Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
İslamda kadının örtünmesi...
« önceki   123 ... 131415 ... 818283   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 14
GOKSEL_74
14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 00:42



Orhan Kınık

14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 00:45



Fatih Sayar

14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 02:11

Alıntı:
Evinde bulunduğu kadın, onun nefsinden murat almak istedi, kapıları iyice kapattı ve "Haydi gel!" dedi. O da" (Hâşâ), Allah'a sığınırım! Zira kocanız benim velinimetimdir, bana güzel davrandı. Gerçek şu ki, zalimler iflah olmaz!" dedi./ Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.

Şimdi Özgür kardeşime şunu söylemek isterim; son derece modern giyinmiş, bakımlı, güzel bir hanımefendi görünce eğer şimdiye kadar gerçekten hiçbir şey hissetmemişsen ve sadece bakıp geçmişsen, bundan sonra kalan ömründe de hep böyle olacağına garanti veriyorsan sana ne mutlu sen o olgunluğa erişmişsin. Şimdi bir Peygamber olan Hz. Yusuf bile Allah beni tutmasaydı bende meylediverecektim, nerdeyse nefsime uyacaktım diyorsa biz normal insanlar olarak nefsimize ne kadar sahip çıkabiliyoruz ve hata yapmayacağımıza ne kadar garantimiz var. İşte Allah insanların böyle bir hataya düşmelerini önlemek, kullarının günah işlemesine engel olmak için örtünün emrini vermiştir. Özgür kardeşim bayanlar niye örtünüyor sorusuna cevap alamadım diyorsun ama benim daha önce vermiş olduğum linkleri okumuyorsun anlaşılan. Orda ayetler ve hadisler ile herşey anlatılıyor. Ben linki tekrar veriyorum. Okursan daha iyice anlarsın. http://www.menzil.net/modules.php?name=News&f ...p;sid=1321


En son Fatih Sayar tarafından Cmt 18 Nis 2009, 02:14 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi


KORAY3434
14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 02:13



K Avril
14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 03:41

Alıntı:
En azından hiç kimse Kur'an-ı Kerim'de bayanların başlarını örtmesi gerektiğine dair bir kanıt gösteremiyor. Kur'an-ı Kerim tek kaynağımız olmasa bile bence bu durum bile başörtüsünün farz olup olmadığı hakkında iki kez düşünmemizi gerektirir.



Alıntı:
O zaman siz Hz. Muhammed'imizi (SAV) ve sunnetini yok sayiyorsunuz

Boyle bir sey olabilir mi?


Ben sünneti yok saymıyorum, ama sünnet olduğunu siz söylüyorsunuz. Burda tartıştığımız başörtüsü farz mıdır, değil midir? Eğer sünnet olduğunu belirtiyorsanız size göre de farz değil zaten.

Ayrıca başörtüsünün farz olduğunu savunan herkes Nur Suresi, 31. ayete bakın diyor ve bundan öteye gidemiyor. Tek nedeni o ayette hımar=örtü kelimesinin geçmesi. O ayetin açıklaması ve açıkça neyi emrettiği üzerinde durulmuyor.



sinan84
14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 04:22



inanç ahmet
14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 05:24

Alıntı:
Alıntı:
Amerikada tecauz olaylari dunya siralamasinda 9. sirada iken ( ki hayvan ruhlu erkeklerin kiyaslanmasi acisindan yaziyorum bu ornegi ) Turkiye 53. Sirada yer almakta.


Hocam onlar, o kadar hayvani ruha bürünmüşler ki, artık kadınları aşmışlar hayvanlara ve hemcinslerine tecavüzlere yönelmişler, onlarla ilişki yaşamaya başlamışlar...


Bir başka ilginç not daha Avrupa da laf atılmıyor diyen okur kardeşim doğru söylüyor oralarda laf atılmıyor direk dalınıyor...

Yine bu çağdaş AVRUPA, ABD ve ASYA ülkeleri değilmi çocuk pornolarını icat edenler. Bu ülkeler değilmi sex turizmi adı altında ülkelerine turist çekenler. Kimleri kimlere karşı savunduğumuza lütfen dikkat edelim. Belki Dindar insanları sevmiyor olabilirsiniz ama kıyaslamarı en azından adam akıllı yapalım...

Konu disi olmasina ragmen Avrupa'ya hakaret etme ihtiyaci duyulmus, ve canim Turkiye'mdeki trajikomik ve stereotipik "ahlaksiz bati" edebiyatina bir inci daha eklenmis. Konu disi bir mesaj yazilarak, konu disinda bir cevap gelmesi de tetiklenmis. Dedigim gibi, eger gerekirse soz konusu mesajla beraber benim mesajim silinebilir (hatta silinmelidir).
Neyse.
Bir kere sozkonusu mesaji yazan Serdar beye soruyorum : Avrupa'ya hiç gittiniz mi ?
Gerçi bu soruyu sormam anlamsiz kaliyor. Beyefendi birakin oralara gitmeyi, sanki Avrupa'nin en "ilginç" yerlerinin bir tarafindan girip diger tarafindan çikmis gibi konusuyor. Amacim saldirmak degil, buradaki mantiksiz duruma dikkat çekmek.

Simdiii, bastan alalim.
Amerikada tecavuz olaylari dunya siralamasinda 9. sirada iken Turkiye 53. Sirada yer almaktaymis... Hmm, arkadasimiz "gizli kalmis" yani hiç ihbar edilmemis ve asla edilmeyecek tecavuzlerden habersiz galiba... Tahmin edin bakalim Dunya'nin "ayiplari anlatmaya" en çok utanan halklari hangileri, hatta "hangisi". Evet, dogru bildiniz : Turk halki.
Bunun iki nedeni var. Birincisi kulturel olarak içe atmayi seven bir milletiz. Komsu milletler de biraz oyledir denebilir. Ikincisi, ulkemizde genel suç (her turlu suç) orani o kadar yuksek ki, insanlar Avrupa'da skandal olacak bir seyi "bu da bir sey mi canim" deyip kaniksiyor, veya "polisin-devletin baska isi mi yok da benim su derdimle ugrasacak" diyip ihbarda bulunmuyorlaR. IStatistikler sagliksiz.

Sonra ikinci soylem : "Hocam onlar, o kadar hayvani ruha bürünmüşler ki, artık kadınları aşmışlar hayvanlara ve hemcinslerine tecavüzlere yönelmişler, onlarla ilişki yaşamaya başlamışlar..."
Birincisi hayvani ruha burunen sadece "onlar" mi olacak? Hayvanlara tecavuz derken sanirim Turkiye'nin sutten çikmis ak kasik oldugunu saniyorsunuz. Amacim Turkiye'yi kotulemek degil. Ulkeme asigim. Ancak gelip de elaleme saldirip, kendinizi havalara çikarirsaniz, ben de sizi Turkiye'den orneklerle uyarmak zorunda kalirim. Bir ipucu vereyim : köylerimiz ve kümesler, daha fazla açmaya hacet yok.

Espirili bir dille denilmis ki : "Bir başka ilginç not daha Avrupa da laf atılmıyor diyen okur kardeşim doğru söylüyor oralarda laf atılmıyor direk dalınıyor... "
Ayni Avrupa'dan mi bahsediyoruz acaba... Siz hangi Avrupa'dan bahsediyorsunuz? Avrupa'da "daliyorlar" evet, hem de "direk daliyorlar", oyle dolayli filan da degil yani, laf atmaya ne gerek var oyle degil mi, gerek kalmadigindan Avrupali erkekler laf atmiyor zaten. Ha, ne dersiniz ?
Ben merak ediyorum bu bahsettiginiz Avrupa, sizin kendi gozlerinizle gordugunuz bir sey mi yoksa hayal gucunuzun belli nedenlerden dolayi icat ettigi bir düş alemi mi diye. Gerçekten bir yerden sonra bu "ahlaksiz Avrupa" soylemi komik oluyor.
Bu arada "Avrupa da laf atilmiyor" degil, "Avrupa'da laf atilmiyor" yazacaktiniz sanirim. Milliyetçilik yapacaksak once Turkçe'mizi dikkatli kullanalim.

Sonra devam edilmis : "Yine bu çağdaş AVRUPA, ABD ve ASYA ülkeleri değilmi çocuk pornolarını icat edenler"
Allah Allah, bizim ulke Asya'da degil miydi yahu? ha gerçi bizim ulkede de baya ilgi var çocuk pornosuna, e ne de olsa Asya ulkesi oyle degil mi, simdi hatirladim hangi kitadayiz...
Bu arada Avrupa, ASya, Amerika bu isin mucitleriymis. Afrikalilari tebrik etmek gerek, bi' onlar icat etmemis çocuk pornosunu. Ha bir de Avustralya, ama onu kitadan saymayin nufusu 30 milyoncuk.

Denmis ki : "Bu ülkeler değilmi sex turizmi adı altında ülkelerine turist çekenler"
Cevap veriyorum : onlar degil. Bu "sex" turizmininin piri Tayland gibi ulkelerdir, uçuncu Dunya ulkesidirler. Bu arada bir daha ki sefere "sex" degil de "seks" yazmaya dikkat edin.

Sonra eklenmis : "Kimleri kimlere karşı savunduğumuza lütfen dikkat edelim."
Cevabim : BENCE DE !


Ayrica bakiniz :
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=18738& ...p;start=44
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=18738& ...p;start=52

Alıntı:
Avrupa'ya "ahlaksiz" denmesinin ardindan soyle bir mesaj yollamistim :
Alıntı:
Avrupa'ya hiç gittiniz mi ?
Dunya'da ahlak kurallari olmayan bir tane bile toplum yoktur. BIr laf vadir : "nerede insan, orada kural".
Ahlak her yerdedir. Farklilik gosteren sey kurallardir. Her ulkenin realitesine gore degisir.

Su "ahlaksiz bati" stereotipinden vazgeçsek diyorum. Cunku gerçek degil, uzgunum. Ahlak bizim tekelimizde degil...

Ornegin ortalama bir Alman'in iş ahlaki ortalama bir Turkunkinden daha ileride diyebiliriz. Oyleyse nasil olur da Almanya bir gun batarken, Turkiye ayakta kalir?

Avrupa'da insanlarin eşlerini aldatma orani Turkiye'dekinden fazla degildir.

Yilbasinda turist kizlarin dort bes erkek tarafindan taciz edilmesi malesef bir Avrupa degil bir Turkiye gerçegidir. Bunun da batililasma ile falan alakasi yoktur. Eger bu uzucu durumun nedeni batililasma olsaydi, Avrupa'da her gun boyle olaylarin gorulmesi gerekirdi, ama ben size soyleyeyim : yok.

Avrupa'da genelde insanlar birbirine yan yan bakmazken, tanimadigina bile selam verirken, nasil olur da Avrupa "ahlaksiz" olur? Yoksa onlar mi Turk geleneklerine sahip ? Yoksa onlar mi asil musluman ?

Su "ahlaksiz bati" takintisindan kurtulsak diyorum. Kendimizi kandirmayalim. Daha gitmeden gormeden kulaktan dolma bilgilerle, Hollywood filmleriyle Bati'ya teshis koymak yanlis olur.

Ahlak bizim tekelimizde degil... Uzgunum.
Unutmayin : Nerede insan, orada kural. Nerede toplum, orada ahlak. Bu bir Dunya gerçegi.


Neset Yildiz da benim bu mesajima cevaben :
Alıntı:
Burada önce Ahlak kelimesi ne anlama geliyor onu açıklıyalım,

Ahlak Nedir.


İnsanın iyi ve kötü olarak vasıflandırılmasına yol açan manevi nitelikli huylara ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlara Ahlak denilmektedir.

Ahlak ve kural kelimelerini birbirinden ayırmamız gerekir,güzel ahlaklı insan diyebiliriz ama,iyi kurallı insan diyemiyoruz,ahlak insanın kendi değerlerinden almış olduğu terbiyelerdir,kurallar ise ülkenin ve çevrenin değerlerinden meydana gelen olgulardır.Avrupa toplumunda bu iki kelime birbirinden ayrıdır,Avrupalılar kurallar ülkesidir ama ahlak değerlerini uygulayan ülkeler değillerdir.Sokaklarda gayri meşru hareketler oralarda gayet normal karşılanır.

Simdi, bunlar felsefi konulara giris teskil ettigi için olabildigince kisa geçmek isterim.

Yukarida, ahlak ile kural kelimelerini ayirmak gerektigi soylenmis. Bir yerde dogru, bir yerde yanlis bu soylem.

Neset bey surada haklisiniz : ornegin is saatleri, "kural"dir, ve bunlara "ahlak" demek yanlis olur, evet.

Ancak :

1)Avrupa'da sadece kurallar yoktur. "Degerlerden gelen terbiye" olarak tanimladiginiz ahlak ve buna bagli iradeli hareketler de vardir. Ornegin, bir Avrupali erkegin, bir Avrupali kizi taciz etmemsindeki neden polis, veya toplumsal tepkiden korkmak degil, o kiza "insan" diyerek duydugu saygidir, ki bu da ahlaktir. Edeptir, ailede temelleri atilmistir. Erdemdir, çunku istese taciz edebilse bile, bunu yapmayacak kadar irade urunu bir harekettir.

2)Ote yandan, bence, insan "kural"lara uyarak da "ahlakli" dedigimiz vasfa ulasabilir. Sirf bir kurala uyacak kadar irade sahibi olmak, ve uymama yetisine ragmen bir kurala uymasi, hele bu kural ona zor gelmesine ragman bu kurala uyacak iradeyi gostermesi, o insani "ahlak" denen seyin ozu olan iradeye sahip kilar.

Burada yeni bir soru da ortaya çikiyor. Surada iki hayali durum sayacagim, bunlardan hangisi gerçek ahlaktir :
-aile tarafindan kuçuk yaslarda bazi kurallara ve degerlere sartlanilan (bu kurallar Allah'in yaratilista Kainata yazdigi evrensel manevi degerler bile olsa) veya hayatta alisilan kurallardan çikmamak mi ?
-yoksa aile tarafindan sartlanmalar olmasa bile (olmadiginda), bir insanin, sirf "dogru" olmasi sebebiyle bir fiili seçmesi mi ?
Ben açikçasi ikincisini "ahlak" dedigimiz seye daha yakin buluyorum çunku ahlakin temeli olan irade, ikincisinde asil etmenken, birinci durumda asil etmen degil. Ustelik, birinci durumda, eger bir sekilde geçmis sartlanmalar bir anda kaybolursa, bu insan ne yapacagini bilemeyen, kendini kontrol edemeyen, saga sola çarpan bir insana donusur. Bunun nedeni bu insanin geçmis hayati boyunca seçimlerini bazi degerlere kayitisiz emanet olmasi, bu degerler ("gerçek" olsalar bile) su veya bu sekilde , bir gun kaybolduklarinda, bu insanin kendini kontrol etmeyi sifirdan ogrenmesi gerekir, yani sifir olarak suregelmis iradesini yaratmasi gerekir. Bu duruma ahlak demek imkansizdir bence.
Bakin tekrar ediyorum : sartlanilan kurallar "gerçek"-"dogru" bile olsa, yani Yaratici'nin, Kainatin maddeustu ve dogaustu alandan baslamak uzere butun Evrene kodladigi yasalara uygun bile olsa, hatta bu yasa-degerlerin ta kendisi bile olsa, eger ki bir insan bu yasa-degerlere irade degil de sartlanmadan oturu uyuyorsa, o insana ahlakli diyemeyiz.
Buradan soyle de bir anlam da çikabilir : ancak geleneklerin hiç olmadigi bir toplumun bireyi tam olarak "ahlakli" olabilir, çunku seçimlerinin nedeni bilinçalti degil, bilinçustudur. AMA BOYLE BIR DURUM MALESEF HAYAL. Bir insan eger çocukluktan bazi referanslari gormezse, daha ileriki yaslarda dogru-yanlis skalasini olusturmasi neredeyse imkansiz olacak, çunku dunyevi duyulari ve zayifliklari onu ya boyle bir skalayi hiç olusturmamaya, ya da yanlis-yanilmis bir skala olusturmaya itecektir.
Yani iyi-kotuyu [ve derecelerini] algilayabilecek bir zihinsel filtrenin kuçuk yaslarda gosterilmesi, hatta malesef belli bir sartlanma kullanilarak bunun yapilmasi gerekiyor.
Sonuç olarak, butun bunlardan ortaya çikan durum insanin dogasi geregi [çocuklukta islenecek] belli kuralsal sartlandirmalara ihtiyaç duydugu, ve de bu da demektir ki asla mutlak manada ahlakli olamayacagi (çunku seçimleri salt irade kaynakli degil).

"Butun bunlarin konumuzla ne alakasi var ?" denecek olursa, ki bazi arkadaslarimiz diyecektir kesin, varacagim nokta sudur :
ahlaki oldugu soylenen (ve belki de gerçekten oyle olan) bir geleneksel veya yarigeleneksel degerler sistemini takip etmek illa ahlak degildir.
Bizde var olup da Avrupa'da var olmadigi iddia edilen, veya en aziindan (anladigim kadariyla) Neset beyin oyle oldugunu soyledigi bu degerler sistemi, ahlakin sarti degil (ve hatta belki paradoksal bir sekilde sart degil engeli).
Yukarida anlattigim, ve anlatmaya zaman-takat bulamadigim dusuncem dogrultusunda, ahlakin bir tek mutlak olçusu olabilecegini, bunun da irade oldugunu, Avrupalilarin da "irade" dedigimiz kalitede fakir olmadiklarini anlayabilirsek (en azindan varsayabilisek), Avrupa'nin da ahlaksiz olmadigini anlariz.


Gordugunuz gibi "ahlaksiz Avrupa-Bati" stereotipi halkimizin onemli bir bolumunun hayata bakisinda belirleyici oluyor. Biz ne kadar ugrasirsak ugrasalim, insanlarimiz hiç gitmedikleri diyarlar hakkinda bile teshisler yapip, belki de kendilerini bir olçude mutlu ediyorlar, belki avutuyorlar.


Konu disina çikis teskil eden bu mesaj için herkesten ozur dilerim, ancak bu mesaj farz olmustu. Eger gerekirse, mesajim amacina ulastiktan sonra, hedef aldigi su mesajla birlikte silinebilir : http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=84306& ...p;start=99

Selamlar.


TayfunCa
14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 05:53

Alıntı:
Ama bir anlık boşluk, nefse uyma hem kadın için hem erkek için istenmeyen sonuçlar ortaya çıkarabilir.


Allah muhafaza, bir anda çat diye sevişebilirler filan mı demek istediniz? Evet gerçekten tehlikeli bir durum.


Sait_71
14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 06:33

Alıntı:
Allah muhafaza, bir anda çat diye sevişebilirler filan mı demek istediniz? Evet gerçekten tehlikeli bir durum.


Evet beyefendi bir anda sevişebilirler. Çünkü insan yapısı öyledir. Allah insanları çift yarattı ve birbirine muhtaçtır. Ama sana nefis verdi bunuda kullanmak senin sanatındır. Bırak saçının telini göstermeyi bir yabancı kadın ile başka bir erkeğin yan yana baş başa bir yerde kalması bile olmayacak bir şeydir dinimizde...

______________ _______________________ ___________________

İslamda'da uygun örtünme şekilleri vardır.





Cihan denen bu kürede erkeğin yeri ayrı, kadının yeri ayrıdır. Erkek kadının yerine, kadında erkeğin yerine geçtimi dünyanın âhengi bozulur. Yine kadının ve erkeğin giyeceği de ayrıdır. Bir erkeğin çarşafa bürünmesi nasıl uygun değilse, kadınında erkek elbisesi giymesi hoş olmaz "Be"n giydim de ne oldu!" demek, şeytanı sevindirir.

Saâdet devrinde kadınların giydiği elbiseler:

1- Himar: Başörtüsü
2- Dır'ı: Entari
3- Cilbab: Rida.
4- İzar: Etek
5- Silval: Şalvar
6- Mırt: Dış giyisi

"Ey Nebi! Zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına de ki, Cilbablarını üzerlerine iyice örtsünler."

