1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 21  |
 |
Uğur YENİLMEZ
14 yıl önce - Sal 13 Oca 2009, 19:17
Çukurova Senfoni 16-17 Ocak 2009 Konseri !
16-17 OCAK 2009
Cuma:20.00 / Cumartesi:11.00
ŞEF
Nezih SEÇKİN
SOLİST
İdil BİRET (Piyano)
ESERLER
W. A. Mozart – Sihirli Flüt Operası Uvertürü K.620
L. van Beethoven – Piyano Konçertosu no.3 Op.37 do minör
F. Schubert – Bitmemiş Senfoni no.8 D.759 si minör
Nezih SEÇKİN ( Şef )
Nezih Seçkin Bandırma’ da doğdu. 5 yaşında müziğe başladı.17 yaşında Ankara Devlet Konservatuvarı’ nın yüksek bölümünden Mithat Fenmen’ in öğrencisi olarak pekiyi derece ile mezun oldu. Aynı yıl Viyana Müzik Akademisi’ nin piyano ve orkestra şefliği bölümlerini kazanarak her iki bölümüde 4 yıl içinde bitirerek diploma aldı. Piyano Bölümünde Dieter Weber ve Noel Flores ile çalıştı. Orkestra şefliğinde ise Karl Osterreicher ile çalıştı. Almanya’ da Celibidache’ nin kurslarına katıldı. Leningrad’ da İlya Musin ile çalıştı. Ünlü Rus şeflerinin hocası olan Musin Seçkin’ e özel bir ilgi gösterdi.
Ayrıca Türkiye’ de Zarife İsmailova ile de çalışmalar yapan Seçkin, Viyana’ da piyanist olarak Mozart yorumu ile övgü alırken, Macaristan’ da yönettiği Haydn senfonilerindeki yorumu ile Macar basınından büyük övgü aldı. Almanya’ da 16 yıl süreyle Lüneburg, Roblens, Hildesheim, Dortmund Operalarında görev yaptı. Koblenz’ de Ren Filarmoni, Dortmund’ da Dortmund Filarmoni gibi, bu şehirlerin orkestraları ile sayısız Opera, Operet, Müzikal, Bale, Konser ve Turneler yönetti. Lübeck Operası’ nda misafir şef olarak temsil yönetti. Dortmund Filarmoni Orkestrası ile Beethoven’ in 3. ve 5. piyano konçertolarını çaldı. Recklinghausen Senfoni Orkestrası ile Beethoven Korolu Fantezi’ yi seslendirdi.
Ayrıca Dortmund Enstrüman Cemiyeti Senfonik Orkestrasında 4 yıl müzik direktörlüğü yaptı. Bu orkestra ile çeşitli senfonik konserler yönetti. Polonya, Macaristan ve Hollanda orkestraları ile Almanya, İsviçre, Hollanda, Belçika ve Danimarka’ da sayısız turneler yönetti. Amerika, Romanya ve Slovakya’ da konuk şef olarak bulundu. Sanatçı Adana, Bursa, Antalya, ve Eskişehir Senfoni Orkestralarını yönetti. Efes ve Aspendos Festivallerinde görev aldı. Mersin ve İzmir Operalarında müzik direktörlüğü yaptı.
İdil BİRET ( Piyano ) ( Devlet Sanatçısı )( http://www.idilbiret.eu/tr/ )
Türkiye’nin “harika çocuğu” İdil Biret’in müziğe olan ilgisi 2 yaşında başladı. 5 yaşına geldiğinde olağandışı müzik yeteneği, “absolut” kulağı ve duyduğu her parçayı anında ve eksiksiz olarak piyanoya aktarabilme yeteneği ile Türk ve Avrupalı müzik çevrelerinin hayranlığını kazandı. İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün talimatı ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in özel ilgisiyle, TBMM’nin kendi adına çıkardığı özel yasadan yararlanarak yedi yaşında ailesiyle birlikte Fransa’ya gönderildi. Paris Konservatuarı’nda Nadia Boulanger’nin öğrencisi oldu. Alfred Cortot ve Wilhelm Kempff gibi hocalarla çalıştı. Küçük yaşta Kempff’in hayranlığını kazanan Biret, 11 yaşında iken onunla Paris’te Mozart’ın İki Piyano için Konçertosu’nu çaldı. Paris Ulusal Konservatuarı’nı Yüksek Piyano, Eşlikçilik ve Oda Müziği dallarında birinci olarak bitirdiğinde 15 yaşındaydı. 16 yaşından bu yana dünya sahnelerinde yerini aldı. Amerika’daki ilk konserini 21 yaşında, Rachmaninoff’un Üçüncü Piyano Konçertosu’nu çalarak Erich Leinsdorf yönetimindeki Boston Filarmoni Orkestrası ile gerçekleştirdi. İlk Rusya turnesini piyanist Emil Gilels’in çağrısı üzerine yaptı ve bu ülkede büyük başarı kazandı. Yıllar içinde bu ülkede yüze yakın konser verdi. Biret beş kıtayı kapsayan sayısız konserlerinde Atzmon, Copland, Kempe, Keilberth, Sargent, Monteux, Fournat, Leinsdorf, Pritchard, Scherchen, Rozhdestvensky, Mackerras gibi ünlü şeflerle çaldı; Montreal, Berlin, Montpellier, Nohant, Royan, Dubrovnik, Atina, Ankara ve İstanbul festivallerine katıldı. Boston Symphony, Orchestre National de France, Orchestre Suisse Romande, London Symphony, Leningrad Philarmonic, Leipzig Gewandhaus, Dresden Staatcapelle, Tokyo Philarmonic, Sydney Symphony ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde dünyanın her yerinde konserler verdi.
Biret, 1986 yılında, Beethoven’ın dokuz senfonisinin Liszt tarafından yapılan uyarlamalarını, kayda aktaran ilk piyanist oldu. Beyin ve kol gücü olarak piyanistik sınırları zorlayan Biret, Montpellier Festivali’nde, eleştirmenler tarafından yapılması imkansız olarak nitelendirilen bir denemeye girişerek bu uyarlamaların hepsini ardarda 3 konserde seslendirdi. Biret’i en iyi öğrencisi olarak nitelendiren Wilhelm Kempff’in 96’ıncı doğum yıldönümü onuruna verilen bir konserde, hocasının piyano uyarlamalarını seslendirdi. 1992 yılında Chopin’in tüm eserlerini içerin 15 CD’lik bir seriyi Naxos firmasıyla kayda aldı. Bu kayıt 1995 yılında Varşova’da gerçekleştirilen “Chopin Diskleri Büyük Ödülü” çerçevesinde, İdil Biret’e jüri özel ödülünü kazandırdı. Sanatçı daha sonra Brahms (1997, 12 CD) ve Rachmaninoff’un (2000, 10 CD) tüm piyano yapıtlarını külliyat halinde kaydederek romantik piyano edebiyatı literatürüne kendi damgasını vurdu. Bu CD’ler kısa sürede uluslararası müzik piyasasının aranan kayıtları haline geldi. 1995 yılında Boulez’in 3 sonatı için yaptığı kayıt Paris’te her yıl düzenlenen “Altın Diyapozon” ödülünü kazandı ve “Le Monde” gazetesi bu diski yılın en iyi kaydı seçti. 1997’de Brahms’ın ölümünün yüzüncü yılı nedeniyle, bestecinin piyano eserlerinin tamamını Almanya’da 5 resitalde icra etti. Ayrıca bir konserde Brahms’ın iki konçertosunu birden çalarak bunu yapabilmiş çok az sayıda piyanistin arasına girdi. 1998 yılında, Beethoven’ın 5 piyano konçertosunu 3 günlük konser dizisinde ardarda seslendirdi. Biret, ayrıca 7 günlük bir konser dizisinde Beethoven’in tüm piyano sonatlarını ardarda çaldı. Şu anda bu sonatları kaydetmekte olan piyanist, bu projesiyle dünyada Beethoven’ın piyano için yazdığı sonat, konçerto ve senfoni uyarlamalarının tamamını seslendiren tek piyanist ünvanına erişmektedir. Sanatçı son olarak 2002 yılında da György Ligeti’nin piyano etüdlerinin kaydını yaptı. Olağanüstü bir hafıza, mükemmel bir teknik ve yorumlama gücüne sahip olarak nitelendirilen Biret dünyanın en geniş repertuvarlı piyanisti ünvanını taşımakta. Sanatçı şu anda Brahms’ın senfonilerinin piyano uyarlamalarını yazmakta. Kendi etüdlerini de bestelemiş olan ve bir süre sonra gün ışığına çıkartacağını söyleyen Biret, 70’i aşkın LP/CD’si ve bunlarin 2 milyon’a yakın satış rakamıyla klasik müzik dünyasının en çok sevilen ve aranan yorumcularından biri.
Sanatçı bugüne kadar Kraliçe Elizabeth (Belçika), Van Cliburn (ABD), Busoni (İtalya), Montreal (Kanada), Liszt (Weimar, Almanya) gibi birçok piyano yarışmasında jüri üyeliği yaptı. 1971’de T.C. Devlet Sanatçısı ilan edilen İdil Biret, Boğaziçi Üniversitesi’yle Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin “onursal doktora” ünvanlarını taşıyor. Yurtdışında aldığı ödüller arasında “Lili Boulanger Memorial”, “Harriet Cohen/Dinu Lipatti Altın Madalyası”, Polonya Hükümeti Kültür Liyakat Nişanı, İtalyan Hükümeti Adelaide Ristori Nişanı ve Fransa Hükümeti “Chevalier de L’Ordre de Mérite” nişanı bulunuyor. Türkiye’nin en prestijli müzik ödülü sayılan Sevda Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası’nın da sahibi.
Beethoven
Piyano Konçertosu no.3 Do Minör Op.37
Önceleri Beethoven’in 1800 yılında yazdığı sanılan, ancak 1980’li yıllardaki araştırmalara göre -1945’ ten 1977’ ye kadar yitik manüskriptin (elyazısı) incelenmesinden sonra – 3. Konçerto’ nun 1803’ te bestelendiği öne sürülmüş, tamamı yazılmamış piyano partisindeki tiz seslerin ancak 1803 yazında, Fransız firması Erard tarafından yapılan piyanoda bulunabildiği saptanmıştır. Beethoven böylece, 1803 yazından sonra, Eroica Senfonisi üzerinde çalışırken son şeklini verdiği ve 1804 yazında Viyana’ da Breitkopf ve Hartel yayınevinde basılan konçertoyu Prusya Prensi Louis Ferdinand’ a (1772-1806) ithaf etti. Kral büyük Friedrich’ in yeğeni olan Prens Ferdinand usta bir piyanist ve yetenekli bir besteciydi. Beethoven ile 1796’ da Berlin’ de tanışmış; 1804’ te Avusturya’ ya sonbahar manevraları için geldiği Viyana’ da bu dostluk daha da güçlenmiş, Prens Lobkowitz’ in sarayında dinlediği Eroica’ ya hayran kalmış, iki kez çaldırmıştı. Bu Viyana ziyareti sırasında yazılması tamamlanan konçertoyu da Beethoven – 10 Ekim 1806’ da Saalfeld savaşında ölecek olan – Prense “A Son Altesse Royale Monseigneur le Prince Louis Ferdinand de Prusse” Fransızca başlığıyla ithaf ediyordu…
Beethoven’ i bir “ses şairi” olarak üne kavuşturacak olan Do Minör 3.Piyano Konçertosu, öncekilere göre yine aynı şemaya göre düzenlenmiş, birinci konçertodaki çalgı kadrosu korunmuş, yalnızca flütlerin sayısı ikiye çıkarılmıştır. Uzmanlarca Beethoven’ in kendi portresi olduğu öne sürülen ve ısmarlama bir eser olmaması yanında, onun güçlü kişiliğini bilinçli şekilde piyano ve orkestra karşıtlığını kullanarak, konçertant ve gerilimli bir gelişimle yüceltmesiyle seçkinleşen konçerto üç bölümlüdür;
1. Bölüm Do minör tonda 4/4 lük ölçüde, çabuk ve parlak (Allegro con brio) tempoda başlar, hemen tutti ile ana tema sunulur. Sert, biraz da Eroica’ yı anımsatan erkeksi temadan sonra bu uzun girişte daha içtenlikli yan tema da sergilenir. Girişin sonundaki güçlü akorlardan sonra solist enerjik ve hazırlayıcı pasajlarla kendini gösterir ve ana temayı alarak bölümdeki egemenliğini ilan eder. Geliştirimde ise piyano ile orkestra arasında dramatik bir gerilim sergilenir. Beethoven bu bölümdeki kadansı da 1809’ da yine Arşidük Rudolf için yazmıştır.
2. Bölüm ana tonaliteyle hiç ilgisi olmayan, alışılmamış Mi Majör tonda, 3/8 lik ölçüde, ağır ve temkinli (Largo) tempoda piyanonun sakin, zarif ve hülyalı ezgisiyle başlar. Barışçı tema flüt ve fagot arasındaki sevimli diyalogta sergilenirken piyano, arp benzeri tınılarla – arpejlerle – bu tabloya çerçeve çizer gibidir. Tekrarda ise piyanonun olağanüstü süslemeleri ilgi çeker. Beethoven piyanonun tüm olanaklarını bu duygulu bölümün canlandırılmasında seferber etmiştir.
3. Bölüm Do minör tonda, 2/4 lük ölçüde, çabuk (Allegro) tempoda bir Rondo’ dur. Bu canlı final, Largo’ nun son Mi Majör akorundaki Sol Diyezin La bemole ustaca dönüşümüyle Do minöre aktarılır ve hemen solist tarafından sergilenen coşkulu tema ile başlar. (Beethoven’ in öğrencisi Czerny 1830’larda yazdığı kompozisyon öğretim kitabında bu finali Presto –çok hızlı- tempoda öngörür). Bu neşeli ve şakacı tema orkestra ve piyano arasında çeşitli değişkenliklerle, varyantlarla işlenirken modülasyonların renkliliği de ilgi çeker. Özellikle keskin bir fugato’ dan sonra piyanonun şiirsel ve canlı bir tavırla –ikinci bölümün tonalitesi- Mi Majöre ani dönüşü de finale ayrı bir hava verir. Eser son sözü söyleyen orkestranın güçlü akorlarıyla sona erer.
Kaynak: İrkin Aktüze, Müziği Okumak, cilt 1
W.A. Mozart
“Sihirli Flüt” Uvertürü
Viyana klasikleri bestecilerinden olan, Viyana'ya has sanat esprisi ve kültürü ile eserlerini yaratan Mozart, Orta Avrupa sanatının gerçek anlamda temsilcilerindendir. Bestecinin” Sihirli Flüt” operası, ilk kez 1791'de Viyana'da sergilenir. Libretto Johann Emmanuel Schikaneder'e aittir. 2 perdelik eserde iyilik ve kötülüğün savaşı, iyiliğin zaferi sembolik anlatımlarla işlenir.
Franz Schubert
Senfoni no.8 D.759 si minör
“Bitmemiş”
İlk yorumu:1865, Viyana. 1822 yılında Graz kenti “Müzik Birliği Derneği”ne onur üyesi seçilen besteci bu davranışa karşılık olarak bir senfoni bestelemeyi düşünmüş, iki bölümünü orkestralamasıyla tamamlamış, üçüncü bölüm “scherzo” nun başlarını belirten bir taslakla derneğin başkanı arkadaşı Anselm Hüttenbrenner’ e vermiştir. Schubert’in yapıtın diğer iki bölümünü yaşamının geri kalan altı yıllık süresi içinde neden tamamlayamadığı sanat tarihinin karanlık yönlerinden biri olarak kalacaktır. Hüttenbrenner bu tamamlanmamış partisyonu derneğe vermemiş, evinde saklamış, yaşlılığında Viyana Müzik Dostları Derneği yöneticisi Johann Herbeck’e bahsetmiştir. Herbeck 1865’ te Graz’a yaptığı bir gezide Hüttenbenner’e partisyonu sormuş, nota yığınları arasından çıkan ve müzik edebiyatının anıtlarından birini saklayan sararmış kağıtlar aynı yıl ışığa çıkmış, tüm insanlığın malı olmuştur. “Bitmemiş Senfoni” bazı uzmanlara göre Schubert dehasının en saf, en yüce belirtisidir.
Birinci bölüm (Allegro moderato) viyolonsel ve basların sunduğu karanlık bir melodiyle başlar, klarnet ve obua cümleyi kapayarak olağanüstü güzellikteki ana “tema”yı sunar. Viyolonsellerin “Laendler” dansını hatırlatan bir “geçiş”i, bölümü kapsayan genel kötümserlik, ölüm önsezisinin bütün bu tematik malzemeye karanlık bulutlar gibi çöküşüyle sürer birinci bölüm.
İkinci bölüm (Andante con moto) kornolar ve fagotun iki mezürlük açısından sonra kemanların tatlı, lirik motifi ustalıklı “modulation” larla işlenmiş bir “tema” ya bağlanır. Tarifsiz güzellikte sihirli renk ve ışıklarla dokunmuş bölüm düşlü bitişiyle tamamlanır.
Kaynak: Faruk Yener, Müzik Kılavuzu
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
14 yıl önce - Sal 20 Oca 2009, 20:50
Çukurova Senfoni 23 Ocak 2009 Konseri !
23 OCAK 2009
Cuma:20.00
ŞEF
Andreas FELLNER
SOLİSTLER
Raffaele TREVISANI (Flüt)
Bülent EVCİL (Flüt)
ESERLER
A.Vivaldi - Flüt Konçertosu no.2 Op.10 RV 439 sol minör (La Notte)
G.Briccialdi - Flüt Konçertosu
F. Doppler - İki Flüt için Rigoletto Fantezisi Op.38
P. I. Tschaikowski - Senfoni no.4 Op.36 fa minör
Andreas FELLNER (Şef)
Andreas Fellner 1981 yılında Viyana’da doğdu . Yedi yaşında perküsyon, piyano ve kontrabas çalmaya başladı. Salzburg’daki Mozarteum Üniversitesi’nde Peter Sadlo’nun sınıfında perküsyon çalıştı. Perküsyon çalışmalarını sürdürdüğü sırada aralarında Salzburg Oda Orkestrası, Salzburg Mozarteum Orkestrası ve Milletler Filarmoni Orkestrası’nın da bulunduğu çeşitli orkestralarla çalışmaya başladı.
2003 yılında Viyana’da Georg Mark ile orkestra şefliği çalışmalarına başladı. Aynı yıl Milletler Oda Orkestrası Yardımcı Şefi ve Viyana Teknik Üniversitesi Orkestrası şefi olarak atandı. 2007 yılından beri Gustav Mahler Gençlik Orkestrası geleneksel bursunu almaktadır.
