Bizzat Kadir Topbaş'ın ağzından 20 sene garantisi olduğunu duydum. Belki izleyenler vardır, Kanal 7 de seçimden önce. Nazlı Ilıcak ve Mustafa Karaalioğlu'da vardı programda ve bugün yaşanan sorunları böyle böyle diyorlar başkan diye sormuştu. Yanıt işte bunlar böyle karalama kampanyası yaparlar şöyle seviyesizler bilmem ne, biz bunların 15 sene önceki bilmem neleriyle uğraşıyoruz vs.. hele rampa çıkamıyormuş deyince Sn. Topbaş baya çoşmuştu olur mu öyle şey diye. Ne diyim artık yazıklar olsun koca İ.B.B'nin başkanı gözümüze baka baka 20 sene garantili, 350 kişi taşıyor diye yalan söylemiş, kendisine olan güvenim "0" artık.
Dün sabah ilk defa Phileas'a bindim ve acı gerçeği ben de gördm.Kapılar hâlâ kapandıktan sonra çaılıp tekrar kapanıyor.Uzunçayır durağından sonra da Söğütlüçeşme'de arkamızda duran 2 Capacity dolu olmalarına rağmen bizi geçip gittiler.Çekmiyor işte.Hiç faydalı bir araç değiller bana göre.Üstelik içi de o kadar ahım şahım geniş filan değil.Sadece uzunluğunun avantajı var ama o da yolcu çok olunca dezavantaja dönüşüyor araba gitmiyor.Bir de motorun devrine göre sürekli sesi azalıp artan bir dıt sesi vardı ama o ses ne idi onu bilmiyorum.
Öyle kafana göre iade edemezsin işte almadan iyice düşünülmesi hazırlatılan teknik raporlara uyulması gerekirdi. Adamlar açıklamış metrekarede 6 kişi hesabıyla 185 kişi taşır diye. Bize ne dediler 350 kişi taşıyacak. İstanbul Teknik Üniversitesine rapor hazırlatmışlar 2007 yılında ilk yatırım da ve işletmede bu arçların alınması uygun görülmemiş. Niye aldın kardeşim sen o zaman bu araçları? Adamlar "araçlar verdiğimiz tahahhüdlere uyuyor" diyorlar işte, verdikleri tahahhüdler bize söylenenler değil ki. Bizim gözümüzün içine baka baka yalan söylediler. Ne diye iade edeceksin? Onlar hertürlü hukuken haklı çıkarlar, bu araçların alınması başlı başına büyük bir yanlış. İade edilebiliyorsa hemen edilsin tabii..
Toplantıda konuşan VDL Groep Yönetim Kurul Üyesi Jan Mooren, araçların taşıma kapasitesiyle ilgili açıklama yaptı. Mooren, "26 metrelik metrobüsler 200 kişi taşıma kapasitesine sahip. Bu 280 kişi olunca araç arıza yapmaz. Çünkü kolay yıpranmaz. Biz, balık istifi şeklinde gideceğini düşünmedik. Bu 300 kişiye çıkabilir. Bununla ilgili ihale belgelerine bakıp, tekrar gözden geçirmek lazım" açıklamasında bulundu. Hollandalı yöneticiler ayrıca, İETT garajında tamir için bekleyen 20 aracın da 3-4 hafta içesinde teslim edileceğini açıkladı.
Bence bu paragraf önemli. Mooren'in açıklamasına göre ihale şartnamesinin yeterince detaylı olarak incelemedikleri anlaşılıyor. Ayrıca ben bu cümleden fabrika ile İETT arasında iletişim sorunu olduğunu da anlıyorum. Araçlar İETT tarafından yeniden tasarlatılmış ve deneme aracı verilmeksizin seri üretime geçilmiş sanki. Şu anda da 50 araç tamamlanmadan bir şey yapılması imkansız gibi görünüyor. Bu araçlar tamamlanacak, daha sonra teslimat süreleri zapta geçirilecek ve İETT firmadan gecikme tazminatı talep edecek. Buna göre firma ödeme yapacak. Aynı zamanda ihale şartnamesine göre değerlendirme yapılıp araçlar muhtemelen yeniden elden geçirilecekler.
Şu anda da araçların tamiratları İETT Tamir atölyesince yapıldığından firma "bakımı biz yapmadık siz nereden bileceksiniz" deyip çamura yatıyordur. Fabrika orjinal yedek parçaları getirtip kendisi servis yapacak, ve görecek ki çalışıyor ya da çalışmıyor. O zaman dananın kuyruğu kopacak işte.
