Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3
nebi

9 yıl önce - Prş 15 Oca 2009, 23:12



En son nebi tarafından Prş 15 Oca 2009, 23:17 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Mahmut
9 yıl önce - Prş 15 Oca 2009, 23:15



En son Mahmut tarafından Prş 15 Oca 2009, 23:17 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


beyazid42
9 yıl önce - Prş 15 Oca 2009, 23:17



Yusuf Esengül

9 yıl önce - Cum 16 Oca 2009, 18:34



Hüseyin Cumhur

9 yıl önce - Çrş 28 Oca 2009, 03:01



Yusuf Esengül

9 yıl önce - Prş 29 Oca 2009, 13:41



Hüseyin Cumhur

8 yıl önce - Pts 16 Mar 2009, 22:58

Alıntı:
Ben şehir merkezine bu kadar yakın ama şehir hayatından bu kadar uzak başka bir yer görmedim. Neredeyse Mevlana Türbesi ile yanyana olan bu merkez ,kerpiçten evleri,derme çatma dükkanları ile 150-200 metre yakınındaki şehirle zıtlıklar içerirdi.

Aslında sözünü ettiğiniz Mevlana Türbesinden Aslanlı Kışlaya uzanan yol, şehir hayatından uzak bir mahal değildi. Aksine Konya gibi mülayim, hatta muhafazakar bilinen bir şehrin belki de en aykırı yeriydi. Dediğiniz gibi zıtlıklar bir aradaydı. Çünkü o yol Konya'daki her türlü insanı barındıran ve karşılaştıran belki de tek yerdi. Ereğli'ye, Adana'ya, Samanpazarına, odun kömür pazarına, Aslanlı Kışlaya, kocaman bir Çingene mahallesine ve de genel eve giden tek ana yoldu.
Üçler mezarlığının köşede Tatlıcak dolmuşları beklerdi hep ve bunlara hiç ailenin bindiği görülmezdi. Sadece geneleve gidenler tercih ederdi. Mahallelerinden geçen bu dolmuşları çingeneler de pek tercih etmezdi, daha ucuza götüren kendi mahallelerinin at arabaları vardı. Aslanlı Kışlaya kadar yolun solu hep eski, hatta tarihi mahallelerdi. Şahane kerpiçten oturaklı ve bayağı büyük konakvari evler hatırlıyorum. Sakinleri hep yaya merkeze gider gelir, Fenni fırının oraya gidenlerse meşhur Bey Sokağı üzerinden Köprübaşına, oradan da İstanbul caddesine ulaşırlardı.
Kışla'nın civarı mandıralarıyla olduğu kadar, Konya'nın namlı kabadayısı Miço'nun kavga eksik olmayan kahvehanesiyle de meşhurdu. Kışla kalktıktan sonra hatta bir ara "Mıço'nun Gavesi" mihenk taşı olmuştu.
O cadde her zaman çok kalabalık ve çok rekliydi, ama karayoluyla hacca gidildiği dönemde bir başkaydı. Hacca giderken de dönerken de iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık günlerce sürerdi. Herkes mitilleri serer günlerce hacı beklerdi. İstanbul'dan, Bursa'dan, Afyon'dan ve daha birçok yerden gelmiş çoluk çocukla cıvıl cıvıl olurdu. Tabi biz de çocuktuk o zaman ve bilyalı arabalarda akide, peynir şekeri (şimdi Mevlana şekeri) Meram gazozu ya da tipitip ile cincin sakızı satardık...


Yusuf Esengül

8 yıl önce - Sal 07 Nis 2009, 20:27



Hüseyin Cumhur

8 yıl önce - Pzr 10 May 2009, 21:09



mhkose
8 yıl önce - Cum 15 May 2009, 02:09



sayfa 3
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET