıklık getiren ikinci delil de Nur Suresi, 31. âyet-i kerimesidir. Ömer Nasuhi Bilmen bu âyet-i kerimenin mealini şöyle yapmıştır:"- Ve mü'min kadınlara da söyle: -Gözlerini sakınsınlar ve avretlerini muhafaza etsinler ve zinetlerini açmasınlar, onlardan her zahir (açık) olan müstesna. Ve baş örtülerini yakalarının üzerine sarkıtsınlar ve zinetlerini açmasınlar. Ancak (mahrem olanlar) müstesna. Ve zinetlerinden gizledikleri bilinsin diye ayaklarını da birbirine vurmasınlar ve cümleten ALLAH'a tövbe ediniz, ey müminler?... Ta ki felah eresiniz."Burada örtünmenin sınırları "zinetleri kendiliğinden gözükenler müstesna örtünün yakalar üzerinden sarkıtılması" ibaresiyle çizilmiştir. Bu sınırları daha iyi kavrayabilmek için gözlerimizi tekrar Celaleyn ibarelerine çevirelim:"- Gözlerini, (bakmalari helal olmayan seylerden) sakınsınlar, avret mahallerini (yapmaları haram olan seylerden) muhafaza etsinler. Zinetlerini de kendiliğinden gözüken azalar, (eller ve yüz) hariç göstermesinler (açığa vurmasınlar). (Çünkü her hangi bir fitne korkusu olmadığında yabanci erkeklerin bu iki uzva bakmasi haram degildir. Fakat, fitne kapısını tamamen kapama açısından bakılmamasi gerekir.) Baş örtülerini yakalarinin üzerine sarkıtsınlar (yani başlarını, boyunlarını ve gögüslerini peçe veya bürük denilen örtüyle kapasınlar. (Ellerle yüzün haricindeki gizli) zinetlerini de açığa vurmasınlar." Celaleyn tefsirinden anlaşıldığına göre, mahrem olan uzuvlar eller ve yüz hariç bütün vücuttur. Fitne korkusu oldugunda -ki sokakta behemahal vardır- bu iki uzvun da açık kalmasi caiz olmaz. Fakat Fikri Yavuz hoca da mealinde, örtülmesi gereken zinet kelimesini: "Süslerin takılı olduğu boğaz, baş, gerdan, kol, bacak ve kulaklar gibi yerler" olarak tefsir etmiştir. Ayrıca ilk türkçe tefsir sahibi meshur Elmalin Hamdi Yazır da tefsirinde "cilbab" kelimesini "Baştan aşağı örten çarşaf, ferace veya çar" olarak tefsir etmiştir. Bu iki ayetin terceme ve tefsirlerinden anlaşılacağı üzere örtünme kesin olarak farzdır, islâm'ı kabul ettiğini iddia eden bir kişinin bu kati farzı inkar etmesi asla mümkün değildir. Diğer birçok ayeti kerime de doğrudan veya dolayli olarak tesettüre işaret edilmiştir. Onlardan, tesettürün ana mesnedine, bir nevi tarihçesine ve tesettüre riayet etmemenin tehlikelerine işaret eden Araf suresi 27. âyeti de oldukça mühimdir: " Ey Adem ogulları!... Size, çirkin (avret) yerlerinizi örtecek bir elbise ve bir de süs elbisesi indirdik. Fakat takva elbisesi, işte o, hepsinden daha hayırlıdır. Bu giyim eşyasını göndermek ALLAH'ın ihsanına delalet eden alametlerdendir. Gerektir ki düşüne ve anlayalar. -Ey Adem ogulları!... Çirkin yerlerini kendilerine göstermek için ana ve babalarinizin elbiselerini soyarak seytan onlari nasil cennetten çikardiysa sakin size de bir bela yapmasin. Çünkü seytan ve onun dostlari sizi, kendilerini göremiyeceginiz yerlerden görürler. Biz seytanlari iman etmeyeceklere dost yaptık." Islâm hukukunun ikinci kaynağı olan sünnete baktığımızda bu meselenin hiçbir şüpheye mahal kalmayacak şekilde açıklandığını ve bizzat yaşandığını görürüz. Bu hususu isbat etmek için sadece şu, Hadis-i şerif bile hiçbir yoruma ihtiyaç bırakmaksızın kafidir: "Hz. Aişe rivayet ediyor: Ebubekir'in kizi Esma birgün uzun ve ince bir elbise üzerinde oldugu halde Rasûlullah'ın huzuruna girdi. Bu hali gören Resûlullah mübarek yüzlerini baska tarafa çevirdiler ve -Ey Esma, bir kadin buluğa erince şundan ve bundan (yüzüne ve ellerine işaret ederek) başka yerlerinin görünmesi caiz degildir diye buyurdular." Iste Islâm'in örtü hakkindaki nihai hükmü budur, Islâm peygamberinin baldızına hitaben söyledigi bu sözler bütün Islâm ümmeti için örtü hakkindaki hükmü koymuştur. Medine'ye hicret edilip tesettür ayetleri indikten sonra islâm'a inanan bütün kadinlar tereddütsüz tesettüre uymuş, eski sakat adetlerini hiç duraksamadan bir kenara bırakmışlardır Onlar örtülerine büründüklerinde ne toplumda aşağılanmış ne de hürriyetlerinden bir şey kaybetmişlerdir. Üstelik örtünürken en ufak bir sıkılganlık duymamışlar, çölün o cehennemi sıçağında asla, terlediklerinden rahatsız olduklarından söz etmemişlerdir...
Bugünün dünyasinda reklam, eglence, tv dünyasina bir bakin derim neden kadin hep ön planda ????
hadi hemde nasil ön plana cikarmislar kadini, Vücudunu göstererk , peki nicin? göze batiyor istesenenizde istemesenizde bu dünyada böyle, bakin cevreníze savalli kadinlar birer disi obje
olarak ortalikda gösterilmiyormu, simdi mantiken anladikmi kapanmanin anlamini.
Feministlikde batidan türeyen bir olaydir, cünkü kadini insan yerine koymuyordu bu bati , aslinda hala koymuyor sadece disiligini göster diye diye kullaniyor. Bizde buna cagdas dünya diyoruz. O cagdas bati varya milyonlarca insani katletti bunu hepimiz biliyoruz 1.2. dünya savasi. vsvs..
Bir kac yil önce bir mayo firmasinin reklami istanbul Havalimaninda asiliydi cok tepki gelmisdi haca gidenler rahatsiz oluyor diye, vay ne kiyametler kopmusdu.
İkincisi Kur'an-ı Kerim'de "kadınlar başını örtmeli" diyen bir ayet yok. Israrla Nur Suresi'nin 31. ayetinin örnek olarak gösterilmesini anlamıyorum. O dönemde insanların geleneksel başörtüleri vardı zaten - Nur Suresi'nin 31. ayetinde ise bu örtülerin göğüs kısmına doğru uzatılması, yani göğüs kısmının örtülmesi vurgulanıyor.
Bu ve bunun gibi burada çok mesaj var.Ama bu dediklerinin Kur'an-ı Kerim'de dayanağı bile yok.Burada bazı üyeler Kur'an-ı Kerim'den bununla ilgili birçok ayet koymalarına rağmen hala olmadığını iddia ediyorlar.İddialarının dayanağı olarak ben okudum ve bulamadım.
Ben, ''Kur'an-ı Kerim'i herkes anlayabilir mi?Orada yazılan ayetleri bizim gibi normal insanların anlayabilmesi kolay mı?'' hakkında ehli kişilere çok soru sormuşumdur. Ve onların cevabı ise bu işi uzun süre uğraşan insanların yazdıkları tefsir ile anlayabilirsin diye cevap vermişlerdi.Yani böyle bir durumun olduğu ortamda,siz nasıl hala başörtüsünün olmadığını iddia ediyorsunuz anlamıyorum.
Bu sitede yazabilir misiniz bana bir Alim'in yaptığı Kur'an tefsirinde başörtüsü yoktur diye bir açıklaması var mıdır?(bugüne kadar ki tüm alimler dahil)
DİP NOT: Ama Zekariye Beyaz gibi şovmen kılıklı ve aslında kendisi İslam felsefesi profesörü olup,hiç bilmediği konular hakkında yorum yapan bir insanı gösterirseniz,size herkes güler.Yazdığım gibi bana bu işin uzmanı bir insanın yorumlarını yazacaksınız.
Bir zamanlar Cem Özer,telefon'la bağlanıp, ben Kur'an- Kerim'i 2 kere okudum ve başörtüsü farzdır hakkında (galiba Star tv) hiçbir şey yok yazıyor demişti.Ve bu insanlar içki Kuran-ı Kerim'de haram değildir.Dayanakları ise Kevser Sure'sinde şarap(orada bir benzetmedir ve anlamı çok farklıdır) kelimesinin geçmesidir.Yine demek istediğim;hangisi gündemdeyse birileri her zaman çıkıp insanların beynini allak bullak etmiştir.(tabi ki cahil insanların)
Birde ünlü İslam düşmanı Hollandalı milletvekili geçen sene ben Kur'an-ı okudum,kitabın yarısı şiddet yazıyor diyordu.
Demek istediğim ben Kur'an-ı okudum bu yok ,şu yok demek kolay.Yani hakikaten Kur'an-ı Kerim hakkında azda olsa araştırma yapmış bir insan için inandırıcı cümleler değil.Ben şuan bile bana ehli kişilerin başörtüsünün farz olduğunun ispatı ile ilgili bir çok ayet gösterebilirim,hatta Hadis-i Şerif bile gösterebilirim ama hala bu yoktur ,şu yoktur,hatta Kur'an ayetleri ile ilgili verilen cevaba bu bilgiler yanlıştır puanı verildiği bir ortamda bunları burada yazmam abest gibi geliyor.
Alıntı:
Bence kadın başörtüsünden önce 5 vakit namaz kılıp, oruç tutup, imkânı varsa hacca gitmeli. Başını sadece kapamak için kapıyan bir çok insan tanıyorum. Başıyla birlikte kendinide dünyaya kapamış, dini bilgisi bile yok, namaz kılmıyor,oruç bazen tutuyor bazen tutmuyor. Böyle bir çok kadın var. Ama başı kapalı olmayıp, namaz kılan, oruç tutan, zekatını veren, dini bilgisi yeterli bir düzeyde olan bir çok kişide tanıyorum çevremde.
Böyle bir tartışmalarda böyle istisnalar,aklınca kendisine karşı görüşe karşı bir cevap olarak her zaman böyle cevaplar yazılır.Başı zorla örttürülen kadınlar tabiki var biliyorum.Hatta baskı yapan ailesi veya eşinden kurtuldukları zaman hemen başlarını açtıklarınıda biliyorum ama sizin yazdığınız bilgilerde din hakkında bilgi sahibi olduğunuz belli.Bir kadın başı açık namaz kılabilir mi ve hatta başı açık Hac görevini nasıl yapacak valla çok merak etmeye başladım.
Başı açık olarak namaz kılan,dini görevini yapan kişileride biliyorum.Mesela benim ilkokul öğretmenim,beş vakit namaz kılardı ve memur olduğu için baş örtüsü takmazdı
Konu başlığı İslam'da kadının örtünmesiken inancları doğrultusunda saygı gösterilmeyip ağlata ağlata kadınların başlarının açılmasıda değinilmeli.Bunu yazıyorum çünkü ilk mesajlarda bir üye erkekler tartışıyor kadınlar tartışmıyor demişti başğrtüsünü takıp takmama hakkında.Esasen dayanak yokken kendi kafalarına göre kızların başları zorla açtırılırken bu kızlara soruluyor mu ben sadece bunu çok merak ettim.
Bence kadın başörtüsünden önce 5 vakit namaz kılıp, oruç tutup, imkânı varsa hacca gitmeli. Başını sadece kapamak için kapıyan bir çok insan tanıyorum. Başıyla birlikte kendinide dünyaya kapamış, dini bilgisi bile yok, namaz kılmıyor,oruç bazen tutuyor bazen tutmuyor. Böyle bir çok kadın var. Ama başı kapalı olmayıp, namaz kılan, oruç tutan, zekatını veren, dini bilgisi yeterli bir düzeyde olan bir çok kişide tanıyorum çevremde.
bu alinti dikkatimi cekti, bazilari Kuran-i Kerim´deki kesin hükmü kabullenemedigi icin, insanlarin bugünkü yanlis tavirlarina dikkat cekip, zeytinyag misali üste cikmak, hakli olmak icin caba sarfediyor...
Konu "Islamda kadinin örtünmesi...", dolayisiyla Kuran ve Hadis-i Serif isiginda konuya egilmemiz lazim... yoksa bugün kadinlarin bir kismi zorla örtülüyor falan olaylarina gireceksek, isin icinden hic cikamayiz... cünkü bugünkü insanlar faiz de yiyor, kumar da oynuyor, namaz da kilmiyor, oruc da tutmuyor, zina da ediyor, giybet ve dedikodu bir sakiz misali agizdan düsmüyor, yalan desen almis basini gitmis...
INSANLARIN yaptiklari hatalar ve yanlislar üzerinden dinimizi degerlendiremeyiz, cünkü dinin kurallari acik ve nettir, sorun insanlardadir... insanlar uygulamiyorsa, dinin ne sucu var? bu yüzden insanlarin hatalarini konusacaksak bambaska baslik acmamiz lazim...
Bence kadın başörtüsünden önce 5 vakit namaz kılıp, oruç tutup, imkânı varsa hacca gitmeli. Başını sadece kapamak için kapıyan bir çok insan tanıyorum. Başıyla birlikte kendinide dünyaya kapamış, dini bilgisi bile yok, namaz kılmıyor,oruç bazen tutuyor bazen tutmuyor. Böyle bir çok kadın var. Ama başı kapalı olmayıp, namaz kılan, oruç tutan, zekatını veren, dini bilgisi yeterli bir düzeyde olan bir çok kişide tanıyorum çevremde.
Burada tartışılan öncelik sırası değil.
Başörtüsünün Yaratan'ın kesin ve kat-i bir emri,ve bu emri uygulamasıyla en iyi örnek olan peygamberimizin yaşantısından kesitletleri ve hadisleri sunuyoruz.
Yoksa başörtüsünü isteyen takar isteyen takmaz.Her can kendi hesabını verir.
Bir zahmet önceki mesajları iyice bir okuyun.
Bence bu başlık çok faydalı oldu,çoğu insanın karışmış olan kafası bu başlıkta yazılan ayetler ve hadisler ışığında aydınlandı.
İslamiyette başörtüsünün yeri bellidir farzdır, .......
İSLAM DA 54 FARZ
1- Allah'ı daima zikretmek.
2- Helal kazanılmış elbise giymek
3- Abdest almak.
4- Beş vakit namaz kılmak.
5- Cünüplükten gusletmek.
6- Rızk için Allah'a tevekkül (itimad) etmek.
7- Helalden yeyip içmek.
8- Allah'ın taksimine kanaat etmek.
9- Tevekkül etmek.
10- Kazaya (yani Allah'ın hükmüne) razı olmak.
11- Nimete karşılık şükretmek.
12- Belaya sabretmek.
13- Günahlara tevbe etmek.
14- İbadetleri ihlas ile yapmak.
15- Şeytanı düşman bilmek.
16- Kur'an-ı delil tanımak.
17- Ölüme hazırlıklı olmak.
18- İyiliği emredip kötülükten alıkoymak.
19- Gıybet etmemek, kötü şeyleri dinlememek.
20- Anaya-babaya iyilik ve itaat etmek.
21- Akrabayı ziyaret etmek.
22- Emanete hıyaret etmemek.
23- Dinin kabul etmiyeceği latifeyi (şakayı) terk etmek.
24- Allah ve Rasulüne itaat etmek.
25- Günahtan kaçınıp Allah'a sığınmak.
26- Allah için sevmek, Allah için buğz etmek.
27- Her şeye ibretle bakmak.
28- Tefekkür etmek. (Cenab-ı Hakk'ın kudretini, azametini ve insanın yaratılışdaki gayeyi düşünmek)
29- İlim öğrenmeye çalışmak
30- Kötü zandan sakınmak
31- İstihza (alay) etmemek
32- Harama bakmamak
33- Daima doğru olmak
34- Esef ve ferahı, yani şımarıklık ve azgınlığı terketmek
35- Sihir yapmamak
36- Ölçü ve terazisini doğru tartmak
37- Allah'ın azabından korkmak
38- Bir günlük nafakası (yiyeceği-içeceği) olmayana sadaka vermek
39- Allah'ın rahmetinden ümid kesmemek
40- Nefsinin kötü arzularına tabi olmamak
41- İçki kullanmamak
42- Allah'a ve mü'minlere su-i zan etmekten sakınmak
43- Zekat vermek ve mali cihatta bulunmak
44- Hayız (adet) zamanlarında ve nifas halinde hanımı ile cinsi mukarenette bulunmamak
45- Bütün günahlardan; kötülüklerden kalbini temiz tutmak
46- Yetimin malını haksız olarak yememek, onlara iyilik etmek
47- Kibirlilik etmemek
48- Livata (erkekle cinsi münasebet) ve zina yapmamak
49- Beş vakit namazı muhafaza etmek
50- Zulm ile halkın malını yememek
51- Allah'a şirk (ortak) koşmamak
52- Riyadan (gösterişten) sakınmak
53- Yalan yere yemin etmemek
54- Verdiği sadakayı başa kakmamak
Hani? Nerede?? Başörtüsü ile ilgili bir madde yok...!!
Basörtüsünün Farz olmasinin hükmü:
Nur Suresi (2 farkli meal´den alinti yaptim)
Diyanet Vakfı
31. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
31-Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar: görünmesi zaruri olanların dışında zinetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar; zinetlerini, kocalarından veya babalarından yahut kayın babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut kardeşlerinden yahut kardeş oğullarından yahut kız kardeş oğullarından yahut kendi kadınlarından yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (şehvetten yoksun) erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların şehvet uyarıcı taraflarından habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler; gizledikleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mü'minler, hepiniz Allah'a tevbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz.
Ahzab suresinde de, günümüzde Pardesü dedigimiz dis elbiseyi giyen hanimlarin uyguladigi farz mevcuttur:
Diyanet Vakfı
59. Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
59-Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerinden (cilbablarından) üzerlerini sıkıca örtsünler! Bu, onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah, çok bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.