Araçların ayrıca yokuş çıkarken her türlü hesaplamalardan geçtiğine dikkat çeken Mooren, "Saatte 40 km hızla, yüzde 2.5'luk bir eğim çıkılabilir. Hepiniz daha hızlı yokuş çıkmasını istiyorsunuz. Ancak daha çızlı çıkamaz" dedi.
Bu cümle sıkıntıyı özetliyor işte. Adam kendi malını açık açık söylüyor, %2,5 eğimi 40 la çıkar diye. İstanbuldaki eğimler % 2,5 tan fazla olduğuna göre araçların yokuşta bayılması normal.
Karşılaştırma açısından şöyle bir örnek vereyim Mercedesin 1840 çekicisi 40 ton ağırlıkta %2 eğimi 80 km; % 7 eğimi 32 km hızla çıkabiliyor. Otobüslerin kamyonları yokuşlarda rahatlıkla solladığını düşünürsek İstanbula kamyondan daha hantal bir araç alındığı ortadadır. İhale yapılırken bu rakamlar incelenmişmidir bilmiyorum ama ben sade vatandaş olarak bu yorumları yapabiliyorsam "uzmanların" çok daha iyisini yapmaları gerekir diye düşünüyorum.
APTS Genel Müdürü Ruud Bouwman, yolcu taşıma kapasitesinin belli bir hesaba göre yapıldığını ve yapılan hesaplamaya göre metrekareye 6 kişinin düştüğünü söyledi. Bouwan, "Kimse 185 kişiden fazlasını yüklemek istemez. Ama 400 kişi binecek olursa metrekareye 15 kişi sıkışıyor demektir. Bu fizıbıl değildir. Artı 50 kişi binerse sorun değil. İETT'nin, asgari 200 kişi planı vardı" yanıtını verdi. "Araçlar, kaç kişi bindiğinde sorun çıkartır" şeklindeki bir soruya ise jan Mooren, araçların 200'den fazla kişiyi taşıyabileceğini söyledi. Mooren, "Bu, 280 kişi
Hollandalı genel müdür ya ne dediğini bilmiyor ya da çeviri yapan yanlış çeviri yapmıştır. Metrekareye 6 kişinin sığması mümkün değil. 6 kişi makul bir sayı olsa bu araçların iç mekan genişliği 60 metrekaredir, 360 kişiyi alması gerekir. Genel müdürün hesabına göre 360 kişinin taşınması makul bir sayı. Ama genel müdür 200 sayısını vermiş, çelişki var rakamlarda.
Aracın dıştan dışa uzunluğu 26 metre,eni 2.5 metre. İç uzunluğu 25 metre. İki koltuk mesafesi 150 cm. Koltuk enleri 50 cantim . Sağda ve solda ikişer koltuk var.
Boydan 32 , enden 5 kişi alıyor. Koridoralar ayakta bir kişi alıyor. Koltuk aralarına bir kişi daha sığdırsanız enden 6 kişi üzerinden azami alacağı yolcu sayısı 192 kişidir. Balık istifi durumunda taşıyacağı yolcu sayısı budur. Fiilen sayarak bu rakamın sağlamasını bir kaç kez yaptım.. Koltukların tamamını kaldırmak kaydıyla kapasite yükselebilir.
Aynı şekilde Capactylerin taşıdığı yolcu sayısı 150 rakamını aşması mümkün değil. Velhasıl bu konu da kim ne dediğini bilmiyor. Araçların bakım ve servis garantisi 20 yıl iken ne hikmetse birden 2 yıla inmiş.
En son Orhan Kınık tarafından Prş 21 May 2009, 01:42 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
350 kişi biner diyenler bol keseden sallıyordu zaten, biz yaptığımız hesaplarda 200-220 kişi bulmuştuk.
Otobüs ile Phileas'ı karşılaştırmayın diyorlar, peki o zaman sormazlar mı adama, biz bu araçları neden otobüs gibi kullanıyoruz diye? Soldaki kapılar ve manyetik kılavuzlama kullanılmıyor, bu durumda bu araçların otobüs ile karşılaştırılmasından daha doğal birşey olamaz.Size ihtiyacınız olmayan özellikleri
çok güzel yutturduk diye söylemeye dilleri varmıyor tabiki.
Bu araçların kaportalarının kompozit malzemeden yapılmış olması, hibrit olmaları ve ve uzun olmalarının dışında hiç bir avantajı yok. Diğer artı özellikler fanteziden öte bir şey değil. Daha önceki kıyaslamalarımızı kapasite , garanti süresi ve yakıt üzeirnden yapmıştık. Bunun dışındaki artılar hikaye. Şu an araçlar verimli çalışmadığı için önceden yaptığımız kıyaslmaların hükmü kalmamıştır. Araçların çalışıp çalışmayacağı belirsilziğini korumaya devam ediyor.