1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
| AkarSulara Yapılan Hidroelektrik Santralllerini Destekliyor musunuz? |
| Evet |
 
|
53.3% |
[24] |
| Hayır |
 
|
46.7% |
[21] |
|
| Toplam Oy : 45 |
|
 |
.dilek.
14 yıl önce - Prş 19 Mar 2009, 01:22
Kastamonu Cide Loç Yöresi HES Projesi
Cide Loç Yöremize yapılması planlanan Cide Hidro Elektrik Santrali (C - HES) için Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki ve Değerlendirme (ÇED) heyetinin "baraj yapılabilir" onayı vermemesi için Loç Yöresi Halkı olarak girdiğimiz "haklı" mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.
Cide Loç Yöresi Halkından gelen tepkiler üzerine, 16.03.2009 tarihinde Loç Yöresi Merkezi’nde Cide HES projesinin yapımını üstlenen ORYA Enerji Elektrik Üretim A.Ş. tarafından bir toplantı düzenlendi. Toplantıya Çevresel Etki ve Değerlendirme (ÇED) raporunu hazırlayan Selin İnşaat Turizm Müşavirlik San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin yetkilileri, Kastamonu Cide Loç Yöresi ve Çevre Köyleri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, Bartın Üniversitesi Orman Mühendisliği Fakültesi Öğretim Görevlileri, Kastamonu Milli Parklar Genel Müdürü, WWF Doğal Hayatı Koruma Vakfi temsilcisi; Cide İl Genel Meclis Üyesi Uğur Gürsoy, Cide Akbayır Köyü Derneği, Cide Gökçeler Köyü Derneği, Yöre Halkı ve Yerel Basın Mensupları katıldı.
Cide HES Projesi’nin doğal hayata vereceği zararlar tartışıldı. Sivil Toplum Kuruluşları, Akademisyenler ve LoçDer Yöneticileri baraj yapımına neden karşı olduklarını şu maddelerle dile getirdiler:
1-Bölge Valla kanyonu sebebiyle 20 Temmuz 2000 yılında milli park olarak koruma altına alınmışken, bu proje doğayı ve milli parkı tahrip etmektedir.Zira proje Valla Kanyonu ile Karakadı-Malyas Kanyonu arasında kalan Loç Vadisinde yapılmak istenmektedir.
2-Cide Hes Projesi uygulanmak istendiğinden 210.000 metrekare alandaki ağaçlar kesilecektir Loç Yöresinde çok değerli kestane,kayın,göknar,çınar gibi ağaçlar bulunmaktadır.
3-Su altında kalacak coğrafyanın jelojik yapısı karstiktir. Yani taş dokusu süngerimsi yapıdadır. Set yapıldığında gölün su tutmayacağ, sünger yapıdan suyun kaçacağı öngörülmektedir. Su kaçmaması için bu yapıya beton enjekte edilecektir. Buda yeraltı su kanallarını tıkayacaktır.Tıkanma sonucu yer altı sularının çıkış noktalarında var olan doğal hayat susuz kalacaktır. Birçok kaynak suyu kuruyacaktır.
4- İki sıra halinde yaklaşık 4500 metre toplam 9.000 metre olarak döşenmesi düşünen 3,55 metrelik çelik borular bir Çin Seddi gibi doğal hayattaki canlı geçişine engel olacaktır. Su havzasına inemeyen yırtıcı hayvan türleri köylere yönelmek zorunda kalacaktır. Yırtıcı olmayan karaca gibi nadir ve koruma altında olan canlılarda yöreyi terk edecektir.
5-Yine bu boruların geçtiği bazı araziler Çed raporunda I.derecede kıymetli tarım arazisi olarak gözükmektedir. Bölge bakirliğini koruduğundan eko tarım yapılabilecek tarlalar istimlak inşaat arazisi haline dönüşecektir.
6-Bölgede ses kirliliği sıfır desibeldir. Şantiye olması halinde Loç Vadisine çok büyük çaplı iş makinaları gelecektir Aynı zamanda Cide Hes içersinde taş kırma ocağı tesisi de yer almaktadır. Tüm bu faaliyetler sonucu çok büyük bir ses çevre kirliliği ortaya çıkacaktır. Gerek bölgede yaşayan yöre halkı ile canlıları ve doğal hayatı olumsuz yönde etkileyecektir.
7-Cide Hes içinde yer alan beton santrali için çed raporunda birtakım kimyasalların kullanılacağı yazmaktadır. Özellikle Mikserlerin temizliği Devrekani Çayından alınacak su ile yapılacaktır. Firma temizlik esnasında konuya hassas davranacağını beyan etse de, bir işçinin temizleyeceği bu makinaların kimyasal artıkları çaya karışacaktır. Zehirli ve kansorejen madde olan bu madde (melamin) Devrekani çayını içme suyu olarak kullanan Gökçeler Köyü ve Cide İlçesi yaşayanlarını zaman içersinde zehirleyecektir. Cide İlçesinin yaz aylarında 40.000 nufusa ulaştığı düşünülürse olayın dehşeti daha iyi anlaşılacaktır.
8-Şantiye sahasına davet edilen Cide İlçesi dışından gelen 200 işçi ile bölgede yaşayan halk arasında 3-5 sene sürecek çalışma sırasında kültür yozlaşması meydana gelecektir.
9-Herşeye rağmen Cide Hes tamamlanırsa benzer regülatörlerin dünyadaki yaşam ömrü 30-35 senedir. Devrekani çayının karstik ve çabuk çözünen bir yol izlediği düşünülürse baraj gölü çok daha çabuk taş,alivyon vb.malzemelerle ile dolacaktır. Devrekani Çayının genel yapısı itibarı ile tahminen baraj 10-15 sene içersine dolacak, işletme özelliği ortadan kalktığından yap,işlet,devret olan proje yap-işlet- terk et haline gelecektir. Geriye ise 100 yılda bile eski haline gelemeyen bir bataklık kalacaktır. Valla Kanyonu özelliğini kaybedecektir.
10-Loç Yöresi ve çevresi milli park olduğundan daha yeni filizlenen eko truzim imkanı ortadan kalkacaktır.
11-Yine firmanın beyan ettiği bilgiye göre yaz aylarında suyun debisi düşük olduğundan elde edilebilecek enerji sadece dört saattir. Dört saat sonra türübünleri çevirebilecek su gücü kalmayacaktır. Bu kadar mahsurundan sonra sözüm ona 21 megawatt olan bu santral ideal çıkış gücüne hiçbir zaman ulaşamayacaktır.
ÇED’in bu tepkiler sonucunda hazırladığı raporu en geç 30 gün içinde açıklaması bekleniyor. Çevre Bakanlığı’nın raporu “HAKLI” bulması halinde proje iptal edilecektir. Tam tersi bir durum olursa, Loç Yöresi Hakkını yargıda arayacaktır.
Yapılması düşünülen baraj alanı...
(+)
(+)
Yöre Halkı firma yetkililerini toplantı sonrası şu sözlerle uğurladı.
''Bundan sonra buraya misafir olarak, doğa gezilerine katılmak için gelin. Başımızın üstünde yeriniz var, ancak baraj yapmaya asla gelmeyin''
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=44380
Küresel ısınmanın her geçen gün biraz daha artması, su sıkıntısına ve kuraklığa yol açıyor. Yeşil alanlarımız git gide yok oluyor. Suyun olduğu yerde hayat vardır, hayatın olduğu yerde de su... Bir düşünün, yıllar öncesinde atalarımız neden Loç Yöresi'ne yerleştiler. Çünkü su vardı, insanlar yerleşim yerlerini hep suya yakın yerlere kurmuşlardır.
Ve bugüne geldiğimizde "SU" yun, "DOĞA"nın değerini bilmeyen, gelecek kuşaklara "ÇÖL" bir dünya hazırlayan projeler var. İşte bunlardan biri de Cide HES projesi... Tamamen yeraltı su kaynaklarımızı yok etmek için hazırlanmış bir proje ve hayata geçirildiği takdirde 30-40 yıl sonra Loç Yöresi'nin ortasından akan çayı ve çevresinin bir kısmını bataklığa bir kısmını da kuraklığa çevirecek olan yokedici bir proje... Kuşları, kelebekleri, tüm yabani hayvanları ya ölüme ya da sürgüne gönderecek, çeşitli ağaçların yok olmasına neden olacak bir proje... Bu bir doğa katlima değil de nedir? Benim güzel ülkemin, güzel memleketimin değeri 30-40 yıla sığdırılacak kadar değersiz mi?
Artık su kaynaklarımıza dokunmasınlar ve ellerini çeksinler. Daha yenilenebilir enerji üretim alternatifleri varken ısrarla su kaynaklarına yönelinmesindeki anlamsızlığı anlayamıyorum. Karadeniz bölgesi rüzgar enerjisi için en elverişli bölgelerden biriyken ve daha çevreciyken neden bu alternatifler değerlendirilmiyor... Ne kadar da meraklıyız sınırlı kaynaklarımızı ısrarla tüketmeye, yok etmeye...
Enerjide dışa bağımlılığımızı böyle küçük akarsulara hidroelektrik santral yaparak gidermemiz imkansız. Damlaya damlaya göl olur misali böyle küçük akarsulara santral yaparak enerji ihtiyacımızı karşılayabileceğimiz düşüncesi doğal yaşamı altüst etmekte... Tarım alanları su altında kalabiliyor, yerleşim yerleri boşaltılmak zorunda kalınıyor...
Siz de küçükakarsulara yapılan santraller için ne düşünüyorsunuz?. Bir çok HES projesi ya yargıya intikal etmiş durumda ya da Çevre Bakanlığınca iptal edilmiş durumda.. Örneğin Rize İkizdere HES projesi bildiğim kadarıyla mahkeme kararı ile durduruldu...
Cide - Loç Yöresi Çöl Olmasın, Gelecek Nesil Bu Doğal Güzellikten Mahrum Kalmasın...
|
 |
Selcuklular
14 yıl önce - Prş 19 Mar 2009, 12:31
Ne yazık ki HES'ler yapılmasın diyenlerle, "Neden hidroelektirk potansiyelimizi kullanmıyoruz" diyenler genelde aynı safta o yüzden bu tür açıklamalar pek inandırıcı
gelmiyor. Şu an topraktan daha önemli olan birşey var o da su, eğer o su tutulmazsa o zaman susuzluktan ilerde çöl olacağız.
|
 |
.dilek.
13 yıl önce - Cmt 06 Mar 2010, 17:13
CİDE LOÇ YÖRESİ BARAJA KARŞI
CİDE LOÇ YÖRESİ HES BİLGİLENDİRME TOPLANTISI
233 kişinin vekaleti ile birlikte Avukatımız Yakup Şekip OKUMUŞOĞLU tarafından Kastamonu Yüksek İdare Mahkemesinde, Çevre ve Orman Bakanlığına karşı ÇED raporuna itiraz ve yürütmeyi durdurma davası açılmıştır.
Davanın ardından 21 Şubat 2010 tarihinde Avukat Yakup Şekip OKUMUŞOĞLU’nun önderliğinde KASDER’de (Kastamonu Dernekler Federasyonu) bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Toplantıda; Baraj yapımı sırasında çevrede oluşacak tahribatlar çeşitli sunumlarla gösterildi ve dava süreci hakkında bilgi verildi.
OKUMUŞOĞLU: “Baraj yapımı için firmalara ihale yolunun açıldığını ve en çok teklifi sunana projenin verildiğini, suyun sahipleri belli olduktan sonra 49 yıllığına DSİ Su Kullanım Anlaşması yapıldığını” ifade etti.
“Bir yerin kullanımı 49 yıllığına bir başkasına veriliyorsa, bunun bazı çevrelerce özelleştirme kapsamında değerlendirildiğini; devlettin de bunun özelleştirme olduğunu kabul etmeyip, sadece suyun kullanımını kiraladığını söylediğini ve bu tartışmaların da devam edip gittiğini” belirtti.
Baraj Yapımı Sırasında Oluşan Zararlar
“Bir çok yerde cebri boruyu inşa ederken eğimin çok fazla olduğunu ve bu cebri boruyu çok sağlam bir şekilde yerleştirmek gerektiğinden ciddi bir hafriyat kazısı yapılmak zorunda kalındığını, sağlam zemini elde edebilmek için de ciddi bir kazı gerektiğini, kazı sırasında da çok fazla hafriyat çıktığını, onların da ya taşındığını ya da olduğu gibi bırakıldığını, kazı işlerinin büyük makinelerle yapıldığı için yüzey toprağının tamamen sıyrılıp yok edildiğini, hafriyatların, çimento atıklarının v.s. temiz suya karıştığını ve suda yaşayan canlıların ölümlerine neden olduğunu, ÇED raporlarında hafriyatın çevreye vereceği zararın ve nereye atılacağının yazılmadığını, eğer ki hafriyat dere yatağına dökülmüş ise, şikayet edilse dahi firmanın küçük bir idari ceza ile kurtulabildiğini, hafriyatları taşımak firmalar açısından maliyetli olduğundan hiçbir firmanın taşımadığını, kesilen ağaçların miktarının hiçbir zaman gerçeği yansıtmadığını,ÇED raporunun çok sınırlı bir alan içerisinde yapıldığını, tüm vadiye bakıldığında bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini” vurguladı.
“Loç Yöresi’ne hem baraj tipi hidroelektrik santrali hem de nehir tipi hidroelektrik santralinin yapılacağını, bunun için de 425 bin metrekare alanda su tutulmaya çalışılacağını, 36 metre yüksekliğinde bir bent yapılacağını, metan gazının oluşmaması için 425 m² alanda ağaç, çimen ne varsa hepsinin yok edileceğini, suyun kalitesinde ciddi bir şekilde düşüş olacağını, yeteri kadar su bırakılsa dahi artık o derede canlı yaşamın olmayacağını, derelerde yemlerin akıntıyla taşındığını, bu yemlerin derenin kendi içerisinde bir tür böcek olduğunu ve bu böceklerin akıntının olduğu taşların altında durduğunu ve balıkların daha çok bunlardan beslendiğini, baraj yapıldığında akıntı oluşmayacağından böcek yapısının ortadan kalkacağını” dile getirdi.
“Türkiye’de üretilen elektriğin %22’nin kayıp ve kaçak olduğunu, elektrik dağıtım hatlarının devlette değil, yatırımcılara ait olduğunu, yatırımcıların kayıp kaçağı engellemek için ceplerinden para harcayacakları için sorunun üzerine gitmeyip yeni bir hidroelektrik santrali kurduğunu da” sözlerine ekledi.
Yürütmeyi Durdurma
“Türkiye’de İdare Mahkemelerin genellikle böyle kapsamlı ve uzmanlık isteyen bir konuda avukatların söylediğine bakarak yürütmeyi durdurma kararı vermediklerini; önce bilirkişi incelemesinin yapılmasını, raporun neticesinde faaliyetin çevreye zararlı olup olmayacağının tespitine varıldıktan sonra yürütmeyi durdurma kararını vermeyi tercih ettiklerini” söyledi.
Davanın Yüksek İdare Mahkemesine açıldığını, Yüksek İdare Mahkemesi’nin tecrübe sahibi olduğundan bilirkişi incelemesinden önce yürütmeyi durdurma kararı verebileceğinden zaman kazanılacağını da ekledi.
