1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
Mehmet44
18 yıl önce - Prş 25 Ağu 2005, 16:08
Doğu Türkistan'daki soydaşlarımız çok acı çekiyorlar. Türkçe'leri gayet anlaşılabilir bir şekildedir. Sohbet ortamında tanıştığım bir Doğu Türkistan'lı arkadaşım Türkiye'de iş bulup ailesini buraya yerleştirmek istiyormuş. Orada her geçen gün ölüm tehlikesiyle yaşıyorlarmış. herhangi bir anda bir Milliyetçi Çin askeri geçmişte Göktürklerin bıraktığı ezikliğinden dolayı bir Türk çocuğunu arabanın camına oturtup hızla giderek nereye kadar çocuğun düşmeden dayanabileceğini ölçüyormuş. Bu sırada Çin askerlerinin kahkahaları arabalarının içinden dışarı taşarmış. Ne kadar doğru bilemiyorum ama ben kesinlikle inanıyorum.
|
 |
sipahi
18 yıl önce - Prş 25 Ağu 2005, 17:17
| Alıntı: |
Chinese moslims vast in Guantánamo Bay
WASHINGTON - Het Amerikaanse ministerie van Defensie zit in zijn maag met vijftien Chinese moslims. Die zitten al jaren vast in het Amerikaanse detentiecentrum Guantánamo Bay op Cuba.
Het Pentagon besloot al eind 2003 dat de vijftien geen gevaar vormen en kunnen worden vrijgelaten. Washington wil ze niet terugsturen naar China, maar volgens The Washington Post van gisteren hebben de VS nog geen enkel derde land bereid gevonden de Chinezen op te vangen.
Het gaat om vijftien Oeigoeren, een moslimminderheid die vooral in de westelijke Chinese provincie Xinjiang woont. Peking onderdrukt de Oeigoeren volgens mensenrechtenorganisaties met harde hand, vooral omdat er groepen opstandelingen zijn die strijden voor onafhankelijkheid. Gisteren werd nog bekend dat China tien Oeigoerse activisten heeft gearresteerd vanwege "het opsplitsen van het land".
Volgens The Washington Post wil de regering-Bush de Chinezen niet naar hun vaderland sturen omdat ze daar mogelijk worden gevangengezet en gemarteld. Daarom zitten ze nog altijd vast in Guantánamo Bay, een plek waar volgens critici de VS zelf internationale rechtsregels met voeten treden.
In Guantánamo Bay zitten honderden personen vast die vooral in Afghanistan zijn opgepakt als 'terreurverdachten'. Tegen de meeste gedetineerden is ook na jaren opsluiting geen aanklacht opgesteld en toegang tot advocaten is beperkt.
Volgens een advocaat uit Boston, die zich de zaak van de Oeigoeren aantrekt, worden de Chinezen in Guantánamo Bay nog altijd behandeld als gevangenen en ook geketend. De jurist kon de Chinezen vorige maand bezoeken. Volgens hem trof hij een van de Oeigoeren "geketend aan de vloer aan" in een kleine ruimte zonder ramen.
(ANP)
|
abd savunma bakanliginin Küba'daki Guantánamo Bay esir kampinda yillarca egledikten sonra sucsuz olduklarina kanaat getirilmis 15 çinli müslümani, sakincali buldugu çin'e göndermek yerine kabul etmek isteyen 3. bir devlet aranildigindan ve bulunamadigindan bahsedilmektedir.
15 Uygurdan olusan bu gurubun, çinin batisinda yer alan Xinjiang(Sincan) bölgesindeki müslüman azinliklardan olustugu..."bagimsizlik" istediklerinden dolayi büyük baskilara maruz kaldiklarini, dün ise 10 uygur militaninin yakalandigini "bölücülük" suclamasiyla asiri baski yapildigi insan haklarini savunan organizasyonlar tarafindan aciklandigi aktarilmis.
The Washington Posta göre bush hükümeti çinde iskence ve tutuklamalar oldugundan çin'e teslim etmek istenmedigi, bazi yorumculara görede bunlari abd'lilerin Guantánamo Bay'da kendilerininde yaptigidir.
genellikle Afganistandan tutuklanmis kisilerin burda tutuklu bulundugu ve avukatlar ile görüsmelerine izin verilmedigi..
Boston'dan bir avukatin Guantánamo Bay ziyareti sirasinda, bunlarin hala hücrelerde zincirlere vurulmus esir muamelesine maruz kaldiklarini aciklanmis.
kaynak:ANP
al birini, vur ötekine..
ha anan ölmüs ha baban ikisinde de yetim kalirsin!
adamlar tutuklaniyor sorgusuz sualsiz yillarca esir hayati yasatiliyor, sonrada sucsuzlar(mis) deniliyor.
|
 |
S.Memo
17 yıl önce - Prş 06 Ekm 2005, 23:22
KAYNAK: www.hunturk.net
DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ BİTMEYEN ÇİN ZULMÜ
Doğu Türkistan'dan son günlerde gelen toplu infaz haberleri Türk-İslam dünyasını derinden yaralamaktadır. Doğu Türkistan meselesi sadece Müslüman Uygur Türkleri'nin bir sorunu olarak görülmemeli ve bu mazlumlara vicdan sahibi insanlar sahip çıkmalıdır. Akıllı, cesur ve uzak görüşlü politikalarla Türkiye'nin de bu sorunun çözümünde önemli bir katkısı olacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır...ki baskılar eskisine oranla daha da arttı. Komünist rejim poliBugün Doğu Türkistan'da yaşayan Müslüman Türkler, "Mao'nun Kızıl Çini"nde yaşananların tekrarını yaşamaktadırlar. Gençler sebepsiz yere tutuklanmakta, rejime karşı oldukları iddiası ile idama mahkum edilerek kurşuna dizilmekte, Müslümanların ibadetlerini topluca yapmaları engellenmekte, kazançları acımasız vergilerle ellerinden alınmakta, halk açlık tehlikesiyle ölümün eşiğinde yaşamakta, yanıbaşlarında yapılan nükleer denemelerle ölümcül hastalıklara yakalanmaktadır. Batılı ülkeler, Çin tarafından tüm dünya ile irtibatı özellikle kesilen bu topraklardaki insan hakları ihlallerini her zamanki gibi görmezlikten ve duymazlıktan gelmektedir.
TÜRK VATANINA ÇİN İŞGALİ
Doğu Türkistanlı Müslüman Türkler, yaklaşık 250 yıldır Çin egemenliği altında yaşamaktalar. Çinliler, bir İslam toprağı olan Doğu Türkistan'a "kazanılmış topraklar" anlamına gelen "Sincang" adını koydular ve burayı kendi toprakları olarak tanımladılar. 1949 yılında Mao önderliğindeki komünistlerin Çin'in yönetimini ele geçirmelerinin ardından, Doğu Türkistan üzerindeki baskılar eskisine oranla daha da arttı. Komünist rejim politikası, asimile olmayı reddeden Müslümanlar'ın fiziksel olarak imha edilmesine yöneldi. Katledilen Müslüman sayısı korkunç boyutlara ulaştı. 1949-1952 yılları arasında 2 milyon 800 bin, 1952-1957 arasında 3 milyon 509 bin, 1958-1960 yılları arasında 6 milyon 700 bin, 1961-1965 yılları arasında 13 milyon 300 bin kişi ya Çin ordusu tarafından katledildiler ya da rejimin doğurduğu kıtlık sebebi ile ölüme terk edildiler. 1965'ten sonraki katliamlarla birlikte, öldürülen Doğu Türkistanlı sayısı 35 milyon gibi inanılmaz bir rakama ulaştı.
Halkın hayatta kalabilen bölümü ise büyük baskı ve işkencelere maruz bırakıldı. Doğu Türkistan'ın uzun süre sürgünde yaşayan merhum lideri İsa Yusuf Alptekin, Türkiye'de yayınlanan Doğu Türkistan Davası ve Unutulan Vatan Doğu Türkistan adlı kitaplarında söz konusu baskı ve işkenceleri ayrıntılarıyla anlatılır. Bu kitaplarda anlatılana göre, Doğu Türkistan'da halka uygulanan baskılar, Sırplar'ın Bosna'da Müslüman Boşnaklara veya Kosova'da Arnavut çoğunluğa uyguladıklarından farklı değildir. Ülkedeki Çin Mahkemeleri'nin "ceza" yöntemleri de son derece acımasız ve vahşidir. Diri diri toprağa gömmek, öldüresiye dövülen bir insanı çıplak halde karlarda yatırmak, iki bacağından iki ayrı öküze bağlanan bir insanı ikiye bölmek gibi "ceza"lar uygulanmıştır.
KÖKLÜ BİR KÜLTÜRÜ YOK ETMEYE YÖNELİK UYGULAMALAR VE ASİMİLASYON
Çin yönetimi, 1949 yılından itibaren Müslümanları imha ederken bir yandan da bölgeye sistemli bir biçimde Çinli göçmen yerleştirdi. Çin hükümetinin 1953 yılında başlattığı bu kampanyanın etkisi son derece düşündürücüdür. 1953 yılında bölgede % 75 Müslüman, % 6 Çinli yaşarken bu oran 1982 yılında %53 Müslüman, % 40 Çinli olarak değişti. 1990 yılında yapılan nüfus sayımında ortaya çıkan % 40 Müslüman, % 53 Çinli nüfus oranı bölgedeki etnik temizliğin boyutlarını göstermesi açısından son derece önemlidir.
Günümüzde Uygurlar, köylerde oturmaya zorlanırken Çinliler şehirlere yerleştirilmektedir. Bu sebeple bazı şehirlerde Çinli nüfus yüzdesi %80'lere çıkmaktadır. Hedef, şehirlerde Çinliler'i çoğunluk haline getirmektir. Çin Hükümeti'nin Doğu Türkistanlılar'ı Çinliler'le evlendirmek için uyguladığı yöntemler ise bu asimilasyon çalışmalarının bir parçasıdır.
Bu arada Çin yönetimi, Doğu Türkistanlı Müslümanları nükleer denemelerinde kobay olarak kullanmıştır. Bölgede ilk olarak 16 Ekim 1964 tarihinde başlatılan nükleer denemelerin olumsuz etkileri yüzünden bölge insanları ölümcül hastalıklara yakalanmış, 20 bin özürlü çocuk dünyaya gelmiştir. Nükleer denemeler nedeniyle 210 bin civarında Müslüman ölmüş, binlercesi sakat kalmış, binlercesi de kansere yakalanmıştır.
Çin 1964'den günümüze kadar Doğu Türkistan topraklarında 50'ye yakın atom ve hidrojen bombası patlatmıştır. İsveçli uzmanlar, 1984 yılında yapılan yeraltı nükleer denemesinde 150 ton gücündeki bombanın rihter ölçeğiyle 8.8 büyüklüğünde yer sarsıntısına sebebiyet verdiğini tespit etmişlerdir.
BEBEK KATLİAMI
Çin hükümeti , Doğu Türkistan'da Müslüman Türk nüfusunun artmasına engel omak için , "doğum kontrolu kanunu"nu acımasızca uygulamaktadır. Bu kanuna göre sehirlerde oturanların 2 köylerde oturanların 3 ten fazla cocuk sahibi olmaları yasaktır. Bu yasağa uymuyanlar çok ağır cezalara çarptırılmaktadır. Geniş kırsal kesimlerde yasağa uymuyan kadınlara; hiçbir tedbir alınmadan toplu kürtaj operasyonları yapılmaktadır. Hamile kadınların çocukları karınlarında çocukları zorla çıkarılarak öldürülmektedir. Kural dışı doğan çocuklara isim verilmemekte , vatandaşlık hakkı tanınmamaktadır. Dini inaçları gereğ , yönetimin bu konusaki yasaklarına karşı gelenler ise hapsedilmektedir. 1991 yılına Hoten vilayetinin Karakaş ilçesinde zorunlu kürtaja tabi tutulan annelerin sayısı 18.765'tir. Bu rakam ilçede anne adaylarının %49'unu teşkil eder. Doğum yasağını tam kontrol edebilmek için 1992'de bu bölgeye 432 Çinli memur tayin edilmiştir.
NÜKLEER DENEMELER VE DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ KANSER VAKALARINDAKİ ARTIŞ
Çin'in en büyük nükleer merkezi ve deneme alanı Doğu Türkistan'dadır .Hükümet hiçbir koruyucu tedbir almaksızın, bölgede nükleer denemeler yapmaktadır.
1964'ten bu yana 11'i yeraltında olmak üzere bugüne kadar (bilinen) 46 nükleer deneme yapılmıştır.En son nükleer deneme ise 1996 yılının Ağustos ayı içinde gerçekleştirilmiştir.
Atom denemeleri sonucunda ; çevre kirlenmekte ,tabiat ve ürünler tahrip olmakta , halk çeşitli hastalıklara yakalanmakta, çocuklar ise sakat doğmakta yada ölmektedir... Bu tehlike ve tehdit karşısında halk tamamemn savunmasız ve korunmasızdır.Sebze ve meyve çeşitlerinde azalma ve radyoaktif etkiler görülmektedir.Nitekim; batı ülkelerinin Çin'den ithal ettikleri Doğu Türkistan'da üretilen kuru yemişlerde radyasyon tespit etmeleri üzerine Doğu Türkistan kaynalklı ürünlerin ithalini yasaklamaları, bunu bir kanıtıdır. Ayrıca çin hükümeti hiç çekinmeden diğer ülkelerin nükleer artıklarını ve çöplerini ekonomik menfaat karşışığı kabul etmiş ve bu konuda antlaşmalar imzalamıştır. . (www.turan.tc)
Bugün Doğu Türkistan'da yaşanan zulmün nedeni Uygur Özerk bölgesinde yaşayan insanların Türk-İslam kimliğine sıkı sıkıya sarılmalarıdır. Bu yüzden Doğu Türkistan Davası, sadece Uygur halkının değil, başta Türkiye olmak üzere bu kimliği taşıyan tüm devletlerin davasıdır. HARUN YAHYA
Lenin ve Stalin'in Çin'deki temsilcisi olarak sahneye çıkan Mao da dine karşı bir düşmanlık beslemiş ve bu yönde bir politika uygulamıştır.
Mao'nun iktidara gelmesiyle birlikte Çin'de dine ve dindarlara karşı büyük bir savaş başlatılmıştır. Bu savaş Lenin'in komünistlere gösterdiği yöntemle, yani "örtülü" olarak gerçekleşmiştir. Komünist parti, "kendi kendini yönetme hareketi" adı verilen bir politika uygulamaktadır. Bunun anlamı, bütün dini kurumların "kendini finanse eden, kendini yöneten ve kendini organize eden" bir 3'lü yapıya sahip olmasıdır. Görünüşte "din özgürlüğü" gibi duran bu politika, tamamen dini yok etmek amacına yönelik bir kampanya olarak uygulanmıştır. Ülke içindeki tüm dini kurum ve ibadethaneler devlet tarafından kurulan merkezi organizasyonlara bağlanmıştır. Kısa süre içinde de bu dini kurumlar "Maoizm propaganda merkezi" haline gelmiştir. Harry Wu isimli Çinli bir Hıristiyan, Amerikan Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu'na 16 Mart 2000 tarihinde verdiği ifadesinde, bunu şöyle anlatmaktadır:
Mao Tse-Tung, herhangi bir Çin vatandaşının Komünist Parti dışındaki bir otoriteye bağlanmasına izin vermediği için, Mao yönetiminde hükümet tarafından yönetilen bu merkezi din organizasyonları hiçbir dini faaliyette bulunmamıştır. Mao'nun Çin'i yönettiği 30 yıl boyunca, bu 3 "kendi-kendine hareketi" Çin Komünist Partisi ile birlikte dini yok etmek ve Komünist Parti ideolojisini yaymak için çalışmıştır. "Maoizm" Çin'in yasal dini, Mao'nun "Kızıl Kitabı" ise kutsal kitabı olmuştur.
Doğu Türkistan'daki Müslüman Uygur Türkleri veya Tibet'teki Budistler ise kanlı vahşet uygulamalarına hedef olmuşlar, Çin Komünist Partisi bu halkları hem nüfuslarını azaltarak hem de dini inançlarını yok ederek kontrol altına almaya çalışmıştır. Maoizm'in dine düşmanlığı, Mao'nun yolunu izleyen diğer komünist Asya rejimleri tarafından da sürdürülmüştür. Kamboçya'daki Kızıl Khmer rejimi, Kamboçya halkına karşı yürüttüğü soykırımda, ülkenin Müslüman azınlığı olan Çam topluluğuna özellikle zulüm uygulamıştır. "Komünizmin Kara Kitabı"'nda Kızıl Khmerler'in Çamlar'a karşı uyguladıkları vahşetten şöyle söz edilir:
1973'ten itibaren kurtarılmış bölgelerde camiler tahrip edildi ve ibadet yasaklandı. 1975'ten başlayarak bu önlemler yaygınlaştı. Kuran'lar yakılmak üzere toplandı, camiler ya başka amaçlarla kullanıldı ya da yıkıldı. Haziran'da 13 dindar Müslüman, bazıları ibadeti mitinge tercih etmiş olmaktan, bazıları ise dini nikah hakkına sahip olduklarını açıklamaktan dolayı idam edildi... Din adamları özellikle hedef alınarak öldürüldü. 1000 kadar hacının yalnızca 30 kadarı sağ kaldı. Diğer Kamboçyalılar'ın aksine Çamlar sık sık ayaklandı; bu ayaklanmalara misilleme Kızıl Khmerler çok sayıda katliam yaptılar. Kızıl Khmerler 1978 yılı ortasından itibaren birçok Çam topluluğunun, kadın ve çocuklar da dahil, sistematik biçimde soyunu tüketmeye koyuldu.
ARNAVUTLUK
Maoculuğun din düşmanlığını sergileyen bir başka komünist rejim, Arnavutluk'taki Enver Hoca diktası olmuştur. Arnavutluk, II. Dünya Savaşı'nın ardından bir Sovyet uydusu olarak ortaya çıkmasına rağmen, 1960'lardaki Çin-Sovyet çatışması sırasında Çin'den yana tavır almış ve kısa sürede Kızıl Çin'in ve Maoculuğun Avrupa'daki temsilcisi haline gelmiştir. Enver Hoca, bütün dini ibadethaneleri (camileri ve ülkenin kuzeyindeki katoliklerin kiliselerini) kapatmış, insanların kendi evlerinde bile ibadet yapmalarını yasaklamıştır. Herhangi bir dine inanmak ve bunu ifade etmek suç haline gelmiş, buna karşı gelenler çeşitli baskı ve işkencelere maruz kalmıştır. Enver Hoca tüm bu uygulamalarla dini inançları tamamen ortadan kaldırdığını zannederek "dünyanın gerçek anlamda ateist olan ilk devletini kurduğunu" ilan etmiştir.
MAOCULARIN DİN DÜŞMANLIĞI ÇİN'İN UZAKDOĞU'DA ANTİ-İSLAMİ ROLÜ
Doğu Türkistan'da Müslüman Türklere yönelik zulüm, şiddetle devam etmiştir. Çin resmi görevlileri, Türk gençlerini potansiyel olarak rejim karşıtı görerek sebepsiz yere evlerinden toplamaktadırlar. Gençler bu zulümden kurtulmak için dağlara veya çöle kaçmaktadırlar.
1996 yılından beri onbinlerce Uygur Türkü kamplarda ağır işkence altında tutulmaktadır. Bir insan hakları örgütünün resmi yazısında da belirtildiği gibi sanıklar, tek celsede biten davalarda ya kürek cezasına mahkum edilmekte veya meydanlarda infaz mangaları tarafından kurşuna dizilmektedir. Mahkemeler, Komünist Partinin talimatı ile çalışmaktadır. En dehşet verici olan ise hamile kadınların evlerinden alınarak gayrı sıhhi şartlarda kısırlaştırılmaları, sınırlama fazlası doğan bebeklerin ailelerine rağmen öldürülmeleridir.
1997 yılının Şubat ayında tekrar alevlenen olaylar sırasında yaşananlar, Çin zulmünün bir özeti niteliğindedir. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre Çin milis güçleri, 4 Şubat'a rastlayan Kadir Gecesi'nde bir mescitte toplanan 30'un üzerindeki kadını, Kuran okurlarken demir sopalarla dövdüler ve sürükleyerek Emniyet Merkezi'ne götürdüler. Mahalle sakinleri Merkez'e giderek kadınların serbest bırakılmalarını isteyince işkence ile öldürülen 3 kadının cesedi önlerine atıldı. Bunun üzerine galeyana gelen halk ile Çinliler arasında çatışmalar başladı. 4-7 Şubat arasında 200 Doğu Türkistanlı hayatını kaybederken, 3500'den fazla Uygur kamplara kapatıldı. 8 Şubat sabahında ise bayram namazı için camilerde toplanan halkın namaz kılması güvenlik güçlerince engellendi. Bunun üzerine çatışmalar tekrar alevlendi ve sonuç olarak Nisan-Aralık 1996 arasında 58 bin olan tutuklu sayısı, bir anda 70 bini geçti. 100 kadar genç meydanlarda kurşuna dizilirken, 5 bin Uygur Türkü çırılçıplak soyularak 50'şer kişilik gruplar halinde meydanlarda teşhir edildiler.
Batılı güçler her zamanki gibi tüm bu vahşete karşı tepkisiz kalmaktadır. Birleşmiş Milletler'in soykırım için yaptığı tanım, Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'daki duruma tam olarak uymaktadır. Buna rağmen Doğu Türkistanlılar BM'nin koruyucu şemsiyesi altına girememektedir. BM'ye yapılan tüm başvurular geri çevrilmiştir. 25 milyon Doğu Türkistanlı Müslüman, halen Çin baskısı altındadır. Binlerce siyasi tutuklu vardır ve bazıları hapishanelerde "kaybolmuş" tur. Tutuklulara işkence yapılması ise artık sıradan bir olay haline gelmiştir.
Kısacası Çin, Uzakdoğu'da zulüm politikası uygulayan en önemli İslam-karşıtı güçlerden biridir. Doğu Türkistanlı Müslümanlara yönelik politikasının yanında, etrafındaki İslami potansiyel için de ciddi bir düşmandır. Dünyanın en kalabalık ülkesinin bu stratejik "Anti-İslami" konumu, komünist rejimden kapitalist rejime geçilmesiyle de hiçbir şekilde azalmamıştır.
TÜRKİSTAN SORUNUNU TÜRK MİLLETİ ÇÖZECEKTİR
Son 150 yıldır İslam alemi dünyanın birçok bölgesinde benzeri zulüm ve baskıya maruz kaldı. Bu zulmün arkasındaki çevrelerin en büyük hedefi dini, özellikle de Müslümanlığı ortadan kaldırmaktı. Bu amaçla, neredeyse bir asır boyunca Müslüman katliamına giriştiler. Bugün Çeçenistan'ın Ruslar'dan gördüğü zulmün aynısı, Doğu Türkistan'da da Çin tarafından uygulanmaktadır. Dünya bu zulme göz yummaktadır. Ancak, vicdan sahibi insanlar bu zulmü durduracak bir yol bulabilirler. Herşeyden önce, Doğu Türkistan meselesi sadece Uygurların bir sorunu olarak görülmemeli ve onların tüm sorumlulukları vicdan sahibi insanlar tarafından sahiplenilmelidir. Akıllı, cesur ve uzak görüşlü politikalarla Türkiye'nin ve Türk Milletinin de bu sorunun çözümüne önemli bir katkısı olacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır...
Çin'in, Doğu Türkistan'daki halka uyguladığı zulmün en önemli nedenlerinden biri halkın Türk ve Müslüman olmasıdır. Çin, bölge halkının Türk-İslam kimliğini Çin Hakimiyet ve Sultası'na karşı en büyük tehlike olarak görmektedir.
Halkı dininden vazgeçirmek için her türlü yıldırma ve baskı yöntemini kullanan Çin Şovenizmi en fanatik dönemini Mao'nun 1966-1976 yılları arasında uygulattığı Kültür Devrimi esnasında yaşadı. Camiler yıkıldı, toplu ibadet yasaklandı, Kuran kursları kapatıldı ve bölgeye yerleştirilen Çinliler özellikle Müslümanları taciz etmek için domuz beslemeye başladılar. Okullarda dinsizlik propagandası yapıldı. Ayrıca iletişim araçları vasıtasıyla insanların dinden soğutulmaları için yoğun çaba harcandı. Dini ilimlerin öğrenilmesi ve dini bilgilere sahip öncü kişilerin halkı eğitmeleri tamamen yasaklandı. Buna rağmen halkın İslami kimliği yok edilemedi.
Türk halkına uygulanan bir başka sindirme ve baskı yöntemi ise eğitim alanında kendini göstermektedir. Bölgedeki üniversitelerde eğitim Çince olarak yapılmaktadır. Öğrencilerin ise ancak %20'si Müslümandır. Okullarda din dersi programlarının esası ateizm üzerine bina edilmiştir.
30 yıl içinde 4 defa alfabelerinin değiştirilmiş olması da yine bölgedeki Müslüman Türkler'e yapılan zalim uygulamanın bir parçasıdır. Mao, kültür devrimine rağmen Çin alfabesine dokunmazken Uygur alfabesini İslam Harfleri'nden 'Krilce'ye çevirmiştir. Bir müddet bu alfabe kullanıldıktan sonra Rus korkusu ile Latin Harfleri'ne geçilmiş, ancak bu defa da Türkiye ile kültür köprüleri kurulmasın diye tekrar İslam Harfleri'ne dönülmüştür. Alfabe ile bu kadar sık oynamanın nesiller arası anlaşmayı ne kadar zor bir hale getireceği ise açıktır.
|
 |
S.Memo
17 yıl önce - Sal 25 Ekm 2005, 22:08
ARKADAŞLAR DOĞU TÜRKİSTAN AYAĞA KALKIYOR.HADİ HAYIRLISI.
Tanrıdağ Aslanları Ekibi� nin Doğu Türkistan Halkına Duyurusu....
Bismillahirrahmanirrahim !
Sevgili Doğu Türkistan Halkı;
Biz Doğu Türkistan Kurtuluş Teşkilatının Tanrıdağ Aslanları şubesiyiz. Şubemiz adına sizlere aşağıdakileri duyuruyoruz;
1.Uygur Özerk Bölgesi�nin 50. yılını anma günü olan 01 Ekim 2005�i Uygur milleti için musibet günü olarak ilan ediyoruz. Bu musibet gününde hepinizin evinizde yas tutmanızı rica ediyoruz. İşgalci Çin hükümetinin kutlama meydanlarına hiç gitmeyin ve katılmayın. Mazlum Çin milletine de kutlama meydanlarına gitmemesini tavsiye ediyoruz.
2. 55 yıldan buyana bizi özgürlüğümüzden, milli izzet ve değerlerimizden, her insanın sahip olması gereken insan haklarımızdan mahrum eden Çin Komünist Partisi�ne karşı işgal altında tuttuğu anavatanımızı geri vermek zorunda bırakacak hazırlıklarımız bitmiştir.
Ayrıca ilan ediyoruz;
3. Doğu Türkistan�a yatırım yapan yabancı veya Çinli işadamlarının şirketlerinde çalışan personelin % 50�den fazlası Uygur, Kazak, Kırgız, Moğol, Tun�gan gibi Müslüman halklardan ise bu şirketler, saldırı hedefi olmayacaktır.
Uygur Özerk Bölgesi komünist parti genel sekreteri Wang lequan�in milliyetçi siyasetine yardım eden ve iş birliği yapan; yabancı yada Çinli yatırımcıların fabrika ve şirketleri bizim saldırı hedefimiz içinde bulunacaktır.
4. Uygurlar gibi Dogu Türkistan�ın gerçek sahibi olan halkı şehirlerden, tarım alanlarından çıkartıp, neslimizi planlı bir şekilde yok etme amacı güden soykırımı durdurmazsa; vatanımızın doğal zenginliklerini çalıp kendi politikaları için kullanmayı durdurmazsa, biz Doğu Türkistan ve Çin�in içindeki her türlü askeri noktalara, stratejik enerji kaynaklarına, casusluk kurumlarına karşı silahlı tedbir kullanma hareketini genişleteceğiz.
Bu sebeple Çin�e siyasi ve ekonomik olarak gelecek ağır darbelerin sorumlusu milli eşitsizlik, milli nefret kaynağı olan Uygur Özerk Bölgesi Komünist Partisi ve genel sekreter Wang lequan sorumlu olacaktır.
D.T Kurtuluş Teşkilatı Merkezinin emrini dört gözle bekliyoruz.
Bize ölüm, halkımıza başarı yakın.
Cenab-ı Allah�tan medet, mazlum halkımızdan dua dileriz.
Yaşasın Özgürlük!
|
 |
K.Oktar ARKIN
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 09:58
////
bu bildiri ne zaman verilmis?
tarihi nedir?
ciddi biseymi?
cok etkilendim gercekten
bilgi verirsen cok sevinicem/
|
 |
Selen
|
 |
Kaan+
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 10:53
Hergün onlarca uygur'un çok basit nedenlerle idam edildiği söyleniyor, adi kominist çinlilerin amacı uygur nufusunu yoketmek. zaten şuanda urumchi'de uygur'dan çok çinli var.Arkadaşımın orada ufak bir firması var,ondan alıyorum haberleri.Göç politikası uyguluyormuş. çin halkı aç zaten,doğu turkistana gidene iş para ev vs deyince zaten aç çinliler dünyanın heryerine akın ettikleri gibi doğu turkistanada doluşmuşlar pis mahluklar.
|
 |
S.Memo
17 yıl önce - Pts 31 Ekm 2005, 23:03
elime yeni ulaşan bir yazı.ilgilenenlere duyurulur.
DOĞU TÜRKİSTAN DAN YÜKSELEN FERYAT
Mehmet Emin Batur
Kayseri Gündem Gazetesi 29 Ekim 2005
Türkiye'de elli yıldan beri Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan'daki
içler acısı insanlık dramına dikkat çekmeye çalıştık. Bu anlatımlarımız
sonucunda zaman zaman da bazı siyaset ve devlet adamlarımızın dikkatini
nihayet Doğu Türkistan'a çekebildik dediğimiz anda ardından ''dağ fare
doğurdu'' sözünde olduğu gibi sukutu hayale uğradığımızı anladık. Fakat
buna rağmen bizler dertlerimizi Türkiye ve dünya kamuoyuna imkanımız
elverdiğince anlatmaktan bir an olsun vaz geçmedik, şartlar ne olursa olsun
vazgeçmeye de niyetimiz yok.
Şimdi içinde bulunduğumuz şu mübarek Ramazan ayında bize Doğu Türkistan'dan
ulaşan bir feryadı noktasına virgülüne dokunmadan siz muhterem ve
kadirşinas Müslüman-Türk milletinin dikkatine sunmayı bir borç biliyoruz.
Neredesiniz Müslüman, Türk Evlatları?
1990 yılının Nisan ayında Barın ayaklanması, 1995 yılında Hoten ayaklanması
ve 1997 yılında Gulca ayaklanmalarında Şehit düşen Uygur Türkleri'nin
aileleri perişan durumdadır. Şehit aileleri devamlı olarak Çin Polisi
tarafından taciz edilmekte, aile mensupları devamlı surette göz altında
tutulmaktadırlar. Ailelere iş verilmemektedir. Bu durumda dolayı Şehit
aileleri yardıma çok muhtaç durumdadırlar.Uygur topraklarının Çin
tarafından işgal edilişinin 56. senesinde Mayıs ayından başlayarak Ekim
ayına dek; Çin Komünist Partisi Uygurlara yönelik baskı ve tedbir
politikalarını hızlandırmıştır. Daha önce herhangi bir nedenle hapse girmiş
Uygur Türkleri hiçbir gerekçe göstermeden tutuklanmaktadır. Bu
tutuklamaların sayısı 50.000 kişiyi aşmıştır. Tutuklananların aileleri
perişan durumdadırlar ve acilen yardıma muhtaçtırlar.
Neredesiniz Müslüman, Türk Evlatları?
Hani verdiğiniz sözler nerede?
Biz sizi Orta Asya'dan yollarken arkanızdan el sallayarak yolladık. Geri
döndüğünüzde biz hep buradayız demek için ardınızda kaldık. Siz dönmediniz.
Anadolu'yu ikinci yurt edindiniz. Olsun dedik, onlar bizim kardeşimizdir
dedik. Başımız sıkıştığında onlar gelecek nasıl olsa dedik...
Duyduk ki Anadolu'da ki Müslüman Türk kardeşlerimiz, bir devlet kurmuş. Hem
de Cihana hükmeden bir devlet. Padişahınızı padişahımız bildik, adına
hutbeler okuttuk. Eski topraklarınız hâlâ sizin dedik.
Duyduk ki, Anadolu'da ki Müslüman Türk kardeşlerimize bütün küfür
milletleri saldırıyor. Analarımız, kadınlarımız bileziklerini gönderdi.
Oğullarımızın başına kına yakıp kurban ettik sizin için, sizlerin yanına
yolladık. Sizin yanınızda savaşmaya giden oğullarımız bir daha geri hiç
dönmediler. Olsun dedik, onlar kardeşleriyle beraber şehit oldu dedik.
Bağrımıza taş bastık. Siz bağımsız oldunuz, biz bağrımıza taş bastık.
Hepimizin eski düşmanı Çin topraklarımızı işgal etti. Hiç merak etmedik.
Nasıl olsa kardeşlerimiz var, büyük bir devletleri var. Bizi hiç
savunmazlar mı dedik? Hep bekledik... Düşmana karşı savaşırken şehit üstüne
şehit verdik ve hep bekledik. Arkamızı Anadolu'ya doğru dönüp savaştık ve
hep bekledik....
Hani verdiğiniz sözler nerede?
Geceleri bizim için ettiğiniz dualar nerede?
Şehitlerimizin aileleri Çin zulmün altındayken sizin yardımlarınız nerede?
Mücahitlerimiz maddi imkansızlıklar sebebi ile yaralarını bile tedavi
ettiremezken siz neredesiniz?
Ata yurdunuz 56 senedir işgal altındayken siz neredesiniz?
"Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, "Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zâlim
olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir
yardımcı ver" diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve
çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?
|
 |
Nur Ulusoy
15 yıl önce - Pzr 14 Ekm 2007, 22:51
Doğu Türkistan
Ortaokul'dan itibaren Doğu Türkistanlı olan arkadaşım ile sürekli iletişim içinde olmamdan dolayı, kendimi fahri olarak Doğu Türkistanlı gören bir kişiyim.
Şimdi Doğu Türkistan ile ilgili bir başlık açmak için baktım ki zaten böyle bir başlık wowTURKEY de var mutlu oldum.
Bu konuda bir kaç konudan bahsetmek istiyorum. Bu başlık altında gördüm ki Doğu Türkistan ile ilgili bilinmesi gereken önemli konular zaten anlatılmış.
Zaman zaman arkadaşlarımla sohbet sırasında Türkistan sözü geçince Türkmenistan ile karıştırılması benim garibime gider,hemde kültürlü geçinen insanlar tarafından. Üzerinde durarak bu hatalı bilgiyi sürekli düzeltmeye çalışırım.Bir yandan da üzülürüm ki Doğu Türkistanlı vatandaşlarımız seslerini her kesime duyuramamıştır. Bu konuyu kendime de görev edindim. ))
Bir ikincisi Doğu Türkistanlılara gözlerinin çekik olmasından dolayı Japon musunuz, veya Çinli misiniz? diye sorulmasıdır.
Doğu Türkistanlıların geleneklerine bağlı hayatlarını devam ettirmeleri beni çok mutlu eder.
Mesela Ad Düğünü ismini verdikleri bir şenlik yapıyorlar ki, yeni doğan bebek için yapılan bir şenlik bu. Şenliğe katılan tüm çocuklara küçük hediyeler verilerek, çocuklar sevindiriliyor.
Bu şenlikler genellikle yemekli oluyor ve Doğu Türkistan yemekleri yapılıyor.
Yine bir âdetleri, anne olarak benim çok hoşuma gider. O da Şöyle;
Doğumu yakın olan anne adayı, kendi annesinin evine getiriliyor. Doğum annenin evinde iken gerçekleşiyor. Kızının doğum yapmasından dolayı, anne kendi evinde kızının bakımını üstleniyor ta ki ad düğününe kadar. Yani bebeğin kırkı çıkana kadar. Bu yeni doğum yapan bir bayan için gerçekten büyük bir rahatlık.
Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı da Doğu Türkistanlılarca daha bir görkemli geçiyor.
Her evde mutlaka yerde bir yer sofrası hazırdır. Yine Doğu Türkistanın çeşitli yemeklerinin bulunduğu bir sofra iken. Son yıllarda Kayseri pasta ve börek çeşitleri de bu sofrada yerini almıştır. Misafir bu sofraya alınıyor ve yalnız bırakılıyor ki, çekinmeden rahat yesin diye.
Kurban Bayramında ise mutlaka kurban etinin bir kısmı gelen misafirlere ikram edilmek için bu sofrada hazır bulunduruluyor.
Saygılarımla
Nur Ulusoy
En son Nur Ulusoy tarafından Pzr 14 Ekm 2007, 23:23 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Aykan Türk
15 yıl önce - Sal 16 Ekm 2007, 00:00
Dünyanın öteki ucunda da olsa "Türk" benim kardeşimdir, canımdır, ciğerimdir!
Doğu Türkistan'ın görmüş olduğu zulmü yüreğimin en ücra köşelerinde hissediyorum. Ama ne yazık ki elden birşey gelmiyor.
Yalnızca ABD değil, Çin'in de ne mal olduğunu görüyoruz! Demek ki; "Türk'ün Türk'ten başka dostu yok!"
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|