Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Bursa - Güzelyalı (Burgaz)
« önceki   123 ... 585960   sonraki »

ANA SAYFA -> BURSA
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 2
MURAT ÇELİK

12 yıl önce - Prş 09 Hzr 2005, 16:03
GÜZELYALIDAN GÜNDOĞUŞU MANZARALARI 2...


arkadaşlar güzelyalının sabah saatlerindeki bu manzaralarını sizinle paylaşmak istedim. umarım beğenirsiniz.. sağlıcakla kalın..






(+)





(+)





(+)





(+)





(+)




Ahmet1

12 yıl önce - Cmt 15 Ekm 2005, 19:33

Güzelyali nin Iskeleden görünüsü





(+)


ALİ ÖZER

12 yıl önce - Cmt 15 Ekm 2005, 22:23

Bildiğim kadarıyla burada denize girmek pek sağlıklı değil..
kolibasilin en yüksek çıktığı yerlerden birisi olarak biliyorum..
bende bir Bursalı olarak ara sıra Mudanya ya bi hava almaya gelirim..
çünkü denizi çok seviyorum..ve en önemlisi merkezde 20-25 dk alıyor..buda en büyük cazibesi zaten..



mehsaatci
12 yıl önce - Cmt 15 Ekm 2005, 23:41

herkese merhaba,
wowturkey'e biraz önce kaydoldum, daha doğrusu en son konular başlığı altında Güzelyalı başlığını görünce bu konu da bir şeyleri sizlerle paylaşmak gereğini hissettiğimden kaydolmak ve bugün gördüğünüz güzelyalının otuz sene önceki halini yaşamış birisi olarak bir kaç harf tıklamayı görev bildim.

bursa'dan "burgaz, burgaz, kalkıyor" nidaları ile kalkan dolmuşlar ile büyüdüğümden, güzelyalı ismine nedense hiç ısınamamışımdır. benim için orası burgaz. en azından ben öyle bildim ve o zamanlarda da öyle bilinirdi. kim nasıl, ne zaman güzelyalı ismini yerleştirdi, bilmiyorum. o yüzden güzelyalı yerine burgaz ile hitap etmemden dolayı beni lütfen garipsemeyin.

90 yıllarında bir ara işimin düştüğü burgaz'ın yolu bugünkü gibi çift şerit değil, keskin virajları, yokuşları ve iki yanda genellikle zeytin, ara sırada incir ağaçları olan bir yoldu. tepeye varıldığında bir virajı döndüğünüzde yukarıdan masmavi denizi görürdünüz. o deniz görüntüsü bizim gibi kışın bütün isini, soğunu ve kasvetini çekmiş ankara'lılar için öyle muhteşemdi ki, eski vosvos minibüs görüntüsünde olan ve çocukların genellikle içeride bulunan motor kapağı üzerine, ayakta gitmediklerine şükrederek tünedikleri yolculuğun tüm sıkıntısını alıp götürürdü. burgazın eskiden tek bir girişi vardı ve biz orada iner, yolun karşısındaki rahmetli dedemin otuz zeytin ağacının olduğu arsaya pikniğe ve denize girmeye giderdik. net olarak hatırladığım, iki zeytin ağacı arasına keten ipten yapılan, iki ipin arasına sarıldığında üzerine binenin ağırlığı ile bozulmayan ve sadece bu iş için onca yoldan taşınan yer yolluğu ile yapılan salıncak.

tam hatırlamıyorum ama, 70'li yılların sonuydu galiba, arsa komik bir bedel ile istimlak edildi. burgaz'ın girişi genişletilildi ve biz bizim arsa üzerinden burgaz'a gider gelir olduk. belki de belediye'nin yaptırdığı zeytin ağacı, martı ve yunus ile sembolize edilen heykel, bizim arsanın üzerinde, kim bilir. belki de, kırgınlığım, özlememem ya da burgaz'ın haberi bile olmayan küskünlüğüm buradan kaynaklanmaktadır. ancak, martıları hatırlıyorum da, yunusu hiç hatırlamıyorum.  

benim kadar yaşı olanlar bilir, burgaz'ın yolu içeridendi, yani denizin yanından, sahilden giderdi. başka bir havası vardı. o sahil yolu özlediğiniz, yanıp tutuştuğunuz burgaz'a varmaktı. camınızı açıp, dünya literatürüne geçmiş havasını içinize çekmekti. o zamanlar yolun sonunda bir çay bahçesi vardı, bursa'ya giden minibüsler buradan kalkardı. arsa elden gittikten sonra bir çok kez burada tam bir gün geçirmeye başlamıştık, tabi ki salıncaksız. bir de yine oralarda bir fırın vardı. fırıncı haftasonu sabahları minibüsten inenlerin ellerinde yoldan alınmış ekmekleri gördükçe çıldırırdı. o ekmekler ki, sanıyorum her minibüs şöförünün garipsemeden renault'yu geçtikten sonra, adını hatırlayamadığım köyün içinde sağa çekip, karşı tarafa geçenlerin dönmesini beklemesine yol açmıştır.  

bir de motel vardı, köksal diyeceğim geliyor ama emin değilim, deniz kıyısında, tek oteldi. bir kaç gece kalmıştık, sivrisineğin bu derece sinir ve bir o kadar da akıllı bir yaratık olduğunu ben orada öğrendim. bir de havuz vardı, hiç girmediğim.

bir kaç kez gittiğimiz, fırını geçtikten sonra denize eksi bir (denize sıfırdan da öte) evi olan bir tanıdık vardı. evin balkonu denize açılıyordu. balkonun altına vuran dalga sesleri inanılmazdı. o sessizlik içinde, o ahengli periyodik ses insana müthiş bir rahatlık ve huzur veriyordu. bilmem o ev hala duruyor mu?  

unutamadığım bir diğer özellik ise öğleden sonraları artan rüzgar ve denizde çıkan dalga idi. bazıları bu havanın hasta ettiğini söylese de, üstte de değindiğim gibi bu havanın iyileştirici bir etkisi olduğu savları da mevcut. tabi gönderdiğiniz resimlerden gördüğüm kadarı ile, bu derece yapılaşma, dolayısı ile bu kadar zeytin ağacının kesilmesi sonrasında havanın o eski etkisi kalmış mıdır, bilemiyorum.

düşündükçe bir çok şey, iyi ya da kötü hatırlanıyor. tekrar yazışmak üzere.
zamanınızı aldığım için af ola.

mehmet saatçıoğlu
ankara


mustafaşahin
11 yıl önce - Pts 24 Nis 2006, 12:30

güzelyalı daha önce belirtildiği gibi biraz sıkıcı deniz kenarında Hancıdan başlayıp Belediye binasının oraya kadar volta atmaktan başka pek birşey yapılmıyor.

arada mudanyaya gidiliyor.

ama bence çok güzel dinleniliyor.denizi sabah saat 11den sonra kirlendiği için kalkar kalkmaz denize giriyorsunuz 9 gibi.hemen uykunuz açılıyor.

37. sokakta bizim de evimiz var ama eskisi gibi gidemiyoruz.yılda bir iki defa gidiyoruz o da en fazla 2 gün kalmak için.dediğim gibi eğer orada yapacak bir işiniz yoksa ve de en önemli arkadaşınız yoksa çok sıkılırsınız.

ama ben çok seviyorum.



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   123 ... 585960   sonraki »
ANA SAYFA -> BURSA