Bu başlığı 3 sene önce 2004 yılında açtım, yazın bir türlü gelmeyişinden şikayet emiştim.
Diğer arkadaşların yorumlarını da okuyun, hepsi o zaman havaların soğukluğundan şikayet ediyor.
Zaten sadece ilk iki sayfadaki yorumlar o yıla ait, kimsenin umurunda değildi küresel "ısınma".
2005-2006 kışında gene soğuk hava rekorları kırıldı, hatırlayanlar vardır, çok sert ve soğuk bir kış
geçti. Sadece Türkiye'de değil, mesela Moskova'da yüzlerce kişi donarak öldü. Rusyada son 125
yılın en soğuk kışı olduğu açıklandı, New York'da son 60 yılın en yoğun kar yağışı olmuştu.
O zamanlar bu başlığa 2-3 sayfa daha yorum yapıldı.
Ta ki geçen kış çok ılıman geçti ve bu sene kuraklık oldu. İşte ondan sonra bu başlığa 250 tane
mesaj yazıldı. Birden küresel "ısınma" gelivermişti. Medyada artık her doğal afetin sorumlusu
küresel "ısınma" olarak verilmeye başladı, öyle felaket senaryoları yazılmaya başlandı ki millet
nerdeyse başına saksı düşse küresel ısınmadan zannedecek hale geldi. Hatta o hale geldi ki,
buzul çağına geri dönsek, "işte küresel ısınma yüzünden" diyecek millet.
- "Yahu donuyoruz?"..
- "Yok abi sen anlamamışsın, küresel ısınma böyle işte, soğuk da yapıyor arada.
Şimdi kuraklık oluyor ama hani geçende sel olmuştu ya, o da hep küresel ısınmadan."
Bu paranoya arttıkça, gazeteciler de haberlerine daha bir gaz verdiler, çünkü bu haberler harika
prim yapmaya başladı.
Şimdi bakınız size 1975 yılında Newsweek dergisinde yayınlanan bir makalenin linkini vereyim :
http://denisdutton.com/cooling_world.htm
Burada bilim adamlarına göre dünyanın sonu geliyor. Felaket senaryoları aynı,
ancak ufak bir fark var, dünya soğuyor ve kaçışımız yok.
Bilim adamlarına göre dünyaya ulaşan güneş ışınları 10 yılda %1.3 azalmış,
bunun sonucunda küçük buz devri gelebilirmiş. Gene Times dergisinde kutuplardaki buzların
çoğaldığını yazıyor, hatta 100 yıldır böyle benzer felaket senaryoları yazılagelmiş.
http://www.businessandmedia.org/specialreports/20 ...andice.asp
Bazen dünya donuyor, bazen de ısınıyor, pek karar verememişler ama sonumuz felaket, o kesin.
Peki neden medya bu felaket senaryolarını çok seviyor?
Çünkü insanlar çok seviyor.
Nasıl ki yüzyıllardır Nostradamusun kehanetlerini bekleyenler var,
aynı insanlar, bu felaket senaryolarının "bilim adamı" destekli versiyonlarını okuyunca
nasıl coşuyor görün işte.
Küresel ısınmayı tam olarak algılamadan yorumlar yapmak gerçekçi sonuçlara ulaşmada sıkıntı yaratabiliyor. Dünya üzerinde birçok bilimsel araştırmaların yapılması, bu konunun üzerine gidilmesi, felaket haberciliğinden çok daha farklı, önemli unsurlar içermekte maalesef. Keşke dediğiniz gibi küresel ısınma "yapay" bir senaryo olsaydı.
Bu tarz iklim, sıcaklık değişiklikleri ortalama her 100 yılda bir oluyor, insan hayatını da geniş bir yuvarlama yaparak 100 yıla ayarlarsak, insanın ömrü boyunca kıtlık yaşama gibi bir şansı mevcut. Buna kimsenin itirazı olmadığını sanıyorum.
Burç'un "wiki" grafiğindeki değerler binlerce yıl önceki buz çağından kalma sıcaklık "değişim" değerleri, sıcaklık değerleri değil. O zamanki değerleri referans olarak kullanıp günümüze uyarlamak gerçekçi olmadığı gibi bu tarz değişimler zaten olmakta.
Kendi koyduğum grafikteki değerler, günümüze kadar olan "temperature anomaly", yani sıcaklık değişimlerindeki denksizliği gözler önüne seriyor, sıcaklık değişikliğini değil. Böyle algılayıp değerlendirirsek durumun önemini daha rahat kavrayabiliriz.
Küresel ısınmayla alakalı yapılması ve yapılmaması gereken şeyler var. Küresel ısınmayı görmezden gelmek şu dakikadan sonra kendimizi kandırmaktan öteye gitmez. Küresel ısınmayı ve sonuçlarını Allah'ın işi olarak değerlendirmek bize en büyük zararı verecektir. Doğanın insanoğlundan daha güçlü olduğunu bildiğimize göre, dünyanın bunun da üstesinden geleceğini bilmek, düşünmek ve bunun için çabalamak en mantıklısı olacaktır.
Ben de medyanın felaket tellallığını yaptığını düşünüyorum, fakat varsayalım ki gerçekten felakete sürükleniyoruz, peki neden hala felaket haberlerini sadece izlemekle yetiniyoruz ?
Türkiye'de medyanın şöyle bir özelliği var, dediğiniz gibi önem arzeden bir sorunu dünyanın sonu gelmiş şekilde yansıtması insanlarımızı karamsarlığa itiyor. Medyanın haber anlayışında çözüm önerilerine de daha çok yer vermesi gerekiyor.
Şöyle birşey de var, bildiğiniz gibi Türkiye'de bir konuda önlem alınması için birilerinin zarar görmesi, ölmesi gerekir niyeyse. Belki de bazıları felaket yaşamamızı bekliyor ki önlem almaya başlayalım. Bu önlemler de ülke bazında olmadığı için, küresel önlemler gerektiği için organize bir hareket daha zor oluyor. Kyoto Protokolü ve benzeri durumlar da ülkeler bazında hoşnutsuzluklar.
Sayın Alper bey, Bizler insan olarak, tabiatımız dahilinde alıştığımız bir türlü yaşamı değiştirebilmemiz çok
zordur. Zengin olsak, fakir olsak veya ikisinin de ortasında olsak buna göre hiç farketmez. Mesela, karbondioksidi azaltmak için kimler otomobillerini park edip de umumi nakliyat araçlarından istifade edecek. Beş dakikalık ötede olan bakkala bile otomobille gidiyoruz. Bütün ilerlemiş milletlerin ekonomileri
elde olan yakıtlara dayanıyor, hangisi ilk adımı atsın? Onun için insanlık bu konuda ayak sürütüyor ve onun
için bu soruna kolay bir cevap bulunamıyor. Her ayrı bir millet kendilerine faydalı veya kazançlı olan şeyleri feda etmeye gelemiyor. Mesela bakın Brezilyaya, dünyadaki tropikal yağmur ormanlarının hemen hemen yüzde otuzu orada. Günde 200 futbol sahasından fazla ağaç kesiyorlar bu ormanlarda. Bazıları açılan araziyi ekim için kullanmak dolayı ile ve bazıları da bu sert ağaçları dışarıya satmek sebebi ile.
Bu ormanların azalması da iklim değişmesine yüz veriyor. Bu da Brazilyaya kazanç verdiği için Brezilya herhangi bir milletler arası anlaşmaya çok yaklaşmiyor.
Bu yüzden küresel ısınma meselesini halletmek güçlü olacak.
Bazı arkadaşlar küresel ısınmadan,bazıları soğumadan,kimi bunun doğruluğundan,kimi de yanlışlığından bahsetmiş. Doğru olan birşey varki; doğal kaynaklarımızı doğru kullanmadığımız,müsrif davrandığımız ve fütursuzca kirlettiğimiz. Birde kaynak kullanımındaki denetimsizlik var. Daha bugünkü haberlerde vardı Akşehir gölü kurumuş... Buna benzer birçok haber okuyoruz. Sebebi ne; bildiğim kadarı ile insanımızın sulama amaçlı olarak suları denetimsiz ve hatalı bir şekilde kullanması... Sıkı denetim şart ve doğal kaynakların kullanımının verimlileştirilmesiyle tasarruf tedbirlerine başlanması gerekiyor.
Ben küresel ısınma denilince aklıma insanların ozon tabakasını parfümlerle,çöplerle vb. şeylerle deldiler ve ozon tabakası bizi güneşin zararlı ışınlarından korurken artık koruyamaz oldu.
Bilim adamlarının bahsettiği küresel ısınma ile medyanın pompaladığı felaket senaryoları
arasındaki uçurum o kadar büyük ki, korkarım çoğu kişi hayal kırıklığına mahkum.
Her yaz havalar ısınınca küresel ısınma geldi zannedenlere bir sorun bakalım kaç tanesi
biliyor 2100 yılında kaç derece daha ısınacakmış dünya?
2 derece.
Yöresel değişimler hep olmuş ve hep olacaktır. Sahara çölü de bir zamanlar yemyeşilmiş.
Arizona ısınır, başka yerde sel olur ama dünyanın sonu değil bu. Abartmaya gerek yok.
Merhaba, buradaki bilgilere ne yazık ki katılamıyorum. Belki baktığımız, okuduğumuz kaynaklar farklıdır. Küresel ısınma artık bir olgu, hayali ya da kurgu bir konu değil. Bunu ancak Amerika'da Bush gibi birkaç kişi inkar edebiliyor, onlarında danışmanları artık kendilerine saçmalama demeye başladı. Ne yazık ki tahmin edilenden daha da hızlı bir şekilde ısınıyor küre. Ve burada bahsedilen normal çağlar yani milyonlarca yıl içinde gerçekleşen değişim değil, insan eliyle 150-200 yıl gibi çok kısa sayılabilecek zaman dilimindeki bir değişimi ifade ediyor. Tabii dünya için çok da fazla birşey değişmeyebilir, dünya varolmaya devam edebilir ama insanoğlu bu yoğunlukta dünyada yaşamaya devam edemeyebilir. Ve bu da dünyanın bahsettiğiniz şekilde sadece 2 derece ısınması sonucunda olabilir.
Yani şöyle bir düşününce 2 derece nedir ki gibi gelebilir. Ama sözkonusu olan koskoca bir atmosfer. Yani bahçenizdeki havuzun suyunun 2 derece artmasından bahsetmiyoruz. Kaldı ki belli derecelerde yaşamaya alışmış koskoca da bir canlı dünyası var, cansız dünyası da (yerkürenin iç katmanları vs) nasıl etkilenir bilinmez. Bu belki şöyle anlatılabilinecek birşey, insanın vücudu 37 derecede çalışır. Gerek organlarımız, gerek beynimiz, gereksede küçükten küçüğe iş yapan enzimlerimiz vs hep bu derecede optimum çalırlar. İnsan hastalandığında bu derecesi artar, yerine göre sadece bir derecelik bir artış bile vücudun bu dengesini altüst eder, enzimler iyi çalışamaz, hayaller görmeye başlanır vs. Vücud hemen eski derecesine dönmeye çalışır. Aynı şekilde insan soğuk suya girdiğinde ısı kaybetmeye başlar ve bu da dengesini bozar, normal derecesine dönmeye çalışır. Şimdi dünyanın durumu da biraz böyle, kendisinin alışkın olduğu bir derece aralığı var ve geçici olarak bunun üstüne ya da altına indiğinde çıktığında kompanse edecek mekanizmaları var. Karbon gazları dünyanın ısınmasına yol açıyor. Bu kanıtlanmış bir gerçek. Dünya da bu karbonu emecek mekanizmalara sahip aslında. Fakat azaltmaya çalıştıkça, karbon miktarında azalma olmuyor, hatta tam tersine sürekli olarak daha da artıyor, çünkü bunun sebebi insanoğlunun yaptığı üretimler ve bu üretimde azalmıyor, ya da kesilmiyor. Azalmayan karbon da küreyi ısıtmaya devam ediyor ve bu gidişle de devam edilecek. Bu iki derece iklimin kökten değişmesi anlamına geliyor. Yani ufaktan ufaktan havada anormallikleri görmeye başladık işte. Aşırı ılıman bir kış, kurak bir bahar ve epey sıcak bir yaz geçirdik. Yani birşeyi kabullenmek için illa bu uyarıların felaket düzeyinde yaşanmasını mı bekleyeceğiz?
Eleştirinizde birşeye katılıyorum. Medyanın pompalamasına ve kötümser olan bir tabloyu hemen daha da karartmasına. Bu benimde katıldığım bir yorum. Varolanı iki misli daha kötü gösteriyorlar ve insanların korkularınının geçici olarak köpürmesine yol açıyorlar. Ondan sonrada hepberaber hızlı bir unutma yaşıyoruz. Bu, aynı zamanda sorunları gerçekten iyi analiz etmemizi ve ona göre tedbir almamızı da önlüyor ne yazık ki. Küresel ısınma konusunda da aynı şeyleri yaşıyoruz. Bugünlerde havalar biraz soğuduğu için hemen küresel ısınma gündemimizden düşüverdi. Sanki böyle bir olgu yokmuş gibi.
En son Murat Kandemir tarafından Çrş 19 Eyl 2007, 10:21 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Yaz boyunca medyamızda kopartılan KÜRESEL ISINMA artık kış olmayacak sadece sıcak olacak yaygaralarının bugün çürüdğünü düşünüyorum. Çünkü İstanbul'da bugün KÜRESEL ISINMA DEĞİL KÜRESEL SOĞUMA VARDI.
Küresel ısınma ile bizim basınımızın ne anladığını çok merak ediyorum onlar herhalde kuraklık sefalet çöl kışın olmayacağı kutupların eriyip heryeri suların sellerin basacağı bir dünya hayal ediyorlar. Ama bu onların hayal gücünden başka birşey değil. Küresel Isınma varmı yokmu tartışılır ama yaz boyunca koparılan ARTIK KIŞ OLMAYACAK safsatası bugün İstanbul'daki Soğuk hava ile yıkıldığını sanıyorum.