“Yürütmeyi Durdurma davasının bir karara bağlanacağını, Savunmanın Çevre ve Orman Bakanlığı’na gideceğini, Mahkemenin Bilirkişi Heyeti’ni saptayıp; bu heyete itirazınız var mı yok mu diye soracağını, belirlenen bir tarihte yörede bir keşif yapılacağını, Hakimlerin, Bilirkişilerin, Şirketin, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ve Yöre Halkının katılımıyla bölgenin değerlendirilmesinin yapılacağını, 1-1,5 ay içinde raporların neticesine göre olumlu ya da olumsuz Mahkeme tarafından bir karar verileceğini, Yürütmeyi durdurma kararının; davayı kazandık veya kaybettik anlamında değil, bir “ara karar” olarak yorumlanması gerektiğini “ vurguladı.
Sayın OKUMUŞOĞLU Merak Edilen Soruların Cevaplarını da Yanıtladı:
Şirketin Bize Dava Açma Hakkı Var mıdır
OKUMUŞOĞLU: “Her insanın sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı vardır. Bizler yörenize yapılacak olan barajın bu dengeyi bozacağını iddia ediyoruz ve bu hakkımızın korunmasını istiyoruz. Davayı Çevre ve Orman Bakanlığı’na açıyoruz, firmaya dava açmış değiliz. Firma, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın yanında ona yardımcı pozisyonda davaya “müdahil” olarak giriyor. Bizim davamız ÇOB’a karşı yürüyor ve yapmış olduğu faaliyetin hukuka uygun veya uygun olmadığını ortaya çıkartacak bir sonuç alacağız. Eğer ÇOB’nın işlevi hukuka uygunsa bizim talebimizi red edecekler, eğer hukuka aykırıysa davayı biz kazanacağız.
İlgili firma dava açsa dahi mahkeme tarafından red olunur.
Eğer ki firmayı kötüleyici haberler yapılır, firmanın imajını zedeleyecek bir durum söz konusu olursa, firma tarafından “tazminat davası” açılabilir”.
Arazi Satın Alımları
“Proje alanının EPDK tarafından kamulaştırıldığını, Kamulaştırma işlemlerinin 3-5 ay gibi bir süreci kapsadığı için ilgili firmanın toprak satın alımlarına gittiğini ve proje sahasının mülkiyetini ele geçirmek için yoğun çaba harcadığını” dile getirdi.
Baraja Karşı Eylem Planı
“Ben hukuki mücadelemi yürütürken, siz de “Sivil Toplum” olarak bir mücadele yürüteceksiniz. Hukuk belirli bir noktaya kadar sahip çıkabilir, bu davaya sahip çıkmalısınız ki davayı kazanabilme şansımız artsın. Mahkeme bu tür davalarda karar verirken kamu yararı arar. Elektrik santrali kurmakda kamu yararı yok mudur? Vardır. Her idari işlemde olması gerektiği gibi kamu yararını Mahkeme tartışacak. Mahkeme tartışırsa soru işareti arar. Bu santralde kamu yararı var, geri kalan işlemler de hukuka uygun, ses de çıkmıyor deyip karar verip geçebilir. Sivil Toplum olarak sesinizi yükseltirseniz o zaman şöyle düşünürler: Kamu yararı var ama “Üstün Kamu Yararı” nerede sorusunu irdelerler.
Gerekirse meydanlara ineceksiniz, Loç Yöresi’nde de miting yapacaksınız, Kastamonu’ya da gideceksiniz… Yaparsınız yapmazsını bu sizin elinizde”.
“Dünyada 83 milyon canlının var olduğunu ve insanların sadece bunlardan 1 tanesi olduğunu, karar verirken sadece bireysel açından çıkarları göz önünde bulundurarak değil ayrıca tüm gezegeni düşünerek bir karar verilmesi gerektiğini” vurguladı.
“Eskiden daha rahat nefes alırken baraj yapıldıktan sonra daha nemli bir ortam oluşacağını, bölgemizin heyelan alanı olduğunu ve atılan dinamitlerin zarar verebileceğini” söyledi.
“Loç Yöresi’nin kültürel bir yanının olduğunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun gelip bölgemizi incelemesinin faydalı olacağını” belirtti.
Kamulaştırma
OKUMUŞOĞLU: “Acele kamulaştırılmaya başlanırsa size bir tebligat gelecek. Tebligatın içeriğinde EPDK’nın kararı, uzlaşma talepleri olacak. Uzlaşma konuşmalarına gidebilirsiniz, size bir rakam vereceklerdir, o rakamı ya kabul edersiniz ya da etmezsiniz. Kabul ederseniz sizden bir imza alırlar, o imzayla birlikte tabudan paranızı öderler. İmza vermezseniz mahkeme yoluna başvurmak zorunda kalırlar. Sonrasında Mahkemeden size bir tebligat gönderecekler, 30 gün içinde yargıya başvurabileceğinizi bildirecekler, idari yargıya başvurduğunuz zaman EPDK’nın verdiği “Kamulaştırma Kararının İptali" için dava açılması gerekir”.
Ve Son Olarak Diyoruz ki “Su Boşa Akmaz”
Loç Vadisi Haber (Dilek Demirtop)
http://locyoresinedokunma.com/
Baraj yapılması durumunda bu güzelliğin yerini beton yığınlar alacak. Bölgemiz Kanyonlarıyla, doğal güzellikleriyle, Mağaralarıyla henüz keşgefedilmemiş bir yer.
(+)
(+)
(+)
(+)
CNNTURK'ÜN Haberi
http://video.cnnturk.com/2009/haber/8/11/milli-pa ...es-projesi
|
 |
reşitözen
13 yıl önce - Cmt 06 Mar 2010, 23:28
Aynı dert Artvin'de Fırtına Vadisinde yaşanıyor !
|
 |
fatih civelek
13 yıl önce - Cmt 06 Mar 2010, 23:32
| Alıntı: |
| Aynı dert Artvin'de Fırtına Vadisinde yaşanıyor ! |
Rizeli olduğum için konuyla pek ilgiliyim. Fırtına Vadisi Rize'de. Aynı dert çamlıhemşin ilçesinde yaşanıyor demek doğru olur. Artvin'de HES barajları zaten ilerlemiş durumda. Orası da çoruh nehri vadisi oluyor.
Saygılar
fatih civelek
|
 |
reşitözen
13 yıl önce - Cmt 06 Mar 2010, 23:42
Sayın Fatih Civelek ! Haklısınız ! Karıştırdım, kusura bakmayın !
|
 |
ege zeybek
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 00:07
Güzelim doğayı katlediyorlar. Gelecek nesillerimizi düşünen yok
|
 |
raufkibar
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 00:07
Hiç kimse çevresinin doğasının bozulmasını istemez ,muhakkak kimse hakkından feragat te etmez ,buda doğal hiç kimse elindeki olanaklarından da vaz geçmek istemez ,
Lakin bu ülkeyede enerji gerekiyor ve bunun gereğide su ve su olan yerdede tabiat ın en cenlı ve güzel olduğu yerler, teknoloji gereği tabiat bitiyor bu gerçeğide insanlar kabul etmek istemiyor lakin teknolojiyode isteyen insanlar ve o insanlar benden alma başkasından al ,ya sonra.
Bana ver,
İşte olay burada kopuyor.kimse vermiyor fakat herkez istiyor. vede herkes haklı.
|
 |
Mustafa Mert07
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 00:16
Nükleer kesinlikle olmasın, hidroelektrik santralleri olmasın, kömür kullanmayalım hava kirleniyor, elektriğe çok zam geldi böyle hükümet olmaz olsun.
Bir çelişki var ama nerede çözemiyorum...
|
 |
Tuna Yersu
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 00:29
Nükleer olabilir bence ama o kadar güzel yerlerde planlanıyor ki insan isyan ediyor.. Nükleer santralin yapılacağı yerde doğa yokolacak ve bir daha asla geri gelmeyecek.. Alternatif doğa dostu enerji çözümleri kesinlikle bulunabilir.. Doğa öyle birşey ki yaşamak için vazgeçilmezimiz, hava gibi, su gibi.. Cide dünyanın en güzel yerlerinden, doğası nefis.. Buraların kesinlikle bozulmaması lazım, gelecek nesillere aktarmamız lazım..
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|