1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
 |
Kemal BULUT
16 yıl önce - Çrş 13 Hzr 2007, 17:15
03.03.2003 de,1966 Kanada konvansiyonuna istinaden çıkartılan bir kanunla,Suriye sınırındaki kara mayınlarının temizletilmesi kararı alındı.Bu bölge 1950 lerde zamanın şartları gereği mayınlanmıştı.Daha sonra bu temizletilen bölgenin,topraksız köylüye dağıtılacağı açıklandı.Konunun muhatabı olması dolayısıyla MSB lığı,uluslararası şirketlerin 25 kadarından brifingler aldı.Derken konu aniden sümenaltı olup,bir müddet sonra,bakanlar kurulu kararıyla, ihale yetkisi Maliye Bakanlığına geçmiş olarak zuhur etti ve ilk bölüm ihaleye çıktı.3 şirket dosya teslim etti.
İş;yap-işlet-devret metoduyla veriliyor,yani temizlik sonrası arazi 49 sene senin...Metrekaresi 2$ lık bir iş..Ancak Enerji Bakanının bir açıklaması var,"Nusaybin'de,Suriye petrol denizinin tam karşısında petrol denizi bulduk,mayını temizleyip aramaya başlayacağız." Malum bu bölge birinci dereceden yasaklı askeri bölge ve gözetlemeyi engelleyecek şekilde bitki ekimine yasak.Şimdi akla bir soru geliyor,Burayı temizledikten sonra 49 yıl bostan tarlası olarak mı yoksa hıyar tarlası olarak mı kullanacaksın?Kaldı ki hiç bir uluslararası şirket,yap-işlet-devret modeline itibar etmiyor.
Şirketlere bir bakalım,kimlermiş!
Sarsılmaz-Mavi Deniz-Countermine her üçü de paravan.
Sarsılmaz-IEOD (İnternational Explosive Ordnance DisposalEngineering Ltd.) İsrailli subaylardan oluşan bir İsrail firması.
Mavi Deniz-QUADRO isimli,israilli subaylardan oluşan bir İsrail firması.
Countermine-MOTT isimli,arkasında OFER ailesinin olduğu bir İsrail firmasının paravanı olan İsveç firması ki, bu firmanın pkk ya açık destek verdiği biliniyor.
Üstelik bu firmaların hiçbirinin,şartnamadeki kriterleri sağlayacak,uluslararası tecrübe,iş bitirmişlik ve akreditasyonları yok.
Bu da mayın temizleme çalışmalarının bir başka yüzü.
|
 |
sipahi
16 yıl önce - Çrş 13 Hzr 2007, 22:11
PKK itirafçısı, hain eylemleri nasıl yaptıklarını anlattı
| Alıntı: |
PKK itirafçısı, hain eylemleri nasıl yaptıklarını anlattı
Cem BAKIRCI/ERZURUM, (DHA)
TERÖR örgütü PKK üyesi olarak 4 yıl boyunca çeşitli eylemlere katıldıktan sonra, geçen yıl Eylül ayında örgütten kaçarak Bingöl'de güvenlik kuvvetlerine teslim olan ‘Ferhat’ kod adlı 28 yaşındaki Hilmi B., “Artık kapısını çaldığımız evlerden avucumuzu göstererek istediğimiz yiyeceklerin verilmeyerek, kapıların yüzlerimize kapandığını görmeye başlamıştık'' dedi.
5 metrekarelik toprak altına karanlık bir sığınakta aylarca günışığı görmeden 10- 15 kişiyle yaşadığını anlatan Hilmi B., “PKK'nın Kürdistan hayalinin boş olduğunu gördüm. Gözleri görmeyen yaşlı bir köylü ‘Şu terör örgütü çıktıktan sonra kimsede huzur kalmadı’ dedi. Bu kör insanın bile gördüğü gerçeği bazı insanlar göremiyor'' diye konuştu.
Bingöl'ün Karlıova İlçesi'ne bağlı Ciligöl Köyü'nde doğan lise mezunu Hilmi B., 2000 yılında pasaport aldıktan sonra çalışmak için Bosna- Hersek'e gitti. İnsan kaçakçıları vasıtasıyla yasadışı yollardan Hollanda'ya giren Hilmi B., 8 ay kaldıktan sonra yine yasal olmayan yollarla Almanya'ya geçti.
Almanya'da iltica talebinde bulunan ve Chemnis iltica kampına gönderilen Hilmi B., burada bir süre bekledikten sonra başvurusuna yanıt alamayınca, kamptaki PKK'lılarla temasa geçti.
Chemnis kampından ayrılan Hilmi B., Hollanda'nın Rejveg şehrinde 10 günlük gençlik kampına katıldı. Daha sonra Rejveg'e 2 saat uzaklıktaki başka bir kentte 2.5 aylık yoğunlaştırılmış eğitim kampında yer alan Hilmi B., sahte bir pasaportla Suriye'ye giderek örgütsel faaliyetlere katılmaya başladı.
Yaklaşık iki ay Suriye'de kalan Hilmi B., daha sonra Kuzey Irak'a geçerek, 3 yıl boyunca örgütsel faaliyetlerde bulundu. Hilmi B., 2005 yılı Ağustos ayında yine yasadışı olarak Türkiye'ye geçerek Bingöl'de örgüt faaliyetlerini yürütmeye devam etti.
Teslim olan ‘Ferhat’ kod Hilmi B., PKK'nın içinde bulunduğu durumu tüm çıplaklığıyla anlatmayı görev saydığını bildirdi.
‘KÜRDİSTAN HAYALİ BOŞMUŞ’
Tutuklanan ve Diyarbakır 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde ömür boyu hapis istemiyle yargılanan Hilmi B., avukatıyla birlikte verdiği ifadede pişmanlıklarını şöyle dile getirdi:
“Çok küçük mevzulardan dolayı yüzlerce insanın içerisinde hakaret ediliyor. Bir kadınla 3- 5 saniye göz göze gelmen ya da karşılaştığında gülümseyerek hal hatır sorman, uzun yıllar hizmetin olmasına rağmen hastalığından dolayı bir saatlik nöbete gidemeyeceğini söylemen durumunda senden şüphelenilir. Kuzey Irak'tan Türkiye'ye geçtikten sonra Bingöl ilinin de içinde bulunduğu sözde Erzurum eyaleti bölgesine geldiğimde karşılaştığım olaylar, beni örgütten soğuttu ve kopma noktasına getirdi. Özellikle erzak almak için gittiğimiz bir köyde, 30 yaşlarındaki birinden elindeki sebzeleri istediğimizde, bizi önemsememesi üzerine ‘Sen bizi tanıyor musun?’ diye sorduğumuzda, ‘Hayır, tanımıyorum’ dedi. Köylünün ‘Siz nerede oturuyorsunuz ki’ demesi, herşeyi orada bitiriyordu. Gözleri görmeyen bir yaşlı bir köylüye, köyde durumların nasıl olduğunu sorduğumuzda ‘Önceden kurt ile kuzu beraber otlardı. Allah onların belasını versin. Şu terör örgütü çıktı çıkalı, kimsede huzur bırakmadı’ demesi beni taş etmişti. 30 yıldır Kürdistan diye bir hayal peşinden koşanlara ve onların ardından gidenlere o an yaşananları göstermek için neler vermezdim. Bu kör insanın bile gördüğü gerçekleri, gözüm açık diye yaşayan bazı sözüm ona insanlar göremiyorlar mı? Bunu görmemek asıl körlük değil mi? Yaşananlar, aç susuz günlerce, aylarca, yıllarca dağlarda ömrümüzün çürüdüğünü görmenin en güzel örneğiydi. Artık kapısını çaldığımız evlerden avucumuzu göstererek istediğimiz yiyeceklerin bile verilmeyerek kapıların yüzlerimize kapandığını görmek, en acı örneklerden biridir. Bu şartlar, ‘onur’ denilen şeyin bazen kendisini sakladığında dağlarda vurduğumuz domuz, yakaladığımız yılan, kaplumbağa gibi hayvanları bile yediriyordu. Örgütten kaçmama yakın bir tarihte vurduğum bir ayıyı bile yemek isteyen arkadaşlara artık silah çekerek, bu kadar da insanlıktan çıkmanın olamayacağını söyledim. Bu yoldan dönmek için tüm imkanlarımı kullanmaya karar verdim. Hele o kış üstlenmesinin yaşandığı 5 metrekarelik toprak altına kazılmış karanlık bir sığınakta aylarca günışığı bile görmeden 10- 15 kişiyle yaşamanın ne olduğunu hiç kimse bilemez.''
BUBİ TUZAGI KURARKEN BAŞPARMAĞI KOPTU
Diyarbakır H Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan itirafçı Hilmi B., bubi tuzağı kurmak isterken elinde patlaması sonucu başparmağının yarısını kaybettiğini söyledi.
Sözde Erzurum eyalet grubuna dahil olmak için 2005 yılı Haziran ayında 11 kişilik bir ekiple, yanlarına 7- 8 kilo C- 4 plastik patlayıcı, 200 elektrikli fünye, 40 kadar el bombası ve bir B 7 roketatar alarak Türkiye'ye giriş yaptıklarını itiraf eden Hilmi B., 16 Eylül 2005 günü eşyaları 3 ata Sevdin Deresi'nde yükleyerek dağlara doğru yola çıktıklarını anlattı.
Hilmi B., “Atların izlerini temizleyerek gittiğimiz bir sırada 7- 8 el silah sesi duyduk. ‘Çektar’ kod adlı terörist bize kaçmamızı söyledi. Benim sırt çantam ile hücum yeleğim atların üzerinde kalmıştı. Burada çıkan çatışmada Çektar’ın öldüğünü sonradan öğrendim. Hatta benden haber alınmaması üzerine Çektar ve benim fotoğrafımı internet sayfasına atarak, ROJ TV haberlerinde de öldüğümüz bildirilmiş. Cep telefonu ile köydeki evimi arayarak sağ olduğumu söyledim. Bundan sonra da zaman zaman evi aramaya başladım'' diye konuştu.
‘TÜP İÇERESİNE C-4 YERLEŞTİRDİK’
Yine bu dönemde ‘Hebat’ kod adlı teröristin, Bingöl merkez Yolçatı- Sancak Karayolu'na tüp içeresinde C- 4 patlayıcı madde destekli bomba düzeneğini hazırlayarak yerleştirip gömdüğünü söyleyen Hilmi B., şunları anlattı:
“Yaklaşık bir hafta kadar yol üzerinden geçecek askeri araçları beklemiş. Yağmur yağınca tüp içeresine hazırlanan düzeneği almak için yola inerken bir askeri birliğin tüpü ve düzeneği bulunduğu yerden çıkarmaya çalıştıklarını görmüş.
Telsiz kumandalı olan tüpü patlatmaya çalışmış. Ancak askerler daha önce düzeneği etkisiz hale getirdiği için eylemi gerçekleştirememiş.
Bir başka gün ‘Sekeft-Mardin’ kod adlı örgüt mensubu ile birlikte askeri birliklerin geçişi sırasında patlatılmak üzere piknik tüpü üzerine C-4 ve fünye yerleştirdik. İki terörist düzeneği Yolgüden Köyü'ne gömmeye gitti. Düzeneği yola döşedikten sonra 3 gün civarında beklemişler ve 2005 yılının Ekim aylarında askeri birlik, yoldan geçmekteyken gömdükleri bomba düzeneğini patlatmışlar.
Eylemi gerçekleştirdiklerini ve patlamanın askeri aracın arka tarafında hasar meydana getirdiğini, çok sayıda yaralı olduğunu anlattılar.
Bu tip hazırlanan bombalar, genelde ses getirici eylemlerde, saklandıkları yerden çıkartılarak kullanılır. Yaylıdere’de 25 kilo C-4, B-7 Roketatar, 1 kanas, 1 Bixi ağır silahlar, patlayıcı madde, korteks ve 100 kadar fünye bulunmaktadır.''
http://www.milliyet.com.tr/2007/06/13/son/sontur30.asp |
`
çakalın biri nasıl yaptıklarını anlatmış..
|
 |
alimemo
|
 |
Necmettin K.
16 yıl önce - Cum 15 Hzr 2007, 19:23
Bütün yolları 50m genişliğinde beton asfalttan da yapsanız yine bir şekilde mayınlı veya mayınsız saldırılar olacaktır.
Teröristle eğirim ve öğretim yapmakla sorumlu öğrenci arasında mantık açısından hiçbir fark yoktur.
Hergün sabah arkadaşlarına anlatacağı yeni fıkra veya muzurluklarla güne başlayan öğrenci gibi, teröristler hergün güne yeni bir eylem fikri ile başlarlar.
Onların yasaya uyduracağı talimat ve genelgeleri yoktur. Çok acil bir durumda yapılması gerekeni ödenek yokluğundan yapamayan kamu kurumları gibi çalışmazlar. Bombayı satın alamazlarsa bombayı yapacak fikri ve yapanı bulurlar.
Bomba bulamadıkları zaman lpg bayisinin tüplerini kullanırlar.
Önemli olan terörizmle nasıl mücadele edileceğini bilmektir.
Şehir merkezlerinde çoluğun çocuğun haraç aldığı bir dönemde mücadele yapmak için önce kararlı ve akıllı olmanız gerekir.
Polis teşkilatına bir dokunun bin mi, yoksa bir milyon mu ah işiteceksiniz.
Bu insanlar dağda ve şehirlerde nasıl barınmaktadırlar?
Bulunduğu çukurda aç ve ongüne yakın birşey yemeden mayını patlatmak için bekleyen sabrı, hangi terörle mücadele mantığı ile açıklayabilirsiniz?
Onları ele geçirmek için ongünlerce kıpırdamadan sabredecek azimli ve kararlı yönetim kademeleri olmadıkça mücadele başarılı olamaz.
Terör devleti asla yenemez. Ancak onu yıllarca meşgul eder. Terör, babanın özürlü evladıdır, ne tatile gider, ne de babanın gitmesine izin verir.
|
 |
Aktoprak
16 yıl önce - Cmt 16 Hzr 2007, 04:42
| Alıntı: |
Bütün yolları 50m genişliğinde beton asfalttan da yapsanız yine bir şekilde mayınlı veya mayınsız saldırılar olacaktır.
|
Saldırılarında bildiğimiz mayınları kullanmıyor çünkü bu soysuzlar,lpg tüpleri,muhtelif patlayıcılarla destekleniyor ve yol kenarına yerleştiriliyor altına değil
|
 |
hakan1616
16 yıl önce - Cmt 23 Hzr 2007, 19:55
Mayınlar ve mayın temizleme çalışmalarıyla ilgili çok değişik bilgilere sahip olabiliriz düşüncesiyle, bir kadın gazeteciye gönderilen bir yazıyı burada paylaşmak istiyorum.
Kendilerini; ''Savunma ve BT sektörlerinde global çözümler sunan bir bilişim ve sistem şirketi.'' şeklinde tanıtan bu firmanın kaleme aldığı yazısındaki önemli noktaları paylaşmak istedim.
| Alıntı: |
Uzmanlık alanımız Elektronik Harp ve Komuta Kontrol Sistemleri. Özellikle radar karıştırma, tespit etme.
Konuya gelebilirim. Her gün verdiğimiz şehitler canımızı acıtıyor. Değerli Türk büyükleri bu konunun önemini yeni anladılar, şehit sayısı arttı diye. Bakın ABD’nin Vietnam’da SA-2 füzelerine karşı verdiği uçak kayıpları can acıtmaya başlayınca hemen savunma endüstrisinin temsilcilerini toplamışlar ve kara tahta üzerine isteklerini yazmışlar. Gidin bunu araştırın ve çözüm bulun, kara tahtanın da fotoğrafını çekip bu da sözleşmeniz demişler. 6 ay sonra SA-2 füzesi atıldığında pilot kulaklığına ton (ses) veren sistem ile çıkmışlar ortaya ve böylece pilotlar ikaz alıp manevra ve Chaff ile kurtulmuşlar. Uçak kayıpları önemli ölçüde azalmış. SA-2 radarının kod adı da “Fan Song” diye kalmış. |
| Alıntı: |
| Şimdi mayınlara karşı şifre çözücü “Jammer (Karıştırıcı)” alacaklarmış. Yurt dışından getirecekler ama zaten PKK sefillerine bu mayınları verenler sizin “Jammer” alacağınız kişiler. Kendi kabiliyetlerinizi -milli uzmanlarınızı- kullanmazsanız sonuç sadece yabancı dostlarımıza para kazandırmak olur.. Bu ülkenin uzmanları derhal gereğini yapmak için görevlendirilmelidir. |
''Yazar birazda şirketin reklamını yapmış'' şeklinde düşünmedim değil. Gazetede çıkan bu yazının tamamı umarım ilgililer tarafından kaale alınıp hemen gerekli çalışmalara başlanmıştır. pkk'nın en çok kullandığı silahın mayın olduğu herkesçe biliniyor.
Fazla yer kaplamaması için yazının tümünü buraya iliştirmedim.
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=81481,10,5
Adı geçen şirketin www.havelsan.com.tr sayfasına girip, ülke güvenliğiyle ilgili çok çeşitli bilgilere ulaşabilirsiniz.
|
 |
Kemal Bayır
16 yıl önce - Cmt 23 Hzr 2007, 20:14
Mayın konusu farklı boyutlara kayıyor.
Başlık, Türkiye Cumhuriyeti tarafından sınır boylarına zamanında kaçakçılığı
önlemek için konmuş mayınlar. Teröristlerin kullandığı mayınlar değil.
Bölge insanı, çoluk çocuk zaman zaman bu mayınlardan, hiçbir artniyet
olmaksızın zarar görmekte ve o alanlar kullanım dışı kalarak atıllığını sürdürmektedir.
Teröristlerin, kendi güvenlikleri açısından yuvalandıkları yerlerin çevresine veya
zarar vermek istedikleri birimlerin geçiş yollarına döşedikleri mayınların temizlenmesi
için zaten sorgu sual etmeye, bu forumda tartışmaya gerek yok.
Ve bahsedildiği gibi teröristler, her çeşit zarar verici unsurları kullanırlar,
bunu sadece mayın olarak görmek yanlış olur.
Konu başlığı kapsamında devam edebilir miyiz ?
|
 |
Reklamesut
16 yıl önce - Sal 07 Ağu 2007, 13:10
Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde, Habur sınır kapısına alternatif olarak yeni bir sınır kapısı açıldı. Çalışmalar çerçevesinde 2 ay içerisinde 7 dönümlük mayınlı arazi fünyeyle patlatma yöntemiyle temizlendi.
http://www.ntvmsnbc.com/news/416393.asp
|
 |
Ufuk Y.
|
 |
Engin
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|