Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Murat Y.
14 yıl önce - Çrş 14 Oca 2009, 04:45
Sakarya - Adapazarı'nda yüksek kat sorunsalı


Depremden sonra Adapazarındaki yeni yapılara 2 kat şartı kondu. O gün bugündür, Sakarya merkezde heryere 2 kat hakim. Hatta bildiğim kadarıyla ayrıntısı da var. Bodrum-garaj+2 kat yada bodrumsuz 2 kat+çatı kat. Herşey iyi hoş güzel, vatandaşımızın can sağlığı düşünülüyor çok güzel. Ama bu olayda, şehir açısından ve şehircilik açısından çok garip bir hava yaratıyor. Sanki eski Amerikan kasabalarını andıran, 2 katlı yapılar ortaya çıkıyor. Bana kalırsa sırf bu sorun yüzünden büyükşehir havası koklanamıyor. Ayrıca zemini sağlam olan arazilere de, 2 katlı yapılar yapılmak zorunda kalınıyor. Gereksiz yere, fazla arazi kullanılıyor. Belki ileri de heryer dolacak, ormanlarda açılmak zorunda kalacak. Bu ve bunun gibi bir çok sebep var. Hala inatla 2 kat olmalı mı ki? Benim kanatim heryerde 2 kat değil de, zemin araştırmalarından çıkacak sonuçlara göre; yer yer kat sayısını belirlemek daha mantıklı olacak. Ayrıca Sakaryamızda da, göğsümüzü kabartacak bir Ataşehir tarzı residanslar ne zaman var olacak yada olabilecek mi, yada olmalı mı?
İlgilisi olan herkesin görüş ve düşüncelerini bekliyorum.






Bu konuyla alakalı; değerli hocalarımızın birinden, bir alıntı da ekleyeyim.

Alıntı:
YENİADA Gazetesi
"Adapazarı'na 40 katlı bina yapılır"
Sakarya Üniversitesi'nde görev yaptığı 1996 yılında Adapazarı'nda zemin etüdü araştırma başkanlığı yürüten İstanbul Kültür Üniversitesi İnşaat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Akın Önalp, Adapazarı'nda 40 Katlı bina yapılabileceği iddia etti.


Ben hocamıza, sağlam zemin + sağlam yapı şartıyla katılıyorum. 40'a bile..


Murat Y.
14 yıl önce - Çrş 14 Oca 2009, 05:05

Kimi kısım çevrelerde şiddetle karşı çıkıyor kat artırımı konusuna. Bunun müteahhitlere bir kıyak olduğu düşünülüyor. Belki haklı da olabilirler ama 2-3 katla nereye kadar..

