Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 21
İsmail Kılıçaslan
1 yıl önce - Çrş 12 Oca 2022, 09:21

Alıntı:
Tarihimizin hiçbir safhasında olmayan, hep batıyı eleştirdiğimiz ve bu konuda kihosgörümüz ile kendimizle övündüğümüz Irkçılık zehri artık bizim milletimizin de damarlarında dolaşıyor. Maalesef bu hastalığa toplumumuzda yakalandı. Bir takım siyasilerin ve ideolojik saplantılı kişilerin kışkırtmaları ile artık ırkçılık konusunda batıdan bir farkımız kalmadı. Hoşgörümüzü, mermahetimizi, efendiliğimizi yitird


Kişi bazında Türkiye'de ırkçı var, ama parti yahut sivil toplum kuruluşu olarak yok.
Ümit Özdağ ve Bolu Belediye Başkanı şimdilik başı çekenler


murad22
1 yıl önce - Çrş 12 Oca 2022, 09:54



Seyhanlı
1 yıl önce - Cum 14 Oca 2022, 16:32



BJK 5106
1 yıl önce - Pts 21 Mar 2022, 21:18

Alıntı:
Avusturya'da 20 yılı aşkın süredir ırkçı saldırıları kayıt altına alan, Irkçılık Karşıtı Çalışma ve Sivil Tepki (ZARA) sivil toplum kuruluşu, "2021 Irkçılık Raporu'nu" yayımladı.

Rapora göre Kovid-19 kısıtlamalarının sosyal yaşamın birçok alanında etkili olduğu 2021'de, 1977 ırkçı saldırı yaşandı.

Çevirim içi ırkçılık hız kesmeden sürdü


İnternet, 1117 ile ırkçı saldırıların kendine en çok yer bulduğu mecra oldu. Çevirim içi platformlardaki ırkçı saldırılar geçen yılki toplam vakaların yaklaşık yüzde 56'sına tekabül etti.

Irkçı saldırıların en çok yapıldığı ikinci yer ise 273 ile kamuya açık alanlar oldu.

Ülkede geçen yıl eğlence ve hizmet sektöründe 185, kamu kurum ve kuruluşlarında 112, çalışma hayatında ise 104 ırkçı saldırı yaşandı.

Polisin ırkçı tutumunda artış


Güvenlik birimlerinin 102 ırkçı tutumda bulunduğu kaydedilen raporda, yazılı ve görsel basın ile siyasette 84 ırkçı ve nefret içerikli söylem ve eylem tespit edildi.

Raporda, kamuya açık alanlarda kadınların erkeklerden iki kat daha fazla ırkçılığa maruz kaldığına işaret edilirken mağdurların yalnız yüzde 22'sinin ırkçı saldırıya uğradıkları için ZARA'ya başvurduğuna, kayıt altına alınan vakaların büyük çoğunluğunun üçüncü kişiler tarafından bildirildiğine dikkat çekildi.

Müslümanlara yönelik polis şiddeti


Bu yılki raporda yapısal ve kurumsal ırkçılığa odaklanıldığı bildirilerek, 9 Kasım 2020'de aralarında akademisyen Prof. Dr. Farid Hafez'in de bulunduğu ve kamuoyunun yakından tanıdığı 30 Müslüman aktivistle akademisyene yönelik polisin orantısız şiddete başvurduğu operasyonlar kurumsal ırkçılığa örnek olarak gösterildi.

ZARA yöneticisi Fiorentina Azizi-Hacker, rapora ilişkin değerlendirmelerin aktarıldığı basın toplantısında yaptığı konuşmada, bu yılki raporda odaklanılan yapısal ırkçılıktan bir sistemin kastedildiğini, bu sistemin, beyaz olarak algılanan insanlara sürekli olarak ayrıcalık tanırken bu kategoriye girmeyen diğer tüm insanları ise dezavantajlı kıldığının altını çizdi.

Hacker, "Yapısal ırkçılık, hepimizin içinde büyüdüğü ve yaşadığı sosyal, ekonomik ve politik sistemlerimizin bir parçasıdır. Böylece düşünme ve konuşma şeklimiz, tutum ve eylemlerimiz üzerinde kalıcı bir etkisi olabilir." diye konuştu.

"Sistemli Irkçılık"


Irkçılığın bir sisteme sahip olduğunu belirten Hacker, 2021 raporunda bu durumu işaret eden örneklere değindi.

Hacker, "Eğer siyahi bir öğrenci, eğitimi kapsamında bir iş yerinde staj başvurusunda bulunuyor ve herhangi bir gerekçe gösterilmeden iş görüşmesine çağrılmıyorsa, aynı sınıftan beyaz arkadaşları staj için söz konusu iş yerine davet ediliyorsa, bu ırkçılığın bir sisteme sahip olduğunun açık göstergesidir." ifadesini kullandı.

Programa konuşmacı olarak katılan Georgetown Üniversitesinden Prof. Dr. Farid Hafez da yaklaşık bir buçuk yıl önce "sözde terörle mücadele" gerekçesiyle polisin orantısız şiddeti ve savcılığın gerçek dışı iddiaları nedeniyle yaşadığı mağduriyetin gölgesinde yapısal ve kurumsal ırkçılığı anlattı.

Hafez, "Operasyon Lüxor" adı verilen polis baskılarında planlı bir şekilde orantısız güce başvurulduğunu belirterek, özellikle söz konusu operasyon kapsamında yapılan sorgularda herhangi bir terör eylemi ya da işlenmiş bir suça yönelik soruların yöneltilmediğini, daha ziyade başörtüsü yasağı, camilerin kapatılması gibi konular hakkında sorulara muhatap olunduğunu dile getirdi.

"Siyasal İslam'la kastedilen, aşağı yukarı İslam'ın kendisi"


Söz konusu polis baskınlarının "sözde siyasal İslam'la" mücadele kapsamında yapıldığını kaydeden Hafez, yalnız polis baskınları değil, hükümetin siyasal İslam'la mücadele adı altında attığı bütün adımlarda doğrudan İslam ve Müslümanları hedef alındığını vurgulayarak, "Sözde siyasal İslam'la kastedilen, aşağı yukarı İslam'ın kendisi." ifadesini kullandı.

Hafez, söz konusu olaydan kısa süre sonra Avusturya dışında yaşamaya başladığını, bu program için iki gün önce Viyana'ya ailesiyle geldiğini belirterek, operasyon gecesi polisin uyguladığı şiddetin izlerinin çocuklarının hafızasından silinmediğini söyledi.

"Viyana'ya geldiğimiz günün gecesinde kızım çok duygusal bir şekilde yanıma geldi ve 'özel harekat polislerinin yine evimize baskın yapmalarından korktuğunu' söyledi." diye konuşan Hafez, yaklaşık bir buçuk yıl önce yaşanan polis şiddetinin kızının psikolojisinde oluşturduğu travmaya dikkati çekti. 🔗( AA)




Almanya'da aşırı sağcıların işlediği suçlar yüksek seviyede seyrediyor

Ülkede, 2021'de, aşırı sağcıların işlediği suçların sayısı 21 bin 514 olurken camilere ve Müslümanlara yönelik 662 suç işlendi.
Alıntı:
AA muhabiri, "21 Mart Uluslararası Irkçılıkla Mücadele Günü" vesilesiyle aşırı sağcıların işlediği suçlara ilişkin Federal Meclis'e sunulan soru önergelerine hükümetin verdiği cevaplardaki ve Federal Kriminal Dairesi'nin hazırladığı raporlardaki verileri derledi.

Aşırı sağcıların, Almanya'da 2017'de 20 bin 520, 2018'de 20 bin 431 ve 2019'da 22 bin 342 suç işlediği kayda geçti.

2020'de 23 bin 604'e yükselerek rekora ulaşan aşırı sağcıların işlediği suç sayısı, 2021'de 21 bin 514 olarak belirlendi.

Konuya ilişkin nihai raporun gelecek aylarda Federal Suç Dairesi tarafından açıklanacak olmasından dolayı henüz bildirilmeyen vakaların da eklenmesiyle bu rakamın 2020'deki seviyeye ulaşabileceği ifade ediliyor.

Söz konusu suçların önemli bir bölümü, propaganda suçu olarak kayıtlara geçerken 2021'de aşırı sağcılar 1020 şiddet olayı gerçekleştirdi.

Aşırı sağcıların işlediği 332 şiddet suçu, Ocak-Haziran 2021 döneminde kayıtlara geçerken bu sayı, eylül sonunda 623'e, yıl sonunda da 1020'ye çıktı.

"İslam düşmanı suçlar"

Almanya'da 2021'de, camilere ve Müslümanlara karşı 662 suç işlendi.

"İslam düşmanı suçlar" kapsamında 2021'in ilk çeyreğinde 113, ikinci çeyreğinde 188, üçüncü çeyreğinde 190 ve dördüncü çeyreğinde 171 suç kayıtlara geçti.

Bunlar hakaret, halkı kışkırtma, adam yaralama, tehdit, mala zarar verme, tahkir ve anayasaya aykırı semboller kullanma gibi suçlar olarak sıralanıyor.

Müslümanlara yönelik saldırılar kapsamında 1'i ağır 16 kişi yaralanırken geçen yıl 46 camiye yönelik saldırı düzenlendi.

Uzmanlar, çoğu kişinin şikayette bulunmaması ve henüz nihai raporun hazır olmaması nedeniyle birçok suçun kayda geçmediğini ve gerçek sayıların daha yüksek olabileceğini belirtiyor.

Antisemitizm 2021'de rekor seviyede

Almanya'da "Yahudi düşmanı suçlar" da şimdiye kadar en yüksek seviye ulaştı.

Ülkede 2021'de 3 bin 28 "Yahudi düşmanı" saldırı gerçekleşti. Bu bağlamda 63 şiddet olayı yaşanırken en az 24 kişi yaralandı.

2020'de 2 bin 275, 2019'da 2 bin 32, 2018'de 1799 ve 2017'de 1504 "Yahudi düşmanı" saldırı gerçekleşmişti.

"Yabancı düşmanı suçlar"

Almanya'da yabancılara yönelik işlenen suçlarda da 4 yıldan beri artış görülüyor.

2018'de 3 bin120, 2019'da 3 bin 311 ve 2020'de 3 bin 827 "yabancı düşmanı suç" kayda geçerken bu sayı 2021'de 3 bin 937'ye yükseldi.

Ülkede 2022 yılında da aşırı sağcıların işlediği suçlar ve saldırılar davam etti.

Alman İçişleri Bakanlığı'nın Sol Parti'nin soru önergesine verdiği cevaba göre Ocak 2022'de aşırı sağcılar 794 suç işledi.

Bunların 39'unun şiddet eylemi olarak kayıtlara geçtiği, işlenen suçların büyük bölümünün propaganda, halkı kışkırtma ve hakaret etme suçlarından oluştuğu ifade edildi.

Ocakta 12 "İslam düşmanı" suç işlenirken ayrıca 86 "Yahudi düşmanı" ve 204 "yabancı düşmanı" suç, kayda geçti. 🔗(AA)




BJK 5106
1 yıl önce - Sal 29 Mar 2022, 01:44

Alıntı:
Söz konusu ödevde, Murat ve Ayşe'nin ormanda geçen hikayesinde, ormanda döner kebap aramasını konu eden bir metin yer alıyor. Metnin sonunda öğrencilerden 4 soruya yanıt vermeleri isteniyor.

Almanya'da avukatlık yapan Fatih Zingal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ön yargı ve klişelere hizmet eden ödevi eleştirerek bir öğretmenin öğrencilerine neden böyle bir ödev verme ihtiyacı hissettiğini merak ettiğini söyledi.

Daha önce de okullarda Türk ve yabancıları ötekileştiren ya da ırkçı ifadelerin yer aldığı ödevler verildiğini hatırlatan Zingal, Kuzey Ren Vestfalya (KRV) Eyaleti Eğitim Bakanı Yvonne Gebauer'in bu konuda açıklama yapmasını talep etti.

Avukat Zingal, "Irkçılık ve ayrımcılık içeren bütün ders malzemelerinin tekrar gözden geçirilmesi bir elzemdir. Çünkü bu ilk hadise değildir, son hadise de olmayacak. Birçok ders kitabında ırkçılık ve ayrımcılık mevcut. Özellikle Türkleri aşağılayan ifadeler yer aldığı için Eğitim Bakanlığının tüm ders materyallerini tekrar gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyoruz." dedi.

Türkiye'nin Düsseldorf Başkonsolosluğundan yapılan açıklamada da söz konusu olayın Eğitim Ataşeliği tarafından incelendiği ve konunun takipçisi olunacağı belirtildi. (Anadolu Ajansı)


Alıntı:
Ödev sosyal medyada paylaşılınca büyük tepki meydana gelirken, Duisburg Veliler Derneği, Kuzey Ren Vestfalya Eğitim Bakanı Yvonne Gebauer, Duisburg Eğitim Müdürlüğü ve dersin verildiği okul müdürlüğüne bir mektup gönderdi. Mektupta, okulun, veliler, öğrenci ve kamuoyundan açık özür dilemesi talep edilirken, bu tür ayrımcı ve kabul edilemez yaklaşımların karşılıklı güvenin ciddi olarak zedelenmesine neden olduğu hatırlatıldı.

Artan tepkiler sonrası, Krupp Lisesi Müdürü Benedikte Herrmann ile Müdür Yardımcısı Martin Goerlich ise okulun internet sayfasından açıklama yayınladı. Açıklamada, Krupp-Gymnasium’un her türlü ırkçılığa açık ve kararlı bir şekilde karşı olduğuna dikkat çekilriken, okulun, geçmişte olduğu gibi gelecekte de Avrupa’nın özgürlük ve çeşitlilik içinde birlik değerlerine bağlı kalacağı vurgulandı. (camiahaber.com)






Görsel uyarlamanın yapıldığı belirtilen Hansel ve Gretel masalından temsili.



BJK 5106
1 yıl önce - Sal 31 May 2022, 17:01



BJK 5106
1 yıl önce - Cum 03 Hzr 2022, 11:36

Alıntı:
Raporda, Müslüman karşıtı ırkçılığa maruz kalanların yüzde 69’nu kadınların, yüzde 26’nı erkeklerin oluşturduğu belirtildi. Buna karşı ırkçı saldırıların yaklaşık yüzde 77’sini erkekler, yüzde 22’sini ise kadınların gerçekleştirdiği kaydedildi.

Müslümanlara yönelik ırkçı ve nefret içerikli saldırıların yüzde 65,4 ile "en çok dijital platformlarda" yaşandığı aktarılan raporda, sosyal yaşamın çeşitli alanlarında ise bu oranın yüzde 34,6 olduğu bilgisi paylaşıldı.

Raporda, yaklaşık 700 bin Müslümanın yaşadığı ülkede geçen yıl 1061 ırkçı saldırının meydana geldiği bildirilerek, Müslümanların maruz kaldıkları saldırı türlerine de yer verildi. Buna göre, Müslümanlara yönelik nefret söylemi ve kışkırtma yüzde 78,5 ile ilk sırada yer aldı. Saldırıların yüzde 9,1’ini İslam ve Müslümanlara yönelik hakaretler, yüzde 2,4’ünü Müslümanlara ait mülklere verilen fiziki zararlar oluşturdu

Raporda, kayıt altına alınan vakalarda mağdurların yaklaşık yüzde 4’ünün sosyal yaşamın çeşitli alanlarında eşit muamele görmediğine dikkat çekilerek, polis tarafından kötü muameleye maruz bırakılmak, tehdit, psikolojik şiddet, fiziki taciz gibi diğer ırkçı saldırıların ise yüzde 6,2 seviyesinde olduğu bildirildi.

"Siyasetçilerin motivasyonu Müslümanları tehlike olarak göstermek"


Avusturya Müslümanlar için Dokümantasyon ve Danışmanlık Merkezi yetkilileri Rumeysa Dür-Kwieder ve Ümmü Selime Türe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2020’de 1400’ün üzerinde ırkçı saldırının kayıtlara geçtiğini ancak geçen yıl bu sayıda düşüş yaşandığını belirtti.

Sayıların gerilemesinin olumlu bir anlam taşımadığını, öncelikli nedenin Kovid-19 sınırlamaları nedeniyle bireylerin daha az sosyalleştiğini dile getiren Türe, bu nedenle ırkçı saldırıların çok çevirim içi platformlara taşındığını ifade etti.


Ülkede siyasilerin başvurduğu ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemin ırkçı yaklaşımların yaygınlaşmasına yol açtığını söyleyen Türe, "Siyasetçilerin ya da partilerin motivasyonu genellikle Müslümanları ötekileştirmek, tehlikeli olarak göstermek ve buna binaen yasalar oluşturmak." dedi.

Türe, bu doğrultuda son birkaç yılda iktidarın hayata geçirdiği düzenlemelere değinerek, Müslümanlara yönelik bir tür "fişleme" görevi üstlenen "Siyasal İslam Dokümantasyon Merkezinin" kurulduğunu ve son olarak da 60’ın üzerinde tanınmış Müslüman aktivist ve akademisyene yönelik terörle mücadele adı altında polisin orantısız şiddete başvurduğu "Luxor" adı verilen operasyonların yapıldığını anlattı.

"Siyasetçiler, çok rahatlıkla ırkçı söylemlerini dile getirebiliyor. Siyasetçilerin söylemlerinden ötürü sivil halk, Müslümanlara karşı saldırmak ya da ses çıkartma hususunda kendilerini daha güçlü hissediyor." diyen Türe, ülkede Müslümanlara yönelik ırkçılığın çok yönlü ve sistematik olduğunu aktardı.

Çalışmaları bütün siyasi partilerle paylaştıklarını belirten Türe, şunları kaydetti:

​​​​​​​"Siyasetçilerden buna karşı (Müslüman karşıtı ırkçılık) bir şey yapılmıyorsa, bu, problemi kabul etmemek anlamına geliyor ve birçok insanın hayatında yaşadığı zorlukları yok saymak oluyor. Avusturya’da bizim şöyle bir problemimiz var; sorunu yok saymaktan da ziyade Müslümanları tehlike olarak görüyorlar. Bu sorunun daha da büyümesine neden oluyor." (AA)







BJK 5106
1 yıl önce - Cmt 23 Tem 2022, 23:56

Alıntı:
22 Temmuz 2011’de Norveç en kanlı günlerinden birini yaşadı. Aşırı sağcı Anders Behring Breivik, önce öğle saatlerinde Oslo'da bakanlık binalarının önünde park ettiği patlayıcı dolu arabayı infilak ettirdi.

Yaklaşık iki saat sonra polis üniformasıyla Ütoya Adası'na geçti ve İşçi Partisi'nin yaz kampındaki gençleri otomatik silahla tarayarak öldürdü. Oslo'daki bombalama eyleminde 8, Ütoya'da ise 69 kişi ölmüş, 319 kişi yaralanmıştı.

Olay yerinde yakalanan Breivik ülkedeki en uzun hapis süresi olan 21 yılla cezalandırıldı.

Breivik, katliamdan sadece birkaç saat önce ‘2083 – Bir Avrupa Bağımsızlık Bildirgesi’ adıyla bin 500 sayfalık bir manifesto yayımladı. Yakın gelecekte Müslümanların Hristiyan Avrupa nüfusunun yarısını oluşturacağını ve en sonunda büyük bir çatışma çıkacağını iddia etti.


Yavuz Birinci
1 yıl önce - Sal 23 Ağu 2022, 17:21

Alıntı:

198O yillara kadar SSCB da irkçilik yoktu. Har kez denkti .TEK SOVİET halki vardi. Ondan sonra millatçilik başlandi va natica malum. SSCB yikildi.


Batı dünyası zaten SSCB'yi bu ırkçılık formülüyle yıktı

Osmanlı'yı da böyle yıkmışlardı


Gökhan Gök

1 yıl önce - Sal 23 Ağu 2022, 18:59



En son Gökhan Gök tarafından Sal 23 Ağu 2022, 19:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


sayfa 21
« önceki   123 ... 202122   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET