Büyük santrallerde emisyon kontrolünün daha kolay olduğunu düşünüyorum, modern kömür santrallerinin teknolojilerini takip etmek gerekir. Ülkemizde kömür de kullanılması gereken bir potansiyeldir, bu potansiyelin de daha fazla kullanılması gerekir. Bütün mesele modern kömür santrallerini en uygun bölgelere kurabilmektir. Elektrik üretimi birçok kaynaktan yapılıyor, rüzgar, hidroelektrik ve nükleer santralleri de unutmamak gerekir, karbon salınımı yapmadan da elektrik üretilebiliyor. Ayrıca içten yanmalı motorlar kullanıldığında sokaklara ve caddelere yani insanların suratına eksoz dumanı püskürtülüyor.
Beylikdüzü devreye girerse 20 metrelik araçlarla yolcu talebi karşılamakta zorluk yaşanacaktır. Bu hat açılırsa yaklaşık 200 bin ek yolcu gelecek. Onun için bu yola 26 metrelik araçlar alınmalı. Phileaslar sık sık arıza yaptığı için şimdilik değerlendirme yapmamız zor.
Başından beri diyorum bu hatta çift körüklü şart diye.Philisia fiyasko oldu boşverin.Tetkik etmemiz gereken Volvo ve Vanhool var.Birde dediğim gibi 5 yerli üreticiye teklif götürülür.
Alıntı:
Büyük santrallerde emisyon kontrolünün daha kolay olduğunu düşünüyorum, modern kömür santrallerinin teknolojilerini takip etmek gerekir. Ülkemizde kömür de kullanılması gereken bir potansiyeldir, bu potansiyelin de daha fazla kullanılması gerekir. Bütün mesele modern kömür santrallerini en uygun bölgelere kurabilmektir
Buda çok doğru maalesef şu an elektriğin %60-65'i tabi gazdan elde ediliyor.Halbuki yeterli kömürümüz var bizim.Zaten Dünya kömüre dönecek çünkü bilinen kaynaklara göre petrol ortadoğu hariç 50 yıl,tabi gaz 80yıl ve kömüre 240 yıl ömür biçiliyor.Yani rezerv açısından daha çok.
Acilen bu husus ve nükleer santral kurulumu üstüne çalışılmalıdır.Rüzgar,güneş v.s gibi alternatif kaynaklarda destekleyici olur.İtalya bile 1986 sonrası askıya aldığı nükleer santrale dönme kararı aldı.
Önceki gün 34A'da çok sayıda Citaro görmüştüm, dün de peş peşe Phileas'lar geçti, söğütlüçeşme'den 8E ile geçerken peşpeşe 4 tane phileas'ı sefer sırasında gördüm, gözlerim yaşardı Tabi olayın iç yüzü farklı olabilir, belki de aradaki Capacity'ler sollayıp geçtiği için peşpeşe düştüler
O değil de, İETT, yıllar önce İETT'nin mail listelerine üye olurken kullandığım mail adreslerimi bu vesile ile tekrar hatırlamış. Hat güzergah duyurularına belki 2004 yılında üye olduğum mail adresime ilk önce spam mail gibi html tagları metnin içine karışmış bir metrobüs duyurusu gelmiş, sonra da hat ve güzergah duyuruları bu uzun aradan sonra mail adresime akmaya başlamış. Demek ki metrobüs tartışması İETT'yi öyle bir duruma getirdi ki, birileri kaç yıllık arşivden mail adreslerini çıkarttırıp hepsine açıklama göndererek ulaşılabilecek en fazla sayıda insana ulaşmaya çalıştı. "Ba'de harabi'l-Basra neye yarar" (Basra harap olduktan sonra neye yarar) derler ki, bu duruma çok uygun...
İETT'yi ve diğer kurumları sürekli eleştirdiğimiz konu çoğu şeyin bilgisinin halka zamanında ve doğru şekilde ulaştırılamamasıdır. Genel Müdür Mehmet ÖZTÜRK basının halkı yanılttığını iddia ediyor. Başkan %100 haklı bile olsa basının halkı yanıltmasına sebep olan şey, halkın ve basının ortalıktaki ilk ağızdan bilgi yetersizliği nedeni ile fısıltı gazetesine itibar etmesidir ki bunun da sorumlusu idarenin kendisidir. Burada biz ulaşım sevdalıları olarak bazen en ufak bir söylentiyi bile başlık haline getirip günlerce tartışıyoruz. Sağolsunlar metrobüs hattında çalışan teknik personelden de, İETT personelinden de sitemize üye olup bilgi ve düşüncelerini bizlerle paylaşan, tahminlerimizin doğruluğu / yanlışlığı konusunda bize fikir veren arkadaşlarımız da var. Yetki ve sorumluluk sahibi bir kişi de çıkıp, burada en ufak bir konunun bile öngörülüp çözümlenmeye çalışıldığını görüp "halk bunlara kafa yoruyor, bu konuları konuşuyor, merak ediyor demek ki" diyerek resmi ağızdan bir basın açıklaması, bir kamuoyu duyurusu yapmaz mı ? Yapmıyor.
Aslında wowturkey sitesi ulaşım kurumları için halkın ve kurumun kendi personelinin olaylara nasıl baktığını, olayın arka yüzünü nasıl gördüğünü, fotoğrafa hangi açıdan baktığını ilk ağızdan öğrenebilecekleri, anlayabilecekleri benzersiz bir ortam. Basında oluşan bilgi kirliliği de zaten büyük ölçüde buradaki yazılanların taraflı gözle filtrelenmesiyle oluşturuluyor (örnek). Basın buradaki tartışmaları kendine göre kullanmayı bilirken resmi kurumlar da halkın ve kendi personelinin düşüncelerini tesbit edip konu ile ilgili yanlış anlaşılmaları basın bültenleri ile en baştan gidermiyorlarsa bilgi kirliliğinden şikâyet etmeleri abesle iştigâlden öteye gitmez.
İBB Başkanı Kadir Topbaş, İETT Genel Müdürlüğü görevinin Mehmet Öztürk tarafından vekaleten yürütüldüğünü belirterek, henüz bir genel müdür ataması yapılmadığını söyledi.
Topbaş, İstanbul'un fethinin 556. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Zeytinburnu Belediyesince verilen Fetih Resepsiyonu'nda basın mensuplarının İETT Genel Müdür Vekili Mehmet Öztürk'ün görevden alınacağı iddialarına ilişkin sorularını yanıtladı.
İETT'nin hizmetlerini göz ardı edenlerin ve başarısını gölgelemeye çalışanların bu tür söylemleri çıkardığını ifade eden Topbaş , "Bizim kurum içinde yaptığımız şeyler ayrı. İstanbul'a hizmet etmek için ne gerekiyorsa o yapılıyor. İETT Genel Müdürlüğümüz şu an vekaleten yürümekte. İETT Genel Müdürü atamasını yapmadık daha önce. Henüz bir genel müdür ataması yok. Genel müdürlüğe vekaleten Mehmet Öztürk devam ediyor" diye konuştu.
Topbaş, toplu ulaşımda İstanbul'da en güzel ve en büyük ölçekte hizmet veren kuruluşun İETT olduğunu belirterek, İETT'nin geçmişten bugüne kadar devamlı revizyona tabi tutularak yeni araçlarla, yeni ulaşım sistemleriyle genişletildiğini, şu anda günde 2 milyon 800 bin civarında insanı İstanbul'da taşıyan bir kurum haline geldiğini vurguladı.
Kadir Topbaş, "İETT'nin ulaşımdaki başarısını gölgelemek isteyen, özellikle metrobüsün İstanbul'a kattığını göz ardı ederek, onu kentlinin nezdinde bir zafiyet olarak göstermeye çalışanlar, şimdi de (İETT Genel Müdürü gidecek mi?), (Yönetimler değişecek mi?) gibi bir takım doğru olmayan bilgiler aktarmakta" diye konuştu.
Topbaş, Genel Müdürlük görevini götüren Öztürk'ün, kurum içinde yetişen, sistemi iyi bilen, başarılı bir yönetici olduğunu bildirdi.
