Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 7
Yusuf Esengül
14 yıl önce - Cum 21 Ksm 2008, 11:45



ISIL_06

14 yıl önce - Cum 21 Ksm 2008, 17:26



fatih koyuncu
14 yıl önce - Cum 21 Ksm 2008, 17:36



Hüseyin C
14 yıl önce - Cum 21 Ksm 2008, 17:43

Alıntı:
ayrıca ailesi kapalı olup harp okuluna alınan çok insan biliyorum

Ben de alınmayan veya ihraç edilen bir sürü insan biliyorum
Alıntı:
ordunun yaptıklarına minnet edip duacı olmamız gerekirken bukadar çirkin ithamlarda bulunup bu kadar karalamaya çalışanlarda ben artniyet ararım ve Atatürk'ün de içkisiyle uğraşıp onu da dinsizlikle suçlayanlarla aynı kefeye koyarım(ki Atatürk dinine bağlı ve saygılı bir liderdir).

Ülkeyi korumak ordunun görevidir yaptığı bir lütuf değildir, sırf yapmakta zorunlu olduğu görevini yapıyor diye kayıtsız şartsız itaat edilmesini ve sorgulanmamasını istemek totaliter bir tutumdur.
Ayrıca Atatürkün din hakkında özelde İslam hakkındaki görüşü de bellidir, kendi yazdığı medeni bilgiler kitabında bu konu hakkındaki görüşlerini açıkça belirtmiştir.
Alıntı:
Din birliğinin de bir ulusun kuruluşunda etkili olduğu söyleyenler vardır. Ne var ki biz, bizim gözümüzün önündeki Türk Ulusu tablosunda bunun tersini görmekteyiz. Türkler, İslam dinini benimsemeden sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan İranlıların ne de Mısırlıların ve başkalarının Türklerle birleşip bir ulus oluşturmasına yol açtı. Tersine, Türk Ulusunun ulusal bağlarını gevşetti; ulusal duygularını, ulusal coşkusunu uyuşturdu. Bu çok doğaldı. Çünkü Muhammet’in kurduğu din bütün ulusallıkların üstünde yaygın bir Arap milliyetçiliği politikasına dayanıyordu. Bu Arap düşüncesi, “ümmet” sözcüğüyle ifade olundu. Muhammet’in dinini benimseyenler kendilerini unutmaya, yaşamlarını Tanrı sözcüğünün yer yer de yükseltilmesine adamaya zorunluydular. Bununla birlikte Tanrı’ya kendi ulusal dilinde değil Tanrı’nın Arap budununa gönderdiği Arapça betikle tapınacak ve duada bulunacaklardı. Arapça öğrenmedikçe Tanrı’ya ne dediklerini bilmeyeceklerdi. Bu durum karşısında Türk Ulusu birçok yüzyıllar boyunca ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, adeta bir sözcüğünün bile anlamını anlamadan Kuran’ı ezberleyip beyni sulanmış hafızlara döndü. Başlarına geçebilmiş olan hırslı hükümdarlar, Türk Ulusunca ne olduğu, kim olduğu belirsiz cahil hocalar ağzıyla saçılan ateş ve azapla korkunç bir karanlık ve karışıklık içinde kalan dini kendi tutkuları ile politikaları uğruna araç olarak kullandılar. Bir yandan Arapları zorla buyrukları altına aldılar, bir yandan Tanrı sözcüğünün kutsal parolası altında Avrupa’da Hıristiyan ulusları yönetimleri altına aldılar. Ancak onların dinlerine ve ulusallıklarına ilişmeyi düşünmediler. Ne omları “ümmet” yaptılar ne de onlarla birleşerek güçlü bir ulus yarattılar.

Mısır’da belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler; hırkasıdır diye bir palas pareyi halifelik belgesi ve üstünlüğü olarak altın sandıklara koydular. Halife oldular. Kimi zaman doğuya kimi zaman batıya kimi zaman da dört bir yana saldıra saldıra Türk Ulusunu, Tanrı için Yalvaç için topraklarını, çıkarlarını ve benliğini unutturacak, yalnız Tanrı yolunda olacak kadar derin bir kendinden geçmişlik ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Ulusal duyguyu yok eden, bu dünyaya değer vermeyen; yoksulluklar ve kötülükler baş göstermeye başlayınca da asıl gerçek mutluluğa öldükten sonra, öbür dünyada kavuşulacağı inancını aşılayan dinsel doğma ve dinsel duygu, ne var ki ulusun uyanıp aklı başına geldiği zaman şu acı gerçeği görmesine engel olamadı. Bu korkunç görünüm karşısında kalanlara, kendilerinden önce ölenlerin ahretteki mutluluklarını düşünerek yada bir an önce ölmeye dua ederek ahrete kavuşmayı öğütleyen bir din duygusu dünyanın en acı tokadıyla, Türk Ulusunun vicdanındaki çadırını yıktı; çağrılıları, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türklerin ortak vicdanı, derhal yüzlerce yıllık güçle ve açılıp ilerleme tutkusuyla, büyük bir coşkuyla çarpışıyordu. Ne oldu? Türk’ün ulusal duygusu artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, cenneti değil eski ve gerçek büyük Türk Atalarının kutsal kalıtlarının son Türk ‘el’lerinin savunma ve korunmasını düşünüyordu. İşte dinin, din duygusuyla Türk Ulusuna bıraktığı anı.


AhmetD

14 yıl önce - Cum 21 Ksm 2008, 17:58



ISIL_06

14 yıl önce - Cum 21 Ksm 2008, 18:03



Ali.Özcan

14 yıl önce - Cum 21 Ksm 2008, 18:10



En son Ali.Özcan tarafından Cum 21 Ksm 2008, 18:35 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Hüseyin C
14 yıl önce - Cum 21 Ksm 2008, 18:14

Alıntı:
Türkiye'de rejimi değiştirmenin önündeki tek engel askerdir.Bunu direk yoldan göstermeyip,dolaylı yoldan göstermektedirler.Terörün elini güçlendirmesi ve her şehit olayından sonra askere yüklenilmesi de bunun apaçık göstergesidir.

Bazılarının da "askeri" kayıtsız şartsız itaat edilmesi gereken güç ve sorgulanmaması gereken bir tabu olarak görmeleri "yaşam biçimlerinin" koruyucusu olarak gördükleri için olmasın, bunu da rejim tehlikede gibi bir yaklaşımda bulunarak yapıyor olmasınlar.


Ali.Özcan

14 yıl önce - Cum 21 Ksm 2008, 18:17

Alıntı:
Bazılarının da "askeri" kayıtsız şartsız itaat edilmesi gereken güç ve sorgulanmaması gereken bir tabu olarak görmeleri "yaşam biçimlerinin" koruyucusu olarak gördükleri için olmasın, bunu da rejim tehlikede gibi bir yaklaşımda bulunarak yapıyor olmasınlar.


Askere itaat et demiyorum.Senin canını ve malını koruyan ve bu uğurda canını veren insanlara saygı gösterillmesi gerektiğini düşünüyorum.Asker olmasa bu ülkede ne cami kalır,ne de mescit.Askeri ibadetine engel görenler askeri yıprattıktan sonra rahat ibadet edebileceklerini mi sanıyorlar acaba?


En son Ali.Özcan tarafından Cum 21 Ksm 2008, 18:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


ISIL_06

14 yıl önce - Cum 21 Ksm 2008, 18:29



sayfa 7
« önceki   123 ... 67891011   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET