BM'nin küresel ısınma nedeniyle biliyorsunuz bir oturum yapıldı. Bu oturuma da dünyanın önemli liderleri katıldı. Dünya'da bu konuda kıpırdanma tüm dünya liderlerinin toplanmasına kadar geldi. Tabii Bush efendi kendini gene bu toplantının dışında tuttu. Bizim ülkemizde toplantıda başbakanımız tarafından temsil edildi. Erdoğan, bu toplantıda ilk defa olarak Türkiye'nin Kyoto'yu imzalayabileceği yönünde işaret verdi. Her ne kadar biz günlük koşuşturma arasında bunu kaçırdıysak da bu, önemli bir gelişme olarak görünüyor.
Geçtiğimiz günlerde Independent gazetesinde Konya’da kuraklık felaketi başlığıyla bir makale yayınlandı.
Gazeteye göre bir zamanlar Türkiye’nin tahıl ambarı olarak anılan Konya’da çevre felaketi tehdidi yaşanıyor.Küresel ısınma ve sulama amacıyla açılan binlerce kuyunun yol açtığı felaket, 30 yıl içerisinde Konya ve çevresinin dev bir çöle dönüşeceği öngörüsüyle sona eriyor.
Üşenmedim, küçük bir araştırma yaptım ve bundan 30.000 yıl önce İç Anadolu Bölgesi'nde Konya, Karapınar ve Karaman'ı içine alan büyük bir göl olduğu bilgisine ulaştım. Bu göl, tarih boyunca 3 önemli aşamada çekilme göstererek bugün geriye onlarca göl bırakmış Konya Ovası'nda.
Son dönemde geriye kalan göllerin de kurumaya başlamasıyla birlikte bir zamanlar Tethys Denizi, ardından Konya gölü olarak bilinen alan, 30 - 40 yıl sonra Konya Çölü haline dönüşmek üzere. Aynı habere göre Türkiye'de uygulanan yanlış tarım politikalarının da buna etkisi büyük.
Buğdaya verilen devlet yardımları sıfırlanınca, çiftçiler yaşamlarını kazanmak için daha çok su isteyen bitkiler yetiştirmeye başladılar. Örneğin Avrupa ve ABD’de olduğu gibi teşvik edilen şeker pancarı, buğdaydan 5 kat daha fazla suya ihtiyaç duyuyor; bu da ovada daha çok kuyu açılmasına neden oluyor. Sonuç, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olan Türkiye...
İklime uyum sağlayan 'tayga' denilen bitki örtüsü de çamur olup akan toprakla birlikte yok oluyor.
Uzmanlar, tehlikenin yüzeyde meydana gelen değişikliklerle sınırlı kalmayacağı ve sadece bu bölgeyi etkilemeyeceğinden endişeli.
Toprak, içinde tarih öncesi dönemin mikroplarını, bitki ve hayvan fosillerini de hapsetmiş durumda. Dolayısıyla, ısınmanın, donmuş durumda olan mikropların canlanmasına neden olmasından da korkuluyor.
Korkmaya başlasak iyi olacak. Hepsini birden okuyunca karakaygılı düşlerinize girebilir.
Ne oldu küresel ısınma? Seneye yazın gene gelir herhalde?
Hani yazın herkes kuruyan Alibeyköy barajının resimlerini koymuştu.
Daha kış gelmeden küresel ısınma kaçtı, şimdi böyle oldu :
(Bunu da ben koyayım bari)
Alıntı:
Yaz aylarının başlamasıyla birlikte kuruyan İstanbul'un barajları tekrar su tutmaya başladı. Birkaç ay öncesine kadar İstanbul'a su sağlayan 10 baraj arasında yer alan Alibey, Pabuçdere ve Kazandere'de su seviyesi yükselmeye başladı.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=601870
seneye yazın gene devam ederiz küresel ısınma felaket tellalığına..
Gönderelim Kyoto'ya iki Pabuçdere, Alibeyköy resmi, anlasınlar küresel ısınma var mıymış, yok muymuş?
İşte, onca rapor, gözlem, bilimadamına karşı; iki Pabuçdere, Alibeyköy resmi olayı çözüyor...
Bişey küresel ama, neyse bu artık?...Bilemiyorum.
En son Mustafa Urgancı tarafından Çrş 17 Ekm 2007, 12:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Valla onu küresel ısınmayı ispat etmek için kuruyan göl ve baraj resimleri koyan arkadaşlara
ben de anlatmaya çalıştım ama herkese anladığı şekilde cevap vermek lazım.
Küresel ısınma,sera gazları etkisi,fosil yakıtlarının ve petrole dayalı enerji sonucunda atmosfere çıkan zararlı gazlarla ilgili her türlü yayın,dünyaya sunulacak yeni bir enerji türünün sunum alt yapısını oluşturuyor.
Bu enerji türü büyük bir ihtimalle "Hidrojen enerjisi" olacaktır.Şimdiden bazı teknolojilerin geliştirilmesi ile kullanılan bu enerji,kullanımında,maliyet ve seri üretimler bakımından, rantabl hale getirilebildiğinde dünyaya arz edilecektir.
Böylece yeni bir enerji devi çıkacak(ABD,UK) dünya yeni bir enerji hakimiyeti altına alınabilecektir.
2012 yılında ingilterenin,tamamen hidrojene dönme yönünde kongre kararı vardır.
Hidojen(suteği) yandığında su buharı çıkartır. Su buharı da günevi(sera) etkisini arttırır. Ancak motorlarda yapılacak bir yoğuşturma dizgesi ile bunu en aza indiebilirsiniz.
Arkadaslar kuresel isinmayla ilgili bircok rapor var ama su anda gorulen artisin insan eliyle mi oldugu yoksa dunya sicakligindaki kaymadan mi oldugu kesinlik kazanmadi. Yani karbon emisyonu vs sanildigi kadar etkili olmayabilir.
Bir de gecmise yonelik arastirmalara baktiginizda genis anlamda atmosferde karbon artisi ile sicaklik artisi ayni zamanda olmakta gibi gorunuyor ama hangisinin hangisini degistirdigi kesin degil. Yani sicaklik artisi bir sekilde ornegin bazi molekullerin sudaki cozunurlugunu etkileyerek atmosferde daha cok karbon kalmasini sagliyor olabilir. Bunun gibi bircok teoriler arasinda karbondioksit nedeniyle olusan sera etkisi cok biliniyor cunku ABD eski baskan yardimcisi bir kampanya dahilinde tum dunyayi dolasarak bu teorinin tanitimini yapti. O nedenle de nobel baris odulu aldi. Ama aslinda olay cok daha karmasik ve henuz anlasilmamis bircok etken var...
O nedenle bence olabildigince az fosil kaynakli yakit tuketip agac dikmeye devam ama ayni zamanda bilimsel arastirmalara da devam...