"Mega" Yunanca "büyük" demek (mesela "Büyük Iskender" = Megas Alexandros)
Yunanca'da birisine hitaben konuşurken, kelimelerin sonundaki "s" harfi okunmuyor (megas "mega" oluyor, polis "poli" oluyor, Andreas "Andrea" oluyor, vesaire...)
Batı dilleri antik Yunan ve Roma kültüründen yoğun bir biçimde etkilendiği için eski Yunanca'dan pek çok kelime ihtiva ediyorlar. Bu, Tanzimat'tan (1826) beri Batı kültürünün etkisi altına giren Türkiye ve Türkçe için de geçerli.
Mesela "metropol" (metropolis) de Yunanca bir kelime, ve daha kullandığımız pek çok kelime de öyle.
Sanırım özellikle Batı'da yeni uydurulan kelimelere Türkçe karşılık bulmaya üşendiğimiz için (özellikle yeni icat edilen teknolojik ürünler için) yabancı kelimeleri hiç değiştirmeden aynen alıyoruz.
Bir de mesela "büyükkent" yerine "metropolis" dediğimiz zaman kuağa daha havalı geldiğini düşünüyoruz sanırım - ama "metropolis" gibi kelimeler artık evrensel olarak kabul edilmişler (tüm dillerde aynılar)
Biz sırf bu mantıkla Türkçe olan ezanı yeniden Arapça yaptık ("Tanrı Uludur" yerine "Allah-ü Ekber" dediğimiz zaman kulağa daha havalı ve mühim birşeymiş gibi geldiğini düşündüğümüzden)
Oysa "Allah" ("Al İlah" kökeninden gelir) kelimesinin karşılığı "The God" (buradaki "the" (Al) Allah'ın (Al İlah) tekliğini vurgulamak için kullanılıyor (İslam dini dünyadaki tek gerçek "tek tanrılı" (monotheist) dindir)
"Ekber" (Akbar) de "ulu/yüce" demek.
Yani kelime manası olarak "Al-İlah-u Akbar" (Allah-ü Ekber) "The God is Great" demek (burada "Al"ın karşılığı olan "The" özellikle kullanılıyor - "teklik" vurgusu olarak.)
Ben dilin zengin kalmasi icin eger kendisi gelisemiyorsa veya yaratilan kelimeler kabul gormuyorsa (oturgacli goturgec turu komik denemeleri heoimiz hatirlariz herhalde) diger daha zengin dillerden kelime alinip asimile edilmesi taraftariyim. Ne dersek diyelim, biz yerlesik batili kulturlerden cok daha sonralari gocebeligi birakmis bir toplumuz. Yazili sanatin ve dilin gelismesi icin gerekli unsurlar zor hayat sartlari ile cevrelenen gocebelikte cokca yukesek bir oneme sahip olmadigindan da geri kalmis kelime haznemiz. Ingilizce ve diger latin kokenli diller ise bizden cok daha once baslamislar gelismelerine. Kisa bir gercekle bitireyim yazimi :
Turkcedeki kelime sayisi (www.tdk.gov.tr) : 98.861
Ingilizcedeki kelime sayisi (www.yourdictionary.com) : 816.119
Oran = 1:8.25
Diyecegim o ki, sessel yapisi gercekten (umarim tarafsizimdir) zengin olan ve dilin 4 ses cikarma bolgesinin dordunude kullanan 1-2 dilden biri olan Turkce'mizin global etkilerle zenginlesmesi kacinilmaz.Bunu yaparken isin ayarini kacirmayip, ses uyumuna sadik kaliriz umarim.
Arkadaslar, cok oturgacli goturgec gibi sacmaliklar, dilimizin guzelligini kavrayamamis kisiler tarafindan Turk Dil Kurumunu KARALAMAK icin uydurulmustur. TDK'nin hicbir duyurusunda veya sozlugunde boyle bir sey goremezsiniz.
Turkce'nin kelime haznesine gelince. "Yuz=Hundred, to skin, face, swim" ile "fire=ates, yangin, ateslemek" karsilastirilamaz, cunku ikinci grup icindeki kavramlar benzerlik tasir ama ayni kelime ile ifade edilir. Hundred, face, swim ise sadece bir tesaduftur ve birden fazla alakali kavramin"yuz" kelimesi ile karsilanmasi durumu yoktur. Bu yuzden "yuz" bir kelime yetersizligi ornegi degildir (fire'in aksine). Ancak "fire=ates, yangin, ateslemek" grubuna karsilik
"örnek=sample, example" diye dersen iste o zaman kelime yetersizliginin iyi bir ornegini vermis olursun.
"Turkler tarihteki en eski medeniyetti" diyen asiri milliyetciler gibi konusacak degilim, ancak Avrupa'dan cok sonra yerlesik hayata gectigimiz savina pek katilmiyorum (yine de iyi tarih bilen bir arkadasima danisacagim). Daha MS. 700'lerde Orta Asya'da Turk sehirleri vardi. Sonralari atalarimiz orta doguya inince kitleler halinde yerlesiklesmeye basladilar. Buyuk Selcuklu zamaninda bile gocebe hayvancilik yerini hizla tarima birakiyordu. Sonra Osmanli ile yerlesiklesme devam etti, cunku devlerin mirî topraklardan gelecek vergiye ihtiyaci vardi. O zamanlarda gocebelik Avrupa'dakindan daha fazla miydi? Sanmiyorum ama yaniliyorsam affola.
Aslinda Orta Asya'da konusulan tum Turkce lehcelerinin kelime haznelerini toplasak ve ortak olarak kullanip yayginlastirsak, dilimiz Ingilizceyi cebinden cikarir. Ozbekce-Uygurca, Turkmence, Kirgizca, Azerice, Kazakca, Cuvasca, Tatarca... bunlari toplasan muhtesem bir kelime haznesi ortaya cikar. Yeter ki kendi dilimizin lehcelerine ilgi duyma bilincine eriselim.
Diger dillerden kelime alinip asimile edilmesi fikrini eskiden ben de benimserdim. Ingilizce oyle genislemistir. Ama sonradan dusundum ki:
Avantajlari: Kelimele haznesi cabucak genisler, diger dilleri konusanlarla anlasabilmek kolaylasir.
Dezavantajlari: Eger bir dilin kurallari, ses uyumu ve butunlugu varsa, bu butunluk hizla zayiflar. Ingilizce gibi kreol (birkac dilin karisimi) diller icin boyle bir sorun yoktur, cunku belli ses kurallari veya ahengi yoktur. Ancak Turkce veya kuralli baska diller icin ayni sey soylenebilir mi? Turkce'de buyuk unlu uyumu, kucuk unlu uyumu basta olmak uzere bircok kural vardir. Kelimeler r, z, l, c, (istisnalar haric p, m, n) harfleriyle baslamaz, hecenin basinda iki unsuz olamaz, vs... Bu uyum ve ahenk bozulur. Kelime haznesindeki oz Turkce sozcuk sayisi azalir ki bence bu bir dilin zenginliginin asil gostergesidir. Ingilizler diger dillerden aldiklarini kendi dillerine katmis ve oz Ingilizce sozcuklerin sayisi %20'nin bile asagisina inmistir (belki %15). Turkce icin ise bu oran %30'un uzerindedir. Bana gore Democracy bir Ingilizce sozcuk degil, Yunanca bir sozcugun Ingilizce soylenisidir sadece.
Hem, Turkce nasil bir dil diye merak eden yabancilar, rastgele soyledikleri bir cumlenin "Turkce" tercumesinin yarisinin batili kelimelerle dolu oldugunu farkedince dilimize saygilari kalir mi?
(Ayrica su da var, Osmanli zamanlarindaki sozluklerde kelime sayisi Ingilizce'ninkini geciyordu.)
Bu yuzden benim teklifim, yabanci kelimelere Turkce karsiliklar uretmektir. Dilimizde gerek canli tutulan gerekse atil kalmis yiginla kelime, kok ve 50'yi askin da yapim eki vardir. Bunlarla neler turetilebilecegini dusundunuz mu? Bu yolla elde edilecek sozcuklerin haddi hesabi olmaz.
Almanya (gencliginin Amerikan hayranligina ragmen) ve Japonya bunu yapmaktadir. Bizim de yapmamiz gerekir. Evet, isimiz kolay olmayacak, batidan gecmis bir suru kelime var ve bunlara Turkce karsilik uretmek cok yogun bir caba isteyecek ama dilimizi ayakta tutmanin tek yolu bu.
