Medine’nin müdafaası zor şartlar altında olmuştur.
Osmanlı Devleti, 1. Cihan Harbi’nde yedi cephede düşmanlarıyla çarpıştı. Bu cephelerden
Filistin-Hicaz cephesinde maalesef yenilmiştik. Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918) hükümlerine göre bütün ordumuz silahlarını teslim ederek, kendileri de müttefiklere teslim olacaklardı. O cephedeki diğer ordularımız teslim oldu, bunun tek istisnası Hicaz kumandanı Fahreddin Paşa’ydı (Orgeneral Ömer Fahreddin Türkkan). İstanbul’dan kendisine yapılan ‘teslim ol’ emrini dinlemiyor, “Ben Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) merkad-i mübareklerini teslim edemem” diyor, bütün telkinleri geri çeviriyordu.
Hatta tarih kaynakları İstanbul hükümetinin emrini tebliğ için gelen subayı Fahrettin Paşa’nın bir odaya kapadığını ve bu bilginin Medine’de yayılmasını engellediğini yazar. Fahrettin Paşa uzun süre yazışmalarla İstanbul’u oyalar ve şehri teslim etmez.
Her ne kadar İngilizler, Medine-i Münevvere’ye doğrudan girememiş ve askerini sokamamışlar ise de, meşhur casusları ‘Lawrens’ vasıtasıyla satın aldıkları bazı kabile şeyhleri ve o zamanki Mekke şerifi vasıtası ile Medine’yi tazyik ettiriyorlardı. Neticede Fahreddin Paşa, Mescid-i Nebevi’yi, Merkad-i Mübarek’i ve o mukaddes beldeleri aylar süren, aç ve susuzluğa rağmen devam eden müdafaa neticesinde teslim etmek mecburiyetinde kaldı. Oradaki mukaddes emanetlerden, 80 sandık kadarını zabıtlar tutarak, İstanbul’a gönderdi. 1919’dan sonra İstanbul’a dönen Fahreddin Paşa 1948’de vefat etmiştir.
Birinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında Hicaz bölgesine gönderilen Fahreddin Paşa, bir yandan Medine’yi muhtemel bir saldırıya karşı korumaya hazırlanırken, bir yandan da kentin imarı için var gücüyle çalışmıştır. Medine müdafaası kahramanı Fahreddin Paşa Mekke ve Medine’ye ait fotoğraflar çekmiştir.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Medine'de kahramanlığa dönüşen savunmasıyla tanınan Fahreddin Paşa, Medine'nin muhasara sırasında her türlü zorlukla mücadele eder, askere adetle hurma dağıtır. Söylemesi dile kolay. Gün gelir askerleriyle birlikte çekirge kavurması yer, gün gelir susuz günlerde açtığı kuyudaki suyu zemzem niyetine içer. Ama her zaman başı diktir. Askerin maneviyatını güçlendirmek için gazete çıkarır; vatan ve sancak üstüne şiir yarışmaları tertip eder.
Ömer Fahreddin Türkkan, 1868'de Rusçuk'ta akıncı Bâli Bey ailesinin bir ferdi olarak dünyaya geldi. 93 Harbi'nde ailesiyle İstanbul'a geldi. Harbiye'yi bitirdikten sonra birçok askeri görevlerde bulundu. Medine müdafaasının ardından Malta'da 2 yıl 33 gün sürgünde kaldı. Milli Mücadele'de görev almak için müracaat ettiğinde Ankara hükümetince Afganistan sefirliğine tayin edildi. Bir süre Askeri Yargıtay Divanı üyeliği yaptıktan sonra 1936'da emekliye ayrıldı.
22 Kasım 1948'de vefat eden Ömer Fahreddin Türkkan'ın vefatının ardından 60 yıl geçti. Onun kahramanlığı ve Medine müdafaası hayırla yad ediliyor. O müdafaa ki hayali cihana değer.
Fahreddin Paşa'nın en önemli özelliklerinden biri de hayatı boyunca gördüğü hemen her yeri fotoğrafla kayıt altına alması. Medine müdafaasıyla hafızalarımızda destanlaşan Fahreddin Paşa'nın vizöründen çıkan fotoğraflar hala tarihi belge özelliğini koruyor. Mücadeleci kişiliği, cesareti ve kahramanlığı ile destanlar yazarken bir yanan da çoğu kendi vizöründen kaydettiği cam negatiflerle devletin son günlerinin bir panoramasını sunar.
Fahreddin Paşa'nın fotoğrafla 7 yaşında iken, doğduğu Tuna vilayetinin merkezi Ruscuk'ta tanıştığı ifade ediliyor. Vilayette Posta ve Telgraf Müdürü olarak çalışan babası Mehmet Nahit Bey'in emrindeki Fransız mühendislerden cebir, geometri ve Fransızca dersleri alırken fotoğraf makinesini gördüğü belirtiliyor. Fahreddin Paşa, o zamanlarda çok yeni olan bu garip makineyi keşfe dalıyormuş. Bir fotoğraf makinesine ilk kez Harbiye öğrencisi olduğu yıllarda, 17 yaşındayken sahip olmuş. Bir daha elinden düşürmediği bu kutusuyla İzmit, Adapazarı, Medine, Kabil, Türkistan, Buhara, Beyrut ve Malta'da, görev yaptığı, seyahat ettiği her yerde enstantaneler yakalamış. Harp Okulu'ndaki arkadaşları arasında fotoğrafı popüler yapmakla kalmamış, devletin son dönemlerini kayıt altına almış. Ailesinin IRCICA'ya bağışladığı 300 kadar cam negatif ve özel koleksiyonlardaki siyah beyaz baskılar Fahreddin Paşa'nın günümüze bıraktığı değerli bir miras.
Onun Medine günlerinden bugünlere hediye, kurtarılmasında öncülük ettiği Mukaddes Emanetler ve tarihi eserlerden güncel hayata, sokaktan bir tayyarenin düşmesine, bayramlaşmalardan uçsuz bucaksız hurma bahçelerine kadar onlarca fotoğraf karesidir. Bir de Türk askerini en iyi anlatan Mehmetçik kelimesi.. Çünkü Harbiye Nezareti'ne gönderdiği mektuplarda askerlerinden söz ederken Mehmetçiklerim diye yazar. Tarihte ilk Mehmetçik sözünü Fahreddin Paşa söylemiştir.
Onun çektiği resimlerden birkaç kare:
1917. Fahreddin Paşa'nın görüntülediği Medine'ye ulaşabilen son surre alayı
Osmanlı kalesi Tophane'den çekilen fotoğrafta, Mescid-i Nebevi'nin dört minaresi ve Peygamberimiz'in kabrini örten Kubbe-i Hadra görülüyor.
Medine'den Kuba Mescidi'ne doğru yeni açılan yola ray döşeniyor.
Medine'de düşen pilot Fazıl Bey'in Hilal-i Ahmer uçağı ve yardıma koşanlar.
Pek çok konuda önemli çıkarımların yapılabiliceği bilgiler bunlar.
Özellikle kutsal mekanlarımıza Arapların ve Türklerin bakış açılarından yola çıkıp bugün bu mekanların kimler tarafından nasıl yönetilmesi gerektiği gibi.
Bizler tarihimizi, Fahrettin Paşa'mızı, Kutü'l-amare Destanını, Halit Paşa'yı ne kadar tanırsak o kadar kendimize güvenimiz gelir, yeni yetişen nesil de kendilerine rol modeller bulur.
Aksi halde çocuklarımızın akıllarına kahraman denince rambo, he-man gelmeye devam edecektir.
Günün sözü:
Alıntı:
El alem film yapıp Rambosunu kahraman yapar ,
Bizimkiler film yapıp , Padişahını zampara yapar.