Bu konu, Sakaryanın parlayan yıldızları Erenler ve Serdivan da iyice ayyuka çıkmıştı.
Alıntı:
Öztürk, deprem sonrası Erenler'e 2 kat sınırlaması getirildiği için, bir çok yatırımcının ilçelerine yatırım yapmaktan vazgeçtiğini anlattı. Son olarak 4 büyük firmanın ilçelerine yapacağı işmerkezi ve hastane gibi yatırımlardan vazgeçtiğinden dert yandı. Bunları anlatırken de, özellikle benim dikkatimi çekmek istediğini vurguladı.
Cavit Öztürk, basın toplantısında Erenler'de kat yüksekliğini 3'e çıkartan bazı bina krokileri de gösterdi. Bu krokilerde özetle bodrum olarak ayrılan bölüm kat haline getiriliyor. Bina yüksekliği 9 metreyi geçmeden, 3 kata çıkıyor. Ama yine bir çatı katı ilavesi de var. Böylece kat yüksekliği otomatik olarak 3.5, hatta 4 kata çıkmış gibi oluyor.
Cavit Öztürk, gerekli önlemler alındığında Erenler'in zemine 30 katlı bina yapılabileceğini anlattı. Hatta bu konuda Prof. Dr. Akın Önal'ın da aynı görüşte olduğunu anlattı.
Erenler Belediye Başkanı Cavit Öztürk ile kat yüksekliğinin arttırılması konusunda depremden bu yana görüşlerimiz birbirine uymaz.
Bunu basın mensubu arkadaşlar da bildiği için, Erenler Belediye Başkanı Cavit Öztürk konuşmasını bitirince topu bana attılar.
***
Ben yine de pek lafa girmek istemedim. Ama baktım Cavit başkan da bu açıklamalara karşı ne diyeceğimi bekliyor.
Ben depremden bu yana kat yüksekliği konusundaki görüşlerimin değişmediğini şöyle özetledim.
"Herşeyden önce yeterli önlemler uygulanarak kat yüksekliğinin arttırılmasında bir mahsur olmadığı yolundaki görüşler sözde kalıyor. Böyle bir zemine 30 katlı bina yapmak için zemin iyileştirmesine harcanacak para, binaya harcanacak paranın çok üzerinde. Bunu kim yapar?
Ayrıca geçmişte bunlar gerçek anlamda uygulanmadı.
Uygulansaydı, Adapazarı'nda 25 bin bina yıkılmaz. Bu enkazdan 2,5 milyon ton moloz çıkmazdı. İlimizdeki moloz miktarı, diğer deprem bölgelerinin tümünün toplamına eşit.
1967 yılındaki deprem sonrasında da Adapazarı'nda zemin etütleri yapıldı. Bayındırlık Bakanlığı'nın raporlarında tıpkı 99 depremi sonrasında olduğu gibi, bu zeminde en çok 2 katlı bina yapılabileceği öngörüldü.
Ancak daha sonra Bayındırlık Bakanlığı'nın bu öngörüsü, yarım kat, çatı katı, 4 kat, diyerek 7 kata kadar çıktı.
O zamandan bu yana inşaat tekniğinde hiçbir değişim olmadı. Ve depremde yıkılan 25 bin konutun projelerinde inşaat mühendislerinin imzası vardı.
Kat yüksekliği bir kez delindi mi bunun arkası gelir. Bunun faturası gelecekte çocuklarımıza çıkar.
Prof. Akın Önal'ın, bu zeminde gerekli şartlar oluştuğunda 30 katlı bina yapılabileceğinden söz ediyorsunuz. Aynı Akın Önal depremde yıkılan Elmas Otel'in zemin etütlerini yapan kişi.
Sayın başkan, Erenler'de 2 kat yasağı olduğu için bir sağlık kuruluşunun hastane yapmaktan vazgeçtiğini söylüyor. Erenler'e çok katlı hastane yapılmasına izin verilmesini istiyor. Ama buna karşılık aynı zeminde Adapazarı'na çok katlı hastane yapılmasına yasa izin vermiyor. Ve aylardır ihalesi yapıldığı, ödeneği hazır olduğu halde 400 yataklı hastane inşaatı bekliyor. "
Cavit Öztürk, bu görüşlerime şöyle bir karşılık verdi:
"Ben Erenler Belediye Başkanı olduğum sürece, kat yüksekliğinin öyle aman aman artmasına izin vermem. Benim istediğim 3 kata izin verilmesi."
Bunun üzerine hemen ekledim;
"Sayın başkan, ömür boyu Erenler Belediye Başkanı olacağını garanti et, benim için bir sorun kalmaz. Ama senden sonra gelecekler, bu yoldan gidip yine 6-7 katlı binaları dikerlerse ne olacak?"


Erenler Fay hattı ortadan kalktı
Deprem sonrası Bayındırlık Bakanlığı yaptığı zemin etütleri sonrasında, Erenler'de Değirmen Caddesi ve Akşemsettin Caddesi arasında kalan 1650 metre uzunluğunda, 50 metre genişliğindeki alanda fay hattı bulunduğunu belirlemiş ve 4 Temmuz 2000 tarihli jeolojik raporunda buraya yapılaşma yasağı getirmişti.
Erenler Belediye Başkanı Cavit Öztürk, deprem sonrası Erenler'in içinden geçen fay hattı ile ilgili yeni bir rapordan söz etti. Aynı yer ile ilgili olarak Bayındırlık Bakanlığı 03.11.2008 tarihinde hazırladığı bir rapor ile burada fay hattı olmadığının kesinlik kazandığını belirtmiş.
Bu raporda bana öyle aman aman inandırıcı gelmedi. Çünkü ben deprem sonrası gördüklerime inanıyorum. Depremi Adapazarı'nda yaşayan herkes, Erenler'de söz konusu bölgede çıplak gözle rahatlıkla farkedilen 2 ila 3 metre arasında fay çukuru oluştuğunu gördü, biliyor.
Bayındırlık Bakanlığı, daha önce kendi hazırladığı raporun aksine, burada ne kadar fay hattı yoktur diye rapor hazırlarsa hazırlasın beni inandıramaz.
Cavit Öztürk, Bayındırlık Bakanlığı tarafından ortadan kaldırılan fay hattının kavis çizerek gittiğini, fay hattının kavis çizemeyeceğini söylüyor.
Oysa deprem sonrası kentin birçok yerinde, fay hattının bir sa , bir sol kavis çizerek yıkımlara neden olduğunu yine hep biliyoruz. Örneğin Çark Caddesi'nde...
***
Tüm bunlara rağmen, ben Erenler Belediye Başkanı Cavit Öztürk'ün ilçesinde kat yüksekliğini arttırmak için verdiği mücadeleye saygı duyuyorum.
Saygı duymamın nedeni ise Cavit Öztürk hiç değilse çıkıp düşündüğünü açık açık olarak söylüyor. Yangından mal kaçırmaya çalışmıyor.
Bence Adapazarı'nın geleceği için bu konuda asıl tehlike, kat yüksekliğini sinsin sinsi kamuoyundan kaçırarak delmeyi düşünenlerdir.
http://www.sakaryayenigun.com/index.php?option=co ...Itemid=303


Sayın başkana katılmamak elde değil. Ayrıca şu sözleri de gerçekten dikkate değer..

