İlk sayfada verilen ölüm sebepleri listesi yanlışlarla dolu. Sultan abdulaziz han için intahar deniliyor. Aslı öyle değildir. Mithat ve enver paşalar tarafınan katlettirilmiştir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Abdülaziz incelenebilir. Kimi padişahların içkiden öldüğü yazılmış. Yanlıştır.
Türkiyede rejim otursun diye yıllarca osmanlı karalanmıştır. Bu listede o hesap var. Bir kişi sürekli yanlış şeyler söylese bunu fark edebilirsin ona göre ondan uzak durursun ama onca doğru şeyin arasına birkaç yanlış sıkıştırsa bunlara dikkat edilemeyebilirsin.
34 II. Abdülhamid--- 1876-1909 ----------1842 1918 ---------Kalp yetersizliği
35 V. Mehmed (Reşad)--1909-1918-------1844 1918 ----------Kalp yetersizliği
bence ecdadlarımız sultan II. Abdülhamid (ağabey)ve kardeşi V. Mehmed (Reşad)'ın aynı yıl kalp krizi geçirerek ölmeleri şüpheli bir durum, bence ecdadlarımız kalp krizinden değil saraydaki mason doktorlar tarafından zehirlenerek şehit edilmiş olabilir. çünkü 2 padişahımız osmanlı imparatorluğunu ve ekonomisini kurtarmak için ellerinden geleni yaptılar. cihan imparatorluğunun çöküp dağılmasının sorumlusu mason localarının kuklası olan İttihat ve Terakki(birlik ve ilerleme partisi) partisidir
5.Saifede de bulunan bu ibare oldukça yanlış ve cahilcedir. Foruma ekliyen arkadaşımız bunu bilmiyebilir benim sözüm o mailli internette dolaştıranlara. Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri'nin Peder-i Ali'leri Sırp Kralının kızı Despina ile izdivaç eylediğinde Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri 12 yaşında idiler. Nasıl validesi olabilir? Bu sorunun cevabıda şahsi kanaatim; yabancı kaynakları neşreden ecnebi ilim adamlarının Türk Kültüründen bihaber olmalarıdır. Fatih Sultan Mehmed Han Hazretlerinin yazdığı mektubatda (mektubun çoğuludur yanlış anlaşılmasın bir sürü mektup vardır günümüze kalan) Despina veya Huma Hatun'a "velide-i sultanım afiyetteler midir? sıhat-i imtizacları nicedir?" diye yazmasından dolayı böyle düşünüp böyle yazmışmışlardır. Fakat bizim kültürümüzde Batı Kültüründe olduğu gibi üvey anneyi ayrı tutmak en azından o dönemlerde yok idi BUNU AZ BUÇUK O DÖNEMLE HAŞIRNEŞİR OLAN HERKES BİLİR. Biraz kroniklere baksalardı tarihin tutmadığını göreceklerdi aynı şekilde M.E.B. kendi okullarında okutulan kitaplara biraz baksaydı Türk Halkı bu cehalete teslim edilmemiş olurdu. Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri 12 yaşında idiler Despina Osmanlıya gelin geldiğinde...
İsteyenler Topkapı Sarayı veya Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesine giderek bu konuyla birincil kaynaklardan tarama yapar ve gerçeği görür...
"Uyan Ey Gözlerim"
Herkes böyle bir eser yazamaz.
Bir Osmanlı padişahının böyle bir eseri yazması, inançlı oldukları, dinlerine bağlı oldukları, ayrıca donanımlı oldukları hakkında bir örnektir.
Bahtsız şehzade; Şehzade Bâyezid (d. 1525 - ö. 25 Eylül, 1561),
Şehzade Bayezid (d. 1525 - ö. 25 Eylül, 1561)
Babası Kanuni Sultan Süleyman tarafından öldürülen ikinci şehzade olan (birincisi Şehzade Mustafadır.) bu bahtsız şehzadeyi ölümünün yıldönümünde rahmetle anıyoruz. Şehzade Bâyezid,
Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzadelerindendir. Annesi Hürrem Sultan'dır.
Kendisinden başka yedi erkek kardeşi vardır. Bunlardan Murad, Mahmud ve Abdullah çok küçük yaşlarda ölmüştür. Diğer kardeşleri Mehmed ve Cihangir genç yaşta hastalanarak, Mustafa ise askerler tarafından tahtın varisi olarak desteklendiği için, Hürrem Sultan’ın entrikalarının da etkisiyle Kanuni tarafından boğdurularak ölmüştür. Erkek kardeşlerinden sadece Selim sağ kalmıştır.
1546’da Karaman Sancak Beyliği'yle görevlendirilen Bayezid, 1533’te Nahcivan seferi esnasında taht muhafazası için Edirne’ye gönderildi. Ancak Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinden sonra onun adına isyan eden Düzmece Mustafa kuvvetlerini durdurmada ağır davrandığı, hatta bu isyanı onun düzenlediği iddiası ortaya atıldı. Kanuni’nin ona olan güveni sarsıldı, ancak yine de onu affedip Kütahya’ya gönderdi. Bayezid bunun üzerine babasına yazdığı mektupta “ben kulunuzu muradına irgürdünüz” diyerek teşekkür etmiş ve kendisini tahtın varisi olarak görmeye başlamıştır.
Hürrem Sultan, kendi oğlu olmayan Şehzade Mustafa’ya tahtın varisi gözüyle bakılmasını ve askerler tarafından desteklenmesini, kendisinin ve oğullarının gücü için bir tehdit olarak algılamış ve onun öldürülmesinde etkin rol oynamıştır. O, kendi oğullarından birisinin, daha çok karakter bakımından Kanuni’ye benzeyen Bayezid’in tahta geçmesini istiyordu. Yaşamı boyunca da onun koruyuculuğunu üstlenmiştir. Hatta Düzmece Mustafa olayında Bayezid’in, affedilmesini Hürrem Sultan’a borçlu olduğu söylenmektedir. Ancak Hürrem Sulta'ın ölümünden sonra, Bayezid koruyucusuz kalmış ve kendine taraftar toplamaya girişmiştir.
Oğullarının taraftar toplamaya başlamaları üzerine Kanuni onları birbirlerinden uzaklaştırmış, Selim’i Konya’ya, Bayezid’i ise Amasya’ya göndermiştir. Bayezid bunu kendisine bir hakaret saymış ve Kütahya’da kalmaya çalışmıştır. Ancak babasının ısrarları sonucu Amasya’ya gitmek zorunda kalan Bayezid, şikayetlerde bulunmuştur. Kanuni onu çeşitli vaadlerle oyalamaya çalışırken, o babası için “padişah olan yalan söyler mi” demiş ve taraftar toplamaya devam etmiştir.
Onun askerlerini dağıtamayan Kanuni, aynı şekilde Selim’in de asker toplamasını söylemiş ve Sokollu Mehmed Paşa’yı ona yardıma göndermiştir. Bayezid’in sancağından çıkması isyan olarak değerlendirilmiş ve Şeyhulislam Ebusuud ve başka din adamları tarafından öldürülmesinin vacib olduğuna dair fetvalar verilmiştir. Bu esnada Amasya’dan Ankara’ya gelmiş olan Beyazid, Konya önlerinde Selim’in ordusuyla çarpışmış, ancak onun düzenli ordusu karşısında üstünlük sağlayamayıp yenilmiştir. Bunun üzerine Amasya’ya dönmüş ve müftü Muhyiddin Cürcani’yi babasına, affedilmesini dilemesi için göndemiştir.
Kanuni, Bayezid'in af talebini reddetmiş ve yakalanmasını emretmiştir. Bayezid bunun üzerine oğullarını alarak İran’a sığınmıştır. İran’da Şah Tahmasb taafından büyük bir törenle karşılanan Bayezid, onun aracılığıyla babasından affını dilemiştir. Kanuni de bir ara onu affetmeyi düşünse de Selim’in ve Tahmasb’ın tutumları karşısında bundan vazgeçmiştir. Bu çekişmeden yararlanmak isteyen Tahmasb, bir bahaneyle Bayezid’i ve oğullarını hapse attırmıştır. Bundan sonra Kanuni, Selim ve Tahmasb arasında Bayezid’in teslimi konusunda yazışma ve pazarlıklar başlamıştır. Tahmasb’ın isteklerinden bir kısmını kabul etmek zorunda kalan Kanuni, ona 1.200.000 altın ödeyeceğini ve Kars Kalesi’i bırakacağını vaad etmiştir. Ayrıca Selim de padişah olduğunda, İran’la dost kalacağına dair bir ahidname vermiştir.
Anlaşma sağlanınca Kazvin’e giden Osmanlı elçileri 25 Eylül 1561 tarihinde önce Bayezid’i ardından da oğullarını boğarak öldürmüşlerdir. Bayezid ve oğullarının cenazeleri Sivas’a getirilerek surların dışında bulunan Melik-i Acem türbesine defnedilmiştir. Ancak bu türbe günümüze kadar ulaşamamıştır. Bayezid'in ölümünden sonra İstanbul’a nakledilen karısı bir kale içinde bekletilmiş ve yanında bulunan üç yaşındaki oğlu da öldürülmüştür. Bayezid olayından sonra, yeniçerilerin Anadolu’ya muhafız olarak yayılması ve şehzadelerden yalnızca en büyüğüne sancak verilmesi gibi idari değişikliklere gidilmiştir.
Bayezid’in sonunu hazırlayan kişilerin başında Lala Mustafa Paşa ve Damat Rüstem Paşa’nın geldiği iddia edilmektedir. Mustafa Paşa, ona sadrazamlık vaadinde bulunan Selim’in tahta çıkmasını istemiştir. Bayezid’i babasına karşı isyana teşvik etmiştir. İkili oynayarak hem kardeşleri birbirine, hem de Bayezid’i Kanuni’ye kötülemiştir. Fakat II. Selim zamanında değil, ancak III. Murat zamanında, yaklaşık 3 ay sadrazamlık yapmıştır.
Şehzade Bayezid, karakter bakımından Kanuni’ye benzemektedir. Melankolik tabiatlı, şair yaratılışlı, iyiliği seven, zeki, mütevazı ve cesur bir kişi olarak nitelendirilmektedir. “Şahi” mahlasıyla yazdığı şiirleri, divanı vardır. Babasından affını dilemek için yazdığı şiirleri ve babasının yine şiir olarak verdiği karşılıklar meşhur ve meselenin özünü anlatması açısından çok manidardır. Sadece birer dörtlüklerini alıyoruz:
Şehzade Bâyezid (Şâhî):
Ey serâser âleme Sultân Süleyman’ım baba
Tende canım canımın içinde canım baba
Bâyezid’ine kıyar mısın benim canım baba
Bî günahım Hak bilir devletlü Sultânım baba..
Paylaştığınız için teşekkürler turgay bey. Bayezid hazretleri hakkında Konyalılar tarafından çok sevildiğini ve Konyanın imarı ve konyanın su ihtiyacını gidermek için su getirttiğini çeşitli kaynkalardan okumuştum. Allah razı olsun...
Paylaştığınız için teşekkürler turgay bey. Bayezid hazretleri hakkında Konyalılar tarafından çok sevildiğini ve Konyanın imarı ve konyanın su ihtiyacını gidermek için su getirttiğini çeşitli kaynkalardan okumuştum. Allah razı olsun...
Yanlışsa düzeltin ama Konya'ya yatırımlarda bulunan padişah II. Beyazıt Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Yavuz Sultan Selim'in babasıdır. Turgay Bey ise Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Beyazıt'tan bahsediyor. Yani şehzade Beyazıt II. Beyazıt'ın torununun oğludur.
osmanlı devletinin çökmesinde bir masonların bir de kadınların etkileri çok büyüktür örnek olarak hürrem ve kösem sultanlar zaten büyük türk veziri nizamül'mülk siyasetname adı eserinde ^kadınları asla devlet işlerine karıştırmayın^ karışınca zaten devlet batıyo