1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 7  |
 |
Ümit Gürbüz
|
 |
asumandilekaltun
13 yıl önce - Sal 29 Eyl 2009, 03:32
(+)
Gazi Alemdar Müzesi
|
 |
Ümit Gürbüz
13 yıl önce - Cum 16 Ekm 2009, 03:16
(+)
|
 |
0345 özer er
13 yıl önce - Pzr 15 Ksm 2009, 15:55
(+)
(+)
|
 |
Kemal ÇONTAY
13 yıl önce - Çrş 18 Ksm 2009, 19:39
Gazi Gemilerimiz
(+)
Alemdar gemimiz 1898 yılında Danimarka'da inşa edilmiş bir tahlisiye gemisiydi.
363 gros, 192 net tonluktu. 49,4 mt. uzunluğunda 7,9 m. genişliğindeydi. Çektiği su 3,9 m. kadardı. İki direği, ince uzun bir bacası vardı. Teknesi baştan sona siyaha boyanmıştı. Danmark adı verilmiş ve merkezi Kopenhan'da olan Em. Z. Sviter Bjerg Enterprise firması tarafından, kapitülasyonların yabancılara tanıdığı yasal haklardan yararlanarak Marmara'da gemi kurtarma işlerinde kullanılmaktaydı.
Birinci Dünya Savaşı patlak verdiği sırada, hasım devletler nasıl kara sularımızın dışında bulunan bütün gemilerimize el koymuşsa, biz de Marmara ve Boğazlarda seyreden yabancı gemilere el koymuştuk. İşte, 8 Kasım 1914 günü el koyduumuz Danmark da bu gemilerin arasındaydı. Gemiye hemen Türk Bayrağı çekilmiş, 1915'in Mayıs ayında da adı değiştirilerek Alemdar adı verilmişti.
Milli mücadelemizin yoğunlaştığı günlerde Anadolu'daki kuvvetlerimiz İnönü önlerinde Yunan ordusuyla karşı karşıya gelmişti. Ordunun, İstanbul'dan gizlice getirilecek olan silah ve mühimmat için hangi türden olursa olsun, çok sayıda deniz taşıtına büyük gereksinimi vardı. Fakat elimizde Karadeniz'in azgın sularına göğüs gererek bu malzemeyi sevketmeye uygun teknelerimiz yoktu. Olanı, biteni Gazal adlı küçücük bir römorkör ile karakol gemisi haline sokulmuş birkaç da gümrük motoru.. İstanbul'dan çürük çarık motorlarla kaçırılan silah ve cephane binbir güçlükle İnebolu'ya getiriliyor, oradan da ordu birliklerine teslim edilmek üzere karadan Ankara'ya doğru sevkediliyordu.
Gazi Alemdar Bu amaçla 21 Ocak 1921 akşamı kendini farkettirmeden bütün ışıkları sönük olarak Boğazı geçip Karadeniz'e açılmıştı. Korkunç bir fırtınada yol almaya çalışan küçücük kahraman en fazla 10 mil sürat yapabiliyordu. Çarkçıbaşı Kadıköylü Osman Efendi ile güverte lostromosu Recep Reis'ten başka bir makine lostromosu, iki yağcısı, üç ateşçisi iki de gemicisi vardı.
Gemi, Ereğli'ye selametle varmasına varmıştı ama liman reisinden aldıkları haber hiç de iç açıcı değildi. İstanbul'dan kaçtıkları çok geçmeden anlaşılmıştı. Zonguldak'taki Fransız liman reisi de C 27 borda numaralı Fransız gambotunu Alemdar'ı yakalamakla görevlendirmişti. Gemiye başka bir liman gerekiyordu. Bunun içinde en güvenli liman Sinop'tu. Bu kez gemiyi Sinop'a Üsküdarlı İsmail Hakkı Kaptan götürecekti. Makine yüzbaşısı Beykoz'lu Adil Efendi başmakinist, Mülazım-ı evvel Rizeli Ali Efendi de ikinci kaptan olarak hazır bulunacaktı.
Alemdar 26 Ocak'ı 27'ye bağlayan gece saat üç sularında yine ışıklarını söndürerek sessizce Ereğli Limanından ayrıldı. Rotası, kıyıdan fazla uzaklaşmadan Sinop üzerineydi. Ne var ki, çok geçmeden, çok hızlı bir teknenin üzerlerine gelmekte olduğunu farkettiler. Tehlikeyi sezen İsmail Hakkı Kaptan, gemiyi Fransızlara teslim etmektense karaya oturtmayı tercih etti. Ama gambottakiler, İsmail Hakkı Kaptan'ın aklından geçenleri sezmiş gibi ani bir dalışla Alemdar'la kıyı arasına girerek onu engellediler., sonra gelerek üzerine yanaştılar. İşgal kuvvetlerinin Karadeniz komodoru ve Zonguldak Liman Reisi Yüzbaşı Tilly, yanında birkaç Fransız askerle birlikte Alemdar'a geçerek doğruca kaptan köşküne çıktı. "Gemiyi İstanbul'dan buraya kimler kaçırdı?" diye sordu. Aklınca, gemiyi kaçıranları tutuklayıp İstanbul'a geri götürmeyi tasarlıyordu. "Onlar Ereğli'de kaldı!" diye yanıt verdi İsmail Hakkı Kaptan. "Ben gemiyi onlardan teslim aldım." "O halde Ereğli'ye onları bulmaya gideceğiz!" diye ağız değiştirdi. Sonra ne olduysa Fransız Yüzbaşı fikrini değiştirirek rotayı İstanbul'a çevirme emri verdi. Çaresiz, yüzbaşının emrine uymak zorundalardı. Ama ya bu emre uymamanın bir yolu varsa? ki, gerçektende vardı! İsmail Hakkı Kaptan'la yüzbaşı Adil bey sanki havadan sudan söz ediyorlarmış gibi yüzbaşıyı kuşkulandırmadan aralarında anlaştılar. Yüzbaşı Tilly yanlarında, Fransız gambotuda peşlerinde olduğu halde İstanbul'a doğru yola koyuldular.
Bababurun'A 11 mil uzaklıktaydalarki İsmail Hakkı Kaptan birden cebinden çıkardığı düdüğü var gücüyle öttürdü. Hemen arkasında da ne olduğunu anlayamayan Fransız askerinin üzerine atlayıp silahını alıverdi. Yüzbaşı Tilly dahil olmak üzere gemideki Fransız askerleri etkisiz hale getirilmişti. Ama fransız gambotu arkalarındaydı.
Ani bir dönüşle Ereğli rotasına dümen kırdılar. Ateşçiler ocağı fayrap etmişlerdi. makine büyük bir hızla çalışıyordu. Alemdar sanki ek yerlerinden dağılacakmış gibi büyük bir hızla dalgaları yarmaya başlamıştı. Gambottakiler durumu farkederek peşpeşe gemiye mermi yağdırmaya başladılar.
Serdümen Recep Reis kanlar içinde yere yığıldı. Adil Bey gambottaki topun başındaki eri vurmayı başardı. Alemdar'ın bacası delik deşik olmuştu. İstim basıncı düşen gemi başlangıçtaki hızını tutturamıyordu. Neyseki Ereğli uzaktan iyi-kötü seçilmeye başlamıştı. İsmail Hakkı Kaptan gemisini tekrar karaya oturtmayı denemek istediysede gambot ilkinde olduğu gibi yeniden kıyıyla aralarına girerek bunu engelledi.
Durumu farkeden Kahraman vatansever Ereğli halkımız kıyıdan Fransız gambotuna ateş etmeye başlamıştı. Gambotun komutanının vurulmasıyla yaşanan boşlukta İsmail Hakkı Kaptan Fransızlar'ın bir anlık gafletiyle Alemdar'ı uygun bir sığlığa otutuverdi. Zavallı Alemdar'ın gövdeside bacasıda delik deşik olmuştu.
Alemdar'da o gün 3 şehit verildi. Kahraman Kaptanı Alemdar'ı kıyıya oturtmasaydı batma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Kahraman Ereğli halkının yardımlarıyla Gemi dalgıçlarla olduğu yerde onarıldı. Sonrasında gemi kendi olanaklarını kullanarak oturduğu sığlıktan kurtulmayı başarırken takvimler 1921 yılının 5 şubat gününü gösteriyordu.
Bahriye Müfrezatı Kumandanlığı'nın emrine verilen Alemdar, tıpkı Gazal römorkörü, hatta 4 numaralı gümrük motoru gibi Trabzon Limanına üslenip Kurtuluş Savaşı boyunca Anadolu'da çarpışan kuvvetlerimize silah ve mühimmat taşıdı, durdu.
Cumhuriyetin ilanından sonra da 1924' te Seyr-i Sefain İdaresi'nin tahlisiye gemisi olarak 1959'a dek aralıksız çalıştırıldı. Ama artık hayli yaşlanmıştı. O yıl kadro dışı bırakılan gemi Büyükdere'ye kıçtan kara bağlandı. 1960'ta satıldı. bir süre tanker dubası olarak kullanıldı. 1964'te İsikurt, 1980'de Aksoy firması tarafından alındı. 1982'de hazin bir sonla sökülmek üzere son kez satıldı.
Alemdar'ın kahraman denizcilerimizin kalbindeki yeri yıllar boyunca hiç eksilmedi. Bu iki direkli , ince uzun bacalı, narin tahlisiye gemisi her dönemde, herkes tarafından hep "Gazi" Alemdar olarak anıldı..
Eser TUTEL Hocamızı Rahmetle anıyoruz..
Kemal ÇONTAY
|
 |
sayfa 7  |
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler
|