Emir büyük yerden geldiği için onbeş gün önce Kurtuluş Son Durak isimli Türk filmine gittik. Malesef vasat bir filmdi. Yinede konusuz Amerikan filmlerinin ortalığı sardığı dönemde seyrediliyordu. Konu daha iyi işlenebilirmiş ama ne diyeyim. Benim gözümle 10 üzerinden 6 aldı bu film
Elestirmenler yere göge sigdiramiyorlar bu filmi, ama beni hic sarmadi, Ryan Gossling pek uyuz cok az konusuyor, Clint Eastwood da yeri gelir az konusurdu ama filmi götürmeyi basarirdi.
Diger film
Apollo 18 (2011)
Puanim: 5/10
Film baslarken altyazida, "bu filmde yer alan görüntünler orijinal cekimlerdir, bu görüntüler www.lunartruth.org isimli siteden indirilmistir, bu materyal 84 saat orijinali kesip film haline getirdik" diyor. Külliyen yalan, cünkü apollo 18 diye bir ay misyonu yok, hep uydurma, ama böyle birsey varmis cok gizliymis inanilmaz görüntüler varmis diye dikkat cekmeyi amaclamis acikgözler.
Son derece uyuz sıkıcı bir film.
Simdi Cold fish seyredecegim insallah onda hayal kirikligina ugramam, beklentim cok yüksek.
En son Süreyya Kazanciogullari tarafından Pzr 19 Şub 2012, 16:54 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Hint Yapımı bir film, 3 saatlik harika bir macera, mühendislik okuyan öğrencilerin hayatını anlatan, gayet zekice kurgulanmış.
Filmde kahkahalarla gülerken kendinizi bir anda gözleri dolmuş buluyorsunuz..
Filmin Adı : Kim'in Adası / Kimssi Pyoryugi/ Castaway On the Moon
Yapım Yılı : 2009
Yönetmen : Hae jun-Lee
Oyuncular : Jae yeong-jeong, Ryeo- wun jeong.
imdb Puanı : 7,9 /10 (1107 oylama sonucu) .
Beklentilerimin çok ötesinde bir çıkan bir film.
O basit öyküsüyle ne kadar çok şey anlattığını yazmaya kalkmak kolay olmayacak.
Filme Benim Notum: 8.5 tavsiye eden Arkadaşa Teşekkürler...
"Kimse olmadığı zaman yalnızlık da hissedilmez."
Alıntı:
Filmin Konusu:
Borçlar, terkedilmiş olmak, işsiz kalmak… Kime sorsan aklına intihar gelir ister istemez. Kim seong-geun’ un da aklına gelen kesin çözümdür ölüm. Hele aldığı 70 bin dolar kredinin 200 bin dolar borca dönüştüğünü duyunca kesin kararını vermiş olur, ve Boğaz köprüsünden atlamak misali bırakır kendini köprüden nehre. Fakat beklediği gibi gitmez işler. Sular onu şehrin tam merkezinde, ama şehirden tam manasıyla “ıssız” ve “izole” bir adada bulur kendini,üstelik en büyük korkusu “yüzmek” de engeller kurtuluşunu. Ölmeyi bile becerememiştir, yüzmeyi beceremediği gibi anlayacağınız. İlk anlarda birilerini ulaşmaya çalışsa da sonradan kafasına “dank” eder durum; şehirde onu özleyecek kim vardır ki?
Böylece aylar sürecek ada yaşamı da başlamış olur. Bu arada Kim Jung Yeul adında bir genç kız arz-ı endam eder filme. Kendini odasına “hapsetmiş”, sanal dünyada var olma endişesinden başka bir amacı olmayan genç kızdır. Odasından dışarı çıkmayan, perdesini bile nadiren açan katı bir düzen kurmuştur kendine, zaman zaman Ay fotoğrafı çekmek için pencere başında oturmasını saymazsak. Bir gün objektifine bizim ıssız adam takılır, ve adadaki adamı gözetlemeye başlar. Sonunda garip bir iletişim yolu geliştirir, tüm korkularını yenerek. Böylece biz de kalabalıktan kendi isteğiyle soyutlanmış iki karakterin kesişen hikayesine kaptırırız kendimizi.
Kalabalıklar içinde kendini yalnız hisseden insanların birbirini bulma hikayesine ortak olacaklar. Issız bir adada tek motivasyonu,tek “umudu” adada bulduğu boş bir paket üstündeki resimle fark ettiği “börülce soslu erişte”yi yapabilmek olan bir adamla bu adamı fark edip tüm korkularının üstüne gitmeye başlayan asosyal genç kızın hikayesinden daha ilginç kaç film izlediniz son zamanlarda? Sırf bu konu için bile bir şansı hak eden bir film “Kimssi pyoryugi”.
Muhtemelen okuyanların ilk kez öğrendiği bir film olacak “Kimssi Pyoryugi” . Fakat biraz merak edip izleyen olursa, yüzlerce benzer filmin dışında çok “başka”, çok “eğlenceli” ve çok “düşündürücü” bir film izlemiş olacaklar. Dilerim izleme şansına sahip olursunuz bu “saklı hazine”yi. İyi seyirler dilerim.
Drive - Sürücü
Şu sıralar sinemalarda oynayan Drive - Sürücü'nün dvd rip'i internetde var.Filmi izledim ve çok beğendim.Cannes film festivalinde en iyi yönetmen ödülü aldı Drive. Çeşitli sinema festivallerinde 39 ödül ve 56 adaylığı var ve ayrıca Oskar'a da aday olmuş.
Filmin başrolündeki genç oyuncu Ryan Gosling asosyal ve neredeyse sorunlu bir karakteri canlandırıyor.Fazla konuşmasına gerek yok çünkü kendisi sapa saran işleri konuşmadan hallediyor.
Son olarak filmin girişinde ve içinde 80'ler havası kokan müzikler çaldı.Puanım 10 üzerinden 8
Driver fena film değil de, başroldeki arkadaş (Ryan Gosling) film boyunca herkese öyle mal mal bakıyor ki. Mimikleri alınmış gibi. Sinir bozucu bir durum.