Ayrica bazi konularda Turkce gercekten daha zengin bir kelime
hazinesine sahip : mesela "ates" ve "yangin", ikisi de ingilizcede "fire".
Olabilir, fakat ayrica ingilizcede " flame, fire, burst, combustion, inflammation, Discharge, ignition" da Ates anlaminda.
"He discharged his rifle" yada "fired his rifle" etc.
Ingilizcede, Almanca, ve latince'den gelme cok kelime oldugu icin epey zenginlesmis. Turkce ilk cumhuriyet yillarinda dogu etkisinden temizlenirken pek cok, Arapca ve Farsca dan gelmis kelimeler atilmis.
Zaten Osmanlilar o zamanlar ustun uygarlik kurunca lisanlarina bu dilleri eklemek zorunda kalmislar. O zamanaki devlet ve burakrasiyi idare etmek icin saglam bir dil lazim olmus olmali. Su anki Turkce de gayet guzel, ve dedigim gibi dil bilimciler tarafindan tekrar yazilmis 1930 larda Ataturk un emri ile. Gramer gayet mantikli yapilmis mesala.
Bunun bir zarari yok bence. Fakat inaniyorumki kelime havzasi bakiminda Turkce'nin kendisi cok yetersiz su an, o yuzden ya arapca-farsca kelimeleri tekrar getirmek yada "sutruktur", "menapoz" gibi garip kelimeler icad etmek lazim oluyor.
Ermeniler ve Suriyeliler dahi Türkceyi yabanci lisan olarak secmis üniversitelerinde okutuyorlar biz kendi lisanimizi bilmeden baska lisanlara bu sekilcilik yüzünden heves etmekteyiz.Tabiiki baska lisanlarida ögrenecez fakat ilk sirada Türkcemiz olmasi gerekir.
- Residence/rezidans
- Konsept (Ne demek konsept, ne zaman girdi hayatimiza?)
- Restaurant (ya lokanta deyin, ya da en kotu ihtimalle restoran )
- Jenerasyon (Futbolda cok iyi bir jenerasyon yakaladik. Bir de iyi bir NESIL yakalasak nasil olur?)
- CEO
vs.
Once kendimi bir fircalayayim, 10 senedir Amerika'da oldugum icin ara sira kaciyor agzimdan ingilizce kelimeler falan, Bir de acele yaziyoruz bu postlari.
Ama benim asil kil oldugum sey, millet gidiyor Turkiye'de lokanta, dukkan falan aciyor, garip garip ozenti ingilizce, fransizca isimler veriyor. Hani arada sirada verseler o kadar kotu degil de, neredeyse yuzde doksanin ismi yabanci..
Tabii dilimizde hali hazirda yerlesmis binlerce yabanci kelime var. Bunlarin cogunlugu Farsca, Arapca, Fransizca, son zamanlarda tabii ingilizce.
Ama hani bunlar hali hazirda girmis kalsin diyelim de bu son on sene de giren kelimeler tamamiyle gereksiz.
EKLENTI ya da ILAVE: Bak post demisim, ingilizce ayarda forum, turkcesi neydi post'un..
Ben de oncelikle bu konuda kendimi cok cok kiniyorum. Herhalde buraya gonderdigim mesajlardanda anlayabiliceginiz gibi cok fazla Ingilizce kelimeler kullaniyorum. Tabii ki her kusurumda oldugu gibi bunda da bir bahanem var, soyle: Gunluk hayatimda hic Turkce konusmayinca Turkce gunluk kelime dagarcigim zamanla kendisini Ingilizce kelimelere birakiyor. Hatirlatmaniza gerek yok, onlenebilir bir aliskanlik ama birazda usengeclikten oluyor galiba.
Neyse asil soylemek istedigime gelelim, restaurant bence de sacmalik guzelim lokanta varkan ama ozel isimlerde bence kesinlikle aslina sagdik kalmaliyiz. Ornegin HSBC vs. Bakin ne guzel atalarimiz computer yerine bilgisayari benimsetmisler, elbet geri kalan her cins ismin bir Turkce karsiligi bulunabilir ve her Turk tarafindan kullanilabilinir.