Kuran´da himar (khimar) kelimesi geciyor ve anlami örtüler. Basörtüsü yorumu sonradan yapilmis
Nur suresi 31.ayette geçen başörtüsünü emreden , başörtüsyle ilgili kelime Hımar'dır. Hımar başla ilgilidir. Baş örtüsü anlamına gelir. Alkol başı örttüğü için aynı kökten gelen hamr kullanılmıştır.
Arapça'da her uzvu örten örtünün bir adı vardır. Kalbi örten şey ''küfr''dür. Mesela tüm vücudu baştan sona örten giysiye Cilbab denir. Yüzü örten giysiye ''Burka'' denir. Hımar tek başına örtü değildir. Hımar, baştaki örtünün adıdır.
Türkçe'de aynı benzer isimlendirmeler vardır. Tülbent , yalık, v.s. Tülbent dediğimiz zaman anlarız ki tülbent başı örten, örtüdür. Tülbent dediğimiz zaman baş kelimesini eklemeyi gerek duymayız.
''Pantolonuzun fermuarını açık bırakmayın'' denildiği zaman, sadece ''önü kapatın'' denmiştir ''poponuzu açabilirsiniz'' diyebilir miyiz?
Biliriz ki pantolon bel altınıdan bacakları ayrı ayrı saran , ayaklara kadar örten giysidir. Bacakları ayrı ayrı sarmayan örtüye etek deriz.
Kur'an'da geçen başörtüsünü gerdanınıza salın ifadesi başınızı öyle örtün ki gerdanınızı açıkta bırakmayın anlamındadır.
Nur 31. ayette varolanı bir şeyin tarifi yapılmaktadır aynı zamanda. Kur'an'da Cuma namazı kılın denmez ama Cuma namazında alışverişlerinizi bırakın ifadesi kullanılır. Burdan anlarız ki Cuma namazı öyle önemli bir ibadet ki ki alışveriş yapıLması dahi yasaklanmıştır.
Arapçada na'leyn, ayağa giyilir ama içinde "ayak" geçmez. burdan hareketle naley'nin ayağa giyilmediğini söylemeyiz. Bilirzki na'leyn ayak kabıdır.
Sizinle benim aramda ki savaşta SİYASİ bunun Dini Ögeler barındırması (Başörtüsü ve benzeri) gerçeği değiştirmiyor.
Ve kimse de ben Müslüman Değilim demiyor. Sadece bir taraf bu Dini ÖĞELERİ bolca kullanıyor.
O zaman bu savaşı bırakmak gerekir. İsteyen başını örtsün istemeyen örtmesin, örtenler öğrenim haklarından ve devlet kurumlarında çalışma haklarından mahrum edilmesin, örtmeyenler zaten edilmiyor.
İsteyen başını örtsün istemeyen örtmesin, örtenler öğrenim haklarından ve devlet kurumlarında çalışma haklarından mahrum edilmesin, örtmeyenler zaten edilmiyor.
Evettt süper aynı fikirdeyiz ama kısmen.
Bunu kamu Hizmeti alanlar ve verenler olarak bence ayırmalıyız. Konumuzu dağıtıyorum galiba biraz
Daha öncede söylemiştim tekrar edeyim Davamı gören Hakimin benim dinim dışında Herhangi bir dinin simgelerini, objelerini taşıması beni rahatsız eder, aynı şekilde çocuğumun öğretmeninin benim dinim dışında objeler taşıması beni rahatsız eder.
Bazı arkadaşlar dedi ki biz rahatsız olmayız. Ben de diyorum ki; Yokkk ben O kadar ÇAĞDAŞ ve DEMOKRAT değilim. Bu nedenle Devletin Dil, Din ; Irk ayırmaksızın her vatandaşını kanunlar önünde eşit tutma ve eşit hak ve hizmeti sunma zorunluluğunun devamı açısından böyle bir ayrım devam etmelidir diye düşünüyorum.
Evet, kimse de çıkıp din'in ve Atatürk'ün arkasına sığınmasın dersek yine kördüğüm olur dolaşır dururuz. Nasıl bir siyasi simge oldu? kimler tarafından kullanıldı? nasıl beynimizde alerji oluşturuldu? hoşgörü sınırları neden aşıldı? Dünya ilim ve irfanla uğraşırken biz birer kısır döngüye gömülmüşüz yumurta mı? civciv mi? ile uğraşıp duruyoruz. Memleketimize, milletimize ve bu harcanan enerjiye yazık ediyoruz, yazık.
Bunu kamu Hizmeti alanlar ve verenler olarak bence ayırmalıyız. Konumuzu dağıtıyorum galiba biraz
Böyle bir ayrım yapmak doğru değil.
Alıntı:
Daha öncede söylemiştim tekrar edeyim Davamı gören Hakimin benim dinim dışında Herhangi bir dinin simgelerini, objelerini taşıması beni rahatsız eder, aynı şekilde çocuğumun öğretmeninin benim dinim dışında objeler taşıması beni rahatsız eder.
Bazı arkadaşlar dedi ki biz rahatsız olmayız. Ben de diyorum ki; Yokkk ben O kadar ÇAĞDAŞ ve DEMOKRAT değilim. Bu nedenle Devletin Dil, Din ; Irk ayırmaksızın her vatandaşını kanunlar önünde eşit tutma ve eşit hak ve hizmeti sunma zorunluluğunun devamı açısından böyle bir ayrım devam etmelidir diye düşünüyorum.
Bu kişilik sorunudur, rahatsız olunmaması gerekir. Örneğin mahkeme dışında başörtülü olan bir hakim, mahkeme içinde başını açınca fikirleri yada insanlara davranış biçimleri ve verdiği kararlar değişmez.
Örneğin mahkeme dışında başörtülü olan bir hakim, mahkeme içinde başını açınca fikirleri yada insanlara davranış biçimleri ve verdiği kararlar değişmez.
Peki örneğin Türbanlı Eşim ile HAC kolye taşıyan bir bayan arasında ki bir davayı HAC Kolyesini hiç gizlemeden gören bir HAKİM sizi rahatsız eder mi? Verdiği kararlar bir yana (ülkemizde şu an halkın ne kadarı hukuktan memnundur bilemiyorum).
Aynı şekilde çocuğunuzun öğretmenini düşünün?
Gerçekten çok mu geri kafalı çağdışıyım? Ben vallahi dayanamam?
Peki örneğin Türbanlı Eşim ile HAC kolye taşıyan bir bayan arasında ki bir davayı HAC Kolyesini hiç gizlemeden gören bir HAKİM sizi rahatsız eder mi? Verdiği kararlar bir yana (ülkemizde şu an halkın ne kadarı hukuktan memnundur bilemiyorum).
Aynı şekilde çocuğunuzun öğretmenini düşünün?
Gerçekten çok mu geri kafalı çağdışıyım? Ben vallahi dayanamam?
"haç kolyesini hiç gizlemeden gösteren bir HAKİM" demek istediniz galiba?
Rahatsız etmez çünkü hakimler vereceği kararları hukuka göre vermek zorundadırlar, keyfi karar veremezler. Öğretmenler içinde aynı şey geçerli.
Evet, kimse de çıkıp din'in ve Atatürk'ün arkasına sığınmasın dersek yine kördüğüm olur dolaşır dururuz. Nasıl bir siyasi simge oldu? kimler tarafından kullanıldı? nasıl beynimizde alerji oluşturuldu? hoşgörü sınırları neden aşıldı? Dünya ilim ve irfanla uğraşırken biz birer kısır döngüye gömülmüşüz yumurta mı? civciv mi? ile uğraşıp duruyoruz. Memleketimize, milletimize ve bu harcanan enerjiye yazık ediyoruz, yazık.
Ne bir Hoşgörü gösterildi ne üstüne gidlimekten vazgeçildi. Annemin, kız kardeşimin örtüsü bir anda binlerce insanın ağzına sakız oldu. Kimileri " Siyasi Simge Olsa Ne Olur? " dedi. Kimileri " Darbeye Kadar Yolu Var. " dedi. Ne kadar büyük bir muamma ki hala çözülmedi. Bundan sonrada çözülmez.
Gelin bunu burda tartışıp birbirimizi kırmayalım. Bence Artık Tartışılacak Bişey YOK...