Raffaele TREVISANI (Flüt)
Raffaele Trevisani dinleyiciler ve eleştirmenlerden sürekli olarak stili ve müzikalitesi hakkında övgüler almaktadır. Sör James Galway’in çok az sayıdaki öğrencilerinden biri olmuş ve yıllarca onunla çalışmış, Jean Pierre Rampal, Julius Baker ve Maxence Larrieu’nun takdirlerini kazanmıştır. Sör James Galway onun hakkındaki düşüncelerini “Raffaele güzel tonu, mükemmel tekniği ve kendini müziğe adamış kişiliğiyle günümüzün en iyi flütçülerinden biridir” diyerek ifade etmiştir. Milan’lı olan Trevisani solistik kariyerine Veneti Solistleri’yle İtalya ve dünya çapında verdikleri çok sayıdaki konser serisiyle başlamıştır. Veneto ve Padova Oda Orkestrası, Milano I Pomeriggi Musicali, Scala Solistleri Oda Orkestrası, Stuttgart Arcata Oda Orkestrası, Bielefelder Filarmoni Orkestrası, Sao Paulo Oda Orkestrası do Estado Orkestrası, Santo Andre Senfoni Orkestrası, Cantelli Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve Moskova Oda Orkestrası gibi pek çok orkestrayla solist olarak konserler vermiştir.Raffaele Trevisani Japonya (Bunkakaikan, Suntory Hall, Nikkei Hall), ABD, Kanada, güney Amerika, Rusya, Italya (Vicenza Olimpik Tiyatrosu, Settimane Musicali Stresa, Amici della Musica Florence, Società dei Concerti in Milan, Accademia Filarmonica "Bellini" in Catania,…), Avrupa (Wigmore Hall Londra, Musikhalle Hamburg, Rudolf-Oekter-Halle in Bielefeld, Philarmonie Gustav-Siegler-Haus Stuttgart), İsviçre, Türkiye, Slovenya ve İsrail’de pek çok önemli konser salonunda konser vermiştir. Stresa Settimane Musicali, Turin Settembre Musica, Uluslararası St. Petersburg Sarayları Müzik Festivali, Rheingau Müzik Festivali, Campos de Jordao Müzik Festivali gibi pek çok tanınmış ve önemli müzik festivaline katılmıştır. Brezilya’da Santo Andre Senfoni Orkestrası’yla birlikte İtalyan besteci Carlo Galante’nin kendisi için bestelediği Concerto dell’Aria’nın dünyada ilk seslendirilişini, 2004 yılında Orchestra of Teatro Lirico di Cagliari le birlikte Alberto Colla’nın flüt ve yaylı orkestra için Quasi una Romanza adlı eserinin ilk seslendirilişini, Güney Afrika Oda Orkestrası’yla “Özgürlüğün Onuncu Yılı” kutlamaları kapsamında Pretoria Devlet Tiyatrosu’nda Hendrik Hofmayr’ın Flüt ve Keman için bestelediği konçertonun ilk seslendirilişini ve ayrıca Haifa, Tel Aviv ve Kudüs’te İsrail Yaylı Topluluğu’yla Stephen Yip’in bestelemiş olduğu Flüt Konçertosu’nun ilk seslendirilişini yaptı. İtalyan RAI, Alman SDR, Japon NHK, İngiliz BBC, Rus ve Brezilya televizyonlarında yaptığı kayıtların yanı sıra ve New York’ta kendisi için hazırlanan “Amerika’daki İtalyan” programında özel röportajlar ve canlı konserler yaptı. Stuttgart Arcata Oda Orkestrası eşliğinde W. A. Mozart’ın Flüt İçin Bütün Eserleri’nin kaydını yaptı. 2002 Ocak ayında Amadeus Delos’ta Moskova Oda Orkestrası’yla yaptığı C. P. E. Bach’ın Flüt Konçertoları kaydını yayınladı. Delos’ta ayrıca Moskova Oda Orkestrası’yla İtalyan Flüt Konçertoları’yla flüt ve piyano için Virtuoso Flute cd kayıtlarını yaptı. Önümüzdeki günlerde yine Delos tarafından Moskova Oda Orkestrası’yla Mercadante Flüt Konçertoları cd si yayınlanacaktır. Maxence Larrieu ve İtalyan Televizyonu için Sör James Galway’le çalmak için davet edilmiştir. Sanatçı halen Milan Uluslararası Müzik Akademisi’nda flüt öğretmenidir ve her ikisi de 14 karat altın olan Muramatsu ve Powell marka flütlerle çalmaktadır.
Bülent EVCİL (Flüt)
Dünyaca ünlü flüt virtüözü Sir James Galway tarafından jenerasyonunun en iyi flütçüsü olarak tanımlanan Bülent Evcil; 1980 yılında MSÜ Devlet Konservatuarında başladığı flüt eğitimini Brüksel Kraliyet Konservatuvarı ve Heidelberg-Mannheim Müzik Yüksek okuluyla tamamladı. 1992 yılında Sir James Galway’in Dublin’de düzenlediği flüt seminerindeki ''en iyi yorumcu” yarışmasında kazandığı ikincilik ödülü ona ünlü virtüozün ögrencisi olma fırsatını sağladı.
2000-2005 yılları arasında İstanbul Devlet Opera ve Balesinde flüt Grup Şefi olarak çalışan sanatçı,halen İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nda Flüt Grup Şef Yardımcısı , Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nda Solo Flütçü ve İ.T.Ü Müzik İleri Araştırmalar Bölümü Master programında da flüt ögretim görevlisi olarak çalısmaktadır. Evcil aynı zamanda uluslararası orkestralarda solo flütçü ve 1. flütçü olarak yer almaktadır.
Bunlar arasında; Lorin Maazel şefliği altındaki Arturo Toscanini Filarmoni Orkestrası (İtalya), Güney Amerika’ nın en iyi orkestrası olan Sao Paulo Devlet Senfoni Orkestrası (Brezilya) İtalyan Uluslararası Senfoni Orkestrası (İtalya), Murcia Devlet Senfoni Orkestrası (İspanya) sayılabilir.
Solist kariyerine de yurtiçi ve yurtdışında yeraldığı birçok seçkin konser ve uluslararası müzik festivallerine aldığı davetlerle devam etmektedir. Bunlar arasında; Amerikan Flütçüler Birliği (NFA) San-Diego Kaliforniya, İtalyan’nın Milano kentindeki ‘’FALAUT’’Festivali, İngiliz Flütçüler Birliği tarafından düzenlenen 5. Ingiliz Flüt Festivalleri ve Krakow, İstanbul, Ankara, Eskişehir Uluslararası Müzik Festivalleri sayılabilir.
Sanatçı 2004 yılında J.Rodrigo’nun, otoritelerce dünyanın en zor flüt konçertosu olarak adlandırılan ''Concierto Pastoral'' isimli eserin Türkiye’de ilk seslendirilişini İstanbul, Adana ve İzmir Devlet Senfoni Orkestraları eşliğinde gerçekleştirmiştir.
Flütün Türkiye’deki popülerliğini arttırmayı ve sanatıyla Türkiye’yi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi kendine amaç edinmiş olan sanatçı, Belçika Kraliyet sanat teşvik madalyası sahibidir. www.bulentevcil.com
Antonio Vivaldi Flüt Konçertosu no.2 Op.10
RV 439 re minör (La Notte)
Barok dönemin en önemli bestecilerinden biri olan Vivaldi Flüt için 6 Konçerto yazmıştır. No.2 Re minör Flüt Konçertosu birbiriyle bağlantılı bir ağır,bir hızlı 6 bölümden oluşur. Çağının tanınmış keman virtüozlarından biri olan Vivaldi, bu konçertoda kemanın teknik kıvraklığını ve duygusal yoğunluğunu aynen flüte de yansıtmıştır. Özellikle hızlı bölümlerde flütün hızlı dil tekniği ustalıkla kullanılmıştır.
Giulio Briccialdi Flüt Konçertosu
1818 yılında Terni’de doğdu ve 19. yüzyılın en ünlü flütçülerinden birisi oldu. Babasıyla flüte başladıktan sonra 15 yaşında Roma’daki Santa Cecilia Konservatuvarı’ndan mezun oldu. Hem Roma hem Napoli’de flüt dersleri verdi ve burada kralın oğlu da flüt öğrencilerinden biri oldu. İtalya ve Avrupada parlak kariyeri vardı. 1849 yılında Londra’dayken patenti Rudall&Rose Kardeşler yapım evine ait olan Theobald Böhm perde sistemini geliştirerek si perdesinin üstüne si bemol perdesini ekledi. O tarihten beri de bu perdeye “Briccialdi perdesi” denir.
1860 yılında Fermo bandosu şefi ve 1871 yılında da Floransa Konservatuvarı şefi oldu. 14 Temmuz 1864’te Pesaro Rossini Derneği onursal üyesi oldu. 1881 yılında Floransa’da öldü. Kendi enstrümanı için bestelenmiş en büyük eserlerden önemli bir kısmı ona aittir. Bestelerinin arasında konçertolar, düetler, kaprisler ve romansların yanı sıra didaktik karakterli pek çok egzersiz ve etütler de bulunmaktadır.
Franz Doppler İki Flüt için Rigoletto Fantezisi Op.38
(Türkiye’ de ilk Seslendirilişi)
19. yüzyılda Macar-Alman asıllı Franz ve Karl Doppler kardeşler enstürman tekniğini eksik buluyorlardı ve bunu geliştirmek adına Rigoletto Üzerine Fantezi adlı eseri bestelediler. Bu eserde Verdi operalarının en ünlü temaları üzerine oyunvari solistik varyasyonlar kullandılar. Partitürde özellikle eserin son bölümünde Claudio Scimone’nin ironisini kullanması ve çeşitli enstrumanlarla zenginleştirerek kendi kendi imzasını atmış olduğu görülmektedir.
P. İ. Çaykovski Senfoni no.4 Op.36 fa minör
İlk yorumu: 1878, Moskova. Bestecinin senfoni alanındaki ilk önemli verimidir. Çaykovski’ye özgü etkili orkestralamasıyla, Slav melankolisi yansıtan genel tınısıyla seçkinleşen eser Bn. von Meck’ e adanmıştır. Sanatçı, yapısının pek program getirmemesine karşın koruyucusu olan bu kadına yazdığı bir mektupta özetle şu açıklamayı yapmıştır. “Senfonimizin bir programı var… Bu programı kelimelerle belirtmek olanağı da var kanısındayım ve asıl anlamını, size, evet yalnız size anlatmak isteğindeyim”
“Birinci bölüm” ün (Andante sostenuto: moderato con anima) girişi yapıtın ana düşüncesi ve çekirdeğidir. Bu öyle bir güçtür ki tüm heyecanıyla her türlü engeli yıkıp hedefi olan mutluluğa erişebilmek için çırpınır. Fakat beri yanda kıskançlık gibi çarpık duygular rahatı ve dengeyi bozar, gök nasıl çoğu zaman bulutluysa onlar da ruhu örter, karartır, zehirler ve tıpkı Demokles’ in kılıcı gibi tepemizde asılı kalır… Bu anda artık gerçekleri unutup hayallere dalmak daha iyi değil midir? Sonra gene birdenbire etkili bir kıvanç dalgası ruha yayılır, ince, tatlı düşler başlar. Tüm duygular bu duygulara bağlanmış, karanlık ve acılar unutulmuştur; Mutluluk, mutluluk… Fakat dedim ya bu düştür ve acı duygular kendilerini eninde sonunda gösterecektir. Gene korkunç gerçekler ortadadır, bizleri oradan oraya atan dalgalardan kurtulmanın olanağı yoktur. İşte birinci bölümün programı…
“İkinci bölüm” (Andatino in modo di canzona), acının ayrı bir anlatımı. Melankolik bir duyguyla ezilir boğuluruz bazen… Onu çoğu zaman evimizde yalnızken duyarız. İşten yorulmuş, elde kitabımız… Kitap bir an düşer, anıların saldırısı başlamıştır. Olayların geçip gitmesi, birer anı olarak kalması aslında ne korkunç şey Tanrım… Bir an düşünür ve yeni bir yaşantıya yönelmek için neşe ve cesaretimizin bile kalmadığını görürüz. Yapılacak şey bu baskı altında hiç olmazsa tatlı anıları bulabilmek, onları yakalamaya çalışmaktır. Fakat bu arada ister istemez acı anılar da canlanır, büyük kayıplar geri dönmez, insanlar ve sevgiler birbirine karışır… Sonra tümü de uzaklaşmaya koyulur… Artık her şey o kadar uzakta, uzaktadır ki… Sonsuzluğa doğru sürüklenir gideriz…
“Üçüncü bölüm” (Scherzo) sarhoşluğun anlatımıdır desem yalan söylememiş olurum. İçtikten sonra bir takım kaprisli arabesklerin hayalimizde oynaştığını sezer, neşelenir veya kederleniriz. Nedeni yoktur bunların. Nitekim bazen de hiçbir şey düşünmeden kendimizi fantezilerin kucağına atarız. Garip şekiller, ilgi çekici hatlar belirir gözümüzde. Uzaktan bir asker marşı duyulur… Bütün bunların beynimizin kapıldığı karışıklığın belirtisidir. Peki, gerçekleri ne yaptık, onlar ne durumda? Hiç… Anlaşılmaz, parçalanmış, dağılmış.
“Dördüncü bölüm” (Finale; Allegro con fuoco). Eğer benim gibi kolay neşelenmezseniz o halde halkın içine dalınız. İşte bir halk bayramı, bir panayır yeri. Artık o korkunç güçten kurtuldunuz değil mi? Gördünüz mü, yeryüzünde her şey çok karanlık değilmiş. Hele benim gibi yalnız ve kederli olanlar için daha kıvanç ve neşe var… Basit, saf, temiz… Neşelenin, başkalarını da neşelendirin, belki o zaman yaşayabilirsiniz.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
14 yıl önce - Sal 27 Oca 2009, 18:54
Çukurova Senfoni 30 Ocak 2009 Konseri !
30 OCAK 2009
Cuma:20.00
ŞEF
Burak TÜZÜN
SOLİST
Esen KIVRAK (Keman)
ESERLER
W. A. MOZART Keman Konçertosu no.4 K.218 Re Majör
Mihayl İvanoviç Glinka “Ruslan ve Liyudmila” Uvertürü
J. Sibelius - Tuonela Kuğusu Op.22 no.2
Vladigerov - Vardar Rhapsody
Burak TÜZÜN (Şef)
1970 yılında Ankara’da doğdu. 1982 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı keman bölümüne kabul edilerek Semra Bayraktar’ın keman sınıfında başladığı öğrenimini, 1992 yılında Prof. Server Ganiev’in keman sınıfından lisans derecesi olarak tamamladı. Aynı yıl Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na sanatçı öğretim elemanı olarak kabul edildi. Alfred Mişurin ile senfonik orkestra şefliği, Sami Hatipoğlu ile armoni ve kontrpuan çalıştı. 1996 yılında Tchaikovsky Moskova Devlet Konservatuvarı Opera ve Senfoni şefliği bölümüne kabul edildi.
Anadolu Üniversitesi tarafından gönderildiği Moskova Konservatuvar’ındaki altı yıllık öğrenimi boyunca Rusya Devlet Sanatçısı Prof. Leonid Nikolaev’in şeflik sınıfında lisansüstü derecelerini aldı. Prof. Margarita Karatıgina yönetiminde de müzikoloji alanında bilimsel doktora çalışmalarını tamamladı. Bilimsel doktora çalışmaları süresince Eczacıbaşı Müzik Vakfı tarafından desteklendi.
Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası, Devlet Konservatuvarı Oda Orkestrası ve Devlet Konservatuvarı Gençlik Senfoni Orkestralarının şefliğini ve Genel Müzik Direktörlüğünü yapmakta olan Tüzün, konuk şef olarak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Devlet Senfoni Orkestraları ile konserlerini sürdürmektedir.
Esen KIVRAK(Keman)
1977 yılında Afyon'da doğan Esen Kıvrak, keman eğitimine 1988 yılında İzmir Devlet Konservatuarında Prof. Hazar Alapınar ile başladı. 1995 yılında dünyanın önde gelen müzik okullarından biri olan Viyana Müzik Akademisi'nde Prof. Josef Sivo`nun sınıfına kabul edildi. Aynı yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yılın sanat alanında en başarılı genci seçilip burs alma hakkı kazandı. Baden Devlet Operası,Viyana United Filarmoni ve Viyana Senfonietta gibi çeşitli orkestraların konser, kayıt ve turnelerinde görev aldı.
2001 yılında Viyana Müzik Akademisi Solistlik Bölümü'nde Lisans eğitimini bitiren sanatçı, Yüksek Lisans eğitimini 2006 yılında Prof. Michael Frischenschlager'in sınıfından en yüksek derece olan “Takdir ” ile tamamladı.
Toronto Gençlik Senfoni, Ensemble Salieri, Concertante Wien,Viyana Gençlik Senfoni, İzmir Devlet Senfoni, İzmir DESO, Bursa Bölge Devlet Senfoni, İstanbul Şişli Belediyesi Senfoni,İstanbul Devlet Senfoni, İstanbul Senfonietta, Eskişehir Büyüksehir Belediyesi Senfoni, Çukurova Devlet Senfoni, Ankara Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası gibi çeşitli orkestralar eşliğinde solist olarak konserler veren Kıvrak, birçok uluslararası organizasyonda Türkiye'yi temsil etti. 2005 yılında Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın ilk asil keman sanatçısı oldu.2006'da Lizbon Metropolitan Orkestrası'nda konuk başkemancılık görevine getirildi.
Halen Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Borusan Yaylı Çalgılar Dörtlüsü'ndeki görevini sürdüren Kıvrak aynı zamanda Viyana Senfonietta Orkestrası'nın başkemancılığını yapmaktadır.
Esen Kıvrak, Borusan Kültür ve Sanat tarafından kendisine verilen 1645 yılı, Nicola Amati yapımı keman ile çalmaktadır.
Wolfgang Amadeus Mozart
Keman Konçertosu no.4 K218 Re Majör
Bestecinin günümüzde pek sık yorumlanan bu yapıtı, keman konçertosu türünde ilk beş örnekten biridir. Diğerleriyle beraber 1775 yılında yazılmıştır. “ Re majör “ konçerto Boccherini’ nin o tarihten 10 yıl önce yazılmış bir keman konçertosuyla şaşılacak benzerlikler göstermesi açısından daima söz konusu olmuştur.
İlk bölüm (Allegro), marş ritminde bir girişle başlar, parlak, gösterişli, şenlikli bir atmosferle sürer.
İkinci bölüm (Andante Cantabile), Mozart üslubunda tipik bir ezgi, bir şarkıdır.
Üçüncü bölüm (Allegro ma non tropppo), bir ritm karışımıdır. Bölüm iki klasik dansın “ gavotte “ ve “ muzette “ in görünüp kaybolmasıyla sürer, arada ikinci bölümün şarkılı melodisi duyulur. Bir Rokoko yapıtında bu tür bir düşünüş Mozart’ ın şaşırtıcı davranışlarına bir diğer örnek olarak gösterilir.
Jean Sibelius
Tuonela Kuğusu Op.22 no.2
14.Runo’ da sözü edilen ölümün simgesi olan kuğuyu canlandırır ve “Tuonela Kuğusu” adını taşır. Aslında önceleri üçüncü destan olan bu senfonik şiirde “Ölüler Diyarı” -Manala- adı verilen Tuonela kapkaranlık, güçlü ve geniş ırmak akıntılarıyla kuşatılmış gizemli bir yerdir. Kuğu, Ölüler Tanrısı-Fin Mitolojisinin Hades’i Tuoni’ nin emrinde, dalgalar üzerinde aldatıcı şarkısıyla ölenlerin ruhunu çağırıp dolaşmaktadır. Bu dört destan arasında en başarılısı olan ve 1893’ te yazılan Tuonela Kuğusu ağırca ve çok tutumlu (Andante molto sostenuto) tempoda, elejik bir ezgiyle başlar. Davulların yumuşak sesleri ve yaylı çalgıların sürdinli hafif eşliğinde İngiliz kornosu 9/4 lük ölçüde bu çağrıyı duyurur. Zaman zaman kontrabasın katılmadığı yaylılar bu kandırıcı sireni unison olarak vurgular. Gece yarısı güneşinin mat ışığında söylenen bu ezgiye birinci viyolonsel ya da viyola ile -sanki ölümlü bir ruh Tuonela’ya ulaşmış gibi- cevap verilir. Metal üfleme çalgılar uzun bir sessizlikten sonra sürdinli birinci kornonun kuğunun şarkısının bir kısmının ekolu tekrarıyla canlanır; sonra da müzik doruğa ulaşır (con gran suono). Bunu yaylı çalgıların yayın tersiyle (col legno) çok hafif (pianissimo) çalışı izler: Kanat tüylerinin hafif hareketini simgeleyen bu gizemli havadan sonra, arabesk motiflerle canlandırılan kuğunun son cümlesi duyulur. Sonra yaylı çalgılar yayı normale çevirerek eseri azar azar ağırlaşan (poco a poco meno moderato) tempoda sona ulaştırırken viyolonselin ezgisi buna katılır.
Mihayl İvanoviç Glinka
“Ruslan ve Liyudmila” Uvertürü
Ruslan ve Lyudmila Operası’ nda Puşkin’in şiirleri üzerine Şirkof ‘un oluşturduğu librettonun konusu; Cesur şövalye Ruslan’ ın, Kievin Prensi Vladimir’in kızı Lyudmila’ yı şeytanın büyüsü ve kaçırma girişiminden kurtarmasından oluşmaktadır.
Ulusal Rus müziğinin başlangıcının en önemli bestecilerinden olan Glinka ‘nın, bu beş perdelik operasının ilk sahnelenilişi 1842’de Petresburg’da gerçekleşmiştir. Bu ünlü ve sevilen operanın uvertürü, senfonik orkestraların konser repertuvarlarında sık sık yer almaktadır.
Pancho Haralanov Vladigerov
(13 Mart 1899 Zürih- 8 Eylül 1978 Sofya)
Pedagog, piyanist ve ikinci kuşak Bulgar bestecilerdendir. 1933te kurulan ve daha sonra Bulgar Besteciler Derneği olarak faaliyetlerine devam eden Bulgar Çağdaş Müzik Derneği kurucularındandır. Ülkesinde kompozisyon ve pedagoji ekolünü belirledi ve öğrencileri sonraki kuşakların en iyi Bulgar bestecileri oldular. Vladigerov İsviçre’de doğdu ancak Schumen’de yaşadı. Müzik çalışmalarına piyanoyla başlayıp ardından 10 yaşında Sofya’da Dobri Hristov’un öğrencisi olarak kompozisyon çalışmalarına başladı. 1912 yılında babasının ölümünün ardından annesi ve ikiz kardeşiyle birlikte Berlin’e taşınarak Staatliche Müzik Akademisi’nde Prof. Paul Juon’la müzik teorisi ve kompozisyon, H. Barth’la piyano çalıştı. 1920 yılında Prof. Gersheim ve Prof. Georg Schumann’la kompozisyon çalışmalarını sürdürdüğü Sanat Akademisi’nden mezun oldu. 1918 ve 1920 yıllarına olmak üzere iki kere Akademi Mendelssohn ödülünü kazandı. 1920–1932 yılları arasında Max Reinhardt ile Berlin’deki Deutsches Theater’da besteci ve piyanist olarak çalıştı. 1940’da Sofya’ya döndü ve daha sonra kendi adı verilen Devlet Sanat Akademisinde Profesör oldu.
Çok çeşitli türlerde eserler yazmıştır. 1 Opera, 1 Bale, 5 Piyano konçertosu, 2 Keman konçertosu, oda müziği eserleri, piyano ve solo çalgı aleti için 38 düzenleme, 50 Halk şarkısının şan, piyano ve orkestra için düzenlemesi, şan ve piyano için 20 şarkı, Berlin’deki “Deutsches Theater”, Viyana’daki “Theater in der Josefstadt” ve Sofya’daki “Ulusal Tiyatro”da seslendirilebilmesi için yazdığı piyano-orkestra ve koro için 10 koral bunların en önemli örnekleridir.
Eserleri 1920’lerde Universal Edition tarafından yayınlanıp, Viyana’da ünlü Alman kayıt şirketi Deutsche Gramophon tarafından LP olarak piyasaya sunulduktan sonra müzik dünyasında bir besteci olarak tanınmaya başladı. Daha sonra eserleri Avrupa’nın birçok kentinde ve özellikle Amerika’da seslendirildi. 1969 yılında Herder ödülünü kazandı. Halen Shumen‘de kendi adına düzenlenen Keman ve Piyano yarışmaları yapılmaktadır. Bulgar kayıt şirketi Balkanton, senfonik ve sahne müziklerinden oluşan ve her biri 7 plak içeren 4 setlik bir seri yayınlamıştır. ‘’Vardar’’ rapsodisi gibi Bulgar müziğinin sembolü haline gelmiş pek çok eseri vardır.
Vardar Rapsodisi Op.16
Pancho Vladigerov’un en tanınmış eseri olan Op.16 “Vardar” Rapsodisi, halk temalarından yola çıkarak modern orkestraya düzenlenmiş bir yapıttır. Senfonik dans suiti formunda yazılmıştır. A-B-A formunda yazılmıştır. Aslında ilk olarak keman ve piyano için 1922 yılında yazılmış olan eser, döneminde çok büyük ilgi görmüş hatta ünlü keman virtüözü David Oistrakh tarafından seslendirilmiş ve LP kaydı yapılmıştır. Eserin bu kadar ilgi görmesi ve müzik camiasında aşırı bir istek haline gelmesi, bestecinin orkestraya uyarlamasına önayak olmuştur. Ana tema, 5-16’lık ölçüde, Makedonya yöresindeki Vardar ovasına özgü bir halk şarkısıdır. Eser marş niteliğinde uzun bir açılışla başlar ve bu tema oldukça geniş tutulmuştur. Daha sonra gelen “Allegro vivace” kısmında, balkan yöresine ait birçok tema ve bestecinin kendisine ait olan faklı temalar, zengin bir orkestrasyonla işlenmiştir. Birbiri ardına gelen farklı halk şarkılarının bir potpuri niteliğinde birbirine bağlanması ve her seferinde değişik çalgı tekniklerini sergileyen bir yapısı vardır. Bu kısım git gide yükselerek bir final havasına geldiğinde, baştaki yavaş tempodaki ana melodi tekrar duyulur. Ardından “Coda” ile bitişe doğru hızlanır ve eser parlak biçimde, şenlik havasında biter.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
14 yıl önce - Sal 03 Şub 2009, 22:50
Çukurova Senfoni 6 ŞUBAT 2009 Konseri !
6 ŞUBAT 2009
Cuma:20.00
ŞEF
Cem MANSUR
SOLİST
Hüseyin SERMET (Piyano)
ESERLER
F. Mendelsshon-Bartholdy - Fingal Mağaraları Uvertürü Op.26
F. Mendelsshon-Bartholdy – Piyano Konçertosu no.1 Op.25 sol minör
L. van Beethoven - Senfoni no.6 Op.68 Fa Majör (Pastoral)
CEM MANSUR (Şef)
İstanbul' da doğan Cem Mansur müzik eğitimini Londra' da City University, Ricordi Şeflik Ödülü' nü aldığı Guildhall School of Music and Drama ve daha sonra Leonard Bernstein' ın öğrencisi olduğu Los Angeles Filarmoni Enstitüsü' nde aldı.
1981–1989 arası İstanbul Devlet Operası şefliğini yapan Mansur, Londra'da English Chamber Orchestra' yla başarılı bir çıkış yaptığı 1985 yılından sonra çalışmalarını yurtdışında yoğunlaştırdı. Hollanda, Fransa, İtalya, Çek Cumhuriyeti, Romanya, Macaristan, Almanya, İsveç, İspanya, Meksika, İsrail, ve Rusya'da orkestra ve opera kuruluşlarıyla konuk şef olarak çalışmalarını sürdüren sanatçı, 1989-96 arasında Oxford Şehir Orkestrası'nın Birinci Şefliği' ni yaptı. 1998 yılında, Akbank Oda Orkestrası Daimi Şefliğine getirildi. Burada tasarladığı ilginç programların yanı sıra "Bach, Caz ve Lale Devri", "Alla Turca", "1789 / Akl-ı Selim' in Müziği" ve "At - Nağmeler" gibi etkinliklerle dikkat çekti.
Uluslararası üne sahip birçok solistle konserler vermiş olan Cem Mansur' un son yıllarda sık sık birlikte çalıştığı kuruluşlardan bazıları: Kirov Operası, Royal Philharmonic Orchestra, London Mozart Players, City of London Sinfonia, BBC Concert Orchestra, George Enescu Filarmoni Orkestrası, Concerto Grosso Frankfurt, Prag Ulusal Tiyatrosu, Mexico City Filarmoni Orkestrası ve her yaz davetli olduğu Londra Holland Park Opera Festivali.
Barok çağdan günümüze kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan repertuvarında alışılmamış ve unutulmuş eserlere de yer veren Mansur, 1986 yılında Londra'da, Elgar' ın bitmemiş operası "The Spanish Lady" nin ilk seslendirilişini ve bu yıl, City Of London Festival' de Offenbach' ın 126 yıldır duyulmayan operası "Whittington" u yönetti.
HÜSEYİN SERMET (Devlet Sanatçısı) (Piyano)
1955 yılında İstanbul’da doğan Hüseyin Sermet müzik çalışmalarına yedi yaşında başlamıştır. 1965 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’na giren sanatçı ünlü Türk müzikçileri ve bestecileri Ferhunde Erkin, Ulvi Cemal Erkin ve Ahmed Adnan Saygun ile çalıştı. Türk hükümetinin verdiği parasal destekle Hüseyin Sermet 1968 yılında Fransa’ya “Conservatoire Superieur de Musique de Paris”e gönderildi. Sermet, Olivier Messiaen ile kompozisyon çalıştı ve “Ecole Normale Superieure de Musigue” de Thierry ve Brunhoff’un derslerini izledi. Aynı zamanda Paris’de Nadia Boulanger ile de çalıştı. Sanatçı 1974 yılında Münih uluslararası oda müziği yarışmasını kazandı ve Lili Boulanger ödülünü aldı. 1975 yılında Maurice Ravel uluslararası yarışmasında üçüncülüğü elde etti ve bu bağlamda SACEM’in özel ödülünü aldı. Aynı yıl Paloma O’Shea uluslararası yarışmasında Lili Boulanger ödülü verildi. 1981 yılında İspanya’da Jaen ve Milano’da Ettore Pozzoli uluslararası yarışmalarında birincilik ödüllerini kazandı. 1983 yılında Brüksel Reine yarışmasında finalist oldu. İtalya’da Francesco Paolo Neglia yarışmasını aldı. 1985 yılında Zürih’de Geza Anda yarışması ödülünü elde etti. 1988 yılında İstanbul Boğaziçi Üniversitesi tarafından onursal doktor ilan edildi ve 1991 yılında devlet sanatçısı oldu. Hüseyin Sermet Milano, Venedik, Bolonya, Lizbon, Barselona, Valensiya, Zürih, Londra, Brüksel, Amsterdam, Paris (Champs-Elysee Tiyatrosu, Gaveau, Pleyel ve diğerleri) gibi hemen hemen bütün büyük Avrupa kentlerinde ve Meksika, ABD ve Japonya’da sahneye çıkmıştır.
F. Mendelssohn Bartholdy
Fingal Mağarası “Hebrid Adaları” Uvertürü Op.26
İlk yorumu: 1832, Londra. Bestecinin 1829 yılında İskoçya’ ya yaptığı bir gezi iki önemli ürün bırakmıştır: “Fingal Mağarası” uvertürü, “İskoç Senfonisi”. Genç sanatçı gezip gördüğü yerlerin etkisinde kalmış, özellikle ilgi çekici doğa olayı, “Fingal Mağarası” na hayran olmuş, notlar almış, bazı taslaklar hazırlamıştır. Berlin’e dönüşünde “Hebrid Adaları” konusundaki izlenimleri sorulduğunda “Anlatılmaz, çalınır…” diyerek piyanoya oturmuş, uvertürün ana “tema” sını dinletmiştir. Mendellohn elindeki İskoçya notlarını 1830 yılında Roma gezisi boyunca geliştirmeye çalışmış, uvertür 1832 yılı başlarında Paris’ te tamamlanmıştır. Kızkardeşine yazdığı bir mektupta bu olay nedeniyle şu satırlar yer alır: “Ortadaki ‘mi minör’ bölüm bana çok aptalca geliyor. Ve balık yağı, martı, tuzlubalıktan çok ‘kontrapunta’ kokuyor…” “Fingal Mağarası” uvertürü dalgaların peşpeşe kıyıya yayılıp mağaraya saldırışını anlatan “tema” sıyla ünlüdür.
F. Mendelssohn Bartholdy
Piyano Konçertosu no.1 Sol Minör Op.25
Molto allegro con fuoco
Andante
Presto-Molto allegro e vivace
Mendelssohn iki flüt, iki obua, iki klarnet, iki korno, iki trompet, timpani ve yaylı çalgılar eşliğindeki piyano için 1831’ de çok acele bestelediği konçertoyu ilk kez 17 Ekim 1831’de Münih’ te kendi seslendirmiştir. O yılın mart ayında Roma’ da 28 yaşındaki Berlioz ile tanışmış, sonra da İtalyan ve İskoç Senfonileri üzerinde çalışmış, sonbaharda İsviçre üzerinden Almanya’ ya dönmüş ve Münih için hemencecik Op.25 Piyano Konçertosunu yazmıştır.
Virtuozluğundan çok sade yapısı ve berrak cümleleriyle seçkinleşen, ama solo çalgının belirgin egemenliğinde olan konçerto çok ilgi görmüş ve Mendelssohn ertesi yıl 22 Mayıs’ ta Birmingham’ da solistin hemen girdiği, tuttileri de paylaştığı konçertonun bölümleri de birbirine bağlı olarak ilkinden ikinci bölüme bir fanfarla geçişi, birinci bölümün temasının finalde de duyuluşu o zamanlar için yenilik olarak kabul edilmişti. Ayrıca orkestra ile piyano arasındaki konçertant diyalog ile de beğenilen konçertoyu Mendelssohn, ünlü kadın piyanist Delphin von Schuroth’ a ithaf etmiştir. Bu eserde Weber’ in Op.79 Konzertstück’ ünün belirgin etkisi görülür. Konçertoyu büyük başarı ile Paris’ te çağın ünlü şefi François Antoine Habaneck’ in (1781-1849) koruyucu ve özenli eşliğinde çalan Mendelssohn, Liszt ile tanışmış, onun kendisine incelemesi için gösterilen bu eseri primavista (ilk görüşte) çalışına hayran kalmıştı.
1. Bölüm oldukça çabuk ve ateşli (Molto allegro con fuoco) tempoda, 4/4 lük ölçüde, yedi mezürlük bir orkestra girişiyle başlar. Orkestra ile piyanonun kısa söyleşisinden sonra, piyano güçlü oktavlarla sözü kaparak ana temayı duyurur. Parlak bir gelişimden sonra da piyano sakin ikinci temayı sunar. Tüm bunlar çok ustaca tam kısıtlı kullanımla yalın ve berrak gerçekleşir. Geliştirim de çok açık seçik tarzdadır. Tekrarda (reprise) ise yalnızca güçlü birinci tema duyulur ve korno ile ilan edilen fanfar biçimi motifle başlayan kısa piyano kadansı ile durmadan ikinci bölüme geçilir.
2. Bölüm ağırca (Andante) tempoda, 3/4 lük ölçüde, Mi Majör tonda, üç bölmeli lirik bir halk ezgisi biçimindedir. Tema önce orkestrada viyola ve viyolonselin öncülüğünde sunulur, sonra piyano tarafından süslenerek tekrarlanırken giderek renklenir. Aynı fanfar motifi ile son bölüme geçilir. Sol Majör tonda 4/4 lük ölçüde, önce çok hızlı (Presto) tempoda başlayan final, solistin parlak pasajlarını, arpejlerini sergilemesine olanak sağlar. Oldukça çabuk ve canlı (Molto allegro e Vivace) tempodaki rondo temasını yine piyano duyurur. Mendelssohn’ a özgü tipik parlak, etkili ve büyülü yansıyan finalde kodaya ulaşmadan önce birinci bölümün ezgisel ikinci teması belirerek, birbiri ardına kesintisiz süren konçertonun bütünlüğünü de göstermiş olur.
Ludwig van BEETHOVEN
6.Senfoni “ Pastorale “
Allegro ma non troppo - Kıra ulaşıldığında uyanan mutlu izlenimler
Andante molto mosso - Dere sahnesi
Allegro - Köylülerin neşeli toplantısı
Allegro - Fırtına, yağmur
Allegretto - Fırtınadan sonra duyulan mutluluk ve şükran duyguları
İlk yorumu:1808, Viyana. “ Altıncı Senfoni “ yi doğru anlamak da yanlış anlayıp yorumlamak da çok kolaydır. Beethoven’ in herhangi bir yanıltıyı ve eserin sadec doğa seslerinin taklidi olabileceği konusunda belirecek yargıları önceden önlemek amacıyla bazı açıklamaları gerekli gördüğü bilinir. Bu açıklmaların en tanınmışı şudur: “ Kır yaşamı konusunda fikir sahibi olanlar başlıklara bakmadan yazarın ne istediğini sezebilirler. Ve yapıtın gerçek anlamda resimden çok bu yaşamın izlenimlerini taşıdığını da anlarlar. Pasrotal Senfoni resim değildir. Kır ve doğanın insanlara verdiği erişilmez zevkin, kırda uyanan duyguların anlatımıdır. ”Bestecinin doğaya olan sevgi ve düşkünlüğü onun pek bilinen özellikleri arasındadır. Büyük kentten sık sık kaçarak köylere sığınışı nerede olursa olsun yaptığı uzun sabah yürüyüşleri, mektuplarında sık sık doğaya bağlılığından bahsedişi ve “ Ben bir ağacı bir insandan çok severim “ deyişi bu eğilimin belirtisidir. “ Pastoral Senfoni “ pek çok kimse tarafından bir programlı yapıt sanılır. Bu yanıltı bestecinin bölümlere yazdığı başlıklardan doğar. Oysa, Beethoven’ in izlenimleri yansıtan müziğinde gereksiz kalan bu başlıkları “ mutlak müziği “ savunmakta kararlı bazı tutuculara karşı yazdığı sanılır.
