1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 23  |
 |
Uğur YENİLMEZ
14 yıl önce - Çrş 18 Mar 2009, 20:07
Çukurova Senfoni 20-21 Mart 2009 Barok Haftası Konseri !
20-21 MART 2009 BAROK HAFTASI
Cuma:20.00 / Cumartesi:11.00
ŞEF
Burak TÜZÜN
SOLİSTLER
Kartal AKINCI (Keman)
Deniz ÖZASKER (Keman)
Hakan DEMİRÇEKEN (Obua)
Pelin AYHAN (Obua)
ESERLER
Johann Sebastian Bach Sol Teli Üzerine Arya “Air”
Tomaso Albinoni Obua Konçertosu Op.9 no.2 re minör
Antonio Vivaldi İki Obua, Yaylı Çalgılar ve Sürekli Bas İçin Konçerto, RV 535, re minör
Johann Sebastian Bach İki Keman için Konçerto,BWV 1043,re minör
Johann Sebastian Bach Brandenburg Konçertosu no.3 Sol Majör
Burak Tüzün - Şef
1970 yılında Ankara’da doğdu. 1982 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı keman bölümüne kabul edilerek Semra Bayraktar’ın keman sınıfında başladığı öğrenimini, 1992 yılında Prof. Server Ganiev’in keman sınıfından lisans derecesi olarak tamamladı. Aynı yıl Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na sanatçı öğretim elemanı olarak kabul edildi. Alfred Mişurin ile senfonik orkestra şefliği, Sami Hatipoğlu ile armoni ve kontrpuan çalıştı. 1996 yılında Tchaikovsky Moskova Devlet Konservatuvarı Opera ve Senfoni şefliği bölümüne kabul edildi.
Anadolu Üniversitesi tarafından gönderildiği Moskova Konservatuvar’ındaki altı yıllık öğrenimi boyunca Rusya Devlet Sanatçısı Prof. Leonid Nikolaev’in şeflik sınıfında lisansüstü derecelerini aldı. Prof. Margarita Karatıgina yönetiminde de müzikoloji alanında bilimsel doktora çalışmalarını tamamladı. Bilimsel doktora çalışmaları süresince Eczacıbaşı Müzik Vakfı tarafından desteklendi. Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası, Devlet Konservatuvarı Oda Orkestrası ve Devlet Konservatuvarı Gençlik Senfoni Orkestralarının şefliğini ve Genel Müzik Direktörlüğünü yapmakta olan Tüzün, konuk şef olarak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Devlet Senfoni Orkestraları ile konserlerini sürdürmektedir.
Kartal Akıncı - Keman
1968 Söke doğumlu olan sanatçı, ilk müzik derslerini babası Orhan AKINCI’dan almıştır. 1979 yılında İzmir Devlet Konservatuarı keman bölümüne giren sanatçı, 1989 yılında Arman ÖZARIN’ın sınıfından pekiyi dereceyle mezun olmuştur. Öğrenimi boyunca birçok solo, oda müziği ve orkestra eşlikli konserler gerçekleştirmiştir. 1987 ve1989 yıllarında Akdeniz Gençler Orkestrası’ nın üyesi olan sanatçı,1989 yılında pekiyi dereceyle mezun olarak, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın açmış olduğu sınavı kazanmış ve bu Orkestra’ da keman sanatçısı olarak göreve başlamıştır.Halen İzmir Devlet Senfoni Orkestrasının 1.Konzertmaisteridir.
Sanatçı solist olarak: Ege Oda Orkestrası, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası,Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, Dokuz Eylül Üniversitesi Senfoni Orkestrası, İstanbul Milli Reasürans Oda Orkestrası ve İstanbul Oda Orkestrası ile birçok başarılı konserler gerçekleştirmiştir. Sanatçı, Cumhuriyetimizin 80. yılı dolayısıyla 2003 Ekim ayında Ukrayna’nın Odessa şehrinin Altın Salonunda Dışişleri Bakanlığı’nın görevlisi olarak bir resital gerçekleştirmiştir. Aynı kutlamalar çerçevesinde Prof. Rengim GÖKMEN ile 2004 Ekim ayında Kırgızistan Bişkek’te CUY Filarmoni Orkestrası ile, 2005 Ekim ayında da Belarus Minsk kentinde Minsk Oda Orkestrası eşliğinde Türk eserlerinden oluşan programları başarıyla seslendirmiştir.
Prof. Gülser ERYÜMLÜ, Mehmet ARİÇ, Elvan ÖĞÜT, Doç. Şeniz DURU ve Talia Özlem ALPAY eşliğinde birçok resitaller de veren sanatçı, ayrıca 1995 yılından bu yana Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarında keman öğretim görevlisi olarak görev yapmaktadır. EPHESUS Kuartet’in kurucusu ve keman sanatçısıdır.
Deniz Özasker - Keman
Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda Prof. Cengiz ÖZKÖK ile keman öğrenimine başlayan sanatçı 1994 yılında eğitimine Rus keman virtüözü Viktor PİKAİZEN ile devam etmiş ve 1999 yılında “Prof. İhsan DOĞRAMACI Başarı Ödülü”nü kazanarak okul birinciliğiyle mezun olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, Bursa Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde solist olarak konserler vermiştir. H.Ü. Devlet Konservatuvarı Orkestrası eşliğinde Hollanda ve Belçika’da solist olarak yer almıştır.
Öğrencilik yıllarından itibaren pek çok resital ve oda müziği konserleri gerçekleştirmiş olan Deniz ÖZASKER, halen İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nda Konzertmeister Yardımcısı olarak görevine devam etmektedir.2005 yılından bu yana D.E.Ü. Devlet Konservatuvarı'nda keman öğretmenliği de yapmakta olan ÖZASKER aynı zamanda Ephesus Quartet’in bir üyesidir.
Hakan Demirçeken - Obua
1970 yılında İzmir’de doğdu. Obua eğitimine 1984 yılında Doç. Macit Kızılay ile Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda başladı. 1989 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi sınavını tam burslu olarak kazandı ve Doç. İrfani Özdemir’in öğrencisi olarak eğitimini sürdürdü. Alein Boeglin, Doç. Erden Bilgen ve Mahir Çakar ile oda müziği çalıştı. 1991 yılında Bilkent Üniversitesi’nden bölüm birincisi olarak mezun oldu. 1992 yılında Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın açtığı sınavı kazanarak buradaki görevine başladı. İstanbul, Antalya, Bursa, İzmir ve Çukurova Devlet Senfoni Orkestraları ile Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Orkestrası’nda solist sanatçı olarak görev aldı. Aqua Octett ile yurt içi ve yurt dışında bir çok konserde görev aldı. Halen Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası obua sanatçısı ve Aqua Octett üyesi olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
Pelin Ayhan - Obua
1975 yılında Mengen’de doğdu. Obua eğitimine 1986 yılında Doç. Macit Kızılay ile Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda başladı.Bir yıl sınıf atlayarak 1995 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi’nden üniversite birincisi olarak mezun oldu. Aynı yıl Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın açtığı sınavı kazanarak buradaki görevine başladı. 2000 yılında Taşkın Oray’ın ustalık sınıfına katıldı. Aqua Octett ile yurt içi ve yurt dışında bir çok konserde görev aldı.
Halen Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası obua sanatçısı ve Aqua Octett üyesi olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
Johann Sebastian Bach Sol Teli Üzerine Arya “Air”
Bach'ın "Sol Teli Üzerine Arya" adıyla tanınan ünlü parçası aslında Re Majör 3. Orkestra Süiti'nin (BWV1068) ikinci bölümüdür (Air), Süitin 4/4'lük ölçüde başlayan bu aryasını, geçen yüzyılda Al¬man kemancı August Wilhelmij (1845-1908) çalgısının yalnızca en kalın telinde (Sol) çalınca daha güzel ses verdiğine karar vererek 1871'de bu düzenlemeyi yapmış; Do Majöre uyguladığı bu aryaya -daha tiz olan orijinaline göre- daha çok ün kazandırmıştır. Ayrıca Paganini'nin uyguladığı kemanda tek bir tel üzerinde yorum Bach çağında bilinmemekteydi. Böylece Wilhelmij çağına da uyum sağla¬mıştır.
Tomaso Albinoni Obua Konçertosu Op.9 no.2 re minör
14 Haziran 1671’de doğan Tomaso Albinoni, Antonio Vivaldi, Alessandro ve Benedetto Marcello kardeşleri, Domenico Cimarosa ve Arcangelo Corelli ile birlikte, Barok dönemindeki “Venedik Bestecilik Okulu”nun en önemli temsilcilerinden biridir. Varlıklı bir ailenin en büyük oğlu olarak doğan besteci, müziğe amatör olarak başlamıştır. Babasının vefatından sonra, kağıt işletmelerinin bütün haklarını küçük kardeşlerine devrederek, yüreğinde yatan müzik aşkına kendini tamamen adamış ve amatör damgasını silmiştir. Günümüzde, bestelediği her tür çalgı için 500 civarında konçertosuyla tanınmasına rağmen, Albinoni, sanatsal ağırlığını 200 opera eserine vermiştir. Düzenli bir şekilde eserlerini opuslara (albümlere) toplayan besteci, 7. ve 9.cu albümlerini obuaya adamıştır. Opera besteciliği verdiği tecrübeyi kullanarak, kemandan farklı olarak, adeta bir şancıya şarkı söyletircesine beste tekniği kullanması, en iyi (güzel) konçertoları arasında sayılan op.9 no.2 Obua Konçertosu, Albinoni’ye haklı bir ün kazandırmıştır.
Eser, dönemin özelliklerini en belirgin şekilde taşıyan biçimde, 3 bölüm (hızlı-yavaş-hızlı) olarak yazılmış. Aralarında Adagio olan 2.Bölüm ise, soliste bütün müzikal hünerlerini sergilemesi için en iyi imkanı tanımaktadır.
Antonio Vivaldi
İki Obua, Yaylı Çalgılar ve Sürekli Bas İçin Konçerto, RV 535, re minör
Vivaldi' nin iki obua için üç konçertosu vardır. İkili Konçerto olarak adlandırılan, iki solo obua, yaylı çalgılar ve sürekli bas için yazılan re minör Konçerto, bestecinin üç bölümlü alışılmış formundan biraz uzak gibidir. Baştaki ağır (Largo) girişle dört bölümlü oluşu, konçertant kısımlarda yaylıların tuttisiyle obualar arasında beliren kısa ve diyalog biçimi değişimi, fazla virtüozluğa kaçmamasıyla da bu konçerto daha çok, Bolonya stilindeki üflemeli çalgılar sonatlarına benzetilir. Bu nedenle de Vivaldi'nin bu eserini 1710’lardan çok önce yazdığı öne sürülür.
Bölüm 3/4' lük ölçüde dört akorla ağır (Largo) tempoda başlar. Bu iki mezürlük kısa girişi izleyen 4/4'lük ölçüdeki çabuk (Allegro) bölmede yine duygulu Re minör tonalitedeki buruk hava obuaların zarif figürleriyle renklenir. Bu figürler orkestra tuttisiyle de tekrar¬lanır. 2. Bölüm 3/8' lik ölçüde solo obuaların uzun soluklu, ağırca (Andante) tempoda ezgilerini sergilemelerine, ince diyaloglarına sahne olurken orkestra hep geri planda kalır. 3. Bölüm orkestranın görkemli akorlarıyla, oldukça çabuk (Allegro molto) tempoda ve 4/4' lük ölçüde başlar. Obualar hemen bu havayı zarif tınılarıyla yumuşatır; süslü kadanslarla, orkestranın da daha çok katılımıyla geliştirirler. Özellikle her iki solistin birbirini cevaplar biçimde yankılanmalan çekici anlar oluşturur ve konçertonun bu en güzel bölümünü bir tuttiyle sona erdirir.
Johann Sebastian Bach İki Keman için Konçerto,BWV 1043,re minör
Bugün “keman konçertosu” diye tanıdığımız tür, 18. yüzyılda, çalgı tekniğinin gelişmesi, büyük halk topluluklarının orkestra müziğine ilgi duymaya başlaması, büyük yay ustalarının yetişmesi gibi gelişmelere bağlı olarak, Torelli, Corelli, Vivaldi gibi ustaların eliyle ortaya çıkmıştır. Johann Sebastian Bach’ ın İtalyan çalgı ustalarına, özellikle Vivaldi’ye duyduğu hayranlığı biliyoruz. Büyük Bach’ın keman konçertolarını 1717-1723 yılları arasında, Anhalt-Köthen prensliğinin kilise müzik yönetmenliği (kapellmeister) görevini yürüttüğü sıralarda yazdığı sanılmaktadır.Bach’ın keman konçertoları ile, daha ilerdeki çağlarda yaratılan keman konçertoları arasındaki ayrım, oldukça büyüktür: Modern anlamdaki keman konçertolarında orkestra ile solist, karşılıklı konuşma içindedirler; bu konuşma sırasında solo çalgı,ulaştığı bütün ustalığı gösterme olanağını bol bol elde eder. Bach’ın keman konçertolarında ise, solo çalgı orkestranın”önünde” değil, “içinde” dir; orkestra ile birlikte, ondan hemen hiç ayrılmaksızın çalar. Görevi sanki yalnızca, temaları belirtmek, ya da onları süslemek, işlemektir. “Tutti” adını alan orkestra partisi ile solo partisi, modern konçertolarda olduğu gibi, birbirinden kesin, belirgin çizgilerle ayrılmaz: aksine, uyumluluk, bütünlük, ayrılmazlık içindedir. Johann Sebastian Bach’ın keman konçertolarından ikisi (Mi Majör ve la minör konçertolar), İki keman için re minör konçerto ile birlikte, bugün konser programlarında sık sık yer alan eserlerdir. Mi Majör Keman Konçertosu, zengin, dolgun yapısı ile, yaşama sevinci ile dolu bir müzik sayfasıdır. Üç bölümden kuruludur: İlk bölüm, keskin aksanlı üç “çeyrek nota”dan oluşan, küçük bir motifle açılır. Bölümün ortalarında solo çalgı, zarif bir temayı işler. Ağır bölüm, serbest tarzda yazılmış bir “chaconne” dur. Ana tema, ilkin bas partisinde duyulur. Bu temanın hemen ardından, derin anlamlı, zarif bir başka tema çıkar karşımıza. Son bölüm ise, canlı bir tema ile başlar ve bu canlılık, bölüm süresince bir an için olsun eksilmez.
Johann Sebastian Bach Brandenburg Konçertosu no.3 Sol Majör
Bu üç numaralı konçertoda sürekli bas görevi yapan klavsenin yanında yalnızca yaylı çalgılar (üç keman, üç viyola, genellikle ünison çalan üç viyolonsel ve kontrabas) bulunur. Sadece iki bölümden oluşan konçerto çokseslilik (polifoni) yönünden ilginçtir. Dokuz ayrı partiye bölünerek konçerto grosso savını çürütür.
Ağır (Adagio) tempoda çalınan iki klavsen akorunun bağladığı iki neşeli bölümden oluşan konçertonun 1. Bölümünde Bach, yine tem¬poyu kesin belirtmemiştir. Genellikle ılımlı çabuk (Allegro moderato) tempoda çalınan bu bölüm, orkestranın canlı, güçlü ve birlikte (tutti) sunduğu üç notalık bir figürden oluşan tema üzerine kuruludur. Mü¬zikolog Karl Geiringer'in, büyük ustanın en bütünlük gösteren sayfa¬larından biri olarak tanımladığı bölümde tema, önce çalgıdan çalgıya geçerek hep ön planda kalır. Bunu birinci kemanın sunduğu, viyola¬nın geliştirdiği bir yan tema izler. Yeniden beliren giriş tuttisinden sonra armonik vurgulamalar, canlı motifler, unison solist partileri sergilenir. Kemanın Sol-Si-Re arpejiyle duyurduğu -yine ana tema ile ilgili- motiften sonra, bölümü enerjik tutti sona erdirir... Dinleyi¬ciye -ve müzikçilere- soluk alma fırsatı veren ve iki müzik sütunu gi¬bi yükselen akorlardan sonra son bölüm, neşeli (Allegro) tempoda ara vermeden girer. Şen ve tasasız, rondo benzeri bir dans gibi kendi için¬de ikişer kez çalınan iki bölümden oluşan bu finalde sona doğru, viyo¬lanın beklenmeyen solosu da ilgi çeker.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
14 yıl önce - Prş 26 Mar 2009, 02:07
Çukurova Senfoni 27 Mart 2009 Konseri !
27-28 Mart cuma ve cumartesi olarak yapacak olduğumuz haftalık konserimizin cumartesi konseri teknik nedenlerden dolayı iptal olmuştur.
27 MART 2009 / Cuma:20.00
ŞEF
Emin Güven YAŞLIÇAM
SOLİST
Robert Trainini (Viyolonsel)
ESERLER
J. Brahms – Akademik Festival Uvertürü Op.80
C. Saint-Saens – Viyolonsel Konçertosu Op.33 la minör
J. Brahms – Senfoni no.4 Op.98 mi minör
EMİN GÜVEN YAŞLIÇAM
ÇUKUROVA DEVLET SENFONİ ORKESTRASI
ŞEFİ VE GENEL SANAT YÖNETMENİ
1975 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Keman Dalı Yüksek Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2 yıl Ankara Devlet Operası’nda orkestra sanatçısı olarak görev yapmış, daha sonra İtalya devletinden 4 yıllık burs kazanarak bu ülkede orkestra şefliği ve kompozisyon çalışmalarını sürdürmüş, Roma Santa Cecilia Konservatuarı’nda Armanda Renzi, Teresa Procaccini, Bruno Aprea, Franco Ferrara yönetmenliğinde orkestra şefliği ve kompozisyon bölümünden birincilikle mezun olmuştur. Londra’da Canford Summer School’da George Hueres ile Münih’te Ceribidacci ile şeflik dalında yüksek ihtisas görmüş, ayrıca Siena’da Franco Ferrara yönetmenliğinde Accademia Chigiana ile orkestra şefliği yaz kurslarını başarıyla bitirmiş olup, onur diploması ile ödüllendirilmiştir. Roma’da 1983 Ekim ayında Centro Internazionale (Foyer des Artistes) tarafından en başarılı genç orkestra şefi seçilmiş ve altın madalya ile ödüllendirilmiştir. 1985 yılına kadar 4 yıl süreyle Filarmonici Romani Orkestrası’nın devamlı şefliğini yapmış olup bu orkestranın kurucularındandır. 1986 yılı Şubat ayında San Remo Senfoni Orkestrası ile G.Paisiello’nun 6 Menuetto’sunun 200 yıl sonra dünyada ilk çalınışını gerçekleştirmiştir. 1986-1989 yılları arasında Lecce İtalya Senfoni Orkestrası’nın esas şefliğini (Direttore Principale) yapmıştır. Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkelerinde konser vermiş olup, 1987 yılında Polonya Opole Orkestrası ile Nevit Kodalli’nin Viyolonsel Konçertosunu Prof. Ali Doğan ile seslendirmiş, Bu konçerto ile Beethoven 2. Senfoni’yi plak yapmış ayrıca 1991 Aralık ayında italyan çağdaş besteci Marino Cesa’nın eserlerini CD olarak gerçekleştirmiştir. Scarlatti, Bellini, Senegalia, Aversa ve Napoli gibi önemli konkurların (yarışmaların) devamlı jüri üyeliğini üstlenen Emin Güven Yaşlıçam, Ekim 1990 tarihinde İtalya Verberia’da yapılan konkurda, çeşitli ülkelerde düzenlenen konkurlara jüri üyesi olarak 24 kez katıldığından dolayı onur diploması ile ödüllendirilmiştir. 1980-85 tarihleri arası Polonya, 1985-88 tarihleri arası Avellino Senfoni Orkestrası’nın genel sanat yönetmenliğini ve orkestra şefliğini yapmıştır. Emin güven Yaşlıçam 2002 –2003 yıllarında yurtdışında çeşitli ülkelerde konser vermiştir. Brezilya Porta Aallogra-San Paulo, Arjantin Bahia Blanca-Buenos Aires (Tiatra Colanna) ve Meksika Toluca ve Mexico City, Paris Festival Orkestrası gibi önemli orkestraları yönetmiştir. Ayrıca birçok Avrupa ülkesinde orkestra şefliği yapmış olan Emin Güven Yaşlıçam, 26 Nisan 2002 tarihinde Viyana Filarmoni Orkestrası ile Music Sarayı’nda çok önemli bir konser vermiş olup büyük övgü kazanmıştır. 8 Mayıs - 18 Mayıs arasında Roma, Belçika, Milano da Scala orkestrası ile konser vermiştir. Kasım ayında dünyanın en büyük orkestralarından biri olan Pittsburgh da Pittsburgh Senfoni ile konser vermiştir. Ağustos 2003 tarihinde Raineca’nın ilk dünya kaydı olmak üzere 3. Senfonisi ve 2 Flüt Konçertosu’nu CD yapmıştır. Ayrıca Milano Oda Orkestrası ile 2003 Nisan ve 2004 Şubat tarihlerinde Avrupa turnesi gerçekleştirmiştir. Cemal Reşit Rey Konser Salonu tarafından İstanbul’un kurtuluşu nedeniyle istek üzerine bestelenen ve 6 Ekim 2004’te dünya prömiyeri gerçekleştirilen İstanbul senfonik süiti ve 20 Kasım 2004’te CRR IX. Uluslararası Mistik Müzik Festivali Açılış Konseri’nde yine dünya prömiyeri gerçekleştirilen “Senfoni ile İlahiler” Konseri’ni büyük bir başarı ile gerçekleştirmiştir. 2005 yılında İtalya’da Lecce Senfoni ile konser yapmış ve Moskova senfoni orkestrası ile turne yapmıştır. Ayrıca Mayıs 2004 tarihinde 120 kişilik Bari Senfoni Orkestrası ile Avrupa ve İstanbul turneleri gerçekleştirmiştir. 1997 yılından beri, Amerika, Mexico, Cairo, Argentina, Brezilya senfoni orkestralarının daimi misafir şefliğini yapmaktadır. Halen Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın daimi şefi ve genel sanat yönetmenidir.
Roberto Trainini (Viyolonsel)
1975 yılında İtalya’nın Bari kentinde doğan Roberto Trainini Kuzey Almanya’da yaşamaktadır. İkiliden sekizli gruplara kadar çeşitli oda müziği formlarında konserleri süren ve aralarında David Geringas, Karl Leister, Charles Neidich, Kolija Blacher, Joerg Demus, Jeremy Menuhin ve Vladimir Mendelssohn gibi bir çok dünyaca ünlü sanatçının da çeşitli dönemlerde üyesi olduğu Salzburg Solistleri’nin daimi üyesidir.
Ande Trio ve Scardanelli Quartet’in kurucu üyesi olan sanatçı Moulin d’Ande, Mecklenburg-Vorpommern Festpiele, Schloss Elmau ve Salzburger Schlosskonzerte gibi bir çok oda müziği festivaline düzenli olarak davet edilmektedir.
İtalya’da Vincenzo Caminiti ve Pietro Bruno’yla çalıştıktan sonra 1996 yılında İsviçre’ye taşınmış ve tam burslu olarak Uluslararası Menuhin Müzik Akademisi’de öğrenimini sürdürerek Camerata Lysy’nin üyesi olmuştur.
Bir çok prestijli müzik akademisinde Radu Aldulescu, Wolfgang Mehlhorn, Michel Strauss, Niklas Schmidt ve Steven Isserlis ile çalışmalarını sürdürmüştür. Çeşitli uluslararası viyolonsel yarışmalarına katılarak 2001 Markneukirchen’de dördüncülük, 2001 Hamburg Elise Meyer’de birincilik, 2003 Roma Arturo Bonucci’de özel ödül ve 2005 Belgrad’da dördüncülük ödülleri kazanmıştır. Rus besteci Sofia Gubaidulina birlikte çalışmalar yapmış, “Keman-Viyolonsel İkilisi”ni ve “Viyolonsel ve Küçük Orkestra İçin Sonnengesang” adlı eserlerini seslendirmiştir. 1780 yılında Viyana’da yapılmış Stadlmann viyolonsel ile çalışmalarını sürdüren sanatçı Hamburger Streichsextett’in kurucu üyesidir.
Johannes Brahms Akademik Festival Uvertürü Op.80
1879 yılında Almanya'nın Breslau (bugünkü Polonya'mn Wroc¬law) kenti üniversitesinin felsefe fakültesi, 46 yaşındaki Brahms'a -Cambrige Üniversitesi'nin iki yıl önceki uygulamasım örnek ala¬rak- "Artis musicae severioris Germania nunc princeps" (Ciddi mü¬zik sanatının Almanya'daki ilk ustası) olarak "Doctor honoris causa" (Onur Doktoru) unvanını vermiş; besteci de bunu bir teşekkür mek¬tubuyla cevaplamıştı. Ancak arkadaşı ve Breslau Müzik Direktörü Bernhard Scholz'un, bir senfoni ya da bir tören şarkısının bu kuru te¬şekkürden daha iyi olabileceğini söylemesi üzerine Brahms, üniver¬site kenti Göttingen'de daha önce topladığı eski öğrenci şarkılarını şakacı bir tavırla ve senfonik bir stille işleyerek, Bad Ischl'de 1880'de tamamlamış ve yine şakacı bir başlıkla Akademik Festival Uvertürü olarak üniversiteye hediye etmiştir.
Alışılmış orkestra çalgıları dışında pikolo flüt, kontrfagot, tuba, ziller, üçgen ve büyük davul da kullamlan bu geniş kadro girişte sa¬kindir: Yaylı çalgılar sanki uyuklar gibi 4/4'lük ölçüde, Do minör tonda açılış temasını, Rakoçi Marşı'nın bir uyarlamasını mırıldanır. Önce komolar uyanır. Neşeli bir ferahlık doğar; timpani heyecanlanır ve bir esintiyle gelivermiş gibi "Wir hatten gebauet ein stattliches Haus" (Esaslı bir ev yaptık) adlı, Türingen bölgesi şarkısının güzel ez¬gisini duyurur. Obua ve klarnetler de ezgiyi biraz geliştirip bu kez parlak Majör tondaki giriş temasına ulaşılır. Tema, tüm çalgılan eğlenceye çağırır gibidir. Önce kemanlar keyifle "Dinleyin, şarkıların şarkısını söylüyorum" diye başlayan Landesvater (Ülkenin babası) şarkısını çalar. Bunu, üfleme çalgıların pasajı izler. Sonra da fagot¬lar, keman ve viyolaların eşliğinde "Yukarıdan ne geliyor" sözleriyle başlayan tilki şarkısına komik biçimde girilir. Bütün bu ezgiler değişerek, usta biçimde gelişip birbiriyle kaynaşır. Ancak, orkestranın stilize olarak çaldığı bu şarkılar "ciddi" müzikal gelişimine, Maestoso tempodaki coda'ya kadar zaman bulamaz. O anda da bakır üfleme çalgıların 3/4'lük ölçüde şenlikli duyurduğu, kökeni 13. yüzyıla daya¬nan, Latince başlıklı "Gaudeamus igitur" (Artık neşemizi bulalım) şarkısı, genel sevince önayak olur. Orkestra tüm gücü ve parlaklığıy¬la
-besteciye gurur verecek bir zafer biçiminde- uvertürü sona erdirir.
Camille Saint-Saens Viyolonsel Konçertosu Op.33 la minör
İlk yorumu: 1873, Paris. Auguste Tolbecque 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da geniş ün yapmış Belçikalı bir viyolonsel virtüozudur. Saint Saens bu kısa fakat renkli konçertoyu Tolbecque’e adamış, yapıt ilk defa yine onun solist olarak katılışıyla yorumlanmıştır. Konçerto ara vermeden sunulan üç bölümden ibarettir.
Birinci bölüm (Allegro non troppo) solo çalgıdan yansıyan ilk “tema” ile girer, çalgı melodinin gelişimini sürdürüp orkestraya devreder. İkinci “tema” gene viyolonsel tarafından işlenir, bölümün malzemesini bir üçüncü melodi tamamlar.
İkinci bölüm (Allegretto con moto) tipik bir menuettodur, ortalara doğru ağır vals ölçüsüne döner.
Üçüncü bölüm (Come prima.Çabukça) iki ana fikirle işlenmiştir. İlk “tema”ya dönüşten sonra çabuklaşan tempo parlak bir bitişe dek sürer.
Johannes Brahms Senfoni no.4 Op.98 mi minör
Brahms, 4. Senfoni'sini Avusturya'nın Steiermark bölgesindeki Mürzzuschlag kasabasında tatil yaptığı 1884 ve 1885'in yaz ayların¬da bestelemiştir. Ancak başlangıçta dostları bile tepki göstermiş, pi¬yano düzenlemesini dinleyen, acı dilli eleştirmen Eduard Hanslick ilk bölüm AIlegro için şöyle demiştir: "Tüm bölüm boyunca, zeki fakat çekilmez iki kişi tarafından dövüldüğüm hissine kapıldım." Buna karşılık, Brahms'ın eserlerini inceleyerek düşüncelerini mektuplarla belirten öğrencisi ve yakın dostu, amatör piyanist Elizabeth von Her¬zogenberg (1848-92) daha gerçekçi hüküm vermiştir: "Temalar ve kontrpuan yönünden çok ince düşünülerek, o kadar derine inilmiş ki, ancak üstün vasıflı dinleyicilerin anlayabilecekleri ayrıntılar, geniş kitlelerin kapasitesini aşmış ve böylece ulaşılmak istenen gayenin duygusal etkisi gözden kaçmış.." Brahms da, belki çevresinin eleşti¬rilerini düşünerek, eserin ilk yorumu için Viyana yerine küçük bir ka¬sabayı seçmiştir. Hans von Bülow'un gözetiminde çalışan deneyimli bir saray orkestrasına sahip olan Meiningen'de 25 Ekim 1885 günü senfonisini ilk kez kendi yönetmiş ve büyük başarı kazanmış, hatta Beethoven'den beri en görkemli scherzo olarak kabul edilen üçüncü bölüm tekrarlanmıştır. Bunun üzerine bu orkestrayla hemen turne¬ye çıkan Brahms, Almanya ve Hollanda'da konserler vermiştir.
Bölüm 4/4'Iük ölçüde, Mi minör tonda, pek hızlı olmayan (Al¬legro non troppo) tempoda, kemanların girişe bir gereksinme duyma¬dan 20 mezür boyunca sundukları, geniş ve duygulu bir balad benzeri ana temayla başlar. Tahta üfleme çalgılar temanın bölmelerini, soru¬ cevap şeklinde yankılanırmış gibi, kanon benzeri ve enerjik olarak duyurur. Kornolar armoniyi pekiştirir; bas yaylılar ritmik yönü vur¬gular. Her çalgı bilinçle, verilen görevleri canla başla yürütür; tema her kez değişik eşlikle sunulur. Romantik olmasına karşın, kahra¬manlığı ve şövalye ruhunu yansıtan ikinci temadan önce, yan tema¬lar da sergilenir. Karşıtlığı güçlendiren duygulu viyolonsel motifi özellikle ilgi çeker. Kısa serimden (exposition) sonraki tekrarda, tema güçlü olarak anıtsal biçimde duyurulur ve bölümün zirvesi oluşur.
2. Bölüm 6/8'lik ölçüde, Mi Majör tonda ağırca ve ılımlı (Andante moderato) tempoda, ön plandaki kornoların duyurduğu, sanki orta çağdan kalmış karanlık bir balad ile başlar. Birinci bölümden motif¬ler kısaca anımsanır. Orta bölmede viyolonsellerin ana temayla iliş¬kili duygulu teması, kemanların gizemli motiflerle ördükleri figürler¬le işlenir. .
2/4'lük ölçüde, çabuk ve şakrak (Allegro giocoso) tempoda giren 3. Bölüm, yine E. von Herzogenberg'in anlatımıyla "Tatlı ve zarif şölen¬den sonra gelen, sert ve güçlü mizacına alışmak için bir soluk gerekti¬ren, ancak kısa sürede oynaklığına ve hızına insanın yürekten kapıl¬dığı Scherzo", gerçekten de Brahms'ın bir benzerini daha yazmadığı türdendir. Vahşice, şeytani bir şakacılıkla gelişen tema yine birinci bölümden kaynaklanır. Brahms'ın burada ek olarak kullandığı piko¬lo flüt, kontrfagot, üç timpani, üçgen ve tiz sesli Do klarnet sıçraya¬rak ilerleyen, her türlü nüansı deneyen, tutkulu anlardan duygusallığa, fısıldayışlara bile uzanarak gelişen bölümde, hiçbir zaman azal¬mayan gerilimi yansıtmakta yardımcı olur. Biraz daha az hızlı (Poco meno presto) tempodaki bölmede ise, birinci bölümün kahramanlık motifini korno ve fagotlar sunar.
Varyasyon sanatının bir zirvesi olarak kabul edilen ve 3/4'lük öl¬çüde giren 4. Bölüm, eneljik ve tutkulu çabukluktaki (Allegro energi¬co e passionato) bir tempoda, korno ve trombonların sundul:u temayla başlar. Brahms, Bach'ın sekiz mezürhık küçük bir passacaglia te¬masını birbirine ba!:lı 30 varyasyonla geliştirerek Barok form chaconne ile sonat formunu kaynaştırır; bazen baslarda, bazen melodi olarak, bazen orta seslerde duyurarak güç bir görevi yerine getirir. Ayrıca varyasyonları da bir sonat formunda düzenlemiştir: ilk 11 varyasyon sonatın enejik ana bölümünü; onu izleyen dört varyasyon lirik bölmeyi; 16. varyasyonda tekrar duyulan özgün tema, heyecanlı geliştirim (developpement) bölmesine uzanışı; 23., 24. ve 25. varyas¬yonlar ise ilk üçe dönerek tekrar (reprise) bölmesini belirler. Coda'ya dönüşen 30. varyasyonla sert orkestra akorları eseri sona erdirir.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
14 yıl önce - Çrş 01 Nis 2009, 02:32
Çukurova Senfoni 3-4 Nisan 2009 Konseri !
3-4 NİSAN 2009
Cuma:20.00 / Cumartesi:11.00
ŞEF
Burak TÜZÜN
SOLİSTLER
Gülru ENSARİ (Piyano)
Gürel ÜNVER (Trombon)
ESERLER
S. Prokofiev – Piyano Konçertosu no.1 Op.10 Re bemol Majör
F. David – Trombon Konçertosu Mi bemol Majör
L.V Beethoven Senfoni No:1
Şef
Burak Tüzün
1970 yılında Ankara’da doğdu. 1982 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı keman bölümüne kabul edilerek Semra Bayraktar’ın keman sınıfında başladığı öğrenimini, 1992 yılında Prof. Server Ganiev’in keman sınıfından lisans derecesi olarak tamamladı. Aynı yıl Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na sanatçı öğretim elemanı olarak kabul edildi. Alfred Mişurin ile senfonik orkestra şefliği, Sami Hatipoğlu ile armoni ve kontrpuan çalıştı. 1996 yılında Tchaikovsky Moskova Devlet Konservatuvarı Opera ve Senfoni şefliği bölümüne kabul edildi.
Anadolu Üniversitesi tarafından gönderildiği Moskova Konservatuvarı’ ndaki altı yıllık öğrenimi boyunca Rusya Devlet Sanatçısı Prof. Leonid Nikolaev’in şeflik sınıfında lisansüstü derecelerini aldı. Prof. Margarita Karatıgina yönetiminde de müzikoloji alanında bilimsel doktora çalışmalarını tamamladı. Bilimsel doktora çalışmaları süresince Eczacıbaşı Müzik Vakfı tarafından desteklendi. Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası, Devlet Konservatuvarı Oda Orkestrası ve Devlet Konservatuvarı Gençlik Senfoni Orkestralarının şefliğini ve Genel Müzik Direktörlüğünü yapmakta olan Tüzün, konuk şef olarak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Devlet Senfoni Orkestraları ile konserlerini sürdürmektedir.
M.Gürel Ünver
(trombon)
1969 yılında Akşehir’ de doğdu. 1983 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı’ nı kazanarak, Abdullah Özkaya ile trombon çalışmalarına başladı. On yıl olan öğrenim süresini, iki kez sınıf atlayarak sekiz yılda tamamladı. Konservatuvar Orkestrası eşliğinde solo konser verdi.
1988 ve 1991 yıllarında Akdeniz Gençlik Orkestrası’ nın sınavını kazanarak, Orkestranın İspanya, İtalya, Fransa, İsrail, Mısır turnelerine katıldı.
1991’ de Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’ nün açtığı sınavı kazanarak orkestra sanatçısı oldu.
1995 yılında İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde solo konser verdi, aynı yıl Ankara Devlet Konservatuvarı’ nda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Trombon Grup Şefi Metin Yalçın ile yüksek lisans eğitimini tamamladı.
1999 yılında Kültür Bakanlığı bursu ile Almanya’ nın Karlsruhe şehrinde Karlsruhe Staatskapelle solo trombon sanatçısı Prof. Ünal Solak ile bir yıl süre ile ihtisas çalışmaları yaptı.
Ünver, halen Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Orkestrası’ ndaki solo trombon sanatçılığı yanında, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ nda ve Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’ nde trombon öğretmenliği görevini sürdürmekte, çeşitli oda müziği gruplarıyla konserler vermektedir.
Sanatçı trombon ağızlığı tasarımları yapmakta ve kendi üretimi olan ağızlıklarla çalmaktadır.
Gülru Ensari
(piyano)
1987 yılında İstanbul’ da doğan Gülru Ensari, piyano eğitimine 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ nda Doç. Nihan Yapalı’ nın öğrencisi olarak başlamıştır. 1999 ve 2000 yıllarında Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ nda düzenlenen 23 Nisan Çocuk Festivali haftasında çocuk yetenekler arasında yer almıştır. 2001 yılında Prof. Leontina Margulis’ in kursuna aktif olarak katılmıştır. 2002 yılında İstanbul Alman Konsolosluğunda J. S. Bach’ ın fa minör piyano konçertosunu seslendirmiş, 2003 yılında Avusturya Kültür Merkezi’ nde Mustafa Nevzat Kültür Evi’ nde, 2004 ve 2005 yıllarında Hollanda Konsolosluğunda resitaller vermiştir. 2006 senesinde Turgut Reis D.Martin Festivali’ nde oda müziği konseri vermiş, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ nda Orkestra İstanbul ile F.Chopin’ in fa minör piyano konçertosunu seslendirmiştir. 2007 senesinde Alman Büyükelçiliğinde solo ve oda müziği konserlerinin yanı sıra Caddebostan Kültür Merkezi’ nde İstanbul Oda Orkestrası ile J. Haydn’ ın re majör Konçertosu’ nu seslendirmiş aynı sene Almanya’ da düzenlenen Bebersee Festivali’ ne iki Türk bestecisinin triolarını tanıtmak üzere gitmiştir. Bunun yanı sıra İ. Ü. D. K. ‘da düzenlenen tüm seçme öğrenci konserlerinde yer almış, yurtiçi ve yurtdışında solo konserler ve oda müziği konserleri vermiştir. Ayrıca 2003 yılında İstanbul’ da Prof. Diane Andersen ile aynı yıl Salzburg’ da Mozarteum Sommer Akademie’ de Prof. Sergei Dorensky ile aktif olarak çalışmış, 2004 ve 2005 yıllarında ise Prof. Andrei Diev’ in ve Salzburg’ da Mozarteum Sommer Akademie’ de Prof. Vassily Lobanov’ un kurslarına aktif olarak katılmıştır. 2005 - 2006 ve 2006 – 2007 sezonu içinde İş Sanat’ ta düzenlenen C. Saint – Saens’ in Hayvanlar Karnavalı projesi içinde piyanist olarak yer almıştır.
İstanbul Alman Lisesi’ nden ve İ.Ü.D.K. dan Prof. Meral Yapalı’ nın öğrencisi olarak mezun olup, eğitimine Hochschule für Music Köln’ de konser piyanistiliği bölümünde Prof. Vassily Lobanov’ un öğrencisi olarak devam eden Ensari’ nin aldığı ödüller şöyle sıralanabilir:
2000 yılında Edirne M.S.Ü ile Rotary Kulübünün ortaklaşa düzenlediği uluslar arası yarışmada birincilik ödülüne, 2002 yılında İskenderiye’ de düzenlenen “Jugend Musiziert” yarışmasında solo piyano kategorisinde birincilik ödülüne, 2003 yılında Makedonya’ da düzenlenen “III. Interfest – Bitola International Competition For Young Pianists “ yarışmasında ikincilik ödülüne,
2004 yılında Roma’ da düzenlenen “Jugned Musiziert “ yarışmasında piyano eşlik kategorisinde yarışma tarihinde ilk kez verilen Sonderpreis’ a layık görülmüştür.
2005 yılında Yamaha firması tarafından düzenlenen yarışmada İ.Ü.D.K piyano jürisinin yaptığı değerlendirmede yamaha ödülüne layık görülmüştür.
Aynı yıl Atina’ da düzenlenen “Jugned Musiziert” yarışmasında solo piyano kategorisinde birinciliğe layık görülmüş, Almanya’ da asıl yarışmaya katılmaya hak kazanan Ensari orada da birincilik almıştır.
2006 yılında İstanbul’ da düzenlenen “ Jugned Muzisiert “ yarışmasında şanla oda müziği kategorisinde birincilik ödülü almış, daha sonra Almanya’ da yarışmanın finalinde birinci olmuştur.
Ferdinand David
Trombon Konçertinosu Si bemol Majör
1810 yılında Hamburg'da doğmuş olan Ferdinand David, Lois Spohr ile keman ve Mauritz Hauptmann ile kompozisyon çalıştı. Kısa sürede Mendelssohn ile yakın arkadaşlık kurdu ve düzenli bir şekilde bu sanatçı ile birlikte oda müziği çalışmaları yaptılar. Sanatçı kemancı, besteci ve şef olarak gerçekleştirdiği çalışmaların yanısıra aynı zamanda saygı duyulan bir pedagog olarak da tanınmaktaydı.Öğrencileri arasında Wasielewski, Wilhelmj ve bunların hepsinin üzerinde Mendelssohn'un önerisi ile öğrencisi olan Joseph Joachim bulunmaktadır. David, Alman müzik yaşamında dikkate değer önemde bir figürdür. İlk performanslarını Clara Schumann ile birlilete verdi ve Schumann'ın la minör sonatının da içinde bulunduğu bir dizi önemli eser seslendirdi. Sanatçı Mendelssohn'un keman konçertosunun elde ettiği başarıda da önemli bir rol üstlenmiştir. 1837 yılından başlayarak bu eserlerin ilk seslendiriliş tarihi olan 1845 yılına dek David, Mendelssohn'un yol göstericiliğini yapmış ve doğal olarak da bu eseri ilk yorumlayan sanatçı olmuştur.
Trombon Konçertosu dışında David beş keman, bir fagot konçertosu, çok sayıda şarkı, bir yaylı çalgılar dörtlüsü ve keman için çok sayıda parça bestelemiş; ancak opera eseri "Hans Wacht"ın 1852 yılında Leipzig'de iki temsil oynanmasının ardından karşılaştığı başarısızlıktan sonra kendini asıl olarak başka bestecilerin eserlerini düzenlenmeye yoğunlaştırmıştır. Bu bağlamdaki yayınlarından birisi Bach'ın solo keman süillerinin ilk edisyonudur.
1837 yılında Karl Traugott Queisser için yazdığı “Op. 4 Trombon ve Orkestra için Konçertino” en beğenilen eseridir. Eserin ilk seslendirilişi büyük bir başarı olmuş ve bundan sonra yalnızca Almanya'da değil, tüm dünyada sık sık seslendirilmeye başlanmıştır.Ferdinand David’in ölümünden sonra düzenlenen anma töreninde de seslendirilen konçertino, trombon dağarcığının en önemli ve en zor yapıtlarından biridir.
Sergei Prokofiyev
Piyano Konçertosu no.1 Op.10 Re bemol Majör
Prokofiyev 1914 yılının bahar aylarında 23 yaşındadır ve Mosko¬va Konservatuvarı'nı bitirmek için finalde bir konçerto çalmak zorun¬luluğu vardır. Ama, beş yaşından beri piyanoda doğaçlamalar yapan, belki de Mozart'tan beri en küçük ilk harika çocuk olan Prokofiyev, konservatuvar hocalarına klasik bir eser yerine kendi bestelediği konçertoyu çalmak ister. Jüri üyelerine bu eserdeki yeni tekniğini sergileyecektir. Ricası üzerine Jürgenson piyano partisini bastırır ve sınava yetiştirir. Prokofiyev 20 kopya satın alarak jüri üyelerine dağı¬tır. Finalde sahneye çıktığı zaman, partilerin 20 çift diz üzerinde açıl¬mış olduğunu görür. İşte, bir besteci için, notalarının basılmış oldu¬ğunu gördüğü unutulmaz an diye düşünür... Bu olayı anılarında an¬latan Prokofiyev bazı jüri üylerinin sert itirazlarına karşın birinci ol¬muş, konulan An ton Rubinstein Ödülü'nü ve bir kuyruklu piyanoyu da kazanmıştır. Hem de çoğunluğu tutucu olan öğretmenlere yetene¬ğini adeta yumruğuyla onaylatmış ve Rusya'nın genç bestecileri ara¬sında "enfant terrible" (yaramaz çocuk) olarak yerini almıştır.
1904'te Glinka aracılığıyla Petersburg Konservatuvarı'na giren anti-romantik duygulu genç Prokofiyev 1909'da, ünlü piyanist Leschetizky'nin eşi Anette (Anna) Essıpova’nın kursuna başlamış, Schubert ve Mozart'ı öğrenmiş, Nikolay Çerepnin'den şeflik dersleri almıştı. Çerepnin konservatuvar hocaları arasında modernist sayılı¬yordu. Konser piyanisti olarak kendi bestelerini, örneğin 1908'de yazdığı Op.4 No.4 Suggestion Diabolique (Şeytanî Telkinler) adlı par¬çasını çaldığı zaman, cehennemin habercilerinden biri diye alaya alındığı için Prokofiyev bu ilk piyano konçertosunu öğretmeni Çerep¬nin'e ithaf etti.
1911 yılında solo piyano ile pikolo, iki not, iki obua, iki klarnet, iki fagot, kontrfagot, dört korno, iki trompet, üç trombon, tuba, timpa¬ni, çanlar ve yaylı çalgılar için bestelenen konçertoyu Prokofiyev, KS. Saraçev yönetimindeki orkestra eşliğinde Moskova'da 7 Ağustos 1912'de bir parktaki açıkhava konserinde çalmıştı. Aslında eseri bir konçertino -küçük konçerto- olarak planlayan genç besteci, çalışma¬ları sırasında yine tek bölümlü, ama üç ana bölmeyle buna kontrast oluşturan yan bölmelerden oluşturdu. Geçmiş yüzyılın romantizmi¬ne kesin cephe alarak sert, alaycı, dinamik bir müzik yaratmasma karşın yine de çok taze ve dokunaklı ezgiler bulabilen, beklenmedik modülasyonlarla, onların acıklı bir lirizme yönelmesini de önleyen genç Prokofiyev, çağdaşı bestecileri de şaşırtıyor, etkiliyordu. O döne¬min onlü besteci ve müzik eleştirmeni, asıl adı Boris Asafyev olan İgor Glebov bunu şöyle tanımlar: " ... Prokofiyev Rus klasik müziğinin bakir tonalitesinde öyle derin bir iz açtı ki, Helbnikov ve Mayakovski gibi şairlerin edepsiz cüretleriyle şoke ettiği kimseleri bile ürküttü..."
Prokofiyev form olarak, başlayıp süregiden bir şiir şeklindeki kon¬çertodaki bölmeleri, girişteki 4/4'lük ölçüde ve 24 mezürlük ana fikir çevresinde oluşturmuştu. 1. Büyük Bölmede piyano ile keman ve tah¬ta üfleme çalgıların birlikte, çabuk ve sürükleyici parlak (A11egro bri¬oso) tempoda çaldığı bu tema, ortada ve sonda eserin temel direği gibi yine duyurulur. Re bemol Majör tondaki bu girişte (introduction) üç orkestra akorundan sonra piyano, üç oktava kadar yükselen kısa ge¬liştirimi sergiler. Bu bölme de aynı tempo ve tonalitededir (Tempo primo). Piyanonun toccata tarzında, sade ve neşeli, Do Majör tondaki kadansıyla, -Fransız besteci Francis Poulenc'in tanımladığı gibi, ese¬rin karakteristik özeılliğini yansıtan ''bir tür atletik neşeyle"- kısa ve lirik bir yan bölmeye geçilir: Mi minör tonda, o kadar hızlı olmayan (meno mosso) tempodaki bu bölme, yeni ve beklenmedik bir ışık gibi¬dir. Prokofiyev sanki lirik anları içermemekle suçlandırılışını yalan¬lar. İlk büyük bölme daha kıvrak (piu mosso) tempoda ve yine Mi mi¬nör tonda sona erer ... Tutkulu oktavlarla giren orkestra geçişinden sonra 2. Büyük Bölmede, yine Re bemol Majör tondaki introduction belirir. Bu neşeli girişi bir başka lirik ve çok ağırca (Andante assai) tempoda, Sol diyez minör tondaki bölme izler. Solo piyanonun gelişti¬rimi burada saydam bir anlatım kazanır. .. Bunu da kısa, ama çok iti¬nalı ve çabuk modülasyonlar1a gerçekleştirilmiş Scherzo (Allegro scherzando) başlıklı Son Büyük Bölme izler. Büyük ustalık gerekti¬ren Re bemol Majör ve Mi minörde gezinen kadans yine ana tema ile yan bölmenin motifleri üzerinde kurulmuştur. Eserin bu en önemli doruğunda geliştirim kısaltıImış, değiştirilmiş tekrar sergiler. Kon¬çerto üçüncü kez beliren introduction'un(giriş) yeniden serimi ile sona erer.
Prokofiyev bu ilk konçertosunun olgun olsun olmasın görevini ye¬rine getirmiş olduğunu söyler ve eseri şöyle tanımlar: "Geliştirimden sonra ve yine sonda tekrarlanan bir introduction'u içeren ve gelişti¬rimden (developpement) önce sunulan kısa bir Andante ile, scherzo formunda ve yeniden serimin (recapitulation) açılışında kadan'" tar¬zında beliren geliştirimi kapsayan bir Sonat Allegro’su ... “ ve ekler: "Bu ilk konçerto bana ikinci konçertomun daha derin içerik kazan¬ması için esin verdi ... “
Ludwig Van Beethoven
Senfoni no.1 Op.21 Do Majör
İlk yorumu: 1800, Viyana. Beethoven senfoni alanındaki ilk denemesine Viyana’da oturuşunun beşinci yılında başlamıştır. Avusturya Krallık- İmparatorluk başkenti salonlarının genç piyano yıldızı o çağlarda çalgısı için iki konçerto bestelemiş, yalnız üstün yeteneklere sahip bir yorumcu değil, duyan, düşünen bir sanatçı olduğunu göstermiştir. “Birinci Senfoni”nin sunuluşunda otuz yaşını tamamlamıştır Beethoven. Yapıtın ilk çalınışından sonra yargılar pek insaflı olmamıştır. Ancak bu görüşler çoktan unutulup gitmiş, tarih söyleyeceğini söylemiştir. Gerçekte çağının gereği bir güdü ile Haydn ve Mozart gibi ustaların etkisinde kalan Beethoven, kendisine özgü bazı inançları da katmaktan çekinmemiş, taze buluşlar getirmiştir. Bu arada basların kullanılışındaki değişiklik, nefesli çalgıların partisi “crescendo”lardaki denge göze çarpar hemen. Hele “üçüncü” bölümde klasik “menuetto” geleneğine “hızlı ve canlı” bir karakter vererek mizah ve neşe katışı geçmişe yüz çevirişin açık belirtisidir. Yalnız bu davranış ilerde doğacak devrimlerin önemli bir habercisi olarak kabul edilir. Birinci bölüm (Adagio molto-Allegro con brio), Haydn’ın bu biçimdeki son verimlerini anımsatan bir “ağır” cümleyle girer. Ve ilk “çabuk” tema yapıtın esas tonalitesi olan “do majör”le belirir. Neşeli, basit, gösterişten uzak bir “tema”dır bu. Türlü akor ve ritm kalıpları içinde kendine özgü gelişim dokusu lirik bir ikinci “tema”ya ulaşır. Bölüm bulutsuz, berrak, saydam bir ruhun yankısıdır. İkinci bölüm (Andante cantabile con moto), etkili, şiir dolu havası, zarafetiyle gerçekten büyüleyici bir görüntü getirir. İkinci kemanların çaldığı diziyi viyola ve viyolonseller izler, ortadaki ”fugato “ olağanüstü incelikte bir süs katar. Üçüncü bölüm, geleneğe göre Menuetto’dur. Ancak, soylularınca pek sevilen bu moda dansı Beethoven önemsememiş ”hızlı ve canlı” bir tempoyla “mizahi” bir karakter vermiştir. Son bölüm (Allegro molto e vivace) için, “Garipsenen ağır girişi olmasa kolayca Haydn damgası yiyebilir…”der bazı müzikologlar. Bütün bölüm hızlı ve canlı temposuyla klasik kalıplarda bir neşe şiiri, köpüklü bir yaşam kıvancıdır.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
14 yıl önce - Çrş 08 Nis 2009, 12:30
Çukurova Senfoni 10 Nisan 2009 "Polis Haftası Konseri"
10 NİSAN 2009 POLİS HAFTASI
Cuma:20.00
ŞEF
İbrahim YAZICI
SOLİST
Emre ŞEN (Piyano)
ESERLER
S.Rahmaninof Piyano Konçertosu no.2 Op.18 Do Minör
P. İ. Çaykovski “Slav Marşı” Op.31
P. I. Tschaikowski - Francesca da Rimini Op.32
Şef
İbrahim Yazıcı
1970 yılında Ankara’da doğdu. 16 yaşında girdiği H.Ü. Devlet Konservatuarında Nimet Karatekin ile piyano, Alain Boeglin ile oda müziği, Nevit Kodallı ve İstemihan Taviloğlu ile kompozisyon, Hikmet Şimşek ve Rengim Gökmen’le orkestra şefliği çalıştı ve bu okuldan yüksek lisans diploması aldı. Daha sonra Conservatoire National de Musique de Perpignan’da Claude-Phillipe Durand ile piyano, Daniel Tosi ile orkestra şefliği, Michel Lefort ile oda müziği çalıştı ve bu okulu üç “Premier Prix” alarak bitirdi. Bu okullardaki çalışmalarının yanı sıra Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde masterclass’lara da katıldı. İngiliz Maestro Gilbert Varga ile de uzun bir süre çalıştı ve asistanlığını yaptı.
Türkiye'nin önde gelen tüm orkestraları ile konserler veren sanatçı,Berlin Filarmoni, Hamburg Musikhalle, Seul Art Center, Stuttgart Liederhalle,Tel Aviv Performing Arts Center, Palau dela Musica Valencia gibi önemli müzik merkezlerinde aralarında Deutche Symphonie Orchester Berlin ( Eski RIAS), Den Haag Het Residentie, Ensemble Rezonans, Camerata de France gibi pek çok toplulukla konserle verdi ve yurt dışında basında konserleri hakkında övgü dolu kritikler aldı.
2001 yılından beri Fazıl Say’la aralıksız konserler yapan Yazıcı, bestecinin Metin Altıok Oratoryosu’nun ilk seslendirilişi ve cd kaydı ile “Nazım” oratoryosunun Bilkent Senfoni Orkestrası ile cd ve dvd kaydını yaptı.
Başarılı çalışmalarından ötürü 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Sanat Teşvik Ödülü ve 2005 yılında İtalyan Cumhurbaşkanı tarafından “Cavalleria della Soliderita” şövalyelik ünvanıyla onurlandırıldı.
Birçok genç bestecimizin eserlerinin ilk seslendirilişini de gerçekleştiren sanatçı Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı ve Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesinde ders verdi. 1998-2007 yılları arasında Devlet Çoksesli Korosunun şefliğini yapan Yazıcı ,halen İzmir Devlet Senfoni Orkestrasının Müzik Direktörüdür.
www.ibrahimyazici.com
Emre Şen
(piyano)
5. Roma Uluslararası Piyano Yarışması birincilik ödülü Emre Şen’e Avrupa’da bir konser turnesi imkânı sunmuş ve bu dönem İtalya basını onu piyanonun “şeytanimeleği” olarak tanımlamıştır.
Piyano derslerine 13 yaşında Türkiye’de Prof. Nimet Karatekin’le başladı. 17 yaşında katıldığı İstanbul Mozart Yorum Yarışması’nda birincilik kazandı ve Avusturya Kültür Ofisi’nce gönderildiği Salsbourg Mozarteum Mozarteum Yaz Okulu’nda ünlü Polonyalı pedagog Andrej Jasinski ile çalıştı. Bilkent Üniversitesi’nde sürdürdüğü eğitimini takiben 1995 yılında İtalya’ya gitti ve çalışmalarına Marcella Crudeli ile devam etti. Bu eğitimin sonucu olarak Paris’te Ecole Normale de Musique okulunun en üst seviyesi olan Diplome Superior de Concertist sınıfını birincilikle bitirdi. İki yıl sonra bu sınıfın birincileri arasında yapılan seçmelerde Albert Roussel komitesi tarafından yine birincilik ödülü aldı.
Eğitimine Amerika’da Oxana Yablonskaya ile devam eden Emre Şen 1995 yılından günümüze kadar birçok uluslararası yarışmaya ve konser etkinliklerine katıldı ve ödüller kazandı:
1995- İsrael Tel Hai Uluslararası Piyano Yarışması ikincilik ödülü
1995- Roma Uluslararası Piyano Yarışması birincilik ödülü ve jüri özel ödülü
1996- Rachmaninoff Uluslararası Piyano Yarışması Marcone İtalya ikincilik ödülü
1996- Francis Poulenc Uluslararası Piyano Yarışması Fransa ikincilik ödülü
1997- Ecole Normale de Musique Diplome Superior de Concertist Fransa birincilik ödülü
1999- Ecole Normale de Musique Diplome Superior de Concertist Birincileri Albert Roussel birincilik ödülü
2000- Frederic Chopin Uluslararası Piyano Yarışması Türkiye ikincilik ödülü
2001- İstanbul BBC Filarmoni Orkestrası Solist seçmeleri birincilik ödülü
Türkiye’de İstanbul Festivali başta olmak üzere Ankara ve Anadolu Festivalleri’nde solo ve orkestra eşliğinde konserler verdi. Rusya, Almanya, İsrail, Fransa, Avustralya, Polonya, Japonya ve İtalya’da verdiği konserlerde olumlu eleştiriler aldı. Kırgızistan Senfoni Orkestrası ile verdiği konser sonrası Emre Şen’ e Fahri Sanatçı ünvanı verildi. Lisans diplomasını aldığı Eskişehir Anadolu Üniversitesi Emre Şen’ e 2000 Yılı Sanat Teşvik Ödülü verdi.
2001 yılında BBC Filarmoni Orkestrası İş Bankası’nın etkinlikleri kapsamında Türkiye’de yapacakları konser için bir yarışma düzenledi. Viyolonsel, keman ve piyano dallarında katılan adaylar arasından seçilen Emre Şen İstanbul’da BBC Filarmoni Orkestrası’yla Tchaikovsky’nin Birinci Piyano Konçertosu’nu seslendirdi ve bu konser İngiltere BBC3 radyo kanalında yayınlandı.
Emre Şen, 2000 yılında Ankara’da açtığı Chopin Müzik Evi’nde ileri seviye piyano dersleri ve toplu kurslar vermektedir.
www.emresen.net
P. İ. Çaykovski “Slav Marşı” Op.31
Çaykovski, çoğunlukla senfonik yapıda olan marşlarını özel amaçlarla ya da sipariş üzerine yazmıştır. Onun 7 Ekim 1876'da ta¬mamladığı Op.31 Slav Marşı da Türk-Sırp savaşında yaralanan Sırp askerleri yararına bestelenmiş ve 17 Kasım 1876'da Moskova'da bu nedenle düzenlenen ve yalnızca marşların yer aldığı konserde ilk kez seslendirilmiştir.
Önceleri Sırp-Rus Marşı olarak tanınan Slav Marşı'nın temaları da güney Rusya -bugünkü Ukrayna- ve Sırp halk şarkılarından alın¬mıştır. Ana tema olarak "Sunce varko ne fifas jednako" (Gel sevgilim, bu sabah neden böyle üzgünsün) adlı Sırp ezgisi kullanılmış, orta böl¬mede ise Rus ulusal marşı "Tanrı Çarı korusun" yer almıştır. Slav Marşı fagotlardaki melankolik karakterdeki tema ile bir cenaze mar¬şı havasında, 4/4'lük ölçüde, Si bemol minör tonda başlar. Trompet havayı değiştirir ve Rus ulusal marşını duyurur. Etkili bir orkestras-yonla, saf Slav ritim ve rengiyle görkemle sergilenerek Si bemol Ma¬jör tonda, zafer havasında sona erer.
1875'te Rusların desteğiyle önce Bosna Hersek'te Osmanlı İmparatoruluğu'na karşı çıkan isyanda Ruslar Slavların yanında yer ala¬cak, Osmanlı ordusunun ayaklanmayı birkaç haftada bastırması üzerine 1877 ilkbaharında Tuna'yı aşarak Plevne önlerinde ünlü Os¬man Paşa savunması ile karşılaşacaklardı. Bu arada Çaykovski de sürekli marş yazma önerileri alacak, yayıncısı Peter İvanoviç Jürgenson'un siparişini, ünlü general Skobelev'in şerefine besteleyeceği marşı yıllarca unutacak; 1 Nisan 1883'te ancak bitirdiği Re Majör Taç Giyme (Coronation) Marşı da Sinopov adıyla yayımlanacaktı. Daha sonra da, 17 Kasım 1885'te hukuk öğrencileri için yazdığı Re Majör Hukukçular (Jurist) Marşı da pek ilgi görmeyecekti. 1893 başında, kuzeni Anderei Petroviç Çaykovski'nin kumandanı olduğu 98. Piya¬de Alayı için bestelediği askeri marş da unutulacak, yalnızca Slav Marşı günümüze ulaşacaktı.
S.Rahmaninof Piyano Konçertosu no.2 Op.18 Do Minör
Liszt ve Paganini gibi besteci-yorumcu geleneğini sürdüren Rahmaninof hem orkestra şefi, hem de virtüöz bir piyanist olarak ün ka¬zanmış ve piyano alanındaki başarısını hepsi de minör tonda, kolay anlaşılan ve melankolik yapıdaki dört piyano konçertosuyla perçinlemiştir.
Müzikseverler onun en çok tanınan 2. Piyano Konçertosu'nu bir doktora, bunalım geçiren besteciyi dört ay tedavi eden, psikolog ve amatör müzikçi Dr. Nikolai Dahl'a borçludur. Rahmaninov 1895'te yazdığı 1. Senfoni'sinin umduğu başarıyı kazanamamasından dolayı başka bir şey besteleyemez hale düşmüş, içine kapanmıştı. Ancak Dr. Dahi "Konçertoyu yazmaya başlayacaksınız, büyük bir kolaylıkla ça¬lışacaksınız. Konçertonuz çok yüksek düzeyde olacak" gibi telkinlerle besteciyi ruhsal çöküntüden kurtarmıştı. 1900 yazında çalışmaya başlayan Rahmaninov, aynı yılın sonunda konçertonun ikinci ve üçüncü bölümlerini tamamlamış ve halk önünde seslendirmiştir. Eserin tamamını ilk kez 27 Ekim 1901'de Moskova Filarmoni'sinin konserinde Aleksander Siloti yönetimindeki orkestra eşliğinde çalan Rahmaninov, konçertosunu Dr. Dahl'a ithaf etmiştir.
İlk yorumunda kazanılan başarısı bugün de süren ve bestecinin en çok çalınan konçertosu olan Do minör Piyano Konçertosu'nun ilk bölümü alışılmamış bir şekilde, solo çalgının akorlarıyla başlar. Beet¬hoven'in dördüncü ve Saint-Saens'ın ikinci piyano konçertolarında olduğu gibi, Rahmaninof da orkestral bir girişten kaçınmıştır. 4/4'lük ölçüde ve orta hızdaki (Moderato) tempoda piyanonun gittikçe yükse¬len etkili sekiz akorundan sonra, yine solo çalgının arpejleri eşliğinde orkestra tutkulu biçimde ana temayı sunar. Orkestranın kısa geçişi, piyanonun Mi bemol tondaki hüzünlü ve lirik ikinci temayı sakin şe¬kilde sunmasına olanak sağlar. Geliştirim (developpement) bölmesi de piyaniste teknik yeteneğini gösterme olanağı veren çeşitli doruk noktalarıyla, kreşendolarla işlendikten sonra ana tema parlak bir marşa (alla Marcia) dönüşür.
4/4'lük ölçüde, tutumlu ağırlıktaki (Adagio sostenuto) tempoda başlayan 2. Bölüm bestecinin en duygulu ve en güzel ağır bölümlerin¬den biridir. Do minör tondaki ilk dört mezür, Mi Majöre geçişi sağlar. Eşliğe hazırlanan piyanonun beşinci mezürde noktürnü andıran giri¬şiyle birlikte önce flüt, sonra klarnet hüzünlü ana temayı sunar; bu¬na piyano da katılır. Piyanonun kadans stilinde çalışı, çalgıların kontrastını daha da vurgular. Tema coda'da yeni bir biçimde piyano, yaylılar ve tahta üfleme çalgılarda tekrar duyurulur.
Çabuk ve şakacı (Allegro scherzando) tempoda ve 4/4'lük ölçüde başlayan 3. Bölümde tekrar asıl tonalite olan Do minöre dönülür; ana temanın ritmini belirleyen ve 12 mezür süren orkestra girişinden sonra, piyanonun parlak açış kadansıyla ateşli bir dansa benzeyen ana tema sunulur. İkinci temayı önce obua ve viyolalar duyurur; piya¬no bunu daha geniş ve tutkulu biçimde tekrarlar. Daha sonra ana te¬ma fugato şeklinde belirir. Piyano ve orkestranın bunu izleyen gör¬kemli ve zafer dolu (Maestoso) tuttisi ile Do Majör tonda ikinci tema sergilenir. Konçerto, enerjik ve gösterişli şekilde, Rahmaninof'a pek uymayan bir biçimde sona erer.
P. İ. Çaykovski “Francesca da Rimini” Op.32
İlk yorumu: 1877, Moskova. İtalyan ozanı Dante Alighieri (1265-1321) Floransa’da doğmuş, Ravenna'da ölmüştür. Şiirleriyle edebiyat çevrelerinde büyük ün yapan ozan bir ara siyasete atılmış. Floransa'dan sürülmüş, beri yanda edebiyat ve felsefe alanındaki ölümsüz yapıtlarıyla tüm çağların en eksiksiz, en evrensel sanatçıları arasına katılmıştır. En ünlü eseri “Divinia Commedia - Tanrısal Komedya”dır. Onun bu eserine ne zaman başlayıp ne zaman bitirdiği bilinmez. Ozan bu eserle ne büyük bir gözlemci olduğunu göstermiş, yalnız yaşadığı çağın değil her çağın sorunlarına ışık tutacak düşünler getirmiş, bu arada insanlığa dair eleştirilerini yansıtmaktan çekinmemiştir.
Çaykovski'nin partisyonunda ilk sayfa üzerine şu not yazılı : "Dante cehennemin ikinci çevresine giden yol üzerindedir. Burada yaşamlarında kendilerini duygusal tutkulara kaptıranlara rastlar. Cezaları anlamlıdır, yaşamlarında kendilerini nasıl tutkularının fırtınasına kaptırmışlarsa burada da sonsuza dek karanlıkta korkunç kasırgalarla ka¬lacaklardır. Dante Francesca da Rimini'ye rastlamış, kadının yaşam öyküsünü öğrenmiştir."
Öyküye göre Francesca Polenta Beyi'nin kızıdır. Politik nedenlerle Rimini Beyinin oğlu Cianciotto ile evlendirilmiş, ancak bir süre sonra kocasının küçük kardeşi Paolo ile sevişmeye başlamıştır. İki sevgili bir gün koca tarafından yapılan baskın sonucu öldürülmüşlerdir.
Çaykovski 'nin orkestra için dramı ikinci cehennem çevresine giden yolun anlatımıyla başlar. Sonra tarihin ünlü aşk günahkârlarının tanımlamasını yapar besteci. Bölümü Francesca 'nın Paolo ile aşkını belirten bir klarnet solosu izler. Tekrar korku ve dehşet sarmaya koyulmuştur her yanı. Direnilmez aşk öyküsünden sonra cehennemde bulunulduğunu anımsatan fanfar sesleri yansır, eser ilk düşünün çeşitlemeleriyle biter.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
14 yıl önce - Prş 16 Nis 2009, 01:22
Çukurova Senfoni 17 Nisan 2009 Konseri !
17 NİSAN 2009 / Cuma:20.00
ŞEF
Emin Güven YAŞLIÇAM
SOLİST
Greta MEDINI (Keman)
ESERLER
J. Brahms – Keman Konçertosu Op.77 Re Majör
P. I. Tschaikowski – Senfoni no.1 Op.13 sol minör (Kış Rüyaları)
EMİN GÜVEN YAŞLIÇAM
ÇUKUROVA DEVLET SENFONİ ORKESTRASI
ŞEFİ VE GENEL SANAT YÖNETMENİ
1975 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Keman Dalı Yüksek Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2 yıl Ankara Devlet Operası’nda orkestra sanatçısı olarak görev yapmış, daha sonra İtalya devletinden 4 yıllık burs kazanarak bu ülkede orkestra şefliği ve kompozisyon çalışmalarını sürdürmüş, Roma Santa Cecilia Konservatuarı’nda Armanda Renzi, Teresa Procaccini, Bruno Aprea, Franco Ferrara yönetmenliğinde orkestra şefliği ve kompozisyon bölümünden birincilikle mezun olmuştur. Londra’da Canford Summer School’da George Hueres ile Münih’te Ceribidacci ile şeflik dalında yüksek ihtisas görmüş, ayrıca Siena’da Franco Ferrara yönetmenliğinde Accademia Chigiana ile orkestra şefliği yaz kurslarını başarıyla bitirmiş olup, onur diploması ile ödüllendirilmiştir. Roma’da 1983 Ekim ayında Centro Internazionale (Foyer des Artistes) tarafından en başarılı genç orkestra şefi seçilmiş ve altın madalya ile ödüllendirilmiştir. 1985 yılına kadar 4 yıl süreyle Filarmonici Romani Orkestrası’nın devamlı şefliğini yapmış olup bu orkestranın kurucularındandır. 1986 yılı Şubat ayında San Remo Senfoni Orkestrası ile G.Paisiello’nun 6 Menuetto’sunun 200 yıl sonra dünyada ilk çalınışını gerçekleştirmiştir. 1986-1989 yılları arasında Lecce İtalya Senfoni Orkestrası’nın esas şefliğini (Direttore Principale) yapmıştır. Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkelerinde konser vermiş olup, 1987 yılında Polonya Opole Orkestrası ile Nevit Kodalli’nin Viyolonsel Konçertosunu Prof. Ali Doğan ile seslendirmiş, Bu konçerto ile Beethoven 2. Senfoni’yi plak yapmış ayrıca 1991 Aralık ayında italyan çağdaş besteci Marino Cesa’nın eserlerini CD olarak gerçekleştirmiştir. Scarlatti, Bellini, Senegalia, Aversa ve Napoli gibi önemli konkurların (yarışmaların) devamlı jüri üyeliğini üstlenen Emin Güven Yaşlıçam, Ekim 1990 tarihinde İtalya Verberia’da yapılan konkurda, çeşitli ülkelerde düzenlenen konkurlara jüri üyesi olarak 24 kez katıldığından dolayı onur diploması ile ödüllendirilmiştir. 1980-85 tarihleri arası Polonya, 1985-88 tarihleri arası Avellino Senfoni Orkestrası’nın genel sanat yönetmenliğini ve orkestra şefliğini yapmıştır. Emin güven Yaşlıçam 2002 –2003 yıllarında yurtdışında çeşitli ülkelerde konser vermiştir. Brezilya Porta Aallogra-San Paulo, Arjantin Bahia Blanca-Buenos Aires (Tiatra Colanna) ve Meksika Toluca ve Mexico City, Paris Festival Orkestrası gibi önemli orkestraları yönetmiştir. Ayrıca birçok Avrupa ülkesinde orkestra şefliği yapmış olan Emin Güven Yaşlıçam, 26 Nisan 2002 tarihinde Viyana Filarmoni Orkestrası ile Music Sarayı’nda çok önemli bir konser vermiş olup büyük övgü kazanmıştır. 8 Mayıs - 18 Mayıs arasında Roma, Belçika, Milano da Scala orkestrası ile konser vermiştir. Kasım ayında dünyanın en büyük orkestralarından biri olan Pittsburgh da Pittsburgh Senfoni ile konser vermiştir. Ağustos 2003 tarihinde Raineca’nın ilk dünya kaydı olmak üzere 3. Senfonisi ve 2 Flüt Konçertosu’nu CD yapmıştır. Ayrıca Milano Oda Orkestrası ile 2003 Nisan ve 2004 Şubat tarihlerinde Avrupa turnesi gerçekleştirmiştir. Cemal Reşit Rey Konser Salonu tarafından İstanbul’un kurtuluşu nedeniyle istek üzerine bestelenen ve 6 Ekim 2004’te dünya prömiyeri gerçekleştirilen İstanbul senfonik süiti ve 20 Kasım 2004’te CRR IX. Uluslararası Mistik Müzik Festivali Açılış Konseri’nde yine dünya prömiyeri gerçekleştirilen “Senfoni ile İlahiler” Konseri’ni büyük bir başarı ile gerçekleştirmiştir. 2005 yılında İtalya’da Lecce Senfoni ile konser yapmış ve Moskova senfoni orkestrası ile turne yapmıştır. Ayrıca Mayıs 2004 tarihinde 120 kişilik Bari Senfoni Orkestrası ile Avrupa ve İstanbul turneleri gerçekleştirmiştir. 1997 yılından beri, Amerika, Mexico, Cairo, Argentina, Brezilya senfoni orkestralarının daimi misafir şefliğini yapmaktadır. Halen Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın daimi şefi ve genel sanat yönetmenidir.
GRETA MEDİNİ ( keman )
1990 yılında Vibo Valentia’da doğdu. Sekiz yaşında Vittorio Veneto “Rassegna M. Benvenuti”, Valsesia Musica Uluslar arası Keman Yarışması, Vittorio Veneto Uluslararası Keman Yarışması ve Bruno Zanella Keman Yarışması’nda bir çok ödül aldı.
2004 Temmuz ayında Shangai Çocuk Kültür ve Sanat Festivali’nde en iyi Genç İtalyan Kemancı ödülünü kazandı. 2006 yılında onaltı yaşındayken Vibo Valentia’daki F. Torrefranca Konservatuvarı’ndan Maestro Guiseppe Arnaboldi’nin yönettiği konserle ödülüyle mezun oldu.
Greta daha henüz on yaşındayken verdiği konserler sayesinde solist olarak parlak bir kariyere adım attı. İtalya’nın önemli şehirlerinde Bach, Vivaldi ve Mozart’ın konçertolarının yanı sıra Saint-Saens 3. Keman Konçertosu ve Brahms Keman Konçertosu’nu seslendirdi. 2006 Temmuz ayında Maestro D. Giuranna’nın yönettiği Dünya Gençlik Orkestrası turnesinde solist olarak yer aldı. Bu turnenin konserleri İtalya’nın büyük şehirlerinde, Kuzey Afrika’da Tunus ve Cezayir’de gerçekleşti. Greta Medini halen Fiesole Müzik Akademisi’nde Felice Cusano’nun öğrencisi olarak keman çalışmalarını sürdürmektedir.
J. Brahms
Keman Konçertosu Op.77 Re Majör
• Allegro non troppo
• Adagio
• Allegro giocoso, ma non troppo vivace,Poco piu presto
Johannes Brahms 1878 yılı yaz ayında, Avusturya'nın güneyin¬deki Pörtschach kasabasında geçirdiği mutlu tatil sırasında, bu tek Keman Konçertosu'nu bestelemiştir. Çocukluğunda keman çalmış olan Brahms, gerçek keman tekniğini gerektiği gibi öğrenememiş, ünlü keman virtüozü ve arkadaşı Joseph Joachim'den sık sık yardım istemiştir. Joachim'e bestesini yollayıp ona ters gelen yerleri işaretle¬mesini istemiş, ancak kemancının keman tekniğiyle ilgili önerilerini yine de pek dikkate almadığından, konçerto çalınması güç bir eser ol¬muştur.
İlk yorumu gerçekleştiren Joachim'in yazdığı bir kadansla 1 Ocak 1879'da Leipzig'de, bestecinin yönetimindeki Gewandhaus Orkestrası eşliğinde seslendirilen konçertoda, solistten olağanüstü bir teknik beklenir; ancak bu teknik üstünlüğün gerektirdiği virtüozluk amaç değil, orkestrayı tamamlamak içindir. Bu nedenle esere "Kema¬na Karşı Bir Konçerto" adı da verilmiş ve virtüoz kemancı Sarasate, "Elimde kemanla bekleyip en güzel melodiyi obuanın mı çalmasını bekleyeyim?" sözleriyle konçertoyu eleştirmiştir. Gerçekten de or¬kestranın tek görevi eşlik etmek değildir; orkestra yalnız tuttilerde ön plana çıkmaz. Eserin havası Brahms'ın 2. Senfoni'sine yakındır ve trajik aksanları yoktur, ama solo çalgıya uymak için daha lirik bir ya¬pıdadır. Filozof Nietzche'nin deyimiyle "Özlemin Şarkıcısı" olan ke¬manın bütünüyle romantik duyguları klasik biçimde duyurduğu kon¬çerto, usta kemancıların repertuvarında Beethoven'inki ile birlikte başköşede yer alır.
Brahms'ın eseri aslında dört bölüm olarak planladığı, ancak son¬radan dördüncü bölüm Scherzo'yu çıkartarak 2. Piyano Konçertosu'nda kullandığı tahmin edilmektedir. 3/4'lük ölçüde ve Re Majör tonda başlayan 1. Bölüm (Allegro non troppo) 23 dakikaya yaklaşan uzunlukta, oldukça geniş tutulmuş, lirik ve senfonik bir yapıdadır. Orkestranın girişiyle sakin ve neşeli ana tema viyola, viyolonsel, fa¬got ve kornolarla duyurulur. Temayı obua geliştirmek isterse de, rit¬mik özelliği ağır basan minör tondaki yan tema, ana temaya kontrast oluşturur. Daha sonra sahnede solo çalgı keman belirir; güçlü bir şe¬kilde her iki temayı geliştirir. Orkestra, fortissimo bir zirvede sözü kemamn solo kadansına bırakır. (Konserlerde genellikle Joachim'in kadansı çalınmakla birlikte, bazen Kreisler, Heifetz veya Milstein'in-ki de yer almaktadır.) Kemanın orkestra üzerinde yükselerek ana te¬mayı tekrar duyurmasından sonra, bölüm parlak şekilde sona erer.
2/4'lük ölçüde ve Fa Majör tonda başlayan 2. Bölüm ağır (Adagio) temposuyla birinci bölümün güçlü ve enerjik havasına karşıtlık oluş¬turur. Pastoral ve soylu güzellikte üç bölümlü bir arya, zarif ve say¬dam bir orkestrasyonla duyurulur. Sarasate'nin kıskandığı bir Bo¬hemya halk ezgisini andıran tema, önce tahta üfleme çalgılar ve kor¬nonun eşliğinde obuanın duygulu tınısıyla 29 mezür süresince sunu¬lur. Ancak 32. mezürde giren keman, temayı bu barış havası içinde geliştirir.
2/4'lük ölçüde, Re minör tondaki 3. Bölüm şen ve çabuk ama çok canlı olmayan (Allegro giocoso, ma non troppo vivace) tempoda bir rondo kuruluşundadır. Brahms'ın, konçertoyu ithaf ettiği Joachim'in Macar asıllı olduğunu düşünerek Macar-Çigan ezgilerinden esinlen¬diği söylenen bu bölümün ilk iki teması gerçekten de çigan izlenimini verir. Keman temayı, yaylı çalgıların 16'lık trioleleri eşliğinde sunar. İkinci tema ise güçlü oktavlarla duyurulur. Bölüm boyunca ustalığım sergileyen kemanın orkestra eşliğindeki kadansından sonra, büyük bir coda'ya ulaşılır. Burada ana tema canlı bir marş ritminde işlenir ve eser güçlü bir finalle sona erer.
P. İ. Çaykovski
Senfoni no.1 Op.13 sol minör “ Kış Düşü ”
• Allegro tranquillo
• Adagio cantabile ma non tanto
• Scherzo (Allegro scherzando giocoso)
• Finale (Andante lugubre-Allegro ma¬estoso)
Çaykovski yedi senfoni ve bir de Manfred adlı senfonik şiir yaz¬masına karşın, kendini yaradılış bakımından senfoniye yatkın his¬setmiyordu; hattâ 4. Senfoni'sini Beethoven'in 5. Senfoni'siyle kıyas¬ladıklarında bunu şiddetle reddetmişti. Onun en ince duygularla, en şiddetli patlamalara yer vererek yazdığı senfonileri, Asya'nın vahşiliğiyle batı kültürünü bir arada kullanması yüzünden pek çok eleştiri almıştı.
Çaykovski'nin 1868'de bestelediği 1.Senfoni, Bruckner ve Mahler'in biçimsel yapısını andırır ve Schumann gibi büyük ve zengin bir final hazırlar. Rus müziğindeki ilk senfonilerden (Rimski-Korsakov 1865, Borodin 1867) sonra yazılan ve ilk kez 15 Şubat 1868'de Nikolay Rubinstein yönetiminde Moskova'da yorumlanan bu esere Çaykovski Kış Düşü adım vermiş ve kış örtüsündeki Rus doğasına olan sevgisini canlandırmak istemiştir. 1866'da Moskova Konservatuvarı'na öğret¬men atandığı yıllarda bu senfoni üzerinde çalışmaya başlamış, Ma¬yıs-Kasım arasında orkestrasyonu tamamlamış ve eserini Anton Rubinstein'a göstermiş, ancak beğendirememişti.
Çaykovski senfoninin, Petersburg Konservatuvarı'ndaki öğren¬ciliği döneminden kalma Do diyez minör Piyano Sonatı'ndan aldığı, scherzo bölümünü çaldırmak için müdürün kardeşi, piyanist ve şef Nikolay Rubinstein'i ikna etmiş, ama bu yorum da başarısız olmuştu. 1867 Şubat'ında Petersburg'daki günleri Rimski-Korsakov anıların¬da şöyle anlatır: "... Tanıştığımız ilk akşam Balakirev'in ricası üzeri¬ne Sol minör Senfoni'nin birinci bölümünü çaldı ve beğenimizi kazan¬dı..."
Tümünün ilk çalmışında büyük başarı kazanan senfoni dört bö¬lümden oluşur. 2/4'lük ölçüdeki 1. Bölüm sakin bir neşede (Allegro tranquillo), flüt ve fagotun halk ezgisi benzeri bir melodiyi, yaylı çal¬gıların tremolo eşliğinde sunuşuyla başlar. Kar altındaki uçsuz bu¬caksız Rus bozkırlarında bir yolculuğun hülyaları sergilenir... 4/4'lük ölçüdeki 2. Bölüm fazla ağır olmayan ve şarkı söyler (Adagio cantabile ma non tanto) biçimde sunulur. Ana temayı sürdinli yaylı çalgılar duygulu bir halk şarkısı gibi duyurur. Burada kullanılan tematik malzeme, bestecinin Aleksander Ostrovski'nin Fırtına adlı dramı için 1864'te yazdığı bir uvertürden alınmıştır. Bu bölüm özellikle flüt ve obuanın sololarıyla seçkinleşir ve kornoların kuartet biçimindeki ilginç kullanımı dikkat çeker... 3/8'lik ölçüdeki 3. Bölüm, çabuk ve oyuncu (Allegro scherzando giocoso) bir scherzo'dur. Mendelssohn'un scherzo'larını anımsatan biçimde coşar. Bölümün trio kısmı ise se¬vimli bir valse dönüşür: Bu, Çaykovski'nin ilerde pek çok müzikseveri büyüleyeceği ünlü valslerinden belki de ilkidir... 4/4'lük ölçüdeki 4. Bölüm, ağırca tempoda karamsar ve gerilimli (Andante lugubre) bir bölmeyle, ağır bir Rus halk şarkısıyla (Bahçeler çiçeklendi) başlar. Bu, başlangıçtan sonraki canlı ve görkemli (Allegro maestoso) böl¬meyle önemli bir karşıtlık oluşturur. Füg biçiminde işlenmiş olan bu bölme, bazı eleştirmenlerce pek başarılı bulunmasa bile, Çaykovski bu finali, birçok olgunluk eserinden bile daha iyi bulur.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
sayfa 23  |
ANA SAYFA -> ADANA
|