Aziz ve Celil olan ALLAH nur suresi 31. ayette "başörtülerini yakalarının üzerine vursunalar" Buyurmaktadır. İsmet ve iffet sadefi Hazreti Aişe (r.a) demişlerdir ki;

"Ben iman hususunda Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nur süresi; "Vel yedr**** bilhumürihinne alâ cüyübihinne. Ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar" ayeti nazil olduğu zaman erkekler bu ilahi emri tebliğ için hanımlarının yanına giderler.
Erkekler, hanımına kızına, kızkardeşlerine ve bütün yakınlarına bu emri tebliğ ediyordu. (O lâhza) kadınların hepsi tastik edip,başörtüsü ile başlarını örtüp Resul-i Ekrem'in arkasında sabah namazını kılmaya geldiler namazı kıldıktan sonraevlerine dönüp gittiler. Karanlıkta onları hiç tanıyan olmazdı.

Demek ki, başörtüsünün boyun ve göğsü örtecek kadar büyük olması gerekiyor. Herkesin kendi hevesine göre örtünmesi değil, ALLAH'ın emrince örtülere bürünmesi lazımdır. Bugün öyle örtünen kadınlar varki, cahiliyye kadınlarının sanki zamanımızdaki temsilcileridir. Başörtülerini sadece kafalarının üzerine bağlayıp, kulaklarını, gerdanlıklarını, boyunlarını ve göğüslerini açık bırakırlar. Elbet bu tesettür Kur'an-ı Kerim'in tarifine ve ALLAH Teâlâ'nın emrine uymaz.

Toplumu toplum yapan Kadınlardır ilkesiyle yola çıkarsak kadını da kadın yapan iffetli olmasıdır. İffetli kadın Allahtan korkar emirlerine uyar yasaklarını kendine düşman olarak görendir...Kadın maneviyatına sahip çıktıkça toplum bozulma yolunda ilerlemez.
Nesil doğrusunu mu yapıyor acaba? sorusunu kendimize kaç kere sormuşuzdur...Dini duygularımızı bizlere kimler kaybettiriyor... Bize kötüyü hoş gösteren sadece nefsimizmidir? Dinimizin emrettiği giyimi kuşamı hayatında iyi yansıttığına inanmıyormusun? Dinin neresindesin bunun bilincindemisin? ALLAH'ın emrine yüz çevirdiğinde Başına neler geleceğinide bilirmisin?
Kadın İslamın en Kutsal emanetlerinden belirtilerinden biridir.Şüphesizki ALLAH Resullü "Cennet annelerin ayakları altındadır."sözüyle bunu bize bildirmektedir. İslam kadınların dayanışmasıyla ALLAH'a olan itaatiyle yayılmaktadır. Ailenin huzuruda kadının takvadaki samimiyetine bakmaktadır. Çünkü toplum fertlerini yetiştiren ALLAH'a dua etmesini öğreten. ona zikirin nasıl yapıldığını öğreten ALLAHın varlığını ve birliğini bildirmek Anneye yüklenmiş bir görevdir.


inanç ahmet
14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 06:47

Alıntı:
Toplumu toplum yapan Kadınlardır ilkesiyle yola çıkarsak kadını da kadın yapan iffetli olmasıdır. İffetli kadın Allahtan korkar emirlerine uyar yasaklarını kendine düşman olarak görendir...Kadın maneviyatına sahip çıktıkça toplum bozulma yolunda ilerlemez.
Nesil doğrusunu mu yapıyor acaba? sorusunu kendimize kaç kere sormuşuzdur...Dini duygularımızı bizlere kimler kaybettiriyor... Bize kötüyü hoş gösteren sadece nefsimizmidir? Dinimizin emrettiği giyimi kuşamı hayatında iyi yansıttığına inanmıyormusun? Dinin neresindesin bunun bilincindemisin? ALLAH'ın emrine yüz çevirdiğinde Başına neler geleceğinide bilirmisin?

Sait bey, ahlaka ulasmanin birçok yolu vardir. Din, ahlakli olmanin tek yolu degildir. Aksi halde butun ateistler ahlaksiz, butun inananlar ahlakli gibi bir fikir ortaya çikar ki, bu fikrin yanlis oldugunu anlamak için iki dakika dusunmek yeter.
Bir inanan olarak sizi uyarmak istedim. Mesajinizdan bu tip bir anlam çikiyor gibi.
Saygilar.



sayfa 14
« önceki   123 ... 131415 ... 818283   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET