Aracın yokuş çıkamadığı ve arıza yaptığı yönündeki iddialara da cevaplayan Wees, aracın tam dolu olduğunda yüzde 100'lük bir rampayı çıkabildiğini söyleyerek, "Bu konuda sorun olduğuna katılmıyorum" dedi.
Burada da ya ne dediğini bilmiyor ya da tercüme hatası var. %100 lük eğim, 45 derecelik bir açı demektir (tanjantı 1.0 demek). Bu eğimi de ancak off-road araçlar tımanabilir.
Alıntı:
Class-leading approach and departure angles
Defender is capable of tackling a gradient of 45 degrees, an approach angle of up to 49 degrees, a departure angle of 47 degrees and a ramp break-over of up to 147 degrees. And with a wading depth of 500mm (20"), Defender gives its driver both confidence and control.
Bence rampayı yavaş çıkması o kadar önemli değil. Söğütlüçeşmeden çıkışta uzunçayır yokuşu var. Dönüşte Okmeydanı rampası var araçlar genelde o noktada boş oluyor. Rampalar süreyi en fazla 1 dakika etkiler. Sorun araçların sık sık arıza yapmasıdır. Rampayı hızlı çıksa ne olacak ki arıza çıkarttıktan sonra bir anlam ifade etmiyor.
Aracın yokuş çıkamadığı ve arıza yaptığı yönündeki iddialara da cevaplayan Wees, aracın tam dolu olduğunda yüzde 100'lük bir rampayı çıkabildiğini söyleyerek, "Bu konuda sorun olduğuna katılmıyorum" dedi.
"Araç tam doluyken bile rampayı kesin çıkar" ya da "araç %100 doluyken bile rampayı çıkar" demiştir herhalde. Tercüme hatası olmalı.
Esas merak ettiğim konu, araçların yakıt tüketim değeri. Hatırlarsanız, İ.E.T.T'nin resmi açıklamalarında
%40 daha az yakıt harcadığı söyleniyordu, tabi neye göre %40 daha az. Taşınan yolcu başına tüketilen yakıt gibi bir tanım getirilmesi lazım. Korkarım garantiyi 2 yıla düşürdükleri gibi, %40 'ın sıfırını atıp
%4 yakıt tasarrufu sağladık diyecekler.
Metrobüse Rağbeti Tahmin Edemedik'
Haber: Radikal Gazetesi 21.05.2009
Rampada kalması ve fiyatıyla tartışma konusu olan metrobüsün üreticisi olan Hollandalı VDL Grup, eleştirileri yanıtladı: Balık istifi olacağını düşünmedik, bu konuda tekrar hesap yapılmalı.
İstanbul’un ulaşım sorununa çözüm olarak Avcılar’dan Söğütlüçeşme’ye kadar uzatılan metrobüs hattında, otobüslerin yanısıra mart ayından bu yana Phileas marka metrobüsler de seferde. Ancak metrobüsler hem fiyatları hem de rampada ‘tıknefes’ olmasıyla gündemden düşmedi. Bir aracın fiyatı 1.2 milyon avro. Bu rakam otobüslerin neredeyse üç katı. En son geçen hafta Haliç yokuşunda bir metrobüsün arızalanması eleştirilerin dozunu artırdı. Basında garajda ‘atıl’ bekleyen metrobüslerin fotoğrafları çıktı.
Bu gelişmeler üzerine Phileas’ın üreticisi Hollandalı VDL Grup’un Yönetim Kurulu Üyesi Jan Mooren, grup şirketlerinden APTS Genel Müdürü Ruud Bouwman ve VDL Ticaret Müdürü Hubert Van Wees, dün basının karşısına çıktı. Bounwman, hafif uçak malzemelerinden imal edilen metrobüslerin rampaları zorlanmadan 40 kilometre hızda çıkabildiğini savundu. Mooren’se metrobüslerin tramvayla aynı işlevi gördüğünü ama daha ucuz olduğunu vurguladı. Şu anda 18 aracın yokuşları rahatlıkla çıktığını belirten Mooren, üç-dört hafta içinde Hollanda’dan gelecek 12 ve garajda bekleyen 20 araçla birlikte 50 Phileas’ın çalışacağını vurguladı.
‘Niye garajda bekliyorlar?’
Mooren, Phileas’ların fiyatlarının yüksek olması yönündeki sorular üzerine metrobüsün tramvaylarla kıyaslanması gerektiğini söyledi. Net cevaplar alamadıklarını belirten gazetecilerin yedi kez yönelttiği “20 metrobüs garajlarda neden bekliyor?” sorusuna ise Mooren şu yanıtı verdi: “Bu bir işgücü planlaması meselesi. İşler hallolunca seferlere başlayacaklar. İETT’nin planlarına göre 50 araç üç-dört hafta içerisinde seferlerine başlayacak.”
Mooren, metrobüslerin kapasite aşımıyla ilgili sorularaysa, “Şartnameye göre 200 kişiden fazlasını taşıyabiliyor. 230 kişiye kadar çıkabiliyor. 270-280 kişi yüklendiğinde araç arıza yapmaz. Metrekare başına altı kişi hesaplandı ancak daha fazla doldurursanız yeni talimatname hazırlamak lazım. Bu kadar popüler olacağını, balık istifi halinde geleceğini düşünmedik” dedi. Mooren, bir gazetecinin ‘400 kişinin araçlara bindiği’ yönündeki sözlerine “400 kişi olacak iş değil, akıl almıyor bu kadar kişiyi. Ancak 300 kişiye çıkılabilir. Bu konuyla ilgili tekrar hesaplar yapılmalıdır. Uzun vadede sorun yaratacak mı diye bakmak gerekir” cevabını verdi.
Hollandalı yetkili Moorn, arızalanan metrobüslerle ilgili sorulara ise “Metrobüs 3 Mart’ta sefere çıkmasından bu yana iki-üç kez arıza yaptı. Bunların biri, iyi bağlanmamış bir hortumun çıkmasından kaynaklandı. Aracın beygiri düştü. Bir diğeri de yağ damlattı. Bunlar basit hatalardı” sözleriyle yanıt verdi.
benim tahminimce 91-xxx körüklü ikaruslara göre %40 yakıt tasarrufu sağlayacağını hesap etmişlerdir. (herhalde yakında onları da metrobüs hattına takviye amaçlı gönderirler. en azından neredeyse istanbulda 20.nci hizmet yılına yaklaşmalarına rağmen hala rampa çamur tümsek çukur demeden her koşulda canavar gibi hizmet veren bu otobüsler; daha 1 hizmet yılı doldurmadan garaja çekilen nazik ve kibar phileas'lardan çok daha iyi ve yararlı oldukları kesin! (birgün ikaruslar için bu sözleri sarf edeceğimi hiç tahmin etmezdim. )
bu arada bu me(der)trobüslerin muhtemel kullanımı için benden bir öneri;
İETT eğer bu metrobüsleri gönderemiyorsa yakında kapanacak olan Haydarpaşa -Gebze banliyö tren hattından istanbul trafiğine eklenecek olan yolcu potansiyelinin en yüksek olacağı bölüm olan Kaynarca - Bostancı Sahilyolu üzerinde bu talebe cevap verme amacıyla oluşturulabilecek muhtemel bir metrobüs hattında kullanılabilirler; (16 M, 133 M yada 222 M Alt Bostancı - Alt Kaynarca Metrobüs hatları mesela)
bahsettiğim güzergah bu araçların kullanımı için oldukça müsait;
çünkü en azından bu hattın geçeceği güzergah boyunca sahilin doldurulması ile oluşturulmuş bir yol olduğu için herhangibir rampa bulunmamaktadır;
bu sayede bu dertrobüslerde tık nefes olmadan tıkanmadan, yorulmadan, bol iyotlu deniz havasını motorlarına çekerek; sahil manzarası eşliğinde rahatlıkla hizmet verirler;
ibb ısrarla coğrafi zorluklarıda bahane ederek Mecidiyeköy-Topkapı-Merter arasında ciddi hiçbir raylı sistem düşünmüyordu.Bu onlara öğretti talep edilen güzergahı.
Levazım sitesindeki evimiz otobüsleri gözlemlemek için ideal bir konumda. Bu akşam saat 20:00 itibarıyla, Phileas'lar Köprü ileZincirlikuyu arasındaki rampayı tatmin edici bir hızla çıkıyorlardı, Capacity'lerin hızına
yakın bir hızla. Bu aradaki sürat rekoru genelde Hyundai ya da BMC marka ÖHO'lara ait, mühtiş derecede
hızlı çıkıyorlar. belki içlerindeki yolcu sayısı az olabilir.
Sonuç olarak taşıdığı yolcu sayısını bilmiyorum ama bugün gördüğüm Phileas'ların yokuş performansı eskisinden iyiydi.