Kadına yönelik şiddet sadece Türkiyenin sorunu değil tüm dünyanın srunu. Ayrıca kadına yönelik şiddetin yanında bir de kadınların tüketim argümanı olarak kullanılması işin başka bir acı yönü..
Bayanlar biz erkeklere, Yüce Rabbimin birer emanetidir... Kim ki, ben müslümanım deyip; bir bayana el kaldırıyorsa Allah(c.c.) onun belasını versin....
Bence aslinda sorun kadina karsi siddet degil. Yani, demek istedigim kadina karsi olan siddetin temeli, insanlarda zayifi (fiziki olarak) ezme psikolojisidir. Sadece kadina karsi degil, erkegin zayif oldugu ailelerde erkege karsi bile ayni siddet uygulanabiliyor. Ve sokaklarda erkekler kendi aralarinda bile zayifi ezmege calisiyor. Bence bu meselenin cozumunde en onemli unsur meseleyi duzgun degerlendirmek. Once, "zayifi ezme hakki" psikolojisini insanlarin beyninden silmek lazim gerekli egitim programlari ile. O zaman inaniyorum ki, kadina karsi siddet onemli olcude azalir.
2 gün önce gazete de okumuştum. İçimi parçalayan bir görüntü. Sonuç 1 ölü ve annesiz kalan çocuklar. Yasalarımız ise rezilliğin ötesinde. Bir de demokratik bir ülkeyiz. Polisler,Askerler sadece yumurta atanlara karşı cephe de oluyor. Aile içi şiddette ve benzeri olaylarda 'yüce devletimizi' göremiyoruz.
Ankara’da ayrıldığı eşi İstikbal Yetkin tarafından önce dövülen, sonra tecavüze uğrayan, 7 Aralık’ta 10 yerinden bıçaklanarak öldürülen Ayşe Paşalı’nın büyük kızı Burcu Paşalı, başlarından geçeni anlattı. Yetkin için , "Baba demek istemiyorum, utanıyorum ondan" diye konuşan Paşalı, "Annemi sürekli dövüyordu. Yanında ben ve kardeşlerim de şiddete maruz kaldık. En son 2009’da annem hastanelik oldu 2 ay yürüyemedi. Belinde sandalyeler kırıldı. Pencereden aşağı sallandı silkelendi. Hiçbir şey yapamadık. Annem ilk dayağını bana hamile iken yemiş. Annemin öldürüldüğü gün özellikle benim doğum günüme denk getirildi" diye konuştu.
Mahkemenin koruma kararı çıkarmamasını basiretsizlik olarak nitelendiren Paşalı, "Mahkeme annemi korumadı, polis korumadı. Kimse koruyamadı annemi" diye konuştu. Paşalı şöyle devam etti: "Kız kardeşlerim boşanmadan sonra zorunlu olarak yazın 1 ay onun yanında kaldı. Bu sürede sürekli onlara 'Annesiz yaşayabilir misiniz', 'Annenizi öldürsem ne yaparsınız' demiş. Annemi öldürdüğü bıçağı 'Bu bıçakla annenizi ablanızı dayınızı keseceğim' diyerek kardeşlerime göstermiş. Laptop bilgisayarını kardeşlerime ödünç vermiş. Arama geçmişine baktık; TCK’da (Türk Ceza Kanunu) 'adam öldürme', 'adam yaralama' gibi suçların cezalarını öğrenmiş."
Burcu Paşalı, AİHM’ye (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) gideceklerini de ifade etti.
Türkiye de her gün ortalama 3 kadın bir cinayete kurban gidiyor bu vahim bir durum, nerede insanlığımız.
Bu konuyu yeterince gündeme getirmeyen politikacılarıda kınıyorum, Cumhuriyet kurulalı 100 yıl olacak ama ortaçağ zihiyeti memleketin dört bir köşesinde hüküm sürüyor.
Sorun sadece kadına karşı şiddet de değil.Asıl sorun şiddet.Herkese karşı,özelliklekendimizden daha zayıf gördüğümüz insanlaa karşı şiddet.Bu bazenbir kadın,bazen kendi çocuğumuz yada başka biri,farketmez.
İnsanlara şiddeti özendirmek,fiziksel müdahaleyi bir çözüm yolu olarak göstermek,bu sonucu doğuruyor.Eğitim tabiki şart ama eğitimin sonuçları bir hatta birkaç nesil sonra alabiliriz.
Bir o kadar mühim olan konu yaptırımlardır.Eğer şiddet gören birini özellikle de bir kadını,karakolda nasihat edip kocandır hadi barışın şeklinde bir davranışla tekrar aynı yere yollarlarsa,ya da mahkemeler yeterli şekide sert ve caydırıcı cezalar vermezlarse bu işin önüne geçmek zor olur kanımca.
Toplumu bilinlendirmek ve hiç kimsenin yanlız ve sahipsiz olmadığını topluma ve özellikle mağdurlara duyurmak gerekiyor.