Doğru, İstiklal Mahkemeleri neticede 1926-27 yıllarında bayağı haksız kararlar verdi ama hepten de suçlu olamaz-zira Şeyh Sait ve yardakçıları da, İzmir Suikastçileri de, Kürtçüler de, ayrılıkçılar da bunların sanıklarıydı. Ama Kel Ali intihar etmemiş, 172.alay komutanı olarak Mlli Mücadele'ye büyük hizmet göstermiştir. Ayrıca Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanlığı da yapmış bir insandır. Atıf Efendi olayı eğer haksızsa, peki Köprülülü Hamdi Bey'ler, 49.Tümen Komutanı Mahmut Yarbay'lar, dövülerek öldürülen Ali Kemali Hoca Efendi'ler nedir?
Bu bir
İki, İstiklal Mahkemesi de yüzlerce, binlerce insanın inancından dolayı kalemini kırmamıştır.
En son a.ozan şen tarafından Sal 24 Mar 2009, 18:01 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
''Halkta büyük bir inkisar oldu. Maneviyatı kırıldı. Gavur olduk zannettiler. Hükûmete diş biliyorlar. Bir gün harb olsa, bu millet gayretle harb etmez. Hem iktisadi müthiş bir zarar. Milyonlarca lira harice aktı, gitti. Bundan da yahudiler istifade ettiler. İtalya ve Fransa'da mevcut yeni ve eski şapkaları milyonla memlekete soktular. İki-üç frank kıymeti olan bu şapkalar, en aşağı on liraya (120 Franka) satıldı. Bunların çoğu zımpara kağıdı ile temizlenmiş şapkalardı.''
'Hayat ve Hatıratım' Dr. Rıza Nur - cild 4, sahife 1315
Vakko'nun eski ismi ''Şen Şapka'' olması tesadüf değildi. Millet kan ağlarken, şapka için kafalar uçurulurken, Yahudiler ellerini avuşturmuş şapkadan kazanacakları paranın hesabını yapıyorlardı. 2 franklık şapkaları 120 franka satıyorlardı.
Vitali Hakko’nun "Hayatım Vakko" isimli kitabından
«Genç cumhuriyetin ilk kuşağıydık. Bize hız veren Atatürk devrimleriydi. Şapka devrimi, kıyafet devrimi olmasaydı, kuşkusuz bugün Vakko olmazdı. Bu nedenle, birçok defa dile getirdiğim gibi, Vakko tüm varlığını Kemalist devrimlere ve Batılılaşma çabalarına borçludur...»
Birileri, sanki bu milletten intikam alıyordu. Türk'ün örfü dururken batının örfü ve adetleri bu millete zorla dayatılıyordu. O batı ki bu toprakları işgal etmiş , Koskoca İmaparatorluğu paramparça etmişti.
Şapka bir simgeydi. Batıyı ve Batılılaşmayı temsil ediyordu. Şapka'ya direniş göstereneler aslında Batılılaşmaya direniş görstermiştir. Onun içindir ki şapka giymediği için yüzlerce insan idam edilmiştir.
iskilipli atıf hocanın hayatını küçük yaşlarda dedemden dinlemiştim
dedemin anlattıkları beni çok etkilemişti
Allah rahmet eylesin
şapka kanunu çıkmadan 1,5 yıl önce milli eğitim bakanlığının onayı ile şapkayı eleştiren bir kitap yazdı diye yargılanan atıf hocaya savcılar 3 yıl hapis cezası istiyorlardı.
hakimler savcının istediği cezanın üstünü veremezdi
atıf hoca mehkemesinden önceki gece sayfalarca savunma hazırlar sonrada yatar gece peygamber efendimiz hz muhammed s.a.v.'i rüyasında görür
peygamberimiz şöyle seslenir '' ya atıf neden sayfalar dolusu savunmalar hazırlarsın yoksa bize kavuşmak istemezmisin '' bu sözden sonra atıf hoca uyanır masanın üzerinde duran yüzlerce sayfalık savunmasını yırtar
sabah olur mahkemeye giderken yolda dostları ve talebeleri ile helalleşir
atıf hocanın çevresindekiler helallik istemelerine bir anlam veremezler bir talebesi hocam savcı 3 yıl ceza istedi daha fazlasını hakim veremez der
mahkeme kurulur hakim kel ali (bu şahıs hakkında içimden geçenleri yazmak isterdim ama Allah ahirette hesap soracaktır)
başındaki sarıkta bir bez parçası şapkada bir bez parçası neden bu şapkaya bu kadar karşı çıkıyorsun şapkaya karşı olan düşüncelerinden vaz geçersen seni affederim der hakim
sonra atıf hoca söz alır
arkanızda ki Türk bayrağıda bez parçası ingiliz bayrağıda bir bez parçası bu iş bu kadar basitse o bayrağı indirip ingiliz bayrağı asın deyince
kel ali söyleyecek söz bulamaz bu söze çok kızmıştır o anda kalemini kırar idam kararı verir
evet Türk bayrağı bir bezden yapılmıştır o bayrağı bayrak yapan üstündeki şehitlerimizin kanıdır
bush' a fırlatılan ayakkabı her hangi bir Türk'e fırlatılsaydı o ayakkabının bayrağına değmemesi için göğsünü siper ederdi
İskilipli Atıf Hoca'nın kemikleri, mezarın defnedildiği yeri bilen ve defin esnasında orada görgü şahidi olan kişinin yakını tarafından gösterildi..
Ankara Mamak semti eski kabristanında (şimdiki ismi Şafaktepe Parkı) bulunan kemikler Atıf Hoca'nın Ankara'ya 250 km mesafedeki memleketi İskilip'e defnedildi.
Bilindiği gibi büyük Allah dostu İskilipli Atıf Hoca, 1926 yılında ilk Meclis'in önünde hakimlik yetkisi olmayan mahkeme reisleri tarafından kalem kırılarak sehpaya çıkarılmıştı.
Ulus'taki birinci Meclis'in önünde asılmıştı. Ve kemalist rejim, onu şapka kanununa muhalefet iddiasıyla ibret için sabahtan akşama kadar idam sehpasında sallandırmıştı. Sonra da cenaze namazı kılınmadan ve cenaze yıkanmadan Mamak Kabristanı'nın garipler mezarlığına defnedilmişti. Mezarlığın üzerinde ne bir işaret vardı ne de bir iz...
Hakk'ın tecellisine bakın ki, 73 yıl sonra duyarlı Müslüman bir ekip tarafından 10 yılı dolduran yoğun bir çalışmadan sonra Şafaktepe Parkı'ndaki üzerine toprak ve çimen serili olan yerden çıkarıldı. 73 yıl sonra kemiklerini bulup Atıf Hoca'yı memleketine defnedenler onun 73 yıl sonra geç kalmış cenaze namazını da kıldılar. İskilipli Atıf'ın yeğenlerinden alınan kan, tırnak ve saç örnekleriyle yapılan DNA testi pozitif çıktı. Sonuçların yüzde yüz örtüştüğü ispatlandı ve Atıf Hoca'nın kemikleri öyle defnedildi.
Duygulu anların yaşandığı defin sırasında Yasin-i Şerif ve Tebareke Sureleri okundu. Yetkililerden bahse konu mezarlığa yazı ve özel bir çevre düzenlemesi yapmaları bekleniyor. Duyarlı Müslüman yönetmenlerin konuyla ilgili belgesel çalışmaları yaptıklarını da şimdiden duyuralım. Kaynak
Ve kemalist rejim, onu şapka kanununa muhalefet iddiasıyla ibret için sabahtan akşama kadar idam sehpasında sallandırmıştı.
Şapka devrimini ve Atatürk’ü karalamak için her fırsatı değerlendirenler, her zaman ve her konu açıldığında, İskilipli Atıf Hoca şapka giymediği için idam edildiğini tekrarlamaktadırlar.
Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Yakıt, İskilipli Atıf Hoca’nın davasına Ankara İstiklal Mahkemesinin baktığını, mahkeme zabıtlarına göre Atıf Hoca’nın risale ile ilgili konudan beraat ettiğini ama başka olaylardan edemediğini belirtmiştir
Özetle şapka kanununa muhalefet iddiasıyla asılmamıştır.
Kurtuluş Savaşı’nı baltalayan beyannameleri Yunan uçaklarıyla dağıtılmıştır. Asılma nedeni Kuvayi Milliye çalışmaları hakkında yaptığı karalama çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Asıl mesele Teali İslam Cemiyeti başkanıyken Anadolu’ya Yunan uçaklarıyla attırdığı beyanname ile İkdam gazetesinde yayınlamış olduğu beyannamedir . Bunlarda şapka ile ilgili bir şey yok... Kurtuluş Savaşını baltalamakla ilgili şeyler var bunlarda, ki İkdam gazetesi Atatürk hakkında idam kararı çıkaran gazetedir. Teali İslam cemiyeti adına Yunan uçaklarıyla havadan 60 bin adet bildiri atılmıştır ve mahkeme dosyasında mevcuttur.Yetkisi bile bulunmadığı iddia edilen bu mahkemenin üyelerinden Kılıç Ali sütkardeşini yargılalayıp ve hapse mahkum ettirecek kadar da dürüsttü.
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk de şapka kanunu konusundaki yanlış anlamayı aşağıdaki " target="_blank" class="postlink">satırlarla hatırlatmaktadır;
Link' açamayanlar için özeti;
“İskilipli Atıf Hoca’nın mahkeme kayıtlarına da geçen idam nedeni şapka değildir. Ankara İstiklal Mahkemesi zabıtlarında göreceksiniz ki şapka risalesinin adı birkaç kere geçiyor ancak esas muhakeme İstiklal Savaşına ihanet üzerine oturtulmuştur. Bu da Damat Ferit ve İngilizlerle yapılan işbirliğinin vücut verdiği sonuçlarla ilgilidir. İdam kararın neresinde şapka var. Dinci yalancılık bunu böyle yayıyor. Bu çok insafsız, vicdansız , hayasız bir yalandır. Kelime-i şehadet düşmanları ile işbirliği yapmışlardır.
Benim gözümde,Cumhuriyet tarihinin ; adına ''istiklal mahkemeleri'' denilen, utanç tablosunun baş kahramanı Kel Ali, yakın tarihin büyük vatan hainlerinden biridir.
Kel Ali hiçbir hukuk tahsili ve bilgisi olmamasına rağmen ,dalkavukluğu sayesinde istiklal mahkemelerinde "hakim(!)" olarak görev almış ve sayısız insanın asılmasına karar vermiştir.Ömrünün sonlarına doğru akli dengesini kaybedip, çıldırarak can vermiştir.
Şapkayla ilgili bir dipnot
M.Kemal'in en yakın arkadaşlarından Halide Edip Adıvar "Türkiye'de Diktatörlük ve Reformlar" adlı eserinde şöyle der:
Alıntı:
Türk Milleti'ne ya şapka giyip medenîleşmesini, yahut asılarak idam edileceğini söylemek, en azından saçmalıktır...
Kurtuluş Savaşı’nı baltalayan beyannameleri Yunan uçaklarıyla dağıtılmıştır. Asılma nedeni Kuvayi Milliye çalışmaları hakkında yaptığı karalama çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Asıl mesele Teali İslam Cemiyeti başkanıyken Anadolu’ya Yunan uçaklarıyla attırdığı beyanname ile İkdam gazetesinde yayınlamış olduğu beyannamedir . Bunlarda şapka ile ilgili bir şey yok... Kurtuluş Savaşını baltalamakla ilgili şeyler var bunlarda, ki İkdam gazetesi Atatürk hakkında idam kararı çıkaran gazetedir. Teali İslam cemiyeti adına Yunan uçaklarıyla havadan 60 bin adet bildiri atılmıştır ve mahkeme dosyasında mevcuttur.Yetkisi bile bulunmadığı iddia edilen bu mahkemenin üyelerinden Kılıç Ali sütkardeşini yargılalayıp ve hapse mahkum ettirecek kadar da dürüsttü.
Resmi ideoloji öyle diyecek sende kabul edeceksin bu işler böyle yürüdü yıllarca !
Resmi ideoloji öyle diyecek sende kabul edeceksin bu işler böyle yürüdü yıllarca !
Tabi ki öyle olacak.Demokrasi devrim kılıfıyla "ben yaptım oldu"ya getirip,"tek adam" olmanın nimetlerinden istifade ederek ,muhalifleri de bir güzel temizledin mii kim sana karşı çıkabilir ki? Halk bile karşı çıkamamış,susturulmuş."Ya kabul edeceksiniz ,ya kabul edeceksiniz(*)" denmiş.
Yeni nesil artık yutmuyor bu dolmaları.Yutanlara da afiyet olsun.
Şapka Kanunu'nun çıkmasıyla birlikte Erzurum, Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon ve Gümüşhane'de sert direnişler yaşandı. Ama hepsi çok şiddetli bir şekilde bastırıldı.
Mesela Rize, Hamidiye Zırhlısı tarafından bombalandı. "Bizim uşaklar"ın, "Atma Hamidiye atma, şapka da giyeceğuk, vergi de vereceğuk(*)" diye aman dilemeleri meşhurdur.
Şapka Kanunu'nun çıkmasıyla birlikte Erzurum, Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon ve Gümüşhane'de sert direnişler yaşandı. Ama hepsi çok şiddetli bir şekilde bastırıldı.
Minareye kılıf aramayın, minare kılıfa sığmaz.
O sizin sert direniş dediğinizin adı Devlet'e isyandır.
Erzurum'da, halkın bir kısmı çarşıyı kapatıp Vali'nin evi önünde: "Biz gâvur memur istemeyiz" diye bağırmıştır,
Rize'de, Köy imamları halkı ayaklanmaya kışkırtmıştır.Bu ayaklanmada, İstanbul'daki Teâlî-i İslâm Cemiyetinin büyük rolü bulunduğu anlaşılmıştır. İmam Şaban ile Muhtar Yakup ve arkadaşları çevre köyleri Ulu Cami önünde toplamış ve dağlardaki eşkıya da silahlarıyla gelmişlerdir. Halk genel bir konunun görüşüleceğini zannederek toplanınca, şapka bahane edilerek hükümet aleyhinde kışkırtılmış ve çoğu Rize il merkezine doğru yola çıkmışlardır.
Çarşı kapatmak, vilayet binası basmak, valinin evi önünde gösteri yapmak, köylerde vatandaşı ayartıp il merkezine silahlı gruplarla yola çıkmak;
direniş değil,
Devlete isyandır, isyan