_Öztürk, deprem sonrası Erenler'e 2 kat sınırlaması getirildiği için, bir çok yatırımcının ilçelerine yatırım yapmaktan vazgeçtiğini anlattı. Son olarak 4 büyük firmanın ilçelerine yapacağı işmerkezi ve hastane gibi yatırımlardan vazgeçtiğinden dert yandı.

_Herşeyden önce yeterli önlemler uygulanarak kat yüksekliğinin arttırılmasında bir mahsur olmadığı yolundaki görüşler sözde kalıyor. Böyle bir zemine 30 katlı bina yapmak için zemin iyileştirmesine harcanacak para, binaya harcanacak paranın çok üzerinde. Bunu kim yapar?

_1967 yılındaki deprem sonrasında da Adapazarı'nda zemin etütleri yapıldı. Bayındırlık Bakanlığı'nın raporlarında tıpkı 99 depremi sonrasında olduğu gibi, bu zeminde en çok 2 katlı bina yapılabileceği öngörüldü.
Ancak daha sonra Bayındırlık Bakanlığı'nın bu öngörüsü, yarım kat, çatı katı, 4 kat, diyerek 7 kata kadar çıktı.
O zamandan bu yana inşaat tekniğinde hiçbir değişim olmadı. Ve depremde yıkılan 25 bin konutun projelerinde inşaat mühendislerinin imzası vardı.


Necdet Cevahir
14 yıl önce - Çrş 14 Oca 2009, 05:17

Sadece Adapazarı'mızda değil, diğer bütün şehirlerde de güzel ve çevreye uyumlu yapıların olması en büyük dileğimiz. Hatta neden zemin ve şartlar uygunsa gökdelenler bile olmasın? Sizde yaşadığınız bölgede böyle binalar ve güzel düşünülmüş şehircilik örnekleri görmek isteğinizde son derece haklısınız. Hatta alıntı yaptığınız konuşmada, profesör bile bunun mümkün olduğunu söyledikten sonra bize pekte laf düşmez gibi..
Ancak hepimizin bildiği gibi Adapazarı ve civarı tarihte de birçok depremlere maruz kalmış, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın tam üzerinde ve bildiğimiz kadarıyla zemini oldukça kötü bir zemin. Eğer böyle bir uygulamaya gidildiyse, tarihten alınmış acı dersler var, onların tecrübesinde alınmıştır. Çok katlı binalar, bir şehre belki görünüm olarak çok estetik şeyler katabilir.. Ama hiçbirşey bu riske girmeye ve insan hayatı ile kumar oynamaya değmez bence.. Varsın Adapazarı'nın şehircilik görüntüsüde böyle ikişer katlı, ama düzenli ve temiz bir doku içersinde olsun. Yeterki temeller sağlam, binalar dayanıklı ve en azından içinde oturan insanların güven ve huzur içersinde oturabileceği binalar olsun..


muzaffer54
14 yıl önce - Cum 16 Oca 2009, 00:24

bence zemin saglam olduktan sonra cikilir adamlar japon tarafinda her gun sallandigi yerlerde 50 katli bina dikiyorlar bizim onlardan ne eksigimiz var bilmem bence 5 6 kat cikilir problemsiz yeterki herkez isini saglam yapsin

ibrahim Sen
14 yıl önce - Cum 16 Oca 2009, 01:22

Alıntı:
bence zemin saglam olduktan sonra cikilir adamlar japon tarafinda her gun sallandigi yerlerde 50 katli bina dikiyorlar bizim onlardan ne eksigimiz var bilmem bence 5 6 kat cikilir problemsiz yeterki herkez isini saglam yapsin

Japonlarla aramizdaki fark şu:Onlarin müteahitleri binalari yikilinca harakiri yaparak intihar ediyorlar.



ibrahim Sen
14 yıl önce - Cum 16 Oca 2009, 01:36

Alıntı:
Ancak hepimizin bildiği gibi Adapazarı ve civarı tarihte de birçok depremlere maruz kalmış, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın tam üzerinde ve bildiğimiz kadarıyla zemini oldukça kötü bir zemin. Eğer böyle bir uygulamaya gidildiyse, tarihten alınmış acı dersler var, onların tecrübesinde alınmıştır. Çok katlı binalar, bir şehre belki görünüm olarak çok estetik şeyler katabilir.. Ama hiçbirşey bu riske girmeye ve insan hayatı ile kumar oynamaya değmez bence.. Varsın Adapazarı'nın şehircilik görüntüsüde böyle ikişer katlı, ama düzenli ve temiz bir doku içersinde olsun. Yeterki temeller sağlam, binalar dayanıklı ve en azından içinde oturan insanların güven ve huzur içersinde oturabileceği binalar olsun..

Necdet beyin yorumuna aynen katılıyorum.

Tam deprem yaralarımız kabuk baglamak üzere iken birileri gene rant pesinde.Insan hayatı bu kadar ucuz olamaz,Adapazari bunun bedelini en agır şekilde iki kez ödedi.

Farzedelim cok katli binalara izin verildi,otopark ve diger sosyal ihtiyaclarida o rantiyeci müteahitler düsünüyorlarmi.Cebini doldurdumu hemen başka bir ranta.


can_ycln

13 yıl önce - Pzr 15 Mar 2009, 02:27

aslında adapazarına 200m nin üzerinde gökdelen bile yapılabilir.ama japonların ray sistemi kullanılması lazım.bu sistem türkiyede pek fazla uygulanmıyor.ama başarısını kanıtlamış.mesela örnek olarak izmit yahyakaptan.yahyakaptanın bulunduğu yer bataklık üzerinde hatta adapzarından bile berbat zeminli.ama orada japonların ray sistemi uygulandığı için 17 ağustosta o bölgede kimsenin burnu bile kanamamış.

Yakup Yavuz

13 yıl önce - Sal 07 Tem 2009, 03:30

işte benim anlatmak istediğimde bu zaten. Yapılan çarpık curpuk yeni sayılan güya 2 katlı binalar. ne bir estetiklik var ne birşey. Adam gibi yapıldığı taktirde yani en azından 5 katta ne olur ki . Ama anlatamıyorum ben bunu. Kendi mesleğim icabı diyorum çelik konstrüksiyon binalar zaten depremle felan kolayına yıkılmaz lakin işte düz mantık devrede...

HAKAN UZN

13 yıl önce - Çrş 23 Eyl 2009, 17:43

Adapazarı şehrinde yüksek katlı binaların olması veya yapılması kesinlikle uygun değildir. Çünkü Adapazarı, Türkiye'de 1. derece deprem bölgesinde olması ile beraber zeminide balçık bir yerdir. Bu durumda yüksek yapılı herhangi bir inşaat yapılması bu yüzden uygun değildir. Yani bina depreme karşı ne kadar sağlam yapılırsa yapılsın. Şiddetli deprem esnasında yıkılmasa bile bina ya yan yatar ya da olduğu yerde zeminle beraber aşağı doğru çöker.

17 Ağustos 1999 Marmara depreminde Adapazarı'nda yıkılan binaların çoğu ya çökmüştür ya da yan yatmıştır. Adapazarı'nda 17 Ağustos 1999 depreminde ayakta kalan bazı binaları biraz dikkatlice bakacak olursak, binanın ne kadar eğik olduğunu fark edeceksiniz. Yetkililer nedense hiç fark edemiyor.


Kazım Arslan

13 yıl önce - Pzr 13 Arl 2009, 22:48

Depremde fay hatti gördügüm kadariyla, evler alçak mi yoksa yüksek mi diye bakmamis.. Sapasaglam 4 katli bina, baska hiçbir hasar görmeden yanindaki binanin üzerine yaslanmis ya da yatmisti.. O yüzden, Adapazari'na yüksek bina yapilir sözüne katilamayacagimi belirteyim..

Dogma büyüme bir Adapazarli olarak, yüksek binalarin olmamasi isime geliyor dersem yalan olmaz.. Yüksek binalarla dolu sitelerin, bölgelerin olmasi demek, nüfusun artmasi ve insanlarin yogun olmasi, dolayisiyla belki de suç oraninin yükselmesi demek, trafigin simdikinden daha fazla olmasi demek, hava kirliligi demek, bizim bildigimiz komsulugun azalmasi ya da yok olmasi demek vs.. vs..

Adapazari alçak binalarla daha iyi, daha havadar..

Diger taraftan, 67 depreminden sonra unutulan acilari, verilen dükkan + 4 kat ruhsatlarini unutmayalim.. 99 Depreminin oldugu hafta, dükkan + 5 kat ruhsatlari için oylama yapacaklardi diye duymustum.. Her ne kadar her yerde "Unutmadik, Unutturmayacagiz" desek de, tahminimce rant olayi yine hortlayacak, 99 Depremi de unutulacak, katlar bir bir yükselmeye baslayacaktir..



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET