Hazreti Peygamberin sav hayatından ders alın biraz, Hazreti Hatice'ye vefatından sonra bile gösterdiği sadakatten, Hz. Aişe'nin yanında onu vefat etmiş olmasina rağmen sahiplenişinden ders alın biraz, hanimlari sorun çikarinca mescidde hasir üzerinde yatmasindan ders alın biraz
insan olun adam olun,
zayıf bir mahlukata el kaldirmayi marifet sanmak sadece bir zavalliliktir
İSTANBUL’da H.İ.G. isimli erkek, 3 yıl önce, müşteri olarak geldiği markette çalışan 30 yaşındaki E.U.’yu gördü, kadının telefon numarasını buldu ve bir ay mesajlaştılar. Bir gün E. adamın evine gitti. Adam orada E.’yi kaba kuvvet kullanarak soydu, çıplak fotoğraflarını çekti.
Bu olaydan sonra adam E.’yi zorla çektiği fotoğraflarla tehdit etti, “Elimde artık bunlar var. Beni bırakırsan fotoğrafları ailene, akrabalarına gönderir, seni rezil ederim” dedi.
E. kimse duymasın diye, bir süre adamın istediği her şeye, “Tamam” demek zorunda kaldı. Adam, elindekilerle yetinmiyor, E.’den çıplak fotoğraflarını çekip yollamasını istiyordu. Yollamazsa tehdit ediyordu.
E., adamın 4-5 Facebook hesabından birisinin şifresini tahmin edip hesaba girdi. Gördü ki, adam sadece E.’ninkileri değil, daha pek çok kadının çıplak fotoğraflarını hesapları arasındaki mesajlarda saklıyor.
ARABAYI YAKTI, MOLOTOF ATTI
E., “Ne olacaksa olsun” diyerek adamla görüşmeyi kesti.
Bunun üzerine adam, E. adına Facebook’ta hesap açarak, yakınlarına kadının çıplak fotoğraflarını yolladı.
1 Mart 2016’da E. adamı şikâyet etti. Özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit, hakaret suçlarından adama dava açıldı. Adam ilk duruşmaya gelip avukat talep etti, sonraki duruşmalara katılmadı.
5-6 ay ses çıkmadı. Sonra adam E.’nin işyerine geldi. Uzaklaştırma kararı olmasına rağmen buraya geldiği için yeni bir dava açıldı. Adam, “Barışmaya gitmiştim” diyerek beraat etti.
Adam, E.’nin adıyla açtığı Facebook hesaplarından kadının tanıdıklarına yine aynı fotoğrafları attı. Zorla çekildiği belli olanları değil, E.’ye şantajla çektirdiklerini yolluyordu.
Uzaklaştırma kararını da umursamıyordu. Bir gün E.’nin evine geldi, kapıyı E.’nin kardeşi açtı. Adam elindeki makasla onu yaralayınca, E. bıçakla araya girdi. O geceyi E. nezarette, adam hastanede geçirdi. Ardından adam serbest kaldı. Tutuksuz yargılandığı bir dava daha açıldı.
Bir ay sessizlik. Sonra, adam E.’nin telefonundan vaktiyle numaralarını kopyaladığı herkese Whatsapp’tan E.’nin çıplak fotoğraflarını attı.
E. şikâyet etti.
Adam fotoğrafları Instagram’da paylaştı.
E. yine şikâyet etti.
Bir yıl böyle geçti. Adam yaptı, E. şikâyet etti.
Adam bir gün E.’yi sokakta yakaladı, “Seni ve aileni öldüreceğim” dedi. E. biber gazını sıkınca kaçtı.
İki ay önce, E.’nin abisi balkonda sigara içerken, adam motoruyla evin önüne gelip silahla ateş etti.
Bir ay önce, bir gece, adam E.’nin babasının arabasını yakıp kaçtı.
Bu olaydan birkaç gün önce adam E.’nin abisinin eşini aramış, “Bu işin sonunda çok can yanacak” demiş, E.’ye de “Babandan başlayacağım” diye mesaj atmıştı.
Arabayı yaktıktan sonra E.’ye attığı mesajlarda şimdi onu yakacağını söylüyor.
En son bu hafta başında gecenin bir vakti E.’nin evinin camına molotof attı. Neyse ki, molotof camın altına çarpıp yerde patladı.
POLİSİN KAYITSIZLIĞI
Büyükçekmece 14, 15 ve 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davalar var. Temyizde dosya var. E.’nin 6 şikâyeti, babası ve abisinin şikâyetleri var.
Davalar açılıp duruyor, duruşmalar oluyor ama adam ortada yok. İkametgâh adresinde yaşamıyor, telefonlara çıkmıyor. Polis adamı bir türlü bulamasa da, adam sürekli E.’nin evinin etrafında dolanıyor.
En son E. adamın, “Evini, abinin evini yakacağım, 3 yaşındaki yeğenin de yanacak. Ömür boyu peşindeyim. İş yerine gelip benzin döküp yakacağım seni” yazdığı mesajlarla şikâyete gittiğinde, ilk kez savcı gözaltı kararı çıkardı.
Polis bulamıyor tabii, o ayrı.
E.’nin ifadesini alan polis, “Mahkemeden bir gün önce haber verirsin, seni götürürüz” deyince E. haliyle, “Peki işe gidip gelirken kim koruyacak?” diye sordu. Polis, eğer günlük ihtiyaçlarını sağlar ve ona araba gönderirse E.’yi koruyabileceğini söyledi. E., “Benim zaten o kadar param olsa gider özel koruma tutardım” dedi. Polisin önerisi, “O zaman sığınma evine git” oldu. E.’nin yine haklı bir cevabı vardı: “Çözüm değil. Çünkü sadece ben değil, ailem de tehdit altında.” Polis son olarak, “Sen o evden gittikten sonra ailene bir şey yapamaz” dedi ve uzaklaştı.
Oysa yapar.
Adam E.’ye söylemişti: “Benim kaybedeceğim bir şey yok. Sonunda zaten hapse gireceğim. Hiç olmazsa öldürür, öyle girerim.”
Medya sırf erkekleri kötülemek için kadına şiddet olaylarını kasıtlı bir şekilde abartıyor. Bunun temel amacı ise erkeğin kötülenmesi ve erkekliklerinden utandırılarak eş cinselliğin yaygınlaştırılması.
Linkte de görüleceği üzere 2010-2015 yılları arasında kadın cinayeti sayısı 1.134 (gerçi bunların ne kadarının uluslar arası tanımlara göre kadın cinayeti olduğu tartışılır. Birazdan kadına şiddetin tanımı ile ilgili bir link koyacağım)
Durum bu olduğu halde ne zaman bir kadına şiddet haberi çıksa direk bütün erkekler sorumlu ve suçlu olarak gösterilir. Çünkü amaç farklıdır. Afedersiniz ama ama ben kadınların bir kısmı hafif meşrep diye tamamı öyle gibi davranıyor muyum? Davranmıyorum. Ama medyaya dikkat edin az sayıda erkeğin yaptığını bütün erkeklere yıkma derdinde. Bunun da asıl amacı erkeklerin erkekliğinden utandırılarak feminenleşmelerinin sağlanması.
Mesela dikkat edin bir erkek kadına dokunsa günlerce gündem de tutulurken, kadın erkeğe istediğini yapsın, 3-4 satırla geçiştirilir.
Kadına şiddet uygulayan erkek serbest kalınca ortalık velveleye verilir. Ama erkeğe şiddet uygulayan kadın serbest bırakıldığında alkışlanır.
Dikkat edin feministlerin amacı kadın hakları falan değil. Kadına şiddet falan da değil. Asıl amaçları olayları abartarak kadınların sorumluluk almadan daha çok hak sahibi olmasını sağlamaktır. Kısaca istedikleri şey şudur: Bütün haklar kadınların, bütün sorumluluklar ise erkeklerin olsun.
Erkeğin yasalar karşısında hiç bir şansı yoktur.
1- Ömür boyu nafakaya mahkum olur. Ödeyemeyip hapse girdiğinde işini de kaybeder, sonuç olarak iş kısır döngüye girer.
2- Çocuklarını görmesi kadının keyfine kalmıştır. Bir çocuk göreceğim diye haciz memurlarıyla kanka olur.
3- Kadının bir beyanıyla ispatsız delilsiz evinden atılabilir.
4- Mahkeme de sırf erkek olduğu için potansiyel suçlu muamelesi görür.
vs.
Veya başka bir örnek her 4 evsizden biri kadın şeklinde haberler olur. Diğer üçümü? Onlar insan değil ki. Salla gitsin.
Ataerkil toplumun kadını ezdiği safsatadan ibarettir. Aslında erkeği ezer. Çünkü bütün yükü ve sorumluluğu erkeğe yükler. Kadın neredeyse sıfır sorumluluk sahibidir. Zorunluluğu yoktur. İsteğine göre davranabilir.
Bu örnekler çoğaltılabilir.
Eski bir feminist olan fakat sonradan en azından kendi söylemine göre gerçeği gören Cassie Jaye tarafından hazırlanan 2016 yapımı 2 saatlik The red pill diye bir belgesel var. Eğer izlerseniz ezilenin kadınlar değil erkekler olduğunu kadınların resmen tanrıça durumuna gelirken erkeklerin domuzdan bile aşağı seviyeye indirildiğini çok net bir şekilde görebilirsiniz. Mesela bu belgeselden bir kaç bilgi vermek gerekirse:
1- İş kazalarında ölenlerin %94'ü erkek.
2- Erkekler aynı suçu işleyen bir kadına oranlar %63 daha fazla ceza alıyor.
Türkiye de henüz yaygın değil ama (bu kafayla devam edilirse yayılmaması için bir sebep yok) batı da başka erkeklerden çocuk peydahlayıp sonra da kocasına bu çocuk senden diye yutturmak gayet popüler ve amerika da falan tv programlarıyla teşvik edilen bir şey. (Neymiş efendim kadın özgürmüş, bedenini istediği gibi kullanırmış. Ona başka bir şey deniyor da burada yazmayayım ayıp olur.)
Ve son olarak tabiki şiddet uygulayanlar cezasını çeksin. Benim tepkim amacın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olmasına. Ve mağdur olan taraf kadın değil erkek. Kadın tanrıça mertebesine getirildi. Asıl cinsiyetçiliğe uğrayan erkekler. Örneğin batan bir gemide kurtarma esnasında erkeklerin sona kalması cinsiyetçiliktir. Tehlikeli işleri hep erkeklerin yapması askere sadece erkeklerin gitmesi cinsiyetçiliktir. Evin reisi erkektir olayı yasalardan çıkarılmasına rağmen evin maddi sorumluluklarının erkeğe yüklenmesi cinsiyetçiliktir. Erkeğin zayıflıkları boy boy anlatılırken kadınlara gık dendi mi hemen kadın düşmanı diye yaygara koparılması cinsiyetçiliktir. Örnekler arttırılabilir.
Şu olayları biraz araştırdıkça kadınlardan da tiksinir oldum resmen. Çünkü maalesef bir çoğu bu kafada. Sürekli bir mağdur edebiyatı. Ama erkeklerinde ağlamayı öğrenmesi lazım. Malum ağlamayan çocuğa meme vermezler. Erkekler ağlamaz, erkek adam güçlüdür diye diye resmen köle haline geldiler. İşin kötüsü köle olduklarının farkında bile değiller kendilerini güçlü falan sanıyorlar.
Erkeklerin nasıl uyutulup köle haline getirildiği ile ilgili güzel bir yazı:
Yine koca dehşeti! Yer bu kez İstanbul. Cani adam eski eşine ve eski kayınpederine saldırdı. Bıçakla yaralanan baba ve kız hastaneye kaldırılırken cani adam gözaltına alındı.
"Eski koca dehşeti!
Yine koca dehşeti! Yer bu kez İstanbul. Cani adam eski eşine ve eski kayınpederine saldırdı. Bıçakla yaralanan baba ve kız hastaneye kaldırılırken cani adam gözaltına alındı."
ALINTI
Sizin gibi sorumsuz ve şuursuz ve hatta gaflet içerisinde olanlar yüzünden Türkiye'de aile kalmadı. Ülkede milyonlarca aile parçalandı. Bu aile içi kavgaların sebebi ne önce öğren. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuşsun. Kadınları pozitif ayrımcılık adı altında kışkırtırsanız ve ömür boyu nafakalarla kocalarına karşı gelmelerini sağlarsanız, böylece yuvaların yıkılmasını ve barlara kaynaklık edecek kadınların sağlanmasını arzu ederseniz bu ülkeye en büyük ihaneti edersiniz.