Birinci bölüm ( Allegro ma non troppo - Kıra ulaşıldığında uyanan mutlu izlenimler ), başlıca üç sakin, tatlı, huzur verici tema ile işlenmiştir. İlk tema bu ögenin önemlisidir ve pastoral anlamda en etkili olanıdır.
İkinci bölüm ( Andante molto mosso - Dere sahnesi ). Ancak doğa sevgisinin verebileceği bir diğer huzur dokusu. Çevrede kır ve orman kuşlarının ötüşleri.
Üçüncü bölüm ( Allegro - Köylülerin neşeli toplantısı ). Köy alanında toplanmış çiftler köy bandosu eşliğinde dans etmekte, tatlı bir dans melodisi yansımaktadır. Ritm birden değişir, çabuk ve kuşkulu bir karakter alır. Hava bozmakta, gri renkli bulutlar göğü kaplamaktadır.
Dördüncü bölüm ( Allegro - Fırtına, yağmur). Hava bozmuş, yaz yağmuru, fırtına, şimşek ve gök gürültüsü arasında boşanmıştır. Timpani, pikolo flüt ve trombonlar gürleyerek, haykırarak, havanın bu ürkütücü, korkutucu durumunu yansıtmaktadır.
Beşinci bölüm ( Allegretto - Fırtınadan sonra duyulan mutluluk ve şükran duyguları ). Fırtına geçmiş, doğa tekrar huzura kavuşmuştur. Tatlı bir çoban şarkısının melodisi, birinci ve ikinci bölümlerin kısa tekrarlarına ulaşır, senfoni tanrısal bir sükun içinde biter.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
Uğur YENİLMEZ
14 yıl önce - Sal 10 Şub 2009, 17:17
Çukurova Senfoni 13-14 ŞUBAT 2009 Konseri !
13-14 ŞUBAT 2009
Cuma:20.00 / Cumartesi:11.00
ŞEF
Emin Güven YAŞLIÇAM
SOLİST
Valfredo FERRARE (Piyano)
ESERLER
L. van Beethoven – Piyano Konçertosu no.4 Op.58 Sol Majör
A. Dvorák – Water Goblin Op.107
A. Borodin – Orta Asya Steplerinde
J. Sibelius – Finlandia Op.26
Emin Güven YAŞLIÇAM
Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası Şefi ve Genel Sanat Yönetmeni
1975 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Keman Dalı Yüksek Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2 yıl Ankara Devlet Operası’nda orkestra sanatçısı olarak görev yapmış, daha sonra İtalya devletinden 4 yıllık burs kazanarak bu ülkede orkestra şefliği ve kompozisyon çalışmalarını sürdürmüş, Roma Santa Cecilia Konservatuarı’nda Armanda Renzi, Teresa Procaccini, Bruno Aprea, Franco Ferrara yönetmenliğinde orkestra şefliği ve kompozisyon bölümünden birincilikle mezun olmuştur. Londra’da Canford Summer School’da George Hueres ile Münih’te Ceribidacci ile şeflik dalında yüksek ihtisas görmüş, ayrıca Siena’da Franco Ferrara yönetmenliğinde Accademia Chigiana ile orkestra şefliği yaz kurslarını başarıyla bitirmiş olup, onur diploması ile ödüllendirilmiştir. Roma’da 1983 Ekim ayında Centro Internazionale (Foyer des Artistes) tarafından en başarılı genç orkestra şefi seçilmiş ve altın madalya ile ödüllendirilmiştir. 1985 yılına kadar 4 yıl süreyle Filarmonici Romani Orkestrası’nın devamlı şefliğini yapmış olup bu orkestranın kurucularındandır. 1986 yılı Şubat ayında San Remo Senfoni Orkestrası ile G.Paisiello’nun 6 Menuetto’sunun 200 yıl sonra dünyada ilk çalınışını gerçekleştirmiştir. 1986-1989 yılları arasında Lecce İtalya Senfoni Orkestrası’nın esas şefliğini (Direttore Principale) yapmıştır. Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkelerinde konser vermiş olup, 1987 yılında Polonya Opole Orkestrası ile Nevit Kodalli’nin Viyolonsel Konçertosunu Prof. Ali Doğan ile seslendirmiş, Bu konçerto ile Beethoven 2. Senfoni’yi plak yapmış ayrıca 1991 Aralık ayında italyan çağdaş besteci Marino Cesa’nın eserlerini CD olarak gerçekleştirmiştir. Scarlatti, Bellini, Senegalia, Aversa ve Napoli gibi önemli konkurların (yarışmaların) devamlı jüri üyeliğini üstlenen Emin Güven Yaşlıçam, Ekim 1990 tarihinde İtalya Verberia’da yapılan konkurda, çeşitli ülkelerde düzenlenen konkurlara jüri üyesi olarak 24 kez katıldığından dolayı onur diploması ile ödüllendirilmiştir. 1980-85 tarihleri arası Polonya, 1985-88 tarihleri arası Avellino Senfoni Orkestrası’nın genel sanat yönetmenliğini ve orkestra şefliğini yapmıştır. Emin güven Yaşlıçam 2002 –2003 yıllarında yurtdışında çeşitli ülkelerde konser vermiştir. Brezilya Porta Aallogra-San Paulo, Arjantin Bahia Blanca-Buenos Aires (Tiatra Colanna) ve Meksika Toluca ve Mexico City, Paris Festival Orkestrası gibi önemli orkestraları yönetmiştir. Ayrıca birçok Avrupa ülkesinde orkestra şefliği yapmış olan Emin Güven Yaşlıçam, 26 Nisan 2002 tarihinde Viyana Filarmoni Orkestrası ile Music Sarayı’nda çok önemli bir konser vermiş olup büyük övgü kazanmıştır. 8 Mayıs - 18 Mayıs arasında Roma, Belçika, Milano da Scala orkestrası ile konser vermiştir. Kasım ayında dünyanın en büyük orkestralarından biri olan Pittsburgh da Pittsburgh Senfoni ile konser vermiştir. Ağustos 2003 tarihinde Raineca’nın ilk dünya kaydı olmak üzere 3. Senfonisi ve 2 Flüt Konçertosu’nu CD yapmıştır. Ayrıca Milano Oda Orkestrası ile 2003 Nisan ve 2004 Şubat tarihlerinde Avrupa turnesi gerçekleştirmiştir. Cemal Reşit Rey Konser Salonu tarafından İstanbul’un kurtuluşu nedeniyle istek üzerine bestelenen ve 6 Ekim 2004’te dünya prömiyeri gerçekleştirilen İstanbul senfonik süiti ve 20 Kasım 2004’te CRR IX. Uluslararası Mistik Müzik Festivali Açılış Konseri’nde yine dünya prömiyeri gerçekleştirilen “Senfoni ile İlahiler” Konseri’ni büyük bir başarı ile gerçekleştirmiştir. 2005 yılında İtalya’da Lecce Senfoni ile konser yapmış ve Moskova senfoni orkestrası ile turne yapmıştır. Ayrıca Mayıs 2004 tarihinde 120 kişilik Bari Senfoni Orkestrası ile Avrupa ve İstanbul turneleri gerçekleştirmiştir. 1997 yılından beri, Amerika, Mexico, Cairo, Argentina, Brezilya senfoni orkestralarının daimi misafir şefliğini yapmaktadır. Halen Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın daimi şefi ve genel sanat yönetmenidir.
Valfrido FERRARI (Piyano)
Müzik kariyerine İsviçre’de başladı. Küçük yaştan itibaren yeteneği halk tarafından büyük beğeni topladı. Anavatanına dönerek Angelo Schirinzi’nin piyano sınıfından en yüksek notlar ve takdir belgesi ile mezun olduktan sonra Michele Marvulli’nin öğrencisi olarak yüksek lisansını tamamladı. Nino Rota tarafından da takdir gören Ferrari, Bari’deki Niccolo Piccinni Konservatuvarı’nda Piyano ana sanat dalı başkanı olarak görevine başladı. Daha sonra yurt içi ve yurt dışında bir çok ustalık sınıfı vermiştir. Bunların arasında Pescara Müzik Akademisi’ndeki piyano düoları için mükemmelleştirme kursları, sanat yönetmeni ve piyano doçentliği, koro şefliği, Antonio Vivaldi Akademisi’nde şefliğe başlangıç dersleri bulunmaktadır. Şancılar için düzenli olarak repertuar geliştirme kursları vermektedir. Bir çok ünlü müzisyenle ikili, üçlü, dörtlü ve beşli oda müziği konserleri vermiştir. Gianna Valente ile yurt içi ve yurt dışında Mozart, Clementi, Debussy, Beethoven, Ravel ve Brahms’ın iki piyano eserlerini seslendirmişlerdir. Donato Renzetti’nin yönlendirmesiyle son yıllarda kariyerini orkestra şefliğine yönlendirmiştir. Taranto, Alessandria, Belgrado, Casagrende, Franz Liszt ve daha bir çok İtalya ve yurt dışı ödülün sahibi olmuş ve radyo televizyon kaydında bulunmuştur. İsviçre, Yugoslavya, Romanya, Avusturya, Fransa, Almanya, Güney Kore, İrlanda gibi ülkelerde önemli orkestralarla konserler vermiştir. Çeşitli orkestralara orkestra şefi veya solist-orkestra şefi olarak davet edilen Ferrari; Bari Senfoni Orkestrası, Napoli’deki Rai Senfoni Orkestrası, Lecce Senfoni Orkestrası, Belgrad Senfoni Orkestrası, Romanya’daki Timisoara Senfoni Orkestrası ve daha bir çok prestijli orkestra şefinin yönetimindeki orkestralarla konserler vermiştir.
Aleksandr Borodin Orta Asya Steplerinde
İlk yorumu: 1880, Petersburg. Bu pek tanınmış orkestra parçası, Çar İkinci Aleksandr’ ın 25’inci saltanat yıldönümü nedeniyle düzenlenen törenlerdeki “canlı tablolar” dizisi için bestelenmiş, Avrupa’ ya yayılmıştır. Borodin ertesi yıl Weimar’ da Franz Liszt’ i ziyarete gitmiş, çağın büyük müzik adamı tarafından kutlanmış, “Orta Asya Steplerinde” bu nedenle Liszt’e adanmıştır.
Eserin programı şudur: “Orta Asya’ nın ıssız çöllerinde doğu karakterli, sakin, melankolik bir Rus türküsü yansır. Askerlerin koruduğu bir kervan bitip tükenmez çölü aşmaktadır. Kervan kendine özgü ritmiyle yaklaşır, sonra yavaşça uzaklaşarak çölü eski ıssızlığında bırakır.
Ludwig van Beethoven
Piyano Konçertosu no.4 Op.58 Sol Majör
İlk yorumu: 1808, Viyana. Yapıtın yazılmasına 1804 yılında başlanmış, iki yıl sonra tamamlanmıştır. Bu, sanatçının “piyano sanatı” işçiliğinde ustalığının doruğa ulaştığı çağdır ve konçerto bu doruğun simgesini yansıtan anılar arasındadır. Genellikle lirik bir duygu, “motif” ve “tema” işlemlerinde enine boyuna yansır durur.
Klasik geleneklerin dışında ilk “tema” nın piyano tarafından sunuluşuyla başlar birinci bölüm (Allegro moderato). Bu büyük, romantik cümle orkestraya kayar, onu ikinci “tema” izler. Piyano orkestra ilişkileri tatlı bir barış içinde sürer. Orkestranın konuşmalarında solo çalgı, saygılı bir arkadaş, piyanonun şarkısında ise orkestra renkli bir örtüdür.
İkinci bölüm (Andante con moto), “tutti” nin vurucu, acılı, karamsar tümcesiyle girer, piyano tam karşıtı bir karakterle yanıtlar bu tümceyi. Solo çalgı bu lirik, zarif, yalvarışlı seslenişi bozmayacak, “tutti” nin karamsarlığını sindire sindire eriterek beraberce tam bir “susku” ya iletecektir.
Üçüncü bölüm (Rondo-Vivace): İki ayrı ses kaynağının, piyano ve orkestranın ikinci bölümdeki karşıt düşünü sona ermiş, ikisi de neşeli, coşkun bir dans örgüsüyle kaynaşıp bağdaşmıştır.
Antonin Dvorák Su Cini Op.107
Dvorák, Amerika’ da üç yıl yaşadıktan ve 1896’ da İngiltere’ de son kez konser yönettikten sonra Prag’a dönmüş, konservatuvardaki profesörlük görevine tekrar başlamıştı. O yıl, sayısı beşe ulaşacak olan senfonik şiirlerini bestelemiş, 3 Haziran günü Prag Konservatuvarı’ ndaki özel yorumdan sonra ilk üçü bu Londra konserlerinde seslendirilmişti. Bunların ilk dördünde de Çek ulusal şair ve etnologu Karel Jaromir Erben’ in (1811-70) derlediği Çek masalları, efsaneleri ve halk türküleri ile eski metinlerden yararlandı. Erben, 15. Yüzyıl kahramanı Jan Hus’un eserlerini de gün ışığına çıkarmış, büyük değer taşıyan Çek baladlarını, Ulusal Masallar Demeti’ ni 1852’ de yayımlamıştı.
Bu senfonik şairlerin ilki Vodnik (Su Cini) adını taşır. Erben’ in bu baladlarından yedi tanesinin sözlerini atarak güçlü orkestra efektleriyle, sanki öyküyü kendi anlatırcasına oluşturduğu bu eseri Dvorák 6 Ocak -11 Şubat 1896 günleri arasında bestelemiştir. Eser hemen o yıl Simrock yayınevinde basılmış ve Dvorák ilk yorumu 14 Kasım 1896’ da, viyolonsel konçertosunun dünya promiyeri için gittiği Londra’ da yönetmiştir.Yedi kısa sahne ve coda’ dan oluşan, virtüozca bir orkestrasyonla rondo biçiminde düzenlenen bu Senfonik Şiir’ de bir insanla evlenen su cininin, onun pençelerinden kurtulan kızdan aldığı korkunç intikam canlandırılır.
1. İlk sahnede cin ayışığında göl kenarında oturmuş, o sabahki düğününde giyeceği kırmızı çizmelerini dikmektedir. Cinin, önce hafifçe ima edilen teması güçlenir ve sonra tehdit edici bir tuttiye dönüşür…
2. Bundan sonra göl kenarında bir kulübe canlandırılır: Cinin göz koyduğu genç kız, annesinin uyarılarına kulak asmadan, göl kenarına yıkanmaya iner. Birden çıkan cin kızı çeker götürür, gölün derinliğine sürükler.
3. Cinin göl altındaki dünyası canlandırılır. Kız cinle evlenmek zorunda kalmıştır; tek tesellisi de kucağındaki bebeğine ninni söyleyip onu avutmaktır. Ama yakınan şarkısı cini kızdırır; kız da onu yumuşatmaya çalışır.
4. Cin kıza güvenmemesine karşın onun annesini ziyaretine izin verir. Ama öfkeyle şartını söyler; bebeği bırakacak, akşama dönecektir…
5. Anneyle kızın hüzünlü kucaklaşması viyolonsel ve solo flütün dokunaklı diyalogu ile vurgulanır…
6. Cinin sinirli sabırsızlığı ise akşam çanından sonra öfkeye dönüşür…
7. Kız dönmeyince cin kulübeye gider, kapıları vurur, fırtına çıkartır. Öfkesinin doruğunda, başsız bebeğin gövdesini kapıya fırlatır… Ürpertici havadaki coda’ da ise kızın matemi cinin temasıyla karışarak eseri sona erdirir.
Jean Sibelius Finlandiya Op.26
Eserlerindeki form gelişmişliği nedeniyle Kuzey’in Beethoven’i olarak adlandırılan Sibelius’un –dramatik gerilimlerle yüklü şiirsel fikirleri işleyen Beethoven’in aksine – epik karakterde ve başarılı doğa atmosferlerini yansıtan eserlerine en güzel örnek de Finlandiya Senfonik Şiiri’dir. Sibelius’ un 1899’ da yazdığı, bir yıl sonra da yeniden düzenlediği bu eser, onun müzikal konular üzerinde bestelediği senfonik şiiridir. Besteci burada vatanı konusundaki düşüncelerini müzikle canlandırmıştır. Bir eleştirmenin orta bölmede Rus istilasına karşı direnen Finlilerin stilize savaş tınılarıyla yansıtıldığını, sonra kahramanlığı simgeleyen bir zafer marşı biçiminde yükseldiğini belirttiği Finlandiya, önce ülkenin eşsiz güzelliklerinin tanımıyla başlar.
Girişte (İntroduction) kısa ve canlı bir tema bırakır üfleme çalgılarla duyurulur. Tahta üfleme çalgıların buna verdiği yanıtı, yaylı çalgıların tutkulu pasajı izler. Bu ciddi ve törensel giriş Finlandiya’nın binlerce gölünün duru güzelliğini, sakin ve eşsiz ormanlarını, ovalarının enginliğini canlandırır. Bu kısa başlangıçtan sonra Sibelius Fin halkına yönelir. Müzik hızlanmış, çabuk (Allegro) tempoda, yaylı çalgılarla canlı bir tema -Finlilerin bayramını yansıtırcasına- belirmiştir. Daha sonra tahta üflemelerle başlayan ikinci tema ise önce yaylılarla, sonra da yalnızca viyolonsel ve birinci kemanlarda duyurulur. Biraz buruk renklerde kuzey ırkına özgü donuk ve bastırılmış bir coşkunluk sergilenir. Sanki bir Fin halk bayramında gibi, özlem dolu düşünceler, ezgiler yansır. Bu temaların gelişimiyle yeniden parlayan çabuk (Allegro) ve parlak sona ulaşır.
--
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Konserlerini Buyuksehir Belediyesi Konser Salonun da Gerceklestirmektedir.Orkestra Yonetimi Gerektiginde Program Degisikligi Yapabilir.
Saygilar;
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Keman Sanatcisi Ugur YENILMEZ
E-posta:
cukurovasenfoni@gmail.com
Web:
http://www.cukurovasenfoni.org
CukurovaSenfoni Toplulugu:
http://groups.google.com/group/cukurovasenfoni
Facebook CukurovaDevletSenfoniOrkestrası Toplulugu:
http://www.reklam_link/group.php?gid=10022564539 ...amp;ref=mf
Tel:
0322 4545018
Adres:
Cukurova Devlet Senfoni Orkestrasi Buyuksehir Belediye Konser Salonu Atatürk Caddesi 01120 Seyhan/ADANA
|
 |
sayfa 21  |
ANA SAYFA -> ADANA
|