Metrobüsün başarılı bir uygulama olduğunu vurgulayan Topbaş, halkın rahatlıkla kullandığı bu güzelliği, birilerinin gölgelemeye hakkı olmadığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özellikle Phileas otobüslerinin alınışında bir takım yolsuzlukları iddia edenler, (Burada kimler araya girdi) diye söyleyenler, bunun doğru olmadığını, İETT'nin Hollanda'dan Phileaslar'ı doğrudan aldığı için aracı kuruma ihtiyaç duyulmadığının bilgilendirilmesi sonucunda özür dahi dilemediler.
Bir itham ortaya atılıyorsa, arkasından bu bilgisizce, bilgiye doğrudan erişmeden bir ifadede bulunuluyorsa özür dilemek lazım. Sanki burada Türkiye'de bir takım temsilcilerle bu iş halledilmiş, aradan bir şeyler götürülmüş gibi kamuoyu yanıltmaya çalışıldı. Metrobüslerdeki sistemin uygulamalarında, kent için önemli bir aks oluşturuldu. Bir takım aksaklıkları, büyük aksaklıklar gibi aktarmak suretiyle metrobüs hattının başarısına gölge düşürmeye ç alıştılar. Çalışmaya da devam ediyorlar. Bu iddiada bulunanların, mantık ve felsefeleri İkaruslar ile ölçülebilir. Onlar İkaruslar getirmişlerdi, biz bu kente çok çağdaş, çevre dostu ve ileri teknolojili, hibrit sistemli otobüsler getirdik. Bunu algılamamaları mümkün değil."
Kadir Topbaş, yüzlerce otobüsü, doğal gazlı işler hale getirdiklerini, ayrıca dünyanın yeni nesil olarak kabul ettiği çevre dostu otobüs sistemlerini tanıttıklarını anlatarak, buna rağmen bir takım karalamaların devam edeceğine inandığını belirtti.
Günde 700 bin kişinin metrobüsü kullandığını hatırlatan Topbaş, şunları kaydetti:
"Metrobüsü daha da geliştireceğiz. Bazı aksaklıklar var gidereceğiz. Sıkıntılar tamamen ortadan kalkacak. Kullanım hatası var mutlaka. Bir takım teknolojik müdahaleler yapılmakta. Kurum olarak her zaman, yönetimlerde bulunanlarda tasarruf etme hakkımız var. Görev değişiklikleri her bir kurumda, her bir kademede olabilir. Bu tip bir adımımız şu anda yok. İleride yapacağımız bir adımı da sanki şimdiden (İETT ile ilgili bazı iddialarda bulunduk. Bunun gereği de yapıldı. Başkan İETT Genel Müdürlüğü'ne yeniden atama yap ıldı) demek gibi onlara böyle bir fırsat vermemek adına, kendi işlemlerimizde geri adım atacak değiliz. Bunlar kendilerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. İETT'de görev, atama ve değişiklik olduğu taktirde, sanki iddiaların doğruluğunun ispatı olacak gibi..."
Phileas otobüslerin, Hollanda'dan alımı sırasında "Hangi aracı kurum?" sorusunun yöneltildiğini belirten Topbaş, "Doğrudan alım yapıldı, bu nedenle aracı kurum yok. Bu nedenle bizden ve İETT'den özür dilemeleri lazım. Ama çok piş kin olduklarını biliyoruz. Asla özür dilemezler" dedi.
Sefer yapan 16-18 civarında metrobüs bulunduğunu, her hafta bir kaçının daha devreye girdiğini kaydeden Topbaş, çok yoğun yolculuk talebinden dolayı metrobüslerin şaftının değiştiğini, kısa bir zaman içinde bü tün sistemin devreye gireceğini söyledi.
Topbaş, aldıkları 50 civarındaki otobüsün sadece 36'sının kendilerine teslim edildiğini, diğerlerinin henüz gelmediğini, firmaya 60 milyon civarındaki bedelin 14 milyonunu, gecikmeden dolayı protokol gereği gecikme faizi olarak keseceklerini ilettiklerini kaydetti.
