1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 8  |
| Demokrasiye giden yol nereden geçer? |
| a)Hoşgörü |
 
|
65.5% |
[95] |
| b)Siyasi parti çay ocağından |
 
|
34.5% |
[50] |
|
| Toplam Oy : 145 |
|
 |
rıza koçak
12 yıl önce - Çrş 08 Arl 2010, 13:52
Demokrasiye giden yol;
1. % 10 barajının kalkmasından,
2.Milletvekillerinin nitelikli olmasından,
3.Milletvekillerinin eğitimli olmasından,
4.Dar bölge ve 2 turlu seçim sisteminden,
5.Dokunulmazlıkların kalkmasından,
6.Milletvekillerini parti liderlerinin değil,ön seçimle halkın belirlemesinden v. s. geçer.
|
 |
Hüseyin ATAR
12 yıl önce - Çrş 08 Arl 2010, 14:13
"Hamileysen evinde otur gösteride işin ne ?"
Öğrenciysen sınıfta otur protesto eyleminde işin ne ?
İşçiysen işinin başında ol ! Grevlerde işin ne ?
Öğretmensen okulda kal. Mitinglerde işin ne ?" diyorlar da;
"Milletvekiliysen Mecliste otur ! İhalelerde, iş takibinde işin ne ?" diye soramıyorlar.
Yaşasın Ye-mokrasi !
|
 |
muradinaerdi
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 04:00
Hincal Agambeyimizin Demokrasi Yazisi Alintidir
Nerde ülkenin demokratları..
Herkes palavrayı bıraksın.. Bu ülkede demokrasi memokrasi yok.. Bunu kanıtlayan da, bir "Yürekli" üniversite öğrencisi.. Onu şimdi bilen yok. Ama yarın bu ülkede demokrasi tarihini araştıran ve yazanlar, Deniz Özgün'ün adını kilometre taşlarının en önüne koyacaklar..
Bilgi Üniversitesi Öğrencisi Deniz Özgün, mezuniyet tezi olarak adını Porno Project koyduğu bir çalışma hazırladı. Tezin amacı, Üniversitelerde bilimsel özgürlüğün sınırlarının nereye geldiğini ortaya koymaktı.
Bir porno film çekti, okulda..
Üç kişilik jüriye sundu.
Haber, Tempo Dergisine sızdı. Ordan medyaya yansıdı ve Bilgi Üniversitesi, derhal, tez danışmanı ve jüri başkanı profesör ve jüri üyesi iki öğretim görevlisinin okulla ilişkisinin kesildiğini açıkladı.
Üniversite bu panik kararını açıkça belli, ekonomik, sosyal ve siyasal korkular içinde almış ve Deniz'in tezi sonuca ulaşmıştı.
Bu ülkede ifade özgürlüğü yoktu. Üniversite bağımsızlığı yoktu. Bilimsel özerklik yoktu. Yani demokrasi yoktu.
Ben var olduğunu zaten hiç söylemedim. Ama Orduya, Cumhuriyete ve Atatürk'e sövme özgürlüğünü demokrasi ilan eden yazarların, Bilgi Üniversitesi'nin bu panik kararına karşı birleşip, "Sahte de olsa" kıyamet koparmalarını bekledim. Atatürk'le de, Cumhuriyetle de, Orduyla da sorunları yoktu da, onlar sadece Demokrasi için savaşıyorlardı ya hani..
Her olay gösteriyor ki, onların demokrasi anlayışları, sadece kendilerinedir. Kendilerine özgüdür ve kendileri içindir. Bu defa da aynen öyle oldu. Bilgi Üniversitesi'nde faşizme ses çıkarmadılar
|
 |
ali dostbey
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 04:38
bu baslığın amacını yada oylamayı en iyi anlatan yorum;
| Alıntı: |
| Kişisel demokrasi herhalde şizofrenlerin kendi kişilikleri arasında oylama yaparak bir konuda karar vermesi olabilir ancak. |
Başka söze gerek varmı? bilmem.
En son ali dostbey tarafından Prş 06 Oca 2011, 05:04 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
raufkibar
12 yıl önce - Prş 06 Oca 2011, 05:02
Bizde demokrasi çok, çok incedir doğrusu o kadar ince ki anca namludan geçer.
Önceden askerin namlusundan geçerdi,
Şimdi kaleşinkofun namlusun dan geçirilmeye çalışılıyor .
Demokrasiyi bu yüzden sade halk olmadı göremedi
Siyasetçiye böldürmesin ya kendini, biraz uyansa ya . kazmayı küreği alsın hele eline bak o demokrasi nin yolunu nereden geçirecek. 
|
 |
zeki bütün
12 yıl önce - Cum 28 Oca 2011, 11:10
Sn. Başbakanı ın daha önce gidilecek istasyona kadar binilecek tranvay olduğunu söylediği dekokrasi anlayışını kendi ağzından ifadesidir.
| Alıntı: |
Erdoğan: evet iki partili sistemi istiyorum
Başbakan Erdoğan'dan siyaseti dalgalandıracak açıklama. Başkent kulislerinde bir süredir konuşulan 'iki partili meclis senoryalarına çok net destek verdi: Bu sistemi istiyorum'...
Erdoğan Kiev'de gazetecilerle sohbet ettikten sonra fotoğraf çektirirken AKŞAM Ankara Temsilcisi Çiğdem Toker'in yönelttiği soruyu yanıtladı...
ÇİĞDEM TOKER
Başbakan Tayyip Erdoğan'a, Kiev'de bizlerle yaptığı toplantı bitiminde, fotoğraf çekilirken sordum:
- İki partili bir Meclis sistemini istediğiniz uzun süredir konuşuluyor. Böyle bir isteğiniz gerçekten var mı?
Direkt ve açık bir yanıt geldi:
- Doğrusu evet. Bu sistemi faydalı buluyorum. Çünkü ikili sistemde parlamentolar daha etkin işliyor, yönetiminde de istikrar söz konusu oluyor. Amerika'ya bakın. Aynı sistem olsun anlamında değil ama kanunların nasıl çıktığını görürsünüz. Bunun örneğini yakın zamanda biz de Ticaret Kanunu'nda yaşadık. Nasıl olduysa, muhalefet destek verdi ve üç günde çıkardık.'
Daha on beş dakika önce 'Yeni anayasa tam bir konsensusla yapılmalı. 367 milletvekiliyle yeniden gelsek de böyle arzu ediyoruz' diyen Başbakan'ın; ihtimali bile eleştirilen, dahası bazı kesimlerce 'tehlike' olarak anılan iki partili sisteme dair yaklaşımını bu kadar açık paylaşmasının izahı, bana göre tekti:
'İki partili sistem'in de içinde anıldığı başkanlık rejiminin, yeni anayasa hazırlıklarında tartışmaya açılması.
Kanaatin pekişmesi uzun sürmedi. Başbakan Erdoğan'ın dün Erzurum'daki, 'Benim halkım başkanlık sistemini bilmeli' sözleri, aktardığım diyalogdaki düşüncesinin, temenniden çok, bir strateji olduğunun ipuçlarını taşıyor.
Erdoğan bu sözüyle sadece 'başkanlık sistemi'nin kişisel ajandasında kalıcı bir madde olduğunu teyit etmedi. Aynı 'başkanlık sistemini tartışmaya açmak doğru değil' diyen CHP ile, 'Çekincelerim var' diyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e, cumhurbaşkanına destek veren TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a da yanıt vermiş oldu.
ERDOĞAN NE İSTİYOR
Başbakan'ın bu alandaki üç günlük açıklamaları, uzun vadede nasıl yönetileceğimiz konusunda harareti yüksek bir tartışma alanı yarattı. Ancak, yeni sorularla gelen, sınırları bulanık bir alan bu. Yoğun mesajları sadeleştirirsek Başbakan:
- Seçim barajının düşürülmesinden yana değil. Ne bugün, ne daha sonra.
- Tek parti iktidarını ekonomide istikrarın garantisi olarak görüyor.
- İki partili Meclis'i, tek parti iktidarının dilediği yasayı, hızlı çıkarmasının güvencesi olarak değerlendiriyor.
- Başbakan Erdoğan, başkanlık sistemi konusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile 'ayrışma' görüntüsüne özel önem atfetmiyor.
YAKICI SORUN VE İYİMSERLİK
Mart ayından itibaren, kaynağı ve içeriği farklı çok sayıda anayasa taslağını tartışmaya hazır olalım. Birkaç aydır dünya örneklerini inceleyen AKP'nin Çalışma Grubu'nun yanı sıra; CHP ile BDP de kendi anayasa taslakları üzerinde çalışıyor. Sivil toplum kuruluşları ile meslek örgütleri de yoğun ve interaktif bir mesai içinde.
Yakıcı sorun ise şu: Tartışma kültürünün zayıf; ayrışma potansiyelinin bunca yüksek olduğu bir toplumda, herkesin 'benimdir' diyeceği bir anayasa nasıl vücut bulacak?
Hele ki kapsamlı bir anayasa değişikliğinin temel unsurlarını oluşturan başlıkları hatırlarsak:
'Başlangıç ilkeleri, kimlikler, din-devlet, sivil-asker, merkeziyet-ademi merkeziyet, vatandaşlığın tanımı'
Bu başlıkların her biri, hesabı hala açık, derin krizlerin konusuyken; hem başkanlık sistemini tartışacağımız hem de 'benimdir' diye buluşulacak yüksek uzlaşmalı bir metnin hayalini kurmak, bugünden pek kolay görünmüyor.
|
Sadece iki tane parti olacak ve kimsenin sesi çıkmayacak. Ne güzel ve ne kadar ileri bir demokrasi tarifi.
|
 |
Beratbey
12 yıl önce - Cum 28 Oca 2011, 12:28
| Alıntı: |
| "Milletvekiliysen Mecliste otur ! İhalelerde, iş takibinde işin ne ?" diye soramıyorlar. |
Çok doğru fakat ihalede olan Paşalarıda unutmayalım.Demi ama
''Askersen Ne İşin Var Siyaset'de...Emekli Oldu isen Ne İşin Var Askeriyeden Tedarik Edilen Korumalarla ''
Bu Milletin Çocuklarına,Silivride Kameralar Önünde Ayakkabılarını Sildirenleri Büyük Kahraman Görenlerden Temzilenmekle,Taşra Siyasetçilerinden Kurtulmakla diyerek devam ederiz.
|
 |
yasar_gul
12 yıl önce - Cum 28 Oca 2011, 13:02
| Alıntı: |
| "Milletvekiliysen Mecliste otur ! İhalelerde, iş takibinde işin ne ?" diye soramıyorlar. |
Öncelikle bu cümleyi yazarken Milletvekillerinin vekil olmadan önce ki hallerini iyi incelemek gerek. Sonuçta onlar da T.C. vatandaşı olarak vekillik öncesinde farklı işler ve uğraşları olan kişilerdir.
Mesela çoğu vekilin şirketi var ve hayatını idame ettirecek bir işi var. Şimdi vekil oldu diye o şirketi devam etmesin mi ? kiminin hastanesi, kiminin pastanesi, kiminin fabrikası, kiminin inşaat şirketleri var... Çoğu da zaten ihale işlerine girer. Kendinizden pay biçin ve sizin bir şirketiniz var diye düşünelim. Devlet ihalelerine giriyorsunuz. Günün birinde siyasete atıldınız ve Vekil oldunuz. Şimdi vekil oldunuz diye iş yerinize kilit mi vuracaksınız ?
Ben bile Devlet ihalelerine giriyorum. Şirket küçük ama yapabildiğimiz kadarını yapıyoruz ve ona göre ihalelere giriyoruz. kimi zaman kazanıyoruz kimi zaman da kaybediyoruz.
Bunu bu bağlamda düşünürsek daha verimli olacaktır diye düşünüyorum.
|
 |
hürtaş
12 yıl önce - Pts 28 Şub 2011, 16:25
Demokrasiye giden yol, demokrasinin ne olduğunu anlamaktan, onu özümsemekten ve onu özel ve toplum yaşamında uygulayabilmekten geçer....
Farklılıkları ve alternatifleri de, en az kendi görüşlerimiz ve inandıklarımız kadar iyi bilmek, anlamaya çalışmak ve saygı duymak gerekir.
Hiç bir fikir ve ideoloji, karşı tezleri olmadan kendini geliştiremez. Karşı fikirleri dinleyemeyen, anlayamayan, kendi fikirlerini kabul ettirmek için imtiyaz, baskı, "rüşvet" kullanmak durumunda kalır ki bu demokrasinin karşısına düşmektir.
Birey olarak kendimize reva gördüğümüz tüm hak ve özgürlükleri başkaları için de istemek, bizi iyi bir insan yapar. Kendi hak ve özgürlüklerimiz için savaşmak bizi cesur yapar. Kendi hak ve özgürlüklerimiz için savaştığımız gibi, başkalarının hak ve özgürlükleri için de savaşmak bizi demokrat yapar. Bu nedenle; demokratım diyebilmeniz için, onun savaşçısı olmanız gerkir, ya değilse, kendine demokrat olursunuz.
Olumsuz durumlarda, aklımıza ilk gelen "cezalandırmak" ise, demokrasi ile aramız uzak anlamına gelir, kendimizi geliştirmek konusunda çok yolumuz var demektir.
Haklılığımızı satın almamız gerekiyorsa, demokrasi değil, monarşi yada oligarşi hoşumuza gidiyor demektir. Hiç boş yere demokrasiden bahsedip kendimizi yormamalıyız.
Demokrasi oy veya puan verebilmek değildir. Oy veya puan kaygısı gütmeden doğru bildiklerini savunabilmek, eksik bildiklerini tamamlamak, yanlış bildiklerini değiştirmektir.
Demokrat olabilmenin yolu samimiyetten geçer. Samimiyet ise insanın özüyle ilgilidir. Ve karşıdaki insanlar bizim samimiyetimizi/samimiyetsizliğimizi derhal algılar.
Demokratlık, en marjinali anlayabilmek ve saygı duyabilmektir.
Demokratlık komplekslerden arınmaktır. Demokrat insan komplekssizdir ve bu nedenle saldırgan ve alaycı değildir...
|
 |
Saffet 1001
12 yıl önce - Prş 03 Mar 2011, 06:55
Demokrasiye giden yol bence Islam'dan gecer!
Kur'an-i Kerim nasil daha mutlu bir Dunya yaratmak icin gerekli Talimatlari vermistir,
Laiklik, Medeni Kanun, bunlar fasa fiso. Yillarca Laik cuntasinin cektirdigi cileyi gorduk,
Asr-i Saadet ve Osmanli Islamiyet'i en iyi sekilde Temsil ederlerdi. Herkes huzurlu, mutluluk icinde yasardi. Islam ve Muslumanlar tum Dunyaya huzur sactilar.
Din ve Devlet islerinin ayrilmasi, bence Ulkemizin tarihinde yapilmis en buyuk kotuluklerden biridir. Islamin yerlestigi Toplumumuzdan, dini Kokunden sokup atmak amaciyla yapilmis bir devrim oldugunu dusunmekteyim.
Laiklik, Milletimizin sosyo-kulturel yapisina uygun degildir! Uygun olmadigi icin de Laikciler Halkimizdan oy alamamaktadir!
Beraberinde getirdigi huzursuzlukun Etkilerini, bugune kadar Ekonomimiz, Issizlik, Fakirlik yansitti,
Ve artik Dine gerekli onemi vermenin vakti geldi! Biricik Dinimiz Islam, bizlere Demokrasiye giden yolu Kur'an-i Kerim'in Aydinliginda vermektedir!
Fevkalade aydinlik, dmeokratik, ozgur bir gelecek Kur'an-i Kerim'in sayfalarinda gizli 
|
 |
sayfa 8  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|