1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Turgay34
14 yıl önce - Cum 23 Oca 2009, 17:35
Bâb-ı Âli Baskını
Bugün askeri darbelerin belki de ilki olan Bâb-ı Âli Baskını'nın üzerinden 96 yıl geçti. Türkiye'nin Ergenekon davasına kilitlendiği bu günlerde belki bir ibret vesikası olması dileğiyle hatırlamakta fayda vardır diye düşündüm. Buyurun beraber hatırlayalım;
Bâb-ı Âli baskını, İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından 23 Ocak 1913 günü düzenlenen askeri darbedir.
23 Ocak 1913 günü Enver Paşa ve İttihatçı fedailerden Yakub Cemil'in başı çektiği grup, cemiyetin Nuruosmaniye'deki merkezinden ata binerek Babıali'ye yöneldi. Bu arada Talat Paşa da bir grup ittihatçıyla Babıali'ye gitmişti. Ayrıca Babıali binası civarındaki önemli noktalara altmış kadar İttihatçı yerleştirilmişti. Yol boyunca toplanan halkın da katılımyla ellerinde bayraklarla tekbir getiren kalabalık Babıali'ye vardı.
Kabine toplantı halindeyken Enver Paşa ve yanındakiler Babıali'ye girdiler. Sadaret (Başbakanlık) yaveri Ohrili Nafiz Bey müdahale etmek istediyse de öldürüldü. Harbiye nazırının yaveri Kıbrıslızade Tevfik Bey de vuruldu. Bu arada Tevfik Bey'in tabancasından çıkan kurşunla ittihatçılardan Mustafa Necip öldü. Vurulanlar arasında kapıyı bekleyen polis komiseri Celal Bey'de vardı. Harbiye Nazırı Müşir Nazım Paşa gürültü üzerine kabine toplantısından balkona çıkıp baskıncılara karşı direnip ne oluyor demeye kalmadan Yakub Cemil tarafından alnından vuruldu. Silah sesleri üzerine kabine üyeleri dağılmıştı. Enver Paşa, Sadrazam Kıbrıslı Mehmet Kamil Paşa'nın makamına zorla girip, kafasına tabanca dayayıp, sert bir ifadeyle milletin kendisini istemediğini ve istifa etmesi gerektiğini bildirdi. Kamil Paşa asker tarafından gelen teklif üzerine isitifaya mecbur kaldığını padişaha hitaben yazdı. İttihatçılar buna ahali sözcüğünü de ilave ettirdiler. Böylece istifa gerekçesi ahali ve asker tarafından gelen teklife dönüştü. Bu sırada İttihatçılarin ünlü hatiplerinden Ömer Naci ve Ömer Seyfettin Babıali önünde toplanan kalabalığı çoşturuyor.Yaşasın Millet!.. Yaşasın İttihat ve Terakki! diye bağırtıyordu.
Kısa sürede İstanbul İttihatçıların denetimine geçti. Padişah V. Mehmet (Reşad) İttihatçıların isteği üzerine Mahmut Şevket Paşa'yı kabineyi kurmakla görevlendirdi. Böylece iktidar tekrar ittihatçılara geçti. Aynı gece Cemal Paşa İstanbul muhafızlığını, Azmi Bey polis müdürlüğünü ve Halil Kut merkez kumandanlığını ele geçirdiler. Talat Paşa dahiliye nazırı vekili unvanını kullanarak vilayetlere çektiği telgrafta Kamil Paşa hükümetinin, Edirne vilayetini tamamen ve Ege adalarını kısmen düşmana bıraktığını ve bu kararını sorumsuz bir meclise tasdik ettirdiğini kaydediyor ve bu nedenle milli galeyan sonucu devrildiğini bildiriyordu.
Kurulan yeni hükümet Ali Kemal ve Rıza Nur gibi muhalifleri tutukladı. Sadrazam Kıbrıslı Mehmet Kamil Paşa, Şeyhülislam Cemaleddin Efendi, Maliye Nazırı Abdurrahman Bey ve Dahiliye Nazırı Reşid Bey ülke dışına çıkarıldılar.Savaşa girmek ve savaşı beceriksizce yönetmek gerekçesiyle Gazi Ahmet Muhtar Paşa ve Kıbrıslı Mehmet Kamil Paşa kabineleri aleyhine soruşturma açıldı.
Darbe cephede pek değişikliğe neden olmadı. 30 Mayıs 1913 günlü Londra Antlaşması'yla Edirne Bulgaristan'a geçti. Ağır barış koşulları kabul edildi.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bab%C4%B1ali_Bask%C4%B1n%C4%B1
En son Turgay34 tarafından Cmt 24 Oca 2009, 06:18 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Turgay34
13 yıl önce - Sal 01 Eyl 2009, 18:24
Bab-ı Ali Baskınını gerçekleştiren Enver Paşa.
23 Ocak 1913'te gerçekleştirilen Bab-ı Ali Baskını..
Bab-ı Ali baskını sonrası hükümeti kuran Mahmut Şevket Paşa da Beyazıt'ta uğradığı bir suikast sonucu 11 Haziran 1913'te öldürülmüştü.
|
 |
mehmet ÇİMEN
13 yıl önce - Sal 01 Eyl 2009, 18:39
Darbeler ne ilki ile ne sonu ile ülkenin hiç bir zaman hayrına olmamıştır.Darbeci zihniyetin aslında bu ülkeye özür borcu vardır ve yüce türk milletinden özür dilemelidirler..
Temennimiz demokrasinin heryerde eşit olarak hüküm sürmesi ve darbeci zihniyetlerin ise el koymayı düşündükleri iktidar koltuğunu legal yollardan(seçimle)elde etmesidir..
En son mehmet ÇİMEN tarafından Çrş 02 Eyl 2009, 12:35 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Bugra Targan Ucbey
13 yıl önce - Sal 01 Eyl 2009, 18:40
Darbenin en kötüsü kafaya yenilendir
Eser kalır Allah muhafaza.
Onun için akıllı uslu oturmak gerekir,akıllı olana kimse karışmaz.
|
 |
Uğur1
13 yıl önce - Sal 01 Eyl 2009, 23:11
| Alıntı: |
Darbe cephede pek değişikliğe neden olmadı. 30 Mayıs 1913 günlü Londra Antlaşması'yla Edirne Bulgaristan'a geçti. Ağır barış koşulları kabul edildi.
|
Yanlış bilgi..
Babıali baskınından sonra Balkanlarda Edirne ve Kırklarelini aldık..
Ayrıca açıkça irdelenmesi gereken husus da şu..
BabıAli baskınından önce 31 Mart Vakası vardı, 31 Mart da bir darbe değil miydi? Yani orada vurulanlar kimdi? Onlar da darbe ile gelmemişler miydi? Vurulanlar da vuranlar da İttihatçılar değil miydi?
|
 |
Kerim Besler
13 yıl önce - Sal 01 Eyl 2009, 23:32
Mesrutiyetin ilanindan sonra...
Mesrutiyetin ilanindan sonra yani tarihimizde millet iradesinin yonetime istirak etmesinin ardindan, henuz milletimiz demokrasiyi yonetime katilmayi tam manasi ile idrak edemediginden surekli ulkenin gelecegini dusunenlerin desteginde devletin gercek koruyuculari her zaman yonetime mudahil olmustur.
Gercekten de bir ulkenin yonetimi, ciddi bir disiplinden gecmemis, ciddi bir gelecek kaygisi olmayan genis halk kitlelerinin eline birakilacak kadar basit bir is degildir.
Ulke yonetimi hele hele de Turkiye gibi tum dunyanin ruyasini susleyen cografyanin hakimi olan bir ulkenin yonetimi gunluk cikar ve beklentiler gayesiyle oy kullanan genis halk kesimlerinin eline birakilamaz.
Bu bakimdan devletimizin gercek malikleri, yani bu ulke icin karar almayi haketmis kisiler denetiminde cagdas medeniyetin gostergesi olan demokrasi mumkun oldugu olcude uygulana gelmistir.
Bazen toplum yanlislikla yanlis kisileri iktidara tasimistir. Belki toplum bu kesimleri iktidara getirirken degisik vaadlerle kandirilmis ve sozkonusu kesimler milletten aldiklari iktidar gucunu kendi emelleri dogrultusunda kullanmislardir. Bu durumda ulkemizde RECALL sistemi de mevcut olmadigindan maalesef her seferinde (ortalama 10 yilda bir) devletin gercek sahipleri DARBECI olarak suclanmayi goze alarak ulke gelecegi icin uzerlerine dusen regulasyon vazifesini ifa etmislerdir.
| Alıntı: |
Bugra Targan Ucbey
Darbenin en kötüsü kafaya yenilendir
Eser kalır Allah muhafaza.
Onun için akıllı uslu oturmak gerekir,akıllı olana kimse karışmaz. |
Arkadasin da soyledigi gibi akilli durmak lazim. Sonucta millet belki bugun guven duyarak sizi iktidara getirmis olabilir ancak akilli olmakta fayda var. Bir sonraki secimde milletin sizi cezalandirmasina firsat vermeden cezanizi bulabilirsiniz. Iktidara talip olan her siyasetci yonetim sinirlarini bilmekle mukelleftir. Temsili demokrasi sadece Temsili bir Yonetimi mumkun kilmaktadir. Temsilen...
Boyle dusunenler de var ne yapalim dusuncenin sonu yok... Bir bakiyorsun sonunda kendini bile tanimaz oluyorsun...
|
 |
Mehmet Kasım
13 yıl önce - Çrş 02 Eyl 2009, 00:48
İLK DARBE BAB-I ALİ BASKINI OLAMAZ. O darbeden önce Abdülazizin elleri kesilerek katledilmesi darbesi vardı. Ondan önce de Genç Osman'a yapılan askeri darbe vardı.
Kronoloji önemlidir.
[ Başlık, açan üyemizin isteği ile değiştirilmiştir. Atilla Dündar - Çrş 02 Eyl 2009 10:20 ]
|
 |
veli küçükayvaz
13 yıl önce - Çrş 02 Eyl 2009, 10:25
| Alıntı: |
| İlk Darbe; Bâb-ı Âli Baskını |
Bu başlık yanlıştır.
İçinde "Bâb-ı Âli Baskını" ve "Darbe" sözcüklerinin bulunduğu bir başlık açılmak isteniyorsa,
"Osmanlı'daki son darbe " daha gerçekçidir.
|
 |
Turgay34
13 yıl önce - Çrş 02 Eyl 2009, 11:17
Arkadaşların geç de olsa (başlık 9 aydır burada duruyordu..) bu konuya eğilmeleri ve hassasiyetlerini ifade etmeleri, başlıktaki yanlışlığın farkedilmesi memnuniyet verici.. Başlık bu istikamette değiştirilmiştir.
Konuya gelirsek; doğrudur, Babı ali baskını ne ilk ne de son askeri darbedir. Tarihimize bakarsak onlarca askeri darbeyle karşılaşırız.. Şimdiki genelkurmay başkanları yerine Osmanlı'da zamanın yeniçeri ağalarının isyanları ve bu isyanların neticesinde birçok padişahın, sadrazamın ve diğer sivil zevatın görevlerinden uzaklaştırıldığını zaman zaman canlarını da verdiklerini görüyoruz. Aşağı yukarı bütün padişahlar bu gerçekle yüzleşmek durumunda kalmışlardır. Ama mesela Fatih gibi, Yavuz gibi, Kanuni gibi, 4.Murat gibi nisbeten daha dirayetli padişahlara fazla diş geçirememişlerdir. O bakımdan yeniçeri isyanları/darbeler bizim hiç te yabancı olmadığımız bir husustur.
İttihatçılar ise bunu tamamen alenîye dökerek milletin devlete olan güvenini, hele milletin ordusuna olan itimadını tamamen sarsmıştır. Sultan 2. Abdülhamit Han'ı bir askeri isyanla önce yetkilerini alarak, sonra da 31 Mart vakası bahanesiyle indirerek ele geçirdikleri iktidarlarını yine kan dökerek sürdürmüşlerdir. Sultan 2. Abdülhamid Han'ın elinde tüm imkanlar varken, ordunun büyük kısmı kendisine bağlıyken, bir avuç çapulcudan müteşekkil Hareket ordusuna karşı çıkmaması, kardeş kanının dökülmesine mani olmak içindir. Ama ne yazık ki, sonraki yıllarda İttihatçılar'ın İmparatorluğun ocağına incir ağacı dikmesinin yanında Çanakkale'de, Sarıkamış'ta, Yemen'de, Galiçya'da, Balkanlar'da, Filistin'de milyonlarca müslüman kanının oluk gibi akması neticesi ortaya çıkmıştır. Koca imparatorluk maalesef 5-10 sene içinde yerle yeksan edilmiştir..
Babı ali baskını da güpegündüz halkın bakışları arasında gerçekleşmiş, ortalık yerde birçok üst düzey insan öldürülmüş, sadrazama silah zoruyla istifa mektubu imzalatılmıştır.. Günümüzde de bunların devamı mahiyetinde ittihatçılar/darbeciler/çağdaş yeniçeriler/ergenekoncular eksik değildir.. Sultan Abdülaziz cinayeti de yukarıda bahsettiğim darbelerin en fecâatlilerinden birisidir.. Zaten sorumlularını cennetmekan Sultan Abdülhamit Han'ın kurduğu Yıldız Mahkemelerinde suçlarını ikrar/itiraf etmişlerdir. Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa o suikast şebekesinin başıdır.. Günümüze gelirsek, darbelerin ve darbecilerin tekrar "faal" hale gelmesinin önüne geçmek, dirayetli, kararlı ve cesur siyasetçiler ile seçtiklerini ortada bırakmayacak bir halk sayesinde olacaktır. Zira darbecilerin tek korktukları halktır..
|
 |
Ümmühan Zeynep
13 yıl önce - Çrş 02 Eyl 2009, 11:55
| Alıntı: |
| bir avuç çapulcudan müteşekkil Hareket ordusuna karşı çıkmaması |
Hani şu Mustafa Kemal'in kurmay başkanlığını yaptığı ordu mu oluyor bu bir avuç çapulcudan müteşekkil ordu?
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|