Değerli arkadaşlar, bir kimya mühendisi olarak burada araya girmek istiyorum, Doğalgaz ve benzinin de hatta mutfak tüpününde bileşeni Karbon esaslıdır, daha doğrusu tüm bu maddeler C-H-O kısmende farklı bir kaç element içerir. Tartışmalarınızda dayanaklarınız hatalı olmasın...
Yukardaki mesajımda, "Troleybüs'ün de enerjisi karbon kaynaklı yakıtlardan elde ediliyor" demiştim. Yani bu demektir ki, içten yanmalı motora sahip araçların veya hybrid motorlu araçların enerjisinin karbon kaynaklı yakıtlardan elde edimediğini söylemedim.
Alıntı:
Büyük santrallerde emisyon kontrolünün daha kolay olduğunu düşünüyorum, modern kömür santrallerinin teknolojilerini takip etmek gerekir. Ülkemizde kömür de kullanılması gereken bir potansiyeldir, bu potansiyelin de daha fazla kullanılması gerekir. Bütün mesele modern kömür santrallerini en uygun bölgelere kurabilmektir.
Büyük santrallerde emisyon kontrolü daha kolay diyorsunuz. Fosil yakıt kaynaklı enerji santrallerinde neyi ne kadar kontrol ederseniz edin, açığa çıkan karbndiyoksiti engelleyemezsiniz. Modern kömür santrallerinde sülfür diyoksit için çevrim üniteleri bulunmaktadır, ek olarak açığa çıkan küllerin havaya salınmaması için sistemler de bulunmaktadır; fakat karbondiyoksit için bir çözüm bulunmamaktadır.
Alıntı:
Elektrik üretimi birçok kaynaktan yapılıyor, rüzgar, hidroelektrik ve nükleer santralleri de unutmamak gerekir, karbon salınımı yapmadan da elektrik üretilebiliyor. Ayrıca içten yanmalı motorlar kullanıldığında sokaklara ve caddelere yani insanların suratına eksoz dumanı püskürtülüyor.
Burada mevzu bahis Türkiye olduğu için, üretilen elektriğin çoğunun kömür ve doğalgaz santrali kaynaklı olduğunu söyledim. Yoksa rüzgar santralinden elde edilecek bir enerjyi kullanacak bir troleybüs hattına kesinlikle lafım olamaz.
Enerji üretim ve iletim verimliliğine (olaya verimliliğin, çevreyi kirletmesi oranı çerçevesinde bakıyorum) baktığımızda elektrik üretiminde santral verimliliği ve iletim kayıpları göz önüne alındığında, bırakın hybrid motorlu aracı, içten yanmalı dizel motorlar daha çevreci kalır diye düşünüyorum.
Sadece kömür, yakıt olarak mazot veya benzine nazaran ürettiği enerji başına daha ucuz olduğu için kilometre başına ulaşım daha ucuza gelir. Ama daha sağlıksız olur.
Tüm bunları düşündükten sonra, hybrid motorlu araçların ne denli insan sağlığına ve yaşanabilir çeveye yönelik olduğu anlaşılabilir. Demek istediğim de daha çevreci bir ulaşımın bedelinin ucuz olması beklenemez. Bu sebepten metrobüs araçları alımındaki tercihin çevreci olması beni sevindirmişti. Burada hatalı olan hybrid araç seçimi değildir. Yanlış araç seçimidir. Yanlış uygulamadır.
Yoksa metrobüsü yeterli sayıda İkarus ile de işletebilirsiniz. Fakat ciğerleriniz perişan olur.
İletim hattı kaybı meselesini genelde sadece elektrik iletimi için düşünüyoruz ama bu çok doğru bir yaklaşım değil. Unutmayalım ki mazot petrol rafinerilerinde üretiliyor ve üretildikten sonra akaryakıt tankerleriyle şehirlere dağıtılıyor. Yani, o mazotu rafinerilerden şehirlerdeki akaryakıt istasyonlarına taşıyabilmek için de yüklü miktarda mazot harcanıyor aslında.