1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 29  |
 |
Uğur YENİLMEZ
13 yıl önce - Çrş 27 Oca 2010, 03:14
Çukurova Senfoni 29 Ocak 2010 Konseri !
29 Ocak 2010 Cuma, Saat 20:00
Adana Büyükşehir Belediyesi Konser ve Tiyatro Salonu
Seyhan 01120 Adana
Şef:
Oğuzhan BALCI
Solist:
Cihat AŞKIN ( Keman )
Eserler:
Oğuzhan BALCI (1977)
Keman Konçertosu Re Majör
Violin Concerto in D Major
* I. Bölüm
* II. Bölüm
* III. Bölüm
ARA
Antonín Dvořák (1841-1904)
Senfoni no.8 Op.88 (B.163) Sol Majör
Symphony nr.8 Op.88 (B.163) in G Major
* Allegro con brio
* Adagio
* Allegretto grazioso - Molto vivace
* Allegro ma non troppo
Oğuzhan BALCI
1977 yılında İstanbul’da doğdu. Müzik eğitimine 6 yaşında Prof. Cenan Akın ile TRT İstanbul Çocuk Korosu’nda başladı ve ardından İstanbul Devlet Opera ve Balesi Gençlik Korosu’nda korist olarak görev yaptı.1988 yılında İ.T.Ü Türk Musikisi Devlet
Konservatuarı’na girmeye hak kazandı ve Hızlandırılmış Keman Birimi’nde Prof. Ayhan Turan gözetiminde keman eğitimini sürdürdü. 1994 yılında aynı üniversitenin Kompozisyon Bölümü’ne girdi. Yavuz Özüstün ile Türk Müziği Analizi, Dr. Nail Yavuzoğlu ile armoni ve kontrpuan, Prof. Mutlu Torun ile Türk Müziği Formları, Demirhan Altuğ ile piano ve şeflik çalışan besteci, 1999 yılında Prof. Emin Sabitoğlu’nun kompozisyon sınıfından birincilikle mezun oldu. 2000 yılında İ.T.Ü Müzik İleri Araştırmaları Merkezi (MİAM) da yüksek lisans eğitimine başladı ve bir yıl boyunca Prof. Kamran İnce, David Osbon ve Pieter Snapper ile kompozisyon ve müzik teorisi çalıştı. Daha sonra Haliç Üniversitesi’nde Türk Müziği Anasanat Dalı programında yüksek lisansını tamamladı.1994 yılından bu yana yurt içinde ve yurt dışında birçok orkestrada kemancı ve misafir şef olarak görev yapmakta olan sanatçının besteleri ve düzenlemeleri Cumhurbaşkanlığı Devlet Senfoni Orkestrası, İ.T.Ü Oda Orkestrası, Filarmonia İstanbul Orkestrası, İstanbul Oda Orkestrası, CRR İstanbul Senfoni Orkestrası, Tekfen Filarmoni Orkestrası, Macar Radyo Senfoni Orkestrası,Tiran Filarmoni Orkestrası,Bakırköy Belediyesi Oda Orkestrası, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası, Eskişehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, Mersin Opera ve Balesi gibi çeşitli orkestralar tarafından seslendirilmiştir. 2006 yılı Haziran ayında keman sanatçısı Yrd.Doç. Hakan Şensoy, New York’ta Carnegie Hall’de verdiği resitalde bestecinin ‘Alaaddin Şensoy’un Bir Teması Üzerine Çeşitlemeler’ adlı eserinin dünya prömiyerini yapmıştır.Bestecinin başlıca eserleri arasında Senfonik orkestra için: ‘İstanbul Senfonik Süiti’, Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk için ‘Mavi Gözyaşları ATA,ya’, ‘Senfoni ile İlahiler’, ‘6 Ege Türküsü Düzenlemesi’, Yaylı Sazlar orkestrası için: ‘Son Dua’ , ‘Ay’, ‘Büyüsüz Sözcük’, ‘Fırtına’, ‘Tanrıya Yalvarış’, ‘Deniz’in Şarkısı’, Piano için: ‘Madrid’te Bir Sabah’, ‘Keman ve Piano için Tema ve Varyasyonlar’, ‘Keman ve Piano için Rapsodi’ ve keman sanatçısı Cihat Aşkın,a ithaf ettiği ‘Keman Konçertosu’ sayılabilir. Bazı sinema filmleri,belgesel ve reklam filmleri için de müzikler yazan besteci, 2000 yılından bu yana İ.T.Ü Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Kompozisyon Bölümü’nde kompozisyon dersleri vermektedir.Sanatçı, Orkestra İstanbul’un kurucusu ve daimi şefidir.
Cihat AŞKIN ( Keman )
Günümüzün önde gelen keman virtüozlarından ve Türk Keman Okulu'nun uluslararası temsilcilerinden Cihat Aşkın, son yıllarda kazandığı haklı ve sağlam ün ile kuşağının önde gelen sanatçılarından biri olarak adını duyurmaktadır. Uluslararası alanda Amerika, Asya, Avrupa ve Afrika'nın bir çok yerinde konserler ve resitaller veren, radyo, TV ve CD kayıtları gerçekleştiren, kemancılığının yanı sıra, kuruculuğunu yaptığı İstanbul Oda Orkestrası ve Filarmonia İstanbul orkestralarının da yöneticiliğini yapmış olan Aşkın, birçok başarılı projeye imza atmış ve kendi adını verdiği Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları (CAKA) projesi ile Türkiye'nin her yerinden topladığı öğrencilerin gelişimlerinde büyük rol oynamıştır.
Aynı zamanda Müzik İleri Araştırmalar Merkezi'nin (MIAM) kurucularından ve yöneticilerinden biri olan Aşkın akademik alanda görev yaptığı İTÜ ve Türk Müziği Devlet Konservatuarı çatısı altında sanatsal faaliyetlerini sürdürdüğü gibi Türkiye, Bulgaristan, Polonya, İsrail ve İsviçre gibi ülkelerde çeşitli yarışmalarda jüri üyesi olarak bulunmuş ve 1999 yılından beri İsrail, Keshet Eilon Keman Masterclasslarında fakülte üyesi olarak görev yapmaktadır.
Dünyanın dört bir yanında festival ve konserlere katımış, Cobos, Dmitriev, Yoel Levi, Shlomo Mintz ve Ida Haendel gibi müzisyenlerle konserler vermiş olan Aşkın, İstanbul'da doğmuş ve Prof. Ayhan Turan'ın sınıfından mezun olarak gittiği Londra, Kraliyet Müzik Koleji'nde Rodney Friend ve City University'de Yfrah Neaman ile çalışmıştır. Ruggierro Ricci ve Dorothy Delay gibi ustalardan kısa süreli faydalanmış olan Aşkın aynı zamanda Master ve Doktora çalışmalarını yürüterek yurda dönmüş ve 1998 de İTÜ'den Doçent ünvanını, 2006 da ise Profesör ünvanını kazanmıştır.
Keman sanatçılığının yanısıra beste çalışmalarınada ağırlık veren Aşkın, keman ve değişik çalgılar için besteler, keman için aranjmanlar ve film müzikleri alanında da önemli çalışmalar yapmıştır. Aşkın Ensemble'ın kurucusu ve yöneticisi olarak yaptığı çalışmalar kendisini bu alanda da önemli bir konuma getirmiştir.
Kalan Müzik sanatçısı olarak Çağdaş Türk Keman yapıtlarının CD çalışmalarını yürüten sanatçıya Yalçın Tura, Ertuğrul Oğuz Fırat, Arda Agoşyan ve Oğuzhan Balcı keman konçertolarını ithaf etmişlerdir. Aşkın aynı zamanda Warner Classics ve CPO gibi firmalar içinde CD ler doldurmuştur. Akses ve Erkin gibi bestecilerimizin konçertolarının ilk CD lerini yapan sanatçı, dünya keman literatüründe bir ilk olan Kreutzer 42 Etüd albümünüde 2006 yılında yayınlamıştır. Menuhin ve Flesch yarışmalarında çeşitli ödüller kazanan sanatçının birçok ödülü ve vardır ve en son 2002 yılında Roma'da Foyer des Artistes ödülünü kazanmıştır. Sanatçı konserlerinde Jean-Baptiste Vuillaume (1846) keman ile çalmaktadır
Oğuzhan BALCI (1977) Keman Konçertosu Re Majör
Bu konserde seslendirilecek olan keman konçertosu solist Cihat Aşkın tarafından besteci Oğuzhan Balcı’ya sipariş edilmiş ve iki sanatçının ortak projesi olarak dünyaya gelmiştir. Hızlı - Ağır - Hızlı olmak üzere 3 bölümden oluşan konçertonun her bölümü birbirinden bağımsız karakterlere sahip olup tonalite ve atonalite kavramlarını genel yapısı içinde fazlasıyla barındırmaktadır.
Birinci bölüm romantik bir ana tema ile başlayıp pentatonik dizilerin ve Türk müziğindeki mevcut bazı makam dizilerinin ardarda sıralandığı dinamik bir yapıya sahiptir. İkinci bölüm merhum bestekar Yavuz Özüstün’ün Nihavend şarkısı “Bir Deniz ki Gözlerin”in aranağmesiyle başlayıp lirik bir anlayışla devam etmektedir. Üçüncü bölüm ise tam bir “scherzo” niteliğinde olup aksak ritmlerin sıkça kullanıldığı eğlenceli bir havayla sona erer.
Antonìn Dvořák (1841-1904)
Çek, geç romantik dönem, klasik batı müziği bestecisi olan Dvořák Bohemya'da 1841'de bir kasabın oğlu olarak dünyaya geldi. Bedřich Smetena'nın müziğini işittiğinde besteci olmaya karar verdi. Sonunda, Smetana'nın orkestra şefi olduğu Prag Ulusal Tiyatrosu'nda viyolacı oldu. Bestelerini üretebilmek için 1873'de orkestradan ayrıldı ve 1 yıl içinde Avusturya ulusal ödülünü alan 3 numaralı senfonisini yazdı ve jüride yer alan Johannes Brahms'ın takdirini kazandı.
1878'de Dvořák'ın ünü dünyaya yayılmıştı. Sadece Brahms'ın değil, eserlerini konserlerinde ve turnelerinde seslendiren Richard Wagner, Edward Elgar gibi bestecilerin de desteğini aldı. Bu dönemde defalarca İngiltere'ye gitti. Prague Konservatuarı'nda profesör oldu, Cambridge Üniversitesi'nden onursal doktora aldı; New York'taki Ulusal Müzik Konservatuarı'nın yöneticiliğine getirildi. Yurt sevgisinden ötürü Amerika'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmediyse de Prag'daki işinden kazandığının 25 katının ödeneceğini öğrenince fikrini değiştirdi.
3 yıl ABD'de yaşayan Dvořák, çok verimli bir dönem geçirmesine rağmen büyük vatan özlemi yaşadı. Bu özlemin etkisiyle eserlerinde Amerikan folk geleneklerinin öğelerini kullandığı söylenir. "Yeni Dünya Senfonisi"nde, Amerika'da yaşadığı dönemde tanıdığı Kızılderili ve Afro-Amerikan müziğini büyük bir ustalıkla senfonik yapıya oturttu. 1895'te ailesiyle birlikte yurduna döndü ve Prag Konservatuarı'ndaki görevine geri geldi. 1901'de konservatuarın yöneticisi oldu. 1904'te bir kalp krizi sonucu öldü.
En popüler eseri "9. Senfoni"'dir. Bu eserin popülerliği sebebiyle uzun zaman diğer eserleri gözardı edilmiştir. Brahms etkisinin açıkça görülebildiği 8 numaralı Sol Majör Senfonisi de oldukça popülerdir. 7 numaralı Re minör Senfonisi en önemli eserlerindendir. Çello Konçertosu No:2 ve Keman Konçertosu, en önemli konçertolarıdır. Bestelediği 10 opera arasında ise Rusalka başyapıtıdır ve yurtdışında tanınmasını sağlamıştır. Bununla birlikte senfonik şiirleri (Vodnik, Polednice) orkestral müziği açısından önemli yapıtlarıdır.
A.DVORAK Senfoni no.8 Op.88 Sol Majör
Antonín Dvořák, dokuz senfonisi arasında özel bir yeri olan, dinleyiciye yakınlığı ve sıcak, dinlendirici havasıyla sevgi derleyen 8. Senfonisini 1889 yılının Eylül-Kasım ayları arasındaki dönemde yazdı. Eser, bestecinin yönetiminde 2 Şubat 1890 tarihinde Prag’da seslendirildi. 7.senfoni, Sainte Ludmilla Oratoryosu ve Hayaletin Nişanlısı adlı kantat gibi ciddi, sıkı yapılı eserlerden sonra, dinlenmek amacıyla bulunduğu Vysoka kasabasının sakin atmosferinde yazılmış olması, esere bu doğaya yakın karakteri vermiş olmalıdır. Dvořák, bu senfonisinde yaratılışın harikalığı üzerinde duygularına kapılan, çoşup taşan bir ozan gibidir. Müzikal açıdan ise, senfoninin romantik senfonilerde pek bulunmayan Sol Majör tonunda yazılmış ve bestecinin sık sık başvurduğu Majör tonlara dönüşün burada bolca kullanılmış olması dikkat çekicidir.
Senfoni bir yandan da o güne dek yazılmış en ulusalcı, yerel renkleri, Çek halkının neşeli danslarını en güzel biçimde veren eserlerden birisidir. Eserin her bir bölümünde çoşku, benzersiz bir yaşama sevinci, doğa dinginliği, dünyasal zevklerin yüceltilmesi vardır. Senfoninin ile bölümü (Allegro con brio) törensel bir havada, sol minör tonunda başlar ama ansızın flütün Sol Majör tonundaki sevinç dolu cıvıltılarıyla yanıt verir. İkinci bölümün (Adagio) girmesiyle birlikte eser bu doğal kıpırdayışları arkada bırakıp, içe dönük bir atmosfere bürünür. Yaylı çalgı grupları ağıtsal bir motif sunarlar, flüt buna yeniden renkli cıvıltılarıyla cevap verir. Daha sonra da obua ile flüt ardından solo keman katılır, orkestranın yankılanmasıyla daha da vurgulanan aydınlık bir ortama sürükler. Bir bakıma senfoni uyanmaktadır. Senfoninin üçüncü bölümü (Scherzo. Allegretto grazioso - Molto vivace), Avusturya “landler”lerine benzeyen, oynak bir vals temposunda başlar. Bu nefis vals, sol minör tonundadır. Bölümün Sol Majör tonundaki trio kısımı ile atmosfer değişir. Bölümün sonunda vals temasını bu sefer 2/4’lük ölçü içimde kullanır. Son bölüm (Allegro ma non troppo) ise trompetlerin canlı ve neşeli girişi ile bir fanfar havası içerisinde başlar, ardından bölümün ana teması ve tema varyasyonlarından oluşur. Tema viyolonseller tarafından sunulur ve motiflerinin işlenişi ile devam eder.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
13 yıl önce - Çrş 03 Şub 2010, 22:16
Çukurova Senfoni 5 Şubat 2010 Konseri !
5 Şubat 2010 Cuma, Saat 20:00
Adana Büyükşehir Belediyesi Konser ve Tiyatro Salonu
Seyhan 01120 Adana
Şef:
Stefano MAZZOLENI
Solist:
Atakan SARI
Eserler:
Dmitri Schostakowitsch
(1906-1975)
Piyano Konçertosu no.2 Op.102 Fa Majör
Piano Concerto nr.2 Op.102 in F Major
* Allegro
* Andante
* Allegro
ARA
Felix Mendelssohn-Bartholdy
(1809-1847)
Senfoni no.4 Op.90 La Majör “İtalyan”
Symphony nr.4 Op.90 in A Major “Italian”
* Allegro vivace
* Andante con moto
* Con moto moderato
* Saltarello. Presto
Stefano MAZZOLENI ( Şef )
Bir 20. yüzyıl müziği uzmanı ve orkestra şefi olan Stefano Mazzoleni, piyano, kontrabas, koro müziği, koro şefliği ve deneysel kompozisyon dallarında Sylvano Bussotti’den Fiesole Müzik Okulu’nda eğitim aldı. Sanatçı, ayrıca Viyana Müzik Yüksekokulu’nda orkestra şefliği eğitimi gördü. Japonya, Çin, A.B.D., Orta ve Güney Amerika’da ve çeşitli Avrupa ülkelerinde bir çok önemli solistin de yer aldığı senfoni konserlerini ve operaları yönetmiştir. 20. yüzyıl müziği ve çağdaş müzikte uzmanlaşmış bir oda müziği orkestrası olan “Orkestra 900”ü kurmuştur ve orkestra şefliğini yapmaktadır. 1995 yılında, İtalya-Treviso’da sanat direktörlüğünü de yapmış olduğu “20. yüzyılda Pencereler” festivalini kurmuştur. Bu festival günümüz müziği ve kültürüyle özellik kazanır ve birçok İtalyan ve uluslararası sanatçının katılımıyla renklenir. 10 yıl içinde, birçok dünya ve İtalyan prömiyerine, 100 den fazla konser ile, ev sahipliği yapmıştır. Bir besteci olarak, bazı eserleri San Paolo Audiovisivi tarafından icra edilmiştir. 2000 yılının Ocak ayında Mazzoleni Paris’te bulunan “Theatre du Roind-Point” deki ilk sahneye çıkışını Luc Bassong’un “Matricule”ü ile gerçekleştirmiştir. 1991 yılında müzikoloji ve analiz konularına yer veren müzik dergisi Diastema’yı kurdu. Bu dergi, Alman “Genel Müzik Ansiklopedisi”nin yeni baskısında da tek bahsedilen İtalyan dergisi olmuştur. 2001 yılında Pescara’da “Mario Gusella Uluslararası Orkestra Şefliği Yarışması”nda ve 2002 yılında Castelfranco Veneto’da “Mario del Monaco Uluslararası Opera Yarışması”nda jüri üyeliği yapmıştır. Slovenya’nın Kranjska Gora kentinde oda orkestrası için masterclass eğitimleri vermektedir.
Atakan Sarı ( Piyano )
1981’de İzmir’de doğdu. İlk müzik ve piyano derslerini kendisi gibi piyanist olan Prof. Mahmut Sarı’dan aldı. Ortaokul yıllarını Bilkent Üniversitesi müzik bölümünde Feza Gökmen ile viyola çalışarak geçiren Atakan 1997’de tekrar piyanoya Çukurova Üniversitesi’nde Can Çoker ile dönüş yaptı. Bu ustayla çalıştığı yıllar içerisinde pek çok konser verdi. 1999’da T.C. Kültür Bakanlığının düzenlediği piyano yarışmasında kategorisinde birinciliğine layık görüldü. Ertesi yıl Amerikalı piyanist Martin Berkofsky’nin bir Türkiye turnesinde tanıştığı Atakan Sarı, kendisinin sonraki yıllarda hem asistanı hem de arkadaşı oldu. 2002’de Manhattan School of Music’de Dr. Mikowsky’le piyano lisans derecesini kısa sürede burslu olarak tamamladı. Burada Dr. Reiko Fueting ile kompozisyon, Dr. Peter Andreacchi ile teori çalıştı. Bu yıllarda Greenfield, Merkin Hall, 92Y, Makor gibi New York’un tanınan konser salonlarında sahne aldı. Amerikalı besteci Alan Hovhannes’in Beskofsky için bestelediği 2 piyano ve orkestra için olan konçertonun ilk kaydını gerçekleştirmek için 2003’de Moskova’ya davet edildi. Moskova Globalis Senfoni Orkestrası ile Konstantin Krimetz idaresinde gerçekleştirilen bu kaydın tüm gelirleri Rusya, Beslan’da yaşanan trajedide çocuklarını kaybeden ailelere yardım amaçlı gönderildi. Bu CD’nin Clavier dergisinde övgü dolu sözler alıp Amazon web sitesinin listesinde ilk 10’a girmesi üzerine ertesi yıl aynı eserin prömiyeri için Tchaikovsky Salonu’na davet edildi. 2005’de New York Carnegie Hall seçmelerini kazanarak burada bir resital verme hakkı kazandı. New York’da İlhan Mimaroğlu ile de yakinen tanışıp birçok parçasını seslendirip kayda aldı. Yine Berkofsky’le beraber Ermenistan turnesini gerçeleştirerek oraya giden ilk Türk sanatçı oldu. 2006’da master derecesini almak üzere girdiği NY Ithaca College’e araştırma görevlisi olarak kabul edildi. Burada İngiltere Trinity College’dan Karl Lutchmayer ve Charis Dimaras ile piyano çalışmalarını sürdürerek Hockett ve Ford konser salonlarında geniş katılımlı iki büyük resital düzenledi. Cornell Üniversitesi’nin davetiyle orada da oda müziği ve Orta Doğu Müziği gurubunun 3 sene şefliğini yapan Atakan Sarı şu an KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde dersler vermektedir.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=6328858819
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
13 yıl önce - Çrş 10 Şub 2010, 23:12
Ç.D.S.O 12 Şubat 2010 Konseri !
12 Şubat 2010 Cuma, Saat 20:00
Adana Büyükşehir Belediyesi Konser ve Tiyatro Salonu
Seyhan 01120 Adana
Şef:
Emin Güven YAŞLIÇAM ( Ç.D.S.O Şefi ve Genel Sanat Yönetmeni )
Solist:
Greta MEDINI ( Keman )
Eserler:
Jean Sibelius (1865-1957)
Keman Konçertosu Op.47 re minör
Violin Concerto Op.47 in d minor
* Allegro moderato
* Adagio di molto
* Allegro ma non tanto
ARA
Robert Schumann (1810-1856)
Senfoni no.4 Op.120 re minör
Symphony nr.4 Op.120 in d minor
* Ziemlich langsam - Lebhaft
* Romanze. Ziemlich langsam
* Scherzo. Lebhaft
* Langsam - Lebhaft
Emin Güven YAŞLIÇAM ( Ç.D.S.O Şefi ve Genel Sanat Yönetmeni )
1975 Yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Keman dalı yüksek bölümünden mezun olduktan sonra iki yıl Ankara Devlet Operasında Orkestra Sanatçısı olarak görev yapmış, daha sonra İtalyan Devletinden dört yıllık burs kazanarak bu Ülkede Orkestra Şefliği ve kompozisyon çalışmalarını sürdürmüş, Roma Santa Cecilia Konservatuvarında Armanda Renzi, Teresa Procaccini, Bruno Aprea, Franco Ferrara yönetmenliğinde Orkestra Şefliği ve kompozisyon bölümünden birincilikle mezun olmuştur. Londra’da Canford Summer School’da George Hueres ile Münih’te Ceribidacci ile Şeflik dalında Yüksek ihtisas görmüş ayrıca Siena’da Franco Ferrara yönetmenliğinde Accademia Chigiana ileri Orkestra Şefliği Yaz kurslarını başarıyla bitirmiş olup, onur diploması ile ödüllendirilmiştir Roma’da 1983 Ekim ayında Centro Internazionale (Foyer Des Artistes) tarafından yılın en başarılı genç Orkestra Şefi seçilmiş ve altın madalya ile ödüllendirilmiştir. 1985 yılına kadar dört yıl süreyle Filarmonici Romani Orkestrasının devamlı şefliğini yapmış olup bu orkestranın kurucularındandır.1986 yılı Şubat ayında San Remo Senfoni Orkestrası ile G.Paisiello’nun altı Menuetto’sunun 200 yıl sonra Dünyada ilk çalınışını gerçekleştirmiştir. 1986 - 1989 yılları arasında Lecce İtalya) Senfoni Orkestrasının (Direttore Principale) esas Şefliğini yapmıştır.Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkelerinde konser vermiş olup, 1987 yılında Polonya Opole Orkestrası ile Nevit Kodalli’nin Viyolonsel Konçertosunu Prof. Ali Doğan ile seslendirmiş, bu konçerto ile Beethoven 2.Senfoni’yi Plak yapmış, ayrıca 1991 Aralık ayında italyan çağdaş besteci Mario Cesa’nın eserlerini CD olarak gerçekleştirmiştir. Scarlatti, Bellini, Senegallia, Aversa ve Napoli gibi önemli konkurların (yarışmaların) devamlı jüri üyeliğini üstlenen Emin Güven Yaşlıçam Ekim 1990 tarihinde İtalya Verbenia da yapılan konkurda, çeşitli ülkelerde düzenlenen konkorlara jüri üyesi olarak 24 kez katıldığından dolayı onur diplomasıyla ödüllendirilmiştir.1980-85 tarihleri arası Polonya, 1985-88 tarihleri arası Avellino Senfoni Orkestrasının genel sanat yönetmenliğini ve orkestra şefliğini yapmıştır. Brezilya Porta Aallogra-San Paulo, Arjantin Bahia Blanca-Boenos Aires (tiatra colanna) ve Meksica Toluca ve Meksiko City, Paris Festival Orkestrası gibi önemli orkestraları yönetmiştir. Ayrıca bir çok Avrupa ülkelerinde orkestra şefliği yapmış olan Emin Güven Yaşlıçam 26 Nisan 2002 tarihinde Viyana Flarmoni orkestarsı ile Music sarayında çok önemli bir konser vermiş olup büyük övgü kazanmıştır. Aynı orkestrayla tekrar konserleri olacaktır. Ayrıca Mayıs 2004 tarihinde 120 kişilik Bari Senfoni Orkestrası ile Avrupa ve İstanbul turneleri gerçekleştirmiştir. Halen Çukurova Devlet Senfoni Orkestrasının daimi şefi ve genel sanat yönetmenidir.
Greta MEDINI ( Keman )
1990 yılında Vibo Valentia'da doğdu. Sekiz yaşında Vittorio Veneto "Rassegna M. Benvenuti", Valsesia Musica Uluslar arası Keman Yarışması, Vittorio Veneto Uluslararası Keman Yarışması ve Bruno Zanella Keman Yarışması'nda bir çok ödül aldı.
2004 Temmuz ayında Shangai Çocuk Kültür ve Sanat Festivali'nde en iyi Genç İtalyan Kemancı ödülünü kazandı. 2006 yılında on altı yaşındayken Vibo Valentia'daki F. Torrefranca Konservatuvarı'ndan Maestro Guiseppe Arnaboldi'nin yönettiği konserle ödülüyle mezun oldu.
Greta Medini daha henüz on yaşındayken verdiği konserler sayesinde solist olarak parlak bir kariyere adım attı. İtalya'nın önemli şehirlerinde Bach, Vivaldi ve Mozart'ın konçertolarının yanı sıra Saint-Saens 3. Keman Konçertosu ve Brahms Keman Konçertosu'nu seslendirdi.
2006 Temmuz ayında Maestro D. Giuranna'nın yönettiği Dünya Gençlik Orkestrası turnesinde solist olarak yer aldı. Bu turnenin konserleri İtalya'nın büyük şehirlerinde, Kuzey Afrika'da Tunus ve Cezayir'de gerçekleşti. Greta Medini halen Fiesole Müzik Akademisi'nde Felice Cusano'nun öğrencisi olarak keman çalışmalarını sürdürmektedir.
Johan Julius Christian "Jean" Sibelius (8 Aralık 1865-20 Eylül 1957)
19. yüzyılların sonuyla 20. yüzyılın başlarının klasik müzik tarihinde adı geçmiş değerli Finlandiyalı bestecidir. Müziği Finlandiya'nın ulusal kimliğinde büyük rol almıştır.
Sibelius Hämeenlinna'da, Finlandiya'nın Rus Büyük Dükalığında İsveçli bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası Christian Sibelius şehrin doktoruydu, annesinin adıysa Maria idi. Ailesi arasında Janne olarak bilinmesine karşın, öğrencilik yıllarında denizcilikle uğraşan amcasının getirdiği yığınla kartla adının Fransızcada söylendiği şekliyle Jean'ı kullanmaya başladı. Jean daha 2 yaşındayken babası tifodan hayatını kaybetti. Bu üzüntü daha sonra ekonomik sıkıntılarıyla devam etti. Babası hayattayken hiçbir zaman elindeki parayı iyi bir şekilde kullanamamış, bu ailenin geriye kalan üyelerinin Maria'nın annesine ait bir eve taşınmasına neden olmuştu. Bu evde Jean'ın babasının ölümünden sonra bir bebek dünyaya gelmişti.
Jean, Hämeenlinna'da okula gitti ve okulun orkestrasında erken yaşta çalmaya başladı. Ablası ve kendisinden küçük erkek kardeşi müzik bakımından yetenekliydi. Annelerinin de babalarının da aileleri müzikle iç içeydiler. Jean'ın babası Christian gitar çalardı. Romantik, otantik "harika bir şekilde saf" ve iyi kalpli bir adam olarak bilinirdi. Daha sonra Sibelius: "...benim içimde saf olan her şey, iç mantıkta eksik olsa bile benim ruhuma çok şey ifade ediyor." demiştir.
Sibelius ailesinin Hämeenlinna'daki evi şu an bir müzedir. Ev 1834'te yapılmış olup Jean'ın babasının ölümüne kadar kiralıktı. Ev bir pianoya sahip ki bu da Jean'ın babasının ölümüne kadar kiralıktı. Evinde için ayrıca beş tane kuş kafesi ve odalar saksı bitkileri ile doluydu. İnsanın içini ısıtan bu müze dünyanın en ünlü bestecilerinden birini tanımak için iyi bir fırsattır.
Keman Konçertosu Op.47 re minör
Doğaya ve Fin tarihine âşık olan Jean Sibelius genellikle bu özellikleri müziğinde değerlendirmiştir. "Şarkı söylemeyen çalgı piyano"yu sevmediğini belirten bestecinin yazdığı tek konçerto olan Keman Konçertosu'nda da, uzmanlar Fin kültüründen ve efsanelerinden izler bulurlar. 1903 yazında 2. ve 3. Senfoniler'i arasında bestelediği Op.47 Keman Konçertosu'nda orkestrayı fazla ağdalı tutmayarak, arka plana almış; solo çalgının başlangıçtan itibaren egemenliğini sağlamıştır.
Üç bölümlü olmasına karşın, bir rapsodi gibi özgür akan konçerto aslında Helsinki Orkestrası konzertmeisteri ve Sibelius'un hayranı, Joachim'in öğrencisi Alman Willy Burmester için bestelenmiştir. Ancak Helsinki'deki ilk yorumunu, besteci yönetiminde 8 Şubat 1904'te Viktor Novacek gerçekleştirdi. Bu yorumdan tatmin olmayan Sibelius yaşamının sonuna kadar oturacağı, başkentten 60 km uzaklıktaki Jörvenpöö'ye çekilerek konçertoyu yeniden düzenledi. Konçerto yeni şekliyle bu kez Berlin'de Singakademie'de Richard Georg Strauss yönetimindeki orkestra eşliğinde Philharmonie konzertmaisteri Karl Halir tarafından 19 Ekim 1905'te çalındı. Duygulu olduğu kadar virtüozluk gerektiren ve keman edebiyatının en güç eserlerinden biri olan konçerto, eleştirmenlerce Tschaikowski’ye fazla yakınlığı nedeniyle de suçlanmış, yine de şiirsel anlatımı ve gücü kabul edilmiştir.
Birinci bölüm (Allegro moderato), konçertonun bu en uzun bölümü ılımlı çabukluktaki (Allegro moderato) tempoda ve sonat formundadır. Bölünmüş ve sürdinli kemanların eşliğinde solist hemen duygulu ve etkili ana temayı duyurur. Geliştirilen tema kısa bir kadans ile sonuçlandıktan sonra, tempo 2/2'den 6/4'e dönüşür; daha duygulu ve ağır ikinci tema, önce Si-bemol Majörde fagot ve klarnetler, sonra da Re-bemol Majör tonda solo keman tarafından sergilenir. Zarif oktav ve trillerle solistin müjdelediği üçüncü tema canlı bir orkestra pasajıyla sunulur. Solistin birinci temayı işleyerek büyük kadansı duyurmasından sonra ana tema bu kez sol minörde belirerek yeni-serim (re-exposition) başlar. Solistin birinci temayı oktavlarla belirterek sona erdirdiği bölüm, bazı müzik yazarlarınca "Issız kuzey gecelerinde, ortada yanan ateşin çevresinde dinlenilen bir saz şairinin yakınan ezgileri"ne benzetilir.
İkinci bölüm (Adagio di molto) oldukça ağır tempoda ve 4/4 lük ölçüde, bir romans güzelliğindedir. Özellikle Finlilerin en başarılı ağır bölüm olarak nitelendirdikleri bu yalın ve melankolik müzik "Sibelius'un çocukluğunda üzerine çıkıp keman çaldığı, göl kenarındaki büyük kayanın bir anısı" olarak tanımlanır. Tahta üfleme çalgıların ikinci bölümden kaynaklanan malzeme üzerine üçlemeler ile çaldığı kısa girişi solo kemanın hülyalı ezgisi izler. Bunu orkestraya ulaştıran keman süslemelerle yetinir. Sanki bu kayanın üzerine çiçekler yerleştirmektedir. Bu önce hafif, daha sonra tutkuyla sürer.
Üçüncü bölüm (Allegro ma non troppo) pek çabuk olmayan tempoda, 3/4 lük ölçüde ve Re Majör tonda yalın bir rondo formundadır. Bas yaylı çalgıların ve timpaninin uyguladığı ritm üzerine solist enerjik bir biçimde telaşlı temayı sunar. Sürükleyici, aynı zamanda korkutucu olan bu temayı Sibelius, Danse Macabre'a (Ölüler Dansı) benzetmektedir. Senkoplu ve Sol minör tondaki tema üç kez belirir. Sonuncu kez re minörde duyurulan ve solistin dramatik oktavlarıyla süslenen tema sona doğru majöre dönüşür ve zafer dolu havada konçertoyu sona erdirir.
Robert Schumann(1810-1856)
8 Haziran 1810’da Almanya’nın Zwickau kentinde doğan Robert Schumann, kitap satıcısı Friedrich August Schumann ile Johanna Christiane Schnabel’in beş çocuğundan en gencidir. Gençliğinde babsının kitaplığındaki Lord Byron ve Sir Walter Scott’un romantik hikâyelerini okuyan Robert, şair olmayı hayal ederdi. Müziğe de yeteneği olan Robert, küçük yaşta piano dersleri aldı ve babasının teşviğiyle küçük parçalar bestelemeye başladı. Edebiyat ve müzik, Schumann için sanatsal yaratıcılığının ortaya koymada kullanabileceği iki ayrı araçtı ve ileriki yıllarda piano çalma olanağını yitirince yeteneklerinin çift yönlü gelişmesinin büyük faydasını gördü.
Schumann, 1826’da babasının ölümünden sonra şiir yerine müziğe ağırlık vermeye karar verdiyse de annesi onun ticarete yönelmesini istiyordu. 1831’de annesinin ısrarıyla hukuk öğrenimi için Leipzig’e gitti fakat orada zamanını müzik, edebiyat ve çeşitli sosyal faaliyetlerle geçirdi. Piano dersleri aldı ve besteler yaptı. Zamanla annesini hukuk değil, pianist olarak kariyer yapması konusunda ikna etti. Piano öğretmeni Friedrich Wieck’in ailesinin Leipzig’deki evine taşındı ve yoğun bir çalışma sonucu pianoda virtüöz seviyesine ulaştı. 1832’ye kadar önemli piano eserlerinin bir kısmını yazdı. Fakat kısa bir süre sonra ellerindeki bir sakatlık sonucu piano çalamaz oldu. İddialara göre elindeki problem, parmaklarını güçlendirmek için kullandığı bir makineden kaynaklanmıştı; başka bir iddiaya göre frengili bir yaranın iyileşmesi için uygulanan tedavinin sonucuydu. Sağ elinin orta parmağını kullanamaz olunca besteci-pianist yerine besteci-eleştirmen kimliğine büründü ve kararlılıkla beste yapmayı sürdürdü.
1834’de, 19.yy’ın en önemlilerindne birisi haline gelecek bir müzik gazetesi çıkardı (Neue Zeitschrift für Musik) 10 yıl boyunca gazetenin editörlüğünü ve baş yazarlığını yaptı. Çağdaşları Frederick Chopin, Hector Berlioz, genç Johannes Brahms ve Franz Schubert’i tanımak için büyük gayret sarfetti. Eleştirilerini zaman zaman Eusebius ve Florestan gibi takma adlarla yayınladı. Bu iki isim onun içinde taşıdığı biri dalgın, hülyalı, diğeri ise coşkun, ateşli iki farklı karakteri yansıtıyordu. Bu ikili ruh, sadece yazılarında değil, bestelerine de ortaya çıkıyordu.
Gönül ilişkileri Schumann’ın hayatında önemli bir yer oynadı. En büyük aşkı, Friedrich Wieck’in kızı Clara idi. Clara çok yetenekli bir besteci idi. Friedrich Wieck, gençleri birbirinden ayırmak için elinden geleni yaptı. 1837’de sözlenseler de uzun süre bir araya gelemediler ve Robert Schumann, bu yüzden çok acı çekti. 1838-1839 yıllarında Clara’nın çalması için çok başarılı bir piano eseri besteledi (C Major Arabesk, Op. 18). 1840’da yasal engelleri aşarak evlendiler. Evlilikten sonra Schuman, şarkılar bestelemeye başladı. 140 şarkı (lied) besteleyen Schumann, bu türün en güzel örneklerini verdi. Bu türdeki eserlerinin en ünlüsü Dichterliebe ‘dir. Bir pianist-besteci olan Schumann, şarkılarındaki duyugunun anlatımında pianoya büyük rol verdi.
1840’a kadar enstrümental müziğin vokal müzikten daha üstün olduğunu savunan Schumann’ın, fikir değiştirererek vokal eserler bestelemeye başlamasının arkasında Dichterliebe’in şairi Heinrich Heine’a duyduğu hayranlık ve gün ışığına çıkardığı besteci Schubert’in eserlerini onun şarkılarından etkilenmesi vardır. Ayrıca Clara’ya söylemek istediklerini şarkılarla doğrudan söyleyebilmek için şarkı bestelmeyi seçmiştir. Ancak piano alanındaki yeteneği ile besteciliğini birleştirerek insan sesi ile pianonun eşit önemde olduğu eserler besteledi. Bu yaklaşım, Schumann’ın lied türüne en büyük katkısı oldu.
Schumann, 1850’de Düsseldorf şehri müzik direktörlüğü pozisyonuna getirildi, ancak 1854’te gençliğinden beri zaman zaman ortaya çıkan; son yıllarda ise ilerleyen ruhsal hastalığı nedeniyle görevinden alındı. Delirmekten her zaman korkmuş olan Schumann’ın bu korkusu halüsinasyonlarının artması sonucu iyice büyüdü ve sonuda 1854’te bir intihar girişiminde bulundu. Başarısız olan bu girişimden sonra bir akıl hastanesine yatırıldı ve 29 Temmuz 1856’da orada öldü.
GELECEK HAFTA 19 ŞUBAT 2010
Şef:
Emin Güven YAŞLIÇAM
Solist:
Vicente CAMPOS (Trompet)
Eserler:
L.van Beethoven
“Fidelio” Uvertürü Op.72
“Fidelio” Overture Op.72
J. N. Hummel
Trompet Konçertosu Mi-bemol Majör
Trumpet Concerto in E-flat Major
C. M. Von Weber
“Der Freischütz” Uvertürü Op.77
“Der Freischutz” Overture Op.77
A. Arutunian
Trompet Konçertosu La-bemol Majör
Trumpet Concerto in A-flat Major
--
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk
Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
13 yıl önce - Çrş 17 Şub 2010, 21:09
Çukurova Senfoni 19 Şubat 2010 Konseri !
Değerli sanatçı, eğitimci ve besteci Prof. Ferhang Hüseyinov’un (1949-2010) 16 Şubat 2010 günü, memleketi Azerbaycan’da beklenmeyen ölümü hepimizi derinden üzmüştür. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası olarak ailesi başta olmak üzere, yakınlarına ve sevenlerine başsağılığı ve sabır dileriz.
19 Şubat 2010 Cuma, Saat 20:00
Adana Büyükşehir Belediyesi Konser ve Tiyatro Salonu
Seyhan 01120 Adana
Şef:
Emin Güven YAŞLIÇAM ( Ç.D.S.O Şefi ve Genel Sanat Yönetmeni )
Solist:
Vicente CAMPOS Trompet / Trumpet
Eserler:
Ludwig van Beethoven (1770-1827)
"Fidelio” Uvertürü Op.72
"Fidelio” Overture Op.72
Johann Nepomuk Hummel (1778-1837)
"Trompet Konçertosu S.49 (WoO 1) Mi-bemol Majör
"Trumpet Concerto in E-flat Major
* Allegro con spirito
* Andante
* Rondo
ARA
Carl Maria von Weber (1786-1826)
“Der Freischütz” Uvertürü Op.77
“Der Freischütz” Overture Op.77
Alexander Arutunian (1920-)
"Trompet Konçertosu La-bemol Majör
"Trumpet Concerto in A-flat Major
* Andante – Allegro energico
* Meno mosso
* Tempo I
Emin Güven YAŞLIÇAM ( Ç.D.S.O Şefi ve Genel Sanat Yönetmeni )
1975 Yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Keman dalı yüksek bölümünden mezun olduktan sonra iki yıl Ankara Devlet Operasında Orkestra Sanatçısı olarak görev yapmış, daha sonra İtalyan Devletinden dört yıllık burs kazanarak bu Ülkede Orkestra Şefliği ve kompozisyon çalışmalarını sürdürmüş, Roma Santa Cecilia Konservatuvarında Armanda Renzi, Teresa Procaccini, Bruno Aprea, Franco Ferrara yönetmenliğinde Orkestra Şefliği ve kompozisyon bölümünden birincilikle mezun olmuştur. Londra’da Canford Summer School’da George Hueres ile Münih’te Ceribidacci ile Şeflik dalında Yüksek ihtisas görmüş ayrıca Siena’da Franco Ferrara yönetmenliğinde Accademia Chigiana ileri Orkestra Şefliği Yaz kurslarını başarıyla bitirmiş olup, onur diploması ile ödüllendirilmiştir Roma’da 1983 Ekim ayında Centro Internazionale (Foyer Des Artistes) tarafından yılın en başarılı genç Orkestra Şefi seçilmiş ve altın madalya ile ödüllendirilmiştir. 1985 yılına kadar dört yıl süreyle Filarmonici Romani Orkestrasının devamlı şefliğini yapmış olup bu orkestranın kurucularındandır.1986 yılı Şubat ayında San Remo Senfoni Orkestrası ile G.Paisiello’nun altı Menuetto’sunun 200 yıl sonra Dünyada ilk çalınışını gerçekleştirmiştir. 1986 - 1989 yılları arasında Lecce İtalya) Senfoni Orkestrasının (Direttore Principale) esas Şefliğini yapmıştır.Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkelerinde konser vermiş olup, 1987 yılında Polonya Opole Orkestrası ile Nevit Kodalli’nin Viyolonsel Konçertosunu Prof. Ali Doğan ile seslendirmiş, bu konçerto ile Beethoven 2.Senfoni’yi Plak yapmış, ayrıca 1991 Aralık ayında italyan çağdaş besteci Mario Cesa’nın eserlerini CD olarak gerçekleştirmiştir. Scarlatti, Bellini, Senegallia, Aversa ve Napoli gibi önemli konkurların (yarışmaların) devamlı jüri üyeliğini üstlenen Emin Güven Yaşlıçam Ekim 1990 tarihinde İtalya Verbenia da yapılan konkurda, çeşitli ülkelerde düzenlenen konkorlara jüri üyesi olarak 24 kez katıldığından dolayı onur diplomasıyla ödüllendirilmiştir.1980-85 tarihleri arası Polonya, 1985-88 tarihleri arası Avellino Senfoni Orkestrasının genel sanat yönetmenliğini ve orkestra şefliğini yapmıştır. Brezilya Porta Aallogra-San Paulo, Arjantin Bahia Blanca-Boenos Aires (tiatra colanna) ve Meksica Toluca ve Meksiko City, Paris Festival Orkestrası gibi önemli orkestraları yönetmiştir. Ayrıca bir çok Avrupa ülkelerinde orkestra şefliği yapmış olan Emin Güven Yaşlıçam 26 Nisan 2002 tarihinde Viyana Flarmoni orkestarsı ile Music sarayında çok önemli bir konser vermiş olup büyük övgü kazanmıştır. Aynı orkestrayla tekrar konserleri olacaktır. Ayrıca Mayıs 2004 tarihinde 120 kişilik Bari Senfoni Orkestrası ile Avrupa ve İstanbul turneleri gerçekleştirmiştir. Halen Çukurova Devlet Senfoni Orkestrasının daimi şefi ve genel sanat yönetmenidir.
Vicente CAMPOS Trompet / Trumpet
Vicente Campos müzik çalışmalarına Valencia’da ‘Montserrat Müzik Derneği Müzik Okulu’nda başladı, daha sonra yine Valencia’da Superior Konservatuarı’nda Vicente Prats ile çalışmalarına devam etti. Özel onur ödülü üstünlük derecesi sahibi olan Vicente Campos “Birinci Genç Müzisyenler” ödülü ve “Mariano Puig Yarışması” birincilik ödülünü de kazanmıştır. Müzikal estetik ve yaratıcılık alanlarında da Valencia Üniversitesi’nde başarılı çalışmalar yapmış ve dereceler elde etmiştir. Son zamanlarda yüksek öğrenim diploması (DEA) almıştır ve halen Valencia Universitesi’nde doktora çalışmalarını yapmaktadır.
İspanya sahnelerinde birçok orkestra ve müzik grubu ile solist olarak konserler vermiş olan sanatçı yine farklı gruplar ve orkestralar ile CD kayıtları yapmıştır, bunlardan “Concerti Accademici” (Akademik konçertolar) ve “Collegium instrumentale” Goldberg müzik dergisinden çok başarılı kritikler almıştır. 1996 yılından bu yana Montserrat Müzik Festivali’nde konserler vermeye devam etmekte ve müzik kursları düzenlemektedir.
Ludwig van Beethoven (1770-1827)
Üzerinde çalıştığı her müzik formunda reform yapan tek besteci olan Beethoven, müzik tarihindeki en büyük isimlerden biridir. Beethoven ailesinin kökleri Belçika’da bulunan Brabant’a dayanır. Dedesi Köln elektörünün hizmetine şarkıcı olarak girince Bonn’a yerleşmiş, daha sonra ise hiç beste yapmamasına rağmen müzik direktörü olmuştur.
İlk müzik eğitimini babasından aldıktan sonra, 1779’da Christian Gottlob Neefe’yle çalışmaya başladı. 1783’te ilk bestesi olan Dressler’in Marşı Üzerine Çeşitlemeler Neefe’nin yardımıyla yayımlandı. 1786’da Viyana’ya yaptığı ziyaretin ardından, annesinin olumu üzerine Bonn’a geri döndü ve Kont Walstein’ın hizmetine girdi. 4 yıl boyunca kontun orkestrasında viyola çaldı.
1792 Bonn gezisinde Beethoven’in bestelerini gören Haydn, Ludwig’i beraber çalışmak için Viyana’ya davet etti. Bu davet üzerine Viyana’ya yerleşen Beethoven ölene değin bu şehirde yaşamıştır. Müziğin iki büyük isminin anlaşması kolay değildi. Bu nedenle Beethoven, Haydn ile uzun süre çalışma imkânı bulamadı. Besteci olarak tekniğini geliştirmek için Schenk’ten, kontrpuan ustası Stephansdom’dan ve Albrectsberger’den müzik tekniği; Salieri’den vokal kompozisyon dersleri aldı.
1798 yılında Beethoven işitme problemleri yaşamaya başladı. Bu tarihten itibaren 21 yıl boyunca hiç kimseyle iletişim kurmadı. Ancak 1819 yılına gelindiğinde yazarak insanlarla diyalog kurmaya başladı. 21 yıl boyunca çekilen yalnızlık çok derin acılar yaşamasına neden oldu. Beethoven bütün senfonilerini işitme problemi yaşamaya başladıktan sonra bestelemesi de dikkate değer bir olaydır.
Beethoven hayat boyunca zatürre, tifo, erythema gibi birçok hastalıkla mücadele etmek zorunda kaldı. 1826’da kardeşi Karl ile Gneixendorf’ta yaptığı tatilin ardından Viyana’ya dönüşünde, siroz hastalığı iyice ilerlemiş, yataktan kalkamaz olmuştu. 26 Mart 1827’de hava iyice bozmuş, durmadan yağmur yağıyordu. O sırada akan büyük bir şimşekle Beethoven’in odası aydınlandı. Aynı anda, yumruğunu havaya kaldıran Beethoven’in gözleri birkaç saniyeliğine hayata meydan okurcasına açıldı, ve ardından bir daha açılmamak üzere kapandı. Doktorlar bunun Beethoven’in anlamlı bir hareketi değil, sadece ışığa karşı bir tür refleks olduğunu söylemektedirler. Beethoven yaklaşık 30.000 kişinin katıldığı bir cenaze töreninin ardından Wahring mezarlığına defnedildi. 1888’de ise naaşı Viyana Merkez Mezarlığı’na Schubert’in mezarının yanına aktarıldı.
Beethoven’in 9 senfonisi, 5 piyano konçertosu, bir keman konçertosu , bir piyano keman ve çello için üçlü konçerto, 32 piyano sonatı ve birçok oda müziği eseri bulunmaktadır. Sadece 1 opera bestelemiştir. Orijinal ismi Elonore olan Fidelio operası en güzel operalardan biridir. Beethoven’in başarıyı yakaladığı en önemli yapıtları ise senfonileridir. İlk senfonisini 1800 yılında tamamlamıştır. Eroica isimli 3. senfonisini Napolyon’a adamıştır. Bu dönemde Napolyon birçok ülkeyi, o ülkelere bağımsızlık getireceğini vaat ederek işgal ediyordu. Napolyon kendi yazılarında bunun sadece savaşa girdiği ülkenin direncini kırmak için bir taktik olduğunu söyler. Napolyon’un kendini imparator ilan etmesinin ardından Beethoven ithafını geri çekti. 9. senfoni ise gelmiş geçmiş en iyi senfoni olarak değerlendirilebilir.
“Fidelio” Uvertürü Op.72
Beethoven’in yazdığı tek bir opera olan “Fidelio” adıyla anılan opera, Fransız yazar Jean Bouilly’nin “Léonoré ou l’amour conjugal” (Leonore ya da evlilik aşkı) adlı romanından Joseph Sonnleithner’in hazırladığı libretto üzerine bestelenmiştir ve ilk kez Viyana’da 20 Kasım 1805’de Leonore adıyla temsil edilmiştir.
Beethoven ilk başta operanın uvertüründen memnun kalmamıştır. Önceden yazdığı ancak 1828’de ölümünden sonra çalınan Karakteristik uvertür, Do Majör adıyla çalınan uvertürü (Leonore I Op.138) ilk temsilden önce değiştirerek yeni bir uvertür yazmıştır (Leonore II Op.72). 1806’da Fidelio tekrar sahnelenirken bir uvertür daha yazmıştır (Leonore III Op.72a). Viyana’daki Fransız işgali yedi yıl sürdüğü için opera uzun süre oynanmamış, 23 Mayıs 1814’te bazı düzeltmelerle tekrar sahneye konulan opera için yeni bir uvertür daha yazılmış ve sonunda Beethoven bu sefer “Fidelio” adını vermiştir. Diğer üç uvertürün Do Majör olmasına karşın, “Fidelio” Mi Majör tondadır.
Daha önceki II. ve III. Leonore uvertürlerine göre daha neşeli ve hafif olan ve girişteki sahneye uygun olan “Fidelio” uvertürü 4/4’lük ölçüde unison olarak çalınan (tek ses) ve hareketli (Allegro) bir tempoda kısa bir girişle başlar. Yaylı ve üflemeli çalgıların duyurduğu bu bölme, korno ve klarinetlerin yol gösterdiği ağır (Adagio) bir geçişten sonra yeniden girişteki neşeli ve canlı temaya döner. Adagio’nun tekrarında ise kornonun ilk başta çaldığı temayı üflemeli çalgılarda ve sonra yine kornolarda duyulurken bölümün asıl Allegro bölümün başlar. Üflemeli çalgıların crescendo (ses gürlüğünü yükselterek) akorundan ve temanın ikinci kornolarda sönmesini izleyen klarinetin cevabından sonra tüm orkestra gelişimi gerçekleştirir. Yaylı çalgılar ikinci temayı kısaca duyurduktan sonra, sona doğru birinci tema kemanların pasajları eşliğinde kornolar ile tekrar yansıtılır. Allegro gelişimin sonunda Adagio kısımı tekrar gelir, çok hızlı bir tempoda (Presto) Coda’ya (kapanış) yol göstererek doruğa ulaştırır ve eleştirmenlerce “gerçek güzellik” olarak tanımlanan sonu hazırlar.
Johann Nepomuk Hummel (1778-1837)
Pozsny’de doğup Weimar’da ölen Avusturya’lı piyanist ve besteci Hummel, 1785-87 yılları arasında Mozart ile piyano çalışmış 1787’de bir Mozart konserinde, Viyana’da sahneye çıkmıştır. Hollanda ve İngiltere’de çıktığı konser turnelerinden sonra Londra’da Clementi ile çalışmaya başlamıştır. 1793 yılında Viyana’ya geri dönmüştür. Albrechtsberger ve Salieri ile kompozisyon çalışmış 1804-11 yılları arasında Prens Esterhazzy’nin sarayında orkestra şefliği yapmıştır. 1816-20 yılları arasında ise Stuttgart’da ve Weimar’da aynı görevde bulunmuştur. Tanınmış piyano metodunu 1828 yılında yayınlamış, piyano için konçertolar, sonatlar, fagot, trompet ve mandolin konçertoları, operalar, oratoryolar ve pek çok oda müziği eseri bestelemiştir. Hummel’in müziği kulağa hoş gelen melodileri ve sağlam işçliği ile dikkat çekicidir, piyano için yazdığı müzikler ile Chopin’i etkilemiş ve belkide ilk eserlerinde onun etkisini göstermiştir.
Trompet Konçertosu Mi-bemol Majör
1803 yılında bestelenen bu konçerto, bugün Hummel’in konser programlarında en sık yer alan eseri sayılır. Hummel’in trompet konçertosu’nun önemli bir özelliği, bu bestecinin bir “ara dönem”i temsil etmesinden kaynaklanır. Hummel 18. yy.’ın sıkı kurallara bağlı anlatımından, 19. yy.’ın özgür anlatımına Mozart’tan Weber’e, Klasizm’den Romantizm’e geçişin adımlarını atmıştır.
İlk bölüm (Allegro con spirito)klasik sonat formundadır, kahramanca edalı ve vurguludur. Mozart’In müziğini andırır. Bölümün ikinc iteması minör ve Majör tonlarda arpejlerle sunulur; bu tema, “Opera seria” (Ciddi opera) aryaları ile açık benzerlik göstermektedir. Bir Majör arpejin ardından, solo çalgı çarpıcı biçimde araya girer. Bu bölümde, virtuozlük gösterilerinden çok, şarkı söyleme özelliğinin yoğunluğu dikkat çekicidir. Aynı özelliklerle ikinci bölümde de (Andante) karşılaşılır. Bu bölümün melodisi ünlü “bel canto” bestecisi Bellini’nin ağıtsal melodilerini andırır. Melodi, yaylı çalgıların vurgulu eşliği ve baslardan duyulan pizzicato (teli parmak ile çekerek çalma tekniği) figürleri ile süslenir. Çok kısa bir geçişten sonra ara verilmeksizin üçüncü bölüme (Rondo) geçilir. Solo çalgı bu bölümde teknik olarak kendini göstermektedir. Özellikle bölümün sonuna doğru oldukça belirgindir. Eser bu neşeli ve çoşkulu hava içerisinde sona erer.
Carl Maria von WEBER (1786-1826)
Weber’in adını duyunca hatırımıza şarkılarıyla, korolarıyla “Freischütz” operası gelir. Bu eser, dünyadaki esrarlı kuvvetlerin sihrine kapılarak onu terennüm eden, romantik bir ruh ile doludur. Düşen çiğlerin serinlettiği bir sabah vakti gibi cürretli ve taze fikirlerle klasizmden ayrılarak doğan, fakat form bakımından hala klasik geleneğe bağlı kalan yeni romantizm Weber’de belirmektedir. Weber’in değerli ve espri ile dolu yazılarıda vardır. Bu yazılara bakanlar orada başka bir Weber keşfederşler. O, “Freischütz” deki orman fısıltılarını ve esrarengiz sesleri teganni eden, parlak bir atılganlıkla klarnet namelerini ve piyano virtiözlüğünü pırıl pırıl saçan Weber’den başka biridir.
Weber, Mozart’dan hareket ederek işe başladı, hiç olmazsa form ve teknik bakımından O’na yakındır. Bir “Hayaller” operasıda denilebilecek olan “Freischütz” te, ruhunu şeytana satan genç avcının hikayesini canlandırır. Bir müzikli dram olan “Euryanthe” de daha sonra varılan sonuçlara yaklaşır. Enstürman eserlerinde incilerden mürekkep şaşaalı gerdanlıklar kabilinden sesler dizer. Doğuştan müzisyen olan kafasında büyük ve ciddi tasavvurları gittikçe kemale erdiren Weber’in şahsında zamanın zevki ile bunun üstünde olan unsurların ne kadar girift halde olduğunu müşahade etmek enteresandır. “Freischütz” ün Berlin’deki ilk temsili opera tarihinde Mozart zamanından beri, görülmemiş olan, bir dönüm noktası oldu. Yeni bir çığır açılmıştı. Weber bu yeniliği, güfte yönünden başarılı olmayan, fakat müzik bakımından çok değerli olan “Euryanthe” ile fevkalade derinleştirdi. Vakitsiz ölümün engel olduğu “Oberon” un rövizyonu ile şüphesiz bu yolda daha yeni gelişmelere varabilirdi.
Weber, damarlarında Fransız kanı da bulunan bir “Aleman” idi. Babasının memleketi Schwarzwald’dı. Fakat Constanze Mozart’ın amcası olan, dehaya yakın bir dereceden kabiliyetli olup, türlü işlere karışan, fakat haddini bilmeyen ve bazen dürüst olmayan babası, huzursuz bir halde bir diyardan ötekine koşuyor hiçbir yere yerleşemiyordu. Bu yüzden Weber’in çocukluğu bir göçebe hayatı şeklinde geçti. Doğduğu Eutin’den Hildburghausen’e sonra Salzburg’a gitti. Orada Michael Haydn, Weber’e hoca ve rehber oldu. Daha sonra Münih’e taşındılar ve orada Weber, ikinci “opus“u olan eserini kendi eliyle en yeni taş basma tekniği ile bastı. Freiberg’e, tekrar Salzburg’a, sonra Hamburg, Augsburg ve nihayet Viyana’ya gittiler. Viyana’da çok kudretli ve nüfuzlu Abbé Vogler, Weber’e hocalık yaptı sonunda Breslau şehir tiyatrosunda orkestra şefi oldu. Henüz yirmi yaşındayken, Silezya’da, Karlsrude’de oturan Württemberg Prensi Eugen’in hizmetine girdi. Prensin yardımı sayesinde babası ile birlikte Stuttgard’a yerleşti ve orada “Silvana“ operasını yazdı. Fakat burada geçirdiği mesut günler feci bir şekilde sona erdi. Babasının işlediği ihtilas (para aşırma) suçundan dolayı Württenberg’den sürgün edildiler. Bu sırada olgun bir şahsiyete erişen Weber, Darmstadt ve Mannheim’da kısa bir müddet kaldıktan sonra tekrar Vogler’in etrafında toplanan talebeler arasına katıldı. Ondan sonra başarılı bir piyanist ve besteci olarak bütün Almanya’yı dolaştı. Prag’da da bir müddet tutundu ve nihayet Dresden operasında yerini buldu. Gerçi orada bürokrasi ve rakipler ile mücadele etmen zorunda kaldı ama, dokuz sene müddetle mesut ve istikrarlı bir hayat geçirdi. Sonra “Oberon“ operasının temsili için Londra’da iken ölüm, ağır hasta olan Weber’in elinden kalemini aldı.
Weber müziğin her nevinden eserler vermiştir. Oda ve kilise müziği, koro, orkestra ve piyano için eserler ve liedler (şarkılar) yazdı. Fakat asıl sahası operaydı. Sahnenin çok cepheli ülkesi “Abu Hasan“ın mizahi havasından ve “Pireziosa“ piyesini tasvir eden sahne müziğinden “Euryanthe“ nin yüceliğine, “Oberon“ un dramatik zenginliğine kadar uzanıyordu. Fakat hepsinin başında en çok kalpleri cezbeden “Freischütz” operasıdır. Weber’in müziği sonraki devirlerin ışığı altında tekrar ilgi toplamaktadır. Wagner, Pfitzner ve Hindemith gibi isimler bunun şahididir.
“Der Freischütz” Uvertürü Op.77
Alman romantik operasının olduğu kadar ulusal operasının da ilk büyük örneği olan “Der Freischütz” (Avcılar) Operası’nda Weber, Johann August Apel ve Friedrich Laun’un Gespensterbuch (Hayaletler Kitabı) adlı eserinden, Johann Friedrich Kind’in uyguladığı libretto üzerine, 1817’de Dresden Alman Operası Cappelmeisterliği’ne atandıktan sonra, yaz aylarında başlamış ancak 1820 yılının mart ayında tamamlayabilmiştir. Opera Berlin’de tümüyle yenilenen Schauspielhaus’ta oynanan ilk müzikal eser olmuştur. 18 Haziran 1821’de bestecisinin yönetiminde sahnelenmiş, 1830’a kadar Avrupa’nın müzik merkezlerinde, 1850’den önce de Güney Afrika, Avustralya ve Arjantin’e ulaşmıştır.
Operanın konusu 17. yy.da 1650’de 30 yıl savaşları’nın sonunda Bohemya’da geçer. Üç perdelik opera, eski bir Alman efsanesine dayanır. Kurt Boğazı adlı gizemli yerde hedefi mutlaka vuran büyülü kurşunlar dökülürmüş. Yedi tane dökülen kurşunların altısı hedef, yedincisi ise şeytan içinmiş.
Uvertür o zaman için bir yenilik olan -programlı bir senfoni- gibi Berlioz, Liszt ve Wagner’e öncülük eden özellikler gösterir. 4/4’lük ölçü zamanı içinde kısa bir yaylı çalgılar girişinden sonra Alman ormanlarının pastoral havası kornolarda duyulur. Daha sonra hızlı (Allegro) tempoda, gizemli bas tremoloları ile vahşi pasajlarla ve rahatsız edici akorlar ile Kara Avcı’nın büyülü dünyası yansıtılır. Bunu barışçı havada sakin Mi-bemol Majör tonda, klarinet ile Agathae’nin ünlü cavatinası izler. Müzik yine hızlanır, korkunç kurşun atışları resmedilir uzunca bir sessizlikten sonra parlak Do Majör tonda, Agathe’nin temasını ilahiye dönüştürerek parlak sona ulaşır.
Alexander Arutunian (1920- )
Arutiunian erken yaşlarında seçkin bir besteci olan Alexander Spendiarian ile tanışmıştır. II. Dünya savaşı öncesi Moskova Konservatuarı’ndan mezun olmuştur. Savaştan sonra Moskova’ya yerleşmiş, 1946-1948 yılları arasında Genrikh Litinsky ile kompozisyon çalışmıştır. Mezuniyetinden sonra Yerevan’a geri dönmüş ve oradaki konservatuarda öğretmenlik yapmıştır ve ardından Ermenistan Filarmoni Orkestrası’na müzik direktörü olarak atanmıştır.
1948’de mezuniyeti için yazdığı bir eser olan “Anavatan Kantatı” adlı eseri ile Sovyetler Birliği Devlet Ödülü ile ödüllendirilmiştir. Moskova Müzik Kongresi ‘nde Aram Khachaturian tarafından geleceğin parlak bestecilerinden biri olarak görülmüştür. Daha sonra yurtiçinde ve dışında, geleneksel Ermeni halk müziği etkisinde yazdığı eserleri ile alkışlar almaya devam etmiştir. Eserlerinden bazıları “Ermeni Halkının öyküsü” (1960), “Lenin’e övgü” (1967) ve “Kardeşliğe ilahi” (1970). Nefesli çalgılar için yazdığı bazı eserleri ise; trompet konçertosu, tuba konçertosu ve Ermenisten sahneleri (bakır nefesli beşlisi için). Valeri Gergiev, 1957’de büyük orkestra için yazılmış senfonisini Birleşik-Radyo Senfoni Orkestrası ile kayıt yapmıştır. 1988’de "Armenia-88" isimli keman konçertosunu yazmıştır. Arutiunian daime geleneksel müziğe bağlı kalarak eserler üretmiştir.
Trompet Konçetosu La-bemol Majör (1950)
Arutunian’ın trompet için yazdığı konçerto üç bölümden oluşur. Bestecinin eserleri genellikle Ermeni halk melodileri etkisinde yazılmıştır. Bir besteci olarak, kullandığı temalar ve müzikal yazımı ile milliyetçiliğini ifade etmiştir. Konçertoyu yazdığı sıralarda bestecilik olarak Khachaturian’dan etkilendiği açıkça görülmektedir. Bununla birlikte 1960’larda klasik formda ve tonal eserler üretmiştir.
Konçerto bestecinin 6. büyük eseridir ve 1950 yılında yazılmıştır. Aslında bu eseri 1943 yılında Tabakov’un bir öğrencisi olan ve Ermenistan Filarmoni Orkrestrası solo trompetçisi, Zsolak Vartasarian için yazmak istemiştir. Ne yazık ki , Vartasarian 1950 yılından önce ikinci dünya savaşında hayatını kaybetmiştir. Aykaz Messlayan konçertonun ilk seslendirilişini ve Timofei Dokschitzer ilk ses kaydını yapmışlardır.
--
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk
Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
13 yıl önce - Prş 25 Şub 2010, 03:11
Çukurova Senfoni 26 Şubat 2010 Konseri
26 ŞUBAT 2010 Cuma, Saat 20:00
Adana Büyükşehir Belediyesi Konser ve Tiyatro Salonu
Seyhan 01120 Adana
Çukurova Devlet enfoni Orkestrası Tahta ve Bakır Nefesli Çalgılar Sanatçıları
Woodwind & Brass Players of Cukurova State Symphony Orchestra
Program / Programme :
A.Dvořák Serenad Op.44 re minör
Serenade Op.44 d minor
J.S.Bach Küçük Füg sol minör
Little Fuge in g minor
J.Williams Olimpik Fanfar & Tema
Olimpic Fanfare and Theme
M.A.Charpenter Te Deum’dan Prelüd
Prelude from Te Deum
S.Barber Adagio
K.Weill Threepeny Opera Suiti
Opera Suite from “Threepeny”
G.Gershwin Porgy & Bess
M.Panella El Gato Montes
AQUA OCTETT
Aqua Octett 1990 yılında nefesli beşli olarak kurulmuş ve 1995 yılında genişleyerek nefesli sekizli halini almıştır. Repertuvarında geniş bir eser yelpazesi bulunan Aqua Octett, Türkiye’de çalışma ve konserlerini düzenli bir şekilde sürdüren kendi formatındaki tek gruptur.
Türkiye’de; İstanbul, Ankara, Marmaris, Adana ve Antakya konserlerinin yanı sıra, yurt dışında; Tokyo, Şam ve Frankfurt’ta konserler vermiştir.
AQUA OCTETT
Aqua Octett was founded in 1990 as a wind quintet and in 1995 it extended as an octett. Aqua Octett that has a large repertoire, is the only group which continuous its concerts regularly in Turkey.
The group have given concerts in many cities in Turkey such as; İstanbul, Ankara, Marmaris, Adana, Antakya and also in Tokyo, Damascus and Frankfurt.
--
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk
Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
sayfa 29  |
ANA SAYFA -> ADANA
|