Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3
Yusuf Esengül
11 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 17:05

Mesele sadece üniversitelerin bölünmesi değil. Üniversiteler araştırma üniversiteleri ve öğrenim üniversiteleri olmak üzere 2 ye ayrılacakmış. Çok keskin hatlarla olmasa bile bazı üniversiteler yüksek lisans ve doktora eğitimine ve araştırmaya öncelik verecekmiş,bazıları ise lisans seviyesinde öğrenci yetiştirecekmiş. Bu bilginin kaynağı ise geçen hafta ziyaret ettiğimiz Muğla Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinden bir bölüm başkanı profesör.

alperoner
11 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 17:09

Tıp fakülteleri diğer birimlerden ayrılmalı. Tıp fakültesi olan üniversitelerde genellikle rektör tıp fakültesinden çıkıyor ve diğer fakültelere üvey evlat muamelesi yapılyor.



mcgunel
11 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 17:20

Özellikle İstanbul Üniversitesinin acilen bölünmesi lazım. Malesef bu üniversitede iki adet tıp fakültesi var (Çapa, Cerrahpaşa) ve üniversite kaynağının büyük bölümü bu fakültelere gidiyor. çünkü hastanelere alınan makine techizat vs. inanılmaz pahalı. Bu da ister istemez diğer fakültelere daha az kaynağın gitmesine neden oluyor. Ayrıca bu iki fakültede çok fazla öğretim üyesi (prof., doç., yard. doç.) var. Bu nedenle de rektörler her zaman tıp fakültelerinden çıkıyor. Her zaman olmasa da bu durum diğer fakültelerin zararına bir durum. Örneğin Kemal Alemdaroğlu zamanında Hukuk, İktisat ve Siyasal Bilgiler Fakülteleri inanılmaz bir şekilde hoca kıyımı yaşamıştır. Böyle durumlarla karşılaşılmaması için büyük üniversitelerin bölünmesi gerekir. Ayrıca bu konu üniversitelerde uzun zamandır tartışılmaktadır. Bence İstanbul üniversitesinin sosyal bilimler, fen bilimleri ve sağlık bilimleri branşları gözetilerek üçe bölünmesi gerekir.

engygl
11 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 17:27

Alıntı:
Özellikle İstanbul Üniversitesinin acilen bölünmesi lazım. Malesef bu üniversitede iki adet tıp fakültesi var (Çapa, Cerrahpaşa) ve üniversite kaynağının büyük bölümü bu fakültelere gidiyor. çünkü hastanelere alınan makine techizat vs. inanılmaz pahalı.

Tıpkı İstanbul Teknik Üniversitesi gibi bir İstanbul Tıp Üniversitesi kurulsa ve tıp, dişçilik, eczacılık gibi fakülteler ile sağlık konusundaki diğer fakülte ve yüksek okullar bu yeni üniversiteye bağlansa, herhalde geriye kalan İstanbul Üniversitesi de oldukça rahat eder..


Erman Türkyılmaz

11 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 17:29

Alıntı:
bölünen üniversitelerdeki kaliteli eğitim kadroları ya özel üniversitelere geçiyor yada yabancı ülkelere gidiyor.


Benim okulumdaki bir çok hoca İTÜ 'den kaçma (: Ders saat ücreti 8 lira gibi komik bir rakam olduğu için İTÜ 'de artık ders vermediğini söylemişti .. Bizim okulda 25 lira alıyor saat başı ..

Not : Bizim okula geleli sanırım bir kaç sene olmuştur .. 8 lira bir kaç sene önceki ücret olsa gerek ..

Bölünmesi demek kaliteyi düşürür kanaatindeyim zira zaten elindeki kaliteli hocalara sahip çıkamıyorlar .. Bahsettim hoca Emekli Albay 'dır .. Amiral 'lik hakkı gelmesine rağmen Amirallik Rütbesi verilmediği için emekliliğini istemiştir ..

Bu arada bir tane de MİT ( em ay ti ) Massachusetts Institute of Technology mezunu Gemi İnşaa hocam var .. Bildim kadarıyla o da bizim okuldan başka bir okulda ders vermiyor .. Daha benim bilmedim kimleri ellerinde tutamıyorlar ..



Burak Yılmaz.
11 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 17:29

yurtdışında üniversiteler Tıp,Mühendislik isimleri ile adlandırılır.örneğin Viyana Teknik Üniversitesi bu okulda sadece mühendislik var.Viyana Tıp ta ise tıp,eczacılık,diş hekimliği v.s.Ben pek çok ülkede bu sistemi gördüm ama Türkiye'de yok.

Canas
11 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 17:44
İstanbul Üniversitesi nasıl kurtulur?


Daha evvel bazi arkadaslarimiz Istanbul Universitesinden bahsetmis; ben daha evvel Ayhan Aktar'in bir yazisinda okudugum bazi bolumleri aktariyorum.

Alıntı:
İstanbul Üniversitesi’nde yapılan seçime yaklaşık 2500 öğretim üyesi katılmıştı. En fazla oyu alan adaylar ve bağlı oldukları fakülteler şöyle:

1. Prof. Ali AKYÜZ, Çapa Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi (483 oy)

2. Prof. Yunus SÖYLET, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk Hastalıkları (467 oy)

3. Prof. Melih BOYDAK, Orman Fakültesi (365 oy)

4. Prof. Ahat ANDİCAN, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi (328 oy)

5. Prof. Faruk ERZENGİN, Çapa Tıp Fakültesi, Kalp Hastalıkları (250 oy)

6. Prof. Erhun EYÜPOĞLU, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi (181 oy)

Yukarıdaki tabloda ilk göze çarpan şey, altı adaydan beşinin “Tıp kökenli” olmasıdır. Bu durum, bünyesinde Tıp Fakültesi barındıran üniversitelerin tümünde aynen tekrarlanmaktadır. Daha önce yayınlanmış yazımda bu durumun tuhaflığını anlatmış ve bir zamanlar kendi üniversitesinde Tıp Fakültesi açılmasına itiraz eden Yeditepe Üniversitesi Rektörü, Prof. Ahmet Serpil’in tespitlerine yer vermiştim. Prof. Serpil’in tespitlerini tekrar hatırlatalım:

Bir üniversiteye tıp fakültesi açtığın andan itibaren, tıp fakültesi o üniversitenin bütün kaynaklarını tüketir. Malzeme, cihaz ve gereç ihtiyacı hiç bitmez bunların. Kütüphaneye kitap ısmarlayacak para kalmaz bütçede. Başka fakültelere hiç yatırım yapamazsın. Zamanında Hacettepe’yi kurmuş olan Prof. İhsan Doğramacı, kendi üniversitesi olan Bilkent’e tıp fakültesi açamaz mıydı? İstese, en iyisini açardı. Ama Doğramacı, tıp fakültesinin Bilkent’i geberteceğini bilecek kadar akıllı adamdır. Tıp fakültesi olan bir üniversitenin iki yakası biraraya gelmez. Mesela, İstanbul Üniversitesi çoktan ruhunu teslim etmiştir. Çünkü orada bir değil, iki tıp fakültesi (Cerrahpaşa ve Çapa) var. Bu iki fakülte birleşip sürekli tıp kökenli rektör seçerek tüm üniversitenin kaynaklarını kendi fakülteleri lehine sömürürler. Kısacası, içinde tıp fakültesi olan üniversite yavaş yavaş ölür” (Taraf, 17 ağustos).

Yukarıdaki tespitler doğrultusunda seçim sonuçlarını değerlendirirsek, İstanbul Üniversitesi’nin başına yine “Tıp kökenli” birinin atanması, tıp camiası dışındakiler bakımından “ruh teslimi” durumunun devamı anlamına gelecektir.

Unutmayalım ki İstanbul Üniversitesi’nin Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri dışında 15 fakültesi vardır. Toplam öğrenci sayısı ise 55.000 civarındadır. Üniversitelerin bütçeleri Maliye Bakanlığı tarafından belirlenirken, öğrenci sayısı esas alınır. Maliye, öğrenci başına yakın zamana kadar 10.000 YTL ödüyordu. Yâni, 12.000 öğrencisi olan bir üniversitenin bütçesi yaklaşık 120 milyon YTL civarındadır. Tıpçı rektörlerin yaptığı şudur: Başında bulundukları üniversitelerin hukuk ve iktisat fakültelerine öğrenci doldurup Maliye’den aldıkları bütçeyi yükseltmek! Devletten alınan paraları da tıp fakültelerine harcayıp milyon dolarlık MR, tomografi cihazları satın almak. Ama Hukuk Fakültesi kütüphanesine alınacak bir dergi için “bütçede para yok” denir!

....

Aynı şekilde, İstanbul Üniversitesi’ni ciddi bir eğitim kurumu haline getirmek isterseniz, en azından dörde bölünüz. Benim önerim, şöyle:

1. Çapa Üniversitesi (Tıp, Eczacılık ve Su Ürünleri Fakülteleri)

2. Cerrahpaşa Üniversitesi (Tıp, Dişçilik, Orman, Veteriner Fakülteleri)

3. Avcılar Üniversitesi (İşletme, Mühendislik Fakülteleri)

4. Beyazıt Üniversitesi (Hukuk, Edebiyat, Fen, İktisat, Siyasal Bilgiler, İletişim, İlâhiyat ve Eğitim Fakülteleri)


1971 yılında Fransa’da Edgar Faure’nin önayak olduğu eğitim reformu ile koskoca Paris Üniversitesi 13’e bölündü. Dünyanın da sonu olmadı! İstanbul Üniversitesi de dörde bölünür ise, bilim ve eğitim açısından çağdaş bir kurum olma şansı vardır. Yoksa, şimdiki gibi nal toplar. Maruzatım budur, efendim!


Gordugunuz gibi Ayhan Aktar'in gecen sene önerdiği çözüm 4'lü bir bolunme ve Istanbul Universitesini, Tip fakultelerinin yukunden kurtarma uzerine odaklanmis.

Daha evvel tartisilan marka konusuna gelince ilk ikisi zaten marka: Capa ve Cerrahpasa; 3 ve 4 bence Istanbul 1, Istanbul 2 diye adlandirilabilir.


Mustafa Can Karakus
11 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 18:04

Sorunlar bölmekle aşılmaz önemli olan kaynak miktarının arttırılması gerekir. Ben şuan yüksek lisans tezime başlayacağım ve üniversitemdeki kaynak sıkıntısı nedeniyle analizde kullanacağım malzemeleri kendim temin edeceğpim. Maddi açıdan bu çok büyük yük getirmekte.

Birde diyeceksiniz aynı konu değil ama; bu yeni açılan üniversitelerin de tamamı başka üniversitelerden bölünen birimler ve şu an amip gibi bölünüp çoğalıyorlar. Nitelik sahibi olmaları pek mümkün görünmüyor. Üstelik yök üniversitelere sürekli kontenjan arttırma baskısı yapıyor. Artan kontejanla eğitim kakalitesi düşüyor. Öğrencilerin labaratuvar imkanlarından faydalanması zorlaşıyor. Bence bölünmekten ziyade kontenjanlar düşürülüp kaynak akışı arttırılmalıdır. Artan kontenjanla birlikte üniversiteli işsiz oranı artıyor, bu artışla işverenın mezuna verdiği değerde düşüyor. Sen olmazsan arkada bekleyen çok diye şantaj uyguluyor. Nihayetinde herkesin üniversite mezunu olma zorunluluğu yok.


En son Mustafa Can Karakus tarafından Çrş 08 Nis 2009, 18:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


engygl
11 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 18:13

Alıntı:
Üstelik yök üniversitelere sürekli kontenjan arttırma baskısı yapıyor. Artan kontejanla eğitim kapasitesi düşüyor.

Eğitim kapasitesi artıyor, ama "eğitim kalitesi düşüyor" demek istediniz sanırım..


İbrahim20
11 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 19:02

Selçuk üniveristesi öğrencisi olarak söylüyorum kesinlikle bölünmelidir.En azından selçuk üniversitesi bölünmelidir.Ulaşım artık güç hale geldi bu kalabalık ve telaş yetmiyormuş gibi bide şimdi açılan hastane ortalığı iyice karıştıracak gibi. Bölünmeye karşı cıkanlarıda anlamıyorum kampüs içinde sürekli inşaat göreceğimize farklı bir yerde yeniden yapılmış okullar daha mantıklı.Buna karşı cıkmak yeni lise veya ilköğretim okullarının yapımına karşı cıkmak gibi bişey.